Elektronik Sözleşmelerin Geçerliliği ve İspat Sorunları

by Avukat Erdal Ersoy
Elektronik Sözleşmelerin Geçerliliği ve İspat Sorunları

Elektronik Ortamda Sözleşme Kurulması ve Şekil Serbestisi

Elektronik ortamda kurulan sözleşmeler bakımından temel kural şekil serbestisidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddesi gereğince, sözleşmelerin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı kılınmamıştır. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil ise kural olarak geçerlilik şeklidir ve öngörülen kanuni şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. II. Yazılı şekil 1. Yasal şekil a. Kapsamı

Güvenli Elektronik İmza ve Yazılı Şekil Düzenlemeleri

Türk Borçlar Kanunu'nun 14. maddesine göre yazılı geçerlilik aranan sözleşmelerde, borç altına girenlerin imzasının bulunması esastır. Kanunda aksi öngörülmedikçe; imzalı mektuplar, borçlanan kişilerce imzalanmış telgraf asılları, doğrulanmış faks benzeri vasıtalar ya da güvenli elektronik imzayla iletilip saklanabilen metinler de yazılı şekil şartını karşılar. Bununla birlikte Kanun'un 15. maddesi gereğince imzanın borçlu tarafından el yazısıyla atılması temel ilkedir; güvenli elektronik imza da el yazılı imzanın hukuki sonuçlarını doğurur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- Yazılı şekilde yapılması öngörülen sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması zorunludur. Kanunda aksi öngörülmedikçe, imzalı bir mektup, asılları borç altına girenlerce imzalanmış telgraf, teyit edilmiş olmaları kaydıyla faks veya buna benzer iletişim araçları ya da güvenli elektronik imza ile gönderilip saklanabilen metinler de yazılı şekil yerine geçer. c. İmza
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 15Kaynağı aç
MADDE 15- İmzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da, el yazısıyla atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur. İmzanın el yazısı dışında bir araçla atılması, ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli sayılır. (Değişik fıkra: 13/2/2011-6111/213 md.) Görme engellilerin talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir. d. İmza yerine geçen işaretler

Türk Borçlar Kanunu'nun 15. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında imzanın el yazısı dışında bir araçla atılması kural olarak geçerli olmayıp, bu yöntem ancak örf ve âdetçe kabul edilen durumlarda ve özellikle çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakın imzalanmasında yeterli kabul edilmektedir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca güvenli elektronik imza elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur. Buna karşılık kanunların resmi şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukuki işlemler güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez. Ayrıca banka teminat mektupları ile Türkiye'de yerleşik sigorta şirketleri tarafından düzenlenen kefalet senetleri haricindeki teminat sözleşmeleri de güvenli elektronik imza kapsamı dışında bırakılmıştır.

5070 sayılı ELEKTRONİK İMZA KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5- Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur. Kanunların resmî şekle veya özel bir merasime tabi tuttuğu hukukî işlemler ile banka teminat mektupları ve Türkiye’de yerleşik sigorta şirketleri tarafından düzenlenen kefalet senetleri dışındaki teminat sözleşmeleri, güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilemez.[2][3] Güvenli elektronik imza oluşturma araçları

Elektronik Verilerin İspat Gücü ve Senet Niteliği

Yargılama hukukunda uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi uyarınca belge niteliğindedir. Dolayısıyla bir verinin belge sayılması, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli bulunmasına bağlıdır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 205. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin güvenli elektronik imza ile oluşturulup oluşturulmadığını resen inceler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 205Kaynağı aç
MADDE 205- (1) Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkâr edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar. (2) Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir. (3) Hâkim, mahkemeye delil olarak sunulan elektronik imzalı belgenin, güvenli elektronik imza ile oluşturulmuş olup olmadığını resen inceler. İmza atamayanların durumu[21]

Mesajlaşma Kayıtlarının Değerlendirilmesi ve Mesafeli Sözleşmeler

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/119 Esas ve 2023/1767 Karar sayılı ilamına göre; inkar edilen, telefon hattının davalı adına kayıtlı olmadığı anlaşılan ve davalının isticvabında kabul etmediği WhatsApp yazışmaları yazılı delil başlangıcı oluşturmaz. Bu koşulların varlığı halinde davalının muvafakati bulunmadığı sürece tanık dinlenmesi mümkün değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/119, K. 2023/1767Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/119 E.  ,  2023/1767 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1891 E., 2022/1908 K. DAVA TARİHİ : 21.05.2018 KARAR : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/222 E., 2021/160 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; davalı tarafa borç para verdiğini, davalı tarafın 112.800 euro borcu bulunduğunu, dilekçe eki ile sundukları davalı tarafa ait 0542 440 9353 no lu cep telefonundan kendisine ait 0546 851 5050 numaralı cep telefonuna gönderilen mesajında bu durumu kabul ettiğini, davalı tarafın borcu olduğunu, bu hususta davalının isticvaben dinlenmesini istediklerini, mahkeme tarafından kendisine ait cep telefonu üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, borç ilişkisinin kurulması ve devamı ile ilgili tanıkların dinlenmesini istediklerini belirterek icra takibine ve davaya konu edilen 112.800 euro'nun dava tarihinde karşılığı olan 595.584,00 TL'sine davalı borçlu tarafından Antalya 8. İcra Müdürlüğünün 2018/4776 E. sayılı icra dosyasında yapmış olduğu "itiraz üzerine" itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacıya herhangi şekil ve şart altında borçlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının Alman markı verdiğini iddia ettiğini, Alman markının 01.01.2002 tarihinde yasal olarak tedavülden kalktığını, ödünç ilişkisinin 2002 yılından önce mark tedavülde iken kurulduğunu ve iddiaya göre 1.000.000 DM ve faizi 30.000 DM'nin 2002 yılından önce ödendiğini, 17 yıl sonra alacağın talep edildiğini, alacağın zamanaşımı ve hak düşürücü süreler içinde talep edilmediğini, Antalya 8. İcra Müdürlüğünün 2018/4776 E. sayılı dosyasına dayanak olarak gönderilen mesaj, whatsapp ve benzeri kayıtların kendisine ait olmadığını, söz konusu kayıtların kendisine ait telefondan gönderilmediğini, söz konusu kayıtların davacı, elemanları veya üçüncü kişiler tarafından oluşturulmuş olabileceğini düşündüğünü, davacının dayandığı mesaj ve benzeri kayıtların delil değeri bulunmadığını, davacının iddiasını tanık delili ile ispatlamasına imkan bulunmadığını, tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacının hukuka aykırı olarak faiz ve benzeri taleplerde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalıya ödünç para verdiğini ileri sürdüğü, bu hususa ilişkin yazılı belge sunamadığı, davacı tarafça sunulan whatsapp mesajlarının davalı tarafından kabul edilmediği, üzerine ispat yükü düşen davacı tarafça davalıya ödünç para verildiği ispat edilemediği, davacı tarafça sunulan whatsapp mesajlarından "Banka bana 1.000.000,00 markıma 1.270.000,00 DM veriyordu bunun 1.030.000,00 DM Veli ağabey ile gönderdin 240.000 DM sende duruyor bugünkü para ile 125.000 euro tutuyor kardeşim hakkım olan… Kardeşim ben faiz istemiyorum tefeci değilim bankanın verdiğini istiyorum işte banka cüzdanı daha nasıl anlatayım" şeklindeki mesajda davacı tarafın davalıya ödünç olarak verdiğini iddia ettiği 1.000.000 Alman markının davalı tarafça faizi ile birlikte 1.030.000 Alman markı olarak ödendiği, ancak davacının bankanın ödediği faiz kadar faiz istediği ve bu sebeple eksik ödenen faizin talep edildiğinin belirtildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 131 inci maddesinde; " Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde; rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. " şeklinde düzenleme bulunduğu, benzer şekilde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 113 üncü maddesinde "Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz." şeklinde düzenleme bulunduğu, her iki kanunda asıl borcun ifa ya da diğer bir sebeple sona ermesi durumunda rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçların da sona ermiş olacağının düzenlendiği, davacı tarafça sunulmuş mesaj kayıtlarında davacının davalıya ödünç olarak verdiğini iddia ettiği 1.000.000 Alman markının davalı tarafça faizi ile birlikte 1.030.000 Alman markı olarak ödendiği belirtildiği, davacının yazdığı ve dosyaya sunduğu mesajdan davacının yapılan ödemeyi olduğu gibi kabul ettiği, ödeme esnasında ise herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürdüğüne dair bir iddiada bulunulmadığı ve ihtirazi kayda ilişkin herhangi bir belge de sunulmadığı, asıl borcun ifası ile faize ilişkin hak ve borçlar sona erdiğinden davacının iddiasını dayandırdığı mesaj içeriklerinden de davacının icra takibine konu parayı talep etme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı; whatsapp yazışmalarının belge niteliğinde olması sebebiyle yazılı delil başlangıcı olduğunu, tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, tanık delilinin miktar yönünden dinlenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtirazi kaydın tanık beyanıyla da ispat edilebileceğini, söz konusu ihtirazı kaydın yenilik doğurucu bir hak olduğunu, yazışmalarla da alacağının bulunduğunun ispat edildiğini, yazışmaların davalı tarafından inkar edilmesi nedeniyle dikkate alınmadığı belirtilmesine rağmen gerekçede yer verilerek çelişki oluşturulduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkemece tesis edilen kararda herhangi bir hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrarla kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan faiz alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Asıl Borca Bağlı Hak ve Alacakların Sona Ermesi başlıklı 131 inci maddesi şöyledir: (eski 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 113 üncü maddesi ile benzer düzenleme içerir.) "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir. Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır." 2. 6100 sayılı Kanun'un Belge başlıklı 199 uncu maddesi şöyledir: "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." 3. 6100 sayılı Kanun'un Delil Başlangıcı başlıklı 202 nci maddesi şöyledir: "Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." 4. 6100 sayılı Kanun'un Konusu başlıklı 169 uncu maddesi şöyledir: "Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir. İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur." 5. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2022 tarihli ve 2019/1502 E., 2020/3135 K. sayılı ilamı. 6. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin tarihli ve 2016/12900 E., 2018/6753 K. sayılı ilamı. 3.Değerlendirme Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalının whatsapp yazışmalarını inkar ettiğinin, davacının da bu hususta davalının isticvabına başvurulmasını talep ettiğinin, davalının isticvabında söz konusu yazışmaları kabul etmediğinin, telefon hattının da davalı adına kayıtlı olmadığının, bu anlamda yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve Yargıtay içtihatlarına göre yazılı delil başlangıcının bulunmadığının, davalının muvafakati olmadığından tanık dinlenemeyeceğinin, davacının ihtirazı kayda ilişkin iddiasını usule uygun yasal delillerle ispat edemediğinin, (eski 818 sayılı Kanun 113 üncü maddesi) 6098 sayılı Kanun'un 131 inci maddesi gereğince davacı tarafından faize ilişkin hakkının saklı tutulmadığının ve asıl borcun ödenmesi ile faizin de sona erdiğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği internet yoluyla kurulan sözleşmelerde iki kademeli bir bilgilendirme düzeni kurmuştur. İlk olarak tüketicinin ödeme yükümlülüğü altına girmesinden hemen önce temel nitelikler, toplam fiyat, cayma hakkı ve bu hakkın kullanılamadığı hâller gibi temel bilgilerin açıkça gösterilmesi zorunludur. Yönetmelik ayrıca tüketicinin yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile ayrıca bilgilendirilmesini öngörmektedir.

Güvenli elektronik imza el yazılı imza ile aynı hukuki etkiye sahip midir?

Kural olarak evet; Türk Borçlar Kanunu'nun 15. maddesi ve 5070 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca güvenli elektronik imza elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur. Ancak kanunların resmi şekle veya özel bir merasime tabi kıldığı hukuki işlemler bu denkliğin istisnasını oluşturur.

Güvenli elektronik imza ile yapılamayacak hukuki işlemler nelerdir?

5070 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca kanunların resmi şekle veya özel merasime tabi tuttuğu işlemler ile banka teminat mektupları ve Türkiye'de yerleşik sigorta şirketleri tarafından düzenlenen kefalet senetleri dışındaki teminat sözleşmeleri güvenli elektronik imza ile yapılamaz.

Elektronik ortamdaki her veri doğrudan senet sayılır mı?

Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesine göre ispata elverişli veriler belge sayılır; ancak yalnızca usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler 205. madde uyarınca senet hükmündedir.

İnkar edilen ve tarafa ait olmayan mesajlaşma kayıtları delil başlangıcı sayılır mı?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/119 Esas ve 2023/1767 Karar sayılı ilamına göre, inkar edilen, hattın taraf adına kayıtlı olmadığı anlaşılan ve isticvapta doğrulanmayan yazışmalar yazılı delil başlangıcı oluşturmaz ve muvafakat olmaksızın tanık dinlenemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu