Vasiyetnameden Sağlararası Tasarrufla Dönme ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Vasiyetnameden Sağlararası Tasarrufla Dönme ve Hukuki Sonuçları

Mirasbırakan, vasiyetname düzenledikten sonra sağlığında gerçekleştirdiği bazı hukuki işlemlerle ölüme bağlı tasarrufunu kısmen ya da tamamen geri alabilir. Bu geri almanın hangi koşullarda gerçekleşeceği, hangi vasiyet türlerini etkileyeceği ve sağlararası işlemin geçerli ya da geçersiz kılınması durumunda vasiyetin akıbeti, Türk Medeni Kanunu'nun 542 ila 544. maddeleri çerçevesinde belirlenmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 542Kaynağı aç
Madde 542- Mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir. 2. Yok etme ile
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 543Kaynağı aç
Madde 543- Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan vasiyetname hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır. 3. Sonraki tasarruflar
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 544Kaynağı aç
Madde 544- Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alır. Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar. B. Miras sözleşmesi I. Şekli

Vasiyetnameden Dönmenin Yolları

TMK m. 542 uyarınca mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uyarak yeni bir vasiyetname yapabilir ve bu yolla önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Dönme vasiyetnamenin tamamına ya da yalnızca bir kısmına yönelik olabilir. TMK m. 543, vasiyetnameyi yok etmeyi de geçerli bir dönme yolu olarak kabul etmektedir. Kaza sonucunda ya da üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriği tamamen belirlenemeyen vasiyetname hükümsüz kalır; tazminat isteme hakkı bu durumda saklıdır.

Mirasbırakan önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmadan yeni bir vasiyetname düzenlerse, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır. Bu kural TMK m. 544'ün birinci fıkrasında düzenlenmiş olup aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan belirli mal vasiyetine özgü düzenlemeden bağımsızdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2019/759, K. 2020/342Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2019/759 E.  ,  2020/342 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali-tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine dair karar verilmiş olup,davacıların istinaf kanun yoluna müracaat etmesi üzerine,bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan inceleme neticesinde davacıların istinaf taleplerinin esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün,süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine;temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra,dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar,ortak murisleri …'ın … . Noterliği'nin 08/07/2015 tarihli vasiyetnamesi ile, adına kayıtlı ve hissedarı olduğu tüm taşınmazlar bakımından davalılar lehine vasiyette bulunduğunu, söz konusu vasiyetnamenin … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/261 esas 2016/409 karar sayılı kararı ile 31/03/2016 tarihinde açıldığını, murisin vasiyetnameye konu tüm taşınmazları 19/11/2015 tarihinde davalılardan …'a devrettiğini, böylelikle yapılan vasiyetnamenin geçersiz hale gelip yok hükmünde olduğunu, yapılan bu devirler nedeniyle … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/210 E. sayılı dosyası ile muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, vasiyetname ve devir tarihinde murisin birçok rahatsızlıkları bulunduğunu ve fiil ehliyetinin olmadığını,yine söz konusu vasiyetnamenin muğlak ve ahlaka aykırı hükümler içerdiğini ileri sürerek, öncelikle vasiyetname ile bağdaşmayan tasarruflar ile hükümsüz kaldığının tespiti ile iptaline, vasiyetnamenin hükümsüz kaldığı yönünde aksi kanaat oluşursa vasiyetçinin hukuki fiil ehliyetine sahip olmaması ve vasiyetnamenin ahlaka aykırılığı ve muğlaklığı nedeniyle iptaline, vasiyetnamenin iptali yönünde karar verilmediği takdirde ise tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, zamanaşımı itirazları bulunduğunu,esas yönünden ise, muris hayatta iken vasiyet konusu tüm malları üzerinde tasarrufta bulunarak başkasına sattığını ve vasiyete konu bir malı kalmadığını, konusuz kalan vasiyetin iptalini istemede davacıların hukuki yararı bulunmadığını,yine murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğunu,vasiyetnamede şekil yönünden de bir eksiklik bulunmadığını savunarak,davanın reddini istemişlerdir. İlk derece mahkemesince,davacıların vasiyetnamenin hükümsüzlüğünün tespitini ve zaten hükümsüz olan bir hukuki işlemin bu nedenle iptalini istemekte hukuki yararının olmadığı, vasiyetnamenin hükümsüzlüğü sabit olmakla bu noktadan sonra ehliyetsizlik nedeni ile iptalinin de hukuken mümkün olamayacağı, vasiyetname kendiliğinden ortadan kalktığından hukuk zemininde herhangi bir sonuç doğurmadığından tenkisinin söz konusu olamayacağı gerekçesi ile davanın 6100 sayılı HMK. m 114/1-h, 115/2 uyarınca hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince,dava konusu olayda, muris …'ın söz konusu vasiyetnameden sonra, dava konusu temlikleri gerçekleştirdiği gözetildiğinde murisin kızı … devrettiği vasiyetnameye konu taşınmazlar bakımından vasiyetnamenin hükümsüz hale geldiğinin açık olduğu, vasiyetname kendiliğinden ortadan kalktığından hukuk zemininde herhangi bir sonuç doğurmayacağından tenkisinin de söz konusu olamayacağı,bu nedenlerle davacıların bu davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığından ilk derece mahkemesinin yargılaması ve delilleri takdiri ve kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan bahisle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş,bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava;vasiyetnamenin iptali,olmaz ise tenkis istemine ilişkindir. TMK.nun 542.maddesinde; mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle, yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. 543.maddesinde ise, mirasbırakan yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Aynı kanunun 544/1.maddesinde, mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır. 2.fıkrada, "belirli mal bırakma vasiyetinde vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar” hükümleri yer almaktadır. Miras bırakan, vasiyette bulunduktan sonra, vasiyetname ile bağdaşmayacak şekilde ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla vasiyete konu olan şey üzerinde tasarrufta bulunursa bu davranışı ilk vasiyetten rücu anlamı taşır. Bu hüküm sadece muayyen mal vasiyetleri için geçerlidir. Mirasçı nasbına ilişkin vasiyetnamelerde uygunlanmaz. Çünkü atanmış mirasçı vasiyetçinin mirasçısı olup, terekenin aktifi pasifinden az ya da çok olsa da, tasarruf geçerliliğini korur. Vasiyetçi, her ne kadar vasiyetname ile bağdaşmayan sağlararası bir tasarruf ile vasiyetten dönebilirse de, o tasarrufun hukuki sonuç doğurabilmesi, diğer bir ifade ile vasiyetnameyi ortadan kaldırabilmesi için sonradan yaptığı hukuki tasarrufun geçerli olması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2002 günlü 2002/2-874 E.- 893 K. sayılı ve 19/09/2011 tarihi; 2012/3-235 E.-600 K. sayılı ilamlarında da vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerektiği belirtilmiştir. Mirasbırakanın sonradan vasiyetname konusu mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla birlikte vasiyetnamenin ortadan kalkmış sayılabilmesi için, sağlararası kazandırmanın geçerli bir hukuki işleme (satışa) dayanması gerekmekte olup, tapu iptal tescil kararının kesinleşmesi ile birlikte, satış işlemi şeklinde gerçekleştirilen tasarrufun geçersiz olduğu sabit hale gelecek ve vasiyetnameye konu bu gayrimenkullerin kesinleşen bu kararla birlikte terekeye geri döndüğü sabit olacaktır. Somut olayda;muris …'ın Denizli 6. Noterliği'nin 08/07/2015 tarihli vasiyetnamesi ile, adına kayıtlı ve hissedarı olduğu tüm taşınmazlar bakımından muayyen mal vasiyeti ile vasiyetnameye konu taşınmazları davalılara vasiyet ettiği,söz konusu vasiyetnamenin … Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/261 esas 2016/409 karar sayılı kararı ile 31/03/2016 tarihinde açıldığı ve temyiz edilmeden 03.05.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Murisin, dava konusu vasiyetnamenin düzenlenmesinden kısa bir süre sonra 19/11/2015 tarihinde vasiyetname konusu olan tüm taşınmazları vasiyet alacaklılarından olan davalı …'a tapuda satış sureti ile devrettiği,davacılar tarafından bu satış işleminin muvazaalı olduğu gerekçesi ile … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/210 E. sayılı dosyası ile 02.05.2016 tarihinde davalılara karşı muvazaaya dayalı tapu iptal tescil davasının açıldığı,mahkemece yapılan yargılama neticesinde ise davalılardan …'a yapılan satışa konu ilgili mevkide kain 133 ada 122 parsel yönünden muvazaa iddiasının ispatlanamadığından bahisle bu taşınmaz yönünden davanın reddine;davalılardan …'a yapılan ve vasiyete konu tüm taşınmazları da kapsar satışlar yönünden muvazaa iddiasının ispatlandığından bahisle hükümde belirtilen(vasiyetnameye konu tüm taşınmazları da içerir) taşınmazların tapu kayıtlarının murisin hissesine isabet eden kısımlarının davacıların hisseleri oranında ayrı ayrı kısmen iptali ile, ilgili veraset belgesindeki hisseleri oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği,bu kararın ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 20.12.2018 tarih ve 2018/906 E. 2018/1442 K. sayılı ilamı ile davalı … vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği,bu kararın ise temyiz edilmeden 05.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ise,yukarıda ayrıntıları ile ifade edildiği üzere eldeki somut uyuşmazlıkta murisin davaya konu edilen 08.07.2015 tarihli vasiyetnamenin düzenlenmesinden sonra 19.11.2015 tarihinde davalılardan …'a yaptığı ve vasiyete konu tüm taşınmazları da içerir satışların geçerli bir hukuki işleme(satışa) dayalı olmadığı … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.05.2018 tarih ve 2016/210 E. 2018/530 K. sayılı kararı ile sabit olduğundan, vasiyetnameye konu edilen tüm taşınmazların 05.02.2019 tarihinde kesinleşen bu karar ile birlikte yeniden murisin terekesine döndüğünün kabulü ile,davacıların diğer vasiyetnamenin iptali-tenkis talepleri yönünden inceleme ve değerlendirme yapılması suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir. İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 20.01.2020 gününde oy birliği ile karar verildi.

Belirli Mal Vasiyetinde Sağlararası Tasarrufla Örtük Geri Alma

TMK m. 544'ün ikinci fıkrası, belirli mal vasiyetine özgü bir dönme yolu öngörmektedir. Bu hükme göre belirli mal bırakma vasiyeti, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar. Böylece vasiyetnamenin ayrıca iptaline ya da yeni bir irade beyanına gerek kalmaksızın geri alma gerçekleşmiş sayılabilir. Söz konusu düzenleme, vasiyetle çelişen sağlararası tasarrufu mirasbırakanın dönme iradesi olarak değerlendiren bir karine niteliği taşımaktadır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8642, K. 2016/6577Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/8642 E.  ,  2016/6577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, muris (anneleri)…'in, 5. Noterliği'nin 15.09.2004 tarih, 17256 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile, …. Merkez …Köyü 758 ada 13 ve 14 parsel numaralı taşınmazları davacılara bıraktığını, vasiyetnamenin açılıp okunduğunu ve bu kararın kesinleştiğini, davalının vasiyetnamenin iptali istemi ile açmış olduğu davanın da reddedilerek kesinleştiği, murisin vasiyetnameyi düzenledikten sonra sağlığında gördüğü lüzum üzerine aynı taşınmazları davacılara, kullanım hakkı kendisinde kalmak üzere, satış sureti ile devrettiğini, bu kez davalının, vasiyetname konusu taşınmazların da içinde bulunduğu üç farklı taşınmaz için tapu iptal tescil davası açtığını, yapılan yargılama sonunda vasiyetname konusu taşınmazların davacılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile muris…'in mirasçıları adına tesciline karar verildiğini, bu karar gereğince terekeye geri dönen taşınmazların mirasçılar adına değil, bu karar ile birlikte tekrar gündeme gelen dava konusu vasiyetname gereğince davacılar adına tescilinin gerektiğini belirterek, murise ait 5. Noterliği'nin 15.09.2004 tarih, ….yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin tenfizi ile vasiyetname konusu taşınmazların davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; muris vasiyetçinin, dava konusu vasiyetnamenin tanziminden sonra vasiyete konu aynı taşınmazları bu kez muvazaalı satış işlemleri ile davacılar adına satış sureti ile devrettiğini, vasiyetnameden sonra gerçekleştirilen sağlararası bu tasarruflar ile vasiyetnamenin geçersiz kılındığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, "… dava konusu edilen taşınmazların tarafların murisi tarafından vasiyetname ile davacılara bıraktığı incelenen 5.Noterliğinin ….yevmiye numaralı düzenleme şeklinde resmi vasiyetnamesinden anlaşılmış ise de murisin ölümünden sonra dava konusu taşınmazlar ile ilgili muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası açıldığı, yargılama sonucunda taşınmazların veraset ilamı gereğince mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu haliyle vasiyetnamenin hükmünün kalmadığı…" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Vasiyetname, ölüme bağlı bir tasarruf olup, ölüm halinde hukuki sonucu doğurur. TMK.nun 517.maddesine göre, miras bırakan bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir. Vasiyet alacaklısı kişisel (şahsi) talep hakkına sahiptir. Kendisine muayyen mal vasiyet edilen kişiler vasiyet edenin külli halefi olmayıp, cüz-i halefidir. Miras açıldığı zaman vasiyet edilen mal kendiliğinden vasiyet alacaklılarına geçmez. TMK'nun 600.maddesi gereğince vasiyeti ifa ile yükümlü olan mirasçılara karşı vasiyetin yerine getirilmesine yönelik dava hakkı vardır. Vasiyetnamenin tenfizi ve buna bağlı olarak tapu iptal – tescil davasının görülebilmesi için, vasiyetnamenin açılıp okunduğu, itiraza uğramadığı veya itiraz edilmişse (vasiyetnamenin iptali veya tenkisi yönünden) itirazların reddedilerek kesinleşmesi gerekir. TMK.nun 542.maddesinde; mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle, yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. 543.maddesinde ise, mirasbırakan yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Aynı kanunun 544/1.maddesinde, mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır. 2.fıkrada, "belirli mal bırakma vasiyetinde vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan kalkar” hükümleri yer almaktadır. Miras bırakan, vasiyette bulunduktan sonra, vasiyetname ile bağdaşmayacak şekilde ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla vasiyete konu olan şey üzerinde tasarrufta bulunursa bu davranışı ilk vasiyetten rücu anlamı taşır. Bu hüküm sadece muayyen mal vasiyetleri için geçerlidir. Mirasçı nasbına ilişikin vasiyetnamelerde uygunlanmaz. Çünkü atanmış mirasçı vasiyetçinin mirasçısı olup, terekenin aktifi pasifinden az ya da çok olsa da, tasarruf geçerliliğini korur. Vasiyetçi, her ne kadar vasiyetname ile bağdaşmayan sağlararası bir tasarruf ile vasiyetten dönebilirse de, o tasarrufun hukuki sonuç doğurabilmesi, diğer bir ifade ile vasiyetnameyi ortadan kaldırabilmesi için sonradan yaptığı hukuki tasarrufun geçerli olması gerekirt. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2002 günlü 2002/2-874 E.- 893 K.sayılı ve 19/09/2011 tarihi; 2012/3-235 E.-600 K.sayılı ilamlarında da vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda murisin, 5. Noterliği'nin 15.09.2004 tarih, ….yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile, sahibi bulunduğu …. Merkez …Köyü 758 ada 13 ve 14 parsel numaralı taşınmazları, muayyen mal vasiyeti ile davacılara temliki tasarrufta bulunduğu, vasiyetnamenin …. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/1475 esas, 2007/504 karar sayılı ilamı ile usulen açılıp okunduğu, bu kararın mirasçılara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve mirasçılar tarafından temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Murisin, dava konusu vasiyetnamenin düzenlenmesinden hemen sonra, vasiyetname konusu olan aynı taşınmazları, 16.09.2005 tarihinde, vasiyet alacaklısı olan davacılara, satış sureti ile devrettiği, davalı tarafından bu satış işlemine karşı, …. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/91 esas sayılı dosyası ile (bozma sonrası en son aldığı esas numarası 2014/268) muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası açıldığı, mahkemece dava ve vasiyet konusu taşınmazların davalılar (eldeki davada davacılar) adına olan tapu kayıtlarının iptal edilerek, muris…'in mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verildiği ancak kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, mirasbırakanın sonradan vasiyetname konusu mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla birlikte vasiyetmanin ortadan kalkmış sayılabilmesi için, sağlararası kazandırmanın geçerli bir hukuki işleme (satışa) dayanması gerekmekte olup, tapu iptal tescil kararının kesinleşmesi ile birlikte, satış işlemi şeklinde gerçekleştirilen tasarrufun geçersiz olduğu sabit hale gelecek ve vasiyetnameye konu bu gayrimenkullerin kesinleşen bu kararla birlikte terekeye geri döndüğü sabit olacaktır. O halde mahkemece, öncelikle tapu iptal tescil davasının sonucunun kesinleşmesi beklenerek, karar kesinleştikten sonra açıklanan ilkeler çerçevesinde dava ve vasiyetname konusu taşınmazların terekeye geri döndügü göz önüne alınarak, buna göre yapılacak inceleme neticesinde hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu hüküm yalnızca belirli mal vasiyetlerine uygulanır; mirasçı atamasına ilişkin vasiyetlerde geçerli değildir. TMK m. 516 uyarınca mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir ya da birden çok kişiyi mirasçı atayabilir; mirasın tamamını veya belli bir oranını almayı içeren her tasarruf kanun gereği mirasçı atanması sayılır. Mirasbırakanın sağlığında belirli bir malvarlığı değeri üzerinde yaptığı tasarruf, mirasçı atanmasına ilişkin vasiyetnameyi geri almaz. Aksini ortaya koyan açık bir dönme iradesi bulunmadıkça mirasçı atanmasına ilişkin vasiyetname hüküm ifade etmeye devam eder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 516Kaynağı aç
Madde 516- Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır. D. Belirli mal bırakma I. Konusu

Geri Almanın Gerçekleşmesi İçin Tasarruf İşleminin Tamamlanmış Olması

TMK m. 544/II çerçevesinde bir sağlararası işlemin vasiyeti geri alma sonucu doğurabilmesi için yalnızca borçlandırıcı bir işlem yapılması yetmemekte; tasarruf işleminin de tamamlanmış olması, diğer bir deyişle vasiyet konusu malvarlığı değerinin mirasbırakanın malvarlığından çıkıp üçüncü kişinin malvarlığına girmiş olması gerekmektedir. Bu yoruma göre bağış vaadinde teslim gerçekleşmediğinde mal henüz mirasbırakanın malvarlığında kaldığından, vasiyetin ortadan kalktığı sonucu ileri sürülemez.

Mirasbırakanın İradesinin Belirleyiciliği

Vasiyet konusu mal vasiyetle bağdaşmayan bir sağlararası işlemle devredilmiş olsa bile, mirasbırakanın iradesinden o malın karşılığının yine vasiyet alacaklısına verilmesinin istendiği anlaşılıyorsa ölüme bağlı tasarruf geçersiz sayılmaz. Bu hâlde vasiyet alacaklısı, terekeden devredilen malın karşılığını talep edebilir.

Sağlararası Tasarrufun Geçerli Olması Şartı

Sağlararası tasarrufun vasiyeti ortadan kaldırabilmesi için geçerli bir hukuki işleme dayanması zorunludur. Geçersiz bir sağlararası tasarruf vasiyeti geri almış sayılmaz. Bu temel ilkenin doğal sonucu olarak, bir devir işleminin sonradan geçersizliği tespit edilirse vasiyet konusu mal yeniden terekeye katılır ve o mala ilişkin vasiyet yeniden değerlendirme konusu olur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2019/759, K. 2020/342 sayılı kararında, muris muvazaası nedeniyle kesinleşen bir karar kapsamında vasiyet konusu taşınmazların murisin terekesine döndüğünün kabulünden hareketle, vasiyetin iptali ve tenkis talepleri yönünden yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna uygun hüküm kurulması gerektiği, yanılgılı değerlendirmeyle hukuki yarar yokluğundan ret kararı verilmesinin doğru görülmediği belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/8642, K. 2016/6577 sayılı kararında ise sağlararası tasarrufun iptali için dava açılmışsa mahkemenin bu davanın sonucunu beklemesi ve tapu iptal-tescil kararının kesinleşmesiyle birlikte satış işleminin geçersizliğinin sabit hale geleceği, vasiyet konusu taşınmazların bu kararla terekeye geri döndüğünün sabit olacağı ifade edilmiştir.

Geçerli Sağlararası Tasarrufun Vasiyete Etkisi: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Sağlararası tasarruf muvazaasız ve geçerliyse TMK m. 544 uyarınca belirli mal vasiyeti hükümsüz hale gelir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2012/8148, K. 2012/12187 sayılı kararında, mirasbırakanın önce vasiyetname düzenlediği, ardından ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle aynı taşınmazı devrettiği bir uyuşmazlıkta bu hukuki çerçeve somutlaşmıştır. Kararda temlikin muvazaalı olup olmadığının belirlenmesinde; sözleşme tarihindeki murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elindeki malvarlığının miktarı ile temlik edilen malın tüm mamelekine oranı gibi olgulara bakılması gerektiği ortaya konulmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/8148, K. 2012/12187Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2012/8148 E.  ,  2012/12187 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EDİRNE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/03/2012 NUMARASI : 2010/221-2012/115 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili ile davalı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, vasiyetnamenin iptali, ölünceye kadar bakım aktinin iptali, tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, tenkis isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve tüm dosya içeriğinden; miras bırakan B… G…'in maliki olduğu kat mülkiyeti kurulu 4 nolu meskenini, Edirne 3. Noterliği'nde düzenlenen 30.12.2009 tarihli düzenleme şeklinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya bıraktığı, Havsa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/136 Esas sayılı dosyasında 20.05.2010 tarihinde açılan Edirne 3. Noterliği'nin 09.06.2009 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetnamesi ile de  aynı taşınmazı davalıya vasiyet ettiği, davalının başvurusu üzerine çekişmeye konu taşınmazın bakım sözleşmesine istinaden 22.01.2010 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, sözkonusu vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, zira vasiyete konu taşınmazı 22.01.2010 tarihinde ölünceye kadar bakım akti ile yine davalıya temlik ettiğini, bu suretle vasiyetnamenin kendiliğinden geçersiz olduğunu, murisin yaşlı ve hasta olmasından faydalanan davalının ikna etmesi neticesinde devrin gerçekleştiğini, öte yandan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, vasiyetnamenin iptali, bakım aktinin  iptali, tapu iptal ve pay oranında telcil istekli eldeki davayı açtığı, yargılama sırasında talep sonucunu ıslah ederek, anılan isteklerinin kabul edilmemesi halinde tenkise karar verilmesini istediği görülmektedir. Hemen belirtilmelidir ki, miras bırakan 09.06.2009 tarihinde çekişme konusu vasiyetnameyi yapmış, 30.12.2009 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmakla da TMK'nın 544. maddesi (743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun  491. maddesi)   hükmü uyarınca  vasiyetname hükümsüz hale gelmiştir. Öte yandan; ölünceye kadar bakım akti ivazlı akitlerden olup, bu tür temliklerde tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Diğer taraftan, bilindiği üzere, ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. (11.01.2011 tarihinde kabul edilen, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren  6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu  madde 5ll)  Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bakım alacaklısı, bu sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Bakım borçlusu almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önceden sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edmleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır. (11.01.2011 tarihinde kabul edilen, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 614. maddesi, 818 Sayılı Borçlar Kanunu madde 514) Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (818 sayılı Borçlar Kanunu 18. madde, 11.01.2011 tarihinde kabul edilen, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi)  Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun l.4.l974 gün ve l/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur. Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünde tutulması gerekir. Somut olaya gelince; davalı bakım borcunu yerine getirmiştir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Öte yandan; davalının bakım borcunu yerine getirmediğine yönelik miras bırakanın sağlığında herhangi bir iddiasının ve davasının olmadığı da sabittir. O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Kabule göre de; davacının vasiyetname ile bakım sözleşmesinin iptali, tapu iptal ve tescil istekleri hakkında olumlu olumsuz açıkça bir hüküm kurulmadan  terditli tenkis isteği hakkında karar verilmiş olması da isabetsizdir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,  01.11.2012  tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerliliği bakımından dikkat çeken bir diğer husus, sözleşme tarihinde bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içinde bulunmasının zorunlu olmadığıdır. Bu gereksinimin sözleşmeden sonra doğması ya da ölüme kadar kısa sürmüş olması sözleşmenin geçerliliğini etkilemez.

Aynı kararda, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı bir sözleşme türü olduğu ve bu sözleşmeye dayanan temlikte tenkis hükümlerinin uygulanamayacağı da vurgulanmıştır. Akdin gerçekten ivazlı olup olmadığı ise muvazaa denetimiyle ayrıca belirlenir.

Vasiyetin Kısmi Olarak Geri Alınması

Mirasbırakanın sağlararası tasarrufu vasiyet konusu malın yalnızca bir bölümünü kapsıyorsa, vasiyetname yalnızca devredilen kısım yönünden sona erer; mirasbırakanın uhdesinde kalan kısım üzerindeki vasiyet ayakta kalmaya devam eder. Vasiyetin tamamen iptal edilmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması bu nedenle hukuka aykırılık oluşturabilir.

Vasiyet Tenfizi ve Vasiyet Alacaklısının Hukuki Konumu

Belirli mal vasiyetinde vasiyet alacaklısı, vasiyet edenin külli halefi değil cüzi halefidir. Miras açıldığı anda vasiyet edilen mal kendiliğinden vasiyet alacaklısına geçmez. TMK m. 600 uyarınca vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir. Tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa bu alacak, vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi ya da ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 600Kaynağı aç
Madde 600- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur. Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir. 2. Özel durumlar

Vasiyetnamenin tenfizi ve buna bağlı tapu iptal-tescil davasının görülebilmesi için vasiyetnamenin açılıp okunmuş olması; itiraza uğramamış ya da itiraz edilmişse itirazların reddedilerek kararın kesinleşmiş olması gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Mirasbırakan vasiyetnameden her zaman dönebilir mi?

Evet. TMK m. 542 gereğince mirasbırakan, kanunda öngörülen şekillerden birine uyarak yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Dönme vasiyetnamenin tamamına veya yalnızca bir kısmına yönelik olabilir. TMK m. 543 uyarınca vasiyetnameyi yok etmek de dönme yolu olarak kabul edilmektedir; kaza ya da üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve içeriği tamamen belirlenemeyen vasiyetname ise hükümsüz kalır.

Sağlararası tasarruf hangi vasiyet türlerini ortadan kaldırır?

TMK m. 544/II yalnızca belirli mal vasiyetlerine uygulanır. Mirasbırakan somut bir malvarlığı değerini vasiyet etmişse ve vasiyetnamede aksi belirtilmemişse, o mal üzerinde vasiyetle bağdaşmayan bir tasarrufta bulunması dönme iradesi olarak değerlendirilir. Mirasçı atamasına ilişkin vasiyetler bu kapsamın dışındadır; aksini ortaya koyan açık bir dönme iradesi bulunmadıkça bu tür vasiyetler hüküm ifade etmeye devam eder.

Yalnızca bağış vaadi vasiyeti geçersiz kılar mı?

Geri almanın gerçekleşmesi için tasarruf işleminin de tamamlanmış olması, yani vasiyet konusu malın mirasbırakanın malvarlığından fiilen çıkmış olması gerekmektedir. Teslim gerçekleşmeksizin kurulan bir bağış vaadinde mal henüz mirasbırakanın malvarlığında kaldığından vasiyetin ortadan kalktığı ileri sürülemez.

Vasiyet konusu malın devri geçersiz sayılırsa vasiyet ne olur?

Sağlararası tasarrufun geçerli olması, vasiyeti ortadan kaldırabilmesi için zorunlu bir koşuldur. Devir işlemi muris muvazaası veya başka bir geçersizlik nedeniyle hükümsüz kalırsa vasiyet konusu mal terekeye döner ve o mala ilişkin vasiyet yeniden değerlendirme konusu olur. Sağlararası tasarrufun iptali için dava açılmışsa bu davanın kesinleşmiş sonucu vasiyetin akıbeti bakımından belirleyicidir.

Vasiyet kısmen geri alınmışsa vasiyetnamenin tamamı geçersiz hale gelir mi?

Hayır. Sağlararası tasarruf vasiyet konusu malın yalnızca bir bölümünü kapsıyorsa vasiyetname, devredilmeyen kısım yönünden geçerliliğini sürdürür. Tüm vasiyet konusu malın aynı kapsamda değerlendirildiği durumlar dışında vasiyetin tamamının iptaline hükmedilemez.

Vasiyet alacaklısı hakkını kime karşı ve ne zaman kullanır?

TMK m. 600 uyarınca vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi ya da ret hakkının düşmesiyle muaccel olur. Vasiyetnamenin tenfizi ve buna bağlı tapu iptal-tescil davasının görülebilmesi için vasiyetnamenin açılıp okunmuş olması; itiraza uğramamış ya da itiraz edilmişse itirazların reddedilerek kararın kesinleşmiş olması aranmaktadır.

Mirasbırakanın iradesinin farklı olduğu anlaşılırsa vasiyet yine de sona erer mi?

Vasiyet konusu mal sağlararası bir işlemle devredilmiş olsa bile mirasbırakanın iradesinden, malvarlığından çıkan şeyin karşılığının yine vasiyet alacaklısına verilmesinin istendiği anlaşılıyorsa ölüme bağlı tasarruf geçersiz sayılmaz. Bu hâlde vasiyet alacaklısı terekeden devredilen malın karşılığını talep edebilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle yapılan devir vasiyeti ortadan kaldırır mı?

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı bir sözleşme türüdür. Sözleşme geçerli ve muvazaasızsa vasiyet konusu malın bu yolla devri, TMK m. 544 çerçevesinde belirli mal vasiyetini hükümsüz hale getirebilir. Sözleşmenin gerçekten ivazlı olup olmadığı ise muvazaa denetimiyle belirlenir; değerlendirmede sözleşme tarihindeki murisin yaşı, sağlık durumu, aile koşulları, malvarlığı ve temlik edilen malın tüm mamelekine oranı gibi olgular gözetilmektedir. Sözleşme tarihinde bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içinde bulunması bu sözleşmenin geçerliliği için zorunlu değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu