WhatsApp Yazışmalarının Mahkemede Delil Değeri

by Avukat Erdal Ersoy
WhatsApp Yazışmalarının Mahkemede Delil Değeri

Elektronik Verilerin HMK Kapsamında Belge Niteliği ve İspat Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi kapsamında, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler ile bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belge niteliğindedir. Çekişmeli vakıaların kanıtlanmasına elverişli nitelik taşıyan WhatsApp mesajlaşmaları da bu yasal çerçevede belge niteliğiyle değerlendirilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu

Senetle ispat mecburiyetinin bulunduğu hallerde delil başlangıcı mevcutsa tanık dinlenmesi mümkündür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi gereğince delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemi bütünüyle kanıtlamaya kâfi gelmemekle birlikte işlemi muhtemel gösteren ve aleyhine ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Yargı kararlarında, aleyhine ileri sürülen tarafça kendisinden sadır olmadığı inkâr edilmeyen veya muhatabınca gönderildiğinde tereddüt bulunmayan yazışmaların delil başlangıcı mahiyetinde değerlendirilerek tanık dinlenmesine dayanak oluşturabildiği kabul edilmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2427, K. 2022/7925Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/2427 E.  ,  2022/7925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.02.2020 tarih ve 2018/378 E- 2020/66 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne-reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.01.2021 tarih ve 2020/1080 E- 2021/83 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince ve davacı vekili tarafından da duruşmalı, olarak istenmesi üzerine duruşma için belirlenen 08.11.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … ile temsilcisi … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında yapılan demir bağlantı anlaşması uyarınca müvekkilinin 500.000 TL’yi ödediği halde davalının 416.666 kg. demir teslim etmesi gerekirken sadece 168.136 kg. demiri verdiğini, eksik teslim edilen demir bedeli için takip tarihindeki demir fiyatı üzerinden davalı aleyhine başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında demir ticareti dışında bir çok ticaretin bulunduğunu, bu ticaret sebebiyle müvekkilinin davacıdan 1.497.931,44 TL alacaklı olduğunu, davacının talebi ile dava dışı Er-Ay İnşaat Ltd. Şti- 3 D Yapı İnşaat Ltd. Şti. ortak girişimine mal satıldığını, bedeli Er-Ay İnşaat Ltd. Şti.’nden tahsil edilemeyince davacının müvekkilinden tahsil etmek istediğini savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir. Davalı vekili, 21.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile WhatsApp mesajları ve bu mesajlar ile gönderilen hesap estreleri uyarınca müvekkilinin borçlu olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya 500.000 TL verdiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalının dava konusu demirlerin davacıya teslim edildiğini ispatlaması gerektiği, davalının dosyaya sunduğu mail ve WhatsApp yazışmalarının teknik bilirkişi aracılığı ile incelendiği, mailden bir suretin davacıya da gönderildiği, mailde Eray İnşaata 150 ton 180.000 TL ve 100 ton 120.000 TL olarak hesap yapıldığı, ton ve karşılığı bedelin taraflar arasındaki demir bağlantı sözleşmesi ile ve aynı tarihli telefon yazışmaları ile de uyumlu olduğu, dinlenen davacı tanığı beyanlarının da yazışmaları doğruladığı, davalının sözleşmede kararlaştırılan demiri davacı tarafa teslim ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri, istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dosyada bulunan imzası inkar edilmeyen 18.10.2016 ve 17.02.2016 tarihli ödeme makbuzlarıyla davacının davalıya 500.000 TL ödediği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, usulüne uygun olarak tutulan davalı ticari defter ve kayıtlarının kendi aleyhine delil olabileceği, sunulan kayıt ve yazışma içeriklerine göre söz konusu demirin bizzat davacının talimatıyla dava dışı ortaklığa teslim edildiği hususunda açık bir talimat bulunmadığı, bu hususta davacının herhangi bir kabulünün olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki anlaşmaya göre kalan demir miktarının dava dışı ortaklığa bizzat davacının talimatıyla teslim edildiği hususunun davalı tarafça usulüne uygun olarak kanıtlanamadığı, bizzat kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 101.599,97 TL borçlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile, takibin 101.599,97 TL asıl alacak üzerinden devamına, talep doğrultusunda asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Davacı, avans olarak verdiği 500.000 TL demir bedeli karşılığında kararlaştırılandan daha az demir teslim edildiği iddiasına dayalı olarak eksik kısma tekabül eden demir bedellerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine de işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Davalı ise, davacının talimatı ile bakiye demirlerin dava dışı Eray İnşaat Ltd. Şti- 3 D Yapı İnşaat Ltd. Şti. ortaklığına teslim edildiğini, bu ortaklığın davacının müşterisi olduğunu, eksik teslim bulunmadığına savunmuştur. Karşılıklı edim içeren sözleşmelerde kendi edimini 3. kişiye ifa suretiyle yerine getirdiğini savunan taraf bu savunmasını ispatla mükelleftir. Somut olayda davalı şirket, savunmasının ispatı olarak WhatsApp yazışmaları ile davalıya e-posta yoluyla gönderilen demir ekstresini sunmuş, ayrıca tanık deliline dayanmıştır. Davacı, WhatsApp mesajlarının kendisinden sadır olmadığını, e-postanın alınmadığını iddia etmemiştir. Bu durumda anılan WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı mahiyetinde olup, ilaveten tanık dinlenebilir. WhatsApp yazışmalarının dökümünün yapıldığı bilirkişi raporu ile e-posta içeriklerinden 11.11.2016 tarihi saat 09:26’da davacının, davalı şirket çalışanından “demir hesabının son ekstresini maille atmasını” istediği, aynı gün saat 12:41’de demir ekstresini de içeren iki adet excel belgesinin e-mail yoluyla iletildiği, bu ekstrede toplam 250 ton demir için “Eray” ibaresini de içeren şerhin bulunduğu, davacının bu içeriğe itiraz ettiğine dair bir yazışmaya rastlanmadığı, 25.12.2017 tarihinde davacı tarafından gönderilen mesajda “Eray inşaatın yüzünden patlamaya geldim. 2 senedir 500 binim duruyor. …. biz paramızı alamıyoruz….” denildiği anlaşılmaktadır. Davalı tanığı olarak dinlenen tanık … da Eray İnşaat firmasının sahibi olduğunu, 3 D İnşaatın alınan demirler karşılığı ödemede muhatap olarak davacıyı aldığı şeklinde davalının savunmasını teyit eder yönde beyanlarda bulunmuştur. Bu durumda davacının, davalıdan satın aldığı demirleri dava dışı firmaya sattığı, davalının da bu demirleri dava dışı firmaya teslim ettiği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu demir satışına ve uyuşmazlık konusu olmayan defter kayıtlarına dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları

WhatsApp yazışmalarının delil başlangıcı kabul edilip tanık dinlenebilmesi bakımından mesajların muhatap tarafından gönderildiği hususunda tereddüt bulunmaması aranır. Cihaz üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde mesajların bulunmadığı, silindiği beyan edilen ve karşı tarafça gönderilip gönderilmediği tespit edilemeyen yazışma çıktıları delil başlangıcı kabul edilmez ve bu çıktılar doğrultusunda tanık beyanlarına itibar edilmez.

Hukuk Davalarında Hukuka Aykırı Delil Yasağı ve Delil Denetimi

6100 sayılı Kanun'un 189. maddesi uyarınca taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar başka delillerle ispat olunamaz ve bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. Aynı maddenin 2. fıkrası gereğince hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/5012, K. 2024/1780 sayılı kararına konu somut olayda, eşin WhatsApp Web oturumu üzerinden elde edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı ve 6100 sayılı Kanun'un 189. maddesinin 2. fıkrası gereğince boşanma davasında kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5012, K. 2024/1780Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/5012 E.  ,  2024/1780 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/565 E., 2023/284 K. DAVA TARİHİ : 27.08.2019 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/628 E., 2021/1693 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve fer'îlerinin kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; kadının, erkeği aldattığını, başka biri ile mesajlaşmalarını gördüğünü, kadının oturdukları evden taşınmayı istediğini, konuştuğu kişi ile yakın yere taşındıklarını, kadının 3. kişi ile evlilik planları kurduklarını, kadına bu durumu anlattığını, ancak kadının inkar ettiğini, daha sonra mesaj kayıtlarını gösterdiğinde kadına bunu kabul ettiğini, anlaşmalı boşanmayı kabul etmesini istediğini, kadının ortak çocukları alarak evi terk ettiğini, davalının daha sonra telefon numarasını değiştirdiğini, ailesinin taşındığını, erkeğin ortak çocukların nerede olduğunu bilmediğini, haber alamadığını, kadının daha sonra kardeşlerini gönderip eşyalarını aldırdığını, kadının FETÖ örgütü ile bağlantılı olduğundan ihraç edildiğini, kadın tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesindeki tüm beyanlarının hakikati temsil ettiğini, kadının süresinde cevap vermediğini, aldatma olayının gerçek olduğunu, üniversitede tanıştıklarını, davalı eşin o sırada örtülü olmadığını, kadının kendi isteği ile örtünmek istediğini, daha sonra örtüsünü çıkarmasına karşı zorlanmadığını, kadının iddiasının doğru olmadığını, kadının hareketlerinden şüphelendiğini, bunun üzerine bilgisayarından Whatsapp web uygulamasında oturumunu açtığını, söz konusu mesajlaşma kayıtlarının olduğunu, kadının aldatma olayını kabul ettiğini, affedilmeyi istediğini, bir daha böyle bir olayın yaşanmayacağını söylediğini, kadının anlaşmalı boşanmayı tehdit olarak algıladığını, ancak bu teklifin sırf kadının itibarı için teklif ettiğini, kadının anlaşmalı boşanmayı kabul etmediğini, evi terk ettiğini, iş yorgunluğuna rağmen eve gelip ortak çocuklarla ilgilendiğini, kadının ilgisiz ve sorumsuz tavırlarının olduğunu, kadını tus ve diğer sınavlara çalışması için gerekli şartları sağladığını, kadının sınavlara hazırlanmadığını, ortak çocuklarla ilgilenmediğini, düğünde takılan altınlara dokunmadığını, tüm altınları ailesine borç verdiğini, kürtaj olmayı kadının istediğini iddia ederek ve savunarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin tarafına verilmesini, 50.000,00 TL maddî tazminat ile 50.000,00 TL manevî tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; erkeğin iddialarının gerçek dışı olduğunu, söz konusu aldatma olayının vuku bulmadığını, kendisini 3. kişilerin yanında aşağıladığını, örgütten dolayı ihraç edilmediğini, halen yargılamasının devam ettiğini, erkeğin ihraç sebebiyle kadını yalnız bıraktığını, boşanmayı sık sık dile getirdiğini, boşanma sebebi bulamayınca aldatma iftirasını kurguladığını, kadının erkek tarafından psikolojik, sözel, duygusal ve ekonomik şiddet maruz kaldığını, erkeğin kadının maaş kartını aldığını, harcamalarını sorguladığını, erkeğin hangi yemeği yapacağını, hangi tabağa koyacağını gibi tüm işlerine karıştığını, kadının kıyafet almasına izin vermediğini, erkek tarafından örtüsünü çıkarılmasına zorlandığını, davalı eşe takılan altınları erkeğin abisinin bozdurduğunu, kendisine ev aldığını, kadının dışarı çıkmasına izin vermediğini, kadının balkona çıkmasına izin vermediğini, hapis hayatı yaşattığını, erkeğin defalarca kadından boşanacağını dile getirdiğini, kadının sürücü kursuna gitmesine izin vermediğini, kadının girmek istediği sınavlara engel olduğunu, erkeğin ortak çocuklar ve kadınından uzaklaştığını, evde olduğunda odasının kapısını kilitlediğini ve saatlerce odasından çıkmadığını, kadın eşin rızası dışında erkek tarafından zorla kürtaj edildiğini, erkeğin kadına artık kendisini beğenmediğini, boşanmak istediğini söylediğini, kadına aldatma hususunda iftira attığını, erkeğin kadını evden kovduğunu, evi terk etmediğini, erkeğin telefonda bir kadınla konuşmasını yakaladığını, eşyaları toplarken erkeğin hakaret ettiğini, tehdit ettiğini, aldatma iddiasının boşanma davası için kurgulanmış olduğunu, dilekçelerinden anlaşılacağı üzere evlilikte de herşeye erkeğin tek başına karar verdiğini, internet üzerinden yapılan alışverişlere dahi erkeğin müdahale ettiğini, evlenmeden önceki birikimine ve maaşına el konulduğunu, savunarak ve iddia ederek asıl davanın reddine, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde belirtilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşı davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin tarafına verilmesini, ortak çocukları için 2.500,00'er TL nafakaya hükmedilmesini, 500.000,00 TL maddî tazminat 300.000,00 TL manevî tazminatın davacı- karşı davalıdan alınarak tarafına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasında bulunan Whatsapp konuşma içeriklerinden anlaşıldığı üzere kadının evlilik birliği içerisinde başka bir erkekle duygusal ilişki yaşadığı, eşine karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, açıklanan nedenle kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, kadın her ne kadar erkeğin kendisinden uzun süredir boşanmak istediğini bu nedenle kendisine iftira attığını iddia etmiş ise de, bu iddiasını ispatlayamadığı, davalı karşı dava dilekçesinde, kadına birçok kusur isnadında bulunmuş ise de, söz konusu olayların eski tarihli olduğunun anlaşıldığı, tarafların, söz konusu iddialara konu olayların yaşandığı tarihten sonra, dava açılana kadarki süreçte birlikte yaşamaya devam ettikleri, bu durumda davalının iddia ettiği olayların yaşanmasından sonra, davanın açıldığı 27.08.2019 tarihine kadar tarafların uzunca bir süre birlikte yaşayarak evliliklerini devam ettikleri anlaşılmakla, davalının önceki olayları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı ,yine karşı dava dilekçesinde belirtildiği üzere davalının 2019 Mayıs ayında hamile kaldığı, eşi ile arasında davacı eşin kusurundan kaynaklı sorunlar olduğunu iddia ettiği halde davalının eşi ile aynı evde birlikte yaşamaya devam etmesi, hatta hamile kalması davalı yönünden evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını, sürdürülebilir olduğunun anlaşıldığı, karşı dava yönünden temelden sarsılma ve çekilmezlik olgusunun gerçekleşmediği, kadın hamile kaldıktan sonra eşinin zorlaması ile çocuğunu aldırdığını iddia etmiş ise de kadının bu iddiasını ispatlayamadığı, kadın tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığı, davalının iddia ettiği davacının kusurlu davranışlarını ispatlayamadığı açıklanan nedenlerde, eşini aldatarak sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davalının boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu, erkeğe atfı kabil bir kusur bulunmadığı kanaatine varılmakla, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu, tarafların evliliklerinde korunmaya değer herhangi bir hukuki yarar kalmadığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu, bu aşamadan sonra tarafları birlikte yaşamaya zorlamakta taraflar ve toplum açısından herhangi bir yarar bulunmadığı, ortak çocuklarının halen kadın annesinin yanında kaldığı, kendileri ile annenin ilgilendiği ve her türlü ihtiyaçlarının anneleri tarafından sağlandığı, dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporuna göre çocukların anne yanında ihmal edilmediği, yaşadıkları evin çocukların gelişimi açısından uygun olduğu, çocukların anne ilgi ve bakımına muhtaç yaşta olduğu, ortak çocuklar üzerinde velâyeti kendisinden alınan babanın bakım, gözetim yükümlülüklerinin halen devam ettiği, davacının doktor olduğu, aylık gelirinin 12.000,00 TL olduğu, kadının çalışmadığı, geliri olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine çocuklar için 300,00'er TL tedbir nafakasına, 750,00'şer TL iştirak nafakasına, 10.000,00 TL maddî tazminat ile 15.000,00 TL manevî tazminatın davalı- karşı davacı kadından alınarak davacı- karşı davalı erkeğe verilmesine, karşı davanın reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı- karşı davacı kadın vekili hükme esas alınan Whatsapp yazışmalarının hukuka aykırı delil olduğunu belirterek davacı- karşı davalı erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının karşı boşanma davasının reddi, tazminat taleplerinin reddi ile hükmedilen iştirak nafakasının miktarı yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Whatsapp konuşma içeriklerinden kadının evlilik birliği içerisinde dava dışı bir erkek ile duygusal ilişki yaşayarak sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalı-karşı davacı kadının dayandığı olayların eski tarihli olup tarafların bu olaylardan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri, bu itibarla kadının önceki olayları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı, kadının diğer iddialarını ispatlayamadığı, birliğin sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadının tam kusurlu olduğu, davacı-karşı davalı erkeğe atfı mümkün herhangi bir kusurun bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar davalı-karşı davacı tarafça Whatsapp yazışma içeriklerinin hukuka aykırı yolla elde edildiği, hükme esas alınamayacağı ileri sürülmüş ise de; eşinin sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen erkeğin söz konusu yazışma içeriğini başka yolla elde etmesi olanağının bulunmadığı, tarafların korunan hukuki yarar dengeleri ile birlikte gözetildiğinde hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, gerçekleşen bu durum karşısında birliğin sarsılmasında davalı-karşı davacı kadının tam kusurlu olduğu ve bu kusur belirlemesine göre erkeğin boşanma davasının kabulünün, kadının karşı boşanma davasının reddinin usul ve Kanuna uygun olduğu, tazminat takdiri ve miktarının hakkaniyete uygun olduğu, boşanmaya sebep olan olaylarda kadının tam kusurlu olduğu, tam kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata (TMK md.174/1-2) hükmedilmesinin mümkün olmadığı, ortak çocukların yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi (TMK md. 4) dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince hükmedilen aylık 300,00’er TL tedbir nafakası ve 750,00’şer TL iştirak nafakası miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı- karşı davacı kadın vekili hukuka aykırı olarak elde edilen Whatsapp web kayıtlarının hükme esas alınamayacağını, bunun haricinde davacının iddialarının ispatına yarar delil bulunmadığını, ailesinin ve toplumun boşanmaya bakışı nedeniyle kadının birlikte yaşamaya devam ettiğini , bu hususun af olarak nitelendirilemeyeceğini, davalı -karşı davacı kadının kardeşleri ile sürekli irtibat halinde olduğunu bu sebeple kardeşlerinin beyanlarının hükme esas alınması gerektiğini ,hamile kaldığı birlikteliğin rızası dışında gerçekleştiğini, kürtaj olayından sonra erkeğin kadını Ankara'ya kardeşinin yanına istediği tarihler dışınki tarihlere bilet alarak gönderdiği olayının sabit olmasına rağmen bu hususta erkeğe kusur yüklenmediğini, yoksulluk nafakası talebinin bulunmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesinin bu hususta değerlendirme yaptığını, iştirak nafakasının miktarının düşük olduğunu ileri sürüp kararın bozulmasına karar verilmesini, asıl davanın ve fer'îlerinin reddine , karşı davanın ve fer'îlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, asıl davanın kabulünün yerinde olup olmadığı, hukuka aykırı delil ile ispat edilmiş olup olumadığı, karşı davanın reddi ile davalı- karşı davacının tazminat taleplerinin kabulü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve iştirak nafakası miktarı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 6 ncı maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadının kendi davasının reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir (6100 sayılı Kanun md.187/1). Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz (6100 sayılı Kanun md. 187/2). 3.Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E. ve 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir. 4.Diğer taraftan hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde belirtildiği gibi, usul hukukun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinde de; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde hüküm altına alınmıştır. 5.6100 sayılı Kanun'un 189 uncu maddesinde "Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz… Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir" hükmü düzenlenmiştir. 6.Somut olayda, Mahkemece boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-karşı davacı kadın Whatsapp görüşme kayıtları uyarınca sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesi ile tam kusurlu bulunarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin eşinin Whatsapp web oturumu ile elde edilen görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 189 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği yargılama sırasında taraflarca sunulan delillerin elde ediliş biçiminin mahkeme tarafından re’sen göz önüne alınacağı ve delilin her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak elde edildiğinin tespit edilmesi hâlinde, diğer tarafça bir itiraz ileri sürülmese dahi mahkemece caiz olmadığına karar verileceği düzenlenmiş olup gerçekleşen bu durum karşısında bu delil hukuka aykırı nitelikte olduğundan kusur belirlemesinde dikkate alınamaz ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış davalı- karşı davacıya kusur olarak yüklenemez. Hal böyle iken davalı- karşı davacının boşanmaya sebebiyet verecek başkaca kusuru da ispatlanmadığı nazara alınmadan davanın reddi yerine davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı- karşı davacı kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda 2 numaralı paragrafta belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin boşanma davasının kabulü yönünden davalı- karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre kadının fer'îlere yönelik temyiz itirazlarının incelenesine yer olmadığına, 3.Davalı- karşı davacı kadının kendi davasının reddine yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kadının davasının reddi yönünden ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/2910, K. 2022/5235 sayılı kararında incelenen somut boşanma davasında, delil olarak dayanılan mesajın tarafların kusurları affettiği kabul edilen konaklama tarihinden önce mi sonra mı gönderildiğinin bilirkişi incelemesine de başvurulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir.

İş ve Ticaret Hukukunda WhatsApp Kayıtlarının İncelenmesi

İşçilerin kendi aralarında kurdukları WhatsApp sistemi üçüncü kişilere kapalı olup kişisel veri niteliğindedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2018/10718 Esas ve 2019/559 Karar sayılı ilamında; iş akışını bozmadığı ve çalışmaları etkilemediği sürece işçilerin grup kurarak iletişimde bulunmalarının yasak olmadığı, gizlilik içeren bu konuşmaların salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan içeriğine dayanılarak iş sözleşmesinin feshedilmesinin haksız olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2018/10718, K. 2019/559Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2018/10718 E.  ,  2019/559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, davacının 13.6.2014 tarihinde çağrıldığını ve arkadaşları arasında kullandıkları whatsapp kullanımı ile ilgili birbirlerine vermiş oldukları mesajların bir arkadaşlarının telefonundan tespit edildiği, mesajlarda işyeri aleyhinde görüşmelerin olduğu, bu nedenle istifa etmesinin lehine olduğu, istifa etmezse kendisine şirket tarafından manevi tazminat davası açılabileceği belirtilerek, davacıya istifa dilekçesi imzalatılmak istendiğini, davacının reddetmesi üzerine işten çıkarıldığını, whatsappın özel bir mesajlaşma sistemi olup kişilerin özel hayatı ile ilgili olduğunu, bu mesajların arkadaşının telefonundan baskı ile işverence alınmasının özel hayatın gizliliğine müdahale yani suç olduğunu, özel hayat kapsamındaki görüşmelerin hukuka aykırı şekilde elde edildiğini ve delil olarak kullanılamayacağını, davacının işverene işten çıkarılmasına neden olabilecek hakaret tarzında bir şey de demediğini, davacının iş aktine haksız son verildiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, iş aktinin davalı tarafından haklı feshedildiğini, davacının, iş arkadaşları ile aralarında kurdukları mesajlaşma grubunda davalı şirket aleyhinde söylemlerde bulunduğunu, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme'nin 2014/472 Esas sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 30/11/2017 tarihli kararı ile bozulduğu, dosya içerisinde bulunan hizmet cetveline, detay sicil bilgilerine, fesih tutanağına, banka hesap dökümüne, savunma yazısına, feshe dayanak yapılan mesajlaşma kayıtlarına, ücret bordrolarına, tanık beyanlarına, bilirkişi raporuna, bozma ilamına, bozma sonrası davalı vekili tarafından sunulan evraklara ve tüm dosya kapsamına göre delillerin değerlendirilmesi neticesinde; davacının 01.06.2012-13.06.2014 tarihleri arasında aylık çıplak brüt 1.075,00 TL ücret üzerinden davalı işveren nezdinde çalıştığı, iş akdinin davacı ve bir kısım iş arkadaşının cep telefonu üzerinden kullanılan whatsapp mesajlaşma ortamındaki yazışmaları gerekçe göstererek İş Kanunu'nun 25/2-b-e maddeleri uyarınca işveren tarafından feshedildiği, 13.06.2014 tarihli fesih bildiriminde davacının imzadan imtina ettiğine dair düzenlenmiş tutanağın dosyada olduğu ancak yazılı fesih bildiriminin ibraz edilmediği, mesajlarda işveren vekili sıfatı bulunan mağaza yöneticisi hakkında yapılan konuşmaların yer aldığı, bunların sataşma olarak değerlendirildiği, şirket çalışanlarının ücretlerine ilişkin bilgilerin yayılması ve çalışanları terfi etmemesi için bir takım şirket uygulamalarının yapıldığının belirtilmesinin 25/2-e maddesi kapsamında değerlendirilerek feshin gerçekleştirildiğinin beyan edildiği, mağaza yöneticisine sataşma niteliği taşıdığı belirtilen davacıya ait mesaj kayıtlarına rastlanmadığı, ancak davacının ve iş arkadaşlarının kendilerine ödenen ücretleri ve özellik satış primlerini yeterli bulmadıkları yönünde birbirleriyle mesajlaştığı, ayrıca davacının ücret yönünden memnuniyetsizliğini ifade ederken diğer arkadaşlarına "fazla gayretli çalışmamaları, çabalarının boşuna olacağı yönünde" telkinlerde bulunduğu, buna göre iş arkadaşlarına yönelik olan fazla gayretli çalışmalarının boşuna olacağı şeklindeki mesajların İş Kanunu 25/2-e kapsamında haklı bir fesih nedeni olarak kabul edileceği, davacı taraf whatsapp kullanımı ile ilgili işyerine yöneltilmiş olmayan mesajların muhatap olmayan işyeri yetkilileri tarafından baskı ile alınarak deşifre edilmesinin özel hayatın gizliliğine müdahale niteliğinde olduğunu, suç teşkil ettiğini, hukuka aykırı olarak elde edilmiş olup delil olarak kullanılamayacağını ileri sürmüş ise de davacı savunmasında whatsapp daki konuşma metinlerinin kendisine ait olduğunu, ancak içeriğinde küfürlü konuşmalara kendisinin girmediğini, sohbet amaçlı kurulmuş grubun bu aşamaya gelmesinin üzücü bir durum olduğunu, telefonun numarasının kendisine ait olduğunu ve kullanmakta olduğunu beyan ettiği, davacının sözleşmesi gereği almış olduğu ücreti ve prim sistemleri hakkında hiç kimseyle paylaşmaması gerektiği, oysaki ister mesaj atma kanalı ile ister birebir özel görüşmede isterse toplu bir alanda açıklanmış olmasının hiçbir farkının bulunmadığı, davacının sözleşmeye aykırı bir şekilde doğruluk ve bağlılık kurallarına uymayarak hareket ettiği, whatsapp mesaj sistemine yazılan mesajların o gruba üye olanlar tarafından görülüyor olmasının sözleşme ihlali için yeterli kabul edileceği, işverenin bu mesajlara yasadışı yollarla ulaştığı hususunda somut bir delilin ortaya konulamadığı, davacının savunmasının 05/06/2014 tarihinde alınmış olduğu, davalı Şirket Mağazalar Denetim Müdürlüğü tarafından feshe konu olay ile ilgili 11/06/2014 tarihli soruşturma raporu düzenlendiği ve davacının iş akdinin 13/06/2014 tarihinde feshedilmiş olduğu, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi nedeniyle 6 iş günlük hak düşürücü sürenin başlamayacağı ve raporun düzenlendiği tarih itibariyle hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu, bu nedenle iş akdi haklı nedenle işveren tarafından feshedilen davacının kıdem ve ihbar tazminatı kazanamayacağından bu yöndeki taleplerinin reddine karar verildiği, davacının kıdemine göre hak kazandığı izin süresinden izin dökümü ve puantaj kayıtları birlikte değerlendirildiğinde 17 günlük izin kullandığı tespit edilmekle, bakiye izin süresinin karşılığı olan ücretin de bordroda tahakkuk edilerek ödenmiş olduğu, bu yönüyle izin alacağı talebinin de sabit görülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talepleri bakımından; Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş aktinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2018/524 Esas ve 2018/5611 Karar sayılı kararına konu dosyada, işverence sunulan mesajlaşma dökümüne karşı gerçeğe aykırılık itirazı bulunmasına karşın yazışmalara nasıl ulaşıldığı ve gerçeğe uygun olup olmadığı yönünden hukuka uygunluk denetimine elverişli delil bulunmaksızın hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır. Kararda bozma gerekçesi yalnız WhatsApp dökümüne bağlanmamış; ticari defter ve kayıtlar ile tadilat masrafı belgelerinin incelenmemesi de bozma sebepleri arasında gösterilmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/524, K. 2018/5611Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2018/524 E.  ,  2018/5611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Hukuk Dairesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde taraflar vekillerince temyiz edilmiş ve davalı vekilince duruşma talep edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere dayanılarak, davacı işçinin her ne kadar haksız bir kazancı yok ise de usule aykırı işlem yaptığı ve bu sebeple işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusu : İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işveren tarafından sunulan “WhatsApp” programı mesajlaşma dökümü ve dosya içeriğindeki delillere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz başvurusu : Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir. Gerekçe: Somut olayda, davalıya ait işyerinde satış müdürü olarak çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi, davalı işverence 27/09/2016 tarihli yazılı fesih bildirimiyle; davacının gerçekte yapılmamış bir hizmet noktası transferini yapmış gibi göstererek ilgili bayiden buna karşılık 70.000,00 TL tutarlı fatura aldığı ve bu bedelin bayinin cari hesabına alacak olarak kaydedilmesini sağladığı iddiasıyla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesine dayanılarak feshedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiği ve bu karara karşı sadece davacı tarafın istinaf başvurusunda bulunduğu dikkate alındığında, usulü kazanılmış hak ilkesi gereğince, bu aşamadan sonra tartışılması gereken husus, feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı değil, geçerli sebebe dayanıp dayanmadığıdır. Davalı işveren, davacının gerçekte yapılmamış bir hizmet noktası transferini yapmış gibi göstererek ilgili bayiden buna karşılık 70.000,00 TL tutarlı ( artı Kdv) fatura aldığını ve bu bedelin bayinin cari hesabına alacak olarak kaydedilmesini sağladığını, bu işlemden elde edilen menfaatin ise, aynı işyerinde satış direktörü olarak çalışmış …. ’nun evinin tadilatında yapılan masraflar için kullanıldığını iddia etmektedir. Dosyaya sunulan 13/10/2015 tarihli faturanın, dava dışı …. Turizm Tekstil Gıda Tem. İnş. İhr.Tic. Ltd. Şti. tarafından, “hizmet bedeli” açıklamasıyla 70.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiği ve muhatabının davalı şirket olduğu görülmektedir. Söz konusu faturanın arka sayfasında yer alan ve yine işverence sunulan belgede ise, “Hn’ye yapılan transfere istinaden” açıklamasıyla Bölge Satış Müdürü unvanıyla davacının imzası bulunmaktadır. Davacı, işverene verdiği savunmasında, transferin kendi bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, atılı isnatların ise doğru olmadığını beyan etmiştir. Dosyaya davalı tarafça sunulan 23/09/2016 tarihli, … ( davalı tanığı) imzasını taşıyan ve işverene karşı yazılan dilekçede; davacı işçinin ve işyerinde satış direktörü olarak çalışan …. ’nun, kendisinden …. ’nun evinin tadilatı için yardımcı olmasını istediklerini, gerekli malzeme ve usta temini gibi hususlarda yardımcı olduğunu ve bu sebeple 72.000,00 TL masraf yaptığını, masrafın ödenmediğini, davacının, gerçekte yapılmamış bir transferi yapmış gibi göstererek işveren şirkete karşı fatura düzenlemesini istediğini, bu şekilde yapılan masrafları faturadan karşılayabileceğini söylediğini, kendisinin de belirtilen faturayı düzenleyerek davalı işverene verdiğini, bu bedelin cari hesabına alacak olarak kaydedilmesinin sağlandığını ve davalı şirket tarafından kendisine ödenen bedelin davacının bilgisi dahilinde, …. ’nun evinin tadilat harcamalarında kullanıldığını beyan ettiği görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi’nce dinlenen davalı tanığı …, kendisinin davalı şirketin bayiliğini yaptığını ifade ederek, işverene karşı sunduğu dilekçesinde aktardığı ifadelere benzer şekilde anlatımda bulunmuştur. Davalı işverence, şikayette bulunulması üzerine, davacı işçi ve …. hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesi’nce, davacı işçinin her ne kadar haksız bir kazancı yok ise de, usule aykırı işlem yaptığı ve bu sebeple işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığı gerekçesiyle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığı kabul edilmiştir. Ne var ki, salt tanık …’nün beyanıyla yetinilerek, davacının delilleri arasında dayandığı ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılmaması yerinde değildir. Ayrıca, tanık …, davalı işverene sunduğu dilekçesinde yazılı tutarda tadilat masrafı yaptığını iddia etmiş olmasına göre, bu denli yüksek tadilat masrafına ilişkin makbuz, banka dekontu veya sair bir belge bulunup bulunmadığı hakkında bir denetleme yapılması gereklidir. Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesi’nce, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar gerekçesinde, “WhatsApp” programı mesajlaşma dökümüne de dayanılmış ise de; bu döküm davalı işverence, davacı ile … arasındaki yazışmalara ilişkin olduğu iddia edilerek dosyaya sunulmuştur. Anılan döküme karşı davacı vekilinin, gerçeğe aykırılık itirazı bulunmaktadır. Bu mesajlaşma yazışmalarına nasıl ulaşıldığı ve gerçeğe uygun olup olmadığı yönlerinden hukuka uygunluk denetimi yapılmasına elverişli bir delil ise dosya içeriğinde yoktur. Anılan sebeplerle, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm tesisi hatalı görülmüştür. Bu halde, deliller arasında gösterilen ticari defter ve kayıtlar, iddia ile savunma doğrultusunda bilirkişi vasıtasıyla incelenmeli, transfer olarak adlandırılan uyuşmazlığa konu işleme ilişkin tüm kayıtlar ve banka hesap hareketleri üzerinde durulmalıdır. Ayrıca, davalı tanığı … de yeniden dinlenilerek, dilekçesinde bahsi geçen tadilat işlem ve masraflarına ilişkin makbuz, banka dekontu veya sair bir belge bulunup bulunmadığı sorulmalıdır. Belirtilen yönlerden tesis edilecek işlemlerin ardından, Savcılık soruşturma dosyasının akibeti araştırılarak, dosya kapsamı delil durumuna göre ceza soruşturmasının (veya kovuşturmasının) neticelenmesinin bekletici mesele yapılmasının gerekip gerekmediği de yeniden değerlendirilmeli ve bir sonuca gidilmelidir. Yukarıda yazılı sebeplerden İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olmasına rağmen, istinaf başvurusunun yazılı gerekçeyle esastan reddine karar verilmesi hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılmasıyla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05/03/2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2023/4666, K. 2024/6256 sayılı kararına konu ticari uyuşmazlıkta, şirket yetkilisiyle yapılan yazışmada üründeki sorunun aktarılması ve lot fotoğrafının iletilmesi ayıp ihbarı olarak kabul edilmiştir. Dairenin 2021/2427 Esas ve 2022/7925 Karar sayılı kararında ise mesajların davacıdan sadır olmadığının iddia edilmediği somut durumda WhatsApp yazışmaları delil başlangıcı mahiyetinde kabul edilmiş, yazışma dökümünün yer aldığı bilirkişi raporu ve ekstre içerikleri birlikte incelenmiştir.

Ceza Yargılamasında Delil Toplama Usulü ve CMK m. 134

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Maddenin 2. fıkrasına göre ise yüklenen suç ancak hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/2849, K. 2021/5922Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2021/2849 E.  ,  2021/5922 K. "İçtihat Metni" Mahkeme :KONYA Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi Suç :Uyuşturucu madde ticareti yapma Hükümler :1)Mahkûmiyet; Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/11/2020 tarihli, 2020/164 esas ve 2020/312 sayılı kararı ile 2)İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 14/12/2020 tarihli, 2020/2653 esas ve 2020/2675 sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle, temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak, sanık ve müdafiinin dilekçelerindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık …'in kullandığı cep telefonu ve sim kartı üzerinde CMK'nın 137. maddesi kapsamında düzenlenen 18/02/2020 tarihli inceleme raporunda, sanık … ile whatsapp uygulaması üzerinden mesajlaşma kayıtlarından bahsedilmediği, aynı tarihte iki kopya halinde cep telefonu ve sim kartın dijital kopyalarının alındığı; sanık …'in 15/01/2020 tarihinde, Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan ifadesi sırasında, cep telefonunda sanık … ile whatsapp yazışmalarının incelenmesini talep etmesi üzerine, söz konusu cep telefonu kendisine verilerek, whatsapp uygulaması üzerinden "… abim" olarak kayıtlı şahısla yazışmalarının görüldüğü belirtilip, "…'in, '… ' olarak kayıtlı şahıstan, aracını istediği, …'un 'Polise yakalanmamak lazım' şeklinde cevap verdiği, olay tarihinden önce farklı günlerde …'in, …'a 'Diğerleri bitti abi.' şeklinde mesaj attığı," tespit edilerek, ifade tutanağına geçirildiği, ancak fiziken ve UYAP üzerinden yapılan incelemede, bu görüşmelere ilişkin ayrıntılı mesajlara, ekran fotoğraflarına ilişkin ayrı bir tutanağın dosyada bulunmadığı anlaşılmakla; CMK'nın 217. maddesinin 1. fıkrasındaki "Hakim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir." hükmü karşısında, 15/01/2020 tarihli ifade tutanağına 'özet' halinde geçirilen whatsapp mesajlaşma kayıtlarının, CMK'nın 134. maddesi kapsamında görüşme tarihleri, saatleri belirtilerek, ayrıntılı diyaloglar şeklinde, ekran görüntülerine de yer verilerek denetime olanak verecek şekilde tutanağa bağlanması, bu şekilde düzenlemiş bir tutanak mevcut ise aslı ve denetime olanak verecek şekilde onaylı suretinin dosyaya konulması, söz konusu evrakların duruşmada sanığa okunarak diyeceklerinin sorulması, tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile savunma hakkını kısıtlar nitelikte hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olup, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 14/12/2020 tarihli, 2020/2653 esas ve 2020/2675 karar sayılı hükmü hukuka aykırı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, suçun niteliği, tutuklu kalınan süre ve bozma sebebine göre sanık hakkındaki salıverilme talebinin reddine, CMK'nın 304/2 (b) maddesi uyarınca dosyanın Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine, 24/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Ceza mahkemelerinin ek yetkisi

5271 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 1. fıkrası uyarınca şüphelinin kullandığı bilgisayar, program ve kütüklerinde arama yapılması, kopyalanması ve metin haline getirilmesi somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı kararıyla yapılır. Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim en geç yirmi dört saat içinde karar verir ve onanmaması halinde çıkarılan kayıtlar derhâl imha edilir. Nitekim Yargıtay 10. Ceza Dairesinin E. 2023/15758, K. 2024/18787 sayılı kararında, kanuni karar veya yazılı emir bulunmaksızın sanığa ait telefondaki WhatsApp mesajlarına ilişkin düzenlenen ön inceleme tutanağının, sanığın rızası bulunsa dahi hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/15758, K. 2024/18787Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2023/15758 E.  ,  2024/18787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2478 E., 2023/2635 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I.HUKUKİ SÜREÇ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Dairemizce verilen bozma ilamına uyulmak suretiyle duruşmalı yapılan inceleme neticesinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hâkim kararı veya hâkim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, rızası bulunsa dahi şüphelinin telefonunun incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı ve bu kurallara uyulmadan elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olarak karar veya yazılı emir alınmaksızın, sanığa ait telefonda bulunan whatsapp mesajlarına ilişkin olarak tanzim edilen 02.03.2020 tarihli "telefon ön inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı"nın, sanığın telefonunda inceleme yapılmasına rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı ve hükme esas alınamayacağı; tanık sıfatıyla dinlenmemiş olmalarına rağmen anlatımlarının hükme esas alındığı belirtilen tutanak mümzileri, tanık sıfatıyla dinlenmiş olsalar dahi tutanak içeriğine göre uyuşturucu madde alışverişinin görülmemiş olduğunun anlaşılmasına göre anlatımlarının sonuca etkili olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede; Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlem yapılan … ve … ile aralarında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğine dair görgüye dayalı tespit bulunmayan ve kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, …'ın üzerinde yakalanan uyuşturucu maddeyi fiziki takipten ve yakalamanın gerçekleşmesinden daha önceki bir zaman diliminde sanıktan aldığına ilişkin soruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sanığın SALIVERİLMESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde salıverilmesinin sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2021/2849 Esas ve 2021/5922 Karar sayılı ilamına konu somut dosyada, ifade tutanağına özet halinde geçirilen WhatsApp mesajlaşma kayıtlarının CMK'nın 134. maddesi kapsamında görüşme tarih ve saatleri belirtilerek, ayrıntılı diyaloglar ve ekran görüntüleri içerecek şekilde denetime elverişli tutanağa bağlanması, aslı veya onaylı suretinin dosyaya eklenerek duruşmada sanığa okunup diyeceklerinin sorulması gerektiğine işaret edilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2021/12229 Esas ve 2023/1515 Karar sayılı kararında, sanık ile mağdur arasındaki WhatsApp yazışmalarının mağdur beyanlarıyla tutarlı olduğu ve aidiyetinde uyuşmazlık bulunmadığı tespit edilerek ilk derece hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin E. 2024/4261, K. 2025/929 sayılı başka bir dosyasında ise mesajların WhatsApp Web üzerinden QR kod okutularak başkası tarafından gönderildiği savunulduğunda; yazışmaların kim tarafından, hangi konum, cihaz ve IP adresinden yapıldığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin E. 2023/23426, K. 2024/5911 sayılı dosyasında da rızaen sunulan kayıtlardaki ses kayıtlarının çözümü yapılmadığında, geriye dönük tespitin mümkün olup olmadığının uzmanından sorularak bilirkişi raporu aldırılması lüzumu ifade edilmiştir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/12229, K. 2023/1515Kaynağı aç
9. Ceza Dairesi         2021/12229 E.  ,  2023/1515 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, reşit olmayanla cinsel ilişki HÜKÜMLER : Beraat, düşme Sanık hakkında kurulan hükümlerin 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2015 tarihli, 2015/212 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır. 2. Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2015/238 Esas, 2016/24 Karar sayılı kararı ile çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşürülmesine; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın beraatine karar vermiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2020 tarihli 14-2016/62264 sayılı Tebliğnamesi ile onama görüşlü olarak Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Olay tarihinde sanığın, Whatsapp isimli sosyal medya uygulaması üzerinden on beş yaşından küçük mağdureye mesaj göndererek kendisi ile cinsel ilişkiye girmek için evine gelmesini istediği, mağdurenin gelmek istememesi üzerine elinde bulunan ses ve görüntü videolarını internette yayınlamakla ve babasını telefon ile aramakla tehdit ettiği, mağdurenin de sanığın montajlama yapmak sureti ile kendisi hakkında ses ve görüntü kaydı oluşturmuş olabileceği ve bunu internette yayınlayacağı endişesi ile sanık ile ikametinde cinsel ilişkiye girdiği, dosya içerisinde mevcut ve sanığın kendisi tarafından gönderildiğini kabul ettiği tehdit içerikli whatsapp yazışma çıktıları ve mağdurenin soruşturma aşamasında ve ilk celsedeki samimi beyanları ile sabit olduğu halde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk derece mahkemesi tarafından özetle, mağdure ile şüphelinin facebooktan arkadaş oldukları, olay tarihinden yaklaşık bir ay kadar önce akşam saatlerinde sanık ile mağdurenin telefonda mesajlaştıkları ve sanığın mağdure cinsel içerikli mesajlar attığı, ertesi gün sabah mağdurenin uyandığında telefonda gönderilen ve kendisinin ****** Büfe'nin yanına çağrıldığına dair mesajı gördüğü, gitmek istememesi üzerine sanığın bir önceki gönderdiği cinsel içerikli mesajlardan bahsederek kendisini tehdit ettiği, bunun üzerine korkarak sanığın yanına gittiğinde sanığın kendisini alarak deniz kenarında bir yere götürdüğü ve dudaklarından öpmeye başladığı, mağdurenin kendisini geri çekmesi üzerine sanığın bu defa cinsel organlarını ellemeye başladığı, mağdurenin bağırması üzerine sanığın onu bırakarak eylemlerine son vermesi üzerine mağdurenin olay yerinden ayrılarak evine gittiği, olay günü olan 29.06.2015 tarihinde saat 14.36 sıralarında mağdure ile sanığın whatsaap programı üzerinden mesajlaştıkları, sanığın mağdureye gönderdiği mesajlarla onu ısrarla yanına çağırdığı, mağdurenin sanığın isteğini kabul etmemesi üzerine onu tehdit etmeye başladığı, bu kapsamda mağdureden babasının telefon numarasını istediği, ardından gelmemesi halinde mağdureye ait videoyu internet sayfalarında yayınlayacağını, gelmesi halinde video ve ses kaydının bulunduğu telefonunu ve hafıza kartını kendisine vereceğini belirttiği, buna rağmen mağdurenin gelmeyi kabul etmemesi üzerine sanığın mağdurenin direncini kırmak için mağdureye ait videoyu internet sayfasında yüklemeye başladığına dair mesajlar attığı, bu şekilde mağdureyi tehdit ederek ve mağdure üzerinde manevi cebir uygulayarak onu istemediği halde yanına gelmeye mecbur bıraktığı, akabinde mağdurenin dolmuşa binerek sanığın belirttiği ****** Büfe'ye gittiği, burada mağdureyi karşılayan sanığın onu alarak ikametine götürdüğü, mağdurenin burada sanığın bahsettiği, video ve ses kayıtlarını istediği, sanığın video ve ses kayıtlarını o an vermeyeceğini söylemesi üzerine mağdurenin evden ayrılmak istediği esnada sanığın onun önüne geçerek elinden tuttuğu ve gitmesine engel olduğu, ardından zorla abisinin yatak odasına götürdüğü, burada da mağdurenin tekrardan evden ayrılmak istediği ancak sanığın mağdureye engel olduğu ve onu yatağa ittirdiği, akabinde yatağa düşen mağdurenin üzerine çıkarak direnmesine rağmen onun elbiselerini soyduğu, sonrasında kendi elbiselerini de çıkarttığı, mağdurenin yataktan kaldırarak ön tarafına aldığı, cinsel organını mağdurenin anal bölgesine sürtmeye başladığı ve bir süre sonra cinsel organını mağdurenin vajinasına soktuğu, bunun üzerine mağdurenin cinsel organında kanama başlaması üzerine sanığın mağdureyi bıraktığı gerekçesiyle açılan davada Mahkemece yapılan yargılama neticesinde savunma, mağdurenin fiziki görünümü yönünden yapılan gözlem, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, aralarındaki yazışma içerikleri ve olayın oluş şekline göre; sanığın mağdureyi on beş yaşından büyük bildiği ve eylemin zorla gerçekleştiğine dair yeterli delil olmadığı kanaatiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi reşit olmayanla cinsel ilişki kabul edilerek açılan kamu davasının düşürülmesine; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise sanığın beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın temyiz istemi çerçevesinde yapılan incelemede; dosyada bulunan en önemli delillerden olan mağdure ile sanığın, olay öncesinde ve sonrasında "WhatsApp" isimli uygulama üzerinden gerçekleştirdikleri yazışmaların mağdurenin beyanları ile tutarlı olduğu, on beş yaşından küçük mağdureye mesaj göndererek kendisi ile cinsel ilişkiye girmek için evine gelmesini istediği, mağdurenin gelmek istememesi üzerine elinde bulunan ses ve görüntü videolarını internette yayınlamakla tehdit ettiği, bu yazışmaların sanık ile mağdure arasında yapıldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, mağdurenin hayatından çıkacağına dair mesajlarına itibar etmesi nedeni ve ayrıca iradesi olmadan sanığın ikametine gitmek zorunda kaldığı, sanığın burada varolduğunu iddia ettği görüntü ve ses kayıtlarını mağdureye vermeyip gitmesine engel olarak mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girdiğinin anlaşılması karşısında eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ile beşinci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunup o yer Cumhuriyet savcısının temyizi yerinde görülmüştür. 2. Yukarıda değinilen bozma gerekçesine göre onama talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2015/238 Esas 2016/24 Karar sayılı hükümlerine yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükümlerin 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.03.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2024/4261, K. 2025/929Kaynağı aç
9. Ceza Dairesi         2024/4261 E.  ,  2025/929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde çocuğun cinsel istismarı suçundan, mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafiinin Temyiz İstemi Eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna, suçun sübuta ermediğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi ve takdiri indirim sebeplerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi ve takdiri indirim sebeplerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık müdafiinin aşamalardaki savunmalarında; mağdurenin, sanığın cep telefonunu ele geçirdiği çok kısa bir zaman diliminde, cep telefonundan bilgisayar veya tablette kullanılan Whatsapp Web uygulamasında çıkan QR kodunu okutması halinde sanığın kullanımında olan hattan dilediği gibi mesaj gönderebileceği yönündeki iddiası nazara alındığında; 15.02.2022-19.02.2022 tarihli whatsapp mesajlarının kim tarafından gönderildiğinin tespiti amacıyla; Whatsapp yazışmalarının kim tarafından, hangi konumdan gönderildiğinin, Whatsapp Web uygulaması yolu ile gönderilip gönderilmediğinin, Whatsapp Web uygulaması ile gönderildiyse yazışmalara ilişkin hangi cihazdan erişim sağlandığının, konum ve IP adreslerinin tespiti yapıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine muhalefet edilmesi karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii, katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/23426, K. 2024/5911Kaynağı aç
2. Ceza Dairesi         2023/23426 E.  ,  2024/5911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86761 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin, aile şirketleri üzerine tescilli … plaka sayılı aracının park halinde bulunduğu yerden çalındığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, olayın şüpheli … isimli şahsa ait olan telefon hattını fiilen kullanan kişi tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle şüpheliler hakkında soruşturma yapılamayacağı cihetle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüpheli …'in ifadesinde soruşturmaya konu aracın çekici ile götürülmesi hususunda aranmasından birkaç gün önce kendisini bilgi almak amacıyla arayan numaraya ilişkin whatsapp profil fotoğrafının …'na ait olduğunu gördüğünü, … ve …'ın birlikte iş yaptıklarını ifade ettiği, buna karşılık olaydan birkaç gün önce arama gerçekleştirilen numaranın esasen … tarafından kullanıldığının tanık …'nın beyanı ile sabit olduğu, şüpheli … tarafından rızaen sunulan whatsapp kayıtları gereğince, şüpheliler … ve … aracı teslim alan …'daki kişiyi tanıdıkları ve ona aracı satan kişinin … şeklinde ismi kısaltılmış kişi olduğunu bildikleri, ancak şüphelilerin ifadelerinde bu mesaj kayıtlarının aksine beyanda bulundukları anlaşılmakla, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla şüphelilerin …'da aracı teslim alan kişi ile ilgili ayrıntılı beyanlarının alınmasının ardından aracı teslim alan kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti halinde tanık sıfatıyla beyanının alınması, buna ek olarak aracı …'ya götüren şüpheli …'ın aracı teslim ettiği yer bakımından detaylı beyanı alınarak ilgili yere ilişkin kamera kayıtları celp edilerek dosya arasına alınması, soruşturma konusu aracın … ilçesindeki kayıtlarının tespiti açısından kolluk araştırması yaptırılması, şüphelilerin … olarak kısalttıkları ismin kime ilişkin olduğu hususunda ayrıntılı beyanlarının alınması, ayrıca rızaen sunulan whatsapp kayıtlarında bulunan ses kayıtlarının çözümünün yapılmamış olması sebebiyle bilişim uzmanından geriye dönük whatsapp yazışmalarının ve ses kayıtlarının tespitinin mümkün olup olmadığı sorularak, mümkün olduğunun anlaşılması halinde şüpheliler … ve … whatsapp sistemi üzerinde inceleme yaptırılarak yazışmaların dökümü ve ses kayıtlarının çözümü hususunda bilirkişi raporu aldırılması, şüpheli …'ın soruşturmaya konu aracı çekici ile aldığı esnada yanında … isimli arkadaşının bulunduğunu beyan etmesi sebebiyle bu kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin ardından olaya ilişkin tanık sıfatıyla beyanının alınması, tüm şüphelilerin telefon arama ve mesajlaşma kayıtlarını gösterecek şekilde şikâyet tarihinden geriye dönük olarak son 6 aylık HTS kayıtlarının celp edilmesi, şüpheli …'ın ifadesinde şüpheli … ile yargılandıkları davalar olduğunu beyan etmesi sebebiyle şüpheliler hakkında benzer şekilde hırsızlık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin veya açılmış davaların olup olmadığının araştırılması, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre şikâyetçinin aile şirketleri üzerine tescilli … plaka sayılı aracının park hâlinde bulunduğu yerden çalındığını iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, olayın şüpheli … isimli şahsa ait olan telefon hattını fiilen kullanan kişi tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle şüpheliler hakkında soruşturma yapılamayacağı cihetle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüpheli …'in ifadesinde soruşturmaya konu aracın çekici ile götürülmesi hususunda aranmasından birkaç gün önce kendisini bilgi almak amacıyla arayan numaraya ilişkin whatsapp profil fotoğrafının şüpheli …'na ait olduğunu gördüğünü, şüpheliler … ve …'ın birlikte iş yaptıklarını ifade ettiği, buna karşılık olaydan birkaç gün önce arama gerçekleştirilen numaranın esasen şüpheli … tarafından kullanıldığının tanık …'nın beyanı ile sabit olduğu, şüpheli … tarafından rızaen sunulan whatsapp kayıtları gereğince, şüpheliler … ve … aracı teslim alan …'daki kişiyi tanıdıkları ve ona aracı satan kişinin … şeklinde ismi kısaltılmış kişi olduğunu bildikleri, ancak şüphelilerin ifadelerinde bu mesaj kayıtlarının aksine beyanda bulundukları anlaşılmakla, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla şüphelilerin …'da aracı teslim alan kişi ile ilgili ayrıntılı beyanlarının alınmasının ardından aracı teslim alan kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti hâlinde tanık sıfatıyla beyanının alınması, buna ek olarak aracı …'ya götüren tanık …'ın aracı teslim ettiği yer bakımından detaylı beyanı alınarak ilgili yere ilişkin kamera kayıtları celp edilerek dosya arasına alınması, soruşturma konusu aracın … ilçesindeki kayıtlarının tespiti açısından kolluk araştırması yaptırılması, şüphelilerin … olarak kısalttıkları ismin kime ilişkin olduğu hususunda ayrıntılı beyanlarının alınması, ayrıca rızaen sunulan whatsapp kayıtlarında bulunan ses kayıtlarının çözümünün yapılmamış olması sebebiyle bilişim uzmanından geriye dönük whatsapp yazışmalarının ve ses kayıtlarının tespitinin mümkün olup olmadığı sorularak, mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde şüpheliler … ve … whatsapp sistemi üzerinde inceleme yaptırılarak yazışmaların dökümü ve ses kayıtlarının çözümü hususunda bilirkişi raporu aldırılması, şüpheli …'ın soruşturmaya konu aracı çekici ile aldığı esnada yanında … isimli arkadaşının bulunduğunu beyan etmesi sebebiyle bu kişinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin ardından olaya ilişkin tanık sıfatıyla beyanının alınması, tüm şüphelilerin telefon arama ve mesajlaşma kayıtlarını gösterecek şekilde şikâyet tarihinden geriye dönük olarak son 6 aylık HTS kayıtlarının celp edilmesi, şüpheli …'ın ifadesinde şüpheli … ile yargılandıkları davalar olduğunu beyan etmesi sebebiyle şüpheliler hakkında benzer şekilde hırsızlık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin veya açılmış davaların olup olmadığının araştırılması, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14.09.2022 tarihli ve 2022/3296 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
WhatsApp yazışmaları HMK uyarınca ne tür bir delildir?

WhatsApp yazışmaları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli olduğu ölçüde elektronik ortamdaki veri niteliğinde olup belge sayılır.

Silinmiş WhatsApp mesaj dökümleri delil başlangıcı sayılır mı?

Yargıtay uygulamasında, telefonda bulunmayan, silindiği beyan edilen ve karşı tarafça gönderildiği tespit edilemeyen WhatsApp yazışma çıktılarının delil başlangıcı kabul edilmeyeceği ve bu çıktılara dayalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği kabul edilmiştir.

Eşin WhatsApp Web oturumundan alınan kayıtlar boşanma davasında kullanılır mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği somut uyuşmazlıkta, eşin WhatsApp Web oturumu üzerinden elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil kabul edilmiş ve 6100 sayılı Kanun'un 189. maddesinin 2. fıkrası gereğince kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.

İşçilerin kendi aralarındaki WhatsApp yazışmaları fesih gerekçesi yapılabilir mi?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararına göre, iş akışını bozmadığı ve çalışmaları etkilemediği sürece işçilerin grup kurması yasak değildir; gizlilik içeren ve temin ediliş biçimi anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak yapılan fesih somut olayda haksız kabul edilmiştir.

Ceza soruşturmasında hâkim kararı olmadan telefondaki WhatsApp mesajları incelenebilir mi?

CMK'nın 134. maddesi uyarınca bilgisayar kütüklerinde inceleme hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla yapılır. Yargıtay kararlarında, usulüne uygun karar bulunmaksızın şüphelinin rızasına dayanılarak telefondaki mesajlara dair düzenlenen tutanağın hukuka aykırı olduğu ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu