Tenfizin Hukuki Temeli
Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de icra edilebilmesi, yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 50. maddesi bu zorunluluğu açıkça düzenlemektedir: hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan yabancı ilamlar, tenfiz kararı olmaksızın Türkiye'de icra edilemez. Yabancı hakem kararları açısından ise temel uluslararası çerçeve, gerçek veya tüzel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda, tanınması ve tenfizi istenen devletten başka bir devlet topraklarında verilen hakem kararlarını kapsayan 1958 tarihli New York Sözleşmesi'dir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/130, K. 2019/1394Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1136, K. 2014/974Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/660, K. 2023/1066Kaynağı aç
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizinde Aranan Şartlar
MÖHUK m. 54, tenfiz kararı verilebilmesi için dört asli şart öngörmektedir. Birincisi karşılıklılık ilkesidir: kararı veren devlet ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, o devlette Türk kararlarının tenfizine olanak tanıyan bir kanun hükmü veya fiilî uygulama bulunmalıdır. İkincisi, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ya da davalının itirazı üzerine, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanımış bir mahkemeden çıkmamış olmasıdır. Üçüncüsü, hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasıdır. Dördüncüsü ise davalının, kararı veren mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun biçimde çağrılmış veya temsil edilmiş olması ya da gıyabında karar verilmişse buna itiraz etmemiş olmasıdır.
Münhasır yetki itirazını tenfiz hâkimi resen inceler; buna karşın aşkın yetki iddiası ancak davalının bunu açıkça ileri sürmesi hâlinde değerlendirilebilir. Savunma hakkı ihlalinin varlığı ise Türk usul hukukuna göre değil, kararı veren ülke kanunlarına göre belirlenir; MÖHUK m. 54/ç bu ölçütü açıkça benimsemektedir.
MÖHUK m. 54/ç, sınırlı sayıdaki savunma hakkı ihlali hâllerini kapsamaktadır. Bu madde kapsamına girmeyen diğer savunma hakkı ihlallerinin MÖHUK m. 54/c uyarınca kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tenfiz engeli oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler de hukuk yazınında yer almaktadır; ancak bu değerlendirme ilgili Yargıtay kararında mahkemenin kendi gerekçesi olarak değil, akademik bir esere yapılan atıf çerçevesinde aktarılmaktadır.
Tenfiz Başvurusunda Usul ve Belgeler
Tenfiz isteminde bulunabilmek için hukuki yararın varlığı aranır; başvuru görevli ve yetkili mahkemeye dilekçe ile yapılır. Dilekçeye yabancı ilamın ve kesinleşme belgesinin o ülke makamlarınca usulen onaylanmış aslı veya onaylı sureti ile bu belgelerin onanmış tercümelerinin eklenmesi zorunludur.
Yabancı Hakem Kararlarında Tenfiz Engelleri
New York Sözleşmesi m. 5/1'de sayılan tenfiz engelleri nispi ret sebepleridir. Bu engellerin incelemeye konu olabilmesi için aleyhine tenfiz istenen tarafça açıkça ileri sürülmesi ve ispat edilmesi gerekir. Söz konusu engeller şunlardır: tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsizliği veya anlaşmanın geçersizliği; tarafın hakem seçiminden ya da tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemesi yahut delil sunma imkânından mahrum edilmesi; hakem kararının tahkim anlaşmasının kapsamı dışında bir hususa ilişkin olması ya da anlaşmanın sınırlarını aşması; hakemlerin seçiminin veya uyguladıkları usulün taraf anlaşmasına ya da hakem kararının verildiği yer hukukuna aykırı olması; kararın tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş, icra kabiliyeti kazanmamış ya da verildiği yer mahkemesince iptal edilmiş bulunması.
New York Sözleşmesi m. 5/2 kapsamındaki ret sebepleri ise — tahkime elverişlilik yokluğu ve kamu düzenine aykırılık — mahkemece resen dikkate alınır; bu yönde tarafça ileri sürme ve ispat zorunluluğu aranmaz.
Tenfiz Hâkiminin Yetki Sınırı
Tenfiz hâkimi, tenfiz şartları dışında kararın içeriği üzerinde inceleme yapma yetkisine sahip değildir; yabancı kararı esastan inceleyemez ve hukuka uygunluğunu denetleyemez. Bu sınır hem yabancı hakem kararları hem de yabancı mahkeme kararları bakımından ilgili kararlarda ifade edilmektedir; ancak her iki karar türü farklı kaynaklar ve hukuki çerçeveler içinde ele alınmaktadır. Tenfiz hâkimi, yabancı kararda Türk hukukundan farklı maddi ya da usul kuralları uygulanmış olmasını sırf bu gerekçeyle kamu düzenine aykırılık sayarak tenfizi reddedemez.
Kamu Düzeni Kavramı ve Uygulama Sınırı
Tenfiz hukukunda kamu düzeni kavramı, iç hukuktaki emredici kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı biçimde yorumlanmalıdır; yabancı karara bu gerekçeyle yalnızca istisnai hâllerde müdahale edilebilir. Bu yaklaşım Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun oy çokluğuyla benimsediği bir değerlendirmedir; aynı kararda karşı oy da bu yoruma itiraz etmektedir. Değerlendirmenin odağı kararın içeriğinin kendisi değil, kararın Türkiye'de icra edilmesinin ve bu icranın sonuçlarının Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır.
Türk kamu düzeninin ihlali çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça çiğnenmesi hâlinde söz konusu olacaktır. Ancak her emredici hükmün ihlali ya da her emredici hükmü ihlal eden yabancı kararın kamu düzenine aykırı olduğu sonucuna ulaşmak olanaklı değildir. Bir yabancı kararın kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için hüküm fıkrasının Anayasa'nın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine, Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olması gerekir. Bu ölçüt hakem kararları bakımından New York Sözleşmesi m. 5/2-b, mahkeme kararları bakımından ise MÖHUK m. 54/c çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Ceza Mahkemesi Kararıyla Çelişki ve Kamu Düzeni
Kesinleşmiş bir Türk mahkemesi kararıyla bağdaşmayacak düzeyde çelişen yabancı bir hakem kararının icrasının kamu düzenini tehdit edebileceği kabul edilmektedir. Ancak her çelişkinin bu sonucu doğurmadığı, özellikle farklı yargı kollarındaki kararlar arasındaki ayrılığın otomatik olarak kamu düzenine aykırılığa yol açmadığı vurgulanmaktadır.
Hakem kararına konu aynı vakıayı inceleyen ceza mahkemesinin farklı bir hüküm kurmuş olması, her durumda hakem kararının kamu düzenine aykırı sayılmasını gerektirmez; zira tahkim yargılaması ile ceza yargılaması farklı taraflara, farklı delil setlerine ve farklı ispat ölçütlerine dayanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2022/660, K. 2023/1066 sayılı kararında (07.11.2023), salt delil yetersizliğine dayalı beraat kararının tahkime konu vakıanın hukuka aykırılığı hakkında kesin bir tespit içermediği kabul edilerek bu tür bir beraat kararının hakem kararının tenfizine kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle engel oluşturmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy gerekçesi ayrıdır. Kamu düzeni itirazının kabulü için beraat kararının, tahkime konu maddi vakıanın hukuki niteliği hakkında tereddüde yer bırakmayacak düzeyde açık bir tespit içermesi gerekir.
Aynı davada birden fazla hakem kararının tanıma ve tenfizi isteniyorsa, mahkemenin her bir hakem kararı yönünden ayrı ayrı hüküm kurması zorunludur; tek bir hüküm kurulması usule aykırılık oluşturur.
Tahkim Yargılamasında Hukuki Dinlenilme Hakkı
Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hukuki dinlenilme hakkı, tahkim yargılamasında da geçerlidir; tarafların bilgisine açık olmayan bir husus hakem kararına esas olamaz. Ticari sırların korunması meşru bir hak olmakla birlikte bu hakkın karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek biçimde kullanılması hâlinde orantılılık ilkesi aşılmamalıdır; gizliliğin makul ve tutarlı gerekçelere dayanması, sırların korunması zorunlu olduğunda ise orantılılık sınırının gözetilmesi gerekir.
Savunma hakkının kısıtlanması ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlali, New York Sözleşmesi m. 5/2-b kapsamında tenfiz engeli oluşturabilecek kamu düzenine aykırılık hâlleri arasında değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, bir yabancı hakem kararının tenfizine ilişkin Özel Daire gerekçesinde MÖHUK m. 62/1-d kapsamıyla da ilişkilendirilmekle birlikte söz konusu bendin uygulamasına ilişkin bağımsız metin doğrulaması yapılamamıştır.
Tebligat Kökenli Savunma Hakkı İhlali
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/130, K. 2019/1394 sayılı kararında (18.12.2019) yabancı mahkeme kararının tenfizinde tebligat kaynaklı savunma hakkı ihlaline somut bir örnek ortaya konmuştur. Alman mahkemesince geçersiz bir posta tebliğine dayanılarak itiraz süresinin başlatılması ve ardından 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi çerçevesinde merkezi makam aracılığıyla usulüne uygun tebligat yapılmasına karşın bu tebligat tarihinden itibaren yeni bir itiraz süresi tanınmaması, davalının savunma hakkını ihlal etmekte ve tenfize engel oluşturmaktadır. Bu karar yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin olup hakem kararı tenfizi rejimiyle aynı kapsamda değerlendirilmemelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Tenfiz hâkimi yabancı hakem kararının hukuka uygun olup olmadığını denetleyebilir mi?
Tenfiz hâkimi, tenfiz şartları dışında yabancı hakem kararını esastan inceleyemez ve hukuka uygunluğunu denetleyemez. Kararın Türk hukukundan farklı kurallar uygulanarak verilmiş olması, sırf bu gerekçeyle tenfizinin reddedilmesi için yeterli değildir.
New York Sözleşmesi kapsamındaki tenfiz engelleri resen mi incelenir?
Sözleşmenin 5/1. maddesinde düzenlenen engeller nispi ret sebepleridir; bu engellerin incelemeye alınabilmesi için aleyhine tenfiz istenen tarafça açıkça ileri sürülmesi ve ispat edilmesi zorunludur. Buna karşılık 5/2. madde kapsamındaki tahkime elverişlilik yokluğu ve kamu düzenine aykırılık sebepleri mahkemece resen dikkate alınır.
Kamu düzeni itirazı tenfizi engellemek için ne zaman yeterlidir?
Tenfiz hukukundaki kamu düzenine aykırılık, iç hukuktaki emredici kurallara aykırılık kavramından daha dar yorumlanmakta ve istisnai hâllere özgü tutulmaktadır; bu değerlendirme Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun oy çokluğuyla benimsediği bir yaklaşım olup karşı oy bu yoruma itiraz etmektedir. Bir kararın kamu düzenine açıkça aykırı sayılabilmesi için hüküm fıkrasının Anayasa'nın veya hukuk sisteminin temel ilkelerine ya da Türk toplumunun genel örf-adet ve ahlak telakkilerine aykırı olması gerekir. Değerlendirmede kararın içeriği değil, kararın Türkiye'de icra edilmesinin sonuçları esas alınmaktadır.
Ceza mahkemesinin beraat kararı hakem kararının tenfizini engeller mi?
Salt delil yetersizliğine dayalı beraat kararı, tahkime konu vakıanın hukuka aykırılığı hakkında kesin bir tespit içermediğinden hakem kararının tenfizine kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle engel oluşturmaz. Kamu düzeni itirazının kabul edilebilmesi için beraat kararının maddi vakıanın hukuki niteliği konusunda tereddüde yer bırakmayacak düzeyde açık bir tespit içermesi gerekir.
Tenfiz dilekçesine hangi belgeler eklenmelidir?
Yabancı ilamın ve kesinleştiğine ilişkin belgenin o ülke makamlarınca usulen onaylanmış aslı veya onaylı sureti ile bu belgelerin onanmış tercümelerinin dilekçeye eklenmesi zorunludur.
Aynı davada birden fazla hakem kararı varsa tek hüküm yeterli midir?
Hayır. Birden fazla hakem kararının tanıma ve tenfizi isteniyorsa mahkeme her bir karar yönünden ayrı ayrı hüküm kurmak zorundadır; aksi hâl usul bakımından hatalıdır.
Tahkim yargılamasında ticari sır gerekçesiyle delil gizlenmesi kabul edilebilir mi?
Ticari sırların korunması meşru bir haktır; ancak bu gerekçenin karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek biçimde kullanılması orantılılık ilkesiyle bağdaşmaz. Gizliliğin makul dayanağı bulunmalı ve tutarlı biçimde izah edilmelidir; tarafların bilgisine açık olmayan bir husus karara esas alınamaz.
MÖHUK m. 54/ç kapsamı dışındaki savunma hakkı ihlalleri tenfizi engeller mi?
MÖHUK m. 54/ç sınırlı sayıdaki savunma hakkı ihlali hâllerini kapsamaktadır. Bu madde kapsamına girmeyen diğer savunma hakkı ihlallerinin MÖHUK m. 54/c uyarınca kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tenfiz engeli oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler hukuk yazınında yer almakla birlikte, bu görüş ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında mahkemenin kendi çoğunluk gerekçesi olarak değil akademik bir esere yapılan atıf çerçevesinde aktarılmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

