Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi

Tanıma ve Tenfiz: Temel Ayrım

Yurt dışında bir mahkemeden alınan karar, Türkiye'de kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmaz. Kararın Türk hukuku bakımından geçerli sayılabilmesi için tanıma; icra yoluyla uygulanabilmesi için ise tenfiz kararı alınması gerekir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 50/1 uyarınca, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfiz kararı alınamıyorsa salt tanıma kararı da istenebilir; bu durumda karar icra edilemese bile Türk hukuku bakımından hukuki sonuç doğurur.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Görev ve yetki

MÖHUK m. 50/2, yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler için de tenfiz yolunu açık tutmaktadır.

Hangi Kararlar Tenfize Konu Olabilir?

Tenfize konu edilecek kararın özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık sonucunda verilmiş olması gerekir. İdari nitelikteki kararlar, kartel veya patent hukukuna ilişkin hükümler, sosyal güvenlik kararları ve iflas kararları tenfiz kapsamı dışında tutulmaktadır. Aynı konuda Türk mahkemelerince daha önce karar verilmiş olması hâlinde ise çifte yargılamaya yol açacağı gerekçesiyle yabancı kararın tanınması reddedilebilir.

Tenfiz İçin Aranan Şartlar

MÖHUK m. 54, tenfiz kararı verilebilmesi için birden fazla koşul öngörmektedir. Bu koşullardan birinin karşılanmaması talebin reddine yol açabilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
MADDE 54 – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Tebliğ ve itiraz

Karşılıklılık: MÖHUK m. 54/1-a gereği, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiilî uygulama bulunmalıdır. Kanun bu üç seçeneği birlikte saymaktadır; dolayısıyla karşılıklılık yalnızca yazılı ikili anlaşmayla değil, ilgili devletin iç hukuk düzenlemesiyle ya da fiilî uygulamasıyla da karşılanabilir. Örneğin Türkiye ile Almanya arasında bu konuya özgü yazılı bir ikili anlaşma bulunmamakla birlikte, kanun hükmü veya fiilî uygulama yollarının mevcut olup olmadığı her somut durumda ayrıca değerlendirilmelidir.

Münhasır yetki ve gerçek bağlantı: MÖHUK m. 54/1-b uyarınca ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir. Davalının itiraz etmesi hâlinde ayrıca, ilamın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olması da aranmaktadır.

Kamu düzeni: MÖHUK m. 54/1-c uyarınca yabancı mahkeme hükmü Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalıdır.

Usulüne uygun çağrı ve temsil: MÖHUK m. 54/1-ç, usulüne aykırı çağrı, temsil edilmeme ya da gıyapta hüküm verilmesi durumlarını, ilgili kişinin bu hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasıyla birlikte ele almaktadır. Bu bent kapsamındaki usul eksiklikleri, ilgili kişinin bunlara dayanarak Türk mahkemesinde itiraz etmemiş olması koşuluyla birlikte tenfiz değerlendirmesine girer.

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Usul Farkı

MÖHUK m. 58/1 uyarınca, yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, o ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanıma davalarında ise MÖHUK m. 54/1-a bendindeki şart uygulanmaz; bu bent yalnızca tenfiz için geçerlidir. İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da bu usule tâbidir. Yabancı mahkeme ilamına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılması istendiğinde de aynı usul uygulanır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/8546, K. 2015/14155Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/8546 E.  ,  2015/14155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı …… ile…… aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dai….. Aile Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 131/112 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, mal rejiminin tasfiyesiyle evlilik birliği içerisinde edinilen iki adet taşınmaz ile ilgili olarak alacak isteğinde bulunmuştur. Davalı vekili, tarafların yurtdışında boşanmalarına ilişkin kararın kesinleştiği 1999 yılı itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, dava konusu edilen taşınmazlarla ilgili davacının katkısının bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yabancı mahkemece verilen boşanma kararının 16.03.1999 tarihinde kesinleştiği, katkı payı davasının ise bu tarihten itibaren 10 yıl içinde açılmadığı açıklanarak davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar, 21.10.1981 tarihinde evlenmişler,……………Sulh Aile Mahkemesi'nde 16.03.1999 tarihihinde kesinleşen ve aynı tarihte yazıldığı anlaşılan boşanma davasının kabulüne karar verilmesi üzerine boşanmışlardır. Söz konusu boşanma ilamı,……Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.02.2002 tarihinde kesinleşen kararıyla tanınmıştır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin temyize konu dava ise 04.03.2011 tarihinde açılmış, davalı tarafça, süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o Devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanun'un 58/1. maddesine göre de, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. 59. madde de ise, yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine yer verilmiştir. Karşılığı Mülga 2675 sayılı Kanun'da bulunmayan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 59. maddesi, yabancı mahkemelerce verilen kararların maddi hukuk bakımından ülkemizde hüküm ifade etmeye başlayacağı tarihi göstermeye ilişkin olup, önemli bir eksikliğin giderilmesi bakımından oldukça yerinde bir düzenlemedir. Bu kanun maddesi gereğince; yabancı mahkemelerce verilen hukuk davalarına ilişkin ilamların maddi hukuka ilişkin etkisinin tanıma tenfiz kararının kesinleşmesinden sonra değil de, yabancı mahkeme ilamlarının kesinleşmesinden itibaren hüküm ifade edeceği belirlenmiştir. Söz konusu kanuni düzenleme sayesinde, özellikle ticaret, borçlar, miras ve aile hukuku yönünden maddi hukuk bakımından belirsizlik giderilmek suretiyle önemli haksızlıklar engellenmiştir. Somut olay bakımından anılan Kanun maddelerinin değerlendirilmesi gerekirse; tanıma tenfiz kararı verilmek koşuluyla, eşler yabancı mahkemenin boşanmanın kabulüne ilişkin ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılırlar. Bu kanuni düzenlemeye göre, sonraki tarihlerde tanıma/tenfiz kararı verilse dahi, evlilik birliği yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte sona erer. 5718 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle getirilen bu düzenleme sayesinde, eşler yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılacaklarından tanıma/tenfiz kararının verildiği tarihe kadar geçen ara dönemde birbirlerine mirasçı olmayacaklar, duruma göre doğan çocuk evlilik dışı doğmuş sayılacaktır. Bu düzenlemeyle, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarih ile tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarih arasındaki ara dönemdeki belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Aksi takdirde, bu dönemde, henüz tanıma tenfiz kararı verilmediğinden evliliğin devam ettiğinin kabulü gerekir ve beraberinde çözümü zor yeni uyuşmazlıklara neden olur. Açıklandığı üzere; 59.madde, yabancı mahkeme ilamının maddi hukuk bakımından etkisinin hüküm ifade edeceği döneme açıklık getirmiştir. Sorun, dava hakkının kullanılmasında karşılaşılan zamanaşımı süresinin yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi tarihinde mi yoksa tanıma tenfiz kararının kesinleştiği tarihte mi başlatılacağıdır. Yabancı mahkemelerce verilmiş ve kesinleşmiş boşanma ilamı hakkında, Türk mahkemelerince tanıma/tenfiz kararı verilmedikçe eşler Türk kanunlarına göre boşanmış sayılmayacaklarından, ara dönemde boşanmaya bağlı olarak Türkiye'de açılacak tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi bazı dava haklarının kullanılması imkanı olmayacaktır. Başka bir anlatımla, bu ara dönemde açılan davaların, davanın görülebilirlik ön koşulu (evlilik devam ettiğinden) gerçekleşmediğinden reddedilmesi gerekecektir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında, zamanaşımının yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte başlatılması durumunda; tanıma/tenfiz kararından önceki ara dönemde, taraflar boşanmaya bağlı diğer dava haklarını kullanamayacak, ancak zamanaşımı işlemeye devam edecektir. Zamanaşımı, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihte başlayacağından, tanıma/tenfiz kararından sonra açılacak davaların zamanaşımı süresinin geçmiş olması sonucu ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum, hak sahibinin haktan yararlanmasına izin vermeden, zamanaşımını başlatmak demektir ki; bu da, hakkın özüne, hakkaniyete, toplum vicdanına ve adalete aykırıdır. Bu bakımdan Dairece, boşanmaya bağlı mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımının başlangıç tarihinin, yabancı mahkeme ilamıyla ilgili tanıma/ tenfiz kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmiştir. Zamanaşımının işlemeye başlamayacağı, başlamışsa duracağı halleri düzenleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 153. maddesinin 6. fıkrasına göre (eBK 132/6); alacak, Türk mahkemelerinde ileri sürülemeyecek durumda ise zamanaşımı işlemez. Söz konusu kanuni düzenleme olmasa bile, modern hukuk öğretisi ve evrensel hukuk genel ilkelerine göre; ileri sürülmesi zamanaşımına bağlanan hakların kullanılmasında, zamanaşımı, söz konusu hakkın kullanılabilir duruma geldiği tarihte başlar. Bir hak kullanılabilir duruma gelmeden zamanaşımı işletilemez. Bu bakımdan; bir alacak davası olarak mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımı süresinin; boşanmaya bağlı dava haklarının kullanılabilir hale geldiği, tanıma/tenfiz kararının kesinleşmesi tarihinden başlatılması gerekir. Nitekim, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 15.07.2009 gün 8466/4071 ile 15.07.2009 gün 8466/14071 ve 8. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2009 gün 2030/2937 sayılı içtihatlarıda aynı doğrultudadır. Açıklanan nedenlerle, Mahkemece davanın süresinde açıldığı kabul edilerek iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak bir karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru değildir. SONUÇ: Davacı vekili temyiz itirazlarının bu nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
MADDE 58 – (1) Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. Tanımada 54 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uygulanmaz. (2) İhtilâfsız kaza kararlarının tanınması da aynı hükme tâbidir. (3) Yabancı mahkeme ilâmına dayanılarak Türkiye'de idarî bir işlemin yapılmasında da aynı usul uygulanır. Kesin hüküm ve kesin delil etkisi

Davayı Kimler Açabilir ve Hangi Mahkeme Bakar?

Hukuki yararı bulunan herkes tanıma ve tenfiz davası açabilir. MÖHUK m. 51/1 uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Aile hukukuna giren uyuşmazlıklarda ise aile mahkemesi de bakabilmektedir; hangi mahkemenin görevli olduğu somut davanın niteliğine göre değerlendirilmelidir. MÖHUK m. 51/2 gereği, borçlunun Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer bulunmuyorsa tenfiz davası Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
MADDE 51 – (1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. (2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Tenfiz istemi

Başvuruda Sunulması Gereken Belgeler

Tanıma ve tenfiz başvurusunda yabancı mahkeme kararının yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmiş ve onaylanmış bir örneğinin sunulması zorunludur. Kararda maddi hata bulunması, örneğin tarafların evlilik tarihinin yanlış yazılmış olması hâlinde bu hatanın giderilmesi gerekmekte; giderilemezse başvurunun reddedilmesi söz konusu olabilmektedir.

Tanıma Kararının Hukuki Etkisi ve Geçerlilik Tarihi

MÖHUK m. 59, yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini düzenlemektedir; Türk mahkemesinin tanıma veya tenfiz kararının kesinleşme tarihi bu başlangıç anını değiştirmez. Bununla birlikte MÖHUK m. 58/1 gereği, bu etkinin doğabilmesi için ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmiş olması şarttır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
MADDE 59 – (1) Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Yabancı hakem kararlarının tenfizi

Boşanma davalarında bu ilkenin pratik yansıması önemlidir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2014/8546, K. 2015/14155 sayılı kararında, tanıma veya tenfiz kararı verilmek koşuluyla eşlerin yabancı mahkemenin boşanma ilamının kesinleştiği tarihten itibaren boşanmış sayılacağı ve evlilik birliğinin o tarihte sona ereceği değerlendirilmiştir. Sonraki bir tarihte tanıma veya tenfiz kararı verilmiş olması bu sonucu değiştirmemektedir.

Tanıma Kararı Alınmadan Açılamayan Davalar

Türk mahkemelerince tanıma veya tenfiz kararı verilmedikçe eşler Türk kanunlarına göre boşanmış sayılmaz. Bu ara dönemde boşanmaya bağlı tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi dava haklarının Türkiye'de kullanılması mümkün olmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2014/8546, K. 2015/14155 sayılı kararında, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımının başlangıç tarihi olarak yabancı mahkeme ilamıyla ilgili tanıma veya tenfiz kararının kesinleştiği tarih esas alınmıştır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 153/6 uyarınca, alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürülememesi hâlinde zamanaşımı işlemez. Bu hüküm, tanıma veya tenfiz kararı kesinleşmeden Türk mahkemelerinde kullanılamayacak durumda olan alacaklar açısından önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Yurt dışında boşandım; Türkiye'de de geçerli olması için ne yapmam gerekiyor?

Yabancı ülkede verilen boşanma kararı, Türk hukuku bakımından ancak tanıma veya tenfiz kararıyla geçerlilik kazanır. Bu karar alınmadıkça Türkiye'de evli sayılmaya devam edilir; tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi boşanmaya bağlı dava hakları da kullanılamaz. Aile hukukuna giren uyuşmazlıklarda aile mahkemesi de bakabilmekte olup başvuruda yeminli Türkçe çevirisi yapılmış karar örneği sunulması zorunludur.

Almanya'da verilen bir karar Türkiye'de doğrudan uygulanabilir mi?

Türkiye ile Almanya arasında yabancı mahkeme kararlarının doğrudan tanınacağına dair yazılı bir ikili anlaşma bulunmamaktadır. Ancak MÖHUK m. 54/1-a, karşılıklılığı yalnızca yazılı anlaşmayla değil; ilgili devletin iç hukukundaki kanun hükmü veya fiilî uygulama yoluyla da karşılanabilecek bir koşul olarak düzenlemektedir. Almanya'da verilen her karar için bu seçeneklerin somut durumda bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Tenfiz talebi hangi gerekçelerle reddedilebilir?

MÖHUK m. 54 kapsamında; karşılıklılık koşulunun karşılanmaması, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olması, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırılık taşıması ve davalının o yer kanunları uyarınca usulüne uygun çağrılmamış ya da temsil edilmemiş olmasına karşın bu hususa dayanarak tenfiz istemine Türk mahkemesinde itiraz etmemiş olması, tenfizin reddine yol açabilir. Ayrıca aynı konuda Türk mahkemelerinde daha önce karar verilmişse, çifte yargılamaya yol açılacağı gerekçesiyle tanıma da reddedilebilir.

Yabancı kararın kesin hüküm etkisi ne zaman başlar?

MÖHUK m. 59, yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini düzenlemektedir; Türk mahkemesinin tanıma veya tenfiz kararının kesinleşmesi bu tarihi değiştirmez. Ancak bu etkiye kavuşulabilmesi için ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesi gerekmektedir.

Her yabancı mahkeme kararı tenfize konu olabilir mi?

Hayır. Tenfiz yalnızca özel hukuk ilişkisinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin kararlara uygulanır. İdari nitelikteki kararlar, kartel veya patent hukukuna özgü hükümler, sosyal güvenlik kararları ve iflas kararları bu kapsamın dışındadır. Öte yandan yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklara ilişkin hükümler için tenfiz istenebilir.

Tanıma ile tenfiz arasındaki en önemli usul farkı nedir?

MÖHUK m. 58/1, tanıma davalarında m. 54/1-a bendinin uygulanmayacağını öngörmektedir; bu bent yalnızca tenfiz için geçerlidir. Tanımada, ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespiti yine aranmakla birlikte söz konusu bent bu tespitin dışında tutulmuştur. Bu ayrım, ilgili bendin koşulunu karşılayamayan ancak diğer şartları sağlayan ilamlar açısından önem taşıyabilir.

Yabancı kararda maddi hata varsa ne olur?

Kararda maddi hata bulunması hâlinde, örneğin tarafların evlilik tarihinin yanlış yazılmış olması durumunda, bu hatanın giderilmesi gerekmektedir. Hata giderilemezse tanıma veya tenfiz başvurusunun reddi söz konusu olabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu