7593 sayılı Kanunla 18 Ağustos 2026’dan itibaren TCK m.233/1 için 3 ay–2 yıl, m.233/2 için 6 ay–2 yıl ve m.233/3 için 1–3 yıl hapis cezası öngörülmüştür. Önceki fiillerde TCK m.7 gereğince lehe kanun karşılaştırması yapılır; eski kararların ceza sınırları bugünün yeni fiilleri için genellenmez.
7593 sayılı Kanun, Madde 3Kaynağı aç
Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali Suçu ve Unsurları
Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şikayet üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Maddi imkanı bulunmasına rağmen eşine veya müşterek çocuklarına bakmayan kişinin eylemi bu suç kapsamında değerlendirilir. Eğitim görevinin savsaklandığı ileri sürüldüğünde, orta öğretim çağındaki çocuğun isnat edilen tarihten sonra eğitimine fiilen devam edip etmediği belirlenerek sonuca varılmalıdır. Bu fıkra kapsamındaki eylem şikayete tabi olduğundan, mağdurun şikayetinden vazgeçmesi halinde ceza davasının düşmesine karar verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 233Kaynağı aç
Gebe Eşin veya Birlikte Yaşanan Kadının Terk Edilmesi
5237 sayılı Kanun'un 233. maddesinin ikinci fıkrasına göre, hamile olduğunu bildiği eşini ya da evli olmaksızın sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kaldığını bildiği kadını muhtaç ve yardım gerektiren durumda terk eden kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu hükmün uygulanabilmesi için failin gebelik olgusunu bilmesi ve mağdur kadını yardıma muhtaç vaziyette bırakarak ayrılması gerekir.
Çocukların Ahlak, Güvenlik ve Sağlığını Ağır Şekilde Tehlikeye Sokma
Velayet hakkı yargı kararıyla kaldırılmış bulunsa dahi, sürekli sarhoşluk hali, uyuşturucu ya da uyarıcı madde alışkanlığı veya haysiyetsiz yaşam tarzının doğurduğu maddi ve manevi ilgisizlik yüzünden evlatlarının ahlaki gelişimini, bedensel sıhhatini ve güvenliğini ciddi surette tehlikeye düşüren ana veya baba üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/28373 Esas ve 2018/18493 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin üçüncü fıkrasındaki suçun vücut bulması için failin süreklilik kazanan alkol kullanımı sebebiyle gösterdiği özen eksikliğinin çocukların ahlak, emniyet ve sağlığında ağır bir tehlike doğurduğunun somut delillerle ortaya konulması gerekir ve bu yaptırımın alt sınırı üç ay hapistir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2014/28373, K. 2018/18493Kaynağı aç
Terk Suçu ile Aile Yükümlülüğünün İhlali Arasındaki Hukuki Sınır
Türk Ceza Kanunu'nun 97. maddesinde yer alan terk suçu, yaş küçüklüğü veya bedensel ya da ruhsal rahatsızlık sebebiyle kendi gereksinimlerini karşılayamayan ve himayesi altında bulunan bir kimseyi tamamen kendi haline bırakan failin üç aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/27120 Esas ve 2022/23932 Karar sayılı ilamı gereğince, bırakma eylemi fail haricinde mağdurun gözetimini üstlenebilecek konumda olan ve bu doğrultuda irade gösterebilecek kişilerin müdahale edebileceği şartlarda gerçekleşmişse Türk Ceza Kanunu'nun 97. maddesindeki terk suçu oluşmaz; fiil aile hukukundan doğan sorumlulukların ihlali yönünden incelenir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/27120, K. 2022/23932Kaynağı aç
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 97Kaynağı aç
Küçük yaştaki çocukların konut içerisinde kilitli tutulması, yeni doğmuş bebeğin hastane ortamında aile yakınına devredilip geri alınmaması veya velayet altındaki çocuğun diğer ebeveynin akrabalarına gönderilip sahiplenilmemesi gibi hallerde mağdur sahipsiz bırakılmadığından terk suçunun öğeleri tamamlanmaz; sorumluluğun ihmali Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesi bağlamında ele alınır. Birlikte oturulan aile bireylerine yönelik eziyet verici davranışlar ise Türk Ceza Kanunu'nun 232. maddesindeki kötü muamele suçu kapsamında ayrıca değerlendirilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 232Kaynağı aç
Yargılama Kuralları, Usul ve Kanuni Yaptırımlar
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçuna bakan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Suçun dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup bu sürenin dolmasıyla kamu davası düşer. Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin birinci fıkrasındaki bakım, eğitim ve destek ödevlerinin yerine getirilmemesi eylemi uzlaştırma usulüne tabidir; maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki fiiller ise uzlaşma kapsamında değerlendirilmez. Hükmedilen hapis cezası hakkında koşulları gerçekleştiğinde erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması tedbirleri uygulanabilir. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda tayin edilen kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına dönüştürülmesi de hukuken mümkündür.
Ceza davası esnasında sanık konumundaki ebeveyn ile mağdur çocuk arasında hak ve menfaat çatışması ortaya çıktığında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesinin ikinci fıkrası gereğince küçüğü temsil etmek üzere kayyım atanmalı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istem aranmaksızın baro marifetiyle vekil görevlendirilmelidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 426Kaynağı aç
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 234Kaynağı aç
Aile hukukundan doğan bakım veya eğitim yükümlülüğünün ihlali şikayete bağlı mıdır?
Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin birinci fıkrasındaki bakım, eğitim ve destek yükümlülüğünün ihlali şikayete bağlıdır ve şikayetten vazgeçilmesi ceza davasının düşmesine yol açar; ikinci ve üçüncü fıkralarda ise şikayet aranmaz.
Aile yükümlülüğünü ihlal suçunda hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir mi?
Türk Ceza Kanunu'nun 233. maddesinin gebe eşi terk etmeyi düzenleyen ikinci ve çocukları tehlikeye sokmayı düzenleyen üçüncü fıkraları uyarınca hükmolunan hapis cezaları adli para cezasına çevrilebilir.
Sanık ebeveyn ile mağdur çocuk arasında menfaat çatışması olursa ne yapılır?
Yargılamada menfaat çatışması yaşanması durumunda Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesi uyarınca çocuğa temsil kayyımı görevlendirilir ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234. maddesi gereğince istem şartı aranmaksızın barodan vekil atanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

