Vazife Malullüğü: Kapsam, Şartlar ve Aylık Hesabı

by Avukat Erdal Ersoy
Vazife Malullüğü: Kapsam, Şartlar ve Aylık Hesabı

Vazife malullüğü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca, 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı kamu görevlisinin görevi sırasında ya da belirli koşullarda göreve bağlı olarak uğradığı kalıcı iş göremezlik halidir. Bu hükümler yalnızca 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4/1-(c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için geçerlidir; daha önce 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışması bulunanlar bakımından farklı kurallar uygulanabilir ve bu ayrım bireysel sicil incelemesi gerektirir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 47Kaynağı aç
MADDE 47- (Değişik: 17/4/2008-5754/27 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir. Vazife malûllükleri; a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan, b) Mevzuat ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,[77] c) Yasak fiilleri yapmaktan, d) İntihara teşebbüsten, e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malûllüğü hükümleri uygulanmaz. Kamu idareleri vazife malûllüğüne sebep olan olayı, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, Kuruma da en geç onbeş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kuruma bildirim, aynı süre içerisinde sigortalılar veya hak sahiplerince de yapılabilir. Vazife malûllüğüne sebep olan olaydan kamu idarelerinin yetkili mercilerinin haberdar edilmemiş olması hali dışında; ilgililerin bildirimi, kamu idarelerinin bildirim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kuruma bildirim süresi; a) Vazife malûllüğüne sebep olan olayın meydana geldiği tarihten, b) Hastalıklarının sebep ve mahiyetleri dolayısıyla haklarında vazife malûllüğü hükümleri uygulanacaklar için, hastalıklarının tedavisinin imkânsız olduğuna dair düzenlenen kati raporun onay tarihinden, c) Esirlik ve gaiplik hallerinde ise, bu hallerin sona erdiği tarihten, başlar. Süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. (Ek cümle: 4/7/2012-6353/82 md.; Değişik ikinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) Ancak, harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır. Vazife malûllüğü süresi içerisinde bildirilmeyen sigortalılara; kamu idareleri ya da sigortalılar veya hak sahiplerince sonradan yapılacak bildirim üzerine, vazife malûllüklerinin belgelenmesi ve müstahak olmaları şartıyla, bu Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle vazife malûllüğü aylığı bağlanır veya bağlanmış olan aylıklar düzeltilir. Bu durumda sigortalı veya hak sahiplerine bağlanacak aylık ya da aylık farklarının, vazife malûllüğünün bildirildiği tarihe kadar olan toplam tutarı Kurumca ilgili kamu idaresine ödettirilir. Vazife malûllüğü aylığı, vazife malûllerinden itibari hizmet süreleri eklenmek suretiyle bulunacak prim ödeme gün sayısı toplamı; a) 10800 güne kadar olanlara 10800 gün üzerinden, b) 10800 günden fazla olanlara, toplam prim ödeme gün sayıları üzerinden, en son prime esas kazancı esas alınmak suretiyle 29 uncu maddeye göre hesaplanacak aylıklara, malûllük derecelerine göre aşağıda yazılı oranlarda ayrıca zam yapılmak suretiyle bağlanır: Malûllük Derecesi Zam nispeti 1 %30 2 %23 3 %15 4 %7 5 %3 6 %2 Subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile Türk Silâhlı Kuvvetlerince görevlendirilen 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan; a) Harpte fiilen ateş altında, b) Harpte, harp bölgelerindeki harp harekât ve hizmetleri sırasında, bu harekât ve hizmetlerin sebep ve etkileriyle, c) Harpte veya harbe hazırlık devresinde her çeşit düşman silâhlarının etkisiyle, d) Askerî harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında, bu hareketlerin sebep ve etkisiyle, e) Barışta veya olağanüstü hallerde, emir veya görev ile uçuş yapan uçucularla hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak uçakta bulunanlardan uçuşun havadaki ve yerdeki sebepleriyle ve yine emir ve görev ile dalış yapan dalgıçlarla, hangi meslek ve sınıftan olursa olsun emirle görevli olarak denizaltı gemisinde veya dalgıç kıtasında bulunanlardan denizaltıcılığın veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve etkileriyle, f) Anayasanın 92 nci maddesi veya Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının yabancı ülkelere gönderilmesini gerektiren durumlarda, birliklerin bulundukları yerlerden hareketlerinden itibaren yurt içinde, yurt dışında, yabancı ülkelerde veya yurda dönüş sırasında,[78] vazife malûlü olanlara harp malûlü denir. Bunlardan uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere bulundukları kademenin üç ilerisindeki kademenin, uzman jandarmalara bulundukları rütbenin bir üst rütbesinin aynı kademesinin; astsubaylarla yarbay rütbesine kadar (yarbay hariç) bir üst rütbenin aynı kademesinin, yarbaylara albay, albaylara kıdemli albay, kıdemli albay ile general ve amirallere bir üst rütbenin, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan sigortalılara ise bir üst derecesine veya kademesine karşılık gelen prime esas kazancı üzerinden aylık bağlanır.[79] Bulundukları derecenin bir üst derecesi olmayanlar için o derecenin üç ilerisindeki kademe göstergesi, üç ilerisindeki kademe göstergesi olmayanlar için de o derecenin son kademe göstergesinin prime esas kazancı esas alınır.79 Harp malûllerinin, malûllük derecesine göre aşağıdaki yazılı göstergelerin, memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktar "Harp malûllüğü zammı" olarak ayrıca eklenir. Malûllük Derecesi Göstergeler 1 1100 2 950 3 800 4 600 5 500 6 400 Harp malûlü sayılanlardan bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek tutulacak cesaret ve fedakârlık gösterdiği sıralarda bu malûllüğe uğradıkları usûlüne göre sıralı üstlerince saptanan Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile Türk Silâhlı Kuvvetlerince görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgisine göre İçişleri Bakanının veya Millî Savunma Bakanının onayı ile harp malûllüğü zamları %25 fazlasıyla bağlanır.[80] Bu madde gereğince vazife malûllüğü aylığı almakta iken veya vazife malûllüğü aylığı bağlanması gerekirken ölenlerin, hak sahiplerine, müstahak olmaları halinde harp malûllüğü zammı da dahil olmak üzere prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Harp malûlü olanlara verilecek harp malûllüğü zammı tutarının Kurumca belirlenecek peşin sermaye değeri toplamı en geç bir ay içinde Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı tarafından Kurumun göstereceği hesaplara yatırılır. Süresinde yatırılmayan tutarlar için 89 uncu madde hükümleri uygulanır. Vazife malûllüğü aylığı bağlananlardan; a) (Değişik birinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlardan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir ve bunlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.Bunlardan çalıştıkları süre zarfında 80 inci maddeye göre belirlenen prime esas kazançları üzerinden 81 inci madde gereğince kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ait prim alınır. Bunlar ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmaları nedeniyle istekleri üzerine haklarında uzun vadeli sigorta kolları uygulananlardan; yeniden aylık bağlanması için yazılı istekte bulunan ya da emekliye ayrılan veya herhangi bir nedenle görevi sona erenler hakkında sonraki çalışmaları karşılığında aylığa hak kazanmaları halinde bu süre için, 29 uncu maddeye göre aylık hesaplanır. Sonradan geçen çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığına hak kazanamayanların kendilerine toptan ödeme, vefatı halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır veya toptan ödeme yapılır. b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaları sırasında malûllük derecelerinin değişmesi halinde aylığı yeni malûllük derecesi de dikkate alınarak son prime esas kazancı üzerinden ilk vazife malûllüğü aylığından az olmamak kaydıyla yeniden hesaplanır. c) (Değişik: 29/1/2016-6663/25 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tabi olarak çalışmaya başlayanlar hakkında ilgisine göre 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (n) bendi veya 30 uncu maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. d) (Ek: 4/7/2012-6353/82 md.) (Değişik birinci cümle: 12/7/2013-6495/97 md.) Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya devam edenler hakkında uzun vadeli sigorta kollarının uygulanmasına devam edilir. Bunların sınıf veya görev değiştirdikleri tarihten sonra geçen çalışmaları dolayısıyla yeniden aylık bağlanması için yazılı istekte bulunmaları ya da emekliye ayrılmaları veya herhangi bir nedenle görevlerinin sona ermesi halinde, sonraki çalışmaları karşılığında aylığa hak kazanmaları durumunda bu süre için 29 uncu maddeye göre aylık hesaplanır. Sonradan geçen çalışmalarından dolayı yaşlılık aylığına hak kazanamayanların kendilerine toptan ödeme yapılır, vefatları halinde ise hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır veya toptan ödeme yapılır. Vazife malûllüğüne bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, bu madde gereğince tespit edilecek aylık, 34 üncü ve 35 inci madde hükümlerine göre bağlanır. Ayrıca 37 nci madde hükümlerine göre hak sahiplerine cenaze ve evlenme ödeneği de verilir. Bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malûllüğü aylıkları, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak harp veya vazife malûllüğü aylığından az olamaz. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan, uluslararası barışı koruma ve destekleme operasyonlarında Türkiye Cumhuriyetince görevlendirilenlere, bu görevleri esnasında veya bu görevleri nedeniyle vazife malûlü aylığı ödendiği sürece harp malûllüğü zammı ayrıca verilir. (Ek fıkra: 4/7/2012-6353/82 md.) İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilen uçuş veya dalış hizmetleri sırasında, uçuşun havadaki ve yerdeki veya dalgıçlığın çeşitli sebep ve tesiri ile malul olanlar ile hayatını kaybedenler hakkında sekizinci fıkranın (e) bendi kapsamına girenlere ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları

Vazife Malullüğü Kapsamına Giren Haller

5510 sayılı Kanun m. 47/1, vazife malullüğü kapsamına giren halleri belirli biçimde saymaktadır. Buna göre sigortalının görevini yaptığı sırada, vazifeleri dışında idaresince herhangi bir kamu idaresine görevlendirildiği işleri yaparken, kurumunun menfaatini korumak amacıyla bir iş yaparken, idaresince sağlanan taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında ya da işyerinde meydana gelen kazadan doğan maluliyetler bu statü kapsamında değerlendirilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12976, K. 2024/7256Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2023/12976 E.  ,  2024/7256 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1542 E., 2023/246 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 37. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/62 E., 2021/190 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, tespit ve alacak talebine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili davacının 2330 sayılı Kanun'a tabi tutulduğunu, 11.10.2018'de vazife malulü sayıldığını, jandarma üstteğmen olan davacının Kuruma 23.11.2020 de 3713 sayılı Kanun'a göre işlem yapılması için başvurduğunu, 23.01.2021'de talebin reddedildiğini, 27.08.2015 de saat 21.00 civarında Diyarbakır Bingöl Karayolunda Abalı Jandarma Komutanlığı önünde yol emniyet ve kontrol devriye görevi icrası sırasında … plakalı aracın park halindeki kobra araca çarpması sonucu bu aracın da savrularak bu aracın da davacıya çarpması sonucu yaralandığı, sürücünün alkollü olduğu olay sırasında yapılan görevin terör ile mücadele sırasında icra edildiği davacının malul kaldığı, GATA 21.03.2018 tarihli rapora göre sınıfı görev yapamaz raporu verildiği, olayın 3713 sayılı Kanun kapsamına girdiği, karayolunda yol kesme adam kaçırma olaylarının engellenmesi amacı ile görev yapılırken meydana geldiği, davacıya gazilik unvanı verildiği emsal kararlar bulunduğu belirtilerek Kurum işleminin iptali, 3713 sayılı Kanun'a tabi olduğunun tespiti ve alacaklar için şimdilik 1,000 TL'nin 11.10.2018'den itibaren tahsilini istemiştir. II. CEVAP Kurum vekili yetki süre husumet itirazında bulunmakla olayın 3713 sayılı Kanun'a girmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "… Dava, davacının 27.08.2015'de meydana gelen kaza sebebiyle hakkında 3713 sayılı Kanun'a tabi sayılıp sayılmayacağı ve bu kanundan kaynaklı mali haklardan yararlandırılıp yararlandırılmayacağına ilişkindir. 3713 sayılı Kanun terör eylemleri sebebiyle ya da bu eylemlere müdahale sırasında yaralanan ya da ölenler için ilave haklar da getiren düzenlemeleri içeren bir yasadır. 4 üncü maddede terör amacı ile işlenen suçlar sıralanmış, 7 nci maddede terör örgütlerinin tarifi yapılmış, 21 inci maddede kamu görevlilerinin yurt içi ve yurt dışında görevlerini yaparken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan engelli hale gelen, ölen ve öldürülenler hakkında 2330 sayılı Kanun'un uygulanacağı ayrıca malul olanlara ya da ölenlerin yakınlarına ilave ödemeler yapılacağı belirtilmiştir. Maddenin kalan kısımlarında da yapılacak yardımlar geniş olarak anlatılmış j bendinde terör eyleminin ortaya çıkarılması, etkisinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı olanlar ile ilgili 2330 sayılı Kanun'un uygulanacağının belirtildiği maddenin 2 nci fıkrasında ise aynen, "kamu görevlileri….her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi takibi ya da etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan engelli hale gelen hastalanan veya hayatını kaybedenlerin birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerden yararlandırılacağı belirtilmiştir. Yasada ilgili haklardan yararlanmak için dava konusu olay özelinde kamu görevlisi olmak görevlerini yapmak ve bu sebeple terör eylemlerine muhatap olarak yaralanmak koşulları aranmakta 21.maddede de yargılanacakları haklar ile yetinilmektedir. Maddenin bu yazış şekline göre Kurum yaralanmanın mutlaka bir terör eylemi sonucu olması, eldeki olayda ise trafik kazası şeklinde gerçekleşmesi sebebiyle talebi kabul etmemiştir. Oysa yasada terör eylemlerinin ortaya çıkarılmasını engellenmesini sağlayan siviller için dahi haklar verildiği gözetildiğinde davacının görevlendirildiği mesaj emri içeriğine göre terör eylemlerinin yoğun olduğu ve sıkça pkk tarafından yol kesme eylemi ile araçların yakıldığı, vatandaşların kaçırıldığı, ya da öldürüldüğü kamuoyunda karayollarında güvenliğin bulunmadığı, örgütün güçlü olduğu izlenimini yaratıcı kamuoyunda bilinen pek çok … gerçekleşmiş olmakla devletin bu eylemleri önlemek , gerçekleşmesi halinde müdahale etmek şeklinde üstlendiği görev kapsamında terör olaylarının önlenmesi amacı ile TSK'nın görev icra ettiği, davacının bu kapsamda görevlendirildiği yaralanmasının mutlaka terör amaçlı araç çarpması ya da silahlı ateş sonucu meydana gelmesinin aranamayacağı, önleme amaçlı faaliyet sırasında meydana gelmiş olmasının yeterli sayılması gerektiği, davacının … sonucu yaralandığı da sabit olmakla 3713 sayılı Kanun kapsamında maluliyetine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulü gerekmiş, Kurumun aksi işlemi iptal edilmiş, faiz başlangıç tarihi bakımından talep reddedilmiş ise de bu husus davalı yararına vekalet ücretini gerektirmediğinden buna dair karar verildiği gerekçesiyle; "Davacının davasının kısmen kabulüne, Davacının 27.08.2015'de vazife malulü olmasına neden olan olayın 3713 sayılı Kanun kapsamında kaldığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptaline Davacıya maluliyet aylığı bağlanma tarihi 15.02.2019'dan itibaren 3713 sayılı Kanun kapsamındaki ücret ve mali hakların ödenmesi gerektiğinin tespitine, Her bir ödemenin tahakkuk tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, alacaklara 11.10.2018'den itibaren faiz uygulanması isteğinin reddine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplanan delillerin anılan karar açısından yeterli olmadığını, yeterli inceleme yapılmadan ve dava sübut bulmadan dosyanın karara bağlandığını, dosyanın tekemmül etmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "… Somut olayda; 27.08.2015 de yol emniyet ve kontrol bölgesi görevini yaparken jandarma üsteğmen olan Lice 1.Jandarma komando alay komutanlığı Abalı jandarma komutanı olan davacının yol kontrolü sırasında alkollü vaziyette araç kullanan başka bir şahsın kullandığı aracın TSK'ya ait araca çarpması, bu aracın da davacıya çarpması sonucu yaralandığı, davacı hakkında yol emniyeti sağlama görevi yapılırken olay meydana geldiğinden bahisle 2330 sayılı Kanun'un uygulandığı ancak 3713 sayılı Kanun'dan faydalanma talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından olan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun'un 21 inci maddesi; “Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Başlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca; a)Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimlerine başlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malul olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hâzineden tahsil edilir… ” hükmünü içermektedir. Söz konusu hükümden anlaşılacağı üzere; Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (i) bentleri kapsamına girenlerin, terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanması. engelli hâle gelmesi, hastalanması veya hayatını kaybetmesi halinde 3713 sayılı Kanun'un malullük aylığına ilişkin hükümlerinden yararlandırılması gerekmektedir. Davacının, terör eylemlerinin yoğun olduğu bölgede terör olaylarının önlenmesi amacı ile görev yapmakta iken yaralandığı, yaralanmasının mutlaka terör eylemi sonucu meydana gelmesinin aranamayacağı, önleme amaçlı faaliyet sırasında meydana gelmiş olmasının yeterli sayılması ve davacı hakkında 3713 sayılı Kanun'un hükümleri uygulanması gerektiği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 3713 sayılı Kanun hükümleri uyarınca vazife malülü olduğunun tespiti, aksi yöndeki Kurum işleminin iptali ve alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1)5510 sayılı Kanun'un "Vazife Malûllüğü" başlıklı 47'nci maddesinde; "bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanlar için aşağıdaki hallerde vazife malûllüğü hükümleri uygulanır. 25 inci maddede belirtilen malûllük; sigortalıların vazifelerini yaptıkları sırada veya vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken bu işlerden veya kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken ya da idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında veya işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denir" tanımının yapıldığı, aynı hükmün 4'üncü fıkrasında ise; "süresi içerisinde bildirimde bulunulan vazife malûllüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da malûliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Ancak harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağı" hükmü yer almaktadır. 2) 3713 sayılı Kanunun "Terör Tanımı" başlıklı 1 inci maddesinde ise "Madde 1– (Değişik birinci fıkra: 15/7/2003-4928/20 md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, … hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır. 3. Değerlendirme Eldeki dava, davacının somut olayda; 27.08.2015 de yol emniyet ve kontrol bölgesi görevini yaparken jandarma üsteğmen olan Lice 1. Jandarma komando alay komutanlığı Abalı jandarma komutanı olan davacının yol kontrolü sırasında alkollü vaziyette araç kullanan başka bir şahsın kullandığı aracın TSK'ya ait araca çarpması, bu aracın da davacıya çarpması sonucu yaralandığı, davacı hakkında yol emniyeti sağlama görevi yapılırken olay meydana geldiğinden bahisle 2330 sayılı Kanun'un uygulandığı ancak 3713 sayılı Kanun'dan faydalanma talebinin reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmakta olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemece verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının yaralanmasına konu eylemin 3713 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde sayılan durumlardan hiçbirine girmediği, davacının asayiş yol denetimi sırasında 3. kişinin aracının kontrolünü kaybedip araca çarpması neticesinde yaralandığı olayın Komisyon kararında belirtildiği üzerer görev sırasında trafik kazası sonucu olduğu, terör kapsamında olmadığı, bu bakımdan 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kapsam tespitinde belirleyici ölçüt, maluliyeti doğuran olay ile yürütülen kamu görevi arasındaki nedensellik bağıdır. 5510 sayılı Kanun m. 47 çerçevesinde, maluliyetin görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak benimsenmektedir. Danıştay 12. Daire, E. 2022/114, K. 2022/2366 sayılı kararında, karargâh binasında mesaiye hazırlık aşamasında başka bir personelin silahının ateş alması sonucu yaralanan bir personelin durumunu, olayın işyerinde ve görevin bir parçası sayılabilecek hazırlık esnasında gerçekleşmesi gerekçesiyle vazife malullüğü kapsamında değerlendirmiştir. Hazırlık ve gidiş-dönüş süreçlerinin de nedensellik değerlendirmesine dahil olabileceği yönünde Danıştay kararları bulunmakla birlikte, bu değerlendirmenin her davada somut koşullara göre ayrı ayrı yapılması gerekmektedir; özellikle özel araç kullanımına ilişkin sınır aşağıda ayrıca ele alınmaktadır.

Görev yerinde üçüncü kişinin saldırısı sonucu meydana gelen ölüm veya yaralanma vakalarında da olayın görevle olan bağlantısı kırılmadığı sürece vazife malullüğü statüsü tanınabilmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9034, K. 2024/13730 sayılı kararında görev yerinde başka bir akademisyen tarafından silahlı saldırıya uğrayarak öldürülen akademisyenin durumunun 5510 sayılı Kanun m. 47 uyarınca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiğini hükme bağlamıştır. Danıştay 12. Daire de E. 2018/4020, K. 2021/5099 sayılı kararında, askerlik hizmetini yaparken bir başka er tarafından kasten bıçaklanan kişi bakımından nedensellik bağının kesilmediğini belirlemiştir; söz konusu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oyda olayın vazifenin neden ve etkisinden kaynaklanmadığı savunulmuştur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/9034, K. 2024/13730Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2023/9034 E.  ,  2024/13730 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/13 E., 2023/1117 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 50. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/430 E., 2021/55 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu olan … …’ın 05.04.2018 tarihinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görevi başındayken aynı fakültede görev yapan V.B.’ın silahlı saldırısı sonucu vefat ettiğini, müteveffanın 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi uyarınca vazife malullüğünün tespiti ve davacılara işbu Yasa'nın vazife malullüğü hükümlerine göre maaş bağlanmasını, … …’ın vefat tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanmış olması gereken aylıkların da işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 5434 sayılı Kanun'un mülga 44 üncü maddesi hükmü ile her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malul denileceği ve haklarında 5434 sayılı Kanun'un malullüğe ait hükümlerinin uygulanacağı belirlendiği …’ın V.B. tarafından aralarındaki husumet nedeniyle kasten öldürüldüklerine karar verildiği anlaşıldığından haklarında 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması hususunda Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile V.B. ile bir diğer öğretim elemanı arasında yaşanan olaydan ötürü başlatılan idari soruşturma üzerine …'a yazılı bildirim yapıldığı ve V.B.'ın …'ı aleyhinde tanıklık yapabileceğinden dolayı öldürdüğünü beyan ettiği dosyadaki belgeler ve Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararından anlaşılmakta olup … Çağlık'ın öldürüldüğü olay ile görevi arasında hiçbir bağlantı bulunmadığından bahsetmeye olanak bulunmadığı gibi ölümü ile sonuçlanan olayın görev yerinde ve görevli olduğu esnada gerçekleştiği de açık olduğundan, davalı idarenin tesis ettiği işlemde …'ın vefatı ile sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi kapsamında kabul edilmemesine ilişkin kısım yönünden hukuka uyarlık görülmediği, 5510 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile değişik d bendinde düzenlenen diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartı dikkate alındığında, UYAP üzerinden yapılan sorgulamadan aylık aldığı anlaşılmakta olan davacı …'a aylık bağlanmasına yasal olanak bulunmamakta ise de Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde görev yapmakta iken V.B. tarafından öldürüldüğü anlaşılan …'ın annesi …'a, …'ın ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren davalı idare tarafından aylık bağlanarak yasal faizi ile ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakla; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, dava konusu 02.02.2021 tarihli işlemin …'ın vefatı ile sonuçlanan olayın 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi kapsamında kabul edilmemesine ilişkin kısım yönünden iptaline, …'a aylık bağlanması talebinin reddine ilişkin kısım yönünden iptal isteminin reddine, davacı …'a …'ın ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine, davacı …'a bağlanacak aylığın yasal faizi ile davalı idare tarafından ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, her ne kadar Kurum tarafından davacıların murisinin husumet nedeniyle öldürülmesi gerekçe gösterilerek davacılara aylık bağlanmamış ise de davacıların oğulları olan …'ın Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde akademisyen olarak görev yaptığı sırada bir başka akademisyen tarafından vurularak öldürülmesinin 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi uyarınca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği açık olup ayrıca yukarıda açıklanan 5434 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesine göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebi ile hayatını kaybedenlerin ana veya babalarına 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi ile mülga 5434 sayılı Kanun'un 77 ve 92 nci maddelerinde sayılan haller hariç olmak kaydıyla herhangi bir şart aranmaksızın aylık bağlanması gerektiğinden davacı …'ın yanı sıra davacı …'a da ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiği anlaşıldığından, davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ise, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak yerine; davanın kabulüne, davalı Kurum işleminin iptali ile davacıların oğulları …'ın vazife malulü olduğunun tespitine, davacı … ile …'a oğulları …'ın ölüm tarihini takip eden aybaşından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmek üzere 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi uyarınca vazife malullüğü aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi ile 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile değişik d bendi, 5434 sayılı Kanun'un yürürlükteki 72 nci maddesinin 4 üncü fıkrası, idari soruşturma, ceza dosyası ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/4020, K. 2021/5099Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/4020 E.  ,  2021/5099 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/4020 Karar No : 2021/5099 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurumu Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem : Davacı tarafından, …Zırhlı Tugay …. Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı'nda askerlik görevini ifa etmekte iken bıçaklanarak öldürülen oğlu K.E. hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanmak suretiyle aylık bağlanması için 04/06/2014 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenilmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; davacının oğlu K.E.'nin, askerlik görevini yaparken 11/01/1998 tarihinde, kavga ettiği er M.Ş.B. tarafından yemekhaneden alınan bıçakla yaralandığı ve sonrasında vefat ettiği anlaşılmış olup, olayın meydana geliş sebebi ve askerlik hizmeti ile ilişkisi göz önüne alındığında, durumu 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 48/b maddesinde belirtilen hallere uyduğundan, vazife malulü sayılmasına olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı, dolayısıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Olaya ilişkin ifadelerden anlaşıldığı üzere, olayın içtima ve temizlik yüzünden çıkan kavgada arkadaşlarına küfreden şahsın, diğer erler tarafından dövülmesinden kaynakladığı, ancak bu dövme hadisesinde davacının oğlunun bulunmadığı, er M.Ş.B'nin bıçağı korkutma amaçlı salladığını ifadesinde belirttiği, hayatın olağan akışında şiddet eylemini uygulamadığı tanık ifadeleri ile sabit olan K.E'nin faille geçmişe yönelik husumetinin olmadığı, yargılama sürecinde olayın oluş şekli detaylı bir şekilde anlatılmış olsa da, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararı ile sabit olduğu üzere yaşananların vazife maluliyetinde illiyet bağını ortadan kaldıran bir neden olarak teşkil etmediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 10/01/1998 tarihinde terhis olacak erler için düzenlenen eğlenceye katılmayan er M.Ş.B ile koğuşta bulunan erler arasında çıkan kavga sonrası, eğlenceden sonra masa ve sandalyelerin toplandığı alana giden adı geçen şahıs ile koğuşta yapılan kavganın tarafı olan askerlerin aynı alana gelerek tekrar kavga ettikleri, olaylar sebebiyle ifadelerinin nöbetçi uzman çavuş tarafından alındığı, ifadelere göre ertesi gün adı geçen şahsın davacının oğluyla kavga ile ilgili konuşmak istediği, konuşma gerçekleştiği sırada adı geçen şahsın yemekhaneden aldığı bıçakla davacının oğlunu bıçakladığı, 21:00 sularında ise davacının oğlunun vefat ettiği, adı geçen şahsın …. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ve …. Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla "kasten adam öldürmek" suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından, bu öldürme olayı ile ilgili olarak 04/06/2014 tarihli vazife malullüğü hükümlerinin uygulanarak dul aylığı bağlanması talepli olarak idareye yapmış olduğu başvurunun reddi üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı maddi hakların yasal faiziyle birlikte ödenilmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 45. maddesinde, "44 üncü maddede yazılı malüllük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b)Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir." hükmüne; 48. maddesinde, "Vazife malüllükleri: a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından; doğmuş olursa bunlara uğrıyanlar hakkında (Adi malullük) hükümleri uygulanır." hükmüne; 56. maddesinde, "Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,%70'i üzerinden aylık bağlanır. (Ek fıkra: 04/07/2012 – 6353 S.K./68. md.) Harp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarında veya üniversitelerin fakülte ve yüksekokullarında Türk Silahlı Kuvvetleri hesabına öğrenim görenler veya kendi hesabına öğrenim görmekteyken askeri öğrenci olanlar, Polis Akademisi ile Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde veya üniversitelerin fakülte ve yüksekokullarında Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına öğrenim görenler veya kendi hesabına öğrenim görmekte iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına öğrenim görmeye devam edenler, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü veya Milli İstihbarat Teşkilatı hesabına açılan okullarda öğrenim görenler ile Türk Silahlı Kuvvetleri veya Emniyet Genel Müdürlüğü adına öğrenim görmek üzere temel ve intibak eğitimine tabi tutulanlardan; 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c)bendi kapsamında sigortalı sayılmamış olup da bu öğrenimleri veya eğitimleri nedeniyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki terör eylemlerinde hedef alınarak hayatını kaybedenlerin, hak sahibi yakınları veya engelliliğinin derecesi itibarıyla bu Kanun hükümlerine göre malul olduğuna karar verilenler birinci fıkra hükümlerinden aynı şekilde yararlandırılırlar. Bu suretle bağlanacak aylıklarına, maluliyet derecelerine göre, 55 inci maddede gösterilen nispetlerde zam yapılır. Askerlik vazifesini veya yedek subaylık hizmetini başkasının yerine yaptığı anlaşılanlara aylık bağlanmaz." hükmüne; 66. maddesinde de, "Dul ve yetim aylıkları: a) Cumhurbaşkanı iken veya ayrıldıktan sonra ölenlerin, b) İştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin, c) Emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma girip te henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil) ölenlerin, ç)İştirakçilerden 45 inci maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle ölenlerin veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin; d) Erlerden 56 ncı maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin; e) Erlerden 56 ncı madde gereğince vazife malüllüğü aylığı alanlardan (Aylığa müstahak duruma girip te henüz bağlama yapılmamış olanlar dahil) ölenlerin, f) (Değişik bent: 09/07/1953 – 6122/3 md.) Fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olupta kesenekleri geri verilmemiş durumda olanlardan 61(…) yaşını doldurmadan ölenlerin, g)Vazife malüllüğü geçtiğinden dolayı aylığı kesilmiş ve emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilmemiş ve fiili hizmet müddetleri de 10 yılı doldurmuş bulunanlardan ölenlerin, Ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstahak dul ve yetimlerine bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan düzenlemelerde, maluliyetin, görevin yapılması sırasında görevin neden ve etkisinden doğması halinde, ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak kabul edilmiş; ilgilinin vazife malülü sayılmaması sonucunu doğuran nedenler, diğer bir ifadeyle malüliyeti doğuran eylem ile görev arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller ise, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 48. maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Dava konusu işleme konu olan olayda, davacının oğlunun vefat etmesi, her ne kadar askerlerin kendi arasındaki husumete dayalı olarak gerçekleşmiş gibi görünse de davacının oğlunun askerlik hizmetini ifa ederken vefat ettiği yadsınamaz bir gerçektir. Kaldı ki, davacının oğlunun vefatı sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Daire Başkanlığının …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında, ölüm olayında idarenin de kusurlu olduğu hükme bağlamıştır. Buna göre, eylem ile görev arasındaki nedensellik bağı bakımından, gerçekleşen ölüm olayında vefat edenin kasti bir idaresi bulunmadığından, nedensellik bağının kesilmediği sonucuna ulaşılmakta olup, 5434 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında değerlendirilecek bir durum olmadığı anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu …. İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/10/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X)KARŞI OY : 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 45. maddesinde, "44 üncü maddede yazılı malüllük; a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç) Fabrika, atelye ve benzeri iş yerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrayanlara da (Vazife malülü) denir." hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacının oğlu er K.E.'nin, er M.Ş.B. tarafından konuşma esnasında çıkan tartışmada bıçaklandığı, bıçaklanmasını müteakip aynı gün vefat ettiği, erler arasında çıkan tartışmanın vazifenin neden ve etkisinden kaynaklanmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; olayın gelişiminde idarenin hizmet kusurunun bulunması, bu konuda açılan tazminat davası açısından önem arz etmekte olup, bu husus, vazife malullüğünün tespitinde 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. Bu durumda; davacının oğlunun askerlik hizmetini yerine getirmek için bulunduğu koğuşta bıçaklandığı sabit olsa da, yukarıda yer verilen kanun hükmü uyarınca, gerçekleşen vefat olayının vazifenin neden ve etkisiyle meydana gelmediği bu itibarla, usul ve hukuka uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Kapsam Dışında Kalan Haller

5510 sayılı Kanun m. 47 ve 5434 sayılı Kanun m. 48, vazife malullüğü kapsamı dışında kalan halleri düzenlemektedir. Keyif verici madde kullanımı, mevzuat ve emirlere aykırı hareket, yasak fiil işleme, intihara teşebbüs ve kişisel menfaat ya da zarar verme amacıyla hareket bu haller arasında sayılmaktadır. Danıştay 12. Daire, E. 2018/3127, K. 2021/4964 sayılı kararında, nöbet yerini terk ederek yasaklanmış mayınlı bölgeye giren ve orada yaralanan personelin durumunun, emir ve talimatlara aykırı hareket gerekçesiyle kapsam dışında tutulduğunu hükme bağlamıştır.

Danıştay 12. Daire, E. 2022/114, K. 2022/2366Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/114 E.  ,  2022/2366 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/114 Karar No : 2022/2366 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdari Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem : Uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 23/05/2007 tarihinde başka bir uzman çavuşun silahının ateş alması sonucunda yaralandığından bahisle vazife malulü kabul edilerek tarafına aylık bağlanması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla reddi üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvuru sonucunda verilen kabul edilemezlik kararı nedeniyle yargılamanın yenilenerek anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının ve emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdari Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (27/03/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren) geçici 9. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluştuğundan bahisle, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne, yeniden yapılan yargılamada; davacının vazifesini yapamayacak şekilde malul hale geldiği konusunda tereddüt bulunmamakla birlikte, söz konusu maluliyete neden olan yaralanmanın davacının vazifesinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği aksine, anılan maluliyetin aynı birlikte görevli bir diğer uzman çavuşun taksirli fiili sonucu meydana geldiği anlaşıldığından, davacının vazife malulü kabul edilerek 5434 sayılı Kanun'un vazife malullüğüne ilişkin hükümleri uyarınca tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanması ve hak ediş tarihinden itibaren yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının ve emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 5434 sayılı Kanunun 46. ve 48. maddelerinde vazife malülü sayılamayacak hallerin tek tek sayıldığı, somut olayda bunların hiçbirinin bulunmadığı, benzer bir durumda Askeri Yüksek İdare Mahkemesince verilen kararda davacının vazife malülü sayılarak aylık bağlanması durumunda Mahkemece "Karar verilmesine Yer Olmadığına" kararı verildiği, bir başka benzer davada ise Bölge İdare Mahkemesince vazife malülü yönünde karar verdiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Maluliyetine karar verilen ve malulen emekliye sevk edilen davacının durumunun vazife malullüğü yönünden incelenebilmesi için gerekli olan ve daha önce iki kez istenilen askeri mahkeme kararının gönderilmemesi nedeniyle vazife malullüğü yönünden inceleme yapılamadığı, bu itibarla davacı hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacının, … Zh. Tug. Tow. Bl. K.lığı emrinde piyade uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 23/05/2007 tarihinde karargah binasında uzman erbaş soyunma odasında, sabah mesaiye başlamak amacıyla kıyafetini değiştirdiği sırada, aynı yerde görevli piyade uzman çavuşun tarafına ait …-… marka silahına başka bir merminin uyup uymadığını denemek maksadıyla 1 adet 9 mm.lik mermiyi eliyle namlu ucuna yerleştirdiği ve akabinde kurma kolunu ittirmesi ile silahın ateş aldığı, silahtan çıkan merminin olay yerinde bulunan davacının sağ dizinin 5 cm üzerine isabet ederek yaralanmasına sebebiyet verdiği, akabinde yapılan tedavi ve muayene işlemleri sonucunda davacı hakkında İstanbul GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesince düzenlenen … tarih ve … sayılı sağlık kurulu raporunda, “G57.0 Siyatik Sinir Lezyonu/Z95.31 Periferik Arter Otojen Greft By-pass operasyonlusu” teşhisiyle “11/D/F1/43/B/F3 TSK’da görev yapamaz” kararı verilmesi üzerine 26/05/2008 tarihinde davacının uzman erbaşlık sözleşmesi feshedildikten sonra adi malul olarak emekliye sevk edildiği, devamında, davacı tarafından, görevinin neden ve etkisiyle yaralandığından bahisle vazife malulü kabul edilerek 5434 sayılı Kanun'un vazife malullüğüne ilişkin hükümleri uyarınca tarafına vazife malullüğü aylığı bağlanması ve yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının ve emekli ikramiyesinin, hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddedildiği, söz konusu zımni ret işleminin iptali istemiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı açılan davanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusunun Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunulduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verildiği, bunun üzerine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 9. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve dava konusu işlemin iptali ile hak ediş tarihinden itibaren yoksun kaldığı vazife malullüğü aylıklarının ve emekli ikramiyesinin hak ediş tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (27/03/2018 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren) geçici 9. maddesinde; ''Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, kaldırılan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin tarafsız ve bağımsız olmadığı iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuru derdest olanlar, bu tarihten itibaren üç ay içinde Ankara idare mahkemelerinden yargılamanın yenilenmesini isteyebilirler. Bu süre içinde istemde bulunmayanlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince münhasıran iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle verilen kabul edilemezlik kararının kendilerine tebliğinden itibaren üç ay içinde de istemde bulunabilirler. Süresinde istemde bulunulması halinde yargılama yeniden yapılarak karar verilir.'' hükmü yer almaktadır. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinde; her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere malûl denileceği ve haklarında bu Kanun'un malûllüğe ait hükümlerinin uygulanacağı; 45. maddesinde; malûllüğün, a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması, … c) Kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğmuş olması (maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartıyla) halinde buna (vazife malullüğü) ve bunlara uğrayanlara da (vazife malulü) denileceği kurala bağlanmış; 48. maddesinde; "Vazife malullükleri: a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan; b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan; c) Yasak fiilleri yapmaktan; ç) İntihara teşebbüsten; d) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından; doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında (adi malullük) hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44., 45. ve 48. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; davacının vazife malûlü kabul edilerek hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için, vazifesini yapamayacak şekilde malul olması ve bu maluliyetin vazifenin sebep ve tesiriyle meydana gelmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının vazifesini yapamayacak şekilde malul hale geldiği konusunda tereddüt bulunmamaktır. Söz konusu maluliyete neden olan yaralanmanın davacının vazifesinin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediği hususu değerlendirildiğinde ise; davacının karargah binasında uzman erbaş soyunma odasında, sabah mesaiye başlamak amacıyla kıyafetini değiştirdiği sırada, aynı yerde görevli piyade uzman çavuşun tarafına ait Yavuz-Regzel marka silahına başka bir merminin uyup uymadığını denemek maksadıyla 1 adet 9 mm.lik mermiyi eliyle namlu ucuna yerleştirdiği ve akabinde kurma kolunu ittirmesi ile silahın ateş aldığı, silahtan çıkan merminin olay yerinde bulunan davacının sağ dizinin 5 cm üzerine isabet ederek yaralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının uzman çavuş olarak görevli olduğu karargah binası içerisinde, askeri mahalle ve askeri hizmete hazırlık aşamasında ve aynı yerde görevli bir başka asker şahıs tarafından, görevine uygun olarak kendisine tahsis edilmiş olan silahtan çıkan mermi nedeniyle kaza sonucunda malul olduğu, malulüyetine neden olan olayın iş yerinde ve görevin bir parçası sayılabilecek göreve hazırlık esnasında meydana geldiği, hal böyle olunca, görev ile malulüyeti doğuran olay arasında nedensellik bağının bulunmadığından söz edilemeyeceği, diğer bir ifadeyle olayın askerlik hizmetinin neden ve etkisiyle meydana geldiğinin kabulü gerektiği sonucuna varıldığından, davacıya 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun vazife malullüğüne ilişkin hükümleri uyarınca aylık bağlanması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne, davanın reddine ilişkin temyize konu … İdari Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 25/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/3127, K. 2021/4964Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/3127 E.  ,  2021/4964 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/3127 Karar No : 2021/4964 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem : Ağrı ili Doğubeyazıt ilçesinde askerlik görevini ifa ederken 31/10/2009 tarihinde mayına basması nedeniyle yaralanan davacının, söz konusu maluliyetinin 3713 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilerek 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince Danıştay Onbirinci Dairesinin 10/09/2015 tarih ve E:2015/3410, K:2015/3967 sayılı usul yönünden bozma kararına uyularak verilen … tarih ve E:…, K:… kararla; memur ve kamu görevlilerinden görevlerini yapmalarından dolayı her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, sakatlanan, hastalanan veya hayatını kaybedenlerin 3713 sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinden, askerlik görevini yapmakta iken yaralanması terör eylemleri kapsamında olan davacının anılan Kanun hükmünden yararlandırılması yönündeki isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği; ilk defa aylığa hak kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra Sandığa başvurulması halinde geriye doğru beş yılllık aylık tutarının ödenmesinin gerektiği, bu süreyi aşan aylık tutarının Sandık lehine zamanaşımına uğrayacağı açık olduğundan, 31/10/2009 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle 01/10/2014 tarihinde yapılan başvurusundan geriye doğru beş yıllık zamanaşımı süresinin bulunmadığı görüldüğünden, davacının tazminat isteminin tamamına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının yaralanmasına neden olan olayın, talimatlara aykırı olarak, mevziyi terk etmesi suretiyle mayınlı sahaya girmesi nedeniyle meydana geldiği, aynı konuda açılan davada, davanın reddine karar verildiği ileri sürülerek, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, Ağrı Doğubayazıt Çetenli 1. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında piyade çavuş olarak askerlik görevini yapmakta iken 31/10/2009 tarihinde nöbet tuttuğu sırada, yakacak odun temin etmek maksadıyla daha önceden mayınlı olduğunu bildiği bölgeye girmek suretiyle mayına basması sonucu ayağından yaralanmıştır. Bu olay nedeniyle, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması istemiyle açılan dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının yaralanmasının kendisine tebliğ edilen emirler hilafına mayınlı bölgeye girmesinden ve yasak fiilleri yapmasından kaynaklandığı gerekçesiyle reddedilmiş; bu karar Askeri Yüksek İdare Mahkemesi …Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin de reddedilmesi suretiyle kesinleşmiştir. Davacı 01/10/2014 tarihli dilekçesiyle durumunun, 6353 sayılı Kanun'la değişik 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olduğundan bahisle, 2330 sayılı ve 3713 sayılı Kanun kapsamına alınması istemiyle başvurmuş, bu talebinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 27/10/2014 tarihli işlemiyle reddi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44. maddesinin birinci fıkrasında; her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere (malül) denileceği ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanacağı; 45. maddesinde de, malullüğün, iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden veya kurumların menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken o işten doğması halinde, bu malullüklere vazife malullüğü denileceği belirtilmiş; 48. maddesinde, vazife malullüklerinin, keyif verici içki ve her çeşit maddeleri kullanmaktan, kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiilleri yapmaktan, intihara teşebbüsten; her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında adi malullük hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "Vazife Malüllüğü Aylığı" başlıklı Onyedinci Kısmının 56. maddesinin birinci fıkrasında; "Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil) sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine, öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. 3497 sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun'un "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; T.C. Devleti kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması ile ilgili esas ve usulleri düzenlemektir. Bu Kanun, bu görevleri yerine getirecek Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve bu Komutanlık tarafından tefrik edilen birliklerle bu birliklerin emrine verilen veya desteğine tahsis olunan diğer birlikleri kapsar" hükmü yer almış; "Mali Hükümler" başlıklı 3. maddesinde, "Sınır birlikleri personeli, bu Kanunla verilen görevlerin ifası sırasında veya bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile, yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları veya yaralanmaları halinde haklarında 03/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır….." hükmüne yer verilmiştir. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olanların, bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; "Aylık bağlanması" başlıklı 4. maddesinde, bu Kanun kapsamına giren olaylar nedeniyle engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malüllüğü aylığı bağlanacağı ve ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıkların da % 25 artırılarak ödeneceği, ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığnının da dul ve yetimlerine intikal ettirileceği kurala bağlanmıştır. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve 6353 sayılı Kanun'la değişik "Yardım" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasınında, kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı; aynı fıkranın (h) bendinde, erbaş ve erlerden, terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya engelli hâle gelerek ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanların, 2330 sayılı Kanun'a göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan yararlanacağı; ikinci fıkrasında da, terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenlerin, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılacağı hükmü getirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, malüliyetin; görevin yapılması sırasında, görevin neden ve etkisinden doğması halinde, ilgilinin vazife malulü sayılması ilke olarak kabul edilmiş; ilgilinin vazife malülü sayılmaması sonucunu doğuran nedenler, diğer bir ifadeyle malüliyeti doğuran eylem ile görev arasındaki nedensellik bağını kaldıran haller ise, 5434 sayılı Kanun'un 48. maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiş, 3713 ve 2330 sayılı Kanunlarda da bu hususta düzenlemelere yer verilerek vazife malulü sayılan kişilere ve yakınlarına birtakım haklar tanınmıştır. Buna göre, uyuşmazlığın çözümünde; davacının 3713 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğinin tespitinden önce, davacının yaralanmasına neden olan olayın, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malullüğü kapsamına girip girmediğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Olayda; davacının emir ve talimatlara aykırı olarak mevziyi terk etmek suretiyle yasaklanmış mayınlı bölgeye girerek odun toplaması sebebiyle gerçekleşen maluliyetin, görevin neden ve etkisinden meydana gelmediğinin kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; görevi gereği tehlikeli olduğunu bilmesine rağmen ve kendisine tebliğ edilen emirlere aykırı hareket ederek, nöbet yerini terk etmek suretiyle mayınların bulunduğu alana giren davacının yaralanmasına neden olan olayın oluş biçimi dikkate alındığında, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malülü olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmış olup, vazife malülü kapsamına girmeyen yaralanma olayının, 3713 sayılı Kanun kapsamında da değerlendirilmesine imkan bulunmadığından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmemiştir KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile yoksun kaldığı mali haklarının davalı idareye başvurduğu tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 15/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hastalık veya arızanın meslek içinde değil, göreve başlamadan önce var olması durumunda kişi adi malul sayılır; bu durumda vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz.

Özel Araçla İşe Gidiş-Dönüşünde Kapsam Sınırı

5510 sayılı Kanun m. 47/1, işe gidip gelme sırasındaki kazayı yalnızca idaresince sağlanan taşıtla yapılan yolculukla sınırlandırmaktadır. Bu lafzi düzenleme karşısında kendi özel aracını kullanan sigortalının durumu söz konusu güvence kapsamına girmemektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791 sayılı kararında, nöbetini sona erdirip kendi özel aracıyla evine dönerken trafik kazasında hayatını kaybeden polis memuru için 5510 sayılı Kanun m. 47/1'deki idaresince sağlanan taşıt şartının gerçekleşmediğini ve vazife malullüğü koşullarının oluşmadığını hükme bağlamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2024/10540 E.  ,  2024/8791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/176 E., 2024/376 K. KARAR : Ret Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali, vazife malullüğünün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin eşi merhum polis memuru …’ın 26.06.2020 tarihinde görevi başında iken trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini, yapılan inceleme sonucu kurumun 01.07.2020 tarih 87075778-205.01.02-E.7730187 sayılı işlemi ile vazife malulü olmadığına ilişkin kararın tebliğ edildiğini, bu hususa ilişkin Ankara İdare Mahkemesi’nin 2020/1637 esas sayılı dosyası ile davalarının görevsizlik nedeni ile reddedildiğini, kazada diğer taraf …’in tam kusurlu bulunduğunu, Sivas 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/230–2021/1127 esas ve karar sayılı ilamı ile 4 yıl 26 gün hapis cezası verildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin eşinin her ne kadar kendi aracı ile kaza yapmış ise de aracını Emniyet Müdürlüğü işlerinde kullandığından ve görevi esnasında hayatını kaybettiğinden dolayı vazife malulü sayılması gerektiğini, SGK’nın vazife malulü kabul etmeyerek müvekkiline vazife malulü aylığı bağlanamayacağı yönündeki kararının 5510 sayılı Sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası kanununa aykırı olduğunu, 5510 sayılı Sosyal sigortalar ve sağlık sigortası Kanun'un 47 nci maddesinde; vazife malullükleri, keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan, Kanun'un tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan, yasak fiilleri yapmaktan, intihara teşebbüsten, her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlama veya zarar verme amacından, doğmuş olursa bunlara uğrayanlar hakkında vazife malullüğü hükümleri uygulanmaz” hükmünün yer aldığını, dava konusu kazada ise söz konusu madde içeriğinden anlaşılan olayların varlığından söz edilemeyeceğini, müteveffanın görevi esnasında çocuğunun hastalanması sebebi ile eve gitmek zorunda kaldığını, evden işyerine dönerken iş bu kazayı geçirdiğini, eve gitme işleminin amirinin sözlü rızası ile olduğunu, bu durumun emniyet raporunda sabit olduğunu, eylemin görev kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, AYİM’in 92/723 esas 93/149 karar sayılı ilamında; “KPDS sınavı için kıtasından izinli olarak ayrılan ve Ankara’ya giden sınav sonrası ise birliğine dönerken sivil otobüsün kaza yapması sonucu sakatlanan kişinin vazife maluliyeti hükümlerinden yararlanması gerektiği” yönündeki kararın davalarına emsal olduğunu, İzmir’de 2018 yılında görev yerine gitmek için karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden polis memuru …’in davasında Ankara 5. İş Mahkemesinin vazife maluliyetine karar verdiğinden ve SGK Emeklilik işlemleri daire başkanlığının 01.07.2020 tarih ve 87075778-205.01.02-E. 7730187 sayılı işlemin iptali ile müvekkili murisinin veefatı sebebiyle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanması ve müvekkili ve diğer mirasçılarının emeklilik ve diğer özlük haklarından bu şekilde yararlandırılması gerektiğinden bahisle, davalı SGK Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik İşlemleri Daire Başkanlığının vazife malulü sayılmama kararının iptaline, söz konusu olay neticesinde … …’ın vazife malulü (şehit) sayılmasının tespitine ve müvekkillerine vazife malullüğü aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: vazife malulü davalarında 5510 sayılı Kanun'a tabi kişilerde adli yargı, 5434 sayılı Kanun'a tabi kişilerde ise İdari Yargının görevli olduğunu, görevli Mahkemenin İdari yargı olduğunu, polis memuru … yönünden hangi Kanun'a tabi olduğunun belirlenmesi ve buna göre hüküm verilmesi gerektiğini, emeklilik sicil dosyasının tetkikinde Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan 14.05.2020 tarihli yazıları ekinde ilgilinin dul ve yetimlerine aylık bağlanmasına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi üzerine, 18.06.2020 tarihli işlem ile ilgilinin dul ve yetimlerine 15.05.2020 tarihinden itibaren dul yetim aylığı bağlandığını, daha sonra ilgilinin durumunun kurumlarının vazife malullüğü tespit kurulunca 26.06.2020 tarihinde 639 sayı ile incelendiğinde; “Emniyet Genel Müdürlüğü Sivas İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken 15.04.2020 tarihinde vefat eden …’ın 15.04.2020 tarihinde Ankara yolu üzerinde 24:00 – 08.00 saatleri arasında görevli olan gurupta bulunduğu, nöbetinin 24:00 – 01:15 saatleri arasında olduğu, ilgilinin nöbetinin bitmesi üzerine kıdemli baş polis memurundan yeni doğan bebeğinin ateşlenmesi sebebi ile izin istediği, ilgilinin aldığı izin üzerine kendi sevk ve idaresinde bulunan araç ile evine gitmek üzere iken saat 02:10 sıralarında başka bir araç ile çarpışma sonucu vefat ettiğini, vefat ettiği olayda fiilen görev başında olmadığını, ilgili hakkında 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin 1 inci fıkrasına göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına,” şeklinde karar verildiğini, söz konusu karara ilişkin 01.07.2020 tarihli yazı ile ilgilinin eşine bilgi verildiğini, ilgilinin izin almak suretiyle görevden ayrılıp kendi sevk ve idaresindeki araç ile evine gittiği sırada kazanın meydana gelmesi nedeniyle dul ve yetimleri hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına kanunen imkan bulunmadığı gibi bu hususta kurumlarınca yapılan işlemlerde her hangi bir yanlışlık ta bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2023 tarih, 2021/560 E., 2023/132 K. sayılı kararıyla; "…Somut olayda … polis memuru idare tarafından görevlendirilmiştir. Yani görev yeri bağlı olduğu idare tarafından belirlenmiştir. Dosya içinde bulunan kayıtlara göre … sigortalının 29.03.2020 tarih ve 55389951-1011759-(62415)/D22 sayılı Yol Arama ve Kontrolleri konulu talimat yazısı gereğince 15.04.2020 günü 00.00-08.00 saatleri arasında Sivas İl Merkezi girişindeki Ankara Uygulama Noktasında görevlendirildiği, … sigortalının ise süresinde görev yerinde olduğu anlaşılmıştır. … … sigortalının idare tarafından görevlendirildiği dosya kapsamıyla sabittir. Kaza görevlendirildiği güzergahta ve görev saatleri içinde gerçekleşmiştir. Bu kapsamda sunulan emsal kararlar ve kanun koyucunun 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 47 nci maddesinde benzer mahiyette düzenleme yapmış olması da gözetildiğinde; davacılar murisi sigortalının trafik kazası neticesi ölümünün 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi kapsamında vazife malullüğü olarak değerlendirilmesi gerektiğinin tespit edildiği" gerekçesiyle; "1-Davanın kabulü ile davalı SGK Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığının 01.07.2020 tarihli 87075778-205.01.02-E.7730187 sayılı işleminin iptali ile 15.04.2020 tarihinde görevli olduğu sırada geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vefat eden davacılar murisi …'ın vazife malulü sayılması gerektiğinin ve davacılara vazife malullüğü aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili, öncelikle davaya uygulanacak hukuk normu ile Mahkemenin görevli olup/olmadığını tespitinin yapılmasını, davanın esası ile ilgili olarak ise; davacılar murisi … sigortalının geçirmiş olduğu trafik kazasının görevi sırasında olmadığından davanın reddi gerektiğini istinaf konusu yapmıştır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2023 tarih ve E.2023/1719, K.2023/1514 sayılı kararı ile "… Dava dosyası içeriğine göre, davacılar murisi müteveffanın 11.06.2012 tarihinde polis memuru olarak İç İşleri Bakanlığında göreve başladığı, davacılar murisinin göreve başladığı tarihte 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa tabi olduğu ve emekliklik işlemleri ile ilgili olarak iş mahkemelerinin görevli olduğu açıktır. Zira 5510 sayılı Kanun'un 101 inci maddesine göre davacılar murisinin 5434 sayılı Kanun'a tabi çalışması bulunmadığından dava konusu olayda iş mahkemeleri görevlidir. Öte yandan davacılar murisi vefat eden polis memurunun kaza sırasında görev dönüşü kendi aracıyla seyahat ettiği dava dosyasında görülmüştür. Dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davacılar murisi vefat eden polis memurunun geçirmiş olduğu kaza neticesinde vazife malulü olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Bilindiği gibi iş kazalarının tespitinde öngörülen şartlar içine işçinin, işe yerine gidiş ve işin bitiminde eve dönüş sırasında meydana gelen trafik kazaları da dahildir. O halde davacılar murisinin geçirmiş olduğu kazanın işin dönüşü sırasında olmasından dolayı ilk derece mahkemesinin vefat eden polis memurunu vazife malulü saymasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353 üncü maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; … b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, … duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir. Bu halde incelenen kararın usûl ve esas yönlerden hukuka uygun olduğu anlaşılmış ve HMK'nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 28.03.2024 tarih ve E.2023/10244, K.2024/3375 sayılı kararında; "… Somut olayda, davacı murisinin polis memuru olarak 25.06.2012 tarihinde ilk atamasının yapıldığı, tüm dosya kapsamına göre murisin, olay günü 24:00-08:00 saatleri arasında görevli bulunmaktayken bebeğinin rahatsızlanması üzerine kıdemli baş polis memurundan izin alarak saat 01:15'te uygulama nöbetini bitirmesini müteakiben kendisine ait özel aracıyla evine dönerken trafik kazası geçirerek vefat ettiği, söz konusu durumun 03:15'te tutanak altına alındığı, Kurum tarafından verilen 26.06.2020 tarih ve 639 sayılı Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararıyla murisin vefatına neden olan olayın fiilen görevinin başında iken meydana gelmemesi nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasına göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına karar verilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla; davacı murisinin görevinin tutanağa göre saat 01:15 itibariyle sona erdiği, özel aracıyla evine giderken trafik kazası geçirmesi sonucunda meydana gelen vefat olayında vazife malullüğü şartlarının oluşmadığı dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup davanın reddine karar verilmelidir. " gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "… İhtilafın özü, davacıların eş ve babası polis memuru …’ın görevde iken çocuğunun rahatsızlığı nedeni ile izin almak suretiyle görevden ayrılıp kendi sevk ve idaresindeki araç ile evine gittiği sırada 26.06.2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle vazife malullüğü hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesidir. Davacı murisinin görevinin tutanağa göre saat 01:15 itibariyle sona erdiği, murisin özel aracıyla evine giderken trafik kazası geçirmesi sonucunda meydana gelen vefat olayında vazife malullüğü şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak davanın reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, olayın oluş şeklinin Yargıtay bozma ilamında belirtildiği şekilde meydana gelmediğini, olayın davacının görev yerinden eve giderken değil, evden görev yerine dönerken meydana geldiğini, ölüme sebebiyet veren trafik kazasının bu sırada meydana geldiğini, hatalı inceleme ile davanın reddine karar verildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vazife malullüğünün tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371; 2926 sayılı Kanun'un 2, 3, 6, 9 ve 10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 47 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle temyiz dilekçesinde belirtildiği şekilde trafik kazasının evden görev yerine dönerken meydana gelmiş olsa dahi ölenin kaza sırasında kendi aracını kullanması, bu nedenle 5510 sayılı Kanunun 13 ve 47 nci maddeleri kapsamında "sigortalıların, idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında" şartının sağlanmamış olması karşısında; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Harp Malulü Statüsü ve Kapsamı

5510 sayılı Kanun m. 47, harp malulü statüsünü subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er ile TSK'ca görevlendirilen 4/1-(c) kapsamındaki sigortalılar için düzenlemektedir. Harp malulü sayılmanın koşulları şunlardır: harpte fiilen ateş altında malul olma; harp bölgelerindeki harekât ve hizmetler sırasında ya da bu hizmetlerin etkisiyle malul olma; her çeşit düşman silahının etkisiyle malul olma; askeri harekâtı gerektiren iç tedip ve sınır hareketleri sırasında malul olma; görevli uçuş veya dalış sırasında malul olma; Anayasa m. 92 ya da uluslararası sözleşmeler çerçevesinde yabancı ülkelerde yürütülen görev sırasında malul olma.

Harp malullerine aylık bağlanmasında rütbe ve kademe kuralı, personel grubuna göre farklılaşmaktadır. 5510 sayılı Kanun m. 47/9 uyarınca; uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/erlere bulundukları kademenin üç ilerisindeki kademe, uzman jandarmalara bulundukları rütbenin bir üst rütbesinin aynı kademesi, astsubaylar ile yarbay rütbesine kadar (yarbay hariç) subaylara bir üst rütbenin aynı kademesi esas alınmaktadır. Yarbaylara albay, albaylara kıdemli albay, kıdemli albay ile general ve amirallere bir üst rütbe; 4/1-(c) kapsamındaki diğer sigortalılar için ise bir üst derece veya kademe karşılığı prime esas kazanç üzerinden hesaplama yapılır. Bu ayrımlı düzenleme, harp malulü aylığını sıradan vazife malullüğü aylığının belirgin biçimde üzerine çıkarmaktadır.

Bunun yanı sıra harp malullerine malullük derecesine göre ayrıca harp malullüğü zammı ödenir; bu zam, 5510 sayılı Kanun m. 47/10'da belirlenen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısıyla çarpılması yoluyla hesaplanır. Katsayı her yıl değiştiğinden fiili tutar güncel değere göre belirlenir. 5510 sayılı Kanun m. 47/11 uyarınca, bir harekâtın başarıyla sonuçlanmasını şahsen sağladığı ve örnek cesaret gösterdiği sırada maluliyete uğradığı sıralı üstlerince usulüne göre saptanan TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları ile TSK'ca görevlendirilen sivil görevlilere, Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi ve ilgili Bakanın onayıyla harp malullüğü zamları yüzde yirmi beş fazlasıyla bağlanır.

TSK Personeline Özgü Düzenlemeler

TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin malul hale gelip gelmediği, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında belirlenmektedir. Bu yönetmelikteki sağlık standartlarını artık karşılayamayan personel, malullük tespiti için yetkili sağlık kuruluna sevk edilir.

İç güvenlik veya istihbarat görevi ifa eden kamu kurum ve kuruluşlarınca yürütülen uçuş veya dalış hizmetleri sırasında malul olanlar ya da hayatlarını kaybedenler hakkında 5510 sayılı Kanun m. 47'deki sekizinci fıkranın (e) bendi kapsamındaki hükümler uygulanır. Kamu görevlilerinin terör eylemleriyle karşılaşması durumunda ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 21/1 uyarınca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri devreye girebilmektedir. Ancak bu güvenceden yararlanabilmek için olayın 3713 sayılı Kanun m. 1'de tanımlanan terör kapsamına girmesi gerekmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/12976, K. 2024/7256 sayılı kararında, asayiş yol denetimi sırasında kontrolünü kaybeden bir aracın çarpması sonucu yaralanan jandarma personelinin olayını terör kapsamında değerlendirmenin mümkün olmadığını belirterek ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin kabulüne yönelik kararı bozmuştur. Her olay bakımından olayın 3713 sayılı Kanun m. 1 kapsamına girip girmediğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.

3713 sayılı TERÖRLE MÜCADELE KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – (…)[15] kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. [16] Ayrıca; a) (Değişik: 28/2/1995 – 4082/6 md.) Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların terör nedeniyle öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir. b) (Değişik birinci ve ikinci cümle: 15/8/2017-KHK-694/86 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/82 md.) Yurtiçinde veya yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta iken malul olanların kendileri, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri, 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanununda gösterilen özel tahsisli konutlarda oturanlar hariç olmak üzere, herhangi bir kira bedeli alınmaksızın on yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam edebilirler. Kamu konutundan çıkacaklar ile kamu konutundan yararlanmayanlar ve özel tahsisli konutlarda oturanların istekleri halinde ikametgâh olarak kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedeli on yıl süre ile Devletçe karşılanır; ancak kamu konutlarından kira ödemeksizin yararlanılan süre, kira yardımından yararlanılan süreden düşülür. Yurtdışındaki özel tahsisli konutlarda oturanların yurtdışı kira bedelleri de istekleri halinde bir yıl süre ile Devletçe karşılanır. (Ek cümleler: 4/7/2012-6353/75 md.) Bütün hak sahipleri adına bir konut için yapılacak aylık kira yardımının üst limiti ile ödeme usul ve esasları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir. Bu Kanun hükümlerine göre aylık alan maluller ile hayatını kaybedenlerin dul ve yetimlerine yapılan gayrimenkul hibeleri veraset ve intikal vergisinden, devir işlemleri harçlarından ve döner sermaye ücretlerinden ve bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kağıtlar için tahakkuk edecek damga vergisinden müstesnadır. Bu gayrimenkullerin maliyet bedellerinin tamamı bunları hibe edenler tarafından 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi ve 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesi kapsamında dönem gelirinden veya kurum kazancından indirilebilir. c) (Mülga: 12/7/2013-6495/102 md.) d) (Mülga: 12/7/2013-6495/102 md.) e) (Ek: 28/2/1995 – 4082/6 md.; Değişik: 29/6/2006-5532/15 md.) Malûl olanlar ile ölenlerin dul ve yetimleri, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığınca kendilerine verilen tanıtım kartlarını ibraz etmeleri durumunda, kamu kurum ve kuruluşlarına ait bütün hastanelerde muayene ve tedavi edilirler. Bunların her türlü tedavi giderleri; ilgililerin herhangi bir kamu kurumu veya kuruluşunda çalışmaları halinde bu kurum veya kuruluşça, emekli, yaşlılık, malûllük veya dul ve yetim aylığı almaları halinde bağlı bulundukları sosyal güvenlik kurumunca, herhangi bir kuruma tâbi olarak çalışmamaları, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında aylık alanlar hariç emekli, yaşlılık, malûllük veya dul ve yetim aylığı almamaları durumunda Millî Savunma veya İçişleri Bakanlığınca karşılanır. Malûl olanların eksilen vücut organları, yurt içi veya yurt dışında en son teknik usûllere göre yapılması mümkün sunileriyle tamamlatılır ve gerekirse tamir ettirilir veya yenisi yaptırılır. f) (Ek: 28/2/1995 – 4082/6 md.) Yurtiçinde tedavileri mümkün olmayanlar, yetkili sağlık kuruluşlarının raporlarına istinaden yurtdışında(…)[17]. g) (Ek: 28/2/1995-4082/6 md.) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz olanlar ile kimsesizler, kamu kurum ve kuruluşlarına ait, bunlar bulunmadığı takdirde özel rehabilitasyon ve bakım merkezleri, yurtlar ve huzurevlerinde parasız olarak veya masrafları devlet tarafından karşılanmak üzere barındırılır, baktırılır (…)[18]. h) (Değişik: 4/7/2012-6353/75 md.) Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya engelli hâle gelerek ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanlar, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır. Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır. Bu fıkra kapsamında er ve erbaşlar için bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesindeki “Memur” unvanlı kadrolarda bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamaz ve bunlar için 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre yapılacak yükseltmelerde aynı unvan ve derece başlangıç olarak esas alınır ve derece yükselmelerinde kadro şartı aranmaksızın yüksek öğrenim mezunu gibi işlem yapılır. [19] ı) (Ek: 13/11/1995 – 4131/1 md.; Mülga: 3/10/2016-KHK-676/89 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/72 md.) i) (Ek: 4/7/2012-6353/75 md.; Değişik: 2/1/2017-KHK-680/64 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/63 md.) Yedek subay ve yedek astsubay okulu öğrencileri, harp okulları ve astsubay meslek yüksekokullarında okuyanlar, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi fakülte ve yüksekokullarında okuyanlar, üniversitelerin fakülte ve yüksekokullarında Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı adına öğrenim görenler ya da kendi hesabına öğrenim görmekte iken Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına okumaya devam edenler, Polis Akademisi ile Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde veya üniversitelerin fakülte ve yüksekokullarında Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına öğrenim görenler veya kendi hesabına öğrenim görmekte iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına öğrenim görmeye devam edenler, Emniyet Genel Müdürlüğü veya Millî İstihbarat Teşkilatı hesabına açılan okullarda öğrenim görenler ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı veya Emniyet Genel Müdürlüğü adına öğrenim görmek üzere temel ve intibak eğitimine tabi tutulanlardan; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılmamış olup bu öğrenimleri veya eğitimleri nedeniyle bu Kanun kapsamındaki terör eylemlerinde hedef alınarak hayatını kaybedenler ile yaralanan veya engelli hâle gelenlerden ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanların kendileri, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır. Yukarıda sayılanlardan aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır.[20] j) (Ek: 4/7/2012-6353/75 md.) Terör eyleminin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı olanlar bu faaliyetlerinden dolayı hayatını kaybettikleri, yaralandıkları veya engelli hâle geldikleri; ilgili valinin teklifi üzerine Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanan sivillerden Sosyal Güvenlik Kurumunca ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanların kendileri, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır. Yukarıda sayılanlardan aynı sebeplerle hayatını kaybedenlerin veya bu fıkra kapsamında malul olması sebebiyle aylık almakta iken hayatını kaybedenlerin dul aylığına müstehak eşi, ana ve babaları ile yetim aylığına müstehak çocukları 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c) ve (d) bendindeki haklardan yararlandırılır.[21][22] (Ek fıkra: 4/7/2012-6353/75 md.) Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır.[23] (Ek fıkra: 4/7/2012-6353/75 md.) Birinci fıkranın (h), (i) ve (j) bentlerinde belirtilenlerden bu Kanun kapsamındaki olaylar sebebiyle yaralananlar, tedavileri sonuçlanıncaya veya maluliyetleri kesinleşinceye kadar geçen süre içinde 5510 sayılı Kanuna göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan, aynı sebeplerle tedavi gören malul kamu görevlilerine ilişkin hükümler çerçevesinde yararlandırılır. Erbaş ve erler için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan tedaviler hariç, bu kapsamda yapılacak giderlerin tamamı; ilgililerin genel sağlık sigortalısı olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Ancak, bu kişilerden 5510 sayılı Kanuna göre genel sağlık sigortası kapsamında yer almayanlar için, Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılmış olan giderler, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından; erbaş ve erler için ilgisine göre Millî Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, diğerleri için Maliye Bakanlığından tahsil olunur. Kendilerine aylık bağlanan dul ve yetimler; ilgili sosyal güvenlik kurumları mevzuatı gereği aylıklarının kesilmesi halinde, bu madde ile verilen diğer haklardan da yararlanamazlar. Terörden zarar gören diğer kişilere yardım

Aylık Hesabı

5510 sayılı Kanun m. 47/7 uyarınca vazife malullüğü aylığı şu şekilde hesaplanır: sigortalının itibari hizmet süreleri eklenerek bulunan prim ödeme gün sayısı toplamı 10.800 güne kadar olanlara 10.800 gün üzerinden; 10.800 günü aşanlara ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden, en son prime esas kazanç esas alınmak suretiyle 5510 sayılı Kanun m. 29'a göre hesaplanan aylığa malullük derecesine göre ayrıca zam yapılarak aylık bağlanır. Zam oranları 5510 sayılı Kanun m. 47/7'de şu şekilde belirlenmiştir: birinci derece yüzde otuz, ikinci derece yüzde yirmi üç, üçüncü derece yüzde on beş, dördüncü derece yüzde yedi, beşinci derece yüzde üç, altıncı derece yüzde iki.

5510 sayılı Kanun m. 47 gereğince bu maddeye göre bağlanacak vazife veya harp malullüğü aylıkları, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emsali iştirakçiye bağlanacak aylıktan az olamaz.

Bildirim Yükümlülüğü ve Aylık Başlangıç Tarihi

5510 sayılı Kanun m. 47/3 uyarınca kamu idareleri, vazife malullüğüne sebep olan olayı yetkili kolluk kuvvetlerine veya kendi mevzuatına göre yetkili mercilere derhal, SGK'ya ise en geç on beş iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Sigortalılar veya hak sahipleri de aynı süre içinde SGK'ya bildirimde bulunabilir; bu durum kamu idaresinin bildirim sorumluluğunu kural olarak ortadan kaldırmaz.

Bildirim süresinin başlangıcı olayın türüne göre farklılık gösterir. 5510 sayılı Kanun m. 47/4'e göre genel kural olarak olayın meydana geldiği tarih; hastalık halinde, tedavinin imkânsız olduğuna dair kesin raporun onay tarihi; esirlik veya gaiplik halinde ise bu hallerin sona erdiği tarih esas alınır.

5510 sayılı Kanun m. 47/5 uyarınca süresi içinde bildirilen vazife malullüğü aylıkları, sigortalının ölüm ya da maluliyeti sebebiyle göreviyle ilişiğinin kesildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren bağlanır. Harp malulleri ile 2330 sayılı Kanun'a ya da 5434 sayılı Kanun m. 56'ya göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına gerek kalmaksızın, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.

Vazife malullüğü süresi içinde bildirilmezse, sonradan yapılan bildirim üzerine belgelenmesi ve hak kazanılmış olması koşuluyla 5510 sayılı Kanun'un zamanaşımı hükümleri dikkate alınarak aylık bağlanır ya da bağlanmış aylıklar düzeltilir. Bildirim tarihine kadar birikmiş aylık farkları SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.

Zamanaşımı

5510 sayılı Kanun m. 97/1 uyarınca iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. SGK'ya müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında ise bu beş yıllık süre uygulanmaz.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 97Kaynağı aç
MADDE 97- Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar. (Mülga son cümle: 17/4/2008-5754/57 md.)[177] Kuruma müracaat etmemenin haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre ispat edenler hakkında, yukarıdaki hükümler uygulanmaz. Kısa vadeli sigorta kollarından ve ölüm sigortasından kazanılan diğer haklar, hakkın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse düşer. Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklarını tahakkuk ettirildiği tarihlerden itibaren aralıksız on iki ay sonuna kadar tahsil etmeyenlerin gelir ve aylıkları, gelir ve aylık bağlanma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacıyla durdurulur.[178] Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin alacakları, hakkı doğuran olayın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrar, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren ise beş yıl sonunda düşer. Sigortalılar ile bunların hak sahiplerinin, genel sağlık sigortalıları ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, bu Kanunun uygulanması bakımından hak ettikleri alacaklarının süresi içinde ödenememesi halinde, avans verilmesine Kurum yetkilidir. (Değişik yedinci fıkra: 18/2/2009-5838/2 md.) Sağlık hizmeti sunucuları, sunmuş oldukları hizmetlere ilişkin bir ay içinde düzenledikleri fatura ve eki belgeleri izleyen ayın onbeşine kadar Kuruma teslim ederler. Fatura teslim tarihi; süresi içinde teslim edilen faturalar için teslim edildiği ayın onbeşinci günü, süresi içinde teslim edilmeyen faturalar için ise teslim edildiği ayı takip eden ayın onbeşinci günü olarak kabul edilir. Fatura bedelinin tamamı, fatura teslim tarihinden itibaren, altmış gün içinde, sağlık hizmet sunucularına avans olarak ödenir. Fatura ve eki belgeler, fatura teslim tarihinden itibaren üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır. İnceleme süresinin takip eden mali yıla sirayet etmesi durumunda, avans artıkları hakkında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 35 inci maddesindeki akreditiflere ilişkin hükümler uygulanır. (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/57 md.) 66 ncı madde gereği sağlanan sağlık hizmetlerinin bedelleri için, yurt dışında bulunan sağlık hizmet sunucusunun talebi halinde, sağlık hizmetinin sunumundan önce de avans ödenebilir. Ücretlerden kesinti yapılmaması, özel sigortalara ilişkin hükümler ve sosyal güvenlik sözleşmelerinin yürütülmesi

Hak Sahiplerine Aylık ve Diğer Ödenekler

Vazife malullüğü aylığı almakta iken ya da bağlanması gerekirken ölen sigortalının hak sahiplerine, harp malullüğü zammı da dahil olmak üzere prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Bu aylık 5510 sayılı Kanun m. 34 ve 35 hükümlerine göre belirlenir; ayrıca m. 37 uyarınca cenaze ve evlenme ödeneği de hak sahiplerine verilir.

Yeniden Çalışma Halinde Aylığın Durumu

Vazife malullüğü aylığı bağlananlardan 4/1-(c) bendi kapsamında yeniden kamu görevine başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir. Bu kişiler hakkında uzun vadeli sigorta kolları uygulanmaya devam eder. Söz konusu kesim kuralı, 5510 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla uygulanır.

Görevli Yargı Yolu

5510 sayılı Kanun kapsamında yalnızca bu kanun döneminde sigortalı olan kamu görevlileri için vazife malullüğüne ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargı, yani iş mahkemeleri görevlidir. Sigortalının 5434 sayılı Kanun kapsamında da çalışması bulunuyorsa idari yargı görevli olabilmekte; bu ayrımın bireysel sicile göre yapılması gerekmektedir. 1 Ekim 2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olan kamu görevlileri hakkında tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde kabul edilmekte ve bu uyuşmazlıklar idari yargıda görülmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Vazife malullüğü ile adi maluliyet arasındaki fark nedir?

Vazife malullüğünde maluliyet, kamu görevinin yürütülmesiyle nedensellik bağı içinde ortaya çıkar ve 5510 sayılı Kanun m. 47'nin aradığı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Adi maluliyette ise hastalık veya arıza göreve başlamadan önce vardır ya da görevle herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır. Göreve başlamadan önce var olan sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale gelenler adi malul sayılır ve vazife malullüğü hükümleri bu kişilere uygulanmaz.

Kendi arabamla işe giderken kaza geçirirsem vazife malulü sayılır mıyım?

5510 sayılı Kanun m. 47/1, işe gidiş-dönüş güvencesini yalnızca idaresince sağlanan taşıtla yapılan yolculukla sınırlandırmaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/10540, K. 2024/8791 sayılı kararında, özel araç kullanımı nedeniyle bu şartın gerçekleşmediğini ve vazife malullüğü koşullarının oluşmadığını hükme bağlamıştır.

Vazife malullüğü aylığına hangi oranlarda zam yapılır?

5510 sayılı Kanun m. 47/7'ye göre zam oranları malullük derecesine göre belirlenir: birinci derece yüzde otuz, ikinci derece yüzde yirmi üç, üçüncü derece yüzde on beş, dördüncü derece yüzde yedi, beşinci derece yüzde üç, altıncı derece yüzde iki. Bu zam, temel aylık hesabına eklenir.

Bildirim süresini kaçırırsam aylık hakkı düşer mi?

Hayır, hak düşmez. Süresinde bildirim yapılmayan vakalarda 5510 sayılı Kanun'un zamanaşımı hükümleri devreye girer. Sonradan yapılan bildirim üzerine vazife malullüğü belgelenip hak kazanılmışsa aylık bağlanabilir ya da bağlanmış aylıklar düzeltilebilir; ancak bildirim tarihine kadar birikmiş farklar SGK tarafından ilgili kamu idaresine ödettirilir.

Harp malulü ile vazife malulü arasındaki aylık farkı ne anlama gelir?

Harp malullerine aylık hesaplanırken rütbe veya kademe kuralı kişi grubuna göre farklılaşır: uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş/erlere üç ileri kademe, uzman jandarmalar ile astsubaylar ve yarbay altı subaylara bir üst rütbenin aynı kademesi, yarbaydan general/amirale uzanan rütbeler için ise kanunda ayrıca belirlenen üst rütbe esas alınır. Bu yöntem aylığı sıradan vazife malullüğü aylığının üzerine çıkarır. Bunun yanı sıra harp malulüne ayrıca harp malullüğü zammı da ödenir.

Geriye dönük aylık talebinde zamanaşımı süresi ne kadardır?

5510 sayılı Kanun m. 97/1 uyarınca vazife malullüğüne bağlanan gelir ve aylıkların hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde talep edilmemesi halinde zamanaşımı gerçekleşir. Kuruma başvurulmamasının haklı bir nedene dayandığı genel hükümlere göre ispat edilirse bu süre uygulanmaz.

Vazife malullüğünde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanır mı?

Evet. Vazife malullüğü aylığı almakta iken ya da bağlanması gerekirken ölen sigortalının hak sahiplerine, prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın ölüm aylığı bağlanır. Harp malullüğü zammı da bu aylığa dahil edilir. Ayrıca cenaze ve evlenme ödeneği de hak sahiplerine verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu