Vazife malullüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı kamu görevlisinin görevi sırasında ya da belirli koşullarda göreve bağlı olarak uğradığı kalıcı iş göremezlik halidir. Bu hükümler yalnızca 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4/1-(c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için geçerlidir; daha önce 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışması bulunanlar bakımından farklı kurallar uygulanabilir ve bu ayrım bireysel sicil incelemesi gerektirir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 47Kaynağı aç
Vazife Malullüğü Kapsamına Giren Haller
5510 sayılı Kanun m. 47/1, vazife malullüğü kapsamına giren halleri belirli biçimde saymaktadır. Buna göre sigortalının görevini yaptığı sırada, vazifeleri dışında idaresince herhangi bir kamu idaresine görevlendirildiği işleri yaparken, kurumunun menfaatini korumak amacıyla bir iş yaparken, idaresince sağlanan taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında ya da işyerinde meydana gelen kazadan doğan maluliyetler bu statü kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12976, K. 2024/7256Kaynağı aç
Kapsam tespitinde belirleyici ölçüt, maluliyeti doğuran olay ile yürütülen kamu görevi arasındaki nedensellik bağıdır. 5510 sayılı Kanun m. 47 çerçevesinde, maluliyetin görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak benimsenmektedir. Danıştay 12. Daire, E. 2022/114, K. 2022/2366 sayılı kararında, karargâh binasında mesaiye hazırlık aşamasında başka bir personelin silahının ateş alması sonucu yaralanan bir personelin durumunu, olayın işyerinde ve görevin bir parçası sayılabilecek hazırlık esnasında gerçekleşmesi gerekçesiyle vazife malullüğü kapsamında değerlendirmiştir. Hazırlık ve gidiş-dönüş süreçlerinin de nedensellik değerlendirmesine dahil olabileceği yönünde Danıştay kararları bulunmakla birlikte, bu değerlendirmenin her davada somut koşullara göre ayrı ayrı yapılması gerekmektedir; özellikle özel araç kullanımına ilişkin sınır aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.
Görev yerinde üçüncü kişinin saldırısı sonucu meydana gelen ölüm veya yaralanma vakalarında da olayın görevle olan bağlantısı kırılmadığı sürece vazife malullüğü statüsü tanınabilmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9034, K. 2024/13730 sayılı kararında görev yerinde başka bir akademisyen tarafından silahlı saldırıya uğrayarak öldürülen akademisyenin durumunun 5510 sayılı Kanun m. 47 uyarınca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiğini hükme bağlamıştır. Danıştay 12. Daire de E. 2018/4020, K. 2021/5099 sayılı kararında, askerlik hizmetini yaparken bir başka er tarafından kasten bıçaklanan kişi bakımından nedensellik bağının kesilmediğini belirlemiştir; söz konusu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oyda olayın vazifenin neden ve etkisinden kaynaklanmadığı savunulmuştur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9034, K. 2024/13730Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire, E. 2018/4020, K. 2021/5099Kaynağı aç
Kapsam Dışında Kalan Haller
5510 sayılı Kanun m. 47 ve 5434 sayılı Kanun m. 48, vazife malullüğü kapsamı dışında kalan halleri düzenlemektedir. Keyif verici madde kullanımı, mevzuat ve emirlere aykırı hareket, yasak fiil işleme, intihara teşebbüs ve kişisel menfaat ya da zarar verme amacıyla hareket bu haller arasında sayılmaktadır. Danıştay 12. Daire, E. 2018/3127, K. 2021/4964 sayılı kararında, nöbet yerini terk ederek yasaklanmış mayınlı bölgeye giren ve orada yaralanan personelin durumunun, emir ve talimatlara aykırı hareket gerekçesiyle kapsam dışında tutulduğunu hükme bağlamıştır.
Danıştay 12. Daire, E. 2022/114, K. 2022/2366Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire, E. 2018/3127, K. 2021/4964Kaynağı aç
Hastalık veya arızanın meslek içinde değil, göreve başlamadan önce var olması durumunda kişi adi malul sayılır; bu durumda vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz.
Özel Araçla İşe Gidiş-Dönüşünde Kapsam Sınırı
5510 sayılı Kanun m. 47/1, işe gidip gelme sırasındaki kazayı yalnızca idaresince sağlanan taşıtla yapılan yolculukla sınırlandırmaktadır. Bu lafzi düzenleme karşısında kendi özel aracını kullanan sigortalının durumu söz konusu güvence kapsamına girmemektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791 sayılı kararında, nöbetini sona erdirip kendi özel aracıyla evine dönerken trafik kazasında hayatını kaybeden polis memuru için 5510 sayılı Kanun m. 47/1'deki idaresince sağlanan taşıt şartının gerçekleşmediğini ve vazife malullüğü koşullarının oluşmadığını hükme bağlamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791Kaynağı aç
Harp Malulü Statüsü ve Kapsamı
5510 sayılı Kanun m. 47, harp malulü statüsünü subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile TSK'ca görevlendirilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılar için düzenlemektedir. Harp malulü sayılmanın koşulları şunlardır: harpte fiilen ateş altında malul olma; harp bölgelerindeki harekât ve hizmetler sırasında ya da bu hizmetlerin etkisiyle malul olma; her çeşit düşman silahının etkisiyle malul olma; askeri harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında malul olma; görevli uçuş veya dalış sırasında malul olma; Anayasa m. 92 ya da uluslararası sözleşmeler çerçevesinde yabancı ülkelerde yürütülen görev sırasında malul olma.
Harp malullerine aylık bağlanmasında rütbe ve kademe kuralı, personel grubuna göre farklılaşmaktadır. 5510 sayılı Kanun m. 47/9 uyarınca; uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/erlere bulundukları kademenin üç ilerisindeki kademe, uzman jandarmalara bulundukları rütbenin bir üst rütbesinin aynı kademesi, astsubaylar ile yarbay rütbesine kadar (yarbay hariç) subaylara bir üst rütbenin aynı kademesi esas alınmaktadır. Yarbaylara albay, albaylara kıdemli albay, kıdemli albay ile general ve amirallere bir üst rütbe; 4/1-(c) kapsamındaki diğer sigortalılar için ise bir üst derece veya kademe karşılığı prime esas kazanç üzerinden hesaplama yapılır. Bu ayrımlı düzenleme, harp malulü aylığını sıradan vazife malullüğü aylığının belirgin biçimde üzerine çıkarmaktadır.
Bunun yanı sıra harp malullerine malullük derecesine göre ayrıca harp malullüğü zammı ödenir; bu zam, 5510 sayılı Kanun m. 47/10'da belirlenen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısıyla çarpılması yoluyla hesaplanır. Katsayı her yıl değiştiğinden fiili tutar güncel değere göre belirlenir. 5510 sayılı Kanun m. 47/11 uyarınca, bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek cesaret gösterdiği sırada maluliyete uğradığı sıralı üstlerince usulüne göre saptanan TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile TSK'ca görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgili Bakanın onayıyla harp malullüğü zamları yüzde yirmi beş fazlasıyla bağlanır.
TSK Personeline Özgü Düzenlemeler
TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin malul hale gelip gelmediği, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında belirlenmektedir. Bu yönetmelikteki sağlık standartlarını artık karşılayamayan personel, malullük tespiti için yetkili sağlık kuruluna sevk edilir.
İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen uçuş veya dalış hizmetleri sırasında malul olanlar ya da hayatlarını kaybedenler hakkında 5510 sayılı Kanun m. 47'deki sekizinci fıkranın (e) bendi kapsamındaki hükümler uygulanır. Kamu görevlilerinin terör eylemleriyle karşılaşması durumunda ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 21/1 uyarınca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri devreye girebilmektedir. Ancak bu güvenceden yararlanabilmek için olayın 3713 sayılı Kanun m. 1'de tanımlanan terör kapsamına girmesi gerekmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12976, K. 2024/7256 sayılı kararında, asayiş yol denetimi sırasında kontrolünü kaybeden bir aracın çarpması sonucu yaralanan jandarma personelinin olayını terör kapsamında değerlendirmenin mümkün olmadığını belirterek ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin kabulüne yönelik kararı bozmuştur. Her olay bakımından olayın 3713 sayılı Kanun m. 1 kapsamına girip girmediğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
3713 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU m. 21Kaynağı aç
Aylık Hesabı
5510 sayılı Kanun m. 47/7 uyarınca vazife malullüğü aylığı şu şekilde hesaplanır: sigortalının itibari hizmet süreleri eklenerek bulunan prim ödeme gün sayısı toplamı 10.800 güne kadar olanlara 10.800 gün üzerinden; 10.800 günü aşanlara ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, en son prime esas kazanç esas alınmak suretiyle 5510 sayılı Kanun m. 29'a göre hesaplanan aylığa malullük derecesine göre ayrıca zam yapılarak aylık bağlanır. Zam oranları 5510 sayılı Kanun m. 47/7'de şu şekilde belirlenmiştir: birinci derece yüzde otuz, ikinci derece yüzde yirmi üç, üçüncü derece yüzde on beş, dördüncü derece yüzde yedi, beşinci derece yüzde üç, altıncı derece yüzde iki.
5510 sayılı Kanun m. 47 gereğince bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak aylıktan az olamaz.
Bildirim Yükümlülüğü ve Aylık Başlangıç Tarihi
5510 sayılı Kanun m. 47/3 uyarınca kamu idareleri, vazife malullüğüne sebep olan olayı yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, SGK'ya ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Sigortalılar veya hak sahipleri de aynı süre içinde SGK'ya bildirimde bulunabilir; bu durum kamu idaresinin bildirim sorumluluğunu kural olarak ortadan kaldırmaz.
Bildirim süresinin başlangıcı olayın türüne göre farklılık gösterir. 5510 sayılı Kanun m. 47/4'e göre genel kural olarak olayın meydana geldiği tarih; hastalık halinde, tedavinin imkânsız olduğuna dair kesin raporun onay tarihi; esirlik veya gaiplik halinde ise bu hallerin sona erdiği tarih esas alınır.
5510 sayılı Kanun m. 47/5 uyarınca süresi içinde bildirilen vazife malullüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da maluliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Harp malulleri ile 2330 sayılı Kanun'a ya da 5434 sayılı Kanun m. 56'ya göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına gerek kalmaksızın, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.
Vazife malullüğü süresi içinde bildirilmezse, sonradan yapılan bildirim üzerine belgelenmesi ve hak kazanılmış olması koşuluyla 5510 sayılı Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanır ya da bağlanmış aylıklar düzeltilir. Bildirim tarihine kadar birikmiş aylık farkları SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.
Zamanaşımı
5510 sayılı Kanun m. 97/1 uyarınca iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. SGK'ya müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında ise bu beş yıllık süre uygulanmaz.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 97Kaynağı aç
Hak Sahiplerine Aylık ve Diğer Ödenekler
Vazife malullüğü aylığı almakta iken ya da bağlanması gerekirken ölen sigortalının hak sahiplerine, harp malullüğü zammı da dahil olmak üzere prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Bu aylık 5510 sayılı Kanun m. 34 ve 35 hükümlerine göre belirlenir; ayrıca m. 37 uyarınca cenaze ve evlenme ödeneği de hak sahiplerine verilir.
Yeniden Çalışma Halinde Aylığın Durumu
Vazife malullüğü aylığı bağlananlardan 4/1-(c) bendi kapsamında yeniden kamu görevine başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir. Bu kişiler hakkında uzun vadeli sigorta kolları uygulanmaya devam eder. Söz konusu kesim kuralı, 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla uygulanır.
Görevli Yargı Yolu
5510 sayılı Kanun kapsamında yalnızca bu kanun döneminde sigortalı olan kamu görevlileri için vazife malullüğüne ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargı, yani iş mahkemeleri görevlidir. Sigortalının 5434 sayılı Kanun kapsamında da çalışması bulunuyorsa idari yargı görevli olabilmekte; bu ayrımın bireysel sicile göre yapılması gerekmektedir. 1 Ekim 2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olan kamu görevlileri hakkında tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde kabul edilmekte ve bu uyuşmazlıklar idari yargıda görülmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Vazife malullüğü ile adi maluliyet arasındaki fark nedir?
Vazife malullüğünde maluliyet, kamu görevinin yürütülmesiyle nedensellik bağı içinde ortaya çıkar ve 5510 sayılı Kanun m. 47'nin aradığı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Adi maluliyette ise hastalık veya arıza göreve başlamadan önce vardır ya da görevle herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır. Göreve başlamadan önce var olan sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale gelenler adi malul sayılır ve vazife malullüğü hükümleri bu kişilere uygulanmaz.
Kendi arabamla işe giderken kaza geçirirsem vazife malulü sayılır mıyım?
5510 sayılı Kanun m. 47/1, işe gidiş-dönüş güvencesini yalnızca idaresince sağlanan taşıtla yapılan yolculukla sınırlandırmaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791 sayılı kararında, özel araç kullanımı nedeniyle bu şartın gerçekleşmediğini ve vazife malullüğü koşullarının oluşmadığını hükme bağlamıştır.
Vazife malullüğü aylığına hangi oranlarda zam yapılır?
5510 sayılı Kanun m. 47/7'ye göre zam oranları malullük derecesine göre belirlenir: birinci derece yüzde otuz, ikinci derece yüzde yirmi üç, üçüncü derece yüzde on beş, dördüncü derece yüzde yedi, beşinci derece yüzde üç, altıncı derece yüzde iki. Bu zam, temel aylık hesabına eklenir.
Bildirim süresini kaçırırsam aylık hakkı düşer mi?
Hayır, hak düşmez. Süresinde bildirim yapılmayan vakalarda 5510 sayılı Kanun'un zamanaşımı hükümleri devreye girer. Sonradan yapılan bildirim üzerine vazife malullüğü belgelenip hak kazanılmışsa aylık bağlanabilir ya da bağlanmış aylıklar düzeltilebilir; ancak bildirim tarihine kadar birikmiş farklar SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.
Harp malulü ile vazife malulü arasındaki aylık farkı ne anlama gelir?
Harp malullerine aylık hesaplanırken rütbe veya kademe kuralı kişi grubuna göre farklılaşır: uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/erlere üç ileri kademe, uzman jandarmalar ile astsubaylar ve yarbay altı subaylara bir üst rütbenin aynı kademesi, yarbaydan general/amirale uzanan rütbeler için ise kanunda ayrıca belirlenen üst rütbe esas alınır. Bu yöntem aylığı sıradan vazife malullüğü aylığının üzerine çıkarır. Bunun yanı sıra harp malulüne ayrıca harp malullüğü zammı da ödenir.
Geriye dönük aylık talebinde zamanaşımı süresi ne kadardır?
5510 sayılı Kanun m. 97/1 uyarınca vazife malullüğüne bağlanan gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde talep edilmemesi halinde zamanaşımı gerçekleşir. Kuruma başvurulmamasının haklı bir nedene dayandığı genel hükümlere göre ispat edilirse bu süre uygulanmaz.
Vazife malullüğünde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır mı?
Evet. Vazife malullüğü aylığı almakta iken ya da bağlanması gerekirken ölen sigortalının hak sahiplerine, prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Harp malullüğü zammı da bu aylığa dahil edilir. Ayrıca cenaze ve evlenme ödeneği de hak sahiplerine verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

