WhatsApp Yazışmalarının Mahkemede Delil Değeri ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
WhatsApp Yazışmalarının Mahkemede Delil Değeri ve Şartları

Tek bir ekran görüntüsü, hukuk veya ceza davalarında uyuşmazlığın niteliğine göre önem taşısa da kural olarak davayı kendiliğinden kazandırmaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199 uyarınca elektronik ortamdaki veriler, görüntüler ve ses kayıtları belge niteliğindedir. Bir ekran görüntüsünün vakıayı tam olarak ispatlayabilmesi için delilin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması, karşı tarafa aidiyetinin belirlenebilmesi ve içeriğin iddia konusu olguyu doğrulamaya elverişli bulunması gerekir; sunulan delilin caiz olup olmadığını takdir ve tayin etme yetkisi ise HMK m. 189/4 uyarınca mahkemeye aittir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü

Hukuk Davalarında Belge Niteliği ve Delil Başlangıcı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 199/1 uyarınca dava konusu vakıaları ispata elverişli her türlü yazılı metin, senet, görsel ve işitsel kayıt ile elektronik ortamdaki tüm bilgi taşıyıcıları hukuken belge sayılır. Mahkemeye sunulan dijital mesajlar, ekran çıktıları ve sohbet kayıtları da bu yasal çerçevede belge vasfına sahiptir.

Senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu uyuşmazlıklarda delil başlangıcı mevcutsa 6100 sayılı Kanun m. 202/1 uyarınca mahkemece tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, Kanun'un 202/2. maddesine göre iddia edilen hukuki muameleyi bütünüyle kanıtlamaya yetmeyen ancak işlemi muhtemel kılan ve aleyhine delil getirilen tarafça veya temsilcisince verilip gönderilmiş belgelerdir. Karşı tarafın mesajların kendisinden çıkmadığını iddia etmemesi veya yazışmaların karşı taraftan sadır olduğunun tespiti halinde bu kayıtlar delil başlangıcı sayılabilir; nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2024/2762, K. 2025/2939 sayılı ilamında da aidiyeti belirlenen elektronik yazışmaların HMK m. 202/2 kapsamında delil başlangıcı niteliğinde bulunacağı kabul edilmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Senetle ispat zorunluluğunun istisnaları
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2762, K. 2025/2939Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2024/2762 E.  ,  2025/2939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/192 E., 2024/395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/540 E., 2023/316 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; 2013 yılında ekonomik darboğaza girdiğini, mevcut borçlarını ve kredilerini ödeme güçlüğü çektiği için davaya konu oturduğu evini davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, inançlı işlem niteliğinde kredi kullanılarak davalıya ve bankaya borcunun ödenmesi, borcun krediden artan para, kira ve eksik kaldığında tarafından tamamlanması, taşınmazın giderlerinin bu süreçte kendisince ödenmesi, kredi borcunun bitiminde taşınmazın iadesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalının kredi araştırmaları yaptığı ve kredi bilgilerini e-posta ile gönderdiğini, ortak kararla … Bankasından 165.000,00 TL 60 ay geri ödemeli kredinin kullanılmasına karar verildiğini, kredinin ödeme planının davacıya e-posta ile bildirildiğini, davalının düzenli olarak cari hesap tablosu gönderdiğini, taşınmazın kredi borcunun 29.11.2018 tarihinde sona erdiğini, ancak taksitlerin son döneminde kanser hastalığına yakalandığını, kira dışında kalan kısım için ödeme güçlüğü çektiğini, kira paralarının davalı tarafından alındığı için sonraki dönem alınan kira paraları ile borcun tamamının ödendiğini, hatta fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek ecrimisile ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; iddiaların doğru olmadığını, bugüne kadar davacıya maddi-manevi destek olduğunu, taşınmazı 165.000,00 TL’ye kredi çekerek satın aldığını, satın aldıktan sonra davacının evden taşındığını, kira gelirlerini kendisinin tahsil ettiğini, kredi borcunu ödediğini, davacı tarafından bir ödeme yapılmadığını, inançlı işlem koşullarının da oluşmadığını, yazılı delil ve yazılı delil başlangıcı da bulunmadığını, e-postaların kendisinde mevcut olmadığını, davacı tarafından yapılan bir takım ödemelerin borcuna istinaden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli 2020/398 Esas, 2022/97 Karar sayılı kararı ile; inanç ilişkisinin varlığının ispat edilmediği, kabul edilse dahi davacının borcunu ödemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli 2022/2272 Esas, 2022/1737 Karar sayılı kararı ile; davacının davalı tarafa bir kısım ödemeler yaptığı ve bunu gösterir makbuzlar ve banka kayıtları sunduğu, taraflar arasında elektronik yazışma içerikleri ve tanık beyanından inanan (davacı) ile inanılan (davalı) arasında bir inanç sözleşmesinin bulunduğu gözetilerek tarafların e-posta yazışmaları ve varsa WHATSAPP kayıtları, banka kayıtları, havalelerin incelenmesi, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması, Yargıtay içtihatları doğrultusunda elektronik yazışmaların yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilmesi, buna göre tanık dahil diğer delillerin toplanması ve değerlendirilmesi, inançlı işlem olup olmadığı ve tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle karar kaldırılarak Mahkemesine gönderilmiş, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tanığı …'in davacının kızı olması nedeniyle menfaati bulunduğundan beyanlarına itibar edilemeyeceği, dava dilekçesi ekindeki e-posta yazışmalarının içeriğinde taraflar arasında inanç sözleşmesinin yapıldığına dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının kredi hesabına gönderilen herhangi bir açıklama içermeyen havale dekontlarının ise davanın şahsi hakka dayalı inançlı işlemden kaynaklı olduğu ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi uygulamasına göre de banka dekontları davalının eli ürünü olmadığından yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, havalenin ödeme aracı olup borç ödenmesine ilişkin olduğu gerekçesiyle inançlı işlemin varlığı yazılı delil veya başkaca somut delil ile ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın inançlı işleme yönelik iddiasını ispatlayamadığı, yemin deliline dayanmadığı, davalı tarafça inanç sözleşmesinin ikrar edilmediği gibi davanın kabul de edilmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yargılama sırasındaki beyanlarını tekrarla taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, WHATSAPP mesajları, davalının düzenli olarak gönderdiği cari hesap ekstreleri ve bunların içerisinde emlak vergilerinin talep edilmiş olması, kira gelir vergilerinin borca eklenmesi, ipotek masrafının eklenmesi yani yazışmaların içeriğinin inançlı işlem için yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, tanıklar ile de inançlı işlemin kanıtlandığını, teminat olarak bulunan dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmış olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, kendi kararına aykırı olarak da istinaf başvurunun esastan reddine karar verildiğini, davalının gönderdiği mesaj, mailler ve eklentilerinin hiç değerlendirilmediğini, mail içerikleri kabul edilmiyor ise bir bilişim uzmanından rapor alınmadan eksik değerlendirme ile karar verildiğini, borcun tamamının ödendiğini, banka kayıtlarının eksik geldiğini, depo ettirilen miktara ilişkin de mağduriyete sebep olunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; her ne kadar dava dilekçesinde maddi hataya dayalı olarak “6552 ada” şeklinde belirtilmiş ise de dava konusu 6252 ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 8 nolu mesken nitelikli taşımazın davacı adına kayıtlı iken üzerinde … lehine 10.000.000.000 ETL bedelli 1. derece 15.12.1998 tarihli, 200.000,00 TL bedelli 2. derece 01.02.2006 tarihli ve 190.000,00 TL bedelli 3. derece 21.02.2013 tarihli ipoteklerle birlikte 13.11.2013 tarihinde davalı …’e temlik edildiği, davalının … Bankasında bulunan hesabına 13.11.2013 tarihinde 150.000,00 TL yatırıldığı, bu bedelin aynı gün 140.000,00 TL’sinin davalının … hesabına aktarıldığı ve 102.511,00 TL’nin davacıya ait olduğu belirtilen … Mühendislik Dış Ticaret Ltd. Şti.’ne gönderildiği, aynı gün Şirket hesabından kredi tahsilatı yapıldığı, dava konusu taşınmazdaki ipoteklerin terkin edildiği, davalının 29.11.2013 tarihinde … Bankasından 165.000,00 TL bedelli 60 ay vadeli konut kredisi kullandığı ve bedelin aynı gün nakden çekildiği, kredi ödemelerinin davalının banka hesabından yapıldığı, açıklama bulunmamakla birlikte davacı ve davacının kızı … tarafından davalının kredi hesabına toplam 38.017,52 TL havale yapıldığı, dosya arasında bir çok banka kaydının (CD) yer aldığı, bir kısmının tahrip edildiğinden açılamadığı, … Bankasından alınan krediye ilişkin evrakların şube kapandığı ve arşivde bulunamadığından temin edilmediğinin bildirildiği, alınan bilirkişi raporunda davalının gelir vergisine ilişkin beyannamelerinden 2014-2022 kira gelirinin 168.000,00 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla-inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesinin 1. fıkrasında ise “Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.” hükmü düzenlemiştir. Somut olayda; davacının inançlı işlemin varlığına dair delil olarak dayandığı dava dilekçesi ekinde yer alan e-posta kayıtlarında kredi talepleri, ödeme planları, bankadan gelen yanıtlar, cari hesaba ilişkin olduğu belirtilen ödeme ve borca ilişkin tablolar, 01.04.2015 tarihli e-mail içeriğinde “…EVİN TAKSİT KREDİ CARİ HESABI EKTE GÖNDERİYORUM BU TAKSİT ÖDEME SİSTEMİ NE ZAMAN DÜZENE GİRER” şeklinde ve taksit ödemelerinin hangi hesaba yapılacağına ilişkin e-maile cevaben “… BANKASI … HESABINDA OTOMATİK ÖDEMEDEDİR …” şeklinde yanıt verildiği, davalının, e-maillerin kendisinde olmadığını bildirdiği ancak Mahkemece bu konuda inceleme yapılmadan e-mailerin kim tarafından gönderildiği belirlenmeden sonuca gidildiği, e-maillerin davalı tarafından gönderildiğinin tespit edilmesi halinde elektronik yazışma içeriklerinin HMK’nın 202/2. maddesi uyarınca delil başlangıcı niteliğinde olacağı açıktır. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen hususlar da gözetilerek davacı tarafından delil olarak sunulan e-maillerin davalı tarafından gönderilip gönderilmediğinin tespiti, kullanılan krediye ilişkin evrakların titizlikle araştırarak temin edilmesi, davacı ve kızı tarafından yapılan ödemelerin taşınmazın kredi borcuna istinaden yapıldığının belirlenmesi halinde belirtilen hususların delil başlangıcı olacağı kabul edilerek inançlı işlemin varlığına yönelik diğer delillerin toplanılması ve usulünce bildirilen tanıkların temlikin inanç sözleşmesi kapsamında yapılıp yapılmadığı hususunda tekrar dinlenilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2084, K. 2024/2593Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2023/2084 E.  ,  2024/2593 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1756 E., 2023/169 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/187 E., 2022/217 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.03.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekilleri Avukat …, Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; maddi sıkıntıda olduğu için davalıdan aldığı 840.000,00 TL borca teminat amacıyla 3085 parsel sayılı taşınmazını inançlı işlemle davalıya devrettiğini, borcun Mayıs 2019 sonu ya da en geç Haziran başında 1.200.000,00 TL olarak geri ödeneceği ve para ödendiğinde taşınmazın geri verileceği hususlarında davalı ile anlaştıklarını, borcu ödeyemeyince davalının borca aşırı yüksek faizler koyduğunu ve ödemeleri kabul etmeyip taşınmazı da geri vermediğini, 840.000,00 TL'yi mahkeme veznesine depo etmeye hazır olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; davacının kötü niyetli olduğunu, hiçbir haklı nedeni olmaksızın dava açtığını, taşınmazı borca karşılık teminat olarak değil, yatırım amacı ile 1.435.000 TL'ye satın aldığını, 840.000,00 TL'sini banka kanalı ile, 645.000,00 TL'sini ise elden ödediğini, 25.01.2019 tarihli ibranamede davacının satış bedelinin tamamını aldığını ikrar ettiğini, taşınmazın tapu devrinden sonra davacının yoğun ısrarları ve baskısı üzerine iyi niyet göstererek 28.01.2019 tarihli sözleşmeyi yaptıklarını, kaldı ki davacının sözleşmede belirtilen sürede edimini yerine getirmediğini, dava dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın taraflar arasındaki inançlı işlem kapsamında davalıya temlik edildiği, davacının verilen süre içerisinde davalının alacaklı olduğu bedeli mahkeme veznesine depo ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; taşınmazın devrinden sonra taraflar arasında yapılan sözleşmenin inanç sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, inanç sözleşmesinin devrin yapıldığı anda yapılması gerektiğini, salt davacının ve tanığının beyanlarının hükme esas alındığını, davalının, taşınmazı bedelini ödeyerek yatırım amaçlı satın aldığını, bu hususun dosyaya ibraz ettikleri ibraname ile sabit olduğunu, 28.01.2019 tarihli sözleşmenin davacının baskısı ve yoğun ısrarı sonucu davalının iyiniyet göstermesi ile yapıldığını, kaldı ki bu sözleşmede taşınmazın borç karşılığında ve teminat olarak devredildiğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığını ve sözleşmenin hüküm doğurmasının belli bir süreye bağlandığını, sözleşme alım veya satım sözleşmesi olarak nitelendirilebilecek ise de resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olacağını, Whatsapp yazışmalarının sözleşme süresinin uzatıldığı anlamına gelmeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle taşınmazın satış bedeline faiz işletilmeksizin, ibraname tarihinde döviz kuruna oranlanarak değerleme yapılmaksızın bulunan değerin mahkeme veznesine depo edilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davacının dava konusu taşınmazı 25.01.2019 tarihinde davalıya satarak devrettiği, satış tarihli ibranamede taşınmaz için 840.000,00 TL'nin banka kanalı ile 645.000,00 TL'nin elden verildiğinin belirtildiği, tarafların taşınmazın geri satışı için 28.01.2019 tarihli sözleşme yaptığı, sözleşmedeki davalı imzasının inkar edilmediği, davacının davalı ile yaptığı whatsapp yazışmaları uyarınca para ihtiyacının olduğu ve davalıdan bunu aldığı, daha sonra davalının verdiği parayı geri istediği, taşınmazın devrinden sonra yapılan sözleşme ile whatsapp yazışmalarının yukarıda açıklandığı üzere delil başlangıcı sayılmasının gerektiği, davacı tanığının beyanında davacının para ihtiyacının olması nedeniyle davalıdan borç para aldığını ve taşınmazı teminat olarak verdiğini belirttiği, taraflar arasında yapılan taşınmaz devrinin dayanağının inanç ilişkisi olduğu, davalının teminat olarak aldığı dava konusu taşınmaz karşılığı davacıya 1.485.000,00 TL verdiği, inanç ilişkisinin yazılı delil başlangıcı ve tanık anlatımı ile ispatlandığı, bedelin mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yinelemiş, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince 28.01.2019 tarihli sözleşmenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, bu sözleşmede kararlaştırılan hukuki sebep ve satın alma koşulları yok sayılarak whatsapp yazışmalarının esas alınarak uyuşmazlığın çözülmeye çalışılmasının hukuka uygun yanının bulunmadığını, bu yazışmaların hiçbirinde inanç ilişkisini kanıtlar bir ibarenin bulunmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 26, 27 ve 97 nci maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31, 32 ve 225 inci maddeleri ile 202 nci maddesinin ikinci fıkrası; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.06.2022 tarihli ve 2019/14-799 Esas, 2022/911 Karar sayılı kararı ile 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 Esas, 2021/546 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı …'ın 3085 parsel sayılı taşınmazını 25.01.2019 tarihinde davalı …'ya satış suretiyle temlik ettiği, satış tarihinde davalı tarafından davacının banka hesabına "3085 parsel-tarla alım bedeli" açıklamasıyla 840.000,00 TL para gönderildiği ve taraflar arasında şahitler huzurunda "İbraname" başlıklı belgenin imzalandığı, belgede davacının, dava konusu taşınmazın kararlaştırılan 1.485.000,00 TL satış bedelinden 840.000,00 TL'sinin banka hesabına geldiğini, kalan 645.000,00 TL'sini ise elden aldığını, taşınmazla ilgili hiçbir alacağının kalmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir. Öte yandan, HMK'nın 202 nci maddesinin ikinci fıkrasında; delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir şeklinde tanımlanmıştır. Somut olayda, 28.01.2019 tarihinde taraflar arasında şahitler huzurunda "Sözleşmedir" başlıklı belgenin imzalandığı, sözleşmede, "…3085 parsel 2 pafta tarla satış taahhüdü…Taşınmazın sahibi … bu taşınmazı 31.05.2019 tarihine kadar 1.500.000,00 TL bedel ile …'a satmayı taahhüt eder… da 31.05.2019'a kadar 1.500.000,00 TL bedelle taşınmazı …'dan almayı taahhüt eder…31.05.2019 tarihine kadar taraflardan herhangi biri sebebi ile alım-satım gerçekleşmediği takdirde iş bu sözleşme ortadan kalkar ve hukuken son bulur." hususlarına yer verildiği, davacı tarafından sunulan taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarında davalının, taşınmazı satın aldığını belirttiği görülmektedir. Davacının inançlı işlemin varlığına dair delil olarak dayandığı 28.01.2019 tarihli sözleşme ve taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarının içeriğinden, dosya kapsamında yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde bir belge bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Ne var ki, davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmektedir. HMK'nın 31 inci maddesi gereğince hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir. Bu madde, hakime sadece taraflara başka delilleri olup olmadığını sorma yetkisi vermemiş, aynı zamanda dava dosyasından anlaşılan delillerin getirtilmesini isteyerek delilleri temin etme yetkisi de tanımıştır. Bir başka ifadeyle hakim ispat yükünü taşıyan tarafa başka delili olup olmadığını sorabilir; tarafların dava dosyasına bildirdikleri delillerin gösterilmesini ve sunulmasını isteyebilir. Öte yandan HMK'nın 32 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Yargılamayı, hâkim sevk ve idare eder; yargılama düzeninin bozulmaması için gerekli her türlü tedbiri alır” düzenlemesine yer verilmiş ve yargılamanın sevk ve idaresinin hakime ait olduğu vurgulanmıştır. Hakimin soru sorması ve tarafların dayandıkları delillerin toplanması da anılan hükmün gereğidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225 inci maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yemini kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.06.2022 tarihli ve 2019/14-799 Esas, 2022/911 Karar sayılı kararı ile 29.04.2021 tarihli ve 2017/15-3098 Esas, 2021/546 Karar sayılı kararı.) Hal böyle olunca; HMK'nın 31 inci maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında açıkça yemin deliline dayanan davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sunulan yazışmaların delil başlangıcı kabul edilebilmesi için içeriğinin iddia edilen hukuki muameleyi muhtemel göstermesi zorunludur. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2023/2084, K. 2024/2593 sayılı ilamında açıklandığı üzere, mesaj içerikleri ileri sürülen hukuki ilişkiyi muhtemel kılacak nitelikte değilse delil başlangıcı vasfı kazanamaz.

İnançlı İşlemler, Havale Dekontları ve İspat Yükü

İnanç sözleşmesine dayalı iddiaların kural olarak şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekir. İspat yükü kendisinde olan tarafın elinde kesin bir yazılı delil bulunmasa dahi taraflar arasındaki mektup, banka dekontu veya elektronik yazışma gibi belgeler delil başlangıcı kabul edilerek iddianın tanık dahil her türlü delille ispatlanması mümkündür.

Banka havalesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 555 ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 uyarınca kural olarak borcun ödendiğini gösteren bir ödeme aracıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2023/2986, K. 2024/1491 sayılı ilamında açıklandığı üzere, paranın borç ödeme dışında ödünç verme gibi farklı bir hukuki nedenle gönderildiğini ispatlama külfeti gönderene aittir. Havale ile paranın intikal ettiğini kabul eden davalının bu ödemenin borç değil başka bir alacağa dayalı olduğunu savunması vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) oluşturur; vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ispat yükü yer değiştirmeyip davacı taraf üzerinde kalmaya devam eder.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2986, K. 2024/1491Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/2986 E.  ,  2024/1491 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.04.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat …. ve Avukat … ile davalı vekili Avukat … ve Avukat …'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesinin 31.07.2017 tarihli ve 2017/710 E., 2017/798 K. sayılı ilamı ile müvekkili ile davalı arasında akdedilen protokol doğrultusunda tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiğini, boşanma kararının 22.08.2017 tarihinde kesinleştiğini, davalının bugüne kadar mahkeme kararı doğrultusunda protokolün 6. maddesinde yer alan tazminatın 750.000,00 USD’lik kısmını 03.08.2017 tarihinde davacıya ödemiş olduğunu, ardından davalının müvekkilinin iyi niyetini suistimal ederek bu meblağın 500.000,00 USD’sini işleri dolayısıyla çok acil nakit ihtiyacı olduğunu söyleyerek ve 2 ay sonra derhal geri verileceği vaadi ile ödünç olarak geri aldığını, ancak bugüne kadar bu borcunu ödemediğini, bu durumun telefon kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin Akbank hesabından 04.04.2018 tarihinde davalının banka hesabına gönderilen 500.000,00 USD’ye ilişkin banka dekontunu sunduklarını ileri sürerek, aynen ödeme koşuluyla 500.000,00 USD alacağın 04.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; boşanma kararından sonra taraflar arasında “Mahkeme İlamının İnfazı Ve Boşanma Protokolünün İcrası Hakkındaki Sözleşme ile İbra Protokolü” imzalanmış olduğunu, bu protokolun 27.12.2017 tarihi itibariyle geçerlilik kazandığını, imzalanan 27.12.2017 tarihli protokolün Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi gereği ilâm niteliğinde olduğunu, taraflar arasında imzalanan ve 27.12.2017 tarihi itibariyle geçerlilik kazanan bu protokolle, 22.06.2017 tarihli boşanma protokolünün 6. maddesinin revize edilmiş olduğunu, revize edilen 27.12.2017 tarihli Protokolün 3.2. maddesine göre davacının davalıdan 1.500.000,00 USD aldığını, 22.06.2017 tarihli protokolde geçen 6.500.000,00 USD'nin 5.000.000,00 USD'lik kısmından feragat ettiğini ve 5.000.000,00 USD yönünden ise davalıyı ibra ettiğini ve bu maddede geçen alacaklar sebebiyle başkaca hiçbir hak ve alacağının kalmadığını kabul etmekte olduğunu, davalı tarafından davacıya toplamda 2.200.000,00 USD ödeme yapılmış olduğunu, davalının taraflar arasında imzalanan protokolün ve boşanma ilamının gereklerini fazlasıyla yerine getirdiğini, davaya dayanak olarak gösterilen havale makbuzunda davacının iddia etmiş olduğu ilişkiyi gösteren herhangi bir açıklama bulunmadığını, Yargıtay kararlarına göre açıklama içermeyen havalenin, bir ödeme vasıtası olup, borç ödemesi olarak kabul edildiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının davasına dayanak olarak göstermiş olduğu telefon mesajlarının hukuki delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kullanıcının rızası olmaksızın kayıt altına alınan iletişim, hukuk dışı yollardan elde edilmesi sebebiyle delil olarak kabul edilemeyeceğini, karara esas alınamayacağını, dava dosyasında delil olarak gösterilen telefon mesajlarının whatsapp yazışmalarından ibaret olduğunu, taraflar arasında geçen yazışmada müvekkili tarafından davaya konu paranın iki ay sonrasında ödeneceğine ilişkin bir kabul beyanı da içermediğini, müvekkilin davacıdan daha sonra ödeme iradesi ile dava konusu parayı almış olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iddialarını doğrulayan bir delil de sunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki whatsapp yazışmaları yazılı delil başlangıcı kabul edilerek konuya ilişkin olarak tanık dinlendiği, whatsapp yazışmaları, tanık anlatımı, banka dekontu kapsamında gönderilen paranın borç olarak gönderildiği ve iki ay süre verildiği, davalı tarafça geri verilmediği gerekçesiyle, davanın kabulüyle, 500.000,00 (beşyüzbin) Amerikan Dolarının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 04.06.2018 tarihinden itibaren Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli dolar hesabına ödediği en yüksek faizin alacağa uygulanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; cevaba cevap dilekçesi tarafına tebliğ edilmeden ve ikinci cevap dilekçesi sunma hakkı kullandırılmadan ön inceleme ve tahkikat aşamasına geçilmesi nedeni ile Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davaya karşı ikinci cevap dilekçesi sunma hakkının engellendiğini ve savunma hakkının kısıtlandığını, kararın gerekçesiz olduğunu, davacı tarafından 04 Nisan 2018 tarihinde kendisine banka kanalıyla gönderilen 500.000,00 Amerikan Dolarının, 22 Haziran 2017 tarihli boşanma protokolü ile taraflar ve vekilleri arasında imzalanan 27 Aralık 2017 tarihli “Mahkeme İlamının İnfazı ve Boşanma Protokolünün İcrası Hakkındaki Sözleşme ile İbra Protokolü" arasındaki dönemde davalı tarafından fazla ödenen bedelin iadesinden ibaret olduğunu, bu nedenle de davacı tarafından 04 Nisan 2018 tarihli banka transferinde herhangi bir açıklama yapılmadığını, 22 Haziran 2017 tarihli boşanma protokolü ile bu protokolü ortadan kaldıran 27 Aralık 2017 tarihli “Mahkeme İlamının İnfazı ve Boşanma Protokolünün İcrası Hakkındaki Sözleşme İle İbra Protokolü” arasında geçen yaklaşık 6 aylık dönemde davacıya toplam 2.000.000,00 Amerikan Doları tazminat ödemesi yaptığını, 27 Aralık 2017 tarihli protokolde maddi tazminatın 6.500.000,00 Amerikan Dolarından, 1.500.000,00 Amerikan Dolarına indirilmesi sonucunda davacıya 500.000,00 Amerikan Doları fazla ödeme yapmış durumda olduğunu, para transferinde hiçbir açıklamaya yer verilmemesi nedeni ile bu ödemenin borç ödemesi olarak kabulünün gerektiğini, bu nedenle yazılı delil ile ispat edilemeyen davada davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından mahkemeye sunulan 04 Nisan 2018 ve 09 Ağustos 2018 tarihli whatsapp uygulaması ekran görüntülerinin HMK’nın 202 nci maddesi kapsamında delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 04 Nisan 2018 tarihli whatsapp ekran görüntüsünde davalı tarafından hiç bir mesaj yazılmadığını, 09 Ağustos 2018 tarihli whatsapp ekran görüntüsünde ise davacının davalıdan 130.000,00 TL talep ettiği (nafaka alacağı olarak), davalının ise sadece hesap numarası istediğinin görüldüğünü, ancak Mahkemece 500.000,00 Amerikan Doları ödemenin borç olarak verildiğine ilişkin delil başlangıcı olarak kabul edildiğini ve muvafakati olmamasına rağmen tanık dinlenmesine karar verildiğini, dava değerinin tanıkla ispat sınırının üzerinde olduğunu, davalı ile arasındaki evlilik birliği mahkeme kararı ile sona erdiğinden tanık deliline dayanılmasının da mümkün olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının havale ile davalıya ödünç olarak para gönderdiğini ileri sürdüğü, davalının ise, taraflar ve vekilleri arasında imzalanan 27.12.2017 tarihli protokolün Avukatlık Kanunu’nun 35/A maddesi gereği ilâm niteliğinde olduğunu, bu protokol ile 22.06.2017 tarihli boşanma protokolünün 6. maddesinin revize edildiğini, yeni protokolün 3.2. maddesine göre davacının kendisinden 1.500.000,00 USD aldığını, 22.06.2017 tarihli protokolde geçen 6.500.000,00 USD'nin 5.000.000 USD'lik kısmından feragat ettiğini ve 5.000.000,00 USD yönünden ise kendisini ibra ettiğini, davacıya yeni protokolde anlaştıkları miktarın da üzerinde, toplam 2.200.000,00 USD ödeme yaptığını, taraflar ve vekilleri huzurunda imzalanan 27.12.2017 tarihli protokol gereğini fazlasıyla yerine getirdiğini, davaya dayanak gösterilen havale makbuzunda davacının iddia ettiği ilişkiyi gösteren herhangi bir açıklama bulunmadığını, yazışmanın, kendisi tarafından davaya konu paranın iki ay sonrasında ödeneceğine ilişkin bir kabul beyanı da içermediğini, davacıdan daha sonra ödeme iradesi ile dava konusu parayı almış olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak, ödünç ilişkisini inkar ettiği, davalının bu şekilde, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunduğu, öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükünün değişmeyeceği, ispat yükünün yine davacıda olduğu, havalenin kural olarak bir ödeme vasıtası olması nedeniyle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine mevcut olduğu, bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) havaleyi gönderen tarafın ispat etmesi gerektiği, dava konusu edilen dekontun açıklama kısmında paranın borç olarak gönderildiğine dair herhangi bir ifade yazılı olmadığından davacının iddiasını dekont ile ispat edemediği, somut olayda, dava değerinin tanıkla ispat sınırının üzerinde olması, bir başka deyişle eldeki davada kesin delille ispat zorunluluğunun bulunması, hukuki işlem tarihi itibariyle(havale) taraflar arasında tanık dinlemeyi gerektirecek nitelikte bir akrabalık ilişkisi bulunmaması hususları göz önüne alındığında, tanık dinlenmesi ve dinlenen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, davacı delil olarak whatsapp mesajlarına da dayandığından, 6100 sayılı HMK'nın 199 uncu maddesinde yer alan düzenleme gereğince whatsapp mesajlarının da belge olarak kabul edildiği, HMK'nın 202 nci maddesine göre de, senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği, whatsapp mesajlarının da delil başlangıcı olarak kabul edildiği (Bkz. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08.09.2015 tarihli ve 2015/28467 E., 2015/26584 K., 03.04.2014 tarihli ve 2014/5149 E., 2014/10114 K. sayılı içtihatları vb.) ne var ki, davacının delil olarak dayandığı 04.04.2018 tarihli whatsapp mesajında davacının ''Yollamıcam. Yolladım parayı 2 ay sonra bekliyorum, ona göre. Yarın da benim 2 aylık nafakayı yatır lütfen'' ifadesinin yer aldığı, ancak davalının bu mesaja herhangi bir cevap vermediği, davacının 09.08.2018 tarihli mesajında ise ''Allah senden razı olsun. Ben sana 500 bin yollarken bile tek bi lafınla yolladım. Sana ayıp. 130 bini yolla. Bu ne ya. Sen bana sadaka vermiyorsun. Nafaka veriyorsun'' ifadesi üzerine davalının ''Hesap no atsana'' ifadesinin yer aldığının anlaşıldığı, bu mesajların hiçbir şekilde borç ikrarını içermediği dikkate alındığında, delil başlangıcı olarak kabul edilmesi ve tanık dinlenmesi mümkün olmadığından, whatsapp mesaj içerikleri ile de davacı tarafından banka havalesi ile gönderilen paranın davalıya borç olarak verildiği iddiasının ispatlanamadığı, hal böyle olunca, dekontta açıklama kısmında bir ibarenin bulunmadığı, havalenin kural olarak bir borç ödeme vasıtası olduğu, havalede açıklama olmadığı takdirde ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafın dosya kapsamındaki delillerle iddiasını ispatlayamadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı dikkate alınarak, davacının davalıya gönderilen havalenin davalıya ödünç vermek amacıyla yapıldığını yasal delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; senetle ispat zorunluluğu bulunan hallerde yazılı delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceğini, somut olayda da taraflar arasındaki yazışmalar ve banka dekontunun delil başlangıcı olduğunu, doktrinde bu konuda birlik olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından (2017/1014 E., 2020/4488 K. sayılı ilam) alacak davalarında mail, whatsapp, facebook gibi elektronik ortamlarda yapılan yazışmalar belge ve delil niteliğinde olduğuna ilişkin içtihatlar geliştirildiğini, boşanma protokolü gereği davacının davalıdan yüklü miktarda alacaklı olduğunu, yerel Mahkeme huzurunda dinlenen tanığın vermiş olduğu yeminli ifadesinde, müvekkilinin davalıya borç verdiği ve davalının bu borcu 2 ay içinde ödeyeceğini söylemesine rağmen halen ödemediğini beyan ettiğini, davalının cevap ve istinaf başvuru dilekçesinde dayanak gösterdiği 27.12.2017 tarihli belgenin hukuki değerinin olmadığının Yargıtıy 12. Hukuk Dairesinin 2021/12143 E., 2022/5939 K. sayılı ilamı ile kesinleştiğini, tarafların protokol doğrultusunda anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilerek hükmün kesinleşmesine karşın, davalının hile yoluyla müvekkilden borç olarak aldığı 500.000,00 USD'yi geçersiz protokole istinaden ödemekten imtina ettiğini belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödünç olarak verildiği iddia olunan alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199 ve 202 nci maddeleri, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "havale" başlıklı 555 inci vd. maddeleri, 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "isbat yükü" başlıklı 6 ncı maddeleri, 4. Yargıtay HGK'nın 21.09.2021 tarihli ve 2017/13(3-3146 E., 2021/1051 K. sayılı ilamı. 3. Değerlendirme 1. Dava, borç olarak gönderildiği iddia olunan paranın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 04.04.2018 tarihinde davacı tarafından davalının banka hesabına 500.000,00 USD'nin her hangi bir açıklama yer almaksızın gönderildiğine ilişkin taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. 2. Havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Havale yolu ile gönderilen para için herhangi bir açıklama yapılmadığı bu haliyle havalenin bir ödeme vasıtası olduğu ve borcun ödendiğini gösterdiğinin kabulü gerekir. Davalı taraf gönderilen paranın borç olarak değil, aksine kendisi tarafından fazla ödenen bedelin iadesinden ibaret olduğunu belirterek, davacının iddiasını kabul etmemiştir. Davalı tarafın ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının, ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Çünkü vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir. Bu durumda havale yoluyla gönderilen paranın borç olarak gönderildiğini davacı ispatlamalıdır. Davacı iddiasını ispat için whatsapp yazışmalarına dayanmıştır. Söz konu yazışmalar değerlendirildiğinde, havale edilen paranın borç olarak verildiğine ilişkin bir kabul beyanı olmadığı anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle davacının banka dekontu ile yaptığı ödemenin borç olarak verildiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,17.100,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 555Kaynağı aç
MADDE 555- Havale, havale edenin, kendi hesabına, para, kıymetli evrak ya da diğer bir mislî eşyayı havale alıcısına vermek üzere havale ödeyicisini; bunları kendi adına kabul etmek üzere havale alıcısını yetkili kıldığı bir hukuki işlemdir. B. Hükümleri I. Havale eden ile havale alıcısı arasındaki ilişki

Yemin Delilinin Mahkemece Hatırlatılması

İddia sahibinin elinde kesin yazılı delil veya delil başlangıcı sayılabilecek bir veri bulunmadığında başvurulacak son yasal ispat imkanı karşı tarafa yemin teklif etmektir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 31'de düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve m. 225 çerçevesinde, delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmış olan tarafa diğer delillerle ispat sağlanamadığında mahkemece re'sen yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalıdır. Bu usul kuralı Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2023/2084, K. 2024/2593 sayılı kararında da hükme bağlanmıştır.

Aidiyetin Tespiti, Sözleşme Kurulması ve Noter Kaydı

Kimin oluşturduğu ve taraflarının kim olduğu belirlenemeyen elektronik yazışmalar tek başına vakıanın ispatında yeterli görülmez ve hâkimin vicdani kanaati için diğer yan delillerle desteklenmesi gerekir. İlgili tarafça inkar edilen veya sahteliği öne sürülen mesaj kayıtlarında, verinin hangi telefondan ve hesaptan çıktığı teknik incelemeyle aydınlatılmalıdır.

Kanunda özel bir geçerlilik şekli öngörülmemiş sözleşmeler, WhatsApp üzerinden karşılıklı irade beyanlarının bildirilmesiyle geçerli biçimde kurulabilir. Buna karşılık, kanunun resmi veya yazılı şekil şartına tabi tuttuğu sözleşmeler ve işlemler yalnızca elektronik mesajlaşma üzerinden geçerlilik kazanamaz.

Mesaj kayıtlarının kaybolmasını engellemek için yaptırılan noter tespiti içeriğin gerçekliğini her yönüyle kesin olarak ispatlamaz. Noterlik işlemi, yalnızca kendisine gösterilen içeriği belirli bir gün ve saat itibarıyla kayıt altına alır; mesajın karşı tarafça oluşturulup gönderildiği gerektiğinde bilirkişi incelemesi ve yan delillerle araştırılır.

Hukuka Aykırı Delil ve Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Kişinin doğrudan tarafı olduğu haberleşmeyi hak arama özgürlüğü çerçevesinde yargı merciine sunması kural olarak hukuka aykırı delil oluşturmaz.

Buna karşılık başkasına ait telefon şifresinin gizlice öğrenilmesi, cihazın izinsiz açılması, WhatsApp Web hesabının habersiz şekilde bilgisayara bağlanması, casus yazılım kullanılması veya üçüncü kişiler arasındaki haberleşmenin gizlice ele geçirilmesi durumunda elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil sayılabilir.

Mesajların hukuka aykırı elde edilmesi ve ifşası cezai yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 132/1 uyarınca haberleşmenin gizliliğini ihlal edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile karşılaşabilir; gizliliğin kayıt yoluyla ihlali halinde ceza bir kat artırılır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre taraf olunan haberleşme içeriğinin muhatabın rızası dışında hukuka aykırı şekilde kamuya ifşası veya kitle iletişim araçlarıyla yayılması da hapis cezası yaptırımına tabidir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. (4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.) Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]

İşyerinde Elektronik Denetim ve Ceza Muhakemesi Usulü

İşverenin çalışana ait elektronik iletişimi denetleyebilmesi hukuki sınırlara tabidir. Denetimin meşru kabul edilebilmesi için çalışana önceden açık bilgilendirme yapılması, denetimin meşru bir amaca dayanması, daha az müdahaleci bir yöntemin bulunmaması, uygulamanın amaçla sınırlı tutulması ve özel hayat ile haberleşmenin gizliliğine ölçüsüz müdahalede bulunulmaması şarttır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir; deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir ve yüklenen suç ancak hukuka uygun elde edilmiş delillerle ispatlanabilir. Ceza soruşturmasında bilgisayar ve kütüklerinde arama ve kopyalama işlemleri, CMK m. 134/1 gereğince somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka delil elde etme imkânının bulunmaması halinde hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla yapılır. Savcının verdiği kararlar 24 saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim 24 saat içinde onaylamazsa çıkarılan kopyalar ve metinler derhâl imha edilir. CMK m. 134/3-4 uyarınca elkoymada sistemdeki verilerin tamamı yedeklenir ve bir kopya şüpheliye veya müdafiine imza karşılığı verilir. Kanuni usullere uyulmaksızın mesajların incelenmesiyle düzenlenen tutanaklar ilgilinin rızası olsa dahi ceza muhakemesinde hukuka uygun delil sayılmaz.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Ceza mahkemelerinin ek yetkisi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]
WhatsApp ekran görüntüsü tek başına davayı kazandırır mı?

WhatsApp ekran görüntüsü HMK m. 199 uyarınca belge niteliğindedir; ancak kimin oluşturduğu belirlenemeyen kayıtlar vakıanın ispatında tek başına yeterli olmayıp delil başlangıcı şartlarını taşıması veya yan delillerle desteklenmesi gerekir.

Kişinin taraf olduğu WhatsApp konuşmasını mahkemeye sunması suç mudur?

Hayır, kişinin doğrudan tarafı olduğu haberleşmeyi hakkını savunmak amacıyla mahkemeye sunması kural olarak hukuka aykırılık oluşturmaz; ancak bu içeriklerin üçüncü kişilere alenen ifşası TCK m. 132/3 uyarınca suç teşkil edebilir.

Karşı taraf WhatsApp mesajlarını inkar ederse süreç nasıl işler?

Mesajların aidiyeti karşı tarafça inkar edildiğinde göndericinin ve iletinin gerçekliği bilişim araştırması ve yan delillerle incelenir; gönderenin karşı taraf olduğu saptanırsa yazışmalar HMK m. 202/2 uyarınca delil başlangıcı niteliği taşır.

Banka havalesiyle gönderilen paranın borç olduğunu WhatsApp mesajı ispatlar mı?

Banka havalesi kural olarak borcun ödendiğine karinedir; ancak borç ikrarı içeren veya işlemi muhtemel kılan yazışmalar delil başlangıcı oluşturursa tanık ve diğer delillerle paranın borç verildiği ispatlanabilir.

WhatsApp üzerinden sözleşme yapılabilir mi?

Kanunda özel bir resmi veya yazılı geçerlilik şekline tabi tutulmamış sözleşmeler WhatsApp üzerindeki karşılıklı irade beyanlarıyla geçerli olarak kurulabilir.

Eşin veya başkasının telefonundan izinsiz alınan ekran görüntüleri delil olur mu?

Hayır, başkasının telefonunu izinsiz açmak, şifre kırmak veya WhatsApp Web hesabını gizlice bağlamak suretiyle ele geçirilen içerikler HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı delildir ve mahkemede hükme esas alınamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu