Yardım Nafakası Nedir ve Kanuni Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Yardım Nafakası Nedir ve Kanuni Şartları Nelerdir?

Yardım nafakası, destek olunmadığı takdirde yoksulluk tehlikesiyle karşılaşacak altsoy, üstsoy ve kardeşlerin geçim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 364/1 uyarınca düzenlenen bir aile hukuku yükümlülüğüdür. Kanun koyucu aile içi dayanışmayı korumayı hedeflerken, m. 364/3 hükmüyle eşlerin ve ana babanın evlilik birliğinden doğan bakım borçlarına ilişkin özel kurallarını saklı tutmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Madde 364- Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. B. Dava hakkı

Bakım Borcunun Kapsamı ve Eğitim Sürecinde Nafaka

Ana ve babanın müşterek çocuklarına yönelik temel bakım borcu, Türk Medeni Kanunu m. 328/1 çerçevesinde kural olarak çocuğun erginliğe erişmesiyle sona erer. Buna karşılık reşit olan evladın öğrenim hayatının devam etmesi halinde bakım yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkmaz. Türk Medeni Kanunu m. 328/2 gereğince ana ve baba, somut durum ve koşulların haklı gösterdiği ölçüde ve imkanları elverdiği nispette, çocuğun eğitimi neticeleninceye kadar bu desteği temin etmekle mükelleftir. Bu özel yükümlülüklerin haricinde kalan veya sonlanan hallerde ise genel yardım nafakası mekanizması işletilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. III. Dava hakkı

Nafaka Yükümlülerinin Sırası ve Kardeşlerin Sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu m. 365/1 uyarınca yardım nafakası davasının kanunda öngörülen mirasçılık sırası dikkate alınarak ikame edilmesi zorunludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2015/15058, K. 2016/2662 sayılı kararında açıklandığı üzere, kan hısımlığında kabul edilen zümre sistemi nafaka taleplerinde de geçerlidir. Bu kapsamda ilk basamakta talepte bulunan kişinin altsoyu, ikinci basamakta ana ve babadan oluşan üstsoyu, üçüncü basamakta ise kardeşleri yer almaktadır. Sıradaki öncelikli hısımlardan talepte bulunma imkanı mevcutken bir sonraki zümreye müracaat edilemez. Dolayısıyla altsoyundan yardım nafakası alan ya da alabilecek durumda olan kimsenin kardeşine yönelttiği talebin reddi gerekmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 365Kaynağı aç
Madde 365- Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. C. Korunmaya muhtaç kişiler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/15058, K. 2016/2662Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/15058 E.  ,  2016/2662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili 23.10.2007 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan, …, … ve …'ün annesi, …, … ve …'ın kızkardeşi olduğunu, müvekkilinin eşinden boşandığını, bir süre çocuklarıyla yaşadığını, çocukları evlendikten sonra yalnız yaşamaya başladığını, babasından dolayı aldığı aylık 300,00 TL yetim aylığı ve davalı oğlu …'den mahkeme kararıyla aldığı aylık 100,00 TL yardım nafakası dışında hiç bir gelirinin bulunmadığını belirterek; müvekkilinin davalı oğlu …'den aldığı aylık 100,00 TL nafakanın 500,00 TL'ye yükseltilmesini ve diğer davalıların her birinin ayrı ayrı müvekkiline aylık 500,00 er TL yardım nafakası ödemelerine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 27.10.2009 tarihli ilamla, davalı …'in ödediği aylık 100,00 TL nafakanın karar tarihinden itibaren 50,00 TL artırılarak aylık 150,00 TL’ye çıkartılmasına, … ve … hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile her bir davalının aylık ayrı ayrı davacı annelerine 150,00 TL ödemelerine, davalı … ve … hakkında açılan davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hükmü, davacı vekili ile davalılardan … vekili temyiz etmiştir. Dosyanın temyiz incelemesi Dairemizce yapılmış, 24.02.2011 tarih, 2010/21819 E.; 2011/2761 K. sayılı ilamla, mahkemenin kısa kararın 3.fıkrasında davalı … hakkındaki davayı kısmen kabul ederek, dava tarihinden itibaren aylık 150,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline karar verdiği, buna rağmen gerekçeli kararda bu davalı hakkında herhangi bir hüküm tesis etmediği, böylece, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki doğduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek; davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile aylık 100,00 TL olarak ödenmekte olan nafakanın aylık 50,00 TL artırılarak aylık 150,00 TL'ye çıkartılmasına, davalılar … ve … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile her bir davalıdan aylık 150,00 TL nafaka tahsili ile davacıya ödenmesine, davalı … hakkındaki davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren aylık 150,00 TL yardım nafakasının davalıdan tahsiline, davalılar … ve … hakkındaki davanın reddine, nafakaların 1 yıllık sürenin bitiminden itibaren her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılarak uygulanmasına karar verilmiş, hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; yardım nafakası istemine ilişkindir. Temyize konu uyuşmazlık; davalı kardeş …'un, davacıya yardım nafakası ödeme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Kural olarak herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile anne ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır.(TMK m.364) Türk Medeni Kanunu’nun 364-366. maddeleri arasında düzenlenen yardım nafakası, sınırlı şekilde sayılan akrabaların birbirlerine karşılıklı olarak yardım etme yükümlülüğüne dayanmakta olup, kanun, nafaka ile yükümlü olanları tek tek saymıştır. Bunun dışındaki kimselerin nafaka verme yükümlülüğü yoktur. Yardım nafakası ilişkisinin tarafları; üstsoy, altsoy ve kardeşlerdir. Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. (TMK m. 365) Nafaka alacaklısı kişi, miras hukuku kuralları çerçevesinde ilk olarak kim ya da kimler kendisine mirasçı olacaksa öncelikle onlardan yardım nafakası talebinde bulunabilir. Mirasçılıktaki sıra takip edilmeksizin açılan yardım nafakası davasının dinlenme olanağı yoktur. Mirasçılıkta ilk sırada yer alan kişi veya kişiler, yoksulluğa düşen kişinin yardım nafakası talebini yerine getiremediği durumlarda, daha sonra mirasçı olacak kişilerden nafaka talebinde bulunulabilir. Türk Medeni Kanunun'da kan hısımlığı mirasçılığında zümre sistemi kabul edilmiş olup, nafaka yükümlüleri arasında ilk sırada, yardım nafakası talebinde bulunanın altsoyu, ikinci sırada üstsoyu olarak ana ve babası, üçüncü sırada ise refah halinde olması koşuluyla kardeşleri yer alır. Buna göre yardım nafakası talebinde bulunan kişi öncelikle altsoyuna başvurmalıdır. Nafaka talep edecek olan, bir ön sırada nafaka borçlusu bulunduğu sürece, bir sonraki sırada yer alan nafaka yükümlüsüne başvuramaz. Aynı sırada birden fazla nafaka yükümlüsü varsa, ödenecek olan nafaka miktarı, ödeme güçleri oranında paylaştırılır. Zira nafaka yükümlülüğü müteselsil bir borç doğurmaz. Nafaka alacaklısı, çocuklarının ve anne babasının ödeme gücü olmadığını ispat etmedikçe, refah içerisinde olan kardeşinden yardım nafakası talep edemez. Hal böyle olunca, mahkemece; mirastaki tertip sırasına göre karar verilmesi gerektiği ilkesinden hareketle, davacının alt soyu bulunduğuna ve alt soyunun davacıya nafaka ödemesine karar verildiğine göre, davalı kardeş … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kardeşlerin yardım nafakası ödeme yükümlülüğü kanunda özel bir koşula bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu m. 364/2 hükmü uyarınca, kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlıdır.

Nafaka Miktarının Belirlenmesi ve Hakkaniyet Dengesi

Türk Medeni Kanunu m. 365/2'ye göre yardım nafakası davası, davacının zorunlu geçim gereksinimleri ile karşı tarafın iktisadi ve mali kapasitesine denk bir yardım talebini konu edinir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/17247, K. 2017/6724 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, nafaka borçlusunun geçim darlığına sürüklenmemesi temel ilkedir. Hâkim, Türk Medeni Kanunu m. 4 uyarınca takdir yetkisini hukuka ve hakkaniyete uygun kullanarak, talep edenin geçim ihtiyacı ile borçlunun geliri arasında ölçülü bir denge kurmak durumundadır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17247, K. 2017/6724Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/17247 E.  ,  2017/6724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı …'in babası, diğer davalı …'in ise kardeşi olduğunu, kendisinin 5 yıl önce eşinden boşandığını, maddi durumunun iyi olmadığını ve geçim sıkıntısı çektiğini, davalıların ise maddi durumları çok iyi olmasına karşın kendisine yardım etmediklerini ileri sürerek, her bir davalıdan ayrı ayrı aylık 500'er TL yardım nafakasının tahsilini istemiştir. Davalılar, açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının her biri reşit olmak üzere beş çocuğunun olduğunu ve davacının mirasçılıktaki sıra gereği davayı öncelikle kendi çocuklarına açması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece, davanın her iki davalı yönünden kısmen kabulü ile, dava tarihinden geçerli olmak üzere 150 TL yardım nafakasının davalı …'ten, 250 TL yardım nafakasının davalı …'ten alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılarca temyiz edilmiştir. 1-Davalı …'in temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 5219 ve 5236 sayılı yasalar ile HUMK. nun 427.maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01.01.2016 tarihinden itibaren 2.190 TL'ye çıkarılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E-2005/235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır. Hüküm, aralarında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan davalılardan her biri için ayrı ayrı hüküm altına alınan yılılk nafaka miktarı itibariyle kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 1989/3 E-1990/4 K sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay'ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan …'in temyiz isteminin REDDİNE, karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı …'in temyiz itirazlarına yönelik olarak yapılan incelemede; Dava ;yardım nafakası istemine ilişkindir. TMK.'nun 364/1.maddesinde; "herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür". Aynı maddenin 3.fıkrasına göre de, "Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır." TMK.'nun 365/1 maddesinde; "Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır" hükmüne yer verilmiştir. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir. Ne var ki; bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. Bunun için belirlenen nafakanın; davacının geçinmesi için gerekli, nafaka yükümlüsünün geliriyle orantılı olacak şekilde TMK.'nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek takdir edilmesi gerekir. Somut olayda; davacı, davalı kardeşi Mustafa'dan nafaka isteminde bulunmuştur.Ancak davacıya ait nüfus kayıt örneği incelendiğinde, davacının her biri reşit 6 çocuğunun olduğu anlaşılmaktadır. O halde, davacı öncelikle alt soyu olan çocuklarından nafaka isteminde bulunabilir. Eğer onlar da yoksul ise, ancak o taktirde kardeşlerinden yardım nafakası isteyebilir. Eş söyleyişle nafaka davası mirasçılıktaki sıra gözönünde tutularak açılmalıdır. Mahkemece; TMK' nun 365/1. maddesi gereğince mirastaki tertip sırası gözetilerek, öncelikle davacının alt soyu olan çocuklarından nafaka talep etme hakkı bulunduğu belirtilmek suretiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı …'ın temyiz isteminin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı … yararına BOZULMASINA, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yardım nafakası isteyen kimsenin kendi kusurlu davranışlarıyla darlığa düşmüş olması, borçluyu nafaka sağlama mükellefiyetinden kurtarmayacağı gibi ailevi bağların kopmuş veya zayıflamış bulunması da yükümlülüğü sona erdirmez. Ne var ki nafakanın borçluların biri veya birkaçı üzerinden tahsilinin hakkaniyeti zedelediği durumlarda, hâkim Türk Medeni Kanunu m. 365/3 uyarınca nafaka borcunu indirebileceği gibi tamamen de kaldırabilir.

Borcun Paylaştırılması ve Mali Gücün Bulunmaması

Yardım nafakası borcu kanunen teselsül esasına dayanmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2015/15058, K. 2016/2662 sayılı kararı doğrultusunda, aynı zümrede ve sırada birden çok nafaka borçlusunun yer alması durumunda hükmedilecek nafaka miktarı, bu kişilerin bireysel mali ve ödeme güçleri oranında taksim edilmelidir.

Herhangi bir geliri, mal varlığı ya da çalışma olanağı bulunmayan ve dolayısıyla ödeme kudretinden yoksun olan bireyler aleyhine yardım nafakasına hükmedilmesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2016/20001, K. 2017/13266 sayılı kararında ifade edildiği üzere, mali gücü bulunmayan ana aleyhine yöneltilen yardım nafakası istemi reddedilmelidir. Yine aynı ilam uyarınca, birden fazla yükümlünün davalı konumunda yer aldığı uyuşmazlıklarda infazda tereddüt yaratmayacak şekilde her bir davalının üstleneceği meblağ mahkeme ilamında tek tek gösterilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20001, K. 2017/13266Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/20001 E.  ,  2017/13266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Maddi-Manevi Tazminat ve Yardım Nafakası Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından reddedilen tazminatlar yönünden; davalılar tarafından ise yardım nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalıların temyiz itirazlarına yönelik yapılan incelemeye gelince: a)Davalı annenin tespit edilen sosyal ve ekonomik durumununa göre çalışmadığı, her hangi bir geliri ve mal varlığı bulunmadığı, bu suretle yardım nafakası ödeme gücü bulunmadığı anlaşılmakla anneye yönelik yardım nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. b)Kabule göre de; Hükmün 1. fıkrasında yer alan " dava tarihinden itibaren aylık 200 TL yardım nafakasının davalılardan alınarak davacıya verilmesine " hükmedilmek suretiyle davalılardan hangisinin ne miktarda yardım nafakası ödeyeceğinin infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar yerinde gösterilmemesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a bendinde gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.11.2017

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Dava Tarihinin Hükme Etkisi

Yardım nafakası davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m. 4/1 uyarınca Aile Mahkemesidir; bu mahkemenin kurulmadığı yargı çevrelerinde uyuşmazlık Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince karara bağlanır. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu m. 365/6 gereğince taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca m. 365/4 doğrultusunda nafaka alacaklısına fiilen bakmakta olan resmî kurumlar ile kamu yararına çalışan kurumlar da bu davayı ikame etme salahiyetine sahiptir.

4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,[2] 2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, 3. Kanunlarla verilen diğer görevler. Uzmanlardan yararlanma[3]

Türk Medeni Kanunu m. 365/5 hükmünce talep vuku bulduğu takdirde hâkim, irat suretiyle ödenmesi kararlaştırılan nafakanın sonraki yıllarda tarafların sosyal ve mali vaziyetlerine paralel olarak ne ölçüde ödeneceğini peşinen belirleyebilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2016/5808, K. 2016/10152 sayılı ilamında belirtildiği gibi nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir hakkın tespiti ve tahsili mahiyetinde olup dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Dolayısıyla gerek nafakanın belirlenmesinde gerekse sonradan açılan indirim davalarında indirim hükmü ilamın kesinleşme anından değil, davanın açıldığı tarihten itibaren geçerlilik kazanır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/5808, K. 2016/10152Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/5808 E.  ,  2016/10152 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının oğlu olan davalıya aylık 800.00 TL yardım nafakası ödediğini, davalının okuldan mezun olduğunu, işe başladığını, gelir elde ettiğini, yardım nafakasına ihtiyacı olmadığını ileri sürerek; yardım nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,cevap dilekçesi ile; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, yardım nafakasının kararın kesinleştiği tarihten itibaren 300.00 TL ye indirilmesine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Mahkemece yardım nafakasının kararın kesinleştiği tarihten itibaren indirilmesine karar verilmiştir. 28/11/1956 tarih ve …sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup, davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder. Buna göre, yardım nafakasının indirilmesine dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekirken; indirme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Ancak, bu yanılgının düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 1.fıkrasında yer alan; “kararın kesinleşmesinden itibaren geçerli olmak üzere“ ifadelerinin çıkarılarak yerine “dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere“ ifadelerinin yazılarak hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. …
Yardım nafakası hangi durumlarda kendiliğinden veya dava yoluyla sona erer?

Yardım nafakası alacaklı veya borçlunun vefatı ile hukuken kendiliğinden son bulur; alacaklının muhtaç halinin ortadan kalkması ya da borçlunun iktisadi ödeme gücünü kaybetmesi durumlarında ise nafakanın kaldırılması amacıyla mahkemeye dava açılması ve somut durumun ispatı gereklidir.

Kardeşe karşı yardım nafakası davası açılabilmesinin yasal şartları nelerdir?

Kardeşe karşı dava ikame edilebilmesi için talepte bulunanın altsoy ve üstsoyunda nafaka borçlusu bulunmaması yahut bu kişilerden yardım temin edilememesi ve aleyhine dava yöneltilen kardeşin refah durumunda bulunması şarttır.

Reşit olup tahsili devam eden çocuk ana babasından nafaka talep edebilir mi?

Çocuk erginliğe ulaşmış olsa dahi eğitim hayatı sürüyorsa Türk Medeni Kanunu m. 328/2 uyarınca ana ve baba, hal ve şartların haklı kıldığı ölçüde eğitimin tamamlanmasına dek çocuğun bakımını temin etmekle mükelleftir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu