Mücbir sebep; borcun sözleşmeye uygun şekilde yerine getirilmesini engelleyen, borçlunun faaliyet ve işletmesi dışından kaynaklanan, haricî, öngörülemez ve kaçınılamaz nitelikteki olayları ifade eder. Bir olgunun sözleşme hukuku kapsamında mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için haricîlik, kaçınılamazlık ve öngörülemezlik unsurlarının birlikte bulunması ve bu durumun yükümlülüklerin yerine getirilmesini engellemesi gerekir. Mücbir sebepler somut olayın niteliğine göre borcun ifasını imkânsız kılabileceği gibi borcun ifasını aşırı derecede güçleştirebilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4039, K. 2024/2375Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/4048, K. 2024/4238Kaynağı aç
Mücbir Sebebin Unsurları ve Sözleşme Şartları
Gelecekte meydana gelebilecek risklerin teorik olarak bilinebilir olması, somut olayda tehlikenin bilindiği veya bilinmesi gerektiği anlamına gelmez; bir riskin öngörülebilir sayılması için somut bir işaret ya da verinin bulunması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/7877, K. 2023/2131Kaynağı aç
Taraflar sözleşme özgürlüğü çerçevesinde hangi olayların mücbir sebep sayılacağını belirleyebilir. Ancak bu kayıtların mevzuata, kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olmaması zorunludur. Sözleşmede salgın hastalık gibi bir durumun mücbir sebep olarak sayılmış olması da borçlunun sorumluluktan kendiliğinden kurtulması için yeterli değildir; anılan olayın sözleşme konusu edimin ifasına somut bir engel oluşturması şarttır. Ayrıca basiretli davranması beklenen tacir yönünden olağan piyasa hareketleri ve fiyat artışları doğrudan ifaya engel mücbir sebep teşkil etmez.
Mücbir Sebebin İspatı ve Bildirim Külfeti
Sözleşmenin ifasını olanaksız kılan mücbir sebebin varlığını ispat yükü, bu durumu iddia eden tarafa aittir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/3415 E., 2013/19571 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, ifayı imkânsızlaştıran mücbir sebebin gerçekleştiğini kanıtlama yükümlülüğünün alacaklıya yükletilmesi hukuka aykırıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3415, K. 2013/19571Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesi uyarınca borçlu, ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmek ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Borçlunun bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hâlinde, gecikmeden ve önlem alınmamasından doğan zararları giderme sorumluluğu devam eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
Kusursuz İfa İmkânsızlığı ve Hukuki Sonuçları
İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin imkânsız hâle gelmesidir. İmkânsızlık herkes için söz konusuysa objektif, yalnızca sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan doğmuşsa sübjektif imkânsızlık adını alır. Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
Sözleşme kurulduktan sonra borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle borcun ifası imkânsızlaşırsa Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesi gereğince borç sona erer. Şayet borç hiç veya gereği gibi ifa edilmez ve borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat edemezse Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde kusursuz imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Bu durumda borçlu henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi talep etme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu hâller bu kuralın istisnasını oluşturur.
Kısmi İfa İmkânsızlığı ve Sözleşmenin Akıbeti
Türk Borçlar Kanunu'nun 137. maddesi uyarınca, borçlunun kusuru bulunmaksızın edimin yerine getirilmesi parçalı şekilde imkânsızlaştığında, borçlu kural olarak ifa edilemeyen bölüm nispetinde edim yükümünden muaf olur. Buna karşılık, ortaya çıkan bu kısmi engelin baştan bilinmesi hâlinde sözleşmenin hiç akdedilmeyeceği ortaya konulabiliyorsa, edimin tamamı sona erer.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 137Kaynağı aç
İki tarafa borç yükleyen bağıtlarda taraflardan birinin edimi kısmen yerine getirilemez duruma geldiğinde alacaklı kalan kısmın ifasını kabul ederse, kendi ifa edeceği karşı edim de aynı oranda yerine getirilir. Alacaklı tarafın kısmi edimi kabul etmemesi ya da karşı edimin niteliği gereği parçalara bölünmesinin elverişli olmaması hallerinde ise tam imkânsızlığa ilişkin yasal kurallar işletilir.
Aşırı İfa Güçlüğü ve Sözleşmenin Uyarlanması Şartları
Sözleşme hukukunda ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme yapıldığı andaki gibi uygulanmalıdır; edimler dengesi sonradan değişse dahi kural olarak borcun aynen ifası gerekir. Ancak sonradan ortaya çıkan olağanüstü durumlar nedeniyle karşılıklı edimler arasındaki denge taraflardan biri için çekilmez derecede bozulursa, ahde vefa ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmak dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bu durumda beklenmeyen hâl şartı ve işlem temelinin çökmesi kuralları uyarınca sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması gündeme gelir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/515, K. 2019/1233Kaynağı aç
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/8250, K. 2013/2623Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi uyarınca aşırı ifa güçlüğü nedeniyle uyarlama talep edilebilmesi için şu dört şartın birlikte gerçekleşmesi zorunludur: Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmalıdır. Bu durum borçludan kaynaklanmamalıdır. Bu olağanüstü durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmelidir. Son olarak borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş bulunmalıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 138Kaynağı aç
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/16898, K. 2014/18895Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/972, K. 2023/67Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2580, K. 2024/792Kaynağı aç
Savaş, ağır ekonomik krizler, aşırı enflasyon ve devalüasyon edim dengesini bozan olağanüstü durumlara örnek teşkil eder. Enflasyonist dönemlerde döviz kurlarındaki artışların kural olarak öngörülebilir nitelikte olduğu kabul edilmekle birlikte, somut olayın özelliklerine ve edim dengesindeki değişimlere göre aşırı ifa güçlüğü şartları değerlendirilebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi yabancı para borçlarında da açıkça uygulanır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/11750, K. 2014/1317Kaynağı aç
Öngörülemezlik tespiti yapılırken yalnızca olayın ortaya çıkma ihtimali değil; kapsamı, şekli ve sonuçlarının tahmin edilebilirliği de dikkate alınır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/972 E., 2023/67 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, yeni bir köprünün açılacağının bilinmesi idarenin ticari araçlara zorunlu geçiş mecburiyeti getireceği ve ücret tarifelerinin ne şekilde oluşacağı hususlarının bilindiği anlamına gelmediğinden, sonuçları itibarıyla öngörülemeyen nitelik taşıyan durumlar uyarlamanın ilk koşulunu oluşturabilir.
İfa İmkânsızlığı ile Aşırı İfa Güçlüğü Arasındaki Ayrım
İfa imkânsızlığı ile aşırı ifa güçlüğü farklı hukuki nitelik ve sonuçlara bağlanmıştır. Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle ortaya çıkan ifa imkânsızlığında edimin aynen yerine getirilmesi imkânsız hâle gelmekte ve borç sona ermektedir. Aşırı ifa güçlüğünde ise edimin ifası imkânsızlaşmamış, olağanüstü şartlar sebebiyle yerine getirilmesi aşırı oranda güçleşmiştir. Bu durumda borçlu edimden kendiliğinden kurtulmaz; dürüstlük kuralı uyarınca borcun ifasının beklenemeyeceği aşamada sözleşmenin uyarlanması veya sona erdirilmesi imkânı doğar.
Fiyat artışlarının öngörülemez sınırlarda gerçekleşmesi ve edim dengesini aşırı ölçüde bozması, edimin yerine getirilmesini imkânsız kılan bir durum oluşturmadığı takdirde Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü çerçevesinde değerlendirilebilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/4048 E., 2024/4238 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, fiyatların aşırı yükselmesine dayanılarak mahkemeden uyarlama talebinde bulunulmaksızın sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesi haklı bir fesih nedeni sayılmamakta; borçlunun öncelikle mahkemeden uyarlama talep etmesi gerekmektedir.
Uyarlama Yöntemi ve Hâkimin Yetkileri
Aşırı ifa güçlüğü koşulları gerçekleştiğinde öncelikle hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması istenir. Hâkim edim yükümünün azaltılması, karşı edimin artırılması, vadenin veya ifa tarzının değiştirilmesi gibi uygun göreceği yöntemlerle uyarlama yapabilir; talepte öngörülmeyen bir tarzda da uyarlamaya karar verebilir. Uyarlamanın mümkün olmaması veya karşı taraf açısından katlanılamaz bir durum doğurması hâlinde borçlu sözleşmeden dönebilir; sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak dönme yerine fesih hakkı kullanılır.
Sözleşmede intibak kaydının bulunması durumunda dahi edimler arasında aşırı bir nispetsizlik meydana gelmişse, söz konusu kayda dayanarak sözleşmenin aynen uygulanmasını istemek hakkın kötüye kullanılması teşkil edebileceğinden hâkim tarafından uyarlama yapılabilir.
Sözleşmenin uyarlanması talebinde hâkim koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmakla yükümlü olup gerekirse bilirkişi incelemesine başvurur. Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki koşullara göre değerlendirildiğinden, davanın açılmasından sonraki bir tarihte yürürlüğe giren mevzuat değişiklikleri açılmış olan uyarlama davasında gerekçe yapılamaz.
Uyarlama kural olarak sürekli edimli sözleşmelerde gündeme gelmekle birlikte, edimin henüz ifa edilmemiş olması ve yasal koşulların bulunması hâlinde ani edimli sözleşmelerde de talep edilebilir.
Borçlu edimini çekincesiz şekilde ifa ettikten sonra aşırı ifa güçlüğüne dayanarak uyarlama veya dönme talebinde bulunamaz. Ancak borcun ifası sırasında aşırı güçlükten doğan haklar açıkça saklı tutulmuşsa ifadan sonra da uyarlama istenebilir; bu takdirde uyarlama sonucuna veya dönmeye göre ifa edilmiş edim sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri talep edilebilir.
Mücbir sebep nedeniyle edimin yerine getirilememesi borcu sona erdirir mi?
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir mücbir sebep sebebiyle ifanın tam olarak imkânsızlaşması durumunda Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesi gereğince borç sona erer.
Mücbir sebebin varlığını ispat yükü kime aittir?
Sözleşmenin ifasını olanaksız kılan mücbir sebebin gerçekleştiğini ispat yükü, bu iddiayı ileri süren tarafa aittir.
Aşırı ifa güçlüğü durumunda sözleşme doğrudan feshedilebilir mi?
Aşırı ifa güçlüğü hâlinde sözleşme doğrudan feshedilemez; borçlunun Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesi uyarınca öncelikle hâkimden uyarlama talep etmesi, uyarlama mümkün değilse dönme veya fesih hakkını kullanması gerekir.
Borç ifa edildikten sonra sözleşmenin uyarlanması istenebilir mi?
Borç çekincesiz ifa edildikten sonra kural olarak uyarlama talep edilemez; ancak borçlu ifa anında haklarını saklı tutmuşsa ifadan sonra da uyarlama talep edebilir.
Yabancı para cinsinden olan borçlarda uyarlama talep edilebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesinin açık düzenlemesi uyarınca aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama kuralları yabancı para borçlarında da uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

