Belediye Encümen Kararına İtiraz ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Belediye Encümen Kararına İtiraz ve İptal Davası

Encümen kararı ve başvuru yolunun çerçevesi

Belediye encümen kararına karşı izlenecek yol, kararın idari işlem niteliğine göre belirlenir. Belediye encümeni, belediye hizmetleriyle ilgili konuları görüşüp karara bağlayan bir kuruldur ve aldığı kararlar belediye encümeni kararıdır. Bu kararlar, idari makam tarafından kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı iradeyle tesis edilen idari işlemlerdir. Encümen kararlarının iptali için genel olarak idareye başvuru yapma zorunluluğu bulunmamaktadır. Menfaati ihlal edilenler, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davası açabilir.

Dava açma süresi encümen kararının konusuna göre farklılık gösterir. Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. İhaleden yasaklama kararları hariç olmak üzere ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ivedi yargılama usulüne tabidir; bu uyuşmazlıklarda süre otuz gün olup dava açılmadan önce yapılan idari başvuru işlemeye başlamış dava açma süresini durdurmaz.

Danıştay 13. Daire, E. 2020/3932, K. 2022/3556Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/3932 E.  ,  2022/3556 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2020/3932 Karar No:2022/3556 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediyesi VEKİLİ : Av. …. İSTEMİN_KONUSU : …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul ili, Eyüp ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, … ada, … sayılı parselde bulunan 798,90 m² yüzölçümlü taşınmazın Belediye'ye ait 371/600 hissesinin, Fonlar İhale Yönetmeliği'nin 38. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle 17/05/2017 tarihinde satışına ilişkin …. tarih ve … sayılı … Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı tarafından ihaleye konu taşınmazın satışına ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni'nin … tarih ve …. sayılı kararından, diğer hissedarlar adına tapu düzenlendiğinden haberdar olunarak satışa konu işlemleri tesis eden memurların görevi kötüye kullandıkları yönünde 02/07/2018 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu'nun … soruşturma no'lu dosyasında, … sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacının şikâyet dilekçesi içeriğinden davacının davaya konu işlemlerden en geç şikâyet tarihi olan …. tarihinde haberdar olduğu, … tarihinden itibaren işlemeye başlayan 60 günlük dava açma süresi içerisinde davanın açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 01/12/2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan, işin esasının incelenmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, … Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu'nca … soruşturma no'lu, … sayılı karar dosyası ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tarih olan .. tarihinde dava konusu ihalenin varlığından haberdar olunduğu, 07/11/2019 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'e yapılan başvuruya idare tarafından 14/11/2019 tarihinde verilen cevap üzerine davanın açıldığı ve davanın süresinde olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin kararın hukuka uygun olduğu, davacının ehliyetli olmadığı ve davanın esas yönünden de reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 1. İstanbul ili, Eyüp ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, …. ada, … sayılı parselde bulunan 798,90 m² yüzölçümlü taşınmazın Belediye'ye ait 371/600 hissesi Fonlar İhale Yönetmeliği'nin 38. maddesi uyarınca açık teklif usulüyle 17/05/2017 tarihinde satışına ilişkin … Encümen kayıt no'lu ihale ilanı yayımlanmıştır. 2. … tarih ve … sayılı Belediye Encümeni kararıyla anılan taşınmazın 640.000,00-TL bedelle …'ye ihalesi yapılmıştır. 3. Davacı tarafından, anılan taşınmazın takdir edilecek bir bedelle satın alınması yönündeki talebiyle yapmış olduğu başvurulara davalı idare tarafından ret cevabı verilmiş ve en son 18/09/2015 tarihinde yapılan başvurunun idare tarafından zımnen reddedilmesi üzerine …. İdare Mahkemesi'nde dava açılmış ve Mahkeme'nin .. tarih ve E:…. K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. 4. Anılan taşınmazın …'ye tapuda devri 06/07/2017 tarihinde gerçekleştirilmiştir. 5. Dava konusu taşınmazın satışına ilişkin olarak verilen Encümen kararında birtakım usulsüzlükler yapıldığı gerekçesiyle … Büyükşehir Belediyesi çalışanları ve ihale alıcısı … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı'na … tarihinde davacı tarafından suç duyurusunda bulunulmuş ve isnat edilen suçlamalar … sayılı soruşturma dosyasına girmiştir. … Cumhuriyet Başsavcılığı'nın … sayılı karar dosyası ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. 6. Davacı tarafından 11/11/2019 tarihinde CİMER üzerinden yapılan başvuruya … Büyükşehir Belediyesi'nin … tarihinde verdiği cevapta, taşınmazın encümen kararıyla ihalesi yapılarak …'ye satıldığı belirtilmiştir. Bunun üzerine 01/12/2019 tarihinde kayda alınan dava dilekçesiyle, satış işlemine ilişkin … tarih ve …. sayılı … Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 11. maddesinde, ilgililer tarafından idarî dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idarî dava açma süresinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idarî dava açma süresini durduracağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un aktarılan hükümlerinin değerlendirilmesinden, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların ivedi yargılama usulüne tâbi olduğu, bu usûle tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin otuz gün olduğu ve dava açılmadan önce idarî işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak bir başvurunun işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirim"in esas alınması öngörülmüş olup, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idarî işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamasına ilişkin kural, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalara yöneliktir. Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilanla başlamayacağı ve yazılı bildirim yapılmayan hâllerde işlemin bütün unsurlarıyla ilgililer tarafından öğrenildiği tarihten itibaren dava açma süresinin başlayacağı dikkate alındığında, davanın, ilan veya ihale tarihinden itibaren değil ihaleden haberdar olunduğu ve öğrenme tarihi olarak belirtilen tarihi izleyen günden itibaren süresi içinde açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından dava konusu taşınmazın satışına ilişkin Encümen kararında ihale alıcısı olarak görülen … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı'na … tarihinde suç duyurusunda bulunulduğu, bu hususa temyiz dilekçesinde de yer verildiği, bu bağlamda davacının davaya konu işlemden en geç bu tarihte haberdar olduğu; dava konusu taşınmazın ihale yoluyla satışının yapıldığı, taşınmazın satışına ilişkin olarak yayımlanan ihale ilanında, ihalenin Fonlar İhale Yönetmeliği'nin 38. maddesine istinaden açık teklif usulü ile gerçekleştirileceği belirtilmiş olup, istenilen belgeler arasında 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda belirtilen geçici teminata da yer verildiği, uyuşmazlığın ihale işleminden kaynaklandığı ve ivedi yargılamaya tâbi olduğu, bu usûle tâbi olan uyuşmazlıklarda dava açma süresinin 30 gün olduğu ivedi yargılama usulüne tâbi uyuşmazlıklarda 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı dikkate alındığında, işbu davanın en geç 02/07/20218 tarihini izleyen 30 gün içerisinde açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 01/12/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 06/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Encümenin oluşumu, toplanması ve görevleri

Encümen, belediye başkanının başkanlık ettiği bir organdır. Belediye meclisi kararlarını uygulamakla görevli olup günlük yönetim ve idari işleri yürütür.

Belediye encümeni, belediye başkanının başkanlığında toplanır. İl belediyeleri ile nüfusu 100 binin üzerindeki belediyelerde encümen; meclisin kendi üyeleri arasından bir yıl için seçeceği üç üye, mali hizmetler birim amiri ve başkanın birim amirleri arasından belirleyeceği iki üye ile birlikte başkan dahil toplam yedi kişiden meydana gelir. Diğer belediyelerde ise encümen yapısı; meclisçe seçilen iki üye, mali hizmetler birim amiri ve başkanın belirleyeceği bir birim amiri ile başkan dahil olmak üzere toplam beş kişiden oluşur.

Encümen, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır ve çekimser oy kullanılamaz. Encümenin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihale komisyonu olarak görev yaptığı toplantılarda da aynı toplanma ve karar nisapları geçerlidir.

Encümenin görev ve yetkileri 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 34. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda stratejik plan ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesinhesabı inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek encümenin görevlerindendir. Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak da encümenin kanuni yetkileri arasında yer alır.

İptal davasının konusu ve denetimin sınırı

İptal davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olması sebebiyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilir. İdari işlem vasfındaki belediye encümeni kararlarına karşı açılacak iptal davalarında da bu hukuka aykırılık unsurları ile menfaat ihlali şartının gerçekleşmesi aranır.

2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince idari yargı denetimi, işlemlerin hukuka uygunluğuyla sınırlı tutulmuştur. İdare mahkemeleri yerindelik denetimi gerçekleştiremeyeceği gibi, yürütme görevinin mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun biçimde yerine getirilmesini engelleyecek, yeni bir idari işlem oluşturacak veya idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak nitelikte hüküm kuramaz.

İhtiyari idari başvuru ve altmış günlük süre

Belediye encümeni kararlarına karşı dava açılmadan önce idari mercilere başvurulması genel olarak bir zorunluluk değildir. Bununla birlikte ilgililer, idari dava açma süresi geçmeden, encümen kararının yürürlükten kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya farklı bir işlem tesis edilmesini varsa üst makamdan, üst makam bulunmuyorsa kararı almış olan makamdan talep edebilirler.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 11Kaynağı aç
Madde 11 – 1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.[8] 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. 4. (Mülga: 10/6/1994-4001/6 md.) İptal ve tam yargı davaları:

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Başvuruya otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş olan süre hesaba katılır.

İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Aynı kural Danıştay için altmış gün, vergi mahkemeleri için otuz gün olarak belirlenmiştir. Belediye encümeni kararlarına karşı açılacak davalarda özel kanuni bir süre bulunmadıkça altmış günlük süre esas alınır.

İdari yargıda dava açma süreleri hak düşürücü nitelik taşır ve mahkemece re'sen gözetilir. Kanuni sürenin geçirilmiş olması, davanın ilk inceleme aşamasında usulden reddi sonucunu doğurabilir.

İhale işlemlerinde otuz günlük süre ve sürenin durmaması

İhaleden yasaklama işlemleri haricindeki ihale süreçlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince ivedi yargılama usulüne bağlıdır. Danıştay 13. Dairesinin 2020/3932 Esas ve 2022/3556 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere bu usulde dava açma süresi otuz gün olarak uygulanır ve kanunun 11. maddesi kapsamındaki idari başvurular işletilemeyeceğinden, idareye yapılacak müracaatlar işlemeye başlayan dava süresini kesmez veya durdurmaz.

Bu düzenleme karşısında genel dava açma süresi olan altmış gün ve idari başvurunun süreyi durdurması kuralı ihale işlemlerinde geçerlilik taşımaz. İhaleden yasaklama kararları bu istisnanın dışında tutulmuştur.

Yazılı bildirim bulunmayan kişilerde öğrenme tarihi

Tesis edilen idari işlemin doğrudan muhatabı konumunda bulunmayan ve idare tarafından kendisine yazılı bildirim yapılması gerekmeyen kişilerin açtığı davalarda, sürenin tespiti bakımından öğrenme olgusu önem taşır. Danıştay 13. Dairesinin 2020/3932 Esas ve 2022/3556 Karar sayılı ilamına göre, bu nitelikteki ilgililerin işlemi fiilen öğrendiği tarihin kesin biçimde saptanabildiği hallerde, dava açma süresinin hesabında öğrenme tarihi esas alınır.

İptal davasında yetkili mahkeme

Belediye encümeni kararlarına karşı açılacak davalarda genel yetki kuralı, 2577 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlemi gerçekleştiren idari makamın görev yaptığı yer idare mahkemesidir. Ancak kanunun 34. maddesi uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım ve ruhsat gibi taşınmaz mallara ilişkin uyuşmazlıklarda özel yetki kuralı geçerli olup davanın taşınmazın yer aldığı yer idare mahkemesinde görülmesi zorunludur.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – (Değişik: 10/6/1994-4001/16 md.) 1. İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir. 2. Köy, belediye ve özel idareleri ilgilendiren mevzuatın uygulanmasına ilişkin davalarla sınır uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, mülki idari birimin, köy, belediye veya mahallenin bulunduğu yahut yeni bağlandığı yer idare mahkemesidir. Taşınır mallara ilişkin davalarda yetki:

Davanın yürütmeyi durdurmaması ve geçici koruma

Belediye encümeni kararlarına karşı iptal davası açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Kararın uygulanmasını veya hukuki sonuç doğurmasını geçici olarak durdurmak isteyen davacı mahkemeden yürütmenin durdurulmasını talep edebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde yürütmenin durdurulabilmesi için işlemin icrası halinde telafisi güç ya da imkansız zararların meydana gelmesi ve işlemin açık biçimde hukuka aykırı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi şarttır. Mahkeme bu kararı kural olarak idarenin savunması alındıktan ya da savunma süresi geçtikten sonra gerekçeli olarak verebilir; uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde ise savunma beklenmeksizin de durdurma kararı tesis edilebilir.

İmar mevzuatında encümen kararları ve idari yaptırımlar

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca mevzuata aykırı inşa edildiği belirlenen yapılar mühürlenir ve ilgilisine eksikliği gidermesi ya da ruhsat başvurusunda bulunması için en fazla bir aylık süre tanınır. Yapılan denetimde aykırılığın düzeltildiği veya yapının yasal izinlere bağlandığı tespit edilirse inşaata devam edilmesine izin verilir. Tanınan süre içinde uygunluk sağlanamazsa yapı ruhsatı iptal edilerek belediye encümeninin alacağı kararın ardından belediye tarafından yıkım işlemi uygulanır ve ortaya çıkan giderler yapı sahibinden tahsil olunur.

Danıştay 6. Daire, E. 2020/6045, K. 2022/7301Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/6045 E.  ,  2022/7301 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/6045 Karar No : 2022/7301 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı – … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca ruhsata bağlanma olanağı bulunmayan kısımlarının yıkımına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca davacıya para cezası verilmesine ilişkin …tarih ve … sayılı Çerkezköy Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 13/06/2019 tarih ve E:2019/6995, K:2019/5595 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, dava konusu Çerkezköy Belediye Encümeninin …günlü…sayılı kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan temel para cezasına aynı fıkranın (c) bendinin 13. alt bendi uyarınca artırım uygulanmasına ilişkin kısmı ile aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptaline, davanın Encümen kararının ruhsata bağlanma imkanı bulunmayan kısımların yıkımına ilişkin kısmının ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hesaplanan temel para cezasına ve bu cezaya aynı fıkranın (c) bendinin 1.,6., 8., ve 12. alt bentleri uyarınca artırım uygulanmasına yönelik kısmının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemin Çerkezköy Belediyesi tarafından gerçekleştirildiği, dava konusu yapıların bulunduğu taşınmazın Tekirdağ İli 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni planında "Tarımsal Niteliği 1.öncelikli (mutlak) Korunacak Alan" sınırları içerisinde yer aldığı, taşınmaz üzerindeki yapılaşmanın söz konusu plan hükümlerine aykırı olduğu, …ğıl Mahallesinin Kapaklı ilçesine bağlanmadan önce Çerkezköy Belediyesi mücavir alan sınırları içinde imar planları yapılmış köy konumunda olduğu ancak ruhsatsız yapıların bulunduğu taşınmazın imar planı sınırı dışında olması nedeniyle yapılaşmanın çevre düzeni planı ve notlarına uygun olarak yapılması gerektiği, 6360 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesinin 14. fıkrası hükmünün bu yerler hakkında uygulanamayacağı ileri sürülerek Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının temyiz edilen kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Tekirdağ İli, Kapaklı İlçesi, … Mahallesi, …parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca ruhsata bağlanma olanağı bulunmayan kısımlarının yıkımına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca davacıya para cezası verilmesine ilişkin …tarih ve … sayılı Çerkezköy Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde; "Bu kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığının ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya Valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilerek inşaat derhal durdurulur, durdurma yapı tatil zaptının yapı üzerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının ruhsata uygunluğu inceleme sonucunda anlaşılırsa mühür belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.", hükmüne yer verilmiş, 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede öngörülen şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanacağı belirtilmiş, a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için para cezası uygulanacağı, (c) bendinin 13. alt bendinde ise; çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın %20 oranında arttırılarak hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 42. maddesinin 3. fıkrasında; "18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyize konu Mahkeme kararının; 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen temel para cezasının aynı maddenin (c) bendinin 13 numaralı alt bendi uyarınca artırılmasına yönelik kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Mahkeme kararının; 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 3. fıkrası uyarınca para cezası verilmesine ilişkin kısmına gelince; Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden; ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapının mühürlenerek inşaatın durdurulmasından itibaren, yapı sahibine ruhsat almak veya yapısını ruhsata uygun hale getirmek için bir ayı geçmemek koşulu ile süre verilmesi durumunda bu sürenin; herhangi bir süre verilmemesi halinde ise tespit tarihinden itibaren bir aylık sürenin sonunda, ruhsat alınmayan veya ruhsatına uygun hale getirilmeyen yapılara ilişkin 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıkım kararı alınabileceği ve anılan Kanunun 42. maddesinin üçüncü fıkrasına göre para cezası verilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. İdare Mahkemesince; dava konusu ruhsata aykırılıkların 03/07/2013 gününde idare tarafından yapılan denetim ile tespit edildiği, 24/03/2014 günlü encümen kararı ile 42. maddenin 3. fıkrasında belirtilen para cezasını da içerir dava konusu işlemin tesis edildiği ancak 3194 sayılı Kanunun 32. maddesinde belirtilen ruhsata uygun hale getirmeme veya ruhsat almama fiiline ilişkin yeni bir tespitin bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 3.fıkrasında, para cezasının verilebilmesi için yasal sürenin bitimini takiben davalı idare tarafından yapıdaki imara aykırılıkların giderilip giderilmediği yolunda yeni, ikinci bir tespit yapılması gerektiğine ilişkin bir koşula yer verilmemiş olup, bu süre içerisinde imara aykırılıkların giderilerek, imkan varsa ruhsata bağlanması hususundaki mükellefiyetin tamamının ilgililere geçtiği sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, yapı tatil tutanağı ile yapı sahibine herhangi bir süre verilmemiş olduğu dikkate alınarak tespit tarihinden itibaren bir aylık sürenin sonunda aykırılığın giderilmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemin 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacıya 2.616,58 TL maktu para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık, İdare Mahkemesi kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, işlemin kısmen iptaline ilişkin temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyiz edilen 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 3. fıkrası uyarınca para cezası verilmesine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen temel para cezasının aynı maddenin (c) bendinin 13 numaralı alt bendi uyarınca artırılmasına ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 21/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3194 sayılı İMAR KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (…)[36] tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/10 md.) Yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilgi, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince tapu dairesine en geç yedi gün içinde yazılı olarak bildirilir. Aykırılığın giderildiğine dair ilgili idaresince tapu dairesine bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki kayıt kaldırılamaz.[37] Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. (Değişik cümle:14/2/2020-7221/10 md.) Bu tebligatın bir nüshası muhtara bırakılır, bir nüshası da Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilir. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/10 md.) Yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde yapı sahibi tarafından yapının ruhsata uygun hale getirilmediğinin veya ruhsat alınmadığının ilgili idaresince tespit edilmesine rağmen iki ay içinde hakkında yıkım kararı alınmayan yapılar ile hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen altı ay içinde ilgili idaresince yıkılmayan yapılar, yıkım maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça yıkılabilir veya yıktırılabilir. Yıkım maliyetleri %100 fazlası ile ilgili idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 5779 sayılı Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunur. Tahsil olunan tutarlar, Bakanlığın döner sermaye işletmesi hesabına gelir olarak kaydedilir. (Ek fıkra:29/11/2018-7153/15 md.) İdare tarafından ruhsata bağlanamayacağı veya aykırılıkların giderilemeyeceği tespit edilen yapıların ruhsatı üçüncü fıkrada düzenlenen bir aylık süre beklenmeden iptal edilir ve mevzuata aykırı imalatlar hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır. Umumi hizmetlere ayrılan yerlerde muvakkat yapılar:

3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 1. fıkrasına göre imara aykırı eylemlerin saptanmasından itibaren on iş günü içerisinde yetkili encümence sorumlular aleyhine ayrı ayrı yaptırım kararı alınır. Yapı tatil tutanağında ayrıca mehil tayin edilmemişse bir aylık süre tespit gününden itibaren başlar. Danıştay 6. Dairesinin 2020/6045 Esas ve 2022/7301 Karar sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, anılan kanunun 42. maddesinin 3. fıkrasına göre para cezası tesis edilebilmesi için bir aylık sürenin dolmasının ardından idarece yerinde ikinci bir denetim yapılması zorunluluğunun bulunmadığı ve imara uygun hale getirme mükellefiyetinin ilgilide olduğu sonucuna varılarak ilk derece mahkemesinin bu fıkraya dayalı para cezasını iptal eden kısmı bozulmuştur.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 42Kaynağı aç
Madde 42 – (Değişik: 9/12/2009-5940/2 md.) Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. (Değişik cümle:14/2/2020-7221/11 md.) Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere ve imar mevzuatına aykırı olarak yapılan ya da 27 nci madde kapsamında ruhsat alınmadan yapılabilen yapılardan aynı maddede belirtilen koşullar sağlanmadan yapılanların sahibine, yapı müteahhidine ve aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere, yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır: a) Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için; 1) I. sınıf A grubu yapılara üç, B grubu yapılara beş Türk Lirası, 2) II. sınıf A grubu yapılara sekiz, B grubu yapılara onbir Türk Lirası, 3) III. sınıf A grubu yapılara onsekiz, B grubu yapılara yirmi Türk Lirası, 4) IV. sınıf A grubu yapılara yirmiüç, B grubu yapılara yirmibeş, C grubu yapılara otuzbir Türk Lirası, 5) V. sınıf A grubu yapılara otuzsekiz, B grubu yapılara kırkaltı, C grubu yapılara elliiki, D grubu yapılara altmışüç Türk Lirası, idari para cezası verilir. Bu miktarlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılarak uygulanır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/11 md.) (Mülga cümle:25/3/2020-7226/39 md.) (…) b) Mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verilir. c) (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı gerektiren aykırılığa konu yapı; 1) Hisseli parselde diğer maliklerin muvafakati alınmaksızın yapılmış ise cezanın % 30’u, 2) Kamuya veya başkasına ait bir parselde yapılmış ise cezanın % 40’ı, 3) Uygulama imar planında veya parselasyon planında “Kamu Tesisi Alanı veya Umumî Hizmet Alanı” olarak belirlenmiş bir alanda yapılmış ise cezanın % 60’ı, 4) Mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ediyor ise cezanın % 100’ü, 5) Uygulama imar planı bulunan bir alanda yapılmış ise cezanın % 20’si, 6) Yapılaşmaya yasaklanmış bir alanda yapılmış ise cezanın % 80’i, 7) Özel kanunlar ile belirlenmiş özel imar rejimine tabi bir alanda yapılmış ise cezanın % 50’si, 8) Ruhsatsız ise cezanın % 180’i, 9) Ruhsatı hükümsüz hale gelmesine rağmen inşaatı sürdürülüyor ise cezanın % 50’si, 10) Yapı kullanma izin belgesi alınmış olmakla birlikte, ruhsat alınmaksızın yeni inşaî faaliyete konu ise cezanın % 100’ü, 11) İnşaî faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılmıyor ise cezanın % 10’u, 12) İnşaî faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılıyor ise cezanın % 20’si, 13) Çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın % 20’si, (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şekilde tespit edilen para cezalarının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilave olunur. Para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktan etkilenen alan dikkate alınır. ç) (Ek:25/3/2020-7226/39 md.) Bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez.[39] 18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje müelliflerine ve gözetmenlerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir.[40] Yapıldığı tarih itibarıyla plana ve mevzuata uygun olmakla beraber, mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiği veya edeceği ilgili idare veya mahkeme kararı ile tespit olunan yapılara, ilgili idarenin yazılı ikazına rağmen idarece tanınan süre içinde takviyede bulunmayan veya bu yapıları 39 uncu madde uyarınca yıkmayan yapı sahibine onbin Türk Lirası idari para cezası verilir. 27 nci maddeye göre (…)41 belirlenmiş köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içinde köyün nüfusuna kayıtlı olan ve köyde sürekli oturanlar tarafından, projeleri (…)41 (…)41 fen, sanat ve sağlık şartlarına uygun olmasına rağmen valilik onayı alınmadan ve muhtarlığa bildirim yapılmadan konut ve zatî maksatlı tarım ve hayvancılık yapısı inşa edilmesi halinde yapı sahibine bin Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu yapılardaki diğer aykırılıklar ve ruhsata tabi tarım ve hayvancılık maksatlı yapılardaki aykırılıklar için verilecek olan idari para cezası, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, ikinci fıkraya göre hesaplanan toplam ceza miktarı uygulanır. [41] Yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiil ve hallerin, yapının inşa edilmesi süreci içinde tekrarı halinde, idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır. Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir. Yapının bu Kanuna, ilgili diğer mevzuata, plana, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere uygun hale getirilmesi için idarenin yazılı izni dahilinde yapılan iş ve işlemler mühür bozma suçu teşkil etmez. Müelliflerin, fenni mesul mimar ve mühendislerin, yapı müteahhitlerinin, şantiye şefi mimar ve mühendislerin, imar mevzuatına aykırı fiillerinden dolayı verilen cezaları ve haklarındaki kesinleşmiş mahkeme kararları, kendi kayıtlarına işlenmek ve ilgili mevzuata göre cezai işlem yapılmak üzere, üyesi bulundukları meslek odasına ve Bakanlığa ilgili idarece bildirilir. Bu kişiler, verilen ceza süresi içinde yeni bir iş üstlenemez. Yapı müteahhidinin yetki belgesi; a) Yapım işinin ruhsata ve ruhsat eki etüt ve projelere aykırı olarak gerçekleştirilmesi ve 32 nci maddeye göre verilen süre içinde aykırılığın giderilmemesi halinde beş yıl, b) Yapım işinde ruhsat eki etüt ve projelere aykırı olarak gerçekleştirilen imalatın can ve mal güvenliğini tehdit etmesi halinde on yıl, c) Bakanlıkça olumsuz kayıt değerlendirmesi yapılan hallerde bir yıl, süreyle Bakanlıkça iptal edilir. Yapı müteahhidinin, yapım işlerinden doğan vergi ve sigorta primi borçlarını ödememesi ve diğer sorumluluklarını yerine getirmemesi hallerinde yetki belgesi bir yıldan az olmamak üzere Bakanlıkça iptal edilir ve bunlara sorumluluklarını yerine getirinceye kadar yeni yetki belgesi düzenlenmez. Yetki belgesi iptal edilen yapı müteahhidi yeni yetki belgesi düzenleninceye kadar yeni iş üstlenemez, ancak mevcut işlerini tamamlar. Yetki belgeli yapı müteahhidi olmaksızın başlanılan yapının ruhsatı iptal edilir ve yapı mühürlenir. Yürürlükten kaldırılan hükümler:

İmar mevzuatına aykırılığın çevre ve görsel dokuyu olumsuz etkilemesi halinde, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin 13. alt bendi uyarınca hesaplanan ana para cezası yüzde 20 artırılır. Öte yandan aynı fıkranın (ç) bendi gereğince, aykırılığa konu alan ile arsa veya arazinin emlak vergisi asgari metrekare birim değerinin çarpımıyla bulunan ek para cezası yapı sahibi ve müteahhidine ayrıca tatbik edilir; bu ek ceza, tebliğden itibaren bir ay içinde mevzuata uygunluk sağlanması şartıyla tahsil edilmez.

İmar Kanunu'nun 42. maddesinde belirtilen fiil ve hallerin yapının inşa süreci içinde tekrarlanması halinde idari para cezaları bir kat artırılarak verilir. Kanun uyarınca tahsil edilen idari para cezaları, aynı eylem sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir. Ayrıca yapının imar mevzuatına, plana, ruhsata ve ruhsat eki etüt ve projelere uygun hale getirilmesi amacıyla idarenin yazılı izni dahilinde yapılan iş ve işlemler mühür bozma suçunu oluşturmaz.

İmar mevzuatına aykırılık sebebiyle yaptırıma uğrayan teknik görevliler ve yükleniciler ilgili meslek odası ile Bakanlığa bildirilir ve uygulanan ceza boyunca yeni bir proje üstlenemezler. Yapı müteahhidinin yetki belgesi; imalatın projeye aykırı yapılıp 32. maddedeki sürede düzeltilmemesi halinde beş yıl, projelere aykırı imalatın can ve mal güvenliğini doğrudan tehdit etmesi durumunda on yıl, olumsuz sicil değerlendirmelerinde ise bir yıl süreyle Bakanlıkça iptal edilir. Ayrıca yapım işlerinden kaynaklanan vergi ve sigorta primi borçlarını ödemeyen müteahhitlerin yetki belgeleri en az bir yıl süreyle askıya alınarak sorumluluklar giderilene kadar yeni belge verilmez; bu süreçte müteahhit yeni taahhüt altına giremez ancak başlamış olan işlerini tamamlayabilir.

Kaldırılan encümen kararına dayalı ödeme emirleri

Danıştay 8. Dairesinin 2018/3649 Esas ve 2022/5206 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, idari para cezasına dayanak oluşturan belediye encümeni kararının idare tarafından sonradan geri alınması üzerine, söz konusu karara dayanılarak çıkarılmış olan ödeme emrinin hukuki dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle yerel mahkemece verilen iptal hükmü temyiz incelemesinde hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

Aynı encümen kararına yeniden dava açılması ve kesin hüküm

İdari işlemler hakkında açılan iptal davaları yargısal denetim sağlar ve ilgililer bakımından bağlayıcı hukuki sonuçlar doğurur. Aynı idari işlemin, aynı kişi tarafından, aynı hukuki sebeplere dayanılarak aynı yargı mercilerinde yeniden dava konusu yapılması kesin hüküm engeli nedeniyle mümkün değildir.

Danıştay 8. Daire, E. 2018/3649, K. 2022/5206Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/3649 E.  ,  2022/5206 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/3649 Karar No : 2022/5206 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Elektrik Dağıtım A.Ş. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kozlu Belediye Başkanlığı tarafından davacı şirket adına düzenlenen 21.02.2017 tarihli 264.320,00-TL tutarındaki ödeme emrinin ve ödeme emrinin dayanağı olan … tarih ve … sayılı Kozlu Belediye Encümen kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; ödeme emrinin dayanağı olan encümen kararının hukuken kesinleşmesi beklenilmeden doğrudan tahsil aşamasına geçilip ödeme emri tanzim edilip tebliğ edildiği, kaldı ki dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan … tarih ve … sayılı Kozlu Belediyesi Encümen kararının, … tarih ve … sayılı Kozlu Belediyesi Encümen Kararı ile kaldırıldığı, dolayısıyla dava konusu ödeme emrinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline; Mahkemede daha evvel … gün ve … sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan E:… sayılı dosyasında görülen dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu anlaşıldığından, iş bu davanın Encümen kararına yönelik kısmı hakkında ise derdestlik nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 09.01.2017 tarih ve 05 sayılı Belediye Encümen kararının, 27.03.2017 tarih ve 52 sayılı Encümen kararıyla kaldırıldığı, davanın konusuz kaldığı, ödeme emrinin de iptal edildiğinin açık olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın dava konusu ödeme emrine ilişkin kısmının onanması, encümen kararına ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin yüklenicisi tarafından Kozlu Belediyesi sınırları içerisinde bulunan … Mahallesi, … Caddesi üzerinde mutabık kalınmayan güzergahta kazı yapıldığı, kazı esnasında asfalt kesme makinesi kullanılmadığı, bu sebeple yolun aşırı derecede tahrip olduğu, bu durumun Kozlu Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü'nce tespit edilerek yaklaşık maliyet oranına göre 264.320,00-TL cezai işlem uygulanması gerektiği yönünde Belediye Başkanlığı'na … tarih ve … sayılı yazının yazıldığı, bu yazı üzerine Kozlu Belediye Encümeni'nin davacı şirket adına 264.320,00-TL para cezası kesilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemi tesis ettiği ve akabinde 21.02.2017 tarihli ödeme emrinin düzenlenmesi üzerine hem para cezası verilmesine yönelik … tarih ve … sayılı Belediye Encümen kararının hem de 21.02.2017 tarihli ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın ödeme emrinin iptali istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın 09.01.2017 tarih ve 05 sayılı Kozlu Belediye Encümen kararının iptali istemine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun "Kesin Hüküm" başlıklı 303/1. maddesinde: "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." hükmü yer almaktadır. İdari işlemler yönünden de, dava konusu edilmek suretiyle işlemin yargısal denetimi sağlanmakta ve ilgililer yönünden hukuki sonuçlar doğurmakta olup, aynı işlemin, aynı kişi tarafından, aynı hukuki sebeplere bağlı olarak aynı yargı mercilerince yargısal denetiminin yaptırılması kesin hüküm nedeniyle mümkün değildir. Olayda, Kozlu Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıyla, davacı hakkında 264.320,00-TL tutarında para cezası uygulanmasına karar verildiği, davacı tarafından 23.01.2017 tarihinde … İdare Mahkemesi'nin E:… esasına kayden anılan işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, akabinde 21.02.2017 tarihli ve 264.320,00-TL tutarlı ödeme emrinin düzenlenip davacıya tebliğ edilmesi üzerine ödeme emrinin iptali istemi yanında ödeme emrine dayanak olan … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle 01.03.2017 tarihinde E:… esasına kayden işbu davanın açıldığı, … tarih ve … sayılı Encümen kararının … tarih ve … sayılı Kozlu Belediyesi Encümen Kararı ile iptal edilmesi nedeniyle … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın temyiz edilmemesi üzerine 18.07.2017 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Bakılmakta olan uyuşmazlıkta ise, İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla, Mahkemede daha evvel … gün ve … sayılı encümen kararının iptali istemiyle açılan E:… sayılı dosyasında görülen dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olduğu anlaşıldığından, iş bu davanın Encümen kararına yönelik kısmının esası hakkında derdestlik nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir. Bu durumda, işbu davada İdare Mahkemesi'nce karar verildiği tarih itibarıyla (05.10.2017) aynı işlemin iptali istemiyle (… tarih ve … sayılı Belediye Encümen kararı) aynı Mahkemede daha önce açılan davada (E:…) verilen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararın kesinleştiği (18.07.2017) anlaşıldığından, Mahkemece encümen kararının iptali istemine yönelik olarak kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, anılan işlem yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de bu duruma göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının ödeme emrinin iptali istemine ilişkin kısmı yönünden ONANMASINA, … tarih ve … sayılı Kozlu Belediye Encümen kararının iptali istemine ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 8. Dairesinin 2018/3649 Esas ve 2022/5206 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, aynı belediye encümeni kararının iptali istemiyle daha önce açılan davada verilen kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Bu durumda aynı karara karşı yeniden açılan davada istemin derdestlik nedeniyle değil, kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sık sorulan sorular

Encümen kararına itiraz etmeden doğrudan dava açılabilir mi?

Evet. Belediye encümeni kararlarına karşı iptal davası açılmadan önce idareye itiraz edilmesi genel bir zorunluluk değildir. İlgililer 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca varsa üst makamdan, üst makam bulunmaması halinde işlemi tesis eden encümenden kararın düzeltilmesini ya da kaldırılmasını isteyebilirler.

Encümen kararına karşı iptal davası açma süresi kaç gündür?

Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. İhaleden yasaklama hariç ihale işlemlerinde ise dava açma süresi otuz gündür.

Encümen kararına karşı idareye yapılan başvuru süreyi durdurur mu?

Genel kural uyarınca dava açma süresi içinde yapılan idari başvuru işlemeye başlayan süreyi durdurur. İdarenin otuz gün içinde cevap vermemesi halinde istek reddedilmiş sayılır ve kalan süre işlemeye devam eder. Ancak ivedi yargılama usulüne tabi ihale işlemlerinde idari başvuru süreyi durdurmaz.

İptal davası açılması encümen kararının uygulanmasını durdurur mu?

Hayır. Açılan iptal davası kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Kararın durdurulması için telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi ve mahkemece yürütmenin durdurulması kararı verilmesi gerekir.

Belediye encümeni kararına karşı hangi mahkemede dava açılır?

Genel yetkili mahkeme kararı veren encümenin bulunduğu yer idare mahkemesidir. Karar taşınmaza ilişkinse özel yetki kuralı gereğince taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesi yetkilidir.

İmar para cezası verilmesi için idarenin ikinci bir yerinde tespit yapması şart mıdır?

Hayır. 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bir aylık sürenin dolmasının ardından encümence para cezası verilebilmesi için idarenin ikinci bir yerinde tespit yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Daha önce dava konusu yapılan encümen kararına tekrar dava açılabilir mi?

Aynı encümen kararına karşı aynı kişi tarafından aynı hukuki sebeplere dayanılarak daha önce açılan dava kesinleşmişse, kesin hüküm engeli nedeniyle yeni açılan davanın incelenmeksizin reddi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu