Yangın Zararlarında İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Orman yangını sebebiyle evi, arabası veya malvarlığı yanan kişiler, idarenin sorumluluğu çerçevesinde uğradıkları zararların ödenmesini talep edebilirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 125 hükmü uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Devletin yangını önleme, zamanında müdahale etme veya gerekli önlemleri alma görevlerini yerine getirmemesi halinde idarenin tazminat ödeme yükümlülüğü doğar.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Ormanların korunması ve yangınlarla mücadele görevi 6831 sayılı Orman Kanunu m. 75 uyarınca orman idaresine yüklenmiştir. İlgili hüküm çerçevesinde orman idaresi; en çok beş yılda tahakkuk ettirilecek bir plan ve program dahilinde yangın emniyet yolları, kule ve kulübeler inşa etmek, haberleşmeyi tesis etmek ve yangın tehlikesinin yüksek olduğu bölgelerde yeterli alet ve donanıma sahip yangın ekipleri bulundurmakla mükellef kılınmıştır. 285 sayılı Tebliğ ise bu kapsamdaki yangın emniyet yolları, su havuzları ve kaynak planlamasının detaylarını belirlemektedir. Bu idari ödevlerin aksatılması durumunda hizmet kusuru çerçevesinde tazminat sorumluluğu tartışılır.
6831 sayılı ORMAN KANUNU m. 75Kaynağı aç
Devletin orman yangınlarındaki tazmin yükümlülüğü yalnızca hizmet kusuru ile sınırlı kalmayabilir. Koşullara göre kusur aranmaksızın tehlike sorumluluğu, fedakarlığın denkleştirilmesi ve üçüncü kişi fiillerinde sosyal risk ilkeleri kapsamında da idarenin tazmin sorumluluğu gündeme gelebilir.
Öngörülebilir çevresel riskler ve tehlikeli faaliyetler bakımından mülkiyet ve yaşam hakkı kapsamında, idarenin gerekli düzenleyici, denetleyici ve operasyonel tedbirleri fiilen almasına yönelik pozitif yükümlülükleri yargı kararlarında değerlendirme konusu yapılabilmektedir.
Kundaklama ve Doğa Olaylarında Sorumluluğun Değerlendirilmesi
Yangının kundaklama veya üçüncü bir kişi tarafından çıkarılmış olması durumunda dahi idarenin sorumluluğu bütünüyle ortadan kalkmayabilir. Yangının yol açtığı zararın bireylerin üzerinde bırakılamayacak kadar ağır olduğu hallerde sosyal risk ilkesi uyarınca kusursuz tazmin yükümlülüğü doğabileceği gibi, söndürme çalışmalarına geç veya koordinasyonsuz müdahale edilmesi halinde hizmet kusuru da ileri sürülebilir.
İdarenin aşırı rüzgar, sıcaklık veya kuraklık gibi olağanüstü hava olaylarına dayanarak mücbir sebep savunmasında bulunması halinde yalnızca hava şartlarının varlığı yeterli görülmez. İdarenin meteorolojik koşulları öngörebilirliği ile yangını önleyici veya yayılmasını azaltıcı makul tedbirleri zamanında alıp almadığı denetlenir.
İdareye Başvuru Zorunluluğu ve Dava Açma Süreleri
Yangın sebebiyle idari yargıda tam yargı davası açılmadan önce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13/1 uyarınca ön karar sürecinin işletilmesi yasal bir zorunluluktur. Hakları ihlal edilenlerin, idari eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuruda bulunarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri gerekir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
İdareye yapılan tazminat başvurusunun kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde bu ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Yapılan başvuru hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde ise bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde idare mahkemesinde dava açılması mümkündür.
2577 sayılı Kanun m. 13/2 uyarınca, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan davanın görev yönünden reddedilmesi halinde, sonradan idari yargı mercilerinde açılacak davalarda dava öncesinde idareye başvurma koşulu aranmaz.
İdari yargılama usulünde tam yargı davaları bakımından dava şartı niteliğinde zorunlu bir arabuluculuk kurumu düzenlenmemiştir. Zarar gören kişilerin dava açmadan evvel arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Davalı İdarenin Belirlenmesi
Orman yangınlarından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari eylem veya ihmal niteliği taşıdığından idari yargının görev alanına girer. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2/1-b uyarınca idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler idare mahkemelerinde tam yargı davası açabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Tazminat taleplerinde davalı olarak Tarım ve Orman Bakanlığı gösterilebilir; yangınla mücadele görev ve sorumluluğu ise özel bütçeli bir idare olan Orman Genel Müdürlüğü bünyesindedir. Davada yanlış idarenin hasım gösterilmesi halinde mahkeme davayı usulden reddetmez, husumeti re'sen düzelterek doğru idareyi hasım mevkiine alır.
Tam yargı davalarında yetkili mahkeme 2577 sayılı Kanun m. 36 hükmüne göre belirlenir. Zararın idarenin bir eyleminden veya hizmetinden doğması halinde öncelikle hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesi yetkilidir; bunların bulunmaması durumunda ise zararın doğduğu idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer veya bunların mümkün olmaması halinde davacının ikametgahındaki idare mahkemesi yetkili olur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 36Kaynağı aç
Tazminat Taleplerinin Niteliği ve Mahkeme Kararlarının Yerine Getirilmesi
Orman yangını neticesinde evi, arabası veya işyeri küle dönen, tarım ürünleri ve arazileri tahrip olan kişiler fiili hasarlarını ve uğradıkları gelir kayıplarını maddi tazminat olarak isteyebilirler. Bununla birlikte yangın felaketinin yol açtığı elem, ızdırap ve ruhsal sarsıntı sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunulması da mümkündür.
Açılan tazminat davalarında talep edilmek kaydıyla faiz işletilebilir. Uygulamada faiz başlangıcı bakımından çoğunlukla olay tarihi esas alınmakla birlikte, idareye yapılan başvuru tarihini dikkate alan kararlar da bulunmaktadır.
2577 sayılı Kanun m. 28/1 hükmüne göre idare, mahkeme kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur; bu süre kararın idareye tebliğinden başlayarak hiçbir şekilde otuz günü geçemez. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, konusu belirli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ve giderler, davacının veya vekilinin bildireceği banka hesabına anılan süreler içinde yatırılır. Bu sürede ödeme yapılmazsa ilam genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Yangında evi veya arabası zarar görenler hangi mahkemede dava açmalıdır?
Orman yangınından kaynaklanan zararlar idari eylem niteliğinde olduğundan uyuşmazlık idari yargının görevindedir ve yetkili idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.
Tam yargı davası açmadan önce idareye başvurmak şart mıdır?
Evet, 2577 sayılı Kanun m. 13 uyarınca zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halde olaydan itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı başvuru yapılması zorunludur.
Adli yargıda dava açılıp görevsizlik kararı verilirse idareye yeniden başvurmak gerekir mi?
Hayır, 2577 sayılı Kanun m. 13/2 gereğince adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde idari yargıda açılacak davada önceden idareye başvurma şartı aranmaz.
Yangın tazminatı için dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?
Hayır, idari yargıda tam yargı davaları için düzenlenmiş zorunlu bir arabuluculuk şartı bulunmamaktadır.
Kundaklama sonucu çıkan orman yangınında idarenin tazminat sorumluluğu var mıdır?
Evet, yangın üçüncü bir kişi tarafından çıkarılsa dahi bireylerin katlanamayacağı boyuttaki ağır zararlarda sosyal risk ilkesi ve müdahaledeki ihmal veya koordinasyonsuzluk halinde hizmet kusuru uyarınca idarenin sorumluluğu doğabilir.
Dava dilekçesinde davalı idare yanlış gösterilirse dava doğrudan reddedilir mi?
Hayır, davanın yanlış hasma yöneltilmesi durumunda idare mahkemesi davayı hemen reddetmeyip husumeti re'sen düzeltme yetkisine sahiptir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

