Tanıma ve tenfiz davası, yabancı bir devlet mahkemesinden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de hukuki etki doğurmasını sağlayan yargısal yoldur. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkemelerin kesinleşmiş kararları, tanıma yoluyla kesin hüküm ve kesin delil gücü kazanırken, tenfiz yoluyla bu etkilere ek olarak karara icra edilebilirlik vasfı tanınır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/854, K. 2021/15Kaynağı aç
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Hukuki Farklar
Tanıma davası, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin delil ve kesin hüküm teşkil etmesini sağlamaya yönelik olup karara icra kabiliyeti kazandırmaz. Tenfiz davası ise icra kabiliyetine sahip mahkeme kararlarının Türkiye'de icra edilebilirliğini sağlamayı amaçlar; böylece tanıma davalarının doğurduğu etkilere ek olarak kararın icra kabiliyetine yol açar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/854 Esas ve 2021/15 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tanıma davaları yalnızca kesin delil ve kesin hüküm niteliği kazandırırken icra kabiliyeti sağlamaz; tenfiz davaları ise bu etkilerin yanı sıra ilamın icra edilebilirliğini temin eder.
Tenfiz ve tanıma talepleri arasındaki temel ayrımlardan biri de karşılıklılık şartıdır. 5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen karşılıklılık koşulu, yabancı mahkeme ilamının tenfizi için zorunlu kılınmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/21683 Esas ve 2015/25016 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yabancı mahkemece verilen velayet hükmünün Türkiye'de icra olunabilmesi karşılıklılık esasına dayalı tenfiz şartına tabi tutulmuş; yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tanınmasında ise bu karşılıklılık koşulu aranmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/21683, K. 2015/25016Kaynağı aç
Tanıma ve Tenfiz Davalarının Konusu ve İstisnaları
5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrasına göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yurt dışında kesinleşmiş hukuk davaları bu yargılamaya konu olabilirken ceza davaları kural olarak tanıma ve tenfiz davalarının konusunu oluşturmaz. Henüz kesinleşmemiş mahkeme kararları ile mahkeme dışındaki organların verdiği kararlar hakkında da tanıma ve tenfiz talep edilemez.
5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.
Tenfiz Şartları ve Mahkemenin İnceleme Yetkisi
Tenfiz hâkiminin yabancı mahkeme kararını esastan inceleme ve hukuka uygunluğunu denetleme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/854 Esas ve 2021/15 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, tenfiz hâkimi kanunda belirtilen tenfiz şartları dışında yabancı ilamın esasına ve içeriğine yönelik bir incelemede bulunamaz.
5718 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi belirli yasal şartlara tabidir. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti ile hükmü veren yabancı devlet arasında karşılıklılık esasına dayalı bir sözleşmenin bulunması ya da o devlette Türk mahkemesi kararlarının tenfizine imkân veren bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın mevcudiyeti aranır. Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi koşuluyla ilamın, uyuşmazlığın konusu yahut taraflarıyla gerçek bir bağı bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan yabancı bir devlet mahkemesince tesis edilmemiş olması şarttır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması tenfizin vazgeçilmez bir diğer şartıdır. Bunun yanında, hükmü veren yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılmamış veya temsil edilmemiş olması yahut bu kanunlara aykırı biçimde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş bulunması hallerinde, ilgilinin bu hususlardan birine dayanarak Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4728 Esas ve 2019/5694 Karar sayılı ilamına konu olayda, ilamın Türk mahkemelerinin kesin yetkisini ilgilendirmeyen bir konuda verilmesi, davalıya usulüne uygun savunma hakkı tanınması ve iki devlet arasında karşılıklılık bulunması sebepleriyle yabancı ilamın tenfizine hükmedilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4728, K. 2019/5694Kaynağı aç
Görevli ve Yetkili Mahkeme
5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Bununla birlikte tanıma veya tenfizi talep edilen yabancı ilamın konusuna ve niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yanı sıra Aile Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi gibi mahkemelerin de görevli olabileceği değerlendirilmektedir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tenfiz kararları, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinden, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden talep edilir. İlgilinin Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse, istem Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.
Yargılama Usulü ve Verilebilecek Kararlar
Tanıma ve tenfiz davalarının açılması konusunda kanunda herhangi bir süre sınırı konulmamıştır.
Yargılama sürecinde davacı duruşmaya gelmez ve kendisini bir avukatla da temsil ettirmezse davanın işlemden kaldırılmasına karar verilir; bu durum davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurur. Buna karşın davalı tarafın duruşmalara katılmaması ve vekille temsil edilmemesi davanın yürütülmesine engel teşkil etmez; yargılama davalının yokluğunda sürdürülür.
Tenfiz davası sonucunda mahkeme, yabancı mahkeme kararının duruma göre tamamen veya kısmen tenfizine yahut tenfiz talebinin reddine karar verebilir. Mahkeme uygun bulmadığı hususları kapsam dışı bırakarak yalnızca uygun bulduğu hususların tenfizine hükmedebilir.
Ceza mahkemesi ilamları tenfiz edilebilir mi?
Ceza ilamları kural olarak tenfize konu edilemez; ancak 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza ilamlarında yer alan kişisel haklara ilişkin hükümler hakkında tenfiz kararı istenebilir.
Tenfiz hâkimi yabancı mahkeme kararını esastan inceleyebilir mi?
Hayır; tenfiz hâkimi yabancı mahkeme kararını esastan inceleyemez ve ilamın hukuka uygunluğunu denetleyemez, yalnızca kanunda öngörülen tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığını inceler.
Tanıma davalarında karşılıklılık şartı aranır mı?
5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki karşılıklılık şartı tenfiz kararları için aranmakta olup yabancı boşanma kararlarının tanınması taleplerinde bu koşul aranmamaktadır.
Tanıma ve tenfiz davası açmak için bir süre sınırı var mıdır?
Hayır; tanıma ve tenfiz davalarının açılması konusunda kanunda herhangi bir süre sınırı konulmamıştır.
Davalı duruşmaya katılmazsa tenfiz davası devam eder mi?
Evet; davalı tarafın duruşmalara katılmaması ve kendisini vekille temsil ettirmemesi davanın ilerlemesini engellemez, yargılama davalının yokluğunda görülür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

