Vakıf Üniversitelerinde Performans Düşüklüğü ve Fesih

by Avukat Erdal Ersoy
Vakıf Üniversitelerinde Performans Düşüklüğü ve Fesih

Vakıf Üniversitelerinde Akademik Personelin Hukuki Statüsü ve Yetkili Organlar

Vakıf yükseköğretim kurumlarında akademik yapılanma ve organların işleyişi, mali ve idari konular haricindeki akademik faaliyetler, öğretim elemanı temini ve güvenlik alanlarında Anayasa m. 130 ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu Ek Madde 2 uyarınca Devlet üniversitelerine uygulanan kurallara tabidir. Ek Madde 8 gereğince akademik organlar Devlet kurumlarındaki muadilleri doğrultusunda teşekkül ederek benzer vazifeleri üstlenir ve öğretim elemanları bakımından Devlet kadrolarındaki nitelik şartları aranır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yaptırımıyla görevden çıkarılmış şahıslar vakıf üniversitelerinde istihdam edilemez. Benzer şekilde öğretim elemanlarına unvanları gözetilerek Devlet yükseköğretim kurumlarındaki emsalinden düşük ücret verilemez; emsal ücret belirlenirken ilgili mevzuat uyarınca aylıklara bağlanan kadro ödemeleri esas alınır. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği m. 23 gereği akademik personelin çalışma usulleri 2547 sayılı Kanun rejimine, aylık ve sair özlük hakları ise 4857 sayılı İş Kanunu düzenlemelerine tabi kılınmıştır. 2547 sayılı Kanun Ek Madde 5 uyarınca öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerinin akdedilmesi, atanması ve görevden alınma onayları vakıf mütevelli heyetinin yetkisindedir.

Danıştay 8. Daire, E. 2024/1190, K. 2025/2033Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2024/1190 E.  ,  2025/2033 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1190 Karar No : 2025/2033 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLLERİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan davacı tarafından; 01/09/2020-31/08/2021 tarihleri arasında geçerli olacağı belirtilerek yenilenen idari hizmet sözleşmesinin sona erdirildiğinin bildirilmesine ilişkin … Noterliği aracılığıyla… tarihinde keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesinin iptali ve ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …… tarih ve E:……, K:… sayılı kararı ile; davacının otuz beş yaşını doldurduğundan araştırma görevlisi olarak çalışamayacağı gerekçesinin yerinde olmadığı, anılan şartın göreve ilk başlama sırasında aranacağı, önceden araştırma görevlisi olarak çalışanlara uygulanamayacağı, 31/01/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareden; "davacının göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespitlerinin somut olarak ortaya konularak buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin" istenildiği, davalı idarece buna ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı ve yalnızca davacının doktora eğitim süresinin uzun sürdüğünün belirtildiği, davacı tarafından gerçekleştirilen akademik çalışmaların akademik yönden sözleşme feshine sebep olabilecek derecede yetersiz olduğuna ilişkin somut bilgi veya belgenin sunulamaması ve Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 09/06/2016 tarihli kararında lisansüstü eğitim programına kayıtlı öğrencilerin azami öğrenim süreleri dikkate alınmaksızın 2016-2017 güz dönemi itibariyle azami öğrenim sürelerinin yeniden işlemeye başlayacağı yönünde karar verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu işlemde sebep unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve davacının bu işlemden kaynaklanan yoksun kaldığı ücret alacaklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde araştırma görevlisi kadrosuna atanabilmek için başvuru tarihi itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmanın şart olduğu, bu konuda idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmadığı ve ayrıca sözleşme yenilenmesi hususunda da ilk atamada geçerli olan usulün uygulanacağının hüküm altına alınmış olduğu, bu nedenle otuz beş yaşını doldurduğundan 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemde davacının otuz beş yaşını doldurmamış olmak koşulunu sağlamaması dışında, lisansüstü öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı gerekçelerine de yer verildiği görülmüşse de, davacının tek başına otuz beş yaşını doldurmuş olması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda idarenin bağlı yetkisinin bulunduğu ve bu yönüyle işlemin hukuka uygun olduğu gözetildiğinde, diğer gerekçeler yönünden ayrıca hukuki irdeleme yapılmasına gerek görülmediği ve davacı tarafından işlem nedeniyle ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi talebinin dava konusu işlemin hukuka uygun bulunması nedeniyle dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:… K:… sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak şartını sağlamak gerektiğinin belirtildiği, anılan şartın araştırma görevlisi kadrosuna başvuru yapabilmek ve sınava girebilmek için tanzim edilmiş bir şart olduğu ve görev süresinin uzatılmasında uygulanamayacağı, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi kapsamında çalışan araştırma görevlilerinin görevine lisansüstü programdaki öğrenim sürelerinin aşıldığı gerekçesiyle son verilemeyeceği, Yükseköğretim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında lisansüstü programda azami öğrencilik süresinin sona ermesi halinde kadro ile ilişiği kesilebilecek araştırma görevlileri arasında yalnızca 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi ve ÖYP kapsamında çalışan araştırma görevlilerinin olduğunun belirtildiği, 2547 sayılı Kanun'un 33/a maddesi uyarınca görevli olan araştırma görevlilerinin ise anılan kararda belirtilmediği, üniversitenin bir soruşturma neticesine dayanmadan, İş Kanunu hükümlerine göre çalışanını görevden çıkaramayacağı, başarı durumunun somut ve objektif değerlendirilmediği, henüz doktoralı olmadığı halde araştırma görevlileri arasında Türkiye ortalamasının üzerinde bir nicelikte hakemli ve hakemsiz dergilerde makaleleri, kitap bölümü çevirisi, ulusal ve uluslararası kongrelerde bildirileri olduğu, akademik görevler haricinde halkla ilişkiler, öğrenci işleri, sekreterya birimi gibi idari birimlerce yapılması gereken birçok idari vazifeyi yaptığı, 2021 ve 2022 yılında küresel çapta yaşanan Covid-19 pandemisi zamanında davalı üniversite tarafından resen ücretsiz izne çıkarıldığı, ücretsiz izin süresinden sonra ise görevinden çıkarıldığı, bu durumun, iki çocuk babası olması ve eşinin çalışmaması nedeni ile doktora yazım sürecini olumsuz biçimde etkilediği, Covid-19 pandemisi ve deprem felaketleri nedeniyle Yükseköğretim Kurulunun lisansüstü öğrenim süresinin sonuna gelmiş öğrencilere ek süre hakkı tanıdığı ve kendisinin de bu ek süreleri kullandığı, dava konusu idari işlemin ölçülülük ilkesine ve idarenin sınırlı takdir yetkisine aykırı olduğu, hak edilmiş aylık ücretlerin kanuna aykırı biçimde ödenmemiş kısmı için yasal faiz oranının değil, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, 38 yaşında olup 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 33. maddesinde yer alan "Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibariyle otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir." şartını sağlamadığı, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespit edildiğinden iş akdinin feshedildiği, başarısız elemanların araştırma görevliliğine son verilmemesi halinde bu kadroların başarısız kişiler tarafından devamlı olarak işgal edileceği ve üniversitenin ihtiyacı olan, öğretim üyelerinin kaynağını oluşturan yeni başarılı araştırma görevlilerinin atanmasının imkansız hale geleceği, davacının performansının yeterli düzeyde olmadığı, idari işlemin asıl sebebinin kamu yararının sağlanması, hizmet alınmayan ve akademik olarak performansı yeterli olmayan bir akademisyene ücret ödenmemesi ve üniversite kaynaklarının boşa sarfedilmemesi olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 09/02/2009 tarihinde sözleşmeli araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan davacı tarafından; 01/09/2020-31/08/2021 tarihi arasında geçerli olacağı belirtilerek yenilenen idari hizmet sözleşmesinin, 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca otuz beş yaşını doldurmamış olma şartını taşımadığı, doktora eğitiminin makul süreden daha uzun sürdüğü ve akademik çalışmalarının yeterli düzeyde olmadığı gerekçesiyle sona erdirildiğinin bildirilmesine ilişkin … Noterliği aracılığıyla … tarihinde keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesinin iptali ve ödenmeyen ücretlerin maaş gününden itibaren dönemsel olarak hesaplanacak yasal faizi ile ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Kanun'un "Araştırma görevlileri" başlıklı 33. maddesinde; "a) Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Lisans üstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir." hükmüne yer verilmiştir. 2547 sayılı Kanun'un "Yönetmelikler" başlıklı 65. maddesinde; "a. Aşağıdaki hususlar Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir:(…) (5) Öğretim elemanlarının yetiştirilme esasları" denilmektedir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 8. maddesinde; "Vakıfca kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır." düzenlemesine yer verilmiştir. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Öğretim elemanları" başlıklı 23. maddesinde; "Öğretim elemanlarının seçimi, değerlendirilmesi, seçilenlerin uygun görülen akademik unvanlarla görevlendirilmeleri ve yükseltilmeleri yürürlükteki kanun ve yönetmelik hükümlerine uyularak vakıf yükseköğretim kurumunun yetkili akademik organlarınca yapılır. Öğretim elemanlarının atamalarında, devlet yükseköğretim kurumlarındaki atamalarda aranan şartlara ilaveten vakıf yükseköğretim kurumunun akademik yönden gerekli gördüğü şartlar da aranabilir. Vakıf meslek yüksekokullarında özellikle uygulamalı derslerde görevlendirilecek öğretim elemanlarının atanmasında çalışma deneyimine sahip olması gözetilir. Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personelin aylık ve diğer özlük hakları bakımından ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; davacının 09/02/2009 tarihinde … Üniversitesi Türk Hukuk Tarihi Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi sıfatıyla belirli süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışmaya başladığı, en son 01/09/2020-31/08/2021 tarihleri arasında geçerli olan bir sözleşme yapıldığı, davacının 08/09/2011 tarihinde … Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku bölümünde doktora eğitimine başladığı, 08/09/2011 tarihinden, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihe kadar yaklaşık on yıl geçmiş olduğu, davacının doktora tez aşamasında bulunduğu ve azami süresi dolmadığı için doktora eğitimine devam ettiği, … Üniversitesi Rektörlüğü'nün…tarih ve E-… sayılı yazısı ile 4857 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde yer alan iş sözleşmesinin feshi yasağı uyarınca, öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, araştırma görevlisi olarak göreve başladıktan sonra yapılan akademik çalışmaların yeterli olmadığının tespit edildiği belirtilerek ilk aşamada 11/01/2021-17/03/2021 tarihleri arasında ücretsiz izne çıkarıldığı, daha sonra 3592 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca aslında 17/03/2021 tarihinde sona erecek olan ücretsiz izin süresinin 17/05/2021 tarihine uzatıldığı ve nihayetinde 7244 sayılı Kanun uyarınca ücretsiz izin süresinin 30/06/2021 tarihine kadar uzatıldığı, sonuç itibariyle davacının 11/01/2021-30/06/2021 tarihleri arasında kesintisiz şekilde ücretsiz izne çıkarıldığı, … Üniversitesi Mütevelli Heyetinin … sayılı kararı ile "araştırma görevlilerinin lisansüstü ve doktora eğitimlerinin azami süresini geçenler ve azami eğitim süresinin dolmasına az kalanlar, yaşları, akademik çalışmaları göz önüne alınarak bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülen araştırma görevlilerinin Rektörlükçe tespit edilmesine karar verildiği", … Üniversitesi Rektörlüğü'nün 08/01/2021 tarihli yazısı ile davacının adının da yer aldığı listenin Mütevelli Heyeti Başkanlığına sunulduğu, … Üniversitesi Mütevelli Heyetinin…… tarih ve … sayılı kararı ile "aşağıda isimleri bulunan Üniversitemiz Araştırma Görevlilerinin 4857 sayılı İş Kanunu'na 7244 sayılı Kanun ile eklenen geçici 10. madde kapsamında fesih yasağı süresinin uzatılmaması halinde, Üniversite Rektörlüğümüzce yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak öğrencilik sürelerinin makul sürelerin üzerinde olduğu ve göreve başladıktan sonra yapmış oldukları akademik çalışmaların yeterli olmadığı tespit edildiğinden dolayı iş sözleşmelerinin 01/07/2021 tarihi itibari ile feshedilmesine, aksi takdirde fesih yasağı kapsamında ücretsiz izinlerin uzatılmasına" karar verildiği, 30/06/2021 tarihi itibariyle 4857 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesinde öngörülen sözleşme fesih yasağı süresinin sona ermiş olması nedeniyle, davalı idare tarafından … Noterliğinden keşide edilen … numaralı fesih ihbarnamesi ile sözleşmesinin 01/07/2021 tarihinde sona erdirilmiş olduğu, davacının sözleşmesinin yapılan akademik çalışmaların yeterli olmadığı, doktora öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu ve araştırma görevlisi kadrolarına başvurulabilmek için gerekli olan otuz beş yaşını doldurmamış olma koşulunu sağlamaması nedeniyle yeniden atamasının yapılamayacağı gerekçeleri ile feshedildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca; araştırma görevlilerinin, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim yardımcıları olduğu, bunların ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanabilecekleri, atanma süresi sonunda görevlerinin kendiliğinden sona erdiği ve yine bunların aynı usulle yeniden atanabilecekleri hususunda idareye takdir yetkisi tanındığı, dolayısıyla araştırma görevlilerinden ataması uygun görülen ve görülmeyenlerin belirlenmesi ve süresi dolan personelin görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususlarında idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu açıktır. Bu durumda, araştırma görevlilerinin; görevini aksattığına, ihmal ettiğine, herhangi bir disiplinsizlik gösterdiğine, akademik yetersizliğine ya da başarısızlığına veya hizmetine ihtiyaç kalmadığına dair hukuken kabul edilebilir somut bir sebep ortaya konulması durumunda görevlerine son verilebileceği sonucuna varılmaktadır. Yine 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde; araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerektiği hüküm altına alınmıştır. "Sınavın yapıldığı yılın Ocak ayının birinci günü itibariyle otuz beş yaşını doldurmamış olma şartı" araştırma görevliliği kadrolarına ilk başvuru halinde aranacak, araştırma görevliliği giriş sınavına ilişkin bir şart olup önceden araştırma görevlisi olarak görev yapan kişilere uygulanması mümkün değildir. 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesinde yer alan "Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler." cümlesi de; araştırma görevlilerinin ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanabileceğini ifade etmektedir. Yeniden atama durumunda otuz beş yaşını doldurmamış olma şartı aranmadığından, olayda idarenin bağlı yetkisi de söz konusu değildir. Dava konusu uyuşmazlıkta, 1983 yılında doğduğu belirtilen davacının, 09/02/2009 tarihinde davalı … Üniversitesi'nde göreve başlamış olması nedeniyle, göreve ilk başladığı sırada ilgili şartı taşıdığı anlaşıldığından, bu yönüyle davalı idare tarafından fesih ihbarnamesinde davacının otuz beş yaşını aşması nedeniyle yeniden araştırma görevlisi olarak çalışamayacağının belirtilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu durumda; her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; 2547 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca davacının otuz beş yaşını doldurmuş olması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi hususunda idarenin bağlı yetkisinin bulunduğu ve bu yönüyle işlemin hukuka uygun olduğu gözetildiğinde, lisansüstü öğrencilik süresinin makul sürelerin üzerinde olduğu, göreve başladıktan sonra yapmış olduğu akademik çalışmaların yeterli olmadığı gerekçeleri yönünden ayrıca hukuki irdeleme yapılmasına gerek görülmediği ifade edilse de; otuz beş yaş şartının görev süresinin yenilenmesi değil sınava giriş şartı olduğundan, Mahkemece işin esasına girilerek diğer gerekçelerinde incelenmesi ve ona göre bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlemden kaynaklanan yoksun kaldığı ücret alacaklarının hak ediş tarihinden itibaren yasal faizi ile ödenmesine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin…… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 11/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X)- İdareye; sözleşmeli personel çalıştırıp çalıştırmama veya sözleşmesi sona eren bir personelin sözleşmesini yenileyip yenilememe konusunda takdir hakkı tanındığında tartışma bulunmamakta, takdir hakkının kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanılacağı hususu ise yargısal içtihatlarla istikrarlı şekilde gözetilmektedir. Kimi hukuk yazınında ve yargı kararlarında; idarenin sözleşme yenilememe yönünde tesis ettiği işlemler ile devam eden bir sözleşmenin feshine yönelik işlemler arasındaki nitelik farkı gözetilmeksizin, sözleşme yenilememe işlemlerinde de idarenin kullandığı takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanıldığının, idarece ispat edilmesi yani somut delillerle ortaya konulması gerektiği ifade edilmektedir. Oysa, devam eden bir sözleşmenin feshi işleminde idarenin, feshin haklılığını ispat etmek diğer bir anlatımla sözleşmenin niçin feshedildiğini somut gerekçelerle ortaya koymak zorunluluğu bulunmasına karşın, süresi bitmiş bir sözleşmenin yenilenmemesi konusunda idareye ispat külfeti yüklemek yani sözleşmenin niçin yenilenmediğinin somut gerekçelerle ortaya konulmasını beklemek ya da mahkeme kararlarıyla idareyi sözleşme yenilemeye zorlamak, kanun koyucunun idareye tanıdığı takdir yetkisini büsbütün ortadan kaldırma, her nasılsa bir defa sözleşme imzalayan bir kişinin disipliner sonuç doğuran bir eylemde bulunmadığı ve bu eylemin soruşturma raporuyla tespit edilmediği sürece sözleşmesinin yargı kararıyla mütemadiyen yenilenmesini sağlama sonucunu doğuracaktır. Öte yandan sözleşme ilişkisinin başlangıcında ilgililer tarafından sözleşmenin süreli olduğu ve sürenin bitiminde kendiliğinden ortadan kalkacağı bilinmekte olup, sözleşmesinin devamı konusunda haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemez. Bu itibarla, davacının süresi biten sözleşmesinin uzatılmaması şeklinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Danıştay 8. Daire, E. 2017/5935, K. 2021/6725Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2017/5935 E.  ,  2021/6725 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2017/5935 Karar No : 2021/6725 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 29 Mayıs Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, …Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı tarafından; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın … tarih, … sayılı kararı esas alınarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesi uyarınca iş akdinin, 15/01/2016 tarihi itibariyle feshedilmesine ilişkin davalı idarenin … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali kayıplarının ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… kararda; davacının, basında "Bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriye imza atmakla, T.C Devletini, açıkça ülkenin belli bir bölgesindeki insanları açlığa ve susuzluğa mahkum ettiği, özellikle belli bir etnik grubu katlettiği, yaşam hakkını ortadan kaldırdığı ve sürgün ettiğini ileri sürerek haksız ve gerçeğe aykırı olarak ağır suç isnadında bulunmak suretiyle düşünce özgürlüğü sınırlarını aşacak şekilde beyanda bulunduğu, yapılan bu beyan ve açıklamalar ile davalı idare açısından ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan davacının iş aktinin sonlandırılmasına ilişkin şartların oluştuğu anlaşıldığından, iş akdinin sonlarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından; dava konusu işlemin yetkili makam organı olmayan genel sekreter tarafından tesis edildiği, İdare Mahkemesince İş Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen haklı nedenle fesih hükümlerine atıf yapılmışsa da ilgili mevzuat ve içtihatta, vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının mesleki güvenceleri yönünden özel hukuk hükümlerine tabi olmayacağının açık bir şekilde düzenlendiği, dolayısıyla müvekkilinin atamasının yapılması veya görevine son verilmesi işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre tesis edilmesi ve Mahkemece de bu ilkeler uyarınca yargılamanın yapılması gerektiği, diğer taraftan müvekkilinin sözleşmesinin sonlandırılmasına gerekçe olarak gösterilen bildirinin Anayasa Mahkemesi kararı ile ifade hürriyeti kapsamında bulunduğuna karar verilmesi üzerine davacı hakkında açılan adli soruşturmanın beraat ile sonuçlandığı belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacının sözleşmesinin sona erdirilmesi işleminin, üniversite mütevelli heyetince tesis edildiği, davacının öğretim üyesi görev ve yetkisi ile hiçbir şekilde bağdaşmayacak şekilde açıkça suç teşkil eden bildiriye imza attığının açık olduğu, söz konusu bildirinin düşünce özgürlüğü kapsamında meşru gösterilmesi veya bilimsel özerklik kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olmayacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davalı üniversitede, taraflarca imzalanan iş akdine dayanarak öğretim üyesi olarak görev yapan davacının sözleşmesinin, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın, basında "Bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriye imza atan personel hakkında gerekli işlemlerin yapılması istemli … tarih, … sayılı yazısı sonrası 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesi uyarınca 15/01/2016 tarihi itibariyle feshedilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 130. maddesinde, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olacağı kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na 2880 sayılı Kanun ile eklenen maddelerde vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları için Anayasa'nın yukarıda yer verilen hükmüne paralel düzenlemelere yer verilmiş; bu kapsamda, Ek 2. maddede, vakıfların, kazanç amacına yönelik olmamak koşuluyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen usul ve esaslara uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını kurabilecekleri; Ek 5. maddede, vakıf mütevelli heyetinin, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı; Ek 8. maddede ise, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden; davacının iş akdinin, imzacısı olduğu ve basında "Bu suça ortak olmayacağız'' başlığıyla yayınlanan bildirinin, Devleti katliam yapmakla itham eden ve Devletin varlığı ve bağımsızlığı aleyhine ifadelere yer veren bir bildiri olduğu gerekçesiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 13/01/2016 tarihli yazısı uyarınca İş Kanun'un 25/2. maddesi kapsamında feshedildiği görülmektedir. Dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza atan ve Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru Nolu “Zübeyde Füsun ÜSTEL ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade “özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir. Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında davacı hakkında İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:2018/145 sayılı ceza davasında; Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak her ne kadar sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcı ise de Anayasa Mahkemesi’nin 26/07/2019 tarih, 2018/17635 Başvuru sayılı “Zübeyde Füsun ÜSTEL ve Diğerleri” konulu kararında, başvuruya konu bildiri ve dava konusu bildirinin aynı olması ve cezalandırılması istenen suç maddesinin de aynı olması sebebiyle dava konusu bildirinin “ifade hürriyeti” kapsamında bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ve Anayasa’nın 153/6 maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı yönündeki amir hükmü uyarınca, davacı hakkında terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve verilen bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir. Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de "iptal davaları" olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır. İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır. Uyuşmazlıkta; davalı üniversite ile imzalanan sözleşmeye istinaden öğretim üyesi olarak göreve başlayan davacının; sözleşmesinin, basında "akademisyenler bildirisi" olarak yer alan bildiriye imza attığı gerekçesiyle Mütevelli Heyet Kararı ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan ve basında "Bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriyi imzaladığı gerekçesiyle davacı hakkında yürütülen adli soruşturmanın, … Ağır Ceza Mahkemesi'nce yukarıda alıntısı yapılan Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda; bildiri, ifade hürriyeti kapsamında bulunarak suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanun'un 223-2-a maddesi uyarınca beraat ile sonuçlandığı ve beraat kararının kesinleştiği görüldüğünden, oluşan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin gerekçesinin hukuken ortadan kalktığı ve dava konusu işlemin, sebep yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte taraftan, davacının açıkta kaldığı süre içerisinde başka bir kurumda çalıştığı ya da kazanç getirici bir faaliyette bulunduğunun tespiti halinde, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için, elde ettiği gelirin mahsup edilerek, davacının hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı mali kayıplarının Anayasanın 125. maddesi uyarınca ödenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.
Danıştay 8. Daire, E. 2018/234, K. 2021/6732Kaynağı aç
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2018/234 E.  ,  2021/6732 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2018/234 Karar No : 2021/6732 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi VEKİLİ : Av. …. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: …Üniversitesi, … Hizmetler Bölümü'nde Yardımcı Doçent kadrosunda görev yapan davacı tarafından; … Başkanlığı'nın … tarih ve …. sayılı kararı esas alınarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesi uyarınca iş akdinin 15/01/2016 tarihi itibariyle feshedilmesine ilişkin davalı idarenin … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, basında "Bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriye imza atmakla, T.C Devletini, açıkça ülkenin belli bir bölgesindeki insanları açlığa ve susuzluğa mahkum ettiği, özellikle belli bir etnik grubu katlettiği, yaşam hakkını ortadan kaldırdığı ve sürgün ettiğini ileri sürerek haksız ve gerçeğe aykırı olarak ağır suç isnadında bulunmak suretiyle düşünce ve ifade özgürlüğü sınırlarını ve akademik özgürlüğü aşacak şekilde beyanda bulunduğu, yapılan bu beyan ve açıklamalar ile davalı idare açısından ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan davacının iş sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin şartların oluştuğu anlaşıldığından, iş akdinin sonlandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından; dava konusu işlemin yetkili makam organı olmayan Genel Sekreter tarafından tesis edildiği, İdare Mahkemesince İş Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen haklı nedenle fesih hükümlerine atıf yapılmışsa da ilgili mevzuat ve içtihatta, vakıf üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanlarının mesleki güvenceleri yönünden özel hukuk hükümlerine tabi olmayacağının açık bir şekilde düzenlendiği, dolayısıyla müvekkilinin atamasının yapılması veya görevine son verilmesi işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre tesis edilmesi ve Mahkemece de bu ilkeler uyarınca yargılamanın yapılması gerektiği, diğer taraftan müvekkilinin sözleşmesinin sonlandırılmasına gerekçe olarak gösterilen bildirinin Anayasa Mahkemesi kararı ile ifade hürriyeti kapsamında bulunduğuna karar verilmesi üzerine, davacı hakkında açılan adli soruşturmanın beraat ile sonuçlandığı belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; davacının sözleşmesinin sona erdirilmesi işleminin, üniversite mütevelli heyetince tesis edildiği, davacının öğretim üyesi görev ve yetkisi ile hiçbir şekilde bağdaşmayacak şekilde açıkça suç teşkil eden bildiriye imza attığının açık olduğu, söz konusu bildirinin düşünce özgürlüğü kapsamında meşru gösterilmesi veya bilimsel özerklik kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olmayacağı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davalı üniversitede, 01/07/2015 tarihinde yürürlüğe giren bir yıl süreli iş akdine dayanarak öğretim üyesi olarak göreve başlayan davacının sözleşmesinin, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın, basında "Bu suça ortak olmayacağız" başlığıyla yayınlanan bildiriye imza atan personel hakkında gerekli işlemlerin yapılması istemli …. tarih, …sayılı yazısı uyarınca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. maddesi uyarınca 15/01/2016 tarihi itibariyle feshedilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, sözleşmesinin sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptali ile işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 130. maddesinde, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olacağı kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na 2880 sayılı Kanun ile eklenen maddelerde vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları için Anayasa'nın yukarıda yer verilen hükmüne paralel düzenlemelere yer verilmiş; bu kapsamda, Ek 2. maddede, vakıfların, kazanç amacına yönelik olmamak koşuluyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen usul ve esaslara uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını kurabilecekleri; Ek 5. maddede, vakıf mütevelli heyetinin, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı; Ek 8. maddede ise, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 130. maddesinde, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabileceği, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olacağı kurala bağlanmıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na 2880 sayılı Kanun ile eklenen maddelerde vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumları için Anayasa'nın yukarıda yer verilen hükmüne paralel düzenlemelere yer verilmiş; bu kapsamda, Ek 2. maddede, vakıfların, kazanç amacına yönelik olmamak koşuluyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen usul ve esaslara uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları veya bunlara bağlı birimlerden birini veya birden fazlasını kurabilecekleri; Ek 5. maddede, vakıf mütevelli heyetinin, yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapacağı, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylayacağı; Ek 8. maddede ise, vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarındaki akademik organların, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenleneceği ve onların görevlerini yerine getireceği, öğretim elemanlarının niteliklerinin devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının nitelikleri ile aynı olacağı belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden; davacının iş akdinin, imzacısı olduğu ve basında "Bu suça ortak olmayacağız'' başlığıyla yayınlanan bildirinin, Devleti katliam yapmakla itham eden ve Devletin varlığı ve bağımsızlığı aleyhine ifadelere yer veren bir bildiri olduğu gerekçesiyle Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 13/01/2016 tarihli yazısı uyarınca İş Kanun'un 25/2. maddesi uyarınca feshedildiği görülmektedir. Dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildiriye imza atan ve Anayasa Mahkemesi’nin … tarih, … Başvuru Nolu “…. ve Diğerleri” konulu kararında; başvurucuların imzalamış oldukları ve basında “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla yayınlanan bildirinin, nesnel anlamı gözetildiğinde bir bütün olarak PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına, silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı teşvik olarak nitelendirilmesinin mümkün görünmediği, somut olayın koşullarında başvuruya konu bildirinin internette yayımlanmasının devlet ve toplum hayatında olumsuz sonuçlar doğurduğu, devletin terörle mücadele faaliyetleri üzerinde kayda değer bir etkisi olduğunu göstermediği, hazırlanmasında veya imzalanmasında güdülen diğer amaçlar ne olursa olsun ve hangi dil ve üslup kullanılırsa kullanılsın nihai olarak bildiride o tarihlerde sürmekte olan çatışmaların sona erdirilmesi talebinin baskın olduğu, bildirinin imzalanmasına neden olan operasyonları yürüten kamu gücüne karşı ağır eleştirilerde bulunulabileceğinin öngörülmesi ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül edilmesi gerektiği belirtilerek başvurucuların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığından Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade “özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verilerek başvurucuların başvurusu kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, ilgili kararda özetle dava konusu işleme gerekçe olarak gösterilen bildirinin, hazırlanmasının ve yayınlanmasının Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan “ifade özgürlüğü” kapsamında bulunduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir. Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında; davacı hakkında, …Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı ceza davasında; Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonucu verdiği ihlal kararları, soyut ve somut norm denetiminden farklı olarak her ne kadar sadece başvuruda bulunan kişi ve başvuruya konu idari işlem ya da karar açısından geçerli ve bağlayıcı ise de Anayasa Mahkemesi’nin … tarih, …. Başvuru sayılı “…ve Diğerleri” konulu kararında, başvuruya konu bildiri ve dava konusu bildirinin aynı olması ve cezalandırılması istenen suç maddesinin de aynı olması sebebiyle dava konusu bildirinin “ifade hürriyeti” kapsamında bulunduğuna ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararı ve Anayasa’nın 153/6 maddesine göre Anayasa Mahkemesi kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı yönündeki amir hükmü uyarınca, davacı hakkında terör örgütü propagandası suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve verilen bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği görülmektedir. Hukuk devleti ilkesi gereğince; idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açıktır ve bu noktada, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun sağlanmasındaki en etkin araçlardan birinin de "iptal davaları" olduğu kuşkusuzdur. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1/a bendine göre; iptal davaları, idare tarafından tesis edilen işlemler nedeniyle menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından anılan işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı oldukları iddialarıyla açılan davalardır. İdari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan, idareyi bir işlem yapmaya sevkeden hukuki ve fiili etkenlerdir. İptal davalarında, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır. Sebep unsurundaki bir sakatlığın işlemi de sakat hale getireceği tartışmasızdır. Uyuşmazlıkta; davalı üniversitede, 01/07/2015 tarihinde yürürlüğe giren ve 1 yıl süreli sözleşme ile öğretim üyesi olarak göreve başlayan davacının; sözleşmesinin, basında akademisyenler bildirisi olarak yer alan bildiriye imza attığı gerekçesiyle mütevvelli heyet kararı ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan bildiriyi imzaladığı gerekçesiyle davacı hakkında yürütülen adli soruşturmanın, …. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yukarıda alıntısı yapılan Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda; bildiri, ifade hürriyeti kapsamında bulunarak suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle, Ceza Muhakemeleri Kanun'un 223-2-a maddesi uyarınca beraat ile sonuçlandığı ve beraat kararının kesinleştiği görüldüğünden, oluşan yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin gerekçesinin hukuken ortadan kalktığı ve dava konusu işlemin, sebep yönünden hukuka aykırı hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte taraftan, davacının açıkta kaldığı süre içerisinde başka bir kurumda çalıştığı ya da kazanç getirici bir faaliyette bulunduğunun tespiti halinde, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi için, elde ettiği gelirin mahsup edilerek, davacının hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı mali kayıplarının Anayasanın 125. maddesi uyarınca ödenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:…. sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliği ile karar verildi.
2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. Ek Madde 8Kaynağı aç
Ek Madde 8 – (Ek: 17/8/1983 – 2880/32 md.) Vakıfca kurulacak yüksekögretim kurumlarındaki akademik organlar, Devlet yükseköğretim kurumlarındaki akademik organlar gibi düzenlenir ve onların görevlerini yerine getirir. Öğretim elemanlarının nitelikleri Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynıdır. Devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmaları yasaklanmış veya disiplin yoluyla bu kurumlardan çıkarılmış kişiler, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alamazlar. (Ek fıkra: 15/4/2020-7243/11 md.) Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarına, unvanlarına göre Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen ücret tutarından az ücret verilemez. Bu fıkra kapsamında Devlet yükseköğretim kurumlarında ödenen emsal ücretin hesaplanmasında ilgili mevzuat uyarınca aylıklara ilişkin hükümlerin uygulandığı kadroya bağlı ödemeler dikkate alınır.

Sözleşmenin Feshi ve Görevden Çıkarmanın Hukuki Niteliği ile Görevli Mahkeme

Vakıf üniversitelerinde akademisyenin akademik çıktılarının yetersiz görülmesi sebebiyle tesis edilen ilişki kesme ve sözleşmenin feshi işlemleri, kamu gücüne dayalı idari işlem niteliğindedir. 2547 sayılı Kanun Ek Madde 8 ve Anayasa m. 130 uyarınca bu işlemler kamu gücü kullanılarak tesis edildiğinden uyuşmazlıklarda idare mahkemesi görevlidir. Bu tür uyuşmazlıklar sebebiyle adli yargı bünyesindeki iş mahkemelerinde açılan davalar görevsizlik gerekçesiyle reddedilir.

Fesih Öncesi Savunma Hakkı ve Değerlendirme Heyetinin Usul Kuralları

Performans değerlendirmesi gerekçesiyle görevine son verilecek kamu görevlisi akademisyenin işlem tesis edilmeden önce savunmasının alınması zorunludur. Performans düşüklüğü bir disiplin suçu olmasa dahi kişinin mesleki geleceğini etkileyen bir işlem niteliği taşıdığından savunma hakkı tanınmalıdır. Savunma alınmadan yapılan fesih işlemleri idare mahkemesince usulden iptal edilir.

Performans değerlendirme komisyonunun oluşumu da idari yargı denetimine tabidir. Komisyon bünyesinde yer alan üyelerin değerlendirdikleri akademisyenden daha alt bir unvana sahip bulunması veya aralarında husumet bulunması idari işlemi usul yönünden sakatlar.

Performans Kriterlerinin Belirliliği ve İdarenin Hizmet Kusuru

Vakıf üniversitelerinin kendi iç yönergelerinde veya kurumsal düzenlemelerinde belirledikleri performans ölçütlerinin Yükseköğretim Kurulunun asgari doçentlik veya atama kriterlerinden çok daha ağır olması, hukuk devletinin belirlilik ilkesine aykırılık oluşturabilir.

Üniversite tarafından laboratuvar imkanı veya kütüphane erişimi gibi zorunlu altyapı sağlanmadan deneysel ya da yayına dayalı performans beklenmesi durumunda performans düşüklüğü akademisyene değil kuruma yüklenebilir. Altyapı eksikliğine rağmen performans yetersizliği gerekçe gösterilerek işlem kurulması idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir.

İdari İşlemde Sebep Unsuru ve Yargısal Denetimde Bilirkişi İncelemesi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 uyarınca idari işlemlerde sebep unsuru, idari işlemden önce gelen ve idareyi işlem yapmaya sevk eden hukuki ve fiili etkenlerdir. Danıştay 8. Dairesinin E. 2017/5935, K. 2021/6725 ve E. 2018/234, K. 2021/6732 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere, sebep unsurundaki bir sakatlık idari işlemi sakat hale getirerek iptalini gerektirir; idareyi işlem tesisine yönelten gerekçelerin hukuken ortadan kalkması işlemi sebep yönünden hukuka aykırı kılar.

İdare mahkemeleri bir akademisyenin performansının yetersiz olup olmadığını teknik bir konu olarak değerlendirdiğinden, uyuşmazlıklar genellikle farklı bir üniversiteden seçilen üç kişilik profesör heyetine bilirkişi incelemesi yaptırılarak çözümlenir. İnceleme sürecinde üniversitenin belirlediği kriterlerin 2547 sayılı Kanun'a ve akademik teamüllere uygunluğu denetlenir.

Araştırma Görevlilerinin Görev Sürelerinin Uzatılması ve Yaş Şartı

2547 sayılı Kanun m. 33/a uyarınca araştırma görevlileri en çok üç yıl süre ile atanır ve aynı usulle yeniden atanabilirler. Görev sürelerinin uzatılıp uzatılmaması hususunda idarenin takdir yetkisi bulunmakla birlikte, Danıştay 8. Dairesinin E. 2024/1190, K. 2025/2033 sayılı kararında belirtildiği üzere bu yetki mutlak olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır. Araştırma görevlilerinin sözleşmelerinin yenilenmemesi veya görevlerine son verilebilmesi için görevlerini aksattıkları, ihmal ettikleri, disiplinsizlik gösterdikleri, akademik yetersizlikleri ya da başarısızlıkları veya hizmetlerine ihtiyaç kalmadığı hususunda hukuken kabul edilebilir somut bir sebebin ortaya konulması gerekir.

2547 sayılı YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – (Değişik: 17/8/1983 – 2880/16 md.) a) (Değişik: 12/8/1986 – KHK 260/3 md.) Araştırma görevlileri, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan öğretim elemanıdır. (Ek cümle: 15/4/2020-7243/4 md.) Araştırma görevlisi kadrosuna başvurabilmek için sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olmak gerekir. Bunlar ilgili anabilim veya anasanat dalı başkanlarının önerisi, Bölüm Başkanı, Dekan, enstitü, yüksekokul veya konservatuvar müdürünün olumlu görüşü üzerine rektörün onayı ile araştırma görevlisi kadrolarına en çok üç yıl süre ile atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer.(Ek cümle: 21/4/2005 – 5335/10 md.) Bunlar aynı usulle yeniden atanabilirler. Lisans üstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilecek araştırma görevlileri ile ilk defa bu amaçla bu göreve atanacaklarda aranacak nitelikler ve diğer hususlar Yükseköğretim Kurulunca tespit edilir. (Değişik: 9/4/1990 – KHK – 418/23 md.; İptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994-KHK-527/16 md.) Lisansüstü eğitim – öğretim için yurtdışına gönderilecek araştırma görevlileri hakkında yukarıdaki atama süresi ile ilgili hüküm uygulanmaz. Bu gibilerin öğrenim ücretleri ve yollukları dahil her çeşit sosyal ve diğer giderleri bağlı bulundukları üniversitelerin personel giderleri içerisinde açılacak özel tertipden ödenir. Lisansüstü eğitim – öğretim için yurt dışına gönderilen araştırma görevlileri kadrolarında bırakılırlar ve (Burslu gidenlerin biryılı aşan süreleri ile şahsen özel burs sağlayan ve bu burstan istifade etmesi için kurumlarınca kendilerine aylıksız izin verilmesi uygun görülenler hariç) aylık ve diğer her türlü ödemelerin kanuni kesintilerin sonra kalan net tutarının % 60'ını kurumlarından alırlar. Bunlardan kurumlarınca gönderilenlere, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun hükümlerine göre aynı ülkede bulunan öğrencilere verilen tahsisat tutarında ayrıca ödeme yapılır. Burslu gidenlerin aldıkları burs miktarları bu miktarın altında ise aradaki fark kurumlarınca kendilerine ayrıca ödenir. Bunların okul ücretleri ile eğitim ve öğretime başlayabilmeleri için zorunlu olan kurs ücretleri karşılanır. Kitap ve kırtasiye bedelleri ile diğer eğitim ve öğretim giderlerini karşılamak için her yıl Mart ve Eylül aylarında iki eşit taksitte ödenmek üzere birer aylıkları tutarında ek ödenek verilir. b) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) c) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) d) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) e) (Mülga: 22/2/2018-7100/7 md.) Yabancı uyruklu öğretim elemanları:

Danıştay 8. Dairesinin E. 2024/1190, K. 2025/2033 sayılı kararında vurgulandığı üzere, sınavın yapıldığı yılın ocak ayının birinci günü itibarıyla otuz beş yaşını doldurmamış olma kuralı araştırma görevlisi kadrolarına ilk başvuru ve giriş sınavı için geçerli olup önceden araştırma görevlisi olarak görev yapan kişilerin sözleşmelerinin yenilenmesinde uygulanamaz.

Dava Açma Süresi, Yetkili Mahkeme ve Yürütmenin Durdurulması

Vakıf üniversitelerinde akademik personelin ilişiğinin kesilmesine dair işlemin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uyarınca 60 günlük dava açma süresi işlemeye başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı yitirilir. Davaya bakmakla yetkili mahkeme ise üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 27 uyarınca, feshin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda idare mahkemesi davanın sonucunu beklemeden yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.

İptal Kararının Hukuki Sonuçları, Parasal Haklar ve Gelir Mahsubu

İptal davası ile birlikte, hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş, ek ders ve döner sermaye gibi parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talep edilmelidir. İdari işlemin mahkemece iptali, hukuk aleminde o işlemin hiç tesis edilmemiş olduğu sonucunu doğurur ve akademisyen görevden uzak kaldığı süredeki mali haklarını talep edebilir; idarenin ağır hizmet kusuru bulunması halinde manevi tazminat talebinde bulunulması da mümkündür.

Anayasa m. 125 gereğince hukuka aykırı işlem sebebiyle personelin uğradığı mali kayıplar ödenirken mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi esastır. Danıştay 8. Dairesinin E. 2017/5935, K. 2021/6725 ve E. 2018/234, K. 2021/6732 sayılı kararları uyarınca ilgilinin açıkta kaldığı süre içerisinde başka bir kurumda çalıştığı veya kazanç getirici bir faaliyette bulunduğu tespit edilirse, elde ettiği gelir mahsup edilerek kalan parasal hakları ödenir.

Vakıf üniversitesinde performans feshine karşı hangi mahkemede dava açılır?

Vakıf üniversitelerinde akademik personelin sözleşme feshi ve ilişik kesme işlemleri kamu gücüne dayalı idari işlem sayıldığından uyuşmazlık iş mahkemelerinde değil, üniversitenin bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılacak iptal davası ile çözülür.

Performans nedeniyle görevden çıkarmada savunma alınması zorunlu mudur?

Evet, performans değerlendirmesi gerekçesiyle personelin görevine son verilmeden önce mutlaka savunmasının alınması gerekir; savunma alınmadan yapılan fesihler idare mahkemesince usul yönünden iptal edilir.

Vakıf üniversitesi feshine karşı dava açma süresi kaç gündür?

İlişik kesme ve sözleşmenin feshi kararının tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresi 60 gün olup bu süre hak düşürücüdür.

Açıkta kalınan sürede başka işten kazanılan para mali haklardan düşülür mü?

Evet, Anayasa m. 125 uyarınca hukuka aykırı işlem sebebiyle yoksun kalınan haklar ödenirken mükerrer ödemeyi önlemek amacıyla personelin açıkta kaldığı dönemde başka bir kurumdan veya kazanç getirici faaliyetten elde ettiği gelirler mahsup edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu