Varlık Barışı Tebliği ve Vergi İncelemesi Güvencesi

by Avukat Erdal Ersoy
Varlık Barışı Tebliği ve Vergi İncelemesi Güvencesi

Varlık barışı düzenlemeleri, gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının milli ekonomiye kazandırılmasını ve Türkiye'ye getirilmesini hedefler. 05 Temmuz 2022 tarih ve 31887 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7417 sayılı Kanun ile yasal çerçevesi kurulan düzenlemenin uygulama usulü, 09 Ağustos 2022 tarih ve 31918 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri No.lu Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ ile belirlenmiştir.

1 Seri No.lu Genel Tebliğ kapsamında; gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışındaki varlıklarının banka ve aracı kurumlara bildirilmesi, bu kıymetlerin Türkiye'ye getirilme şartları, şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri adına kayıtlı varlıkların durumu, bildirilen veya beyan edilen kıymetlerin kanuni defter kayıtlarına intikali ve bu varlıklar dolayısıyla mükellefler hakkında vergi incelemesi ile tarhiyat yapılmayacak haller düzenlenmiştir.

Yurt Dışı Varlıklar ve Kanaat Verici Belgelerin İbrazı

Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri No.lu Genel Tebliğ'in 2. maddesi uyarınca; devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller ile yurt dışındaki banka, banker, aracı kurumlar, mali kuruluşlar, posta idaresi ve noter gibi kurumların kayıt ve belgeleri kanaat verici belge sayılır. Vergi Usul Kanunu hükümleri kapsamında muadil kabul edilen bu belgeler için mahallindeki Türk elçilik ya da konsolosluklarından ayrıca tasdik şartı aranmamaktadır.

