Yakın Koruma Talebi Reddi ve Özel Koruma Tedbirinin Kaldırılması

by Avukat Erdal Ersoy
Yakın Koruma Talebi Reddi ve Özel Koruma Tedbirinin Kaldırılması

Terörle Mücadele Kanunu'nun 20. maddesi, belirli kamu görevlilerine ve diğer kişilere Devlet tarafından koruma tedbiri alınmasını öngörmektedir. Bu kapsamda verilen koruma kararının kaldırılması ya da talebin reddedilmesi, idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilen bir işlemdir. Dava açma sürelerinin hak düşürücü nitelik taşıyıp taşımadığına ilişkin tartışmalar bir yana, ret kararının tebliğ tarihinin belgelenmesi uygulamada büyük önem taşımaktadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

TMK m. 20 Kapsamında Kimler Koruma Tedbirinden Yararlanabilir

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca koruma tedbiri alınması gereken kişiler kanunda açıkça sayılmıştır: terörle mücadelede görev yapan adli, istihbari, idari ve askeri görevliler; kolluk kuvvetleri; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve yardımcıları; terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ile müdürleri; Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar; terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ve suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar. Kanun, bu kişilerin görevi sona ermiş olsa bile terör örgütlerinin hedefi haline gelmeleri durumunda koruma tedbirinden yararlanmaya devam edebileceklerini öngörmektedir.

3713 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik: 29/6/2006-5532/14 md.) Terörle mücadelede görev veren veya bu görevi ifa eden adlî, istihbarî, idarî ve askerî görevliler, kolluk görevlileri, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapmış hâkim ve savcılar, Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesiyle yetkili kılınmış ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hâkim ve savcılar ile bu görevlerinden ayrılmış olanlar ve terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ile suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar hakkında gerekli koruma tedbirleri Devlet tarafından alınır. Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca görevlendirilecek ağır ceza mahkemeleri başkan ve üyeleri ile bu mahkemelerin görev alanına giren suçları soruşturmakla ve kovuşturmakla görevli Cumhuriyet savcılarının korunma ve güvenlik talepleri ilgili makam ve mercilerce öncelikle ve ivedilikle yerine getirilir. Koruma için ihtiyaç duyulan araç ve gereçler Adalet ve İçişleri bakanlıklarınca temin edilir. Bu koruma tedbirleri; talep halinde estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesi dahil, nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesi, askerlik işleminin düzenlenmesi, menkul ve gayrimenkul mal varlıklarıyla ilgili hakları, sosyal güvenlik ve diğer hakların korunması gibi hususlarda düzenleme yapılır. (Değişik: 11/2/2014-6519/57 md.) Korumaya alınmış emekli personelden, meskende korunmaları mutlak surette zorunlu bulunanlar Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek konutlardan yararlandırılır. Bu tedbirlerin uygulanmasında, İçişleri Bakanlığı ile ilgili diğer kurum ve kuruluşlar gerekli her türlü gizlilik kurallarına uymak zorundadırlar. Koruma tedbirleriyle ilgili esas ve usûller Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenir.(11) Yukarıda sayılanlardan kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar dahi terör suçluları tarafından kendilerine veya eş ve çocuklarının canına vuku bulan bir taarruzu savmak için silah kullanmaya yetkilidirler. Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması

TMK m. 20, ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi uyarınca yetkilendirilen ağır ceza mahkemelerinde görev yapan ya da bu görevi bırakan hakim ve savcılarla, bu mahkemelerin yetki alanındaki suçları soruşturan ve kovuşturan Cumhuriyet savcılarının koruma ve güvenlik taleplerinin ilgili makam ve mercilerce öncelikle ve ivedilikle yerine getirilmesini öngörmektedir. Bununla birlikte CMK m. 250, daha sonra mülga edilmiş ve tamamen farklı bir konuyu düzenleyen seri muhakeme usulü olarak yeniden düzenlenmiştir. TMK m. 20'deki bu atfın güncel uygulamasının nasıl değerlendirileceği açık olmaya devam etmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Madde 250 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/23 md.) (1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Hakkı olmayan yere tecavüz (madde 154, ikinci ve üçüncü fıkra), 2. Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (madde 170, birinci ve üçüncü fıkra),[91] 3. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma (madde 179, ikinci ve üçüncü fıkra), 4. Gürültüye neden olma (madde 183), 5. Parada sahtecilik (madde 197, ikinci ve üçüncü fıkra), 6. Mühür bozma (madde 203), 7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206), 8. Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228, birinci fıkra), 9. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (madde 268), suçları. b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 15 inci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen suçlar.[92] c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 93 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen suç. d) 13/12/1968 tarihli ve 1072 sayılı Rulet, Tilt, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve Makinaları Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde belirtilen suç. e) 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun ek 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde belirtilen suç. (2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir. (3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır. (4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.[93] (5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir. (6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir. (7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez. (8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında; a) Şüphelinin kimliği ve müdafii, b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi, c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri, d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti, g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği, h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri, gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir. (9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.[94] (10) Seri muhakeme usulünün herhangi bir sebeple tamamlanamaması veya soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi hâllerinde, şüphelinin seri muhakeme usulünü kabul ettiğine ilişkin beyanları ile bu usulün uygulanmasına dair diğer belgeler, takip eden soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde delil olarak kullanılamaz. (11) Suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulün uygulanmasını kabul etmemesi hâlinde seri muhakeme usulü uygulanmaz. (Ek cümle: 8/7/2021-7331/22 md.) Seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz. (12) Seri muhakeme usulü, yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (…)[95] hâllerinde uygulanmaz. (13) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle şüpheliye ulaşılamaması hâlinde, seri muhakeme usulü uygulanmaz. [96] (14) (Değişik:8/7/2021-7331/22 md.) Dokuzuncu fıkra kapsamında mahkemece kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii, itirazı üçüncü ve dokuzuncu fıkralardaki şartlar yönünden inceler. (15) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Basit yargılama usulü

Koruma Tedbirinin Kapsamı

TMK m. 20 kapsamında sağlanabilecek tedbirler geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Kanun; talep halinde estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesini, nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesini, askerlik işleminin düzenlenmesini, menkul ve gayrimenkul mal varlığına ilişkin haklarla sosyal güvenlik ve diğer hakların korunmasını bu tedbirler arasında saymaktadır. Korumaya alınmış emekli personelden ikametinde korunması mutlak surette zorunlu bulunanlar ise Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek konutlardan yararlandırılabilir. Koruma tedbirlerinin esas ve usulleri Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenmekte; uygulamada İçişleri Bakanlığı ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar gizlilik kurallarına uymakla yükümlü tutulmaktadır.

Kanun, TMK m. 20'de sayılan kamu görevlilerine ayrıca özel bir yetki tanımaktadır: Bu kişiler, görevden ayrılmış olsalar dahi terör suçluları tarafından kendilerine veya eşleri ile çocuklarına yönelik bir taarruzu savuşturmak için silah kullanmaya yetkilidirler.

Koruma Düzeyinin Düşürülmesi veya Tamamen Kaldırılması

Koruma tedbiri, sabit bir statü değildir; idare, somut koşulların değiştiğini değerlendirdiğinde koruma düzeyini azaltabilir ya da tamamen kaldırabilir. Örneğin İl Koruma Komisyonu, daha önce özel koruma tahsis edilmiş bir kişinin koruma düzeyini düşürerek çağrı üzerine koruma tedbirine dönüştürebilmektedir. Danıştay 10. Dairesi, E. 2016/565, K. 2021/2069 sayılı kararında, özel koruma kararının kaldırılarak çağrı üzerine korumaya dönüştürülmesine ilişkin bir idari işlem üzerine açılan iptal davasını incelemiş; bu davada ilk derece mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun bulunarak temyiz istemi reddedilmiştir.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/565, K. 2021/2069Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/565 E.  ,  2021/2069 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/565 Karar No : 2021/2069 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul İl Koruma Komisyonunun davacıya önceki görevleri sebebiyle tahsis edilen özel koruma kararının kaldırılarak çağrı üzerine koruma tedbirine çevrilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararın, Danıştay Onuncu Dairesinin 26/02/2015 tarih ve E:2012/577, K:2015/781 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle; avukat olan davacının eskiden … Mahkemesi üyesi ve başkanı, daha sonra Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesiyle yetkili kılınmış … Mahkemesi başkanı olarak görev yaptığı, görevi sırasında ülke gündemini yakından ilgilendiren terör örgütleri ile ilgili kararlar verdiği, 11/05/2002 tarihinde yayınlanan yasadışı İBDA/C adlı terör örgütüne ait "…” dergisinde “Yargıladıkları gibi yargılanacaklar” başlıklı listede isminin bulunduğu, davacının soruşturması ve kovuşturması özel usuller tabi olan ve TMK madde 10'da belirtilen suçların kovuşturma safhalarında görevli Mahkemelerde Başkan veya Üye olarak görev yaptığı, bu nedenle her türlü terör/organize şuç örgütlerinin hedefi olabileceği, görevinden ayrılmış olsalar dahi CMK madde 250 ile görevlendirilmiş hakim ve cumhuriyet savcıları hakkında gerekli güvenlik tedbirlerinin devlet tarafından alınacağının belirtildiğinin görüldüğü, davacının özel usullere tabi suç kovuşturmalarında görev alması da dikkate alınarak kendisine İl Koruma Komisyonu tarafından uygulanan ' Özel Koruma' tedbirinin 'Çağrı Üzerine Koruma' tedbirine dönüştürülmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının itirazının kabul edilerek "1 personelle yakın koruma" tedbiri ile korunmasına karar verildiği, tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İdare, koruma düzeyi belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kişi hakkında tehdidin varlığını gösteren bulgular mevcutken koruma tedbirinin bütünüyle kaldırılması, yargı kararlarında hukuka aykırı bulunmuştur. Bu içtihat doğrultusunda tehdit bulgularının varlığında idarenin tehdidin ağırlığı ve mevcut imkânlarla orantılı bir koruma tedbiri alması gerektiği kabul edilmiştir; çağrı üzerine koruma, yakın koruma veya özel koruma bu seçenekler arasında yer almaktadır.

Öte yandan bir istihbari bilgiye dayalı olarak verilen koruma kararının kaldırılması söz konusu olduğunda, o istihbari yazının hâlâ geçerliliğini koruyup korumadığının araştırılması gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılmaksızın gerçekleştirilen kaldırma işlemleri, yargı kararlarında hukuka aykırılık gerekçesi olarak değerlendirilebilmektedir.

Ret veya Kaldırma Kararına Karşı İptal Davası

Koruma tedbiri talebinin reddedilmesi ya da mevcut bir koruma tedbirinin kaldırılması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında iptal davasına konu edilebilecek bir idari işlem niteliği taşımaktadır. İYUK m. 7/1 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse, Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gündür; bu nedenle ret kararının tebliğ tarihinin belgelenmesi zorunludur.

Bir idari makama başvurulmuş olmakla birlikte otuz gün içinde yanıt alınamamışsa istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Otuz günlük süre içinde idarenin verdiği yanıt kesin değilse ilgili bu yanıtı ret sayarak dava açabileceği gibi kesin yanıtı da bekleyebilir; ancak bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare tarafından yanıt verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – 1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.[7] 3. (Mülga: 10/6/1994-4001/5 md.) Üst makamlara başvurma:

Yetkili mahkeme bakımından İYUK m. 32/1 uyarınca genel kural, işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir; yetki kamu düzenindendir. Bu çerçevede ret ya da kaldırma kararı merkezi idare tarafından tesis edilmişse Ankara İdare Mahkemesi'nin yetkili olması beklenebilir; yerel bir birim tarafından verilmişse işlemin tesis edildiği ilin idare mahkemesi yetkili olabilir. Ancak yetki kuralı somut dosya koşullarına göre değişebileceğinden bu husus dikkatle değerlendirilmelidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Yürütmenin Durdurulması ve Kararın Uygulanması

İptal davası açılmasının yanı sıra İYUK m. 27 kapsamında yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması da mümkündür. Bu talep için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Koruma tedbirinin kaldırılması ya da reddedilmesi söz konusu olduğunda kişinin güvenlik hakkı bakımından bu koşulların somutlaşıp somutlaşmadığı davanın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

İYUK m. 28/1 uyarınca idare, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmakla yükümlüdür. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Kararların süresi içinde yerine getirilmemesi halinde idare aleyhine tazminat davası açılabilir; bu dava ise ilgili idare aleyhine açılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Madde 28 – 1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.: 2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18 md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (…)22 (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109 sayılı Kararı ile.) (Ek cümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)22 ancak disiplin hükümleri saklıdır. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur. 3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. 4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir. 5. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile zam ve cezaların miktarı ilgili idarece mükellefe bildirilir. 6. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Tazminat ve vergi davalarında idarece, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süreye 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faiz ödenir. Ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işlemez. Açıklama:

Sık Sorulan Sorular

Görevden ayrılan bir hakim veya savcı koruma tedbiri talep edebilir mi?

TMK m. 20, görevi sona eren kişileri de koruma kapsamına dahil etmiştir. Kanunda sayılan kamu görevlileri, görevden ayrılmış olsalar bile terör örgütlerinin hedefi haline gelmeleri durumunda koruma tedbirinden yararlanabilirler. CMK m. 250 kapsamındaki ağır ceza mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar kanunda açıkça anılmış olmakla birlikte bu atfın ilgili maddenin mülgası sonrası uygulamasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır; bu husus dikkatle değerlendirilmelidir.

İdare koruma tedbirini tamamen kaldırabilir mi?

İdare, koruma düzeyi belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki tehdidin varlığını göz ardı etmeye izin vermez. Kişi hakkında tehdidin varlığını gösteren bulgular mevcutken koruma tedbirinin bütünüyle kaldırılması yargı kararlarında hukuka aykırı bulunmuştur. Bu kararlar doğrultusunda idarenin tehdit bulgularının mevcut olduğu durumlarda en azından tehdidin ağırlığı ve imkânlarla orantılı bir tedbir alması gerektiği kabul edilmektedir.

Özel koruma kaldırılırken idare hangi değerlendirmeyi yapmak zorundadır?

Koruma kararının dayanağını oluşturan istihbari veya diğer bilgilerin kaldırma kararı verilmeden önce güncelliği ve geçerliliği itibarıyla incelenmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılmaksızın gerçekleştirilen kaldırma işlemleri, yargı kararlarında hukuka aykırılık gerekçesi olarak değerlendirilebilmektedir.

Koruma talebi reddedilirse dava açma süresi ne zaman başlar?

İYUK m. 7/1 gereğince dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse, ret kararının tebliğ tarihinden itibaren altmış gündür. Başvuruya hiç yanıt verilmezse otuz günlük bekleme süresinin dolduğu tarihten itibaren bu süre işlemeye başlar. Kesin olmayan bir yanıt alınmışsa kesin yanıt beklenebilir; ancak bu bekleme başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare yanıt verirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

Mahkeme kararı idare tarafından uygulanmazsa ne yapılabilir?

İYUK m. 28 uyarınca idare, mahkeme kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorundadır. Bu yükümlülük kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Kararın süresi içinde yerine getirilmemesi halinde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.

Koruma tedbirinin kapsamına hangi düzenlemeler girer?

TMK m. 20 kapsamındaki tedbirler arasında; talep halinde estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesi, nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesi, askerlik işleminin düzenlenmesi, menkul ve gayrimenkul mal varlığına ilişkin haklarla sosyal güvenlik ve diğer hakların korunması yer almaktadır. Korumaya alınmış emekli personelden ikametinde korunması mutlak surette zorunlu bulunanlar için Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek konutlardan yararlandırılma imkânı da kanunda öngörülmüştür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu