Yabancı Hastalarda Tıbbi Malpraktis ve Tazminat Davaları

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Hastalarda Tıbbi Malpraktis ve Tazminat Davaları

Tıbbi Malpraktis Kavramı ve Komplikasyon Sınırı

Tıbbi malpraktis; tabibin veya diğer sağlık çalışanlarının mesleki bilgisizlik, tecrübesizlik, özen ve dikkat eksikliği ya da idari organizasyon yetersizliği neticesinde tıp bilimince benimsenen standart uygulamanın dışına çıkması ve bu eylem sebebiyle hastanın bedensel veya ruhsal zarara uğramasıdır. Buna karşılık sağlık meslek mensuplarının hastayı kesin olarak iyileştirme ya da girişilen her tıbbi müdahaleyi mutlaka başarıyla neticelendirme borcu bulunmamaktadır. Tıbbi müdahalenin tıp ilminin icaplarına uygun icra edilmesine karşın ortaya çıkabilen, bilinen ancak her zaman önlenemeyen olumsuz sonuçlar komplikasyon niteliğindedir. Matbu veya genel içerikli evraklara konulan ve muhtemel tüm komplikasyonların peşinen üstlenildiğine dair rıza kayıtları, sağlık mensuplarına ya da sağlık kurumlarına sınırsız bir sorumsuzluk tanımaz; hastanın verdiği rıza tıbbi hataya onay niteliği taşımaz.

Milletlerarası Yetki ve Tüketici Sözleşmesi İstisnası

Türkiye sınırları dahilinde tıbbi müdahale gören yabancı hastaların hatalı tıbbi uygulama iddialarında Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca iç hukukun yer itibarıyla yetki kurallarına göre tayin edilir. Yabancı hastaların sağlık hizmeti alımına ilişkin sözleşmelerinde tüketici sözleşmelerine özgü kuralların tatbiki gündeme gelebilse de aynı kanunun 26. maddesi gereğince, hizmetin tüketicinin mutat meskeninden farklı bir ülkede sunulmasının zorunlu olduğu sözleşmeler paket turlar haricinde kalmak üzere bu özel himaye rejiminin dışındadır. Bu doğrultuda yabancı hastaların bireysel tedavilerinde iç hukukun genel yetki hükümleri tatbik olunur.

Hukuki Sorumluluğun Temeli ve Yardımcı Kişilerin Fiilleri

Hatalı tıbbi uygulamalarda sorumluluk sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil esaslarına dayandırılabilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi doğrultusunda, borç hiç ya da gereği gibi ifa edilmediğinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun atfedilemeyeceğini ispatlamadıkça alacaklının maruz kaldığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Tedavi sürecinin yardımcı sağlık çalışanları aracılığıyla ifa edilmesi halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, ifayı veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını yardımcılarına bırakmış olsa dahi, bu kişilerin işlerini gördükleri esnada verdikleri zararı gidermekle sorumludur. Tıp hizmeti resmi izne ve uzmanlığa bağlı bir meslek icrası olduğundan, aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden mesul olmayacağına ilişkin önceden yapılmış her türlü muafiyet anlaşması kesin hükümsüzdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. B. Borçlunun temerrüdü I. Koşulları

Sorumluluğun birden fazla nedene isnat edilebildiği hallerde hâkim, Türk Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince, aksine kanuni bir düzenleme veya talep bulunmadıkça zarar gören yabancı hastaya en iyi giderim olanağını tanıyan sorumluluk sebebini esas alarak hüküm tesis eder. Sağlık kuruluşundaki farklı personelin müştereken zarara yol açması yahut farklı kişilerin aynı zarardan ayrı hukuki sebeplerle sorumlu tutulması halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi gereğince sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk esasları uygulanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 60Kaynağı aç
MADDE 60- Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. 2. Müteselsil sorumluluk a. Dış ilişkide
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 61Kaynağı aç
MADDE 61- Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. b. İç ilişkide

Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri ve Zararın Kapsamı

Uygulamada malpraktis davası olarak nitelendirilen hukuki süreç müstakil bir dava niteliğinde olmayıp, hatalı tıbbi müdahaleden ileri gelen maddi ve manevi tazminat taleplerinin bütünüdür. Zarar gören hasta aynı dava çerçevesinde maddi tazminat, manevi tazminat, ödenmiş bulunan tedavi bedelinin iadesi, düzeltici operasyon ve revizyon ameliyatı masrafları, ileride doğacak tedavi ve bakım harcamaları, kazanç kaybı ile çalışma gücü kaybı kalemlerini birlikte ileri sürebilir. Tazminat talepleri haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık gibi farklı sebeplere dayandırılabilse de aynı zarar mükerrer surette iki defa talep edilemez ve hüküm altına alınan toplam tazminat hastanın fiilen uğradığı gerçek zararı aşamaz.

Bedensel zararların kapsamı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde tespit edilmiştir. Bu kalemler tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yahut yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları kapsar. Bedensel bütünlüğü ihlale uğrayan kişi adına Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca hâkimce olayın özellikleri tartılarak manevi tazminata karar verilebilir; ağır bedensel zarar yahut ölüm hallerinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat takdir edilebilir. Buna karşın Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinin birinci fıkrası doğrultusunda, zarar gören kimse zarara yol açan fiile onay vermişse, zararın ortaya çıkmasında ya da ağırlaşmasında pay sahibi olmuşsa veya tazminat borçlusunun vaziyetini güçleştirmişse hâkim tazminat bedelini tenzil edebilir veya tamamen kaldırabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
MADDE 54- Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. c. Belirlenmesi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşlarında Yargı Yolu ve Usul Kuralları

Tıbbi müdahalenin gerçekleştiği sağlık teşkilatının niteliği takip edilecek yargı yolunu doğrudan belirler. Kamu kurumlarında görevli sağlık mensuplarının görevleri dolayısıyla ifa ettikleri tıbbi müdahalelerden doğan zararlar bakımından doğrudan kamu görevlisine dava açılamaz; bu davaların ilgili kamu idaresi aleyhine idari yargı mercilerinde tam yargı davası biçiminde ikame edilmesi gerekir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, idari eylemler sebebiyle hakkı haleldar olan kişilerin idari dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili kamu idaresine başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri şarttır. Bu istemin idarece reddi durumunda işlemin tebliğini izleyen günden ya da idarenin otuz gün boyunca sessiz kalarak cevap vermemesi halinde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içerisinde idare mahkemesinde dava açılabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev ret kararıyla sonuçlanması akabinde idari yargıda açılacak davalarda idareye önceden başvurma şartı aranmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Özel sağlık tesislerinde veya muayenehane hekimliğinde gerçekleştirilen ve tüketici işlemi vasfını taşıyan uyuşmazlıklarda görev tüketici mahkemelerine aittir. Tüketici mahkemesinde açılacak davalar yönünden kanuni istisnalar haricinde dava şartı arabuluculuk usulünün tamamlanması mecburidir. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi uyarınca zarar gören kimse, uğradığı zararın sigorta teminatı limitine kadar olan kısmını doğrudan doğruya ilgili hekim veya kliniğin mesleki sorumluluk sigortacısından talep edebilme hakkına sahiptir.

Zamanaşımı Süreleri ve Ceza Yargılamasının Hukuk Davasına Etkisi

Tazminat taleplerinde zamanaşımı süreleri uyuşmazlığın hukuki dayanağına göre uygulanır. Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar ile yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali haricinde kalan eser sözleşmesinden doğan alacaklar beş yıllık zamanaşımına tabidir; yüklenicinin ağır kusurlu olduğu durumlarda ise eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar beş yıllık süreye bağlı kalmaz. Haksız fiil sorumluluğuna dayanılması halinde ise Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince talep, hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde eylem tarihinden başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; buna karşın tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezalandırılabilir bir fiilden kaynaklanmışsa bu uzamış ceza zamanaşımı hükümleri işletilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
MADDE 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. III. Sürelerin kesinliği
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Tıbbi uygulama gerekçesiyle hekim hakkında ceza soruşturması yürütülmesi veya ceza davası açılması hukuk hâkiminin bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimi; zarar verenin kusurunun ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığını değerlendirirken ceza hukukunun sorumluluk kurallarıyla, ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla, kusurun derecesine ve zararın tayinine dair tespitlerle bağlı değildir. Diğer taraftan 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesi uyarınca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesine tabi olanlar müstesna olmak üzere kamu, özel sağlık kuruluşları ve vakıf üniversitelerindeki sağlık mensuplarının muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin işlemleri sebebiyle yapılacak ceza soruşturmalarında 4483 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur ve soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Bu süreçte soruşturma izni verilmesine ilişkin süreler iki kat olarak uygulanır ve Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İdarece tazminat ödendikten sonra kamu görevlisine rücu edilip edilmeyeceği hususu da aynı madde uyarınca Kurul ve üniversite değerlendirmesiyle karara bağlanır ve ödenen miktar zorunlu mali mesleki sorumluluk sigortacısından talep edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 74Kaynağı aç
MADDE 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz. II. Tazminat hükmünün değiştirilmesi
3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. ek 18Kaynağı aç
Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.) Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir. (Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep edilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;[15] a) Bakan yardımcısı, b) Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları, c) Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim, olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır. Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.[16] Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi
Genel onam formundaki onay tıbbi hatayı ortadan kaldırır mı?

Genel mahiyetteki kabul ve onay beyanları hekime sınırsız sorumsuzluk getirmez; bilgilendirilmiş onam evrakı hekimin mesleki kurallara uygun olarak aydınlattığı risklere ve komplikasyonlara yönelik olup, tıbbi kusur ve ihmale onay verildiği şeklinde yorumlanamaz.

Yabancı hasta tazminatı doğrudan sigorta kuruluşundan isteyebilir mi?

Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi uyarınca zarar gören yabancı hasta, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan talep edebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 1478Kaynağı aç
MADDE 1478- (1) Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir. 7. Sigortacının zarar görenden bilgi alma hakkı
Kamu hastanesindeki hatalı tedavilerde dava doğrudan hekime açılabilir mi?

Kamu görevlisi sağlık çalışanlarının mesleki görevleri esnasındaki kusurlu fiillerinden kaynaklanan tazminat davası hekimin şahsına karşı değil, idare aleyhine idari yargıda tam yargı davası şeklinde ikame edilir. Bu davadan önce 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince idareye başvurulması kural olmakla birlikte, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargıda açılacak davada önceden idareye başvurma şartı aranmaz.

Ceza davasında verilen beraat kararı tazminat davasını bağlar mı?

Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi doğrultusunda hukuk hâkimi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararı, kusurun derecelendirilmesi ve zararın belirlenmesine ilişkin tespitlerle bağlı olmaksızın sorumluluğu tayin eder.

Hatalı tedavi idari yargıya taşınmadan önce hangi sürelerde başvuru yapılmalıdır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince idari eylemin öğrenildiği günden itibaren bir yıl ve her halükarda eylemden itibaren beş yıl içinde idareye yazılı talepte bulunulmalı; istemin reddi veya otuz gün içinde cevapsız kalması üzerine yasal dava süresinde idare mahkemesinde dava açılmalıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu