Tıbbi Malpraktis Kavramı ve Komplikasyon Sınırı
Tıbbi malpraktis; tabibin veya diğer sağlık çalışanlarının mesleki bilgisizlik, tecrübesizlik, özen ve dikkat eksikliği ya da idari organizasyon yetersizliği neticesinde tıp bilimince benimsenen standart uygulamanın dışına çıkması ve bu eylem sebebiyle hastanın bedensel veya ruhsal zarara uğramasıdır. Buna karşılık sağlık meslek mensuplarının hastayı kesin olarak iyileştirme ya da girişilen her tıbbi müdahaleyi mutlaka başarıyla neticelendirme borcu bulunmamaktadır. Tıbbi müdahalenin tıp ilminin icaplarına uygun icra edilmesine karşın ortaya çıkabilen, bilinen ancak her zaman önlenemeyen olumsuz sonuçlar komplikasyon niteliğindedir. Matbu veya genel içerikli evraklara konulan ve muhtemel tüm komplikasyonların peşinen üstlenildiğine dair rıza kayıtları, sağlık mensuplarına ya da sağlık kurumlarına sınırsız bir sorumsuzluk tanımaz; hastanın verdiği rıza tıbbi hataya onay niteliği taşımaz.
Milletlerarası Yetki ve Tüketici Sözleşmesi İstisnası
Türkiye sınırları dahilinde tıbbi müdahale gören yabancı hastaların hatalı tıbbi uygulama iddialarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına göre tayin edilir. Yabancı hastaların sağlık hizmeti alımına ilişkin sözleşmelerinde tüketici sözleşmelerine özgü kuralların tatbiki gündeme gelebilse de aynı kanunun 26. maddesi gereğince, hizmetin tüketicinin mutat meskeninden farklı bir ülkede sunulmasının zorunlu olduğu sözleşmeler paket turlar haricinde kalmak üzere bu özel himaye rejiminin dışındadır. Bu doğrultuda yabancı hastaların bireysel tedavilerinde iç hukukun genel yetki hükümleri tatbik olunur.
Hukuki Sorumluluğun Temeli ve Yardımcı Kişilerin Fiilleri
Hatalı tıbbi uygulamalarda sorumluluk sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil esaslarına dayandırılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi doğrultusunda, borç hiç ya da gereği gibi ifa edilmediğinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun atfedilemeyeceğini ispatlamadıkça alacaklının maruz kaldığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Tedavi sürecinin yardımcı sağlık çalışanları aracılığıyla ifa edilmesi halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, ifayı veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını yardımcılarına bırakmış olsa dahi, bu kişilerin işlerini gördükleri esnada verdikleri zararı gidermekle sorumludur. Tıp hizmeti resmi izne ve uzmanlığa bağlı bir meslek icrası olduğundan, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden mesul olmayacağına ilişkin önceden yapılmış her türlü muafiyet anlaşması kesin hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
Sorumluluğun birden fazla nedene isnat edilebildiği hallerde hâkim, Türk Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince, aksine kanuni bir düzenleme veya talep bulunmadıkça zarar gören yabancı hastaya en iyi giderim olanağını tanıyan sorumluluk sebebini esas alarak hüküm tesis eder. Sağlık kuruluşundaki farklı personelin müştereken zarara yol açması yahut farklı kişilerin aynı zarardan ayrı hukuki sebeplerle sorumlu tutulması halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi gereğince sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk esasları uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 60Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 61Kaynağı aç
Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri ve Zararın Kapsamı
Uygulamada malpraktis davası olarak nitelendirilen hukuki süreç müstakil bir dava niteliğinde olmayıp, hatalı tıbbi müdahaleden ileri gelen maddi ve manevi tazminat taleplerinin bütünüdür. Zarar gören hasta aynı dava çerçevesinde maddi tazminat, manevi tazminat, ödenmiş bulunan tedavi bedelinin iadesi, düzeltici operasyon ve revizyon ameliyatı masrafları, ileride doğacak tedavi ve bakım harcamaları, kazanç kaybı ile çalışma gücü kaybı kalemlerini birlikte ileri sürebilir. Tazminat talepleri haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık gibi farklı sebeplere dayandırılabilse de aynı zarar mükerrer surette iki defa talep edilemez ve hüküm altına alınan toplam tazminat hastanın fiilen uğradığı gerçek zararı aşamaz.
Bedensel zararların kapsamı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde tespit edilmiştir. Bu kalemler tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yahut yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar. Bedensel bütünlüğü ihlale uğrayan kişi adına Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca hâkimce olayın özellikleri tartılarak manevi tazminata karar verilebilir; ağır bedensel zarar yahut ölüm hallerinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat takdir edilebilir. Buna karşın Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda, zarar gören kimse zarara yol açan fiile onay vermişse, zararın ortaya çıkmasında ya da ağırlaşmasında pay sahibi olmuşsa veya tazminat borçlusunun vaziyetini güçleştirmişse hâkim tazminat bedelini tenzil edebilir veya tamamen kaldırabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşlarında Yargı Yolu ve Usul Kuralları
Tıbbi müdahalenin gerçekleştiği sağlık teşkilatının niteliği takip edilecek yargı yolunu doğrudan belirler. Kamu kurumlarında görevli sağlık mensuplarının görevleri dolayısıyla ifa ettikleri tıbbi müdahalelerden doğan zararlar bakımından doğrudan kamu görevlisine dava açılamaz; bu davaların ilgili kamu idaresi aleyhine idari yargı mercilerinde tam yargı davası biçiminde ikame edilmesi gerekir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, idari eylemler sebebiyle hakkı haleldar olan kişilerin idari dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili kamu idaresine başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri şarttır. Bu istemin idarece reddi durumunda işlemin tebliğini izleyen günden ya da idarenin otuz gün boyunca sessiz kalarak cevap vermemesi halinde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içerisinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev ret kararıyla sonuçlanması akabinde idari yargıda açılacak davalarda idareye önceden başvurma şartı aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Özel sağlık tesislerinde veya muayenehane hekimliğinde gerçekleştirilen ve tüketici işlemi vasfını taşıyan uyuşmazlıklarda görev tüketici mahkemelerine aittir. Tüketici mahkemesinde açılacak davalar yönünden kanuni istisnalar haricinde dava şartı arabuluculuk usulünün tamamlanması mecburidir. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi uyarınca zarar gören kimse, uğradığı zararın sigorta teminatı limitine kadar olan kısmını doğrudan doğruya ilgili hekim veya kliniğin mesleki sorumluluk sigortacısından talep edebilme hakkına sahiptir.
Zamanaşımı Süreleri ve Ceza Yargılamasının Hukuk Davasına Etkisi
Tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri uyuşmazlığın hukuki dayanağına göre uygulanır. Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar ile yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali haricinde kalan eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir; yüklenicinin ağır kusurlu olduğu durumlarda ise eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar beş yıllık süreye bağlı kalmaz. Haksız fiil sorumluluğuna dayanılması halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince talep, hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde eylem tarihinden başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; buna karşın tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezalandırılabilir bir fiilden kaynaklanmışsa bu uzamış ceza zamanaşımı hükümleri işletilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Tıbbi uygulama gerekçesiyle hekim hakkında ceza soruşturması yürütülmesi veya ceza davası açılması hukuk hâkiminin bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi; zarar verenin kusurunun ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığını değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla, ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla, kusurun derecesine ve zararın tayinine dair tespitlerle bağlı değildir. Diğer taraftan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesi uyarınca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesine tabi olanlar müstesna olmak üzere kamu, özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerindeki sağlık mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin işlemleri sebebiyle yapılacak ceza soruşturmalarında 4483 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur ve soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Bu süreçte soruşturma izni verilmesine ilişkin süreler iki kat olarak uygulanır ve Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İdarece tazminat ödendikten sonra kamu görevlisine rücu edilip edilmeyeceği hususu da aynı madde uyarınca Kurul ve üniversite değerlendirmesiyle karara bağlanır ve ödenen miktar zorunlu mali mesleki sorumluluk sigortacısından talep edilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. ek 18Kaynağı aç
Genel onam formundaki onay tıbbi hatayı ortadan kaldırır mı?
Genel mahiyetteki kabul ve onay beyanları hekime sınırsız sorumsuzluk getirmez; bilgilendirilmiş onam evrakı hekimin mesleki kurallara uygun olarak aydınlattığı risklere ve komplikasyonlara yönelik olup, tıbbi kusur ve ihmale onay verildiği şeklinde yorumlanamaz.
Yabancı hasta tazminatı doğrudan sigorta kuruluşundan isteyebilir mi?
Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi uyarınca zarar gören yabancı hasta, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan talep edebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 1478Kaynağı aç
Kamu hastanesindeki hatalı tedavilerde dava doğrudan hekime açılabilir mi?
Kamu görevlisi sağlık çalışanlarının mesleki görevleri esnasındaki kusurlu fiillerinden kaynaklanan tazminat davası hekimin şahsına karşı değil, idare aleyhine idari yargıda tam yargı davası şeklinde ikame edilir. Bu davadan önce 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince idareye başvurulması kural olmakla birlikte, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargıda açılacak davada önceden idareye başvurma şartı aranmaz.
Ceza davasında verilen beraat kararı tazminat davasını bağlar mı?
Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi doğrultusunda hukuk hâkimi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı, kusurun derecelendirilmesi ve zararın belirlenmesine ilişkin tespitlerle bağlı olmaksızın sorumluluğu tayin eder.
Hatalı tedavi idari yargıya taşınmadan önce hangi sürelerde başvuru yapılmalıdır?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince idari eylemin öğrenildiği günden itibaren bir yıl ve her halükarda eylemden itibaren beş yıl içinde idareye yazılı talepte bulunulmalı; istemin reddi veya otuz gün içinde cevapsız kalması üzerine yasal dava süresinde idare mahkemesinde dava açılmalıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

