Yardım nafakası, destek olunmadığı takdirde yoksulluk tehlikesiyle karşılaşacak altsoy, üstsoy ve kardeşlerin geçim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 364/1 uyarınca düzenlenen bir aile hukuku yükümlülüğüdür. Kanun koyucu aile içi dayanışmayı korumayı hedeflerken, m. 364/3 hükmüyle eşlerin ve ana babanın evlilik birliğinden doğan bakım borçlarına ilişkin özel kurallarını saklı tutmuştur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Bakım Borcunun Kapsamı ve Eğitim Sürecinde Nafaka
Ana ve babanın müşterek çocuklarına yönelik temel bakım borcu, Türk Medeni Kanunu m. 328/1 çerçevesinde kural olarak çocuğun erginliğe erişmesiyle sona erer. Buna karşılık reşit olan evladın öğrenim hayatının devam etmesi halinde bakım yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkmaz. Türk Medeni Kanunu m. 328/2 gereğince ana ve baba, somut durum ve koşulların haklı gösterdiği ölçüde ve imkanları elverdiği nispette, çocuğun eğitimi neticeleninceye kadar bu desteği temin etmekle mükelleftir. Bu özel yükümlülüklerin haricinde kalan veya sonlanan hallerde ise genel yardım nafakası mekanizması işletilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Nafaka Yükümlülerinin Sırası ve Kardeşlerin Sorumluluğu
Türk Medeni Kanunu m. 365/1 uyarınca yardım nafakası davasının kanunda öngörülen mirasçılık sırası dikkate alınarak ikame edilmesi zorunludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2015/15058, K. 2016/2662 sayılı kararında açıklandığı üzere, kan hısımlığında kabul edilen zümre sistemi nafaka taleplerinde de geçerlidir. Bu kapsamda ilk basamakta talepte bulunan kişinin altsoyu, ikinci basamakta ana ve babadan oluşan üstsoyu, üçüncü basamakta ise kardeşleri yer almaktadır. Sıradaki öncelikli hısımlardan talepte bulunma imkanı mevcutken bir sonraki zümreye müracaat edilemez. Dolayısıyla altsoyundan yardım nafakası alan ya da alabilecek durumda olan kimsenin kardeşine yönelttiği talebin reddi gerekmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 365Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/15058, K. 2016/2662Kaynağı aç
Kardeşlerin yardım nafakası ödeme yükümlülüğü kanunda özel bir koşula bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu m. 364/2 hükmü uyarınca, kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlıdır.
Nafaka Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet Dengesi
Türk Medeni Kanunu m. 365/2'ye göre yardım nafakası davası, davacının zorunlu geçim gereksinimleri ile karşı tarafın iktisadi ve mali kapasitesine denk bir yardım talebini konu edinir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/17247, K. 2017/6724 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, nafaka borçlusunun geçim darlığına sürüklenmemesi temel ilkedir. Hâkim, Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete uygun kullanarak, talep edenin geçim ihtiyacı ile borçlunun geliri arasında ölçülü bir denge kurmak durumundadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17247, K. 2017/6724Kaynağı aç
Yardım nafakası isteyen kimsenin kendi kusurlu davranışlarıyla darlığa düşmüş olması, borçluyu nafaka sağlama mükellefiyetinden kurtarmayacağı gibi ailevi bağların kopmuş veya zayıflamış bulunması da yükümlülüğü sona erdirmez. Ne var ki nafakanın borçluların biri veya birkaçı üzerinden tahsilinin hakkaniyeti zedelediği durumlarda, hâkim Türk Medeni Kanunu m. 365/3 uyarınca nafaka borcunu indirebileceği gibi tamamen de kaldırabilir.
Borcun Paylaştırılması ve Mali Gücün Bulunmaması
Yardım nafakası borcu kanunen teselsül esasına dayanmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2015/15058, K. 2016/2662 sayılı kararı doğrultusunda, aynı zümrede ve sırada birden çok nafaka borçlusunun yer alması durumunda hükmedilecek nafaka miktarı, bu kişilerin bireysel mali ve ödeme güçleri oranında taksim edilmelidir.
Herhangi bir geliri, mal varlığı ya da çalışma olanağı bulunmayan ve dolayısıyla ödeme kudretinden yoksun olan bireyler aleyhine yardım nafakasına hükmedilmesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2016/20001, K. 2017/13266 sayılı kararında ifade edildiği üzere, mali gücü bulunmayan ana aleyhine yöneltilen yardım nafakası istemi reddedilmelidir. Yine aynı ilam uyarınca, birden fazla yükümlünün davalı konumunda yer aldığı uyuşmazlıklarda infazda tereddüt yaratmayacak şekilde her bir davalının üstleneceği meblağ mahkeme ilamında tek tek gösterilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20001, K. 2017/13266Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Dava Tarihinin Hükme Etkisi
Yardım nafakası davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4/1 uyarınca Aile Mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yargı çevrelerinde uyuşmazlık Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlanır. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu m. 365/6 gereğince taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca m. 365/4 doğrultusunda nafaka alacaklısına fiilen bakmakta olan resmî kurumlar ile kamu yararına çalışan kurumlar da bu davayı ikame etme salahiyetine sahiptir.
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu m. 365/5 hükmünce talep vuku bulduğu takdirde hâkim, irat suretiyle ödenmesi kararlaştırılan nafakanın sonraki yıllarda tarafların sosyal ve mali vaziyetlerine paralel olarak ne ölçüde ödeneceğini peşinen belirleyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/5808, K. 2016/10152 sayılı ilamında belirtildiği gibi nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir hakkın tespiti ve tahsili mahiyetinde olup dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Dolayısıyla gerek nafakanın belirlenmesinde gerekse sonradan açılan indirim davalarında indirim hükmü ilamın kesinleşme anından değil, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5808, K. 2016/10152Kaynağı aç
Yardım nafakası hangi durumlarda kendiliğinden veya dava yoluyla sona erer?
Yardım nafakası alacaklı veya borçlunun vefatı ile hukuken kendiliğinden son bulur; alacaklının muhtaç halinin ortadan kalkması ya da borçlunun iktisadi ödeme gücünü kaybetmesi durumlarında ise nafakanın kaldırılması amacıyla mahkemeye dava açılması ve somut durumun ispatı gereklidir.
Kardeşe karşı yardım nafakası davası açılabilmesinin yasal şartları nelerdir?
Kardeşe karşı dava ikame edilebilmesi için talepte bulunanın altsoy ve üstsoyunda nafaka borçlusu bulunmaması yahut bu kişilerden yardım temin edilememesi ve aleyhine dava yöneltilen kardeşin refah durumunda bulunması şarttır.
Reşit olup tahsili devam eden çocuk ana babasından nafaka talep edebilir mi?
Çocuk erginliğe ulaşmış olsa dahi eğitim hayatı sürüyorsa Türk Medeni Kanunu m. 328/2 uyarınca ana ve baba, hal ve şartların haklı kıldığı ölçüde eğitimin tamamlanmasına dek çocuğun bakımını temin etmekle mükelleftir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

