Bir alacağın yurt dışında doğması, borç ilişkisinin yabancı bir ülkede kurulması veya taraflardan birinin yabancı olması Türkiye'de hukuki yollara başvurulmasına tek başına engel oluşturmaz. İlgili uyuşmazlıkta edimlerin yurt dışında ifa edilmiş olması ya da alacağın yabancı para biriminden kaynaklanması da Türkiye'de yasal takibat yapılmasını engellemez.
Milletlerarası Yetki ve Borç İlişkisine Uygulanacak Hukuk
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesi gereğince Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, Türk hukukunun yer itibarıyla yetki kurallarına göre tayin edilir. Bu kapsamda borçlunun Türkiye'deki yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, zararın meydana geldiği yer veya uyuşmazlığın niteliğine ilişkin özel yetki kuralları esas alınır.
5718 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca, yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkilerinde taraflar, uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesini kararlaştırabilir. Bu yetki anlaşmasının geçerliliği yazılı delille ispatlanmasına bağlıdır. Sözleşmede yabancı mahkeme yetkilendirilmiş olsa dahi, yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde dava yetkili Türk mahkemesinde görülebilir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 47Kaynağı aç
Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuk, 5718 sayılı Kanun'un 24. maddesi doğrultusunda öncelikle tarafların açık veya tereddütsüz olarak seçtikleri hukuka tabidir. Taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa uyuşmazlığa sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk tatbik edilir. Bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutad meskeni hukuku, ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde karakteristik edim borçlusunun işyeri hukuku, bu bulunmadığı takdirde yerleşim yeri hukuku, birden çok işyeri varsa sözleşmeyle en sıkı ilişki içindeki işyeri hukuku kabul edilir. Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşme bu hukuka tabi olur.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 24Kaynağı aç
Türk hâkimi, kanunlar ihtilafı kurallarını ve bu kuralların işaret ettiği yabancı hukuku re'sen uygular. Yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımına başvurulabilir. Yabancı hukukun bütün araştırmalara rağmen belirlenememesi durumunda Türk hukuku uygulanır. Alacağa ilişkin zamanaşımı da hukuki ilişkinin esasına uygulanan hukuka tabidir.
Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi
Yabancı devlet mahkemelerince özel hukuka ilişkin verilen ve ilgili devlet mevzuatına göre kesinleşen kararların Türkiye'de icra kabiliyeti kazanması, 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesi gereğince Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmasıyla mümkündür. Tanıma işlemi yabancı karara kesin hüküm veya kesin delil kuvveti kazandırırken; tenfiz, kararın cebrî icra yoluyla uygulanmasını sağlar. Para alacağının borçlunun malvarlığı üzerinden cebrî icrayla tahsili amaçlandığında yalnızca tanıma yeterli görülmeyip tenfiz talep edilmesi gerekir.
Tenfiz davalarında görevli mahkeme asliye mahkemesidir; uyuşmazlığın niteliğine göre dava asliye ticaret mahkemesinde veya asliye hukuk mahkemesinde açılabilir. Yetkili mahkeme sırasıyla aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi, bu ikisi de bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biridir. 5718 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca dilekçeye yabancı ilamın onanmış aslı veya örneği, kesinleştiğini gösteren belge ve bunların onanmış Türkçe tercümeleri eklenmelidir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 53Kaynağı aç
5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinde yabancı mahkeme ilamının tenfizi için belirli şartlar aranmıştır. Kararı veren ülke ile Türkiye arasında sözleşmesel, kanuni ya da fiilî düzeyde karşılıklılık bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemelidir. Borçlunun itirazı hâlinde yabancı mahkemenin taraflarla veya davayla gerçek bir irtibatı bulunmalı; hüküm Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamalı ve davalıya savunma hakkı tanınarak usulüne uygun şekilde yargılamaya katılımı sağlanmış olmalıdır.
Tenfiz talebi basit yargılama usulüyle karara bağlanır. Tenfiz mahkemesi kararın maddi hukuk yönünden doğruluğunu inceleyemez; borcun mevcudiyeti ve delillerin takdiri yeniden değerlendirmeye alınamaz. Borçlu, tenfiz şartlarının bulunmadığını, kararın tamamen veya kısmen yerine getirildiğini ya da kararın yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıktığını ileri sürebilir. 5718 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca tenfizine hükmedilen yabancı ilam Türk mahkemesinden verilmiş gibi icra olunur; tenfiz kararına karşı kanun yoluna başvurulması ise kararın yerine getirilmesini durdurur.
Tenfiz kararı sonrasında para borcuna ilişkin ilam icra dairesine tevdi edildiğinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 32. maddesi gereğince icra memuru borçluya yedi gün içinde ödeme yapılması gerektiğini bildiren bir icra emri gönderir. Bu süre zarfında borç ifa edilmez veya icranın geri bırakılmasına ilişkin yetkili merciden bir karar getirilmezse cebrî icra işlemlerine geçilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
5718 sayılı Kanun'un 60. maddesi gereğince kesinleşmiş, bağlayıcılık kazanmış veya icra kabiliyeti bulunan yabancı hakem kararları Türkiye'de tenfiz edilebilir. Uyuşmazlıkta yetkili mahkeme ilk olarak tarafların yazılı şekilde mutabık kaldığı yer mahkemesidir; yazılı bir anlaşma bulunmaması durumunda ise aleyhine hüküm kurulanın Türkiye'deki yerleşim yeri, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer veya icraya konu malvarlığının bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.
Yabancı ülkede düzenlenen noter senetleri veya resmî belgeler Türkiye'de doğrudan ilamlı icraya konu edilemez. İlgili belge Türk icra hukukunda ilam niteliğinde belge sayılmadığı takdirde ilamsız icra takibinde delil, alacak davasında dayanak ya da borç ikrarı veya yazılı delil olarak ileri sürülebilir.
İlamsız İcra ve Yabancı Para Alacakları
Henüz mahkeme kararına bağlanmamış muaccel bir para alacağının bulunması durumunda, kanuni şartları taşıması hâlinde Türkiye'de genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yoluna başvurulması değerlendirilebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi gereğince takip talebinde tarafların bilgileri, faizli alacaklarda faiz tutarı ve başlangıç günü ile senet yoksa borcun sebebi gösterilmelidir. Alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi açıkça belirtilmelidir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 58Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi gereğince, ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme şartı yer almayan borçlarda borcun ödeme gününde ödenmemesi hâlinde alacaklı, alacağının aynen ya da vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 99Kaynağı aç
İhtiyati Haciz, Teminat ve Tasarrufun İptali
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para borcunun alacaklısı borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçlarda ise borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması ya da kaçması yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hâllerinde ihtiyati haciz talep edilebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
5718 sayılı Kanun'un 48. maddesi gereğince Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibi yapan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zararlarını temin için mahkemenin tayin edeceği teminatı göstermekle mükelleftir. Ancak karşılıklılık bulunması hâlinde yabancı kişi veya şirket teminattan muaf tutulur.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277. maddesi gereğince iptal davasının amacı Kanun'un 278, 279 ve 280. maddelerinde gösterilen tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu dava elinde muvakkat veya kati aciz vesikası bulunan her alacaklı ile iflas idaresi yahut Kanun'un 245. maddesinde ve 255. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hâllerde alacaklıların bizzat kendileri tarafından açılabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 277Kaynağı aç
Yurt dışında doğan para alacağı için ilamsız takip yapılabilir mi?
Henüz mahkeme kararına bağlanmamış muaccel bir para alacağının varlığı hâlinde şartları bulunuyorsa genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılması değerlendirilebilir; alacak yabancı para ise takip talebinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği belirtilmelidir.
Yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de icra edilebilmesi neye bağlıdır?
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen ve kesinleşen ilamların Türkiye'de icra edilebilmesi, 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmasına bağlıdır.
Yabancı hakem kararlarının tenfizinde hangi mahkeme yetkilidir?
Yetkili mahkeme öncelikle tarafların yazılı şekilde kararlaştırdığı yer mahkemesidir. Böyle bir belirleme yapılmamışsa aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki ikametgâhı, ikametgâhı yoksa sakin olduğu yer veya mallarının yer aldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

