Yabancı Borçluya Karşı Türkiye’de Dava Açılması

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Borçluya Karşı Türkiye'de Dava Açılması

Yabancı bir borçluya karşı Türkiye'de dava açılabilmesi, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmasına bağlıdır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibarıyla yetki kuralları belirler. Bu çerçevede uyuşmazlığın niteliğine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve özel kanunlarda yer alan yerel yetki hükümleri uygulanır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 40Kaynağı aç
MADDE 40 – (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Türklerin kişi hâllerine ilişkin davalar

Türk Mahkemelerinin Milletlerarası Yetkisinin Belirlenmesi

Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan kişiler aleyhine açılacak davalarda genel yetkili mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 9. maddesi gereğince davalının Türkiye'deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Bununla birlikte diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin davalar uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir. Sözleşmeden doğan davalarda ise 6100 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 9Kaynağı aç
MADDE 9- (1) Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir. Sözleşmeden doğan davalarda yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Mirastan doğan davalarda yetki

Uyuşmazlığın yabancı bir şirketin Türkiye'deki şubesinin işlemlerinden doğması durumunda şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir. Ancak yalnızca şirketin Türkiye'de bir şubesinin bulunması yetki için yeterli olmayıp, dava ile şube faaliyeti arasında bağlantı bulunması şarttır.

Zayıf Tarafın Korunması ve Yabancı Mahkeme Yetki Anlaşmaları

5718 sayılı Kanun'un 44, 45 ve 46. maddeleri; iş, tüketici ve sigorta uyuşmazlıkları bakımından özel milletlerarası yetki kuralları içermektedir. Bireysel iş sözleşmesi ya da iş ilişkisi kapsamındaki uyuşmazlıklarda, işçinin işini mutad olarak gördüğü Türkiye'deki işyeri mahkemesi yetkili kılınmıştır. İşçi tarafından işverene karşı yöneltilen davalarda ise işverenin yerleşim yerinin yanı sıra işçinin yerleşim yerinde veya mutad meskeninde bulunan Türk mahkemeleri de yetkilidir. 5718 sayılı Kanun'un 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 44Kaynağı aç
MADDE 44 – (1) Bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. İşçinin, işverene karşı açtığı davalarda işverenin yerleşim yeri, işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir. Tüketici sözleşmesine ilişkin davalar
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 47Kaynağı aç
MADDE 47 – (1) Yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma, yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür. (2) 44, 45 ve 46 ncı maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez. Teminat

Yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği durumlarda taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesini kararlaştırabilir. 5718 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca yetki anlaşmasının geçerliliği yazılı delille ispat edilmesine bağlıdır. Sözleşmede geçerli bir yabancı mahkeme yetki şartı bulunmasına rağmen Türk mahkemesinde dava açılması durumunda, uyuşmazlık ancak yetkilendirilen yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde süresi içinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür.

Tüzel Kişilerin Ehliyeti ve Uyuşmazlığa Uygulanacak Hukuk

Yabancı bir tüzel kişinin hak ve fiil ehliyeti, kural olarak tüzel kişinin statüsündeki idare merkezi hukukuna göre belirlenir. Bu doğrultuda şirketin hukuki varlığı, temsil yapısı ve imza yetkililerinin tespiti kuruluş ülkesinin şirketler hukuku kurallarına göre değerlendirilir.

Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde kural olarak tarafların hukuk seçimi esas alınır. Taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa uyuşmazlığa sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, iş, tüketici ve sigorta ilişkileri için ise 5718 sayılı Kanun kapsamında ayrı kanunlar ihtilafı kuralları tatbik edilir.

Yargılama sürecinde Türk hâkimi, uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukukun içeriğini kendiliğinden re'sen araştırır ve gerektiğinde taraflardan da yardım talep edebilir. Yabancı hukuk kuralları yapılan tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanır.

Yargılama Usulü, Teminat ve Yabancı Devlet Bağışıklığı

Davalının yasal cevap süresini dilekçe sunmadan geçirmesi durumunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 128. maddesi uyarınca davacı tarafça ileri sürülen tüm vakıalar inkâr edilmiş kabul edilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Cevap dilekçesinin içeriği

Türkiye'de dava açan, davaya müdahil olan veya icra takibi başlatan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ile takip masraflarını ve karşı tarafın muhtemel zararlarını temin etmek üzere mahkemece belirlenecek teminatı göstermeleri 5718 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca kuraldır. Bununla birlikte mahkeme, karşılıklılık esasına dayanarak yabancı kişileri teminat gösterme yükümlülüğünden muaf tutar.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
MADDE 48 – (1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar. Yabancı devletin yargı muafiyetinden yararlanamayacağı hâller

Borçlunun yabancı bir devlet olması durumunda, 5718 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca özel hukuk ilişkilerinden doğan hukuki uyuşmazlıklarda yabancı devlete yargı muafiyeti tanınmaz. Bu tür uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılması mümkündür. Bununla birlikte yargılama bağışıklığı ile cebrî icra bağışıklığı birbirinden ayrı nitelik taşır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 49Kaynağı aç
MADDE 49 – (1) Yabancı devlete, özel hukuk ilişkilerinden doğan hukukî uyuşmazlıklarda yargı muafiyeti tanınmaz. (2) Bu gibi uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılabilir. İKİNCİ BÖLÜM Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi ve Tanınması Tenfiz kararı

Yabancı Borçluya Karşı İhtiyati Haciz ve Kararların İcrası

Alacağın güvence altına alınabilmesi amacıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcunun alacaklısı; borçlunun elinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz malları ile alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
Madde 257 – Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder. (Ek fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga dördüncü fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) (Ek fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga beşinci fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) İhtiyati haciz kararı:

Vadesi gelmemiş para borçlarında ise ihtiyati haciz ancak borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması ya da borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlanması, kendisinin kaçması veya alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hâllerinde talep edilebilir. 2004 sayılı Kanun'un 257. maddesi uyarınca bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.

Türk mahkemesinden alınan bir ilamın yabancı borçlunun yurt dışındaki malvarlığı üzerinden icra edilebilmesi için kararın borçluya ait malvarlığının yer aldığı ülkede tanınması veya tenfiz edilmesi zorunludur. Türk mahkemesi kararlarının yabancı ülkede kendiliğinden cebrî icra kabiliyeti bulunmaz.

Yabancı borçlunun Türkiye'de yerleşim yeri yoksa dava nerede açılır?

Türkiye'de yerleşim yeri bulunmayan davalılar aleyhine açılacak davalarda genel yetkili mahkeme davalının Türkiye'deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir; diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere malvarlığı davalarında malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde veya sözleşmeden doğan davalarda ifa yerinde de dava açılabilir.

Sözleşmede yabancı mahkeme yetkilendirilmişse Türk mahkemesinde dava görülebilir mi?

Geçerli bir yabancı mahkeme yetki sözleşmesine rağmen Türk mahkemesinde açılan davalar, ancak yetkilendirilen yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilir.

Vadesi gelmemiş alacaklar için yabancı borçluya karşı ihtiyati haciz istenebilir mi?

Borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması veya borçlunun mallarını kaçırmaya, gizlemeye, kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut hileli işlemlerde bulunması durumunda vadesi gelmemiş borç için de ihtiyati haciz istenebilir; bu hâlde borç yalnız borçlu hakkında muaccel hâle gelir.

Türk mahkemesinden alınan karar doğrudan yabancı ülkede icra edilebilir mi?

Türk mahkemesi kararlarının yabancı ülkede kendiliğinden cebrî icra gücü bulunmadığından, kararın yabancı borçlunun yurt dışındaki malvarlığına uygulanabilmesi için malvarlığının bulunduğu ülkede tanınması veya tenfiz edilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu