Kötü Niyetli Mirasın Reddinde Alacaklı Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Kötü Niyetli Mirasın Reddinde Alacaklı Hakları

Mirasın Reddinin İptali Davası ve Koşulları

Kendi borçlarını karşılamaya yetecek düzeyde malvarlığı bulunmayan bir mirasçının alacaklılarını zarara uğratma kastıyla miras payından feragat ederek mirası reddetmesi durumunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 617/1 uyarınca yasal koruma sağlanır. Borçlu mirasçı tarafından alacaklı tarafa yeterli nitelikte bir teminat gösterilmediği sürece, alacaklılar veya borçlunun iflâs idaresi ret tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre içerisinde mirasın reddinin iptali davası açma hakkına sahiptir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 617Kaynağı aç
Madde 617- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir. VIII. Ret hâlinde sorumluluk

Mirasın reddinin kötü niyetli yapıldığının tespiti hâlinde mahkemece iptal kararı verilerek borçlu mirasçıya murisinden kalacak malvarlığından alacağın tahsil edilmesi imkânı doğacağından, alacaklının mirasın reddinin iptalini talep etmesinde hukuki yararı vardır.

Mirasçının Alacaklıları ile Murisin Alacaklıları Arasındaki Kanuni Ayrım

Türk Medeni Kanunu sistematiğinde, mirasbırakanın alacaklıları ile mirasçının şahsi alacaklılarının korunması birbirinden farklı hükümlere bağlanmıştır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/1605, K. 2023/2531 sayılı kararında da işaret edildiği üzere, murisin mirasçısının alacaklılarının korunması yönünden Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi vazedilmişken; mirasbırakanın kendi alacaklılarının menfaatlerini güvenceye almak gayesiyle aynı Kanun'un 618. maddesi hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1605, K. 2023/2531Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/1605 E.  ,  2023/2531 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı TMK’nın 617 nci maddesinde düzenlenen muris mirasçısının alacaklılarının korunmasına yönelik mirasın reddinin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, davalının haczi kabil malının olup olmadığının tespit edilemediğini, davalının muris babası olan …’ın 28.07.2020 tarihinde vefat etmesi üzerine davalıya dört taşınmazdaki ayrı ayrı 3/8 hissenin intikal ettiğini, taşınmazların ekonomik değerinin çok yüksek olduğunu, ancak davalının murisine ait mirası reddettiğini, reddin kötü niyetle yapıldığını, zira terekenin aktifinin pasifinden fazla olduğunu, terekenin borca batık olmadığını ve davalının borçlarına karşılık herhangi bir güvence de vermediğini belirterek davalının murisinin mirasına yönelik reddinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.08.2021 tarihli ve 2021/101 Esas, 2021/486 Karar sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 21.01.2022 tarihli ve 2021/2128 Esas, 2022/183 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun "…davalının 28.07.2020 tarihinde vefat eden murisi …'ın mirasını 11.08.2020 havale tarihli dilekçesi ile reddettiği, 25.09.2020 tarihinde kesinleşen Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 28.08.2020 tarihli ve 2020/738 Esas, 2020/846 Karar sayılı kararı ile davacının ret isteğinin tespitine karar verildiği, kesinleşen bu karar uyarınca ret tarihinin 11.08.2020 olduğu, 25.02.2021 olan dava tarihi itibarıyla TMK'nın 617/1. maddesinde belirtilen altı aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, mahkemece verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmediği…" gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddinin Anayasa ile korunan hak arama hürriyetinin ihlali niteliğinde olduğunu, 2.Murisin terekesinin aktifinin pasifinden fazla olduğunu, 3.Mirasın davalı tarafından kötü niyetli olarak reddedildiğini, 4.Hukuk düzeninin getirdiği şekli sınırlama gerekçe gösterilerek davanın usulden reddedilmesinin davalı borçlunun hakkaniyetsiz eyleminin korunmasına hizmet edeceğini, 5.Hak düşürücü sürenin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri ile bağdaşıp bağdaşmadığının somut olay nezdinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muris mirasçısının alacaklılarının korunmasına yönelik mirasın reddinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 617 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Mirasçının murisinin terekesindeki borçlardan sorumlu olmasını engelleyen hukuki bir yol olarak mirasın reddi müessesesi bulunmaktadır. Bu müessesenin keyfi olarak kullanılması sonucu tereke alacaklılarının zarar görmesi ihtimal dahilinde olup bu alacaklılar, murisin mirasçısının alacaklıları olabileceği gibi murisin kendi alacaklıları da olabilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu murisin mirasçısının alacaklılarının korunması yönünden TMK’nın 617 nci maddesini düzenlemiş iken murisin kendi alacaklılarının korunması için ise TMK’nın 618 inci maddesini düzenlemiştir. 3. Eldeki dava, murisin mirasçısının alacaklılarının korunmasına yönelik mirasın reddinin iptaline ilişkin olup TMK’nın 617 nci maddesinde, “Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.” şeklinde düzenlenmiştir. 4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görülmüştür. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kötü Niyetin, Şahsi Malvarlığının ve Borca Batıklığın Tespiti

Mirasçının alacaklılarına zarar verme gayesi güdüp gütmediğinin belirlenmesi amacıyla, mirasbırakanın vefat ettiği tarih esas alınarak terekeye ait tüm aktif ve pasif malvarlığı unsurlarının tapu daireleri, bankalar, trafik tescil birimleri, vergi daireleri ve belediyeler gibi resmi merciler nezdinde araştırılması ve duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması gerekir. Aynı zamanda davalı mirasçıların kendi şahsi malvarlıklarının kapsamı da tam olarak ortaya konulmalıdır.

Mirasbırakanın ölüm günündeki bütün malvarlığı terekenin aktifini, mevcut borçları ise pasifini teşkil eder. Pasif borç toplamının aktif değerleri aşması terekenin ödemeden aczini ve borca batıklığını gösterir; bu yöndeki tespitin temini için mirasbırakanın alacak ve borçlarının zabıta vasıtasıyla ve ilgili idari kurumlardan bilgi toplanarak belirlenmesi icap eder.

Borçlu mirasçı aleyhine kesinleşmiş bir borç ödemeden aciz vesikası ibraz edilmemiş olsa dahi, ret işlemi tarihindeki şahsi malvarlığının borç miktarını karşılayıp karşılamadığının yetkili mercilerce usulüne uygun şekilde etraflıca araştırılması gerekir.

Davada Pasif Husumet ve Taraf Teşkili

Mirasın reddinin iptali davasında husumetin kime yöneltileceği taraf sıfatı bakımından önem taşır. Murisin bıraktığı mirası usulünce reddettiğine dair aleyhine verilmiş hukuki bir ret kararı bulunmayan kişiler bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmelidir.

Reddin İptalinin Sonuçları ve Resmi Tasfiye Prosedürü

Mahkeme tarafından mirasın reddinin iptaline hükmedilmesi durumunda, Türk Medeni Kanunu m. 617/2 gereğince miras resmen tasfiye edilir. Bu kapsamda mahkemenin, ret beyanı iptal edilen mirasçının payı yönünden mezkûr fıkra uyarınca resmi tasfiye yoluna gidilmesine karar vermesi kanuni bir gerekliliktir.

Resmi tasfiye sürecine tabi tutulan mirastan borçlu mirasçının hissesine bir değer isabet etmesi durumunda, Türk Medeni Kanunu m. 617/3 hükmü uyarınca bu meblağdan öncelikle ret işlemine itiraz eden alacaklıların alacakları, sonrasında ise geriye kalan diğer alacaklıların alacakları karşılanır. Alacakların tasfiyesinden sonra arta kalan bir değer bulunursa, söz konusu bakiye, mirasın reddi geçerliliğini korusaydı bundan kanunen yararlanacak olan mirasçılara devredilir.

Mirasın reddinin iptali davası hangi süre içinde açılmalıdır?

Alacaklılara borcu teminat altına alacak yeterlilikte bir güvence verilmediği durumlarda, mirasın reddedildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde iptal davasının açılması gerekir.

Borçlu mirasçı hakkında aciz vesikası yoksa davanın akıbeti ne olur?

Borçlu mirasçı aleyhine alınmış bir aciz vesikası bulunmasa dahi, davalının ret tarihindeki şahsi malvarlığının borcunu karşılamaya yeterli olup olmadığının usulünce araştırılması gerekir.

İptal edilen miras payından alacaklar hangi sırayla tahsil edilir?

Resmi tasfiye neticesinde borçlu mirasçının payına düşen değerden öncelikle ret işlemine itiraz eden alacaklılar tatmin edilir, geriye pay kalırsa diğer alacaklılara ödeme yapılır ve bakiye değerler mirasın reddi geçerli olsaydı pay alacak mirasçılara aktarılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu