Uzman Erbaş Sözleşme Feshinin İptali Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Uzman Erbaş Sözleşme Feshinin İptali Davası

Sözleşmesinin hukuka aykırı biçimde feshedildiğini düşünen uzman çavuş veya uzman onbaşı, idari yargıda sözleşmenin feshinin iptali davası açabilir. İptal kararı göreve dönmeyi mümkün kılabilir; ancak bu sonuç her dosyada zorunlu olarak gerçekleşmez.

Hukuka Aykırılık ve Davanın Konusu

İdare tarafından yapılan fesihte ya da sözleşmenin yenilenmemesinde hukuka aykırı bir unsur bulunması, yetkili mahkemede iptal davası açma sebebi sayılır. Yasal düzenlemenin dışında kalan ve hakkaniyet gözetmeyen kararlar hukuka aykırılık içerebilir.

Her idari işlemde olduğu gibi fesih işlemi de yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden mahkemece incelenir. Hukuka aykırılığın hangi ölçütlere göre saptanacağı somut olayın koşullarına göre belirlenir.

Sözleşmenin Yenilenmesi ve Başvuru Koşulları

Yurt içinde görev yapan uzman erbaş sözleşmenin bitiminden üç ay önce, yurt dışında geçici görevde bulunan ise altı ay önce yenileme talebinde bulunabilir. Yenileme için süresinde dilekçe verilmesi, son sicil notunun sicil tam notunun en az yüzde 60'ı olması, açık kadro bulunması ve ilgili yönetmelikte belirtilen sağlık niteliklerine sahip olunması şartları birlikte sayılmaktadır. Bu şartların kanuni dayanağını oluşturan madde metinleri bu yazının kapsamında doğrulanamamıştır.

Sözleşmenin bitimine üç ay kala uzatma talebinin bildirilmemesi, sözleşmenin feshiyle sonuçlanabilen bir durumdur. Bu sonuç, kanun madde metninde açıkça yer alan bir genel kural olarak aktarılmamakla birlikte uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı belirtilmektedir.

İdarece Fesih Nedenleri

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, görevde başarısız olanlar ile atandıkları kadro görev yerleriyle ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs ya da eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilebilmektedir. Bunların yanı sıra, sağlık sorunları, memuriyetten mahkûmiyet cezası ve yaş sınırı gibi idari nedenlerle de sözleşme feshedilebilir ya da yenilenmeyebilir; ancak bu nedenlerin her birinin kanuni şartları ve olası istisnaları bu yazıda gösterilmemiştir.

Danıştay 12. Daire, E. 2020/3686, K. 2023/2513Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/3686 E.  ,  2023/2513 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3686 Karar No : 2023/2513 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Komutanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak İli, … Hizmet Destek Komutanlığında jandarma uzman onbaşı olarak görev yapan davacının, görevde başarısız olduğundan ve kendisinden istifade edilemediğinden bahisle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ile Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 31/12/2016 olur tarihli işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacının, görev süresince hakkında verilen sicil puanları, tabi tutulduğu fiziki yeterlilik testlerindeki başarı düzeyi, üç yıllık görev süresi boyunca uzman çavuşluk rütbesine terfi edememesi ile üstüne karşı sergilediği eylem, hakkında tutulan çok sayıda tutanak ve verilen disiplin cezaları da dikkate alındığında, istihdam edildiği kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamadığı kanaati ile kendisinden istifade edilemediğinden bahisle, idarenin takdir yetkisi dahilinde sözleşmesinin feshi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İşlemin dayanağı kanun maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, işlemin yasal dayanağının kalmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Bölge İdare Mahkemesince davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verildiğinden ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin üçüncü fıkrasında, adli yardımın, hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği belirtildiğinden, davacının adli yardım istemi hakkında yeni bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı; Şırnak İli, … Hizmet Destek Komutanlığında jandarma uzman onbaşı olarak görev yapmakta iken, hakkında düzenlenen sicil notlarının iyi seviyenin altında olduğu, eylemleri nedeniyle 2016 yılı içerisinde üç kez hakkında tutanak tanzim edildiği, aynı yıl içerisinde üstü silahla tehdit suçunu işlediğinden bahisle yapılan yargılamada "10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği, sözleşme yenileme talebi kapsamında tabi tutulduğu fiziki yeterlilik testlerinde istenilen düzeyde derece elde edemediği, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 11. maddesine göre bir yıllık hizmet süresinde başarılı olan uzman onbaşıların uzman çavuşluğa terfi etmesi mümkün iken mesleğe uzman onbaşı olarak başlayan davacının üç yıla yaklaşan görev süresi boyunca uzman çavuşluk rütbesine terfi edemediği, sözleşmesinin uzatılması talebinin sicil üstlerince uygun görülmediği tespitlerine dayanılarak, görevi boyunca ortaya koyduğu performans gözetildiğinde kendisinden istifade edilemeyeceği kanaati ile sözleşmesinin feshedilmesi yönünde getirilen teklif uyarınca sözleşmesi 31/12/2016 olur tarihli işlemle feshedilmiştir. Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun, 10/02/2004 tarih ve 5085 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 12. maddesinin ikinci fıkrasında, "Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar." ; üçüncü fıkrasında, “Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”; 19. maddesinde, “Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükümlerine yer verilmiştir. 3269 sayılı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; “Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde 'IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı' üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. 'Hizmete girme' başlıklı maddenin birinci fıkrasında 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' denilmek suretiyle hakkın tanımının yapıldığı, ikinci fıkrasında ise 'Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez' denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hâllerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından, kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa’nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.' hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin, çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya KHK'nin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da KHK'nin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngören kanun hükmünün, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden 9 ay sonra, yani 10/03/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununda, sözleşmeli olarak istihdam edilen uzman erbaşların sözleşmelerinin yenilenmesi konusunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, Kanunun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinde, uzman erbaşların hangi hallerde Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerinin kesileceği yolunda ayrıntılı bir düzenleme yapılmıştır. Anılan Kanun maddesinde, "kendilerinden istifade edilememe" de dahil olmak üzere, "göreve intibak edememe" ve "görevde başarısız olma" gibi ilişik kesme sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla, uzman erbaşların sözleşmelerinin yenilenmesinde idarenin, bu Kanun hükmünden de hareketle, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Dava dosyasına davalı idarece sunulan belgelerin incelenmesinden; davacının görevinde başarısız olduğu, emre itaatsizlik, üste saygısızlık, silahla üstü tehdit dahil olmak üzere bir çok disiplinsiz davranışta bulunduğu, bir üst rütbeye terfi edemediği, komutanlarınca 31/12/2016 tarihinde bitecek olan sözleşmesinin yenilenmemesinin önerildiği ve bunun Tugay Komutanınca da uygun bulunduğu, bunun üzerine 31/12/2016 tarihinde sözleşmesinin yenilenmeyerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; her ne kadar 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki "kendilerinden istifade edilememe" yolundaki ilişik kesme sebebi hakkında Anayasa Mahkemesince iptal kararı verilmiş ise de, davacının sözleşmesinin, görevinde başarısız olduğu tespitine dayalı olarak yenilenmediği açık olduğundan, dava konusu işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın ve yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla davacının temyiz isteminin reddi gerektiği düşüncesiyle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının bozulması yolundaki Dairemiz kararına katılmıyoruz.

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrası, sözleşme imzalandıktan sonra ilk beş aylık intibak döneminde göreve intibak edemeyen ya da ayrılmak isteyenlerin sözleşmesinin feshedilerek ilişiğinin kesileceğini düzenlemektedir. Peşin ödenen aylık ve diğer özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı bu durumda geri alınır.

3269 sayılı UZMAN ERBAŞ KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12- (Değişik: 10/2/2004-5085/7 md.) Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız (…)[11] olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. (Değişik üçüncü fıkra:12/6/2024-7517/31 md.) Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Ayrıca; a) Almış oldukları sicile göre kademe ilerlemesi yapamayanların, b) (Değişik birinci cümle: 22/1/2015 – 6586/78 md.) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi; 1) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı mahkûm olanların, 2) Askerî Ceza Kanununun 148 inci maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olanların, c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, ç) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 14/3/2024 tarihli ve E: 2024/26, K: 2024/83 sayılı Kararı ile) d) (Değişik: 31/1/2013-6413/45 md.) Son olarak verilen de dahil olmak üzere, kararın kesinleştiği tarihten itibaren geriye doğru son bir yıl içinde toplamda otuz gün ve daha fazla oda hapsi veya hizmet yerini terk etmeme cezasına mahkûm olanların veya en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alanların, e) Yabancı uyruklu kişilerle evlenenlerden; bu evlilikleri, ilgili yönetmelikte belirtilen esaslar dahilinde Milli Savunma Bakanlığınca uygun görülmeyenlerin,[12] f) Çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin veya Türk vatandaşlığından çıkartılanların, g) (Ek:12/6/2024-7517/31 md.) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olan, bu örgütlere yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanan ya da kullandıran, bu örgütlerin propagandasını yapanların, Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar. İntibak edememe halleri

3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin son fıkrasına göre, her ne sebeple olursa olsun sözleşmesi feshedilerek ilişiği kesilen uzman erbaşlar Türk Silahlı Kuvvetleri'ne tekrar alınmazlar. Bu hüküm, fesih işlemine karşı idari yargıda iptal davası açılmasını engelleyen bir düzenleme niteliği taşımaz; yalnızca yeniden alım yasağını içermektedir.

Kanuni Dayanağa İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararları ve Sonraki Düzenleme

Anayasa Mahkemesi, E. 2022/4, K. 2022/64 sayılı kararıyla 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ve 19. maddesindeki kendilerinden istifade edilememe hâllerinin yönetmelikte düzenlenmesine ilişkin ibareleri iptal etmiştir. İptal gerekçesi, kamu hizmetinde kalma hakkının kanuni çerçeve ve temel ilkeler belirlenmeden yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olmasıdır.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/6958, K. 2025/2000Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/6958 E.  ,  2025/2000 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6958 Karar No : 2025/2000 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tunceli ili, … Komutanlığında … olarak görev yapan davacının, kendisinden istifade edilemediğinden bahisle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinin üçüncü fıkrası ve Uzman Erbaş Yönergesinin 4. maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … Komutanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının TSK'nın itibarını zedelediği, tutum ve davranışının kendisinden istifade edilemeyecek seviyeye ulaştığı belirtilerek sözleşmesinin feshine karar verildiği görülmekte ise de, işlemin dayanağının, eğitim esnasında bayılan personelin çekilen videosunun Whatsapp gruplarında paylaşılması fiili olduğu, bu hususun askerlik mesleğini sergilemede ikazlara rağmen istenilen düzeye ulaşamadığını gösterir nitelikte somut bilgi ve belgeye dayalı olarak ortaya konulamadığı dolayısıyla mevzuatın aradığı şartlar gerçekleşmeden ve davacıya bu konuda herhangi bir sözlü veya yazılı ikazda bulunmaksızın sözleşmesinin feshine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 22/08/2019 tarhinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının bayılan arkadaşının görüntülerini kayda aldığının tespiti üzerine, kendisinden istifade edilemeyeceğinden sözleşmesinin feshine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Tunceli İli, … Komutanlığı'nda … olarak görev yapan davacının, sırt çantasında kum torbası taşıdığı için bayılan arkadaşının videosunu çekerek Whatsap gruplarında paylaştığının tespit edildiği ve bu suretle kendisinden istifade edilemediğinden bahisle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinin üçüncü fıkrası ve Uzman Erbaş Yönergesi'nin 4. maddesi uyarınca sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun, 10/02/2004 tarih ve 5085 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 12. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”; 19. maddesinde; “Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükümleri öngörülmüştür. 3269 sayılı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğinin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” düzenlenmesine yer verilmemiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; “Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde 'IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı' üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. 'Hizmete girme' başlıklı maddenin birinci fıkrasında 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' denilmek suretiyle hakkın tanımının yapıldığı, ikinci fıkrasında ise 'Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez' denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinın, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hâllerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa’nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.' hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin, çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle, anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden başlayarak 9 ay sonra, yani 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerine bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7517 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile 3269 sayılı Kanun'un "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinin üçüncü fıkrası; "Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." şeklinde değiştirilmiş, 34. maddesi ile 3269 sayılı Kanun'a, bu Kanun'un 12. maddesinden sonra gelmek üzere "Kendilerinden istifade edilememe halleri" başlıklı 12/C maddesi eklenmiş, 36. maddesi ile de; 3269 sayılı Kanun'un 19. maddesi; "Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 22/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 17/04/2025 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Tunceli ili, … Komutanlığında … olarak görev yapan davacının, kendisinden istifade edilemediğinden bahisle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesinin üçüncü fıkrası ve Uzman Erbaş Yönergesinin 4. maddesi uyarınca bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … Komutanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinde; "Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." hükmü öngörülmüş; aynı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında; “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 10/06/2022 tarihli ve 31862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı ile 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresinin iptallerine karar verilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı incelendiğinde; Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerinde uzman erbaşların sözleşmelerinin feshi noktasında, kendilerinden istifade edilememe halinin aranması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi kendilerinden istifade edilememe halinin sözleşme feshine neden olması yönünden bir değerlendirme de yapılmadığı, uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte düzenlenmesi hususuna vurgu yapıldığı; kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden ve temel ilkeler belirlenmeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasının keyfi, ölçüsüz ve öngörülemez uygulamalara neden olabileceği ve temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek şekil unsuru yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nde yer verilen kendisinden istifade edilememe sebeplerinin kanunda yer alması halinde, "kanunilik" koşulu yönünden Anayasaya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerindeki "kendilerinden istifade edilememe halleri" ibarelerinin iptaline karar verilmiş ve yürürlük (10/03/2023) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin şekle ilişkin iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nda değişiklikler yapılmış ve anılan Kanun'un 12/C maddesinde sözleşme feshini gerektiren "kendilerinden istifade edilememe halleri" sayma yoluyla tek tek belirlenmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede yer alan "kendilerinden istifade edilememe" halinin sözleşmenin feshi nedeni olarak kabul edilemeyeceği yönünde bir gerekçeye yer verilmediği; söz konusu kararda, kanunda eksik düzenleme yapıldığı ve sözleşmenin feshine neden olabilecek "kendilerinden istifade edilememe" hallerinin neler olduğu, çerçevesi ve ilkelerinin kanunla belirlenmemesi nedeniyle keyfi uygulamalara sebebiyet verebileceği yönünde şekil unsuru açısından ortaya konulan gerekçe dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum çerçevesinde, 7517 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemenin de yürürlüğe girmesi sebebi ile dava konusu işlem yönünden, şekil şartı olarak "kanunilik" koşulunun sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/01/2024 tarih ve E:2023/167, K:2024/25 sayılı; 29/01/2024 tarih ve E:2023/3079, K:2024/124 sayılı kararlar da bu yöndedir. Bu itibarla; dava konusu işlemin iptali, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihi olan 22/08/2019 tarhinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.
Danıştay 12. Daire, E. 2021/7918, K. 2025/2019Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/7918 E.  ,  2025/2019 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7918 Karar No : 2025/2019 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Komando … Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapan davacının, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin ikinci fıkrası ile Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca, kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgeler ile komutanları tarafından düzenlenen kanaat raporları tümüyle değerlendirildiğinde, davacının birliğini izinsiz terk edip Bahar Kalkanı Harekatı kapsamında operasyona katılmamak için rahatsızlığını beyan ederek göreve çıkmak istememesinin, amirleri tarafından masumane bir davranış olarak değerlendirilmediği, anılan kanaat raporlarında "… tarihinde saat 18:00'de alınan yoklamada içtimada olmadığı, 17:00 sıralarında kendisi ile yapılan telefon görüşmesinde, … tarihinde çıkılacak olan göreve katılmak ve askerlik mesleğini yapmak istemediğini, bu yüzden askeri bölge sınırlarını terk ettiğini, firar etmek üzere gittiğini sözlü olarak beyan ettiği, bu durumun birliğin genel moral ve motivasyonunu olumsuz yönde etkilediği ve personelin kendisinden istifade edilemediği", bu kapsamda, "sözleşme fesih işlemlerinin yapılması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı" kanaatinde olduklarını belirttikleri; davalı idarece, davacının bu eylemleriyle operasyon bölgesinden kaçmak amacıyla sağlık durumunu kullanmaya çalıştığı kanaatine varıldığından, kendine özgü, özel kural ve değerleri olan askerlik mesleğinin manevi değerlerine aykırı bu davranışlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde olumsuz örnek teşkil ettiği ve kendisinden istifade edilemeyeceği dikkate alınarak takdir yetkisi kapsamında, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Barış Pınarı Harekatı kapsamında Suriyede görevini sürdürmekte iken, Ceylanpınar ilçesinde 16 gün boyunca hastanede yatarak fizik tedavi gördüğü, kısa süreli tedaviden döndükten sonra İdlib'de görevlendirildiği, Hatay Reyhanlı bölgesinde bulunduğu süreçte mevcut olan rahatsızlıklarının ciddi ağrılar göstermeye başladığı, komutanlarına durumunu arz ederek birliğini tehlikeye atmamak adına geri hizmette görev verilmesini istediği, acılarının dayanılmaz bir hal alması nedeniyle hastaneye gittiği, heyet tarafından 30 günlük istirahat raporu verildiği, bu raporunu … tarihinde birliğine gönderdiği, ancak raporu kabul görmeyerek hukuka aykırı bir şekilde disiplinsizlik nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği, disiplinsizlik sebebinin oluşabilmesi için 7 günlük firar süresinin dolmasının gerektiği, sözleşmesinin feshini gerektirecek şartların oluşmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Her askerde bulunması gereken ahlaki ve manevi vasıflar açısından yetersiz olduğu, askeri disiplini ve güveni sarstığı ve Türk silahlı Kuvvetlerinin imajını kötülediği değerlendirmesi neticesinde kendisinden istifade edilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı, kamu hizmetlerini yürütmekle görevli idarelerinin bu hizmetini en iyi şekilde yürütebilmesi için gerekli olan tedbirleri almak durumunda olduğu, bu kapsamda kamu hizmetini yürütecek personelini alırken bir takım özelliklere sahip olmasını aramasının tabii olduğu gibi statüye alındıktan sonra bunların verimli biçimde kullanılması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınma imkanı kalmamış, aksine söz konusu hizmetin yürütülmesine zararlı olacak personelin bünyesi dışına çıkarmasının da olağan olduğu, tüm bu sebeplerle dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesisi edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : … Komando … Komutanlığında uzman onbaşı olarak görev yapan davacının, Bahar Kalkanı Harekatında görevli olan birliğini izinsiz terkettiği ve mazeret bildirmeden 30 gün süreli sağlık raporu aldığı için kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin ikinci fıkrası ile Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca … tarih ve … sayılı işlemle sözleşmesinin feshi üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun, 10/02/2004 tarih ve 5085 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.”; 19. maddesinde, “Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.” hükümleri öngörülmüştür. 3269 sayılı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan ve 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Uzman Erbaş Yönetmeliğinin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” düzenlenmesine yer verilmemiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir.” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli…” ve “…yönetmelikte gösterilir.” ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 31862 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararıyla; “Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde 'IV. Kamu hizmetlerine girme hakkı' üst başlığı altında 70. maddede kamu hizmetlerine girme hakkına yer verilmiştir. 'Hizmete girme' başlıklı maddenin birinci fıkrasında 'Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir' denilmek suretiyle hakkın tanımının yapıldığı, ikinci fıkrasında ise 'Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez' denilmek suretiyle hizmete alınmada sadece görevin gerektirdiği nitelikler itibarıyla ayrım yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin, anılan hakkın sadece kamu hizmetlerine girmeyi değil, kamu hizmetlerinde bulunmayı/kalmayı da güvence altına aldığına karar verdiği (AYM, E.2021/104, K.2021/87, 11/11/2021, §§ 42-48), Kanun’un 12. maddesinin ikinci fıkrasında kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, itiraz konusu kurallarla da kendilerinden istifade edilememe hâllerinin Yönetmelikte gösterilmesi hükme bağlandığından, kuralların, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırladığı; Anayasa’nın 13. maddesinde 'Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.' hükmüne yer verildiği, buna göre kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılmasının, anılan hakka sınırlama getirilebilmesinin ilk şartını oluşturduğu; Anayasa’nın 13. ve 70. maddeleri uyarınca kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamaya yönelik kanuni bir düzenlemenin şeklen var olmasının yeterli olmadığı, kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiği; esasen temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olmasının, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesinin de bir gereği olduğu, hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin, hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerektiği, kanunda bulunması gereken bu niteliklerin hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunlu olduğu, zira bu ilkenin hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154), dolayısıyla Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanuniliğin, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye bağlanan hukuk devleti ilkesi ışığında yorumlanması gerektiği; itiraz konusu kurallarla ise uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin, çıkarılacak yönetmelikte düzenleneceğinin hükme bağlandığı, bu itibarla kuralların, kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmalarını öngörmeleri nedeniyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı, açıklanan nedenlerle kuralların Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın, 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanı Kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, uzman erbaş olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngören kanun hükmünün, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 10/06/2022 tarihinden 9 ay sonra, 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddine ilişkin Kayseri 2. İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan; Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7517 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. maddesi ile 3269 sayılı Kanun'un "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinin üçüncü fıkrası; "Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." şeklinde değiştirilmiş, 34. maddesi ile 3269 sayılı Kanun'a, bu Kanun'un 12. maddesinden sonra gelmek üzere "Kendilerinden istifade edilememe halleri" başlıklı 12/C maddesi eklenmiş, 36. maddesi ile de; 3269 sayılı Kanun'un 19. maddesi; "Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 17/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, … Komando … Komutanlığında uzman onbaşı olarak görev yapan davacının, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin ikinci fıkrası ile Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca kendisinden istifade edilemeyeceğinden bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinde; "Sözleşmenin imzalanmasından sonra ilk beş aylık intibak dönemi içerisinde göreve intibak edemeyenler ile ayrılmak isteyenlerin sözleşmeleri feshedilerek, Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Peşin olarak ödenen aylık ve aylık ile birlikte ödenen diğer tüm özlük haklarının çalışılmayan günlere ait kısmı geri alınır. Görevde başarısız olanlarla, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan veya kendilerinden istifade edilemeyeceği anlaşılan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar, yedekte er kaynağına alınırlar. Görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara yapılacak işlemler, çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir." hükmü öngörülmüş; aynı Kanun’un 19. maddesi dayanak alınarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği 20/09/2005 tarih ve 25942 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilmesi sebepleri” başlıklı 13. maddesinin 2. fıkrasında; “Görevde başarısız olanlar ile kendisinden istifade edilemeyeceği (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri kadro görev yerlerinde ve davranışlarında askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süre ile göreve gelmeyenler) anlaşılan, atandıkları kadro görev yerleri ile ilgili olarak üç ay ve daha uzun süreli bir kurs veya eğitime gönderilenlerden kurs veya eğitimde başarısız olan uzman erbaşların, barışta sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Bunlar yedekte er kaynağına alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 10/06/2022 tarihli ve 31862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı ile 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresi ile 19. maddesinde yer alan “…kendilerinden istifade edilememe…” ibaresinin iptallerine karar verilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarih ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararı incelendiğinde; Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerinde uzman erbaşların sözleşmelerinin feshi noktasında, kendilerinden istifade edilememe halinin aranması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi kendilerinden istifade edilememe halinin sözleşme feshine neden olması yönünden bir değerlendirme de yapılmadığı, uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte düzenlenmesi hususuna vurgu yapıldığı; kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden ve temel ilkeler belirlenmeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasının keyfi, ölçüsüz ve öngörülemez uygulamalara neden olabileceği ve temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek şekil unsuru yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nde yer verilen kendisinden istifade edilememe sebeplerinin kanunda yer alması halinde, "kanunilik" koşulu yönünden Anayasaya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. ve 19. maddelerindeki "kendilerinden istifade edilememe halleri" ibarelerinin iptaline karar verilmiş ve yürürlük (10/03/2023) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin şekle ilişkin iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nda değişiklikler yapılmış ve anılan Kanun'un 12/C maddesinde sözleşme feshini gerektiren "kendilerinden istifade edilememe halleri" sayma yoluyla tek tek belirlenmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede yer alan "kendilerinden istifade edilememe" halinin sözleşmenin feshi nedeni olarak kabul edilemeyeceği yönünde bir gerekçeye yer verilmediği; söz konusu kararda, kanunda eksik düzenleme yapıldığı ve sözleşmenin feshine neden olabilecek "kendilerinden istifade edilememe" hallerinin neler olduğu, çerçevesi ve ilkelerinin kanunla belirlenmemesi nedeniyle keyfi uygulamalara sebebiyet verebileceği yönünde şekil unsuru açısından ortaya konulan gerekçe dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum çerçevesinde, 7517 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemenin de yürürlüğe girmesi sebebi ile dava konusu işlem yönünden, şekil şartı olarak "kanunilik" koşulunun sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/01/2024 tarih ve E:2023/167, K:2024/25 sayılı; 29/01/2024 tarih ve E:2023/3079, K:2024/124 sayılı kararlar da bu yöndedir. Bu itibarla; davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/7918, K. 2025/2019 ve E. 2021/6958, K. 2025/2000 sayılı kararlarında çoğunluk, bu Anayasa Mahkemesi iptal kararının 10/06/2022 tarihli Resmî Gazete yayımından dokuz ay sonra, 10/03/2023 tarihinde yürürlüğe girdiğini kabul etmiştir. Çoğunluk, Anayasa'ya aykırılığı bilinen hükümlere dayanılarak görülmekte olan davaların çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağı görüşündedir. Bununla birlikte her iki kararda da güçlü bir karşı oy mevcuttur; karşı oy, Anayasa Mahkemesi iptal kararının Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geriye yürümeyeceğini ve 7517 sayılı Kanun ile yapılan sonraki düzenlemenin kanunilik koşulunu sağladığını öne sürmektedir. Bu nedenle iptalin önceki bireysel işlemler üzerindeki etkisi tek bir kesin sonuç olarak belirlenemiş değildir.

28/06/2024 tarihli ve 32586 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7517 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiştir; yeni metne göre görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe hâllerinde yapılacak işlemler yönetmelikte düzenlenir. Aynı Kanun'un 34. maddesiyle 3269 sayılı Kanun'a 12/C maddesi eklenmiş, 36. maddesiyle 19. madde yeniden düzenlenmiştir. 7517 sayılı Kanun 28/06/2024 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmakla birlikte 12/C maddesi, bu tarihten önceki fesih işlemlerine uygulanamaz.

3269 sayılı Kanun'un 12/C maddesi, 7517 sayılı Kanun ile eklenen ve kendilerinden istifade edilemeyecek personelin sayma yoluyla belirleneceği bir düzenlemedir. Kanun bu hâlleri yedi bent hâlinde saymakta olup bunlar arasında mücbir sebepler hariç gelirin çok üstünde borçlanmayı alışkanlık edinmek, görev ya da aile yaşantısına zarar verecek ölçüde kumara veya içkiye düşkünlük ya da yüz kızartıcı fiillerde bulunmak, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içinde toplam yedi gün ve daha uzun süre göreve gelmemek ile uzman erbaş olmak için gerekli niteliklerden herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılanlar yer almaktadır. Bu personelin sözleşmesi, söz konusu durumun rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması hâlinde 12. maddenin ikinci fıkrasına göre feshedilebilir.

3269 sayılı UZMAN ERBAŞ KANUNU m. 12/CKaynağı aç
MADDE 12/C- (Ek:12/6/2024-7517/34 md.) Uzman erbaşlardan; a) Mücbir sebepler hariç gelirinin çok üstünde borçlanmaya düşkün olan ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirenler, b) Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olanlar veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunanlar, c) Devletin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Jandarma Genel Komutanlığının veya Sahil Güvenlik Komutanlığının manevi şahsiyetine zarar verecek nitelikte suç veya disiplinsizlik teşkil eden tutum, davranış veya fiillerde bulunanlar, ç) İntihara teşebbüs eden, kendisini veya bir başkasını kasten hizmete yaramayacak hale getiren ve getirtenler, kasten veya silah kullanımına yönelik mevzuat, talimat ya da emirlere açıkça aykırı olacak şekilde ateşli silah ile kendisini veya başkasını yaralayanlar, d) Uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri yapan veya kullanan, bunların yapılmasına, kullanılmasına, saklanmasına, nakledilmesine, yakalanacağı sırada ortadan kaldırılmasına, satılmasına veya satın alınmasına aracı olan, kullanılmasını kolaylaştıran ya da özendirenler, e) Mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içinde toplam yedi gün ve daha uzun süre göreve gelmeyenler, f) Türk Silahlı Kuvvetlerinde komando birliklerinde görev yapmak üzere Komando branşında istihdam edilmek üzere temin edilenlerden en az dört yıl hizmet süresini tamamlamadan, vazifenin sebep ve tesiri nedenleri hariç, komando niteliğini kaybettiği yönünde sağlık kurulu raporu alanlar, g) Uzman erbaş olmak için gerekli nitelik ve şartlardan herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılan veya sözleşme süresi içinde bu niteliklerinden herhangi birini kaybedenler, bu durumlarının rapor, tutanak ve her türlü belge ile kanıtlanması halinde kendinden istifade edilemeyecek personel sayılırlar ve 12 nci maddenin ikinci fıkrasına göre sözleşmeleri feshedilir. Kıyafet ve zati tabanca[13]

Dava Açma Süresi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, özel kanunlarda ayrı bir süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Bu genel kural uzman erbaş sözleşme feshi işlemleri için de uygulanabilir olmakla birlikte, 3269 sayılı Kanun'da bu işlemlere özgü özel bir dava açma süresi öngörülüp öngörülmediği bu yazıda netleştirilememiştir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
Danıştay 12. Daire, E. 2021/5186, K. 2023/2342Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5186 E.  ,  2023/2342 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5186 Karar No : 2023/2342 TEMYİZ EDEN (DAVACI): … VEKİLİ: Av. … KARŞI TARAF (DAVALI): … Valiliği VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Siirt İli, Kurtalan İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma uzman onbaşı olarak görev yapan davacının 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi ve Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca kendisinden istifade edilemediğinden bahisle 31/12/2019 tarihi itibarıyla sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 08/10/2019 tarihli işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu işlemin 16/10/2019 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak bizzat davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, 2577 sayılı Kanun'un 7. madddesinin 1. fıkrası gereğince 60 gün içerisinde en son 15/12/2019 tarihinde dava açılması gerekirken bu tarihten çok sonra 25/02/2020 tarihinde açılan işbu davanın, süre aşımı nedeniyle esasının inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının sözleşmesinin sona erdirildiğini 2020 yılı Ocak ayında maaş alamamasıyla öğrendiği, davacıya sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin bir belge verilmediği, yalnızca fesih onay belgesinin olduğu belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Siirt İli, Kurtalan İlçe Jandarma Komutanlığında jandarma uzman onbaşı olarak görev yapan davacının, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 26/09/2018 tarihinden itibaren görevden uzaklaştırıldığı, bu sebeple kendisinden istifade edilemediğinden bahisle 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesi, Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi ve Uzman Erbaş Yönergesi'nin 6. Bölümünün 4. maddesi uyarınca 31/12/2019 tarihi itibarıyla sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu 08/10/2019 tarihli işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Yargı Yolu" başlıklı 125. maddesinde, "… idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre yazılı bildirim tarihinden başlar." kuralı yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Sürelerle İlgili Genel Esaslar" başlıklı 8. maddesinde, "… süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar; "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Olayda; davacının sözleşmesinin 31/12/2019 tarihi itibarıyla feshedilmesine ilişkin dava konusu işlem 08/10/2019 tarihinde tesis edilmiş ve bu işlem davacıya 16/10/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olmakla birlikte, sözleşme feshi işleminin, davacının sözleşmesinin sona erdiği 31/12/2019 tarihinde uygulandığı dikkate alındığında; işlemin iptali istemiyle bu tarihi izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde 25/02/2020 tarihinde açılmış olan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 02/05/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı usul ve hukuka uygun olduğundan onanması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.

Feshe ilişkin yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılmazsa iptal davası açılamaz. Dava açma sürelerinin hak düşürücü nitelik taşıdığı genel görüş olmakla birlikte, bu nitelendirmenin 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde açıkça yer almadığı ve mevzuat dayanağının somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sözleşmenin feshinin iptali davasında görevli mahkeme idare mahkemesidir. 2577 sayılı Kanun'un 33. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesine ilişkin davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 33Kaynağı aç
Madde 33 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/12 md.) Kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesidir. 2. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. 3. (Değişik: 5/4/1990-3622/12 md.) Kamu görevlilerinin görevle ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezaları ile ilerleme, yükselme, sicil, intibak ve diğer özlük ve parasal hakları ve mahalli idarelerin organları ile bu organların üyelerinin geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırılmalarıyla ilgili davalarda yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. 4. (Ek: 2/7/2012-6352/60 md.) Özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, hâkim ve savcıların mali ve sosyal haklarına ve sicillerine ilişkin konularla, müfettiş hal kâğıtlarına karşı açacakları ve idare mahkemelerinin görevine giren davalarda yetkili mahkeme, hâkim veya savcının görev yaptığı yerin idari yargı yetkisi yönünden bağlı olduğu bölge idare mahkemesine en yakın bölge idare mahkemesinin bulunduğu yer idare mahkemesidir. Taşınmaz mallara ilişkin davalarda yetki:[27]

Yargılama Usulü ve Duruşma

İdari yargıda yazılı yargılama esastır. 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrası, iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağını öngörmektedir. Duruşma talebi dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir; duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir. Mahkeme, bu sınırlara bağlı olmaksızın kendiliğinden de duruşma yapılmasına karar verebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal ve yirmibeşbin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ile tarh edilen vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları toplamı yirmibeşbin Türk Lirasını aşan vergi davalarında, taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılır.[13] 2. Temyiz ve istinaflarda duruşma yapılması tarafların istemine ve Danıştay veya ilgili bölge idare mahkemesi kararına bağlıdır.[14] 3. Duruşma talebi, dava dilekçesi ile cevap ve savunmalarda yapılabilir. 4. (Değişik: 5/4/1990-3622/7 md.) 1 ve 2 nci fıkralarda yer alan kayıtlara bağlı olmaksızın Danıştay, mahkeme ve hakim kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir. 5. Duruşma davetiyeleri duruşma gününden en az otuz gün önce taraflara gönderilir. Duruşmalara ilişkin esaslar:

Yürütmenin Durdurulması

İdare mahkemesinde dava açılması, fesih işleminin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için idari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu karar davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra ve gerekçe gösterilerek verilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Yürütmenin durdurulması kararlarında, işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğunun ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Yürütmenin durdurulması talebi, ayrı bir dava açılmasına gerek kalmaksızın iptal davasının içinde de istenebilir.

Yürütmenin durdurulması kararları on beş gün içinde yazılır ve imzalanır. Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz merci dosyayı aldıktan itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır; itiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

Yürütmenin durdurulması talebinin reddedilmesi, davanın reddedileceği anlamına gelmez; bu ret, davanın esasına ilişkin nihai bir sonuç değildir.

Parasal Haklar ve Kanun Yolları

İptal davasında kişinin yoksun kaldığı parasal haklar da aynı davada talep edilebilir. Danıştay 12. Daire'nin E. 2021/6958, K. 2025/2000 sayılı kararında, davalı idarenin temyiz istemi reddedilmiş; sözleşme feshi işleminin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine ilişkin ilk derece kararına karşı yapılan istinafın reddine dair bölge idare mahkemesi kararı, gerekçesi değiştirilerek onanmıştır. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, Anayasa Mahkemesi iptalinin dava konusu işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmadığını savunmaktadır.

İptal davasında istinaf yolu açıktır. İstinaf sonucunda davacı lehine karar çıkmaması hâlinde Danıştay'da temyiz yoluna gidilebilir. Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru da bir hak arama yoludur; bu yolun koşulları ve süresi ayrıca belirlenmelidir.

Danıştay Kararlarında Öne Çıkan Hukuki Sorun

Danıştay 12. Daire, 2025 yılında verdiği E. 2021/7918, K. 2025/2019 ve E. 2021/6958, K. 2025/2000 sayılı kararlarında çoğunluk, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş kanun hükümlerine dayanılarak hazırlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca tesis edilen fesih işlemlerinin hukuka uygun olmadığı sonucuna varmıştır. Çoğunluk, Anayasa'ya aykırılığı bilinen kurallara göre görülmekte olan davaların çözümlenmesinin Anayasa'nın üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmayacağını benimsemiştir. Öte yandan aynı kararlardaki karşı oy, iptal kararlarının Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geriye yürümeyeceğini ve bu nedenle dava konusu işlemlerin doğrudan hukuka aykırı sayılamayacağını ileri sürmüştür. İki yaklaşım aynı karar metinlerinde çözümsüz biçimde bir arada bulunduğundan, bu konuda tek ve kesin bir uygulama kuralı belirlenememektedir.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/7918, K. 2025/2019 sayılı kararında davacının temyiz istemini kabul etmiş, istinafın reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine göndermiştir. Bu sonuç, işlemin Daire tarafından doğrudan iptal edildiği anlamına gelmez.

6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu kapsamındaki işlemlerde Danıştay 12. Daire, E. 2021/5104, K. 2025/1993 sayılı kararında yine oyçokluğuyla aynı yöndeki temyiz istemini kabul etmiş ve ilgili bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur. 6191 sayılı Kanun ile 3269 sayılı Kanun ayrı düzenlemeler olmakla birlikte, her iki kanun kapsamındaki davalarda Danıştay 12. Daire çoğunluğunun Anayasa'ya aykırı hükümlerin görülmekte olan davalarda esas alınamayacağı yönündeki gerekçesi yapısal açıdan benzerdir.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/5104, K. 2025/1993Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5104 E.  ,  2025/1993 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5104 Karar No : 2025/1993 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Şırnak ili, … ilçesi, … Komutan Yardımcılığında … olarak görev yapan davacının, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün veya daha uzun süreyle göreve gelmediğinden bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 6. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü bendi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … Hudut Tugayı Komutanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle bildirilen 22/06/2019 tarihli işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 28/11/2018 tarihinde görevi esnasında bacağı kara gömülen davacının, çapraz bağ yırtığı nedeniyle 04/03/2019 – 08/03/2019, 08/03/2019 – 16/03/2019, 18/03/2019 – 16/04/2019, 16/04/2019- 15/05/2019 ve 15/05/2019 – 13/06/2019 tarihleri arasında istirahat raporlu olarak tedavi gördüğü; ancak, son istirahat raporunun sona erdiği 14/06/2019 tarihinden, 21/06/2019 tarihine kadar yedi gün süreyle mazeretsiz olarak birliğine katılmaması üzerine sözleşmesinin feshedildiği, davacının, mazeret olarak, R. B. isimli komutanının, istirahat raporlu olarak kendisini bölüğe alamayacağı, gereğinden fazla istirahat raporu alması nedeniyle, sözleşmesinin feshi işlemlerinin yürütüldüğü şeklindeki beyanını öne sürdüğü, mazeretsiz olarak göreve gelmemenin, sözleşmeli personelin yetersiz ve kendisinden istifade edilemeyecek kişi olarak değerlendirilmesine gerekçe olabileceği, sözleşmesinin süresinden önce sona erdirilmesine imkân veren durumlar arasında sayılması nedeniyle, istirahat raporunun süresinin sona erdiği tarihten itibaren mazeretsiz olarak (7) gün süreyle birliğine katılmayan ve hukuken geçerli bir mazeret sunmayan davacının sözleşmesinin feshi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 28/11/2018 tarihinde görevi esnasında bacağı kara gömülerek çapraz bağlarının koptuğu, izne ise, 14/02/2019 tarihinde ayrıldığı, 13/03/2019 tarihinde ameliyat edildiği, idarece takdir yetkisinin hukuka aykırı şekilde kullanıldığı belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 14/06/2019 tarihinde birliğine katılması gerekirken, (7) gün süreyle göreve gelmediği tespit edilen ve görevinde yetersizliği ve başarısızlığı nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği anlaşılan davacı hakkında, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nda verilen yetki uyarınca düzenlenen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönergesi uyarınca, idarenin takdir yetkisi kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Şırnak ili, … ilçesi, … Komutan Yardımcılığında … olarak görev yapan davacının, son istirahat raporunun sona erdiği 14/06/2019 tarihinden itibaren mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün veya daha uzun süreyle göreve gelmediğinin Disiplinsizlik Olayı Tespit Tutanaklarıyla tespit edildiğinden bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 6. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü bendi uyarınca … Komutanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle bildirilen 22/06/2019 tarihli işlemiyle sözleşmesi feshedilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun “Sözleşmenin idarece feshi” başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde; yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılanların sözleşmesinin sözleşme süresinin bitiminden önce feshedileceği, aynı maddenin yedinci fıkrasında ise; görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile bunlara yapılacak işlemlerin yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri, kadro görev yerlerindeki davranışlarında, askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süreyle göreve gelmeyenler) sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılanların sözleşmelerinin, sözleşme süresinin bitiminden önce feshedileceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 6. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ile bunlara yapılacak işlemler yönetmelikte düzenlenir.” ibaresinin itiraz yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesinin 23/06/2023 tarih ve 32230 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/05/2023 tarih ve E:2023/14, K:2023/86 sayılı kararıyla; "6191 sayılı Kanun’un “Sözleşmenin idarece feshi” başlıklı 6. maddesinin (7) numaralı fıkrasında sözleşmeli erbaş ve erler yönünden görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile bunlara yapılacak işlemlerin yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi 01/06/2022 tarihli ve E:2022/4, K:2022/64 sayılı kararında 3269 sayılı Kanun’un 12. ve 19. maddelerinde yer alan ve uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin yönetmelikle düzenleneceğini öngören ibareleri incelemiş ve söz konusu ibarelerin uzman erbaşların sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesi sonucunu doğurması nedeniyle kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlamakla birlikte herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngörmek suretiyle temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığı gerekçesiyle ibareleri, Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bakılmakta olan itiraz başvurusunda Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen kural bakımından yapılacak anayasallık denetiminin konusunu da benzer şekilde sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşme sürelerine bakılmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiklerinin kesilmesi sonucunu doğuran kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile bunlara yapılacak işlemlerin yönetmelikle düzenlenmesi öngörülürken yasal çerçevenin çizilip çizilmediği ve temel ilkelerin kanunla belirlenip belirlenmediği hususu oluşturmaktadır. Bu kapsamda itiraz konusu kural bakımından da Anayasa Mahkemesinin anılan 01/06/2022 tarihli ve E.2022/4 ve K.2022/64 sayılı kararından ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığından 3269 sayılı Kanun’un 12. ve 19. maddelerinde yer alan ilgili ibarelerin Anayasa’ya uygunluk denetiminde belirtilen gerekçeler bu kural yönünden de geçerlidir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 70. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." gerekçesiyle anılan ibarelerin iptaline ve iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce, yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen iptal kararı; gerekçesi dikkate alındığında, sözleşmeli er olarak hizmet sözleşmesi ile görev yapan personelin kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizmeden ve temel ilkeleri belirlemeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasını öngören kanun hükmünün, temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın Resmi Gazete'de 23/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra yani 23/03/2024 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak hazırlanan Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönergesi hükümlerine göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine İlişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 16/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Şırnak ili, … ilçesi, … Komutan Yardımcılığında … olarak görev yapan davacının, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün veya daha uzun süreyle göreve gelmediğinden bahisle 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönergesi'nin Beşinci Bölümünün 6. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü bendi uyarınca sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … Komutanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle bildirilen 22/06/2019 tarihli işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun “Sözleşmenin idarece feshi” başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde; yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılanların sözleşmesinin sözleşme süresinin bitiminden önce feshedileceği, aynı maddenin yedinci fıkrasında ise; görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe hâlleri ile bunlara yapılacak işlemlerin yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir. 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin “Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; yetersizlik ve görevde başarısız olma nedeniyle kendisinden istifade edilemeyeceği, (atış, spor, eğitim, operasyon ve istihdam edildikleri, kadro görev yerlerindeki davranışlarında, askerlik mesleği değerlerini sergilemede, ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamayan ve aşırı derecede borçlananlardan bu durumu rapor, tutanak ve her türlü belgeyle kanıtlananlar, mazeretsiz olarak bir sözleşme yılı içerisinde yedi gün ve daha uzun süreyle göreve gelmeyenler) sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılanların sözleşmelerinin, sözleşme bitiminden önce feshedileceği belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 23/06/2023 tarih ve 32230 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 04/05/2023 tarih ve E:2023/14, K:2023/86 sayılı kararıyla 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 6. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen “…kendilerinden istifade edilememe halleri ile bunlara yapılacak işlemler yönetmelikte düzenlenir.” ibaresinin iptaline karar verilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2023 tarih ve E:2023/14, K:2023/86 sayılı kararı incelendiğinde; Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 6. maddesinde uzman erbaşların sözleşmelerinin feshi noktasında, kendilerinden istifade edilememe halinin aranması yönündeki iradenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği gibi kendilerinden istifade edilememe halinin sözleşme feshine neden olması yönünden bir değerlendirme de yapılmadığı, sözleşmeli erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâllerinin ve yapılacak işlemlerin çıkarılacak yönetmelikte düzenlenmesi hususuna vurgu yapıldığı; kamu hizmetlerinde kalma hakkına ilişkin bir konuda herhangi bir yasal çerçeve çizilmeden ve temel ilkeler belirlenmeden düzenlemenin yönetmeliğe bırakılmasının keyfi, ölçüsüz ve öngörülemez uygulamalara neden olabileceği ve temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerekliliğiyle bağdaşmadığına dikkat çekilerek şekil unsuru yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nde yer verilen kendisinden istifade edilememe sebeplerinin kanunda yer alması halinde, "kanunilik" koşulu yönünden Anayasa'ya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile Sözleşeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 6. maddesindeki "kendilerinden istifade edilememe halleri ile" ibaresinin iptaline karar verilmiş ve yürürlük (23/03/2024) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin şekle ilişkin iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nda değişiklikler yapılmış ve anılan Kanun'un 6/B maddesinde sözleşme feshini gerektiren "kendilerinden istifade edilememe halleri" sayma yoluyla tek tek belirlenmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede yer alan "kendilerinden istifade edilememe" halinin sözleşmenin feshi nedeni olarak kabul edilemeyeceği yönünde bir gerekçeye yer verilmediği; söz konusu kararda, kanunda eksik düzenleme yapıldığı ve sözleşmenin feshine neden olabilecek "kendilerinden istifade edilememe" hallerinin neler olduğu, çerçevesi ve ilkelerinin kanunla belirlenmemesi nedeniyle keyfi uygulamalara sebebiyet verebileceği yönünde şekil unsuru açısından ortaya konulan gerekçe dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum çerçevesinde, 7517 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemenin de yürürlüğe girmesi sebebi ile dava konusu işlem yönünden, şekil şartı olarak "kanunilik" koşulunun sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 17/01/2024 tarih ve E:2023/167, K:2024/25 sayılı; 29/01/2024 tarih ve E:2023/3079, K:2024/124 sayılı kararlar da bu yöndedir. Bu itibarla; davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyorum.
Uzman erbaş sözleşme feshi için hangi dava açılır?

Sözleşmesinin hukuka aykırı feshedildiğini düşünen uzman çavuş veya uzman onbaşı, idari yargıda sözleşmenin feshinin iptali davası açabilir. İptal kararı göreve dönmeyi mümkün kılabilir; ancak her dosyada bu sonucun zorunlu olarak gerçekleşeceği söylenemez.

İptal davası için süre ne zaman başlar ve ne kadardır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarda farklı bir süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Bu süre, feshe ilişkin yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Altmış gün içinde dava açılmazsa iptal davası açılamaz.

Yenileme talebi ne zaman ve nasıl yapılır?

Yurt içinde görev yapan uzman erbaş sözleşmenin bitiminden üç ay önce, yurt dışında geçici görevde bulunan ise altı ay önce yenileme talebinde bulunabilir. Yenileme için dilekçenin süresinde verilmesi, son sicil notunun tam notun en az yüzde 60'ı olması, açık kadro bulunması ve sağlık niteliklerine sahip olunması şartları birlikte aranmaktadır.

Yürütmenin durdurulması reddedilirse dava da kaybedilmiş olur mu?

Hayır. Yürütmenin durdurulması talebinin reddi, davanın esası hakkında olumsuz bir sonuç doğurmaz. Ret kararına karşı tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde ve bir defaya mahsus olmak üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesi'ne itiraz edilebilir.

İptal davasında parasal hak istenebilir mi?

Evet. İptal davasında yoksun kalınan parasal haklar da aynı davada talep edilebilir. Talep kabul edildiğinde ödemenin yasal faiziyle birlikte yapılması söz konusu olabilir. Hakların türü ve hesap yöntemi somut olayın koşullarına göre belirlenir.

Sözleşmesi feshedilen uzman erbaş tekrar göreve alınabilir mi?

3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 12. maddesinin son fıkrası, her ne sebeple olursa olsun sözleşmesi feshedilerek ilişiği kesilen uzman erbaşların Türk Silahlı Kuvvetleri'ne tekrar alınmayacağını öngörmektedir. Bu hüküm, fesih işlemine karşı iptal davası açılmasını engellemez; yalnızca yeniden istihdam yasağını düzenler.

Uzman Erbaş Yönetmeliği'ne dayalı fesihler neden mahkemelerde tartışılmaktadır?

Anayasa Mahkemesi, 3269 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ve 19. maddesindeki bazı ibareleri Anayasa'nın 13. ve 70. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce söz konusu ibarelere dayanılarak hazırlanan yönetmelik hükümleri kapsamında kurulan fesih işlemlerinin hukuka uygunluğu mahkemelerde tartışılmaya devam etmektedir. Danıştay 12. Daire'nin kararlarında çoğunluk, bu tür işlemleri hukuka uygun bulmamış; ancak aynı kararlardaki karşı oy, iptal kararının geriye yürümezliği nedeniyle bireysel işlemleri doğrudan etkilemeyeceğini savunmuştur. Her iki görüş de çözümsüz biçimde bir arada bulunmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu