Vazife malullüğü, kamu görevlilerinin vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifelerinden kaynaklanan nedenlerle çalışma veya meslekte kazanma güçlerini kaybetmeleri halinde tanınan bir sosyal güvenlik güvencesidir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki kamu görevlilerinin vazife malulü sayılabilmesi için, Kanun'un 25. maddesinde belirlenen esaslara göre çalışma gücünün en az %60'ını veya vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olmaları gerekir. Bu kaybın; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada, vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri başka işleri yürütürken bu işlerden, kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken, idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olması aranır.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 47Kaynağı aç
Vazife Malullüğünün Temel Koşulları ve İlliyet Bağı
Vazife malullüğünün kabulünde görevin icrası esnasında meydana gelen durumlar yönünden vazifenin sebep ve tesiri aranmakla birlikte; kanunda öngörülen idarece temin edilen taşıtla işe geliş-dönüş, işyeri kazası veya kurum menfaatini koruma gibi haller de vazife malullüğü kapsamında değerlendirilir.
Vazife malullüğünün kabulünde olayın ilk defa göreve başlamadan sonra meydana gelmiş olması esastır. Kamu görevlisinin ilk defa göreve başlamasından önce çalışma gücünün en az %60'ını veya vazifesini yapamayacak derecede meslekte kazanma gücünü kaybettiği önceden veya sonradan tespit edilirse vazife malulü sayılması mümkün değildir.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesi gereğince, her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya tedavisi imkansız hastalıklar sebebiyle vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçiler malul kabul edilir. Aynı Kanun'un 45. maddesi uyarınca söz konusu malullük; iştirakçilerin görevlerini yaptıkları sırada görevlerinden doğmuşsa, görevleri dışında kurumların verdiği başka bir kamu idaresine ait işleri yaparken bu işlerden kaynaklanmışsa, kurum menfaatini korumak amacıyla bir iş yapılırken o işten meydana gelmişse ya da fabrika, atölye gibi işyerlerinde işin mahiyetinden veya konusundan doğan bir kazadan ileri gelmişse vazife malullüğü sayılır.
Kurumların menfaatini vazife dışında kendiliğinden korumayı gerektiren durumlarda, Vazife Malullüklerini Belirten Usul ve Belgeler Hakkında Tüzük'ün 3/b maddesi doğrultusunda bu gerekliliği ve ilgili kurumun yetkili amirinin menfaati koruma maksadını kabul ettiğini gösteren yazının dosyada yer alması gerekir.
Vazife Malullüğü Sayılmayan Haller
5510 sayılı Kanun'un 47. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, maluliyetin kanunda öngörülen belirli kusurlu fiil veya davranışlardan kaynaklanması halinde vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz. Kamu görevlisinin keyif verici maddeler veya alkol almasından, mevzuat ve verilen talimatlar haricinde hareket etmesinden, yasaklanan eylemleri gerçekleştirmesinden, intihar girişiminde bulunmasından ya da kendisi yahut başkaları lehine yarar sağlama veya zarar verme gayesinden ileri gelen maluliyet halleri bu korumanın dışında bırakılmıştır.
5434 sayılı Kanun hükümleri uyarınca; talim, manevra, seferberlik veya harp sebebiyle vazifeleriyle ilişiği kesilmeksizin silah altına alındıkları dönemde maluliyete uğrayıp bu durumları asıl görevlerini yapmalarına engel teşkil etmeyenler ile göreve başlamadan önce malul sayılmayı gerektiren rahatsızlık veya sakatlığı bulunduğu tespit edilenler hakkında, söz konusu nedenlere dayalı olarak malullük hükümleri uygulanmaz.
5434 sayılı Kanun'un 56. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, askerlik vazifesini veya yedek subaylık ve yedek astsubaylık hizmetini başkasının yerine yerine getirdiği anlaşılan kişilere de vazife malullüğü aylığı bağlanmaz.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/5502, K. 2021/5533Kaynağı aç
Askerlik Hizmeti ve Görev Kapsamındaki Özel Durumlar
Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapanlar ile yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencileri, 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince genel sigortalı sayılmamakla birlikte, 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi kapsamında vazife malullüğü haklarından yararlanırlar. Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerindeki sevkleri sırasında, yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencilerinin ise gerek okulda gerekse okul öncesi hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları durumunda vazife malullüğü hükümleri uygulanır.
Söz konusu kişilere öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce memuriyette bulunanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları giriş derecesinin üzerinde olanlara ise bu aylıkların karşılığı olan derece ve kademe tutarının %70'i üzerinden aylık bağlanır. Ayrıca 5434 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca bu aylıklara maluliyet derecelerine göre kanunun 55. maddesinde belirtilen nispetlerde zam ilave edilir.
Güvenlik kurumları adına öğrenim gören harp okulu, astsubay meslek yüksekokulu ve Polis Akademisi öğrencileri ile intibak eğitimine tabi tutulanlardan sigortalı sayılmayıp Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemlerinde hedef alınarak malul olanlara veya vefat edenlerin hak sahiplerine erbaş ve erlere uygulanan esaslar doğrultusunda vazife malullüğü aylığı tahsis edilir.
5434 sayılı Kanun çerçevesinde malul kabul edilen kamu görevlileri, yazılı talepte bulunmaları halinde haklarında bu kanun hükümleri işletilmeksizin malullüklerinin engel olmadığı başka görev ve sınıflara naklen atanmak üzere istifa etmiş sayılabilirler ve bu durumdan sonra dahi malullük hükümlerinin tatbikini talep etme hakları saklı tutulur. Bununla birlikte kurumlarında başka görev ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi tutulanlar, yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetin yeni vazifelerine de engel oluşturduğuna dair mevzuata uygun sağlık kurulu raporu almadıkça bu nakil hakkından yararlanamazlar.
Bildirim Süreleri, Zamanaşımı ve Aylıkların Kesilmesi
Kamu idareleri vazife malullüğüne sebep olan olayı yetkili mercilere derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Bildirim aynı süre içerisinde ilgililerce de yapılabilir; idarenin olaydan haberdar edilmediği haller haricinde sigortalı veya hak sahiplerinin bildirimi idarenin bildirim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kuruma yapılacak bildirim süresi; vazife malullüğüne yol açan olayın meydana geldiği tarihten, tedavisi imkansız hastalıklarda kesin raporun onay tarihinden, esirlik ve gaiplik hallerinde ise bu durumların son bulduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Süresinde bildirilen hallerde vazife malullüğü aylıkları, ölüm veya maluliyet sebebiyle görevle ilişiğin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Vazife malullüğü nedeniyle bağlanması gereken gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde talep edilmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. Bildirimin süresinde yapılmadığı hallerde sonradan başvuru üzerine zamanaşımı hükümleri gözetilerek aylık bağlanır veya düzeltilir; bildirimin yapıldığı tarihe kadar olan aylık veya fark tutarları Kurumca ilgili kamu idaresine ödettirilir.
5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsal durumdaki bir iştirakçiye bağlanacak aylıktan daha az olamaz. Vazife malullüğüne bağlı nedenlerle hayatını kaybeden kamu görevlisinin hak sahiplerine mevzuat gereğince ölüm aylığı bağlanır, ayrıca cenaze ve evlenme ödeneği verilir.
Vazife malullüğü aylığı bağlanan kişilerden Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kamu görevlisi olarak yeniden çalışmaya başlayanların vazife malullüğü aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.
Vazife Malullüğü Davası ve Yargılama Usulü
Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan vazife malullüğü başvurusunun açıkça reddedilmesi veya Kurumca altmış gün içinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi halinde idari yargıda dava açılabilir. İlgililer, ret kararının tebliğinden ya da altmış günlük sürenin dolmasıyla oluşan zımni ret tarihinden itibaren altmış gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açma hakkına sahiptir.
Vazife malullüğü talebinin haksız reddine ilişkin idari işlemin iptali halinde, kamu görevlisinin yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıkları idareye başvuru tarihi esas alınarak hesaplanmakta ve yasal faiziyle birlikte ödenmektedir. İdare mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz gün içinde yetkili Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

