Vasiyetnamenin İptali Davası Şartları ve Hükümleri

by Avukat Erdal Ersoy
Vasiyetnamenin İptali Davası Şartları ve Hükümleri

Vasiyetnamenin iptali davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesinde sınırlı olarak sayılan hukuki sebeplere dayanılarak ölüme bağlı bir tasarrufun iptali talebiyle açılır. Kanunda öngörülen bu sebepler haricinde ölüme bağlı bir tasarrufun iptali mahkemeden istenemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 557Kaynağı aç
Madde 557- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: 1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa. II. Dava hakkı

Kanunda Sayılan İptal Sebepleri

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesine göre ölüme bağlı bir tasarrufun iptali davası kanunda sınırlı olarak sayılan dört sebebe dayanır. Bu sebepler mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada tasarrufun yapılmış olması; tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılması; tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması ve tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmasıdır.

Tasarruf Ehliyeti ve Ayırt Etme Gücünün İncelenmesi

Vasiyetname düzenleyebilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip bulunması ve on beş yaşını doldurmuş olması şarttır. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan ergin bireyler ile on beş yaşını doldurmuş ayırt etme gücü bulunan kişiler tasarruf ehliyetine sahiptir. Vasiyetname düzenleyen kişinin tasarrufunu kendi hür iradesiyle hazırlamış olması gerekir.

Mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği esnada yaşlılık veya zihinsel rahatsızlıklar sebebiyle ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla mahkemece tıbbi raporlardan yararlanılabilir. Mahkeme bu raporlar doğrultusunda tasarruf anındaki ehliyet durumunu değerlendirerek karar verir.

Resmî Vasiyetnamede Şekil Kuralları ve Tanıkların Durumu

Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini, hem de vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve mirasbırakanın vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 535Kaynağı aç
Madde 535- Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. e. Düzenlemeye katılma yasağı

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2012/23428 Esas ve 2013/2830 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, okur yazar olmayan kişilere ilişkin resmi vasiyetname tanziminde tanıkların mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını belirtmeksizin imza atmış olmaları şekil eksikliği oluşturur. Kanunda öngörülen bu şekil şartına uyulmaması Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesi uyarınca vasiyetnamenin iptalini gerektirir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/23428, K. 2013/2830Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/23428 E.  ,  2013/2830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde vasiyetnamenin ve ölünceye kadar bakma aktinin muvazaa nedeniyle iptali veya tenkisi istenilmiştir. Mahkemece tenkis davasının kabulü, diğer taleplerin reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacılar, tarafların ortak murisi ….'ın 12.12.2004 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında 20.12.1990 tarihinde düzenlettirdiği resmi vasiyetname ile bir kısım taşınmazlarını davalılara vasiyet ettiğini, ehliyet ve şekil yönünden vasiyetnamenin geçerli olmadığını, murisin baskı altında vasiyette bulunduğunu, yine murisin ölünceye kadar bakma akti ile muhtelif taşınmazlarını ise davalılardan ….'a ölünceye kadar bakma aktiyle verdiğini, bununda diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, hatta murisin kendisine bakılmadığından bahisle sözleşmenin iptali için dava açtığını belirterek; öncelikle vasiyetname ve ölünceye kadar bakma aktinin iptaline karar verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde tapu kayıtlarının saklı payları oranında iptali ile adlarına tesciline, bedele hükmedilmesi halinde ise tenkis bedelinin yasal faiziyle birlikte tahsilini istemişlerdir. Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, tenkis davasının kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen hüküm 16.Hukuk Dairesinin 20.09.2011 tarih ve 2011/4682 E. – 2011/4469 sayılı kararı ile “hükmün gerekçesinde vasiyetnamenin ve ölünceye kadar bakma aktinin iptali davalarının reddi gerektiği konusunda değerlendirme yapılmış ise de hüküm fıkrasında anılan davalarla ilgili hüküm kurulmayarak çelişki yaratıldığı (HUMK. 388)” belirterek bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak, vasiyetnamenin iptali talebinin murisin akıl sağlığı yerinde olduğundan, ölünceye kadar bakma aktinin iptalinin ise bakım ve gözetim amacıyla yapıldığı, mal kaçırma kastı bulunmadığı belirtilerek reddine karar verilmiş, tenkis talebinin ise kabulüne hükmedilmiştir. Hükmü,davacılar vekili temyiz etmektedir. Davada 20.12.1990 tarihli resmi vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Vasiyetname, okur – yazar olmayanlara ilişkin vasiyetname şeklinde düzenlenmiştir. (TMK. 535 md.) Buna göre; (TMK. 535/2 fıkrası); “Tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar” Dava konusu vasiyetname düzenlenirken tanıklar, “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” beyan etmemişlerdir. Tanıkların TMK.nun 534/2. maddesinde öngörüldüğü şekilde beyanı alınmaksızın işlem yapılmakla vasiyetname bu haliyle kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmemiştir. Mahkemece, vasiyetnamenin iptali talebinin kabulü gerekirken yazılı şekilde tenkise karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, vasiyetnameye konu taşınmazlar dışında kalan birkısım taşınmazları içeren ölünceye kadar bakma aktinin iptaline ilişkin davanın tefriki ile vasiyetnamenin iptali talebinin kabulü hakkında hüküm kurmak olmalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İptal Sebebi Sayılmayan Haller ve Hukuki Yarar Şartı

Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesindeki iptal nedenleri sınırlı niteliktedir ve bu hüküm dışında bir nedenle vasiyetnamenin iptali talep edilemez. Lehine vasiyet yapılan kişinin mirasbırakandan önce vefat etmiş olması maddede sayılan iptal sebepleri arasında bulunmadığından vasiyetnamenin iptaline dayanak yapılamaz. Bu durum ancak vasiyetnamenin tenfizi davasında itiraz olarak ileri sürülebilir ve vasiyet alacaklısının önceden ölümü olgusuna dayanılarak açılan iptal davası hukuki yarar yokluğundan reddedilir.

Vasiyetname konusu taşınmazın mirasbırakanın sağlığında ortaklığın giderilmesi kararıyla satılmış olması ifa imkânsızlığı doğurmakla birlikte Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesinde sınırlı sayılan iptal sebeplerinden biri değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/611 Esas ve 2013/2555 Karar sayılı ilamına göre, mirasbırakanın iradesi dışında paydaşların katılımıyla gerçekleşen satış vasiyetnameden rücu niteliği taşımaz. Bu tür ifa imkânsızlığı iddiaları iptal davasının konusu olmayıp, Türk Medeni Kanunu'nun 600. maddesi çerçevesinde vasiyet alacaklısının açacağı vasiyetnamenin yerine getirilmesi davasında dikkate alınabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/611, K. 2013/2555Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/611 E.  ,  2013/2555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacılar dava dilekçesinde, davacılar ile davalının annesi muris ….'nın 05.05.1993 tarihinde düzenlediği vasiyetname ile 1825 parseldeki 20/120 payını davacı kızlarına, 4 parseldeki ev ve dükkanın ½ sinin davalı oğlu Aydoğan'a, diğer ½ sinin davacı kızlarına vasiyet ettiğini, vasiyetnameye konu 1825 parseldeki taşınmazın murisin sağlığında ortaklığın giderilmesi davası sonucunda satıldığını, bu şekilde vasiyetnameden dönüldüğünü belirterek 05.05.1993 tarihli vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında, 1825 parselin murisin kendi iradesi ile satılmadığını, diğer paydaşların sattığını beyan etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile vasiyetnameye konu taşınmazın satılması nedeniyle murisin sonradan yaptığı tasarruf ile vasiyetnameden döndüğünden bahisle 05.05.1993 tarihli vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Dava konusu 05.05.1993 tarihli vasiyetname ile muris…., 1825 parseldeki 20/120 payı davacı kızları …'a, 4 parseldeki taşınmazın ½ sini davacı kızlarına, ½ sini ise davalı oğluna vasiyet etmiş, Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.10.2009 tarihli kararı ile “Vasiyetnamenin okunması” na karar verildiği anlaşılmaktadır. …. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24.03.1999 tarih, 1998/171 Esas- 1999/98 Karar sayılı ilamı ile 1825 parselin ortaklarından dava dışı ….. tarafından, 20/120 payı bulunan davacıların murisi…. ile diğer hissedarlar aleyhine açılan “Ortaklığın Giderilmesi” davası sonucunda, mahkemece; taşınmazın satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, 2001/7 sayılı satış dosyası ile 11.07.2002 tarihinde satılarak muris …..nın payına düşen bedel 01.08.2002 tarihinde murise ödenmiş, muris ise bu tarihten sonra 26.06.2009 tarihinde vefat etmiştir. TMK'nun 557.maddesinde “ölüme bağlı tasarrufların iptali” sebepleri sıralanmıştır. Maddede vasiyetname konusu taşınmazın satışı hususunun vasiyetnamenin iptalini gerektirdiği belirtilmemiştir. Vasiyetnameye konu taşınmazlardan bir tanesinin murisin sağlığında satılmış olması o taşınmaz yönünden ifa imkanının bulunmadığını gösterir. TMK'nun 557.maddesinde sınırlı bir şekilde sayılan iptal sebeplerinden, ifa imkansızlığı, vasiyetnamenin iptali sebebi değildir. Kaldı ki, muris ….'nın iradesi dışında diğer paydaşların katılması ile 1825 parselin satışı gerçekleşmiş olduğundan bu husus vasiyetnameden rücu niteliğinde değildir. Ancak, TMK'nun 600.maddesi kapsamında "vasiyetnamenin yerine getirilmesi" davasında gözönünde tutulur. Bu durumda yukarıda belirtilen nedenlerle, mahkemece; 1825 parsel yönünden vasiyetnamenin ifa imkanının bulunmama sebebinin vasiyetnamenin iptal nedeni oluşturmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 600Kaynağı aç
Madde 600- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur. Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir. 2. Özel durumlar

Davanın Tarafları ve İptal Kararının Hükmü

Vasiyetnamenin iptali davasında davacı sıfatı, vasiyetnamenin iptalinde menfaati bulunan mirasçılar ile diğer vasiyet alacaklılarına aittir. Davalı taraf ise vasiyetname uyarınca kendilerine menfaat sağlanan ve davacılar aleyhine hak kazanan kişilerdir.

Vasiyetnamenin iptali davası sonucunda verilen karar yalnızca hak kaybına uğradığı iddiasıyla dava açan mirasçılar yönünden hüküm ve sonuç doğurur. Vasiyetnamenin iptali talebinde bulunmayan mirasçılar bakımından ise mirasbırakanın belirlediği tasarruf ve paylaşım esasları geçerliliğini korur.

Görevli Mahkeme ve Hak Düşürücü Süreye İlişkin İstisna

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın yerleşim yeri mahkemesidir.

Vasiyet alacaklısının vasiyetin ifasını talep etmek amacıyla dava açması halinde, kanunda öngörülen hak düşürücü süreler geçmiş olsa dahi vasiyetnamenin iptali ileri sürülebilir. Bu imkânın doğabilmesi için vasiyete konu taşınmaz veya hakkın ifasının daha önce gerçekleştirilmemiş olması şarttır.

Vasiyetnamenin iptali davası açmayan mirasçılar karardan yararlanabilir mi?

Vasiyetnamenin iptali kararı yalnızca iptal talebiyle dava açan mirasçılar yönünden sonuç doğurur; davada yer almayan mirasçılar bakımından mirasbırakanın yaptığı tasarruf geçerliliğini sürdürür.

Lehine vasiyet yapılan kişinin önceden ölümü vasiyetnameyi iptal ettirir mi?

Lehine vasiyet yapılan kişinin mirasbırakandan önce vefat etmesi Türk Medeni Kanunu'nun 557. maddesinde sınırlı sayılan iptal sebepleri arasında yer almadığından vasiyetnamenin iptali istenemez ve bu gerekçeyle açılan dava hukuki yarar yokluğundan reddedilir.

Hak düşürücü süre dolduktan sonra vasiyetnamenin iptali istenebilir mi?

Vasiyet alacaklısının vasiyetin ifasını talep ettiği davada, tasarruf konusu mal veya hak daha önce ifa edilmemiş olmak kaydıyla hak düşürücü süreler geçmiş olsa bile vasiyetnamenin iptali ileri sürülebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu