Üst Kattan Su Sızmasında Tazminat Davasının Çerçevesi

by Avukat Erdal Ersoy
Üst Kattan Su Sızmasında Tazminat Davasının Çerçevesi

Üst kattan su sızması, yalnızca bu olay gerçekleştiği için tazminat hakkı doğurmaz. Taşınmaz maliki mülkiyet hakkını yasal kısıtlamalara aykırı kullanır ve bunun sonucunda bir kimse zarar görür ya da zarar tehlikesiyle karşılaşırsa, Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesi eski hâlin geri getirilmesini, tehlikenin ve uğranılan zararın giderilmesini dava etme imkânı tanır. Kusura dayanan ayrı bir talep ise Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki şartlara bağlıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 730Kaynağı aç
Madde 730- Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir. Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir. B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları I. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

Komşulara karşı taşkınlıktan kaçınma yükümlülüğü

Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesi, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerin kullanılmasında ve özellikle işletme faaliyetinin sürdürülmesinde komşuları olumsuz etkileyecek taşkınlıktan kaçınma yükümlülüğü öngörür. Bu genel bir yükümlülüktür. Hüküm, üst kattan gelen her su sızmasını ayrıca ve kendiliğinden bir ihlâl olarak düzenlemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 737Kaynağı aç
Madde 737- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır. 2. Kazı ve yapılar a. Kural

Aynı maddede yasak, hoş görülebilecek ölçü aşıldığında doğar. Ölçü taşınmazın durumu, niteliği ve yerel âdetle belirlenir. Açıkça anılan etkiler duman, buğu, kurum, toz, koku, gürültü ve sarsıntıdır. Su sızması bu örnekler arasında yer almaz; suyun komşuya ulaşması bu nedenle anılan örneklerle aynı sonuca kendiliğinden bağlanamaz.

Türk Medeni Kanunu'nun 737. maddesi, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirme haklarını saklı tutar. Hüküm bu hakkın kapsamını veya miktarını belirlemez.

Aykırı kullanımdan doğan dava

Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesindeki dava, mülkiyet hakkının yasal kısıtlamalarına aykırı kullanılması ve bu kullanım sonucunda zarar ya da zarar tehlikesinin bulunması şartlarına bağlıdır. Şartlar gerçekleşirse istenebilecek sonuçlar durumun eski hâline getirilmesi, tehlikenin giderilmesi ve uğranılan zararın giderilmesidir. Hüküm kusur, kurtuluş kanıtı ya da müşterek veya müteselsil sorumluluk düzenlemez.

Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararlarda hâkim, uygun bir bedelle denkleştirmeye karar verebilir. Kanundaki bu ifade zorunlu bir tazminat sonucu değildir; denkleştirmenin kapsamı da hükümde belirlenmemiştir.

Kusur ve hukuka aykırılık şartı

Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasına göre, başkasına zarar veren kişi ancak fiili hem kusurlu hem hukuka aykırıysa bu zararı gidermekle yükümlüdür. İki şart birlikte aranır. Hüküm, üst komşuyu veya kiracıyı kusuru bulunmadan sorumlu kılmaz.

Aynı maddenin ikinci fıkrası ayrı bir ihtimal düzenler. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı olmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren kişi bu zararı gidermekle yükümlüdür. Sonuç, kast ve ahlaka aykırılık şartına bağlıdır; ihmal sonucu meydana gelen su sızmasına kendiliğinden uygulanamaz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/10773, K. 2019/3735 sayılı kararında, Türk Medeni Kanunu'nun 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluğun kusura bağlı olmadığı belirtilmiştir. Karara göre davalının kusursuz bulunması, tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz. Bu ifade tazminatın düşürülmesiyle sınırlıdır. Karar, kusur ve hukuka aykırılık arayan Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesindeki haksız fiil sorumluluğunun yerine geçmez; iki hüküm farklı şartlar taşır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10773, K. 2019/3735Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/10773 E.  ,  2019/3735 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 15.10.2015 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukundan kaynaklı tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan maddi tazminat isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, müvekkillerinin 209 ada 24 parsel sayılı taşınmazdaki 3 numaralı bağımsız bölümün maliki olduklarını, davalı yüklenicinin aynı yer 16 parsel sayılı taşınmazda inşaat yaptığını, hafriyat çalışmaları için inşaatın yanındaki kaldırım ve bordürlerin davalı tarafından söküldüğünü, 16.08.2015 tarihinde aşırı yağıştan kaynaklı olarak inşaatın bodrum katının sular altında kaldığını, davalının tedbirsizliğinden yağmur sularının inşaatın bodrum katından müvvekillerinin konutlarına aktığını belirterek 7.406,00 TL maddi tazminatın 16.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulü ile “toplam 7.406,00-TL'nin 16/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine” karar verilmiştir Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nin "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddeleri arasında düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Borçlar Kanununun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. TMK’nin 737 ve 730. maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz. Somut olaya gelince; mahkemece, 05.02.2016 tarihinde uzman bilirkişiler eşliğinde mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu ile Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/69 değişik iş sayılı dosyasından davacının toplam zararının 7.406,00 TL olduğu saptanmışsa da inşaat mühendisi ile mimar bilirkişilerden alınan raporda, zarardan davacıların %25 oranında, davalının ise %75 oranda kusurlu olduklarının tespit edildiği anlaşıldığından bilirkişilerden tarafların kusur oranlarına göre davalının sorumlu olacağı tazminat miktarının hesaplanması için ek rapor alınması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Zararın belirlenmesi ve tazminatın indirilmesi

Anılan kararda komşuluk hukukundan doğan tazminatta önce davacının uğradığı zararın bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Tazminat miktarının hiçbir zaman zararı aşamayacağı da belirtilmiştir. Bu açıklama, her su sızması için hazır bir hesap yöntemi veya sabit bir tutar oluşturmaz.

Aynı kararda, davacının zararın artmasında kusuru bulunması hâli Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesiyle ilişkilendirilmiş ve bu durumda indirim veya tazminatın tamamen ortadan kaldırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu yön, davalının kusursuzluğunun indirime etkisiz olduğuna ilişkin açıklamadan ayrıdır. Maddenin kendi metni ise indirim veya tamamen kaldırmayı hâkimin takdirine bırakır; kararın ifadesi bu takdir yetkisini genel ve zorunlu bir kurala dönüştürmez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm

Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde hâkime iki yönlü bir takdir tanınır. Zarar gören fiile rıza göstermiş, zararın doğmasına ya da artmasına katkıda bulunmuş veya yükümlünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı azaltabilir ya da tümüyle kaldırabilir. Bu sonuç kendiliğinden doğmaz. Maddenin su sızması uyuşmazlığına uygulanması ayrıca gösterilmemiştir.

Aynı maddede ikinci bir indirme ihtimali vardır. Tazminat yükümlüsü zarara hafif kusuruyla sebep olmuş, ödemenin kendisini yoksulluğa düşüreceği anlaşılmış ve hakkaniyet de bunu gerektiriyorsa hâkim tazminatı indirebilir. Üç koşul birlikte aranır. Bu hüküm de su sızmasına veya üst komşu sorumluluğuna özgülenmemiştir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/10773, K. 2019/3735 sayılı kararında kusur oranlarına göre ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ve araştırma yapıldığını kabul ederek ilk derece mahkemesinin davayı kabul eden hükmünün bozulması gerektiğine karar vermiştir. İlk derece mahkemesinin kabulü, bu bozma kararının benimsediği sonuç değildir.

Sigortacıdan talep

Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesine göre zarar gören, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteyebilir. Hüküm üst kattan su sızmasına veya komşuya karşı açılacak davaya özgü değildir. Sigorta sözleşmesinin varlığı, sigorta bedeli ve uygulanacak zamanaşımı süresi bu hükümde gösterilmemiştir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 1478Kaynağı aç
MADDE 1478- (1) Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir. 7. Sigortacının zarar görenden bilgi alma hakkı

Sık sorulan sorular

Üst kattan gelen her su sızması tazminat hakkı doğurur mu?

Hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 730. maddesi, taşınmaz mülkiyetinin yasal kısıtlamalara aykırı kullanılması sonucunda zarar veya zarar tehlikesi bulunmasını arar. Ayrıca 737. maddedeki açık örnekler arasında su sızması sayılmaz.

Hangi komşuluk etkileri açıkça yasaklanmıştır?

Hoş görülebilecek derece aşıldığında duman, buğu, kurum, toz, koku, gürültü ve sarsıntı yasaktır. Derece taşınmazın durumu, niteliği ve yerel âdete göre belirlenir. Bu liste su sızmasını ayrıca göstermez.

Kusur olmadan haksız fiil tazminatı doğar mı?

Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasına göre doğmaz; hem kusur hem hukuka aykırılık gerekir. İkinci fıkra ise ancak ahlaka aykırı fiille kasten verilen zarar için uygulanır.

Tazminat uğranılan zarardan fazla olabilir mi?

Hayır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/10773, K. 2019/3735 sayılı kararında komşuluk hukukundan doğan tazminatın hiçbir zaman zararı aşamayacağı ve miktarın bilirkişiyle belirlenen zarara göre takdir edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Zarar görenin davranışı tazminatı etkiler mi?

Evet, kanundaki şartlar varsa etkileyebilir. Zarar gören fiile razı olmuş, zararın doğmasına veya artmasına etkili olmuş ya da yükümlünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu sonuç zorunlu değildir.

Zarar sigortacıdan istenebilir mi?

Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı içinde ve sigorta bedeline kadar doğrudan sigortacıdan talep imkânı tanır. Bu imkân geneldir ve su sızması davasına özgü şartlar içermez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu