TSK Yüksek Disiplin Kurulu Sürecinde Savunma Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
TSK Yüksek Disiplin Kurulu Sürecinde Savunma Hakkı

Savunma Hakkının Kanuni Dayanağı

TSK Yüksek Disiplin Kurulu önünde yürütülen disiplin süreçlerinde savunma hakkı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile güvence altına alınmıştır. Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası, 13. maddesinin altıncı fıkrasında öngörülen istisnalar dışında, disiplin amirlerinin veya disiplin kurullarının savunma almadan disiplin cezası veremeyeceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrası da bu alanda bir güvence çerçevesi çizmektedir; 6191 sayılı Kanun kapsamındaki personele ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarında yer alan ilkeye göre savunma hakkının özü, hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye olayın maddi ve hukuki tüm boyutlarına yönelik savunmalarını sunma fırsatının verilmesini gerektirir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/13921, K. 2023/212Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/13921 E.  ,  2023/212 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/13921 Karar No : 2023/212 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Komutanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi Birinci Dairesince verilen… günlü, GENSEK NO:…, E:…, K:… sayılı kararın; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Kilis İl Jandarma Komutanlığı emrinde J.Asb.Kad.Bçvş. olarak görev yapan davacının, disiplinsizlik nedeniyle "silahlı kuvvetlerden ayırma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 09/04/2015 tarihli işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı aylık ve özlük haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. … İdare Mahkemesi … Dairesinin …günlü, GENSEK NO:…, E:…, K:… sayılı kararı ile; Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde J.Asb.Kad.Bçvş. sınıf ve rütbesinde görev yapmakta olan davacının, disiplin amirlerince Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılması teklifiyle sevk edildiği Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 09/04/2015 tarihli kararı ile, davacının son disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde “18 disiplin ceza puanını doldurduğu”, disiplin cezalarına konu fiilleri itibariyle disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık haline getirdiği veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olamadığı gerekçesiyle 6413 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve 20. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9. maddesi 1. fıkrasının (f) bendi ve 10. maddesi hükmü uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; davacının statüsü itibarıyla kamu görevlisi olma nitelik ve yeterliliğini yitirdiği, bu durum karşısında kamu hizmetinde istihdam edilmesinin kamu yararına açık aykırılık teşkil ettiği göz önüne alınarak 6413 sayılı Kanun'un 20/1-f maddesi ve 21/1-a maddesi (Yönetmeliğin 10'uncu maddesi) uyarınca disiplin ceza puanına bağlı "disiplinsizliği alışkanlık haline getirmek” karinesine dayalı olarak verilen ayırma cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca zamanaşımı süresinin de dolmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; ceza puanlarının usulsüz olduğunun tespit edilmesi gerektiği, disiplinsizliği alışkanlık haline getirecek ve ayırma işleminin tesis edilmesine sebep bir durumun söz konusu olmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; askeri yargının kapatılması nedeniyle, … İdare Mahkemesinin …sayılı esasına kaydedilerek Danıştay'a gönderilen ve Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, 15/11/2021 günlü ara kararı cevabının geldiği görülmekle, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava dosyasının incelenmesinden; Jandarma Genel Komutanlığı Kilis İl Jandarma Komutanlığı emrinde J.Asb.Kad.Bçvş. sınıf ve rütbesinde görev yapmakta olan davacının, disiplin amirlerince Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılması teklif edilerek Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği, müteakiben durumunun Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülerek anılan Kurulun 09/04/2015 tarihli kararı ile davacının son disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde “18 disiplin ceza puanını doldurduğu”, disiplin cezalarına konu fiilleri itibariyle disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık haline getirdiği veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olamadığı gerekçesiyle 6413 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve 20. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9. maddesi 1. fıkrasının (f) bendi ve 10. maddesi hükmü uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 21/04/2015 tarihinde Jandarma Genel Komutanı tarafından onaylanıp İçişleri Bakanlığının 11/05/2015 tarihli, 2015/3 sayılı Oluru ile 15/05/2015 tarihinde ilişiğinin kesilmesi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 11/02/2017 günlü, 29976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6771 sayılı T.C. Anayasası'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la Anayasa'ya eklenen Geçici 21. maddenin (E) bendinde, askeri yargının kaldırıldığı ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmekte olan dosyalardan kanun yolu incelemesi aşamasında olanların Danıştaya, diğer dosyaların ise görevli ve yetkili idari yargı mercilerine bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde gönderileceği düzenlemesine yer verilmiştir. 25/08/2017 günlü, 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 203. maddesinde, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı, 36. maddesiyle 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na eklenen Geçici 45. maddesinde ise, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesi aşamasında olan dosyaların Danıştaya, diğerlerinin Ankara İdare Mahkemelerine 6771 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde herhangi bir karara gerek kalmaksızın gönderileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeler değerlendirildiğinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesi aşamasında olan dava dosyalarının Danıştaya gönderileceği anlaşılmakla; dava dosyalarının devrini müteakip "usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi" gereğince uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; "… Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. …" hükmü yer almaktadır. 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun; "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası" başlıklı 13. maddesinde; “… (6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Firar ve izin tecavüzü gibi ilgilinin bulunamaması nedeniyle savunma almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâller (…) gereğince verilecek Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasında savunma alınmaz. …" hükmüne; "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler" başlıklı 20. maddesinde; “(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır: … f) Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek: Disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline getirmek veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamaktır. …" hükmüne; "Disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesi" başlıklı 21. maddesinde; “(1) Aşağıda belirtilen durumlar disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme olarak kabul edilir ve sözleşmeli subay ve astsubaylar hariç subaylar, astsubaylar ve uzman jandarmalar hakkında ayırma cezası verilir. a) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde on sekiz disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam on iki defa veya daha fazla disiplin cezası almak. b) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son beş yıl içinde otuz beş disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam yirmi beş defa veya daha fazla disiplin cezası almak. (2) Birinci fıkra kapsamında ceza puanlarının hesaplanması ekli (2) sayılı çizelgeye göre yapılır." hükmüne; "Savunma hakkı" başlıklı 40. maddesinde; “(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) (Değişik: 22/1/2015-6586/105 md.) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde verilecek savunma süresi üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Uyuşmazlık konusu olayda; davacı vekili, müvekkilinin o tarihteki avukatı aracılığıyla sözlü savunma yapmak istemesine rağmen, avukatının kurul toplantısına alınmadığını ileri sürdüğünden öncelikle bu durumun, savunma hakkının kısıtlayıp kısıtlamadığının tespit edilmesi gerekmektedir. İşbu davada davacı vekili tarafından, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 16/06/2014 tarihinde müvekkili hakkında karar vermek için toplandığını, müvekkilinin o tarihteki avukatı olan Av. … aracılığıyla sözlü savunma yapmak istemesine rağmen, avukatının kurul toplantısına alınmadığını, nizamiyeden çevrildiğini, bu hususta tutanak tutulmasını talep etmelerine rağmen bu taleplerinin karşılanmadığını, müvekkilinin profesyonel hukuk desteğinden yoksun şekilde sözlü olarak yalnız savunma yaptığını, dolayısıyla savunma hakkının kısıtlandığının ileri sürüldüğü; bu hususun araştırılması için alınan 16/02/2016 tarihli ara kararına verilen davalı idarenin 14/03/2016 tarihli cevabi yazısında, Av. …'nın 16/06/2014 tarihinde icra edilen Yüksek Disiplin Kurulu toplantısına katılma talebine ilişkin herhangi bir belgenin bulunamadığının bildirildiği, 21/03/2016 tarihli cevabi yazı ekinde ise, 16/03/2016 tarihinde düzenlenen tutanağın gönderildiği, anılan tutanakta; Av. …'nın bahse konulu 16/06/2014 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı Beştepe karargahına herhangi bir giriş-çıkış kaydının bulunmadığının belirtilmiş olduğu görülmektedir. Dosya kapsamından davacı vekili olan Av. …'nın Kuruldaki 16/06/2014 tarihli ilk oturuma katılmadığı, davacının bu oturumda ifade verdiği, dolayısıyla avukat yardımından yararlanamadığı, 22/07/2014 tarihli oturumda Kurulun ara kararı alarak AYİM'de açılan 8 davanın sonucunun sorulmasına karar verdiği, bu oturumda da davacının avukat yardımından yararlanamadığı, hakkında ayırma kararı verilen 09/04/2015 tarihli oturumda da avukat yardımından yararlanamadığı anlaşılmaktadır. 6413 sayılı Kanun'un 13/6. maddesi ile ilgili gerekçeye de bakıldığında; hakkında disiplin amirleri tarafından işlem başlatılan personelin savunmasının işlemi başlatan disiplin amiri tarafından alınmasının öngörüldüğü, bu şekilde yazılı savunma alınmasının yanında kararın doğru ve hakkaniyetli verilmesi için gerek görülmesi durumunda ayırma dosyası görüşülecek personelin sözlü ifade vermek üzere kurul toplantısına çağrılabileceğinin düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Bu kapsamda; daha önce yazılı olarak savunması alınmış bulunan personelin sözlü olarak da ifade vermek üzere Yüksek Disiplin Kuruluna çağrılması durumunda bunun Yüksek Disiplin Kurulunca, kararın doğru ve hakkaniyetli bir şekilde verilmesi amacına yönelik olduğu, bu itibarla Yüksek Disiplin Kurulu huzurundaki sözlü ifade verme/alma işleminin “savunma” hakkının bir parçası ve devamı olarak kabul edilmesi gerektiği; dolayısıyla dava konusu olayda davacının Yüksek Disiplin Kurulu toplantısına avukatı ile birlikte katılma talebinin kabul edilmemiş olması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmış olduğu açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında verilen ayırma disiplin cezasının usul/şekil unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu netice ve kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan, 2577 sayılı Kanun'un 33. maddesinin 2. fıkrasındaki "Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi, emekli edilmeleri veya görevden uzaklaştırılmaları ile ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir." hükmü uyarınca, kamu görevlisinin görevine son verilmesine ilişkin olduğu anlaşılan uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, ilgilinin son görev yaptığı yer olan Şanlıurfa ilinin idari yargı çevresi bakımından bağlı olduğu Şanlıurfa İdare Mahkemesi yetkili bulunduğundan, dava dosyasının Şanlıurfa İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin, (Kapatılan) … idare Mahkemesi … Dairesince verilen … günlü, GENSEK NO:…, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA; 3. 2577 sayılı Yasa'nın 49. maddesinin 3622 sayılı Yasayla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili ve görevli olan … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın… İdare Mahkemesine bildirilmesine, 18/01/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 12. Daire, E. 2022/1602, K. 2025/2204Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/1602 E.  ,  2025/2204 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1602 Karar No : 2025/2204 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bakılan uyuşmazlıkta, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle CİMER üzerinden şikayette bulunulması üzerine davacı hakkında soruşturma açıldığı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (c) fıkrası kapsamında "hizmete engel davranışta bulunmak" fiilini işlediği iddiasıyla savunmasının talep edildiği, savunma alındıktan sonra birinci ve ikinci disiplin amirlerince anılan Kanun'un 13. ve 20. maddeleri uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının teklif edildiği ve dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği; Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamaması üzerine de Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından 6191 sayılı Kanun kapsamında dava konusu işlemle davacının sözleşmesinin feshedildiğinin anlaşıldığı; buna göre, yapılan teklif ve usul işlemleri sonrasında Kanun'un açık hükmü uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını verme yetkisinin Yüksek Disiplin Kuruluna ait olduğu, ancak dava konusu işlemde ve davalı idarenin savunmasında belirttiği üzere, Kurulun toplanamayacak olması gerekçe gösterilerek Yüksek Disiplin Kurulu tarafından işlem tesis edilmediği; salt Kurul toplanamayacağından bahisle, bu defa 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sözleşmenin feshi yoluna gidildiği; dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan disiplin soruşturması evrakları, alınan savunmalar, getirilen teklifler ve devamı işlemlerin tamamının 6413 sayılı Kanun'da yer alan disiplin hükümleri çerçevesinde tesis edildiği dikkate alındığında; Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Disiplin Kurulunca değerlendirilmesi gerekirken, bu işlem yapılmadan ve soruşturma konusundan başka bir Kanun hükmü uygulanmak suretiyle tesis edilen sözleşmenin feshine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, davalı idare tarafından usule uygun bir şekilde yeniden değerlendirme yapılarak davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceğinin açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturması yapıldığı halde, Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamayacak olması nedeniyle 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğu; disiplin süreci işletilmek yerine daha kısa bir yol olan sözleşmenin feshi yolunun tercih edildiği, eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilmediği, dava konusu işlemin ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden … tarih ve … sayılı işlemle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibaresinin somut norm denetimi yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla söz konusu (a) bendi iptal edilmiş olup; söz konusu kararın 27 ilâ 43. paragraflarında; "Kural uyarınca sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilebilmesi için TSK bünyesinde görev yapan personelin ifa ettiği görevin gerektirdiği niteliğin kaybına yol açan disiplinsiz ve ahlaka aykırı fiili işlemesi ve bu durumun sıralı amirler tarafından her türlü bilgi ve belgeye dayanılarak nitelik belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralda yer alan “disiplinsizlik” kavramından ne anlaşılması gerektiği belirli değildir. Nitekim hangi hâllerin disiplinsizlik olarak kabul edileceğinin, disiplinsizlik hâlinden bahsedilebilmesi için disiplin cezası alınmış olmasının gerekip gerekmediğinin, gerektiği takdirde hangi tür veya sayıda alınmış disiplin cezalarının bu hâlin varlığı için yeterli olacağının söylenebilmesi mümkün değildir. Bu hâliyle sözleşmenin feshedilmesine neden olan disiplinsizlik hâllerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Ahlaki durum kavramının ise sözleşmeli erbaş ve erlerin ifa ettikleri görevin gerektirdiği ahlaki niteliği ifade ettiği söylenebilir. Kanunların genel ve soyut olması; somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesinin feshedilmesine neden olacak ahlaka aykırı hâller kanunda sayma suretiyle belirtilmemiştir. Kaldı ki bu hâllerin tümünün kanun koyucu tarafından sayma yoluyla önceden belirlenmesinin güç olduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Bununla beraber ahlaka aykırı hâllerin çerçevesinin belirli olması gerekmektedir. Kurala göre ahlaka aykırı fiillerin TSK’da görev yapmaya engel olacak nitelik ve ağırlıkta olması gerektiği açıktır. Bu bağlamda ahlaka aykırı fiillerin tümüyle muğlak, objektiflikten uzak ve belirsiz kavramlar olmayıp belirlenen çerçeve içinde idarenin keyfî yorum ve uygulamalarına karşı yeterli koruma sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ahlaka aykırı fiillerin çerçevesinin belirli olmadığı ve sözleşmenin feshedilmesi sonucunu doğuran fiillerin tespiti hususunda idarenin sınırları belirli olmayan geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu söylenemeyeceğinden kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren kuralın “Disiplinsizlik…” ibaresi dışında kalan kısmının belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır. Mahiyeti gözetildiğinde kuralın Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken Anayasa’nın sözüne aykırı olup olmadığının da ayrıca ortaya konulması gerekmektedir. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "…Anayasanın sözü…" ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılan sınırlandırmaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen ek güvenceler söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak düzenlemesi, buna ilişkin ek bir güvence getirdiği anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak getirilen güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’nın sözüne aykırı olacaktır. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı özel olarak güvence altına alınmıştır. Anayasa koyucunun bu düzenlemeyle, kamu görevlilerine disiplin cezası uygulanması biçimindeki işlemler yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden öte bazı güvenceleri öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla Anayasa’nın anılan maddesinde öngörülen savunma hakkının kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren disiplin cezaları yönünden ek güvence niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 129. maddesinin sözüne uygunluğu denetlenirken, diğer kamu görevlisi niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin idarece feshi işleminin niteliği itibarıyla bir disiplin cezası olup olmadığının ve savunma hakkının içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesine konu disiplin cezası kavramı özerk bir anlama sahiptir. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Disiplin cezalarının amacı, hizmetin sürekli, düzenli ve etkin bir şekilde sunulmasını ve kurum içi düzene aykırı davranışları yaptırım altına alarak devletin saygınlığının muhafaza edebilmesini sağlamaktır. Bu itibarla disiplin cezalarının memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurması sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlileri hakkında uygulanması öngörülen işlemin, kanun koyucu tarafından yapılan isimlendirmeden bağımsız olarak disiplin cezası niteliğinde olup olmadığını özerk yorum çerçevesinde belirler. İtiraz konusu kuralda, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’da görev yapamayacağı anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedileceği öngörülmüştür. Kuralın öngördüğü yaptırımın adı sözleşmenin feshi olarak belirlenmiş ise de sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu görevlisi olması ve sözleşmenin feshedilmesinin bu kişilerin ifa ettiği hizmetin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışlarının bir yaptırımı olarak uygulanması karşısında Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir disiplin cezası niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan Anayasa’nın anılan maddesinin ikinci fıkrasında yer alan savunma hakkı kavramının da içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu güvencenin içeriği anılan hükmün gerekçesinde "…yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkânı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır." ifadeleriyle belirtilmiştir. Savunma hakkına ilişkin öngörülen güvencenin gereklerinin yerine getirilebilmesi için hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye olayın maddi ve hukuki tüm boyutlarına yönelik savunmalarını sunma fırsatının verilmiş olması gerekir. Olayın maddi ve hukuki yönünün ortaya konulması da ancak lehe ve aleyhe tüm delillerin toplandığı ve elde edilen delillerin değerlendirildiği etkili bir disiplin soruşturması yapılmasıyla mümkündür. Etkili bir disiplin soruşturması için ilgiliye hakkındaki iddiaların, bu iddiaların dayandığı delillerin, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi zorunludur. Aksi durumun hangi disiplin suçunu ne zaman ve ne şekilde işlediği tam olarak ortaya konulamayan ilgilinin Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacağı açıktır. Dolayısıyla Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasının kamu görevlisine disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılmasını zorunlu kıldığı sonucuna varılmaktadır. İtiraz konusu kuralda; öngörülen sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için ise savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralla idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu ve Anayasa’nın anılan maddesinin sözüyle çeliştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 70. ve 129. maddelerine aykırıdır." gerekçesine yer verilerek 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararıyla; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemede, sözleşmeli erbaş ve er olarak görev yapanların, hizmet sözleşmelerinin feshedilmesine neden olan "disiplinsizlik" kavramından ne anlaşılması gerektiğinin belli olmadığı, dolayısıyla disiplinsizlik hallerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu; ayrıca, söz konusu düzenlemenin öngördüğü yaptırımın adı "sözleşmenin feshi" olarak belirlenmiş ise de, kamu görevlisi olan sözleşmeli erbaş ve erlerin, ifa ettiği hizmetlerin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışları nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi şeklindeki bir yaptırımın, Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında disiplin cezası niteliğinde olduğu; dolayısıyla disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılması ve savunma alınması zorunlu olduğu halde, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendiyle, bu usul güvenceleri sağlanmaksızın idareye sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7517 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının; sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla, "sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığı, idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu" gerekçesiyle, 6191 sayılı Kanun'un dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararı incelendiğinde; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında, "disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna" ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle personelin sözleşmesinin feshedilebilmesi için "savunma alınması ve Anayasa'nın 129. maddesine göre etkili bir disiplin soruşturması yapılması gerektiğine" vurgu yapıldığı; dolayısıyla savunma hakkı tanınmaksızın ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmaksızın sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekilerek, usuli güvünceler yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, savunma hakkı tanınması ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmasının öngörülmesi halinde, usuli güvenceler yönünden Anayasa'ya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve yürürlük (15/03/2024) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin usuli güvencelere (savunma hakkı tanınması ve disiplin soruşturması yapılması) yönelik iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; anılan kararda, kanunda "sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, savunma hakkının tanınması ve disiplin soruşturması yapılması" hususunda eksik düzenleme yapıldığından, usuli güvenceler yönünden söz konusu yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum ve 7517 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenleme de dikkate alınarak, sözleşme fesih işleminden önce, savunma hakkının tanınıp tanınmadığı ve etkili bir disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığı yönünden uyuşmazlık hakkında hukuka uygunluk değerlendirilmesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle CİMER üzerinden şikayette bulunulması üzerine davacı hakkında soruşturma açıldığı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (c) fıkrası kapsamında "hizmete engel davranışta bulunmak" fiilini işlediği iddiasıyla savunmasının talep edildiği, savunma alındıktan sonra birinci ve ikinci disiplin amirlerince anılan Kanun'un 13. ve 20. maddeleri uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının teklif edildiği ve dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği; Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamaması üzerine de Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca dava konusu işlemle davacının sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu kapsamında disiplin soruşturması yapıldığı ve davacıya savunma hakkı tanındığı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen usuli güvencelerin (savunma hakkı verilmesi ve disiplin soruşturması yapılması) dava konusu işlem yönünden sağlandığı anlaşıldığından; davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.

Etkili bir disiplin soruşturması için ilgiliye; hakkındaki iddiaların, bu iddiaların dayandığı delillerin, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi zorunludur. Bu ilke, Anayasa Mahkemesi'nin E:2022/152, K:2023/66 sayılı kararında 6191 sayılı Kanun kapsamındaki sözleşmeli erbaş ve erlere ilişkin olarak belirlenmiş; Danıştay 12. Dairesi bu gerekçeyi ilgili davalarda esas almıştır.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/5584, K. 2025/2454Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5584 E.  ,  2025/2454 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5584 Karar No : 2025/2454 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının dava konusu işleme gerekçe gösterilen eylemine bakıldığında, davacının, arkadaşı sözleşmeli er H.G.'nin eşinin 26/03/2018 tarihinde davacıya sosyal medya hesabından mesaj göndererek, eşi H.G.'nin psikolojik durumunu sorması üzerine bu kişiyle sosyal medya üzerinden mesajlaşmak suretiyle yazıştığı, dosyada yer alan yazışma içeriklerinde, H.G. ile eşi arasında sorunlar yaşanmakta olduğu, H.G. ile eşinin aynı şehirde yaşamadıkları, bu nedenle H.G.'nin eşi tarafından, H.G.'nin psikolojik durumu hakkında davacıya sorular sorulduğu, konuşmanın genelinin bu minvalde gerçekleştiği, yazışma sırasında davacının "kalp" simgesi gönderdiği, ancak hemen yanlışlıkla gönderdiğini belirterek özür dilediğinin görüldüğü; bu durumda, davacının aynı birlikte görev yaptığı sözleşmeli er olan arkadaşı H.G.'nin eşinin davacıya sosyal medya üzerinden H.G. hakkında soru sorması üzerine başlayan konuşma içeriklerinin ahlaka aykırı ifadeler içermediği ve tek başına davacının ahlaki açıdan zayıf olduğunu gösterecek nitelikte bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdarenin, takdir hakkını kullanırken söz konusu personelin suçlu olup olmadığını değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarının yaşanan olaylar nedeniyle sarsılıp sarsılmadığını değerlendirdiği, davacının işlemiş olduğu suçun TSK'nın disiplinini bozacak ve itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı bir hareket teşkil ettiği, TSK'nın da bu gibi durumlarda derhal işlem yapmak durumunda olduğundan, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacı hakkında, aynı birlikte görev yaptığı piyade sözleşmeli er H.G.'nin eşine sosyal medya üzerinden ahlaki olmayan ve aile huzurunu bozacak nitelikte mesajlar gönderdiğinden bahisle 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin… tarih ve … sayılı işlem tesis edilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasında; "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak. …" hükmü öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 9. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin "Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de benzer düzenemeye yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibaresinin somut norm denetimi yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152, K:2023/66 sayılı kararıyla söz konusu (a) bendi iptal edilmiş olup; söz konusu kararın 27 ilâ 43. paragraflarında; "Kural uyarınca sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilebilmesi için TSK bünyesinde görev yapan personelin ifa ettiği görevin gerektirdiği niteliğin kaybına yol açan disiplinsiz ve ahlaka aykırı fiili işlemesi ve bu durumun sıralı amirler tarafından her türlü bilgi ve belgeye dayanılarak nitelik belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralda yer alan “disiplinsizlik” kavramından ne anlaşılması gerektiği belirli değildir. Nitekim hangi hâllerin disiplinsizlik olarak kabul edileceğinin, disiplinsizlik hâlinden bahsedilebilmesi için disiplin cezası alınmış olmasının gerekip gerekmediğinin, gerektiği takdirde hangi tür veya sayıda alınmış disiplin cezalarının bu hâlin varlığı için yeterli olacağının söylenebilmesi mümkün değildir. Bu hâliyle sözleşmenin feshedilmesine neden olan disiplinsizlik hâllerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Ahlaki durum kavramının ise sözleşmeli erbaş ve erlerin ifa ettikleri görevin gerektirdiği ahlaki niteliği ifade ettiği söylenebilir. Kanunların genel ve soyut olması; somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesinin feshedilmesine neden olacak ahlaka aykırı hâller kanunda sayma suretiyle belirtilmemiştir. Kaldı ki bu hâllerin tümünün kanun koyucu tarafından sayma yoluyla önceden belirlenmesinin güç olduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Bununla beraber ahlaka aykırı hâllerin çerçevesinin belirli olması gerekmektedir. Kurala göre ahlaka aykırı fiillerin TSK’da görev yapmaya engel olacak nitelik ve ağırlıkta olması gerektiği açıktır. Bu bağlamda ahlaka aykırı fiillerin tümüyle muğlak, objektiflikten uzak ve belirsiz kavramlar olmayıp belirlenen çerçeve içinde idarenin keyfî yorum ve uygulamalarına karşı yeterli koruma sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ahlaka aykırı fiillerin çerçevesinin belirli olmadığı ve sözleşmenin feshedilmesi sonucunu doğuran fiillerin tespiti hususunda idarenin sınırları belirli olmayan geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu söylenemeyeceğinden kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren kuralın “Disiplinsizlik…” ibaresi dışında kalan kısmının belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır. Mahiyeti gözetildiğinde kuralın Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken Anayasa’nın sözüne aykırı olup olmadığının da ayrıca ortaya konulması gerekmektedir. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "…Anayasanın sözü…" ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılan sınırlandırmaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen ek güvenceler söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak düzenlemesi, buna ilişkin ek bir güvence getirdiği anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak getirilen güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’nın sözüne aykırı olacaktır. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı özel olarak güvence altına alınmıştır. Anayasa koyucunun bu düzenlemeyle, kamu görevlilerine disiplin cezası uygulanması biçimindeki işlemler yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden öte bazı güvenceleri öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla Anayasa’nın anılan maddesinde öngörülen savunma hakkının kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren disiplin cezaları yönünden ek güvence niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 129. maddesinin sözüne uygunluğu denetlenirken, diğer kamu görevlisi niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin idarece feshi işleminin niteliği itibarıyla bir disiplin cezası olup olmadığının ve savunma hakkının içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesine konu disiplin cezası kavramı özerk bir anlama sahiptir. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Disiplin cezalarının amacı, hizmetin sürekli, düzenli ve etkin bir şekilde sunulmasını ve kurum içi düzene aykırı davranışları yaptırım altına alarak devletin saygınlığının muhafaza edebilmesini sağlamaktır. Bu itibarla disiplin cezalarının memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurması sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlileri hakkında uygulanması öngörülen işlemin, kanun koyucu tarafından yapılan isimlendirmeden bağımsız olarak disiplin cezası niteliğinde olup olmadığını özerk yorum çerçevesinde belirler. İtiraz konusu kuralda, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’da görev yapamayacağı anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedileceği öngörülmüştür. Kuralın öngördüğü yaptırımın adı sözleşmenin feshi olarak belirlenmiş ise de sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu görevlisi olması ve sözleşmenin feshedilmesinin bu kişilerin ifa ettiği hizmetin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışlarının bir yaptırımı olarak uygulanması karşısında Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir disiplin cezası niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan Anayasa’nın anılan maddesinin ikinci fıkrasında yer alan savunma hakkı kavramının da içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu güvencenin içeriği anılan hükmün gerekçesinde "…yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkânı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır." ifadeleriyle belirtilmiştir. Savunma hakkına ilişkin öngörülen güvencenin gereklerinin yerine getirilebilmesi için hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye olayın maddi ve hukuki tüm boyutlarına yönelik savunmalarını sunma fırsatının verilmiş olması gerekir. Olayın maddi ve hukuki yönünün ortaya konulması da ancak lehe ve aleyhe tüm delillerin toplandığı ve elde edilen delillerin değerlendirildiği etkili bir disiplin soruşturması yapılmasıyla mümkündür. Etkili bir disiplin soruşturması için ilgiliye hakkındaki iddiaların, bu iddiaların dayandığı delillerin, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi zorunludur. Aksi durumun hangi disiplin suçunu ne zaman ve ne şekilde işlediği tam olarak ortaya konulamayan ilgilinin Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacağı açıktır. Dolayısıyla Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasının kamu görevlisine disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılmasını zorunlu kıldığı sonucuna varılmaktadır. İtiraz konusu kuralda; öngörülen sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için ise savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralla idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu ve Anayasa’nın anılan maddesinin sözüyle çeliştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 70. ve 129. maddelerine aykırıdır." gerekçesine yer verilerek 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararıyla; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemede, sözleşmeli erbaş ve er olarak görev yapanların, hizmet sözleşmelerinin feshedilmesine neden olan "disiplinsizlik" kavramından ne anlaşılması gerektiğinin belli olmadığı, dolayısıyla disiplinsizlik hallerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu; ayrıca, söz konusu düzenlemenin öngördüğü yaptırımın adı "sözleşmenin feshi" olarak belirlenmiş ise de, kamu görevlisi olan sözleşmeli erbaş ve erlerin, ifa ettiği hizmetlerin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışları nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi şeklindeki bir yaptırımın, Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında disiplin cezası niteliğinde olduğu; dolayısıyla disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılması ve savunma alınması zorunlu olduğu halde, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendiyle, bu usul güvenceleri sağlanmaksızın idareye sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne ve bu Kanun hükmü dayanak alınarak düzenlenen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7517 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi; "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla, "sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığı, idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu" gerekçesiyle, 6191 sayılı Kanun'un dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararı incelendiğinde; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında, "disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna" ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle personelin sözleşmesinin feshedilebilmesi için "savunma alınması ve Anayasa'nın 129. maddesine göre etkili bir disiplin soruşturması yapılması gerektiğine" vurgu yapıldığı; dolayısıyla savunma hakkı tanınmaksızın ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmaksızın sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekilerek, usuli güvünceler yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, savunma hakkı tanınması ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmasının öngörülmesi halinde, usuli güvenceler yönünden Anayasa'ya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve yürürlük (15/03/2024) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin usuli güvencelere (savunma hakkı tanınması ve disiplin soruşturması yapılması) yönelik iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; anılan kararda, kanunda "sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, savunma hakkının tanınması ve disiplin soruşturması yapılması" hususunda eksik düzenleme yapıldığından, usuli güvenceler yönünden söz konusu yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum ve 7517 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenleme de dikkate alınarak, sözleşme fesih işleminden önce, savunma hakkının tanınıp tanınmadığı ve etkili bir disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığı yönünden uyuşmazlık hakkında hukuka uygunluk değerlendirilmesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.

Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezasında Savunma Usulü

Silahlı Kuvvetlerden ayırma, 6413 sayılı Kanunun 11. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yüksek disiplin kurulları tarafından verilen en ağır disiplin cezasıdır. Bu cezanın verilmesine ilişkin süreç; disiplin amirlerinin teklifiyle başlatıldığında süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar aracılığıyla yüksek disiplin kurulları tarafından ilgili personelin yazılı savunması alınarak yürütülür. Firar ve izin tecavüzü gibi ilgilinin bulunamamasına dayalı zorunlu haller bu kuralın istisnasını oluşturmaktadır.

Danıştay 12. Daire, E. 2019/760, K. 2023/5213Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2019/760 E.  ,  2023/5213 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/760 Karar No : 2023/5213 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI):… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi … Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … ili, …. Motorlu Piyade Tümen Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacının, TSK Disiplin Kanunu’nun 13. maddesi ve 20 maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezasıyla Cezalandırılmasına ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve… sayılı kararının ve … karar numaralı Milli Savunma Bakanlığından ayırma kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi …. Dairesince; davacının ceza soruşturmasında elde edilen deliller itibarıyla hizmete engel ve ahlaka aykırı davranışlarda bulunduğuna dair (telefon konuşması içerikleri, banka hesabı döküm ve makbuzları ve teknik takip ve izleme tutanakları gibi) disiplin yaptırımı uygulanmasına elverişli pek çok somut delil bulunduğu, bu delillere istinaden verilen ayırma cezasının mevzuata, maddi gerçeğe, ölçülülük ilkesine uygun olduğu; disiplin işlem sürecinde davacıya mevzuata uygun olarak tanınan savunma hakkını kulanmasında bir kısıtlamaya tabi tutulmadığı; savunma hakkını Yüksek Disiplin Kurulu önünde sözlü olarak da kullanan davacı hakkında, ayırma işlemlerinde uygulanacak usuller ve özellikle de savunma hakkı açısından personel lehine daha teminatlı hükümler getiren TSK Disiplin Kanunu ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliğinin uygulanmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, dava dosyasında mevcut delil durumuna göre; davalı idarece, davacının yargılamasında delil olarak gösterilen telefon görüşmeleri içerikleri, fiziki ve teknik takip tutunakları ve banka hesap dökümlerinin disiplin hukuku ekseninde incelenip değerlendirilmesi neticesinde; …. Motorlu Piyade Tümeni, Piyade Alay Karargahı Lojistik Kısmında ana malzeme astsubayı olarak görev yaptığı sırada, ‘firma yetkilileri ile (bu şahıslara açık öğretim ücretini yatırtacak ve bu şahıslarla görev yeri haricinde kalan yerlerde yüz yüze görüşecek derecede) yakın bağlantıla kurduğu; bu surette görevini yerine getirirken özensiz tutum ve fiiller sergilediği ve meslek etiğine aykırı ve görevinin gerekleri ile bağdaşmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu’ kanaatine ulaşılırken objektif esaslara göre hareket ediliği; idarece bu davranışlarının ‘hizmete engel davranış’ ve ‘ahlaki zayıflık’ olarak kabul edilmesinde ve anılan kabul çerçevesinde ‘kamu görevlisi’ olma vasfını yitirdiği kanaatine varılmasında mevzuata uygun hareket edildiği; tüm bu sebeplerle davacı hakkında verilen ayırma cezasının ve bu cezaya istinaden tesis edilen ayırma işleminin tüm yönleriyle hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Mahkeme kararının somut olarak ispat edilmemiş iddialara dayanılarak verildiği, hakkında disiplin soruşturması yapılmadan ayırma cezası verildiği, hakkında kesinleşmiş bir ceza kararının bulunmadığı belirtilerek, Mahkeme kararının düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek, gereği görüşüldü: 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/08/2017 tarih ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 36. maddesi ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na eklenen Geçici 45. maddenin sekizinci fıkrasının (b) bendinde: "… Kaldırılan askeri yargı mercilerinde görülmekte olan, tebliğde ve infaz aşamasında bulunanlar ile bu mercilerin arşivlerinde bulunan işi bitmemiş dosyalardan; … b) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kanun yolu incelemesi aşamasında olanlar Danıştaya; diğerleri Ankara İdare Mahkemelerine, … 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde herhangi bir karara gerek kalmaksızın listeye bağlanarak gönderilir." hükmüne yer verilmiştir. … Mahkemesi …. Dairesi tarafından verilen kararın, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun Geçici 45. maddesi uyarınca incelenmesinden; kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, karar düzeltme isteminin kabulü ile … İdare Mahkemesi ….Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, …. Motorlu Piyade Tümen Komutanlığında astsubay olarak görev yaptığı sırada, işlediği iddia olunan eylemleri nedeniyle, hakkında … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının …tarih ve … sayılı iddianamesiyle suç işlemek amacıyla örgüt kurma, ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet almak suçlarından kamu davası açılması sonrasında, yazılı savunmasını alınarak sıralı disiplin amirlerinin teklifi üzerine Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş; 16/01/2015 tarihinde toplanan K.K.K.lığı Yüksek Disiplin Kurulu huzurunda sözlü olarak savunmasını yapmasının ardından, Kurulun … tarih ve …Dosya – karar numaralı kararı ile 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu’nun 13. maddesi ve 20 maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş; bu kararın 23/01/2015 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmasının ardından Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve… sayılı kararnamesi ile emekliye sevk edilerek 29/06/2015 tarihinde TSK’dan ilişiği kesilen davacı tarafından işbu dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 16/2/2013 tarih ve 28561 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "(1) Bu Kanunun amacı; Türk Silahlı Kuvvetlerinde etkin bir disiplin sisteminin tesisi, muhafazası ve idamesine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.", "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; Bu Kanun; askeri hâkimler hariç subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaş ve erler ile askeri öğrencileri kapsar.", "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Bu Kanunun uygulanmasında;..e) Disiplin soruşturması: Disiplinsizlik yapan personel hakkında karar vermek amacıyla disiplin amirleri tarafından yapılan veya yaptırılan araştırma ve incelemeyi,..kapsar.", "Disiplin soruşturması veya tahkikatın adli soruşturma veya kovuşturmadan bağımsızlığı" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yapılan adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemez.", "Disiplin soruşturması ve yetkiler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapar.", "Disiplin cezaları" başlıklı 11. maddesinde; "(1) Subay, astsubay (…)(1) ve uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre aşağıda belirtilmiştir:f) Silahlı Kuvvetlerden ayırma.. (2) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından verilir.", "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası" başlıklı 13. maddesinde; "(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, personelin tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi veya durumuna göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğurur…. (2) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; Milli Savunma Bakanlığı ve kuvvet komutanlıklarında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir. Kararlar, ilgisine göre Milli Savunma Bakanı veya ilgili kuvvet komutanı onayı ile yerine getirilir. General ve amirallerhakkında ise Genelkurmay Başkanlığında teşkil edilecek yüksek disiplin kurulu tarafından verilir ve yerine getirilir.. (4) Kuvvet komutanlıklarında teşkil edilecek yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanının başkanlığında personel, istihbarat, harekât, lojistik ve genel plan ve prensipler başkanları, tayin dairesi başkanı, hukuk hizmetleri başkanı veya hukuk müşaviri ile yüksek disiplin kurulu işlemlerinin yürütülmesinden sorumlu şube müdüründen oluşur.. (6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir…", "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler" başlıklı 20. maddesinde; "(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:..b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır. c) Hizmete engel davranışlarda bulunmak: Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde bulunmaktır…", "Zamanaşımı" başlıklı 39. maddesinde; "(1) Disiplin amirleri tarafından, disiplinsizliğin kendileri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Fiil, inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmiş ise, bir ay içerisinde inceleme ve araştırmaya başlanmış olmak ve altı ayı geçmemek kaydıyla, inceleme ve araştırma için geçen süre bir aylık süreye dâhil edilmez. (2) Disiplin kurullarında yapılan tahkikatlarda, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde disiplin cezasını gere (3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektirecek durumun oluştuğunun disiplin amirleri tarafından tespit edilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra aynı sebeple yüksek disiplin kurulu tarafından ceza verilemez.(4) Fiilin disiplin cezasını gerektirdiği savcılık, mahkeme, disiplin kurulu tarafından anlaşılırsa, yukarıdaki fıkralarda belirtilen zamanaşımı süreleri, bu konu ile ilgili karar veya hükmün kesinleşerek evrakın yetkili makama iade edildiği tarihten itibaren başlar…", "Savunma hakkı" başlıklı 40. maddesinde; "(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) (Değişik: 22/1/2015-6586/105 md.) İsnat olunan hususlar ile savunma için verilen süre açıkça ve yazılıolarak ilgiliye bildirilir. Yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde verilecek savunma süresi üç iş gününden, diğer disiplinsizliklerde ise iki iş gününden az ve her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Savunması istenen kişinin talebi hâlinde ilave savunma süresi verilebilir. Ancak, ilk verilen savunma süresi ile ilave verilen savunma süresinin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.", "Yönetmelik" başlıklı 49. maddesinde (1) Disiplin soruşturması ve tahkikat usul ve esasları, disiplin cezalarının verilmesi ve yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu Kanunun uygulanmasına yönelik diğer hususlar Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikler ile düzenlenir." hükümlerine yer verilmiştir. 12/04/2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik; 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanununun 49 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.", "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası işlemlerinin başlatılması" başlıklı 12. maddesinde; "(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları tarafından verilebileceği gibi, eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin kurulları tarafından resen de verilebilir. Genelkurmay Başkanının eldeki bilgi ve belgelere ya da gerekli görmesi üzerine yaptırdığı disiplin soruşturması sonucuna göre hakkında bu cezanın verilmesine kanaat getirdiği personelin dosyaları bir karar verilmek üzere doğrudan yetkili yüksek disiplin kuruluna sevk edilir.", "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası işlemlerinin disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması" başlıklı 13. maddesinde; (1) Disiplin amirleri, kanunlarla kendilerine verilmiş yetkiler çerçevesinde, maiyetinin bu Yönetmelik kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektirecek bir disiplinsizlik içinde olup olmadıklarını tespit etmekten ve bu kapsamda her türlü bilgi ve belgenin düzenlenmesinden sorumludur. (2) Maiyetinden birinin bu Yönetmelik kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizliklerden birini teşkil edebilecek bir fiilini veya durumunu herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen 6413 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca disiplin soruşturması yapar. Ayrıca, disiplin amirleri gerekli görmeleri halinde disiplin soruşturmasının yapılmasını üst disiplin amirlerinden de talep edebilir. Disiplin soruşturması sonucunda disiplin soruşturma sonuç raporu tanzim edilir ve yüksek disiplin kurulu dosyasına eklenir. Disiplin amirleri, soruşturma sonucunda personelinin Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren bir disiplinsizliği gerçekleştirdiği kanaatine varması halinde personel hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası verilmesine dair hazırlık işlemlerini başlatır…" düzenlemeleri yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ihalelere ve edimin ifasına fesat karıştırdıkları, rüşvet alıp verdikleri iddialarıyla "Aybirdi" ve "Çeçenler" grupları olarak adlandırılan suç örgütüne ve bazı asker kişilere yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli olarak yer aldığının ve … Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu soruşturmaya ilişkin olarak düzenlenen… tarih ve E:…,…sayılı iddianamede davacının "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, rüşvet almak ve vermek" suçlarıyla suçlandığının davalı idare tarafından öğrenilmesi üzerine, davacının disiplin amirleri tarafından TSK'dan ayırma cezası verilmesi istemiyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevkedildiği, bu arada davacının disiplin amiri tarafından yazılı savunmasının alındığı, Yüksek Disiplin Kurulu tarafından eldeki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda ve davacıya sözlü savunma hakkı tanınmasını müteakip, davacının eylemlerinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte yüz kızartıcı, utanç verici olduğu ve TSK'nın itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlar ile ağır suç ve disiplinsizlik teşkil ettiği; diğer yandan, davacının sahip olduğu rütbe ile azami dikkat ve özen gerektiren kadro görevinin gereklerine aykırı olarak menfaat ilişkisi içerisinde olduğunu gösteren tutum ve davranışlarda bulunmak suretiyle TSK'nın manevi şahsiyetini zedelediği ve bu eylemi nedeniyle 6413 sayılı Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerindeki "ahlaki zayıflık" ve "hizmete engel davranışlarda bulunmak" disiplinsizliklerini işlediği kanaatine varılarak davaya konu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına konu olayın, esasen askeri personel olan davacı hakkında, yapılan bazı kamu ihaleleri sırasında ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet almak suçlarını işlediğinden bahisle… Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında yapılan adli soruşturma sonucunda iddianame düzenlenmek suretiyle … Anadolu… Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmasıyla öğrenildiği, davalı idarece isnatların sübuta erip ermediği konusunda idari tahkikat yapması gerekirken, davacı hakkındaki söz konusu iddianamedeki isnatların sübuta erdiği peşin kabulüyle ayrıca bir idari tahkikat yapılmaksızın, iddianame esas alınarak doğrudan davacının son savunması istenilmek suretiyle dava konusu ayırma işleminin tesis edildiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki" başlıklı 33. maddesinin ikinci fıkrasında, kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesi ile ilgili davalarda yetkili mahkemenin, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesi olduğu kurala bağlanmıştır. Bu sebeple, davacının…Motorlu Piyade Tümen Komutanlığında görev yaptığı sırada tesis edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı işbu davanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla görüm ve çözümünde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 33. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgilinin son görev yaptığı yerin bağlı bulunduğu idare mahkemesi olan İstanbul İdare Mahkemesi yetkilidir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, 2- Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin, … İdare Mahkemesi … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kuvvet komutanlıklarında oluşturulan yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanının başkanlığında personel, istihbarat, harekât, lojistik ve genel plan ve prensipler başkanları, tayin dairesi başkanı, hukuk hizmetleri başkanı veya hukuk müşaviri ile kurulun işleyişinden sorumlu şube müdüründen oluşmaktadır.

Savunma Süresi ve Bildirimin Şekli

Yüksek Disiplin Kurulunun görev alanına giren disiplinsizliklerde savunma süresi üç iş gününden az, her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. İsnat olunan hususlar ile savunma için tanınan süre açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirilir. Personelin talebi üzerine ilave süre verilebilir; ancak ilk verilen süre ile ilave sürenin toplamı beş iş gününü geçemez. Verilen süre içinde savunmasını yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Yazılı ve Sözlü Savunma

6413 sayılı Kanunun 13. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sözlü savunma, yazılı savunmaya ek olarak ve koşullu biçimde tanınmaktadır: yüksek disiplin kurulunun gerek görmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Sözlü savunma bu nedenle otomatik olarak değil, kurulun takdiri veya personelin talebi üzerine gerçekleşmektedir.

Adli Soruşturma ile Disiplin Sürecinin Bağımsızlığı

Herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yürütülen adli soruşturma veya kovuşturma, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemez. Her iki süreç birbirinden bağımsız olarak ilerleyebilir.

Ayırma Cezasını Gerektiren Disiplinsizlik Türleri

6413 sayılı Kanunun 20. maddesi, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikleri saymaktadır. Bunlar arasında ahlaki zayıflık — görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaate, içkiye veya kumara düşkün olmak ya da Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmak — ile hizmete engel davranışlarda bulunmak — Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlar veya ağır suç ya da disiplinsizlik teşkil eden fiiller — yer almaktadır.

Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek de ayırma cezasını gerektiren durumlar arasındadır. Bu kavram; disiplini bozucu tavır ve davranışları alışkanlık hâline getirmeyi veya alınan disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamayı kapsamaktadır. Kanunun 21. maddesi bu durumu ölçülebilir eşiklerle somutlaştırmaktadır: subay, astsubay ve uzman jandarma bakımından, son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde on sekiz disiplin ceza puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam on iki ya da daha fazla disiplin cezası alınması bu kapsamda değerlendirilebilmekte; aynı şekilde son beş yıl içinde otuz beş disiplin ceza puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden yirmi beş ya da daha fazla disiplin cezası alınması da bu kapsama girmektedir. Sözleşmeli subay ve astsubaylar bu hükmün dışında tutulmuştur.

Disiplin Cezalarında Zamanaşımı Süreleri

6413 sayılı Kanunun 39. maddesi disiplin cezalarında uygulanacak zamanaşımı sürelerini kademelendirmiştir. Disiplin amirlerince verilecek cezalarda, fiilin öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra ceza verilemez. Fiil inceleme ve araştırma gerektiriyorsa, bir ay içinde araştırmaya başlanmış olmak ve altı ayı geçmemek koşuluyla araştırma süresi bu bir aylık sürenin dışında tutulur.

6413 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DİSİPLİN KANUNU m. 39Kaynağı aç
MADDE 39 – (1) Disiplin amirleri tarafından, disiplinsizliğin kendileri tarafından öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. Fiil, inceleme ve araştırma yapmayı gerektirmiş ise, bir ay içerisinde inceleme ve araştırmaya başlanmış olmak ve altı ayı geçmemek kaydıyla, inceleme ve araştırma için geçen süre bir aylık süreye dâhil edilmez. (2) Disiplin kurullarında yapılan tahkikatlarda, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra disiplin cezası verilemez. (3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektirecek durumun oluştuğunun disiplin amirleri tarafından tespit edilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren 20 nci maddenin birinci fıkrasının (h) bendindeki disiplinsizlikler için yirmi yıl, diğer bentlerde yer alan disiplinsizlikler için beş yıl geçtikten sonra aynı sebeple yüksek disiplin kurulu tarafından ceza verilemez.[20] (4) Fiilin disiplin cezasını gerektirdiği savcılık, mahkeme, disiplin kurulu tarafından anlaşılırsa, yukarıdaki fıkralarda belirtilen zamanaşımı süreleri, bu konu ile ilgili karar veya hükmün kesinleşerek evrakın yetkili makama iade edildiği tarihten itibaren başlar. (5) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar. Savunma hakkı

Disiplin kurullarında yürütülen tahkikatlarda süre, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıldır. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren durumlarda Yüksek Disiplin Kurulu, durumun disiplin amirlerince tespitinden itibaren bir yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren — 20. maddenin birinci fıkrasının (h) bendindeki disiplinsizlikler için yirmi yıl, diğer bentlerdeki disiplinsizlikler için beş yıl — geçtikten sonra aynı sebeple karar veremez. Yirmi yıllık süre yalnızca (h) bendindeki disiplinsizlikler için geçerlidir; bu bent dışındaki disiplinsizliklerde mutlak süre beş yıldır.

Fiilin disiplin cezasını gerektirdiği savcılık, mahkeme veya disiplin kurulu tarafından anlaşılırsa zamanaşımı süreleri, ilgili karar ya da hükmün kesinleşerek evrakın yetkili makama iade edildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Disiplin cezasının mahkemece hatalı vasıflandırma veya düzeltilebilir şekil noksanlığı gerekçesiyle iptal edilmesi durumunda ise kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren yeniden değerlendirme yapar.

Disiplin Amiri Değişikliği ve Yetki Devri

6413 sayılı Kanunun 8. maddesinin altıncı fıkrası, disiplin cezasının tebliğinden önce disiplin amirinin değişmesi hâlinde ceza verme yetki ve sorumluluğunun yeni disiplin amirine geçeceğini hükme bağlamaktadır. Disiplin amirlerinin kendi personeline verebilecekleri cezalar Kanuna ekli (1) sayılı çizelgede gösterilmiştir.

6413 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DİSİPLİN KANUNU m. 8Kaynağı aç
MADDE 8 – (1) Disiplinsizliği tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir. (2) Bu Kanunda belirlenmiş olan disiplinsizliklere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara, eylemleri adli veya askeri suç teşkil etse dahi aynı neviden disiplin cezaları verilebilir. (3) Disiplin amiri olabilmek için; a) Amir konumunda olunması, b) Disiplin cezası verilecek personelden rütbe veya kıdemce büyük olunması, c) Disiplin cezası verilecek kişinin subay, astsubay (…)[3] ve uzman erbaş statüsünde olması hâlinde, ilgili mevzuata göre bu personele sicil verme yetkisinin bulunması,(3) gerekir. (4) Disiplin amirlerinin verebilecekleri cezalar ekli (1) sayılı çizelgede gösterilmiştir. (5) Daha üst rütbeli bir kadroya vekâleten atanan veya görevlendirilenler, vekâlet ettikleri kadroda gösterilen rütbenin sahip olduğu disiplin cezasına ilişkin yetkileri kullanır. (6) Disiplin cezasının tebliğinden önce disiplinsizlik yapan personelin disiplin amiri değişmiş ise, disiplin cezası verme yetki ve sorumluluğu yeni disiplin amirine geçer. (7) Disiplin cezası verme yetkisi bulunmayan amirler, kendilerine bağlı personelin disiplinsizlikleri hakkında disiplin amirine başvurabilir. (8) (Ek: 22/1/2015-6586/100 md.) Amir değişikliğini meydana getiren; bir aydan fazla süreli kurs ile bir aydan fazla üç aydan az süreli geçici görevlendirmelerde disiplin amiri olabilmek için üçüncü fıkranın (c) bendinde düzenlenen sicil verme yetkisinin bulunması şartı aranmaz. (9) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/73 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/59 md.) 31/7/1970 tarihli ve 1325 sayılı Millî Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilâtı Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde sayılan makamlara atananlardan; anılan maddenin dokuzuncu fıkrasındakiler rütbe karşılıkları, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ile taşra teşkilatındaki makam sahipleri albaylar, şube müdürleri ise yarbaylar gibi, bu Kanuna tabi personele disiplin veya üst disiplin amiri olarak ek-1 sayılı çizelgede gösterilen cezaları verebilirler. Üst disiplin amirlerinin disiplin cezası verebileceği hâller

İptal Davası Açma Hakkı

6413 sayılı Kanunun 43. maddesi, subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezalarına — uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları hariç — iptal davası açılabilmesine olanak tanımaktadır. Bu madde 12/6/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanunun 53. maddesiyle değiştirilmiştir. Seferberlik ve savaş zamanında ise yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç 6413 sayılı Kanunda yer alan diğer disiplin cezaları yargı denetimi dışındadır. Dava açma süresi, cezanın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar; Türk karasuları dışındaki gemilerde verilen cezalarda ise bu süre geminin bağlı bulunduğu üs veya limana dönmesiyle başlar.

6413 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DİSİPLİN KANUNU m. 43Kaynağı aç
MADDE 43 – (1) (Değişik:12/6/2024-7517/53 md.)  Askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkında verilen disiplin cezaları ile subay, astsubay, uzman erbaş ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında verilen uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam cezaları hariç bu Kanunda yer alan disiplin cezalarına karşı iptal davası açılabilir. Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle tesis edilen Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğu mahkemelerce denetlenebilir. Seferberlik ve savaş zamanında ise yüksek disiplin kurulları tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası hariç bu Kanunda yer alan diğer disiplin cezaları yargı denetimi dışındadır. (2) Dava açma süresi, cezanın kesinleşmesinden itibaren başlar. Ancak Türk karasuları dışındaki gemilerde verilen cezalarda, dava açma süresi geminin bağlı bulunduğu üsse/limana dönmesiyle başlar.[23] Cezanın yerine getirilme zamanı

Subay, astsubay, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler hakkında disiplin ceza sayısı veya puanı nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan davalarda ise yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğu da mahkemelerce denetlenebilmektedir. Kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesiyle ilgili davalarda yetkili mahkeme, kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.

Sözleşmeli Personelde Yasal Dayanak Sorunu

6191 sayılı Kanunun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesinin 'disiplinsizlik ve ahlaki durum' gerekçesiyle feshedilebilmesi için yalnızca sıralı amirlerinin nitelik belgesi düzenlemesini yeterli sayıyordu. Anayasa Mahkemesi, E:2022/152, K:2023/66 sayılı kararıyla bu hükmü iptal etmiştir. İptal gerekçesi, hangi hâllerin disiplinsizlik sayılacağının, disiplin cezası alınmasının gerekip gerekmediğinin ve hangi tür ya da sayıda disiplin cezasının yeterli olacağının belirsizliği ile fesih işlemi öncesinde savunma alınmasını veya soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hükmün bulunmamasını Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasındaki savunma hakkı güvencesine aykırı bulmaya dayanmaktadır.

7517 sayılı Kanunun 44. maddesiyle 28/6/2024 tarihli ve 32586 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan yeni düzenlemede, sözleşme feshinin 'disiplinsizlik ve ahlaki durum' gerekçesiyle yapılabilmesi için artık 6413 sayılı Kanun veya 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturması yürütülmesi ve akabinde nitelik belgesi düzenlenmesi şartı aranmaktadır.

Danıştay 12. Dairesi, E. 2022/1602 K. 2025/2204 sayılı kararında, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan kanun hükmüne dayanılarak tesis edilen sözleşme feshi işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır. Kararda azınlık oyu farklı bir yaklaşım benimsemiştir: azınlığa göre söz konusu fesih işlemi tesis edilmeden önce 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturması yapılmış ve davacıya savunma hakkı tanınmış olduğundan, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen usul güvencelerinin somut işlem yönünden sağlandığı değerlendirilmekte ve davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşü savunulmaktadır. Çoğunluk, bu usul güvencesi değerlendirmesine girmeksizin yasal dayanağın iptali üzerinden sonuca ulaşmıştır.

Danıştay 12. Dairesi, E. 2021/5584 K. 2025/2454 sayılı kararında da aynı doğrultuda, Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan 6191 sayılı Kanun hükmüne ve bu hüküme dayanılarak düzenlenen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin ilgili maddesine göre tesis edilen fesih işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Bu karar da oyçokluğuyla verilmiş olup karşı oy, iptal kararının geriye yürümezliği ilkesi çerçevesinde iptalden önce tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediğini ve kanunilik ilkesi yönünden dayanaksız kalmadığını ileri sürmektedir.

Yüksek Disiplin Kurulu Toplantısında Hukuki Yardım

Danıştay 2. Dairesi, E. 2021/13921 K. 2023/212 sayılı kararında, personelin Yüksek Disiplin Kurulu toplantısına avukatıyla birlikte katılma talebinin kabul edilmemiş olmasının savunma hakkını kısıtladığını saptamış ve bu gerekçeyle verilen ayırma disiplin cezasının usul ve şekil yönünden hukuka aykırı olduğunu tespit ederek ilk derece kararını bozmuştur. Söz konusu bozma kararında davanın esasına ilişkin nihai bir hüküm kurulmamış, dosya yetkili mahkemeye gönderilmiştir.

Savunma alınmadan verilen disiplin cezası geçerli midir?

6413 sayılı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası, 13. maddesinin altıncı fıkrasındaki istisnalar dışında disiplin amirleri veya disiplin kurullarınca savunma almadan ceza verilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu usul kuralına aykırılık, idari yargı önünde iptal gerekçesi oluşturabilir.

Yüksek Disiplin Kurulu işlerinde savunma süresi ne kadardır?

6413 sayılı Kanunun 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yüksek disiplin kurulunun görevine giren disiplinsizliklerde savunma süresi üç iş gününden az, her hâlde beş iş gününden fazla olamaz. Personelin talebi üzerine ilave süre verilebilir; ancak toplam beş iş gününü geçemez. Verilen sürede savunma yapılmazsa personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.

Yüksek Disiplin Kurulu önünde sözlü savunma yapılabilir mi?

Evet; ancak sözlü savunma otomatik olarak tanınmamaktadır. 6413 sayılı Kanunun 13. maddesinin altıncı fıkrası, kurulun gerek görmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personelin sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabileceğini düzenlemektedir.

Disiplin suçunda zamanaşımı ne zaman dolmaktadır?

Disiplin amirlerince verilecek cezalarda fiilin öğrenilmesinden itibaren bir ay ve her hâlde iki yıl geçmeden karar verilmesi gerekir; fiil araştırma gerektiriyorsa bu araştırma için geçen süre belirli koşullarla bir aylık sürenin dışında tutulur. Disiplin kurullarında yürütülen tahkikatlarda öğrenmeden itibaren altı ay, her hâlde iki yıl uygulanır. Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezaları için durumun tespitinden itibaren bir yıl, mutlak süre ise disiplinsizliğin türüne göre — 20. maddenin (h) bendi kapsamında yirmi yıl, diğer bentlerde beş yıl — olarak düzenlenmiştir. Fiilin disiplin cezasını gerektirdiğinin savcılık, mahkeme veya disiplin kurulu tarafından anlaşılması hâlinde zamanaşımı, ilgili karar ya da hükmün kesinleşerek evrakın yetkili makama iade edildiği tarihten itibaren yeniden başlar.

Disiplin cezasına karşı iptal davası açmak için süre ne zaman başlar?

6413 sayılı Kanunun 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava açma süresi, cezanın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlamaktadır.

Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesi disiplinsizlik gerekçesiyle nasıl feshedilebilir?

6191 sayılı Kanun'un önceki düzenlemesindeki belirsizlikler nedeniyle Anayasa Mahkemesi ilgili hükmü iptal etmiştir. 7517 sayılı Kanunla 2024 yılında getirilen yeni düzenlemeye göre bu gerekçeyle fesih yapılabilmesi için artık 6413 sayılı Kanun veya 7068 sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturması yürütülmesi ve ardından sıralı amirlerce nitelik belgesi düzenlenmesi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu