Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir ve Nasıl Açılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Tanıma ve Tenfiz Davası Nedir ve Nasıl Açılır?

Tanıma ve tenfiz davası, yabancı bir devlet mahkemesinden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye'de hukuki etki doğurmasını sağlayan yargısal yoldur. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkemelerin kesinleşmiş kararları, tanıma yoluyla kesin hüküm ve kesin delil gücü kazanırken, tenfiz yoluyla bu etkilere ek olarak karara icra edilebilirlik vasfı tanınır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2020/854, K. 2021/15Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2020/854 E.  ,  2021/15 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 09/02/2012 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/01/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapusunun iptali ile davalı … adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili; evlilik birliği içinde edinilen ve dava konusu edilen taşınmazların ayrılık kararı verilmesinin hemen sonrasında davalı eş … tarafından diğer davalı …'ye muvaazalı olarak devredildiğini, bu devirleri davalı eşin tasarruf ehliyetinin kısıtlanması için 05/12/2011 tarihinde Kartal 2. Aile Mahkemesi nezdinde açtıkları 2011/1695 esas sayılı davada öğrendiklerini, yapılan satışların gerçek bir satış olmadığını davacıdan mal kaçırma amacıyla yapılan hileli işlemler olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların satış işleminin iptali ile taşınmazların davalı … adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazların imarı olmayan tarla vasıflı taşınmazlar olduğunu, iddia edildiği gibi değerlerinin fazla olmadığını, müvekkillerinden …'nin dava dışı müteahhit şirket ile haricen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden düzenlenen bonoların müteahhit şirket tarafından 3. kişilere ciro edildiğini ve bilahare takibe konulduğunu, haciz gelmemesi için diğer müvekkili …'nin ziynet eşyalarının bozdurulduğunu, Ali'nin kız kardeşi Serpil'e olan bu borcu nedeniyle adına kayıtlı dava konusu taşınmazları kardeşine devrederek borcunu kısmen ödediğini, davacının mal kaçırma varmış gibi izlenim yaratmaya çalışmasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazlar arasında değer farkı olmasına rağmen iki taşınmazın da aynı bedelle satılmasının ve satış işleminin davacı ile davalı eşler hakkında ayrılık kararı verilmesinin hemen sonrasında ve yakın hısımlar arasında yapılmasının, devir işleminin bedelsiz ve muvazaalı olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu taşınmazların davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Dava, 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesi gereğince muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları zarara uğratılanlar, tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü, danışıklı olan bir hukuki işlem haksız eylem niteliğindedir. Muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkın zarar gördüğünün benimsenebilmesi için danışıklı işlemde bulunandan bir alacağın var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı işlemin yapılması gerekir. Satışın danışıklı olduğu kanıtlanırsa davacı, satışa konu edilen maldan alacağını almak için yararlanabilecektir. Davacının bu davadaki amacı, alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Medeni usul hukukunda düzenlenen hukuki yarar ise mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re’sen araştırılıp değerlendirilmesi; dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. (HMK 115/2) Dosya kapsamından; davacı … ile eşi davalı … ile aralarında İsviçre Basel Şehri Asliye Hukuk Mahkemesinin EA2008.1158 sayı ve 03/10/2011 tarihli kararı ile ayrılık kararı verildiği, İsviçre Federasyonu Doğu Basel -Landschaft Medeni Hukuk Mahkemesinin 16/08/2016 tarih ve 120 14 948 II sayılı kararı ile davacı …'nin mal hukukuna dayalı taleplerinden 16/08/2016 tarihli duruşmada feragat ettiği belirtilerek tarafların boşanmaları ve mal rejiminin tasfiyesi yönünde hüküm kurulduğu ve hükmün 02/02/2017 tarihinde kesinleştiği, İstanbul 16. Aile Mahkemesi'nin 18/10/2017 tarih 2017/533-2017/847 sayılı kararı ile İsviçre Federasyonu Doğu Basel -Landschaft Medeni Hukuk Mahkemesinin 16/08/2016 tarih ve 120 14 948 II sayılı ilamının tanınmasına ve tenfizine karar verildiği anlaşılmaktadır. Burada yeri gelmişken tanıma ve tenfiz davalarına da değinmekte fayda vardır. Tanıma davası; yabancı bir mahkemeden bir hukuk davasına ilişkin olarak verilen ve verildiği mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemi uyarınca kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de "kesin delil" ve "kesin hüküm" teşkil etmesini sağlamaya yönelik davalardır. Tenfiz davası ise; icra kabiliyetine sahip olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de icra edilebilirliğini sağlamaya yönelik davalardır. Diğer bir deyişle tanıma davaları; yalnızca "kesin delil" ve "kesin hüküm" niteliği kazandıran davalar olup icra kabiliyeti kazandırma gücüne sahip değildir. Oysa tenfiz davaları; tanıma davalarının sağladığı etkilerin yanı sıra icra kabiliyetine de yol açar. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu'nda kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Somut olaya gelince; davacının iş bu davadaki amacı, evlilik birliği içerisinde edinildiğini ve mal kaçırma kastı ile muvazaalı olarak 3. kişilere devredildiğini ileri sürdüğü taşınmazların satışına ilişkin işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamaktadır. Davacı …'nin davalılar … ve …'ye muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil talebini yöneltmesinde dava tarihi itibariyle hukuki yararı vardır. Ancak yargılama sırasında tanınmasına ve tenfize karar verilen boşanma davasının sonucunda davacı … ile davalı … arasında mal rejiminin tasfiyesinin tamamlandığının tespitine ilişkin hükmün kesinleşmesi ve buna göre davacı …'nin davalı …'den mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı bir alacağının kalmadığının anlaşılması karşısında artık davacının iş bu davayı sürdürmekte hukuki yararının bulunmadığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Görev ve yetki

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Hukuki Farklar

Tanıma davası, yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin delil ve kesin hüküm teşkil etmesini sağlamaya yönelik olup karara icra kabiliyeti kazandırmaz. Tenfiz davası ise icra kabiliyetine sahip mahkeme kararlarının Türkiye'de icra edilebilirliğini sağlamayı amaçlar; böylece tanıma davalarının doğurduğu etkilere ek olarak kararın icra kabiliyetine yol açar. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/854 Esas ve 2021/15 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tanıma davaları yalnızca kesin delil ve kesin hüküm niteliği kazandırırken icra kabiliyeti sağlamaz; tenfiz davaları ise bu etkilerin yanı sıra ilamın icra edilebilirliğini temin eder.

Tenfiz ve tanıma talepleri arasındaki temel ayrımlardan biri de karşılıklılık şartıdır. 5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen karşılıklılık koşulu, yabancı mahkeme ilamının tenfizi için zorunlu kılınmıştır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/21683 Esas ve 2015/25016 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yabancı mahkemece verilen velayet hükmünün Türkiye'de icra olunabilmesi karşılıklılık esasına dayalı tenfiz şartına tabi tutulmuş; yabancı mahkemece verilen boşanma kararının tanınmasında ise bu karşılıklılık koşulu aranmamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/21683, K. 2015/25016Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/21683 E.  ,  2015/25016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 16. Aile Mahkemesi TARİHİ : 26/02/2015 NUMARASI : 2014/631-2015/103 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle tanımada 5718 sayılı Yasanın 54. maddesinin (a) bendinde yer alan "karşılıklılık" koşulunun aranmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki yabancı mehkemece verilen boşanma kararının tanınmasına ilişkin karara yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Yabancı mahkemece verilen velayete ilişkin kararın Türkiye'de icra olunabilmesi, tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (5718 s.MÖHUK.md.50/1). Tenfiz kararı verilmesinin koşulları yasanın 54. maddesinde sayılmıştır. Tenfiz kararı verilebilmesi için, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında, karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması şarttır (5718 s.MÖHUK.md.54/1-a). Bu koşul gerçekleşmedikçe yabancı ilamın tenfizine karar verilemez. Tenfizi talep edilen ilam Amerika Birleşik Devletleri (Arkansas) Eyaleti Saline ilçesi Mahkemesinden verilmiştir. İlamın verildiği devletle Türkiye Cumhuriyeti arasında ilamların tenfizini mümkün kılan ikili veya her iki Devletin taraf olduğu çok taraflı bir anlaşma bulunmamaktadır. Kanuni karşılıklılık ve fiili uygulama ile ilgili olarak Türkiye'de tenfiz edilecek kararın türü ve hukuki niteliği açısından özel bir engelin olup olmadığı hususu araştırılmalıdır. Öyleyse Amerika Birleşik Devletlerindeki yasal düzenlemeye göre ilamın verildiği Arkansas Eyaletinde, yabancı ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunup buhmadığının, ilamların türü ve hukuki niteliği bakımından bir engel olup olmadığının ayrıntılı olarak sorulup tespiti ve hasıl olacak sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.12.2015(Prş.)

Tanıma ve Tenfiz Davalarının Konusu ve İstisnaları

5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrasına göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yurt dışında kesinleşmiş hukuk davaları bu yargılamaya konu olabilirken ceza davaları kural olarak tanıma ve tenfiz davalarının konusunu oluşturmaz. Henüz kesinleşmemiş mahkeme kararları ile mahkeme dışındaki organların verdiği kararlar hakkında da tanıma ve tenfiz talep edilemez.

5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir.

Tenfiz Şartları ve Mahkemenin İnceleme Yetkisi

Tenfiz hâkiminin yabancı mahkeme kararını esastan inceleme ve hukuka uygunluğunu denetleme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2020/854 Esas ve 2021/15 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, tenfiz hâkimi kanunda belirtilen tenfiz şartları dışında yabancı ilamın esasına ve içeriğine yönelik bir incelemede bulunamaz.

5718 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi belirli yasal şartlara tabidir. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti ile hükmü veren yabancı devlet arasında karşılıklılık esasına dayalı bir sözleşmenin bulunması ya da o devlette Türk mahkemesi kararlarının tenfizine imkân veren bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın mevcudiyeti aranır. Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi koşuluyla ilamın, uyuşmazlığın konusu yahut taraflarıyla gerçek bir bağı bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan yabancı bir devlet mahkemesince tesis edilmemiş olması şarttır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
MADDE 54 – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Tebliğ ve itiraz

Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması tenfizin vazgeçilmez bir diğer şartıdır. Bunun yanında, hükmü veren yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin mahkemeye usulüne uygun şekilde çağrılmamış veya temsil edilmemiş olması yahut bu kanunlara aykırı biçimde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş bulunması hallerinde, ilgilinin bu hususlardan birine dayanarak Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerekir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4728 Esas ve 2019/5694 Karar sayılı ilamına konu olayda, ilamın Türk mahkemelerinin kesin yetkisini ilgilendirmeyen bir konuda verilmesi, davalıya usulüne uygun savunma hakkı tanınması ve iki devlet arasında karşılıklılık bulunması sebepleriyle yabancı ilamın tenfizine hükmedilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/4728, K. 2019/5694Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2018/4728 E.  ,  2019/5694 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26/03/2018 tarih ve 2017/615-2018/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı alacak davasının yabancı mahkeme kararı ile son bulduğunu, bu bağlamda Bulgaristan Blagoevgrad Bölge Mahkemesinin 21/12/2013 tarih ve 9498 sayılı kararının kesinleştiğini beyan ederek adı geçen yabancı mahkeme kararının tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmitşir. Davalı vekili, çeviri metninde yabancı mahkeme kararının kesinleştiğine dair net bir şerhin olmadığını, Bulgaristan ile Türkiye arasında karşılıklılık esasının bulunması halinde tenfiz kararın verilmesi gerektiğini, tenfize konu kararın Bulgaristan mahkemelerinde görüldüğünü söz konusu mahkeme kararında davalı şirektin hak ve menfaatlerinin yeterince korunmadığını ve tebligatların davalı şirketin Bulgaristandaki irtibat adresine yapıldığını, savunma haklarına yeterince riayet gösterilmediğini, tenfize konu kararın kamu düzenine açıkça aykırı olup kararın gerekçesiz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekili tarafından tenfize konu Bulgaristan Blagoevgrad Bölge Mahkemesinin 21/12/2013 tarih ve 9498 sayılı ilamının onaylı suretinin ve tercümesi ile mahkeme ilamının kesinleştiğine ilişkin şerhin dosyaya ibraz edildiği, şerhe göre kararın 23/01/2014 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, ilamın Türk mahkemesinin kesin yetkisini ilgilendiren bir konuda verilmemiş olduğu, davalıya usulüne uygun savunma hakkının tanındığı, kararı veren Bulgaristan ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında karşılıklılık esasının bulunduğu, ilamın davalının savunma haklarına riayet edilerek verilmiş olduğu kanaatine varılarak, davanın kabulü ile Bulgaristan Blagoevgrad Bölge Mahkemesinin 21/12/2013 tarih ve 9498 sayılı ilamının tenfizine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Bununla birlikte tanıma veya tenfizi talep edilen yabancı ilamın konusuna ve niteliğine göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yanı sıra Aile Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi gibi mahkemelerin de görevli olabileceği değerlendirilmektedir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
MADDE 51 – (1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. (2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Tenfiz istemi

5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tenfiz kararları, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesinden, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden talep edilir. İlgilinin Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse, istem Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.

Yargılama Usulü ve Verilebilecek Kararlar

Tanıma ve tenfiz davalarının açılması konusunda kanunda herhangi bir süre sınırı konulmamıştır.

Yargılama sürecinde davacı duruşmaya gelmez ve kendisini bir avukatla da temsil ettirmezse davanın işlemden kaldırılmasına karar verilir; bu durum davanın açılmamış sayılması sonucunu doğurur. Buna karşın davalı tarafın duruşmalara katılmaması ve vekille temsil edilmemesi davanın yürütülmesine engel teşkil etmez; yargılama davalının yokluğunda sürdürülür.

Tenfiz davası sonucunda mahkeme, yabancı mahkeme kararının duruma göre tamamen veya kısmen tenfizine yahut tenfiz talebinin reddine karar verebilir. Mahkeme uygun bulmadığı hususları kapsam dışı bırakarak yalnızca uygun bulduğu hususların tenfizine hükmedebilir.

Ceza mahkemesi ilamları tenfiz edilebilir mi?

Ceza ilamları kural olarak tenfize konu edilemez; ancak 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza ilamlarında yer alan kişisel haklara ilişkin hükümler hakkında tenfiz kararı istenebilir.

Tenfiz hâkimi yabancı mahkeme kararını esastan inceleyebilir mi?

Hayır; tenfiz hâkimi yabancı mahkeme kararını esastan inceleyemez ve ilamın hukuka uygunluğunu denetleyemez, yalnızca kanunda öngörülen tenfiz şartlarının bulunup bulunmadığını inceler.

Tanıma davalarında karşılıklılık şartı aranır mı?

5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki karşılıklılık şartı tenfiz kararları için aranmakta olup yabancı boşanma kararlarının tanınması taleplerinde bu koşul aranmamaktadır.

Tanıma ve tenfiz davası açmak için bir süre sınırı var mıdır?

Hayır; tanıma ve tenfiz davalarının açılması konusunda kanunda herhangi bir süre sınırı konulmamıştır.

Davalı duruşmaya katılmazsa tenfiz davası devam eder mi?

Evet; davalı tarafın duruşmalara katılmaması ve kendisini vekille temsil ettirmemesi davanın ilerlemesini engellemez, yargılama davalının yokluğunda görülür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu