Terörle Mücadele Kanunu'nun 20. maddesi, belirli kamu görevlilerine ve diğer kişilere Devlet tarafından koruma tedbiri alınmasını öngörmektedir. Bu kapsamda verilen koruma kararının kaldırılması ya da talebin reddedilmesi, idare mahkemesinde iptal davasına konu edilebilen bir işlemdir. Dava açma sürelerinin hak düşürücü nitelik taşıyıp taşımadığına ilişkin tartışmalar bir yana, ret kararının tebliğ tarihinin belgelenmesi uygulamada büyük önem taşımaktadır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
TMK m. 20 Kapsamında Kimler Koruma Tedbirinden Yararlanabilir
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca koruma tedbiri alınması gereken kişiler kanunda açıkça sayılmıştır: terörle mücadelede görev yapan adli, istihbari, idari ve askeri görevliler; kolluk kuvvetleri; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve yardımcıları; terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ile müdürleri; Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar; terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ve suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar. Kanun, bu kişilerin görevi sona ermiş olsa bile terör örgütlerinin hedefi haline gelmeleri durumunda koruma tedbirinden yararlanmaya devam edebileceklerini öngörmektedir.
3713 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU m. 20Kaynağı aç
TMK m. 20, ayrıca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi uyarınca yetkilendirilen ağır ceza mahkemelerinde görev yapan ya da bu görevi bırakan hakim ve savcılarla, bu mahkemelerin yetki alanındaki suçları soruşturan ve kovuşturan Cumhuriyet savcılarının koruma ve güvenlik taleplerinin ilgili makam ve mercilerce öncelikle ve ivedilikle yerine getirilmesini öngörmektedir. Bununla birlikte CMK m. 250, daha sonra mülga edilmiş ve tamamen farklı bir konuyu düzenleyen seri muhakeme usulü olarak yeniden düzenlenmiştir. TMK m. 20'deki bu atfın güncel uygulamasının nasıl değerlendirileceği açık olmaya devam etmektedir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 250Kaynağı aç
Koruma Tedbirinin Kapsamı
TMK m. 20 kapsamında sağlanabilecek tedbirler geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Kanun; talep halinde estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesini, nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesini, askerlik işleminin düzenlenmesini, menkul ve gayrimenkul mal varlığına ilişkin haklarla sosyal güvenlik ve diğer hakların korunmasını bu tedbirler arasında saymaktadır. Korumaya alınmış emekli personelden ikametinde korunması mutlak surette zorunlu bulunanlar ise Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek konutlardan yararlandırılabilir. Koruma tedbirlerinin esas ve usulleri Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir yönetmelik ile belirlenmekte; uygulamada İçişleri Bakanlığı ile ilgili tüm kurum ve kuruluşlar gizlilik kurallarına uymakla yükümlü tutulmaktadır.
Kanun, TMK m. 20'de sayılan kamu görevlilerine ayrıca özel bir yetki tanımaktadır: Bu kişiler, görevden ayrılmış olsalar dahi terör suçluları tarafından kendilerine veya eşleri ile çocuklarına yönelik bir taarruzu savuşturmak için silah kullanmaya yetkilidirler.
Koruma Düzeyinin Düşürülmesi veya Tamamen Kaldırılması
Koruma tedbiri, sabit bir statü değildir; idare, somut koşulların değiştiğini değerlendirdiğinde koruma düzeyini azaltabilir ya da tamamen kaldırabilir. Örneğin İl Koruma Komisyonu, daha önce özel koruma tahsis edilmiş bir kişinin koruma düzeyini düşürerek çağrı üzerine koruma tedbirine dönüştürebilmektedir. Danıştay 10. Dairesi, E. 2016/565, K. 2021/2069 sayılı kararında, özel koruma kararının kaldırılarak çağrı üzerine korumaya dönüştürülmesine ilişkin bir idari işlem üzerine açılan iptal davasını incelemiş; bu davada ilk derece mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun bulunarak temyiz istemi reddedilmiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2016/565, K. 2021/2069Kaynağı aç
İdare, koruma düzeyi belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. Kişi hakkında tehdidin varlığını gösteren bulgular mevcutken koruma tedbirinin bütünüyle kaldırılması, yargı kararlarında hukuka aykırı bulunmuştur. Bu içtihat doğrultusunda tehdit bulgularının varlığında idarenin tehdidin ağırlığı ve mevcut imkânlarla orantılı bir koruma tedbiri alması gerektiği kabul edilmiştir; çağrı üzerine koruma, yakın koruma veya özel koruma bu seçenekler arasında yer almaktadır.
Öte yandan bir istihbari bilgiye dayalı olarak verilen koruma kararının kaldırılması söz konusu olduğunda, o istihbari yazının hâlâ geçerliliğini koruyup korumadığının araştırılması gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılmaksızın gerçekleştirilen kaldırma işlemleri, yargı kararlarında hukuka aykırılık gerekçesi olarak değerlendirilebilmektedir.
Ret veya Kaldırma Kararına Karşı İptal Davası
Koruma tedbiri talebinin reddedilmesi ya da mevcut bir koruma tedbirinin kaldırılması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında iptal davasına konu edilebilecek bir idari işlem niteliği taşımaktadır. İYUK m. 7/1 uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse, Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gündür; bu nedenle ret kararının tebliğ tarihinin belgelenmesi zorunludur.
Bir idari makama başvurulmuş olmakla birlikte otuz gün içinde yanıt alınamamışsa istek reddedilmiş sayılır ve bu tarihten itibaren dava açma süresi işlemeye başlar. Otuz günlük süre içinde idarenin verdiği yanıt kesin değilse ilgili bu yanıtı ret sayarak dava açabileceği gibi kesin yanıtı da bekleyebilir; ancak bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare tarafından yanıt verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Yetkili mahkeme bakımından İYUK m. 32/1 uyarınca genel kural, işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir; yetki kamu düzenindendir. Bu çerçevede ret ya da kaldırma kararı merkezi idare tarafından tesis edilmişse Ankara İdare Mahkemesi'nin yetkili olması beklenebilir; yerel bir birim tarafından verilmişse işlemin tesis edildiği ilin idare mahkemesi yetkili olabilir. Ancak yetki kuralı somut dosya koşullarına göre değişebileceğinden bu husus dikkatle değerlendirilmelidir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Yürütmenin Durdurulması ve Kararın Uygulanması
İptal davası açılmasının yanı sıra İYUK m. 27 kapsamında yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması da mümkündür. Bu talep için idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Koruma tedbirinin kaldırılması ya da reddedilmesi söz konusu olduğunda kişinin güvenlik hakkı bakımından bu koşulların somutlaşıp somutlaşmadığı davanın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
İYUK m. 28/1 uyarınca idare, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmakla yükümlüdür. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Kararların süresi içinde yerine getirilmemesi halinde idare aleyhine tazminat davası açılabilir; bu dava ise ilgili idare aleyhine açılır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Görevden ayrılan bir hakim veya savcı koruma tedbiri talep edebilir mi?
TMK m. 20, görevi sona eren kişileri de koruma kapsamına dahil etmiştir. Kanunda sayılan kamu görevlileri, görevden ayrılmış olsalar bile terör örgütlerinin hedefi haline gelmeleri durumunda koruma tedbirinden yararlanabilirler. CMK m. 250 kapsamındaki ağır ceza mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar kanunda açıkça anılmış olmakla birlikte bu atfın ilgili maddenin mülgası sonrası uygulamasına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır; bu husus dikkatle değerlendirilmelidir.
İdare koruma tedbirini tamamen kaldırabilir mi?
İdare, koruma düzeyi belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki tehdidin varlığını göz ardı etmeye izin vermez. Kişi hakkında tehdidin varlığını gösteren bulgular mevcutken koruma tedbirinin bütünüyle kaldırılması yargı kararlarında hukuka aykırı bulunmuştur. Bu kararlar doğrultusunda idarenin tehdit bulgularının mevcut olduğu durumlarda en azından tehdidin ağırlığı ve imkânlarla orantılı bir tedbir alması gerektiği kabul edilmektedir.
Özel koruma kaldırılırken idare hangi değerlendirmeyi yapmak zorundadır?
Koruma kararının dayanağını oluşturan istihbari veya diğer bilgilerin kaldırma kararı verilmeden önce güncelliği ve geçerliliği itibarıyla incelenmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme yapılmaksızın gerçekleştirilen kaldırma işlemleri, yargı kararlarında hukuka aykırılık gerekçesi olarak değerlendirilebilmektedir.
Koruma talebi reddedilirse dava açma süresi ne zaman başlar?
İYUK m. 7/1 gereğince dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmemişse, ret kararının tebliğ tarihinden itibaren altmış gündür. Başvuruya hiç yanıt verilmezse otuz günlük bekleme süresinin dolduğu tarihten itibaren bu süre işlemeye başlar. Kesin olmayan bir yanıt alınmışsa kesin yanıt beklenebilir; ancak bu bekleme başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi halinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra idare yanıt verirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.
Mahkeme kararı idare tarafından uygulanmazsa ne yapılabilir?
İYUK m. 28 uyarınca idare, mahkeme kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorundadır. Bu yükümlülük kararın tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Kararın süresi içinde yerine getirilmemesi halinde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir.
Koruma tedbirinin kapsamına hangi düzenlemeler girer?
TMK m. 20 kapsamındaki tedbirler arasında; talep halinde estetik cerrahi yoluyla fizyolojik görünümün değiştirilmesi, nüfus kaydı, ehliyet, evlenme cüzdanı, diploma ve benzeri belgelerin değiştirilmesi, askerlik işleminin düzenlenmesi, menkul ve gayrimenkul mal varlığına ilişkin haklarla sosyal güvenlik ve diğer hakların korunması yer almaktadır. Korumaya alınmış emekli personelden ikametinde korunması mutlak surette zorunlu bulunanlar için Cumhurbaşkanlığınca belirlenecek konutlardan yararlandırılma imkânı da kanunda öngörülmüştür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