Danıştay 4. Daire, E. 2017/1881, K. 2021/3050Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2017/1881 E.  ,  2021/3050 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2017/1881 Karar No : 2021/3050 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Elektrik Proje İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı adına, sahte fatura kullandığından bahisle re'sen tarh edilen 2010/8 ila 12 dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… K:… sayılı kararda; ihtilaf konusu dönemde davacının fatura aldığı mükellefler Şişli (Zincirlikuyu) Vergi Dairesi mükellefi … Makina Teks.İnş.Oto. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti ve Yenibosna Vergi Dairesi mükellefi … İnş. Kimya Metal Hafr. Nakl. Yapı Malz. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının düzenlenen faturaların sahteliği hususunda somut ve yeterli tespit içermediği dolayısıyla eksik incelemeye dayanılarak tanzim edilen raporlar esas alınarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından vergi inceleme raporları ile yapılan tespit ve incelemelere dayalı olarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek kabul kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinin 1. fıkrasında, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmış, 359. maddesinin (b) bendinde ise gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgeler, sahte belge olarak tanımlanmıştır. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Katma değer vergisi, bünyesinde yer alan indirim müessesesiyle yansıtılabilir bir vergidir. Katma değer vergisi sisteminde mükellef ve sorumlu; üretim ve dağıtım kademeleri içinde, verginin tahsiline, indirimlerin yapılmasına, beyan edilip ödenmesine aracılık eder. Bu bakımdan indirim, mükellefiyete bağlı bir görev olduğu kadar aynı zamanda bir haktır. Katma değer vergisinde genel prensip, vergiye tabi teslimler üzerinden hesaplanan vergiden, alış faturalarında gösterilen verginin indirilmesidir. Katma değer vergisi indirimi hakkından yararlanabilmek için Kanun bazı şartların varlığını öngörmüştür. Bu şartların bir kısmı esasa, bir kısmı ise şekle ilişkindir. Katma değer vergisi, vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi halinde, zincirleme olarak kendi içinde otokontrol sistemi taşımaktadır. Kayıt ve belge nizamına uyulması ve faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanması halinde, mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak tahsil edilen katma değer vergisinden, mükelleflerin kendilerine yapılan teslim ve ifaya ilişkin olarak ödedikleri katma değer vergisini indirmeleri mümkün olup, aksi durumda, faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığının tespiti halinde, bu faturalarda yer alan katma değer vergisinin indirimi mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, alış belgelerinde yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için, alış faturası ya da benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedildiğinin tevsik edilmesinin yanında, söz konusu belgelerin gerçeği yansıtması da yasal zorunluluktur. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 6486 sayılı Kanunun 13. maddesi ile eklenen Geçici 85. maddesine göre; gerçek veya tüzel kişilerce, 15/4/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 31/7/2013 tarihine kadar Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirilir ya da vergi dairelerine beyan edilir. Birinci fıkrada sayılan kıymetler, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihini takip eden ay sonuna kadar kanuni defterlere kaydedilir. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bu madde hükümleri uyarınca kanuni defterlerine kaydettikleri kıymetler için pasifte özel fon hesabı açarlar. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunur, sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamaz, işletmenin tasfiye edilmesi hâlinde ise vergilendirilmez. Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca gösterirler. Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaz. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenir. Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. Bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez. Bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi hâlinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır. Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkânından yararlanılamaması, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez. Bildirim ve beyana konu edilen varlıklarla ilgili olarak 213 sayılı Kanunun amortismanlara ilişkin hükümleri uygulanmaz. Bu varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez. Bildirildiği veya beyan edildiği hâlde, 15/4/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz. Bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamaz…"hükmüne yer verilmiştir. Yurt Dışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Seri no.lu Genel Tebliğ'in 2. maddesinde, kanaat verici belge tabirinin, devlet tarafından veya devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; yurt dışındaki banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri ifade ettiği belirtildikten sonra, maddede ayrıntılı olarak sayılan belgeler ile ilgili olarak ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmadığı da belirtilmiştir. Bu belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler de kanaat verici belge olarak kabul edileceği, dolayısıyla, yukarıda belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve 15/4/2013 tarihi itibarıyla, beyan edilen varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun ispatının zorunlu olduğu, gerçek veya tüzel kişilerce madde kapsamında beyan edilen varlıklara ilişkin kanaat verici belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanması gerektiği düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, uyuşmazlığın esasını, davacıya anılan faturaları düzenleyen firmanın düzenlediği faturaların, gerçek bir mal ve hizmet satışını içerip içermediği, dolayısıyla sahte olup olmadığı hususlarının tespiti oluşturmakta olup, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu belgelerin hukuki mahiyetinin anlaşılabilmesi bakımından, bu belgeleri tanzim eden mükellef hakkında yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen hususların irdelenmesi ayrıca uyuşmazlığın, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 6486 sayılı Kanunun 13. maddesi ile eklenen Geçici 85. Maddesi gereğince yapılan iş ve işlemlerle bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İhtilaf konusu dönemde davacıya fatura düzenleyen Zincirlikuyu Vergi Dairesi mükellefi … Makina Teks.İnş.Oto. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti hakkında düzenlenen … tarih ve … nolu Vergi Teknik Raporunda özetle; tuğla, kiremit, briket, kaldırım taşı vb. inşaat malzemeleri toptan ticareti faaliyetinde bulunmak üzere faaliyetini sürdürdüğü ve 31/10/2012 tarihi itibariyle re'sen terkin edildiği, defter ve belge isteme yazısının şirketin en son kayıtlı adresine ve şirket ortağı/ yetkilisi …'ın mernis adresine tebliğ edilemediği, … tarihli … Ticaret Merkezi … blok Kat:… No:… … adresindeki açılış yoklamasında; işyerinin 25 metrekare civarında olduğu, ambar, depo, ardiye veya şubesi bulunmadığı, çalışanının bulunmadığı, bir kısım büro malzemesi bulunduğu, faaliyet konusunun inşaat malzemeleri taahhüt işleri toptan satışı olduğunun tespit edildiği, 10/06/2010 tarihli adres değişikliği dolayısıyla yapılan yoklamada işyerinin 50 metrekare ofis, aylık kirasının 240 TL olduğu, 3 işçi çalıştırdığı, bazı demirbaşları, iş telefonları olduğu, emtiasının bulunmadığı, şirketin mimari dekorasyon işleri yaptığının beyan edildiği, 17/09/2010 tarihli yoklamada, … Ticaret Merkezi … blok No:… adresinde faaliyette iken 04/06/2010 tarihi itibariyle aynı yerde No:… adresine taşındığı, tespit anında 8 sigortalı çalışanı olduğunun belirtildiği, 04/07/2011 tarihli yoklamada şirketin faaliyetini … Sk. No:… … İş Merkezi Şişli adresine 27/06/2011 tarihi itibariyle nakil aldığı, işyerinin 85 metrekare olduğu, aylık brüt kirasının 1600 TL olup, ambar, depo, şubesinin bulunmadığı, muhasebesini …'nin aylık net 400 TL karşılığında yürüttüğünün tespit edildiği, 08/05/2012 tarihli yoklamada mükellefin faaliyette olmadığı, 15/10/2012 tarihli yoklamada da yaklaşık 2 yıl önce şirketin faaliyetine son verip adresi terk ettiğinin tespit edildiği, defter tasdik bilgilerine rastlanmadığı, KDV hariç olmak üzere 2008 yılında 74.174,00TL, 2009 yılında 1.74.590,00TL, 2010 yılında 6.187.679,00 TL, 2011 yılında 1.261.748,45 TL, 2012 yılında 639.030,00 TL hasılat beyan ettiği, 2010 yılında Ba bildiriminin verilmemiş olduğu, Ba-Bs analiz sorgulamalarında 1.174.485,00 TL mal veya hizmet teslimi yapıldığının beyan edildiği, 2011 yılında KDV hariç 1.216.748,45 TL tutarında mal ve hizmet satışı olduğu görülen mükellef şirkete, KDV hariç 54.896,00 -TL mal veya hizmet tesliminin yapıldığına ilişkin beyan bulunduğu, mükellefin yüklü miktarda vergi borcu bulunduğu, 2009 yılında mal alımında bulunduğu 6 mükellef hakkında sahte vergi tekniği raporu bulunduğu, 2010 yılında mal alımında bulunduğu mükelleflerden biri hakkında vergi tekniği raporu olup birinin de özel esaslara tabi olduğu, 316.304,64-TL tutarındaki vergi borcundan sadece 1.416,92-TL'sini ödediği, 2009-2012 Nisan döneminde yaklaşık 10 milyon TL tutarında fatura düzenlediği görülen ve aynı dönemde 2.038510,00-TL tutarında emtia satışı bulunan mükellefin alışlarının çoğunun hakkında sahte fatura düzenleme fiili dolayısıyla vergi tekniği raporu düzenlenen mükelleflerden yapıldığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Avcılar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün mükellefi … İnş. Kimya Metal Harf. Nak. Yapı Mlz. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen … tarih ve … nolu Vergi Teknik Raporunda özetle; mükellefin 19/03/2010 tarihinde tuğla, kiremit, briket, kaldırım taşı vb. inşat malzemeleri toptan ticareti faaliyeti ile iştigal ettmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, mükellefiyetinin 31/05/2011 tarihinde resen terk ettirildiği, ortaklarının bazısı hakkında vergi tekniği raporu bulunduğu, bazılarının risk analiz merkezine sevk ediliği, sadece 2011 yılına ilişkin defter tasdik bilgisine ulaşıldığı, 03/09/2009 tarihli işe başlama yoklamasında, işyerinin bodrum katta takribi 40 m2, şube, deposunun olmadığı, aylık kirasının 200 TL olduğu, çalışan işçisinin olmadığı, ödevlinin belirtilen adreste 26/08/2009 tarihinde artezyen kuyusu sondajı ve inşaat müteahhitliği hizmetleri işiyle faaliyete başladığı, tespit anında devam eden sondaj işinin olmadığı, işyerinde muhtelif büro malzemeleri olduğu, 05/04/2010 tarihili yoklamada, işçi çalıştırmadığı, inşaat malzemeleri alım-satımı işi yaptığı, 07/10/2010 tarihli yoklamada işyerinde muhtelif demirbaşlarının bulunduğu ayrıca bir miktar badana boyası, astar ve su motoru parçası, kimyasal madde numunesi bulunduğu, aylık kirasının 550 TL olduğu, tespit anında işçi çalışmadığı, şirket yetkilisinin beyanına göre 23 işçi olup şantiyede çalıştıkları, şube, depo, mağaza vs. bulunmadığının tespit edildiği, 15/12/2010 tarihli yoklamada işyerinin aylık kirasının 550 TL olduğu, 34 işçi çalıştığının beyan edildiği, şirketin başka adreste şube-depo vs. işyerinin bulunmadığı, yaklaşık 40 m2 olan işyerinde muhtelif büro malzemesi ile 10 adet duşa kabin malzemesinin olduğu, şirkette çalıştığı beyan edilen 34 kişinin nerede olduğu sorulduğunda şantiyede çalıştıkları fakat şantiye adresinin bilinmediğinin ifade edildiği, tespit anında işyerinde 2 kişinin bulunduğu, işletme kapasitesi ile iş hacmi arasında tutarsızlık olduğu, kapasitesinin uyuşmadığı, işyerinin sokak içerisinde ve basit bir işyeri tabelasının olduğu, 27/12/2010 tarihli yoklamada, ana faaliyet konusunun peyzaj, park, bahçe düzenleme ve toptan yapı malzemeleri alım satım faaliyetinde bulunduğu, işyerinin giriş katta 90 m2 civarında olduğu , aylık kirasının 450 TL net ödendiği, tespit anında 20 ücretli çalışanının olduğu, işyerinde büro malzemeleri yanısıra bir adet ayaklı fokfit ile dört adet kiralık kamyonet aracın bulunduğunun ifade olunduğu, 15/07/2011 tarihli yoklamada adresteki yerin kapalı olduğu, çevreden edinilen bilgilere göre ilgili yerin üç aydır kapalı olduğu ve kimsenin gelmediğinin beyan ve tespit edildiği, 12/08/2011 tarihinde yapılan yoklamada ilgili yerin boş ve kapalı olduğu, çevre esnaftan sorulduğundaa ilgili yerin yaklaşık altı aydan beri boş ve kapalı olduğunun tespit edildiği, yoklamalar incelendiğinde faaliyetinin göstermelik olduğu, yapılan karşıt incelemede mükellef kurumun faaliyet konusu ile ilgili olmayan temizlik malzemeleri satışı yaptığını gösteren faturalar düzenlediği, beyan edilen işçilerin göstermelik olduğu, işçilerin çalıştığı şantiye adresinin bile bilinmediği, stopajlarının ödenmediği, 2009/8-2011/04 arası dönemde KDV matrahlarının çok yüksek olduğu, bu dönemlerde yaptığı satışların toplamının 12.544.652,22-TL olduğu, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında şirketin mal alımında bulunduğu mükelleflerin tamamına yakının sahte fatura düzenlediğine ilişkin hakkında rapor bulunan veya özel esaslara alınan mükellefler olduğu, mükellef kurumun gerçek bir ticari faaliyeti bulunmadığı, komisyon karşılığı sahte fatura düzenlemek amacıyla kurulan bir şirket olduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden, inşaat malzemesi toptan satışı ile iştigal ettiklerini beyan eden şirketlerin herhangi bir depo, ardiye, adına kayıtlı nakil aracı olmadığı, yoklamalarda beyan edilen ciroları gerçekleştirebilecek çalışanı, emtiası ve ticari varlığı bulunmadığı, Ba-Bs.lerinin uyumsuzluğu, yüklü miktarda ödenmeyen vergi borçları bulunduğu, şantiyelerde çalıştığını beyan ettikleri çok sayıda işçileri olduğu beyanına karşın şantiye adreslerinin bilinmediği, firmalardan …Ltd. Şti.nin faaliyet konusu ile uyumsuz temizlik malzemesi konulu fatura düzenlediği, çok sayıda vergi tekniği raporlu veya özel esaslı mükellefle ilişkileri olduğu tespitlerinin sözü edilen mükelleflerin davacıya düzenledikleri faturaların gerçek bir mal ve hizmet satışına ilişkin olmadığını ortaya koyduğu, davacıya düzenlenen bu firmalar antetli faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığından adı geçen şirketler antetli faturalar üzerinden hesaplanarak indirim konusu yapılan katma değer vergisi indiriminin reddi sıfatıyla davacı şirket adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki mahkeme kararının bozulması gerekir. Ancak, davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Vergi İnceleme Raporunda, inceleme elemanı tarafından, davacının Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 85. maddesindeki hükümler ve bu maddeye dayanılarak düzenlenen 1 Seri No'lu Genel Tebliğ kapsamında süresi içerisinde beyanda bulunularak bildirilen döviz tutarının %2'si oranında vergisi yatırdığını ancak davacının yurtdışındaki varlığının, Türkiye'den yurt dışına iş yapmak maksadıyla gönderilen iş avansının işin yapılmaması nedeniyle geri ödemesi olduğu, ayrıca yurt dışında iş yapılan şirketlerden alınan belgelerin 15/04/2013 tarihi itibariyle bulunduğuna dair yurt dışındaki Türk elçiliği veya konsolosluğu tarafından yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilciliklerince tasdik ettirilmediği belirtilerek "Varlık Barışı" kapsamında davacının ilgili Vergi Dairesine bildirdiği 727.379,00 ABD Doları karşılığı Türk Lirası olan 1.399.986.36 TL'nin %2 'si olan 27.999,73 TL ve Damga vergisi yatırıldığı halde mükellefin varlık barışından faydalanamayacağı sonucuna varılmış ise de yukarıda yer verilen mevzuatın incelenmesinden; yurt dışındaki banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerinin ayrıca Türk makamlarından onaylanması aranmadığı gibi söz konusu döviz vb. varlıkların hangi maksatla yurt dışında bulunduğu iş avansının iş yapılamadığında iadesi halinde bu ödemelerin anılan mevzuat kapsamında beyan edilemeyeceğine dair herhangi bir sınırlamaya yer verilmediğinden, yapılan tarhiyat yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarların tarhiyat safhasında mahsuba konu edilip edilmediğinin yeniden verilecek kararda değerlendirileceği de tabidir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/06/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.

Varlık barışı kapsamında beyan edilen kıymetlere ilişkin kanaat verici belgelerin, olası bir vergi incelemesinde yetkililere ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresi boyunca muhafaza edilmesi kanuni bir yükümlülüktür.

Danıştay 4. Dairesinin 2017/1881 Esas ve 2021/3050 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, döviz ve benzeri varlıkların yurt dışında hangi maksatla bulunduğuna dair mevzuatta bir sınırlama yer almamaktadır. Dolayısıyla ticari bir işin gerçekleştirilememesi nedeniyle mükellefe iade edilen iş avanslarının da varlık barışı kapsamında beyan edilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Vergi İncelemesi ve Tarhiyat Bağışıklığı ile Mahsup Şartları

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 85. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, bildirimi veya beyanı yapılan varlıklar dolayısıyla hiçbir suretle vergi incelemesi ya da vergi tarhiyatı gerçekleştirilemez. Bununla birlikte mükellef hakkında farklı gerekçelerle anılan maddenin yürürlüğe girmesinden sonra başlatılan ve 01/01/2013 öncesine ait dönemleri kapsayan vergi denetimleri ya da takdir komisyonu kararları sonucunda gelir vergisi, kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden bir matrah farkı saptanırsa, tahakkuk eden verginin kanuni süresinde ödenmiş olması kaydıyla beyan edilmiş tutarlar belirlenen matrah farkından mahsup edilerek işlem tesis edilir.

Danıştay 4. Daire, E. 2022/3709, K. 2023/1072Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/3709 E.  ,  2023/1072 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3709 Karar No : 2023/1072 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığından bahisle takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 2010/6 ila 11 dönemleri için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; davacı adına fatura düzenleyen Cumhuriyet Vergi Dairesi mükellefi T.H. … Yapı Market İnşaat Petrol Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti., Başkent Vergi Dairesi mükellefi … Grup Petrol İnş. Malz. Nak. San. Tic. Ltd. Şti. ve Ostim Vergi Dairesi mükellefleri … Yal. Dün. İnş. San. Tic. Ltd. Şti., … Yapı Malz. İnş. Mob. İmal. San. Tic. Ltd. Şti., T.H. … Dem. Çel. Akür. Nak. İnş. San. Ltd. Şti., … Yalıtım İnş. ve Yapı Malz. Nak. Har. San. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki tespitler incelendiğinde, söz konusu mükelleflerin düzenlediği faturaların gerçek bir mal teslimi ya da hizmet ifasına dayanmadığı anlaşıldığından, bu mükelleflerden alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adına yapılan cezalı tarhiyatların hukuka aykırı olduğu; ilgili belgelerin dava dosyasına sunulmasına rağmen, temyize konu kararda, Yurtdışındaki Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ kapsamında tahakkuk ettirilen ve ödenen verginin dava konusu cezalı tarhiyatlara olan etkisinin değerlendirilmediği, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan temyiz istemi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13/04/2022 tarih ve E:2022/391, K:2022/442 sayılı kararı ile bozma kararına uygunluk yönünden reddedilerek, kararın diğer hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinin sonuçlandırılması için Kurulca Dairemize gönderilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na 6486 sayılı Kanunun 13. maddesiyle eklenen geçici 85. maddesinin 1. fıkrasında, gerçek veya tüzel kişilerce, 15/04/2013 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazların, 31/07/2013 tarihine kadar (31/07/2013 tarihli ve 28724 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 26/07/2013 tarihli ve 2013/5174 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar ile bu maddenin birinci fıkrasında yer alan bildirim ve beyan süresi 31/10/2013 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmıştır.) TL cinsinden rayiç bedelle, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca faaliyette bulunan bankalara veya 06/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca faaliyette bulunan aracı kurumlara bildirileceği ya da vergi dairelerine beyan edileceği; 3. fıkrasında, vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında verginin tarh edilerek, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödeneceği; 4. fıkrasında, banka ve aracı kurumların, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan edeceği ve aynı sürede ödeyeceği, bu fıkra ile üçüncü fıkraya göre ödenen verginin, hiçbir suretle gider yazılamayacağı ve başka bir vergiden mahsup edilemeyeceği; 5. fıkrasında, bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı; ancak, diğer nedenlerle bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 01/01/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları uyarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu madde kapsamında beyan edilen tutarların, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı; indirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarının, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olacağı, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi hâlinde mahsup edilecek matrah tutarının, %18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanacağı; 6. fıkrasında, tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi veya bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilememesi nedeniyle mahsup imkânından yararlanılamaması halinin, vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmeyeceği ve tahsil edilmiş olan vergilerin red ve iade edilemeyeceği; 8. fıkrasında, bildirildiği veya beyan edildiği hâlde, 15/04/2013 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar dolayısıyla beşinci fıkra hükmünden yararlanılamayacağı; 9. fıkrasında da, bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar Türkiye’ye getirilmeyen veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları dolayısıyla da beşinci fıkra hükmünden yararlanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacının, Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 85. maddede düzenlenen varlık barışı hükümleri kapsamında 30/10/2013 tarihinde vergi beyannamesi vererek, söz konusu yasadan faydalandığı, yasa kapsamında beyanda bulunulan 2.719.861,00 TL tutarındaki matrah üzerinden tahakkuk eden verginin 28/11/2013 tarihinde M.Karagüzel Vergi Dairesine yatırıldığı, daha sonra 2010/6 ila 11 dönemlerine ilişkin olarak katma değer vergisi matrahlarının re'sen takdiri için 17/11/2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 24/11/2016 tarihli takdir komisyonu kararlarıyla … tarih ve … sayılı Vergi Tekniği Raporu dayanak alınarak matrah takdirinin yapıldığı ve söz konusu matrahlar dikkate alınarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, bildirim veya beyan dışındaki bir nedenle geçici 85. maddenin yürürlüğe girdiği 29/05/2013 tarihinden sonra, 01/01/2013 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak cezalı tarhiyat yapılmasının söz konusu olduğu dava konusu olayda; 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 85. maddesinde aranan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise bildirilen ve beyan edilen tutarların, bulunan matrah farkına mahsup edilip edilmediği değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 28/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Söz konusu vergiye ilişkin gerçek bedelin tespit edilememesi durumunda ise mahsup edilecek matrah tutarı yüzde 18 katma değer vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 85. maddesinin 9. fıkrası gereğince, bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi izleyen ay sonuna kadar fiilen Türkiye'ye getirilmeyen ya da Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmeyen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için vergi incelemesi ve tarhiyat bağışıklığı ile matrah mahsubu hükümlerinden yararlanılamaz.

Danıştay 4. Dairesinin 2022/3709 Esas ve 2023/1072 Karar sayılı kararında, mükellefin varlık barışında aranan koşulları sağlayıp sağlamadığı ve bildirilen tutarların saptanan matrah farkına mahsup edilip edilmediği araştırılmadan cezalı tarhiyata karşı açılan davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Muhasebe Kayıtları, Fon Hesabı ve Yurt İçi Varlıklar

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Geçici 85. maddesinin 2. ve 7. fıkraları çerçevesinde; bilanço esasına göre defter tutan mükellefler yasal defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel fon hesabı açmak zorundadır. Sermayenin parçası sayılan bu fon hesabı yalnızca sermayeye ilave edilebilir, başka bir amaçla kullanılamaz ve işletmenin tasfiyesi halinde vergilendirilmez. Ayrıca bu varlıklar hakkında Vergi Usul Kanunu'nun amortisman hükümleri uygulanmaz ve elden çıkarılmasından doğan zararlar gelir veya kurumlar vergisi matrahında gider ya da indirim kabul edilmez.

7143 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 13. fıkrasının (e) ve (ğ) bentleri uyarınca; gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilmesi ve dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilmesi mümkündür. Beyan edilen bu varlıklar vergiye tabi kazancın ve dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Varlıkların değeri üzerinden yüzde iki oranında tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi halinde bu varlıklar nedeniyle mükellefler hakkında hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz.

Danıştay 9. Daire, E. 2022/36, K. 2023/3465Kaynağı aç
Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/36 E.  ,  2023/3465 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2022/36 Karar No : 2023/3465 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: :Davacı adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen 2016 yılına ilişkin gelir vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporu esas alınarak düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporunun incelenmesinden; davacının 2015-2016-2017 takvim yıllarında devamlı olarak internet ortamında … Ireland Ltd. ve … Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinde bulunduğu, anılan faaliyetin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesi kapsamında ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği ancak elde edilen gelirin kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle, anılan faaliyet neticesinde elde edilen gelire %20 maliyet, %80 net kârlılık oranı kabul edilmesi neticesinde tespit edilen matrah üzerinden re'sen gelir vergisi tarh edildiği ve hesaplanan gelir vergisi üzerinden bir kat vergi ziyaı cezası kesildiği, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un "Diğer Hükümler" başlıklı 10. maddesinin 13.fıkrasında; "e) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen söz konusu varlıklar, 30/11/2018 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, 31/12/2018 tarihine kadar ödenir."…"ğ) (a) ve (e) bentleri kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi…. şarttır." hükmüne yer verildiği, davacının 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinin 13. fıkrası (e) bendi kapsamında, 04/04/2019 tarihinde, Türkiye'de Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesi (Varlık Barışı) vererek 2015-2016-2017 ve 2018 yıllarında internet ortamında … Ireland Ltd. ve … Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinden elde ettiği 1.935.203,00-TL gelirini beyan ederek Kanunun belirlediği oran üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilen 38.704,06-TL vergiyi ödediği, söz konusu beyannameye ilişkin 2019 yılında yevmiye defteri kayıtlarını 7143 sayılı Kanuna uygun olarak oluşturduğu hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, böylelikle, gerek davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği ile vergi inceleme raporlarının düzenlenme tarihi olan 09/07/2020 tarihi gerekse dava konusu ihbarnamenin düzenlenme tarihi olan 01/09/2020 tarihi itibariyle, davacının 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinin 13. fıkrası (e) bendi kapsamında Türkiye'de Sahip Olunan Varlıklara İlişkin Vergi Beyannamesine (Varlık Barışı) istinaden tesis edilen tahakkuk işlemi ile Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıklara ilişkin sağlanan haklardan usulüne uygun şekilde yararlandırıldığı, Kanun'da yer alan şartları kaybettiğine veya 38.704,06-TL'lik tahakkuk işleminin iptal edilerek davacıdan 7143 sayılı Kanun'da belirlenen oranda tahsil edilen vergi tutarının davacıya iade edildiğine yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin ise dava dosyasına sunulmadığı, 7143 sayılı Kanun gereği yapılan tahakkuk işleminin hukuken varlığını koruduğu, bu kapsamda 2016 yılında internet ortamında … Ireland Ltd. ve … Inc. firmaları için uygulama hizmeti faaliyetinden elde ettiği gelirleri nedeniyle davacı hakkında vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda yer alan tespitlere istinaden yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, davacının 7143 sayılı Kanun kapsamında varlık barışından yararlanabilmesi için mükellefiyet kaydının bulunması gerektiği, mükellefiyetinin 21/01/2019 tarihinde tesis edildiği anlaşıldığından, 7143 sayılı Kanunun 10. maddesinde vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmamasını öngören hükümden yararlanamayacağı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 09/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
7143 sayılı VERGİ VE DİĞER BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) a) 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden alacaklardan kalan taksitlerin tamamının, bu Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının; 1) (a) bendinde belirtilen sürede ödenmesi halinde kalan taksit toplamı içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarlarının %90’ının (kalan tutarın sadece Yİ-ÜFE tutarından oluşması halinde anılan bendin (3) numaralı alt bendi kapsamında), 2) (b) bendinde belirtilen sürede ödenmesi halinde kalan taksit toplamı içinde yer alan Yİ-ÜFE tutarlarının %50’sinin (kalan tutarın sadece Yİ-ÜFE tutarından oluşması halinde anılan bendin (3) numaralı alt bendi kapsamında), tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde, anılan Kanunlar kapsamında ödenen taksitler için yapılandırma hükümleri geçerli sayılır ve herhangi bir katsayı düzeltmesi yapılmaz, ödenmemiş taksitlere ilişkin kalan katsayı tutarlarının tahsilinden vazgeçilir. b) 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden alacaklardan, 6552 sayılı Kanunun; 73 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendi, 80 inci maddesinin (a) bendi, 81 inci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 60 ıncı maddenin altıncı fıkrası, 6736 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin altıncı fıkrası, 7020 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin altıncı fıkrası kapsamında bir takvim yılında iki veya daha az taksiti süresinde ödememe veya eksik ödeme hakkının kullanılması nedeniyle bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının, son taksiti izleyen aydan ve ödeme süresi önce gelen taksitten başlamak üzere ikişer aylık dönemler (taksit ödemeleri aylık olan alacaklarda her ay) halinde, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla anılan Kanunların hükümlerinden yararlanılır. Bu hüküm kapsamında ödeme süresi uzatılan taksitlerden birinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde anılan Kanunların hükümlerinden yararlanma hakkı kaybedilir. c) 6552, 6736 ve 7020 sayılı Kanunların ilgili hükümlerine göre yapılandırılan ve bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla anılan Kanunlar kapsamında ödemeleri devam eden alacaklar için söz konusu Kanunlardan yararlanma şartı olarak getirilen taksit ödeme süresince her bir takvim yılı itibarıyla cari yılda süresinde ödenmesi öngörülen tutarlara yönelik şartlar, 2018 yılı için bu Kanunun yayımı tarihinden takvim yılı sonuna kadar geçecek süre için yeniden başlatılır. (2) Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan ve vadesi 31/12/2013 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamına giren her bir alacağın türü, dönemi, asılları ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle tutarı 100 Türk lirasını aşmayan asli alacakların ve tutarına bakılmaksızın bu asıllara bağlı fer’i alacakların, aslı ödenmiş fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. (3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince takip edilmekte olan ve vadesi 31/12/2013 tarihinden (bu tarih dâhil) önce olduğu hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan ve 6183 sayılı Kanun kapsamında gümrük idarelerince takibi gereken her bir alacağın; türü, yükümlülüğü, asılları ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle tutarı 100 Türk lirasını aşmayan asli alacakların, idari para cezalarında 150 Türk lirasını aşmayanların ve tutarına bakılmaksızın bu alacaklara bağlı fer’i alacakların, aslı ödenmiş fer’i alacaklarda toplamı 200 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. (4) 5510 sayılı Kanun kapsamından çıkarılan işyerlerine ilişkin olup işyerine ait borcun tamamının ödeme süresi 31/12/2015 veya önceki bir tarihe ilişkin olduğu hâlde ödenmemiş sigorta primi, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ve idari para cezası asılları toplamı 100 Türk lirasını aşmayan alacaklar ile tutarına bakılmaksızın bu alacaklara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı gibi fer’ilerinin ve aslı ödenmiş olan fer’i alacaklardan tutarı 200 Türk lirasını aşmayanların tahsilinden vazgeçilir. (5) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmasını gerektirir nitelikte çalışması nedeniyle ilgili mevzuatına göre sosyal güvenlik destek primi ödemesi gereken sigortalıların bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan sosyal güvenlik destek primi borçları ve bu borca bağlı gecikme cezası, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar terkin edilir. (6) İşverenlerin ve üçüncü şahısların, 5510 sayılı Kanunun 14 üncü, 21 inci, 23 üncü, 39 uncu ve 76 ncı maddeleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun mülga 10 uncu, 26 ncı, 27 nci ve 28 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanunun mülga 63 üncü maddesi ve 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun mülga 129 uncu maddesi gereğince iş kazası ve meslek hastalığı, malullük, adi malullük ve ölüm halleri ile genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere yönelik fiiller nedeniyle ödemekle yükümlü bulundukları her türlü borçları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi  halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. (7) Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fazla veya yersiz olarak ödendiği tespit edilen ve 506 sayılı Kanunun, 1479 sayılı Kanunun, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununun, 2926 sayılı Kanunun, 5434 sayılı Kanunun mülga hükümleri ve 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi gereğince tahsil edilmesi gereken gelir ve aylıklara ilişkin borç asılları ile bu borçlara kanuni faiz uygulanan sürenin başlangıcından bu Kanunun yayımı tarihine kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan kanuni faizin tahsilinden vazgeçilir. (8) Belediyeler ve bunların bağlı kuruluşları ile sermayesinin %50’sinden fazlası bunlara ait şirketlerin mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlar hakkında yaptıkları irtifak hakkı ve kiralama işlemlerinden kaynaklanan (kaynak sularının kira bedeli dâhil) ve vadesi 31/3/2018 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla ödenmemiş olan kullanım bedelleri ve hasılat payları asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer’ileri yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımı tarihini izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami on sekiz eşit taksitte 9 uncu maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendi hükümlerine göre hesaplanan katsayı ile birlikte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri Bakanlığı yetkilidir. (9) 31/3/2018 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği halde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu hükümlerine göre üyelerin oda ve borsalara olan aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve borsa tescil ücreti ile oda ve borsaların Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine olan aidat borçları asılları ile 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 26 ncı maddesinin yirmi üçüncü fıkrası ile 27 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ödenmesi gereken sigorta eksperleri ve sigorta acenteleri levha aidat borç asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dahil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin oda ve borsalara, oda ve borsaların da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine, sigorta eksperlerinin ve sigorta acentelerinin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Vergi mükellefiyeti sona erdiği halde oda/borsa kayıtları devam eden üyelerin, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihe kadar ödenmeyen borçları için bu fıkra hükümleri uygulanır. Vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra, tahakkuk etmiş aidat borçlarının asılları ile birlikte fer’i borçlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. (10) 31/3/2018 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla, ödenmesi gerektiği halde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu hükümlerine göre esnaf ve sanatkarların üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların birlik ve üyesi oldukları federasyonlara, birlik ve federasyonların Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonuna olan katılma payı, esnaf ve sanatkarların meslek eğitimini geliştirme ve destekleme fonu borç asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu kapsamda tamamı ödenen alacaklara ilişkin yargılama giderleri ile icra masrafları ve vekâlet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların birlik ve federasyonlara, birlik ve federasyonların da Konfederasyona kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat ve katılma payı asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Vergi mükellefiyeti sona erdiği halde oda kayıtları devam eden üyelerin, vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihe kadar ödenmeyen borçları için bu fıkra hükümleri uygulanır. Vergi mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra, tahakkuk etmiş aidat borçlarının asılları ile birlikte fer’i borçlarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. (11) 31/3/2018 tarihi (bu tarih dâhil) itibarıyla ödenmesi gerektiği hâlde bu Kanunun yayımı tarihine kadar ödenmemiş olan; 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümlerine göre meslek mensuplarının üyesi oldukları odalara olan aidat borçları ile odaların Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine olan birlik payı borçlarının asıllarının ödenmemiş kısmının birinci taksiti bu Kanunun yayımı tarihini takip eden ikinci ayın sonuna kadar, kalanı aylık dönemler hâlinde ve azami toplam altı eşit taksitte ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu fıkra hükmünden yararlanılabilmesi için bu Kanunun yayımı tarihini izleyen ikinci ayın sonuna kadar alacaklı birime başvurulması şarttır. Fıkra kapsamında ödenmesi gereken tutarların fıkrada öngörülen süre ve şekilde kısmen veya tamamen ödenmemesi hâlinde, ödenmemiş alacak asılları ile bunlara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer’i alacaklar ilgili mevzuat hükümlerine göre tahsil edilir. Bu fıkra hükmünden yararlanmak isteyen borçluların fıkrada belirtilen şartları yerine getirmelerinin yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce dava konusu edilmiş ve/veya mahkemece hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olanlar dâhil olmak üzere icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu fıkra hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması hâlinde davalar ve/veya icra takipleri sonlandırılır. Bu takdirde, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekâlet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri şarttır. Bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla üyelerin odalara, odaların da Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine kısmen veya tamamen ödemiş olduğu aidat asıllarına isabet eden ve ödenmemiş olan faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. (12) Avukatların barolara olan aidat borçları da onbirinci fıkradaki usul ve esaslar çerçevesinde kıyasen taksitlendirilir. (13) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar ve tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların yurt dışında elde ettikleri bazı kazançları hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, bu fıkradaki hükümler çerçevesinde, 30/11/2018 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildiren gerçek ve tüzel kişiler, söz konusu varlıkları serbestçe tasarruf edebilirler. b) Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak %2 oranında hesapladıkları vergiyi, 31/12/2018 tarihine kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulunduğu vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler. c) (a) bendi kapsamına giren varlıklar, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve bu fıkranın yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin en geç 30/11/2018 tarihine kadar kapatılmasında kullanılabilir. Bu takdirde, defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla, borcun ödenmesinde kullanılan varlıklar için Türkiye’ye getirilme şartı aranmaksızın bu fıkra hükümlerinden yararlanılır. ç) Bu fıkranın yürürlük tarihi itibarıyla kanuni defterlerde kayıtlı olan sermaye avanslarının, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bu fıkranın yürürlüğe girmesinden önce Türkiye’ye getirilmek suretiyle karşılanmış olması hâlinde, söz konusu avansların defter kayıtlarından düşülmesi kaydıyla bu fıkra hükümlerinden yararlanılır. d) 213 sayılı Kanun uyarınca defter tutan mükellefler, bu fıkra kapsamında Türkiye’ye getirilen varlıklarını, dönem kazancının tespitinde dikkate almaksızın işletmelerine dâhil edebilecekleri gibi aynı varlıkları vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate almaksızın işletmelerinden çekebilirler. e) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30/11/2018 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edilir. Beyan edilen sözkonusu varlıklar, 30/11/2018 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir. Bu takdirde, sözkonusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir. Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarh edilir ve bu vergi, 31/12/2018 tarihine kadar ödenir. f) Bu fıkra kapsamında ödenen vergi, hiçbir suretle gider yazılamaz ve başka bir vergiden mahsup edilemez, Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez. g) 31/7/2018 tarihine kadar; (a) bendi kapsamında bildirilerek Türkiye’ye getirilen veya (c) ya da (ç) bentleri kapsamında işleme tabi tutulan varlıklar ile (e) bendi kapsamında beyan edilerek kanuni defterlere kaydedilen varlıklara ilişkin olarak, (b) veya (e) bendi uyarınca vergi tarh edilmez. ğ) (a) ve (e) bentleri kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Bu hükümden faydalanılabilmesi için bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi ve (a) bendi uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır. h) 1) Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların;[3] (aa) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları, (bb) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumlardan elde ettikleri iştirak kazançları, (cc) Yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde ettikleri ticari kazançları, 31/10/2018 tarihine kadar elde edilenler de dahil olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/12/2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi kaydıyla gelir veya kurumlar vergisinden müstesnadır. 2) Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazançları, 31/12/2018 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. ı) Bakanlar Kurulu, bu fıkrada yer alan süreleri, bitim tarihlerinden itibaren altı aya kadar uzatmaya; Maliye Bakanlığı, fıkra kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi, bildirim ve beyanı ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirim veya beyana esas değerlerin tespiti, bildirim ve beyanların şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, fıkranın uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Mücbir sebep hâli sonlandırılan bazı yerlerdeki beyan ve bildirimler[4]

Danıştay 9. Dairesinin 2022/36 Esas ve 2023/3465 Karar sayılı kararında; kanuni şartlara uygun olarak beyanda bulunup tahakkuk eden vergisini ödeyen mükellef adına tesis edilen varlık barışı tahakkuku geçerliliğini koruduğu müddetçe, beyana konu kazançlar sebebiyle mükellef hakkında vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağı hükme bağlanarak aksi yöndeki tarhiyat iptal edilmiştir.

Yurt dışı varlıkların Türkiye'ye getirilme süresi nedir?

Bildirim veya beyanın yapıldığı tarihi takip eden ay sonuna kadar varlıkların Türkiye'ye getirilmesi ya da banka ve aracı kurumlardaki hesaplara transfer edilmesi şarttır.

Varlık barışına konu iktisadi kıymetler için amortisman ayrılabilir mi?

Bildirilen ve beyan edilen varlıklar hakkında Vergi Usul Kanunu'nun amortisman hükümleri uygulanamaz ve bu varlıkların satışından doğan zararlar gider sayılamaz.

Vergi incelemesi ve tarhiyat bağışıklığının temel şartı nedir?

Varlık barışı kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden tarh edilen verginin kanuni vadesinde eksiksiz olarak ödenmiş olması zorunludur.

KDV matrah mahsubunda bedel belirlenemezse hangi oran uygulanır?

İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin asıl bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı yüzde 18 oranı dikkate alınarak belirlenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu