İdareye Açılacak Tazminat Davasının Tanımı ve Türleri
İdareye açılacak tazminat davası, idarenin hukuka aykırı eylem ve işlemleri sonucunda bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amacıyla açılan tam yargı davasıdır. İdarenin işlem ve eylemleri sonucunda kişilerin malvarlığında veya manevi varlığında meydana gelen zararlar bu dava yoluyla giderilir.
İdare hukukunda dört çeşit tam yargı davası bulunmaktadır. Bunlar; idarenin eylem ve işlemleriyle zarar vermesi halinde zarara uğrayanların açtığı tazminat davaları, hukuka aykırı şekilde idarenin hesabına geçen bir malvarlığının veya parasal değerin geri alınması talebiyle açılan istirdat davaları, vergi yükümlüsünün verginin esasına veya miktarına karşı açtığı vergi davaları ve idari sözleşmelerin uygulanması sırasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin tam yargı davalarıdır.
Tam Yargı Davası ile İptal Davasının Karşılaştırılması
İptal davası, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemlerin geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırılması amacıyla açılır ve davanın konusunu yalnızca idari işlemler oluşturur. Bu davanın açılabilmesinde en önemli şart menfaat ihlalinin varlığıdır. Tam yargı davası ise idari işlem ve eylemlerden doğan zararların giderilmesi amacıyla açılmakta olup, bu davanın açılabilmesi için davacının kişisel hakkının ihlal edilmiş olması gerekir.
İptal davası ile tam yargı davası birlikte açılabileceği gibi, iptal davası sonucunda verilen iptal kararından sonra da tam yargı davası açılabilir. İptal kararının ardından ayrı bir tam yargı davası açılması halinde, kesinleşen iptal kararının tebliğinden itibaren davacının 60 gün içerisinde tam yargı davasını açması zorunludur.
Hizmet Kusuru ve Kusursuz Sorumluluk İlkeleri
Hizmet kusuru, idarenin kamu hizmetini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemesi sonucu ortaya çıkan hukuka aykırılıktır. Hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumlarında idarenin hizmet kusuru nedeniyle zarara uğrayan kişi, zararının tazmin edilmesi için idare aleyhine tam yargı davası açabilir.
Kusursuz sorumluluk hallerinde idarenin kusuru araştırılmaksızın illiyet bağının varlığı yeterli kabul edilmekle birlikte, zararın idarenin hukuka aykırı işlem veya eyleminden doğmuş olması da aranabilmektedir. Sosyal risk ilkesinde ise idarenin önlemesi beklenen ancak önleyemediği tehlikelerin sebep olduğu ve toplumsal yaşamın kaçınılmaz neticesi sayılan zararlar bakımından kusursuz sorumluluk esası benimsenmektedir.
İdari Eylemlerde Ön Başvuru Şartı ve Dava Açma Süreleri
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, idari eylem dolayısıyla hakkı zedelenen kişilerin dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirimle veya başka şekilde öğrendikleri günden başlayarak bir yıl ve her durumda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri şarttır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
İdareye yapılan başvuruların kısmen veya tamamen reddi halinde, ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde dava açılabilir. Yapılan başvuru hakkında otuz gün içinde idarece bir cevap verilmediği takdirde ise bu otuz günlük sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Kanunla idareye başvuru zorunluluğunun öngörüldüğü durumlarda başvuru yapılmadan idari dava açılması hali idari merci tecavüzü oluşturur. Buna karşılık 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesi halinde, sonradan idari yargı mercilerinde açılacak davalarda idareye başvurma şartı aranmaz.
Yargı Kararlarının Uygulanmaması Nedeniyle Tazminat Sorumluluğu
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 1. fıkrasına göre Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinin esasa veya yürütmenin durdurulmasına dair kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin eylemde bulunmaya ya da işlem yapmaya mecburdur. Bu zorunluluğun ifası kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir durumda otuz günü geçemez. Mahkeme kararlarına göre işlem yapılmayan veya eylemde bulunulmayan durumlarda idare aleyhine Danıştay ve yetkili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinde düzenlenen mahkeme kararlarının uygulanmaması sebebiyle açılacak tazminat davalarında dava açılması için idareye başvuru şartı öngörülmemiştir. Yargı kararlarının öngörülen sürede kamu görevlilerince yerine getirilmemesi durumunda tazminat davası kamu görevlisine karşı değil, ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
Tazminat Talebinin Artırılması ve Mahkeme Kararının İcrası
Tam yargı davasında adli yargı uygulamasından farklı olarak, dava açıldıktan sonra maddi tazminat istemi ile birlikte manevi tazminat talebi de bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir.
Mahkeme kararının ardından davacı veya vekili; hükmedilen tutar ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yatırılacağı banka hesap numarasını davalı idareye bildirir. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu meblağ, bildirim tarihinden itibaren maddenin birinci fıkrasında düzenlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaba yatırılır. Kanunda öngörülen süreler içinde ödeme yapılmaması durumunda karar, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 6. fıkrası gereğince tazminat ve vergi davalarında idarece, kararın idareye tebliğ edildiği tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında kalan döneme 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ödenir. Bununla birlikte mahkeme kararının davacı tarafa tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre bakımından faiz işlemez.
İdari eylemlerden doğan zararlar için dava açmadan önce idareye başvurmak zorunlu mudur?
Kural olarak evet; eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir. Ancak 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, adli yargıda açılıp görev yönünden reddedilen davaların ardından idari yargıda açılacak tam yargı davalarında bu ön başvuru şartı aranmaz.
Mahkeme kararının süresi içinde uygulanmaması durumunda tazminat davası kamu görevlisine karşı açılabilir mi?
Hayır, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin 4. fıkrası gereğince kararın yerine getirilmemesi halinde tazminat davası kamu görevlisine karşı değil, ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
Tam yargı davasında manevi tazminat miktarı sonradan artırılabilir mi?
Evet, adli yargı usulünden farklı olarak tam yargı davası açıldıktan sonra manevi tazminat talebi maddi tazminatla birlikte bir defaya mahsus artırılabilir.
İdareden tazminat alacağında tecil faizinin işlemediği bir dönem var mıdır?
Evet, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre için faiz işlemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

