7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Trafik kazası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 3 uyarınca, kara yolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı, ölüm, yaralanma veya zararla sonuçlanmış olaydır. Bir olayın trafik kazası sayılabilmesi için kara yolunda gerçekleşmesi ve araçlardan en az birinin hareket halinde bulunması aranır; hareket halindeki aracın başka bir araca, insana, sabit bir nesneye veya hayvana çarpması ya da ani manevra sebebiyle devrilmesi bu niteliği değiştirmez.
Demiryolu ile kara yolunun kesiştiği hemzemin geçitlerde meydana gelen tren ve trafik kazalarında da 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 110/1 hükmü uyarınca bu Kanun kuralları uygulanır.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 110Kaynağı aç
İşletenin, Teşebbüs Sahibinin ve Sürücünün Sorumluluğu
Motorlu bir aracın işletilmesi ölüm veya yaralanmaya yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, aracın bir teşebbüs unvanı veya işletme adı altında ya da bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, aracın işleteni ile bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Ayrıca 2918 sayılı Kanun m. 85/5 uyarınca işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi; aracın sürücüsünün veya kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
İşletenin sorumluluğu tehlike esasına bağlanmakta ve sorumluluğun doğumu için işletenin kusuru aranmamaktadır. Buna karşılık kazaya sebebiyet veren sürücüler ile yardımcı kişilerin sorumluluğu kusur ilkesine dayanır ve kaza ile kusur arasında illiyet bağının bulunması gerekir.
Aracın işletilme halinde bulunmadığı durumlarda sorumluluk farklı bir ispat kuralına tabidir. 2918 sayılı Kanun m. 85/3 gereğince, işletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar gören tarafın, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya yol açtığını ispat etmesi gerekir.
Kazanın ardından olay yerinde yardımda bulunanların uğradığı zararlar bakımından da kanunda özel bir düzenleme öngörülmüştür. 2918 sayılı Kanun m. 85/4 uyarınca hâkimin takdirine göre işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, kendi aracının karıştığı kazadan sonra yürütülen yardım çalışmalarından ötürü yardım edenin uğradığı zarardan sorumlu tutulabilir. Ancak bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yapılan yardımın doğrudan doğruya kendisine, araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yönelmiş olması şarttır.
Motorlu aracın ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermesi durumunda, aracın başkalarına devir ve temlikini veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile şerhin düşülmesi arasında kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Söz konusu şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmezse şerh hükümsüz kalır.
Ölüm ve Bedensel Zarar Hallerinde Tazminat Kalemleri
Trafik kazası neticesinde bir kimsenin vefat etmesi halinde doğan zararlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53 uyarınca özellikle cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararları kapsar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
Kaza sonucunda bedensel zarara uğranılması halinde ise Türk Borçlar Kanunu m. 54 uyarınca özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 54Kaynağı aç
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi halinde hâkim, Türk Borçlar Kanunu m. 56 uyarınca olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde ise zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine hükmedilebilir. Bu tazminat hâkimin takdirine bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, Türk Borçlar Kanunu m. 58 gereğince manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine veya tazminata ek olarak başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 58Kaynağı aç
Hâkim, Türk Borçlar Kanunu m. 51 uyarınca tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilmesi durumunda borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
Destekten Yoksun Kalma ve Manevi Tazminatta Hak Sahipliği
Destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecek kişiler arasında genellikle ölenin eşi, çocukları, annesi ve babası yer alır. Erkek çocukların 18 yaşına kadar veya orta öğrenimde iseler 20 yaşına kadar, kız çocukların ise 22 yaşına kadar veya yüksek öğrenim görüyorlarsa 25 yaşına kadar destek süresi bulunabilmektedir; evlatlık bakımından da benzer durumlar değerlendirilir. Kardeşler ise anne ve babanın vefat etmiş olması veya babanın yaşlı ve işsiz kalarak evin geçiminin ölen tarafından sağlanması gibi sınırlı hallerde bu tazminatı talep edebilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/18184, K. 2016/10172 sayılı kararında, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre kız çocuklarının 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının 18 yaşına kadar, yüksek öğrenim gören ya da görme ihtimali bulunan çocukların ise 25 yaşına kadar destek alacağının dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Aynı kararda çocuklara yardım bakımından destek süresinin çocukların çalışmaya başlama zamanı esas alınarak belirleneceği, kız çocukları için genellikle çalışmaya başlama veya evlenme ile destek ihtiyacının ortadan kalkacağı kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2014/18184, K. 2016/10172Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/13644, K. 2014/19190 sayılı kararında da destek kavramının hukuksal bir ilişkiyi değil eylemli bir durumu ifade ettiği belirtilmektedir. Bu karara göre destek sayılabilmek için ne hısımlık ne de nafaka hükümleri esas alınır; eylemli ve düzenli olarak geçimi kısmen veya tamamen sağlayan ve olayların olağan akışına göre ölüm gerçekleşmeseydi yakın gelecekte de bu yardımı sürdürecek olan kimse destek kabul edilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/13644, K. 2014/19190Kaynağı aç
Ölen kişiyle süregelen birlikteliğini kanıtlayan nikahsız eş ile evlilik hazırlığına girişip harcama yapan ve nikah başvurusunda bulunduğunu kanıtlayan nişanlının destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep hakkı bulunmaktadır.
Genel olarak yetişkin çocuklar, kardeşler ve torunlar gibi destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat isteme hakkı bulunmayan yakınların manevi tazminat talep etme imkânı mevcuttur.
Araç Hasarı ve Eşya Kayıplarında Talepler
Sürücü ile aracı herhangi bir nedenle elinde bulunduran kimseler, onarım giderlerini belgelemek koşuluyla araç hasarını kaza sorumlularından talep edebilirler. 2918 sayılı Kanun m. 20/d kapsamında noter satışı yapılmamış olsa dahi, Türk Medeni Kanunu m. 983 uyarınca aracı sahibine aynen geri vermekle yükümlü olan zilyet de onarım giderlerini belgelendirerek davacı olabilir. Tescilli araçların noterler dışında yapılan satış ve devirleri ise geçersizdir.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 20Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 983Kaynağı aç
Araç sahibinin vefatı halinde mirasçıların, vefat tarihinden itibaren doksan gün içinde yetkili tescil kuruluşuna başvurarak adlarına tescil belgesi alma zorunlulukları bulunmaktadır; bu tescil vefat tarihi itibarıyla geçerlilik kazanır.
Yolcu taşımacılığında taşıyıcı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 912 uyarınca yolcunun eşyasının zıyaından ve hasara uğramasından, aynı kanunun 875 ilâ 886. maddeleri çerçevesinde sorumludur; taşıyıcı ayrıca yolcunun kişisel eşyasından da sorumludur. Yolcunun yolculuk sırasında vefat etmesi halinde ise taşıyıcı, 6102 sayılı Kanun m. 915/1 gereğince mirasçıların menfaatini korumak için yolcuya ait bagaj ve eşyayı ilgililere teslim edinceye kadar iyi halde saklamak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 912Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 915Kaynağı aç
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve Güvence Hesabı
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 91/1 uyarınca işletenlerin, aynı kanunun m. 85/1'e göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaları gerekmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2013/13644, K. 2014/19190 sayılı kararında bu zorunluluğa dikkat çekilmekte, sigortanın yaptırılmadığı hallerde üçüncü kişilerin bedensel zararlarının karşılanması amacıyla Güvence Hesabı'nın oluşturulduğu vurgulanmaktadır. Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde hesaba başvurulabilecek haller ayrıca düzenlenmiştir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında manevi zararların teminat altında olup olmadığı, sigorta poliçesinin içeriğine ve koşullarına göre değerlendirilen bir konudur. Bu hususta kesin bir genelleme yapılamayacağından, somut poliçe şartlarının incelenmesi önem taşır.
Sigorta Şirketine Başvuru ve Yargılama Usulü
Sigorta şirketine karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 4/2 uyarınca miktar veya değeri kanundaki parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü tatbik edilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazalarında maddi tazminat talepleri için belirsiz alacak davası açılması mümkündür. Buna karşılık manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince manevi tazminat belirsiz alacak davası olarak açılamaz; dava açılırken gösterilen manevi tazminat miktarı sonradan artırılamayacağından talep edilen tutarın baştan gözetilmesi gerekir.
Trafik kazalarında ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle kısmi dava açılmamalıdır; kısmi dava yolu esas olarak araç değer kayıpları ve araç hasarlarında zararın önceden belirlendiği hallerde gündeme gelir.
Zamanaşımı Süreleri ve Zamanaşımının Kesilmesi
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 109/1 uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 109Kaynağı aç
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, 2918 sayılı Kanun m. 109/2 gereğince bu uzamış süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, 2918 sayılı Kanun m. 109/4 gereğince kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.
Zamanaşımı tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse sigortacıya karşı da kesilmiş sayılır; aynı şekilde sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilir.
Yargı Yolu ve Yetkili Mahkeme
İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların yol açtığı zararlara ilişkin davalar dahil olmak üzere Karayolları Trafik Kanunundan doğan sorumluluk davaları 2918 sayılı Kanun m. 110/1 uyarınca adli yargıda görülür. Zarar gören kimsenin kamu görevlisi olması bu kuralın uygulanmasına engel teşkil etmez.
Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar; 2918 sayılı Kanun m. 110/2 gereğince sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir.
Maddi tazminatta zamanaşımı süresi ne kadardır?
Zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar; eylemin suç teşkil etmesi ve ceza kanununda daha uzun süre öngörülmesi halinde bu uzun süre maddi tazminatta da uygulanır.
Savcılık tarafından konulan araç devir yasağı şerhi ne zaman hükümsüz kalır?
Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin bir mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde şerh hükümsüz sayılır.
Kamuya ait araçların karıştığı kazalarda dava idare mahkemesinde mi açılır?
Hayır; Karayolları Trafik Kanunu m. 110/1 gereğince araç sahibi veya işleteni Devlet veya kamu kuruluşu olsa dahi sorumluluk davaları adli yargıda görülür.
Destek tazminatında destek sayılmanın ölçütü nedir?
Destek kavramı hısımlığa veya nafaka hükümlerine dayanmaz; eylemli ve düzenli olarak geçimi kısmen veya tamamen sağlayan ve olayların olağan akışına göre ölüm gerçekleşmeseydi bu yardımı sürdürecek olan kimse destek sayılır.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamışsa ne yapılır?
Sigortanın yaptırılmadığı hallerde üçüncü kişilerin bedensel zararlarının karşılanması için Güvence Hesabı'na başvurulabilir; başvurulabilecek haller Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde düzenlenmiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

