TMK Kapsamında Ayrılık Davası Şartları ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
TMK Kapsamında Ayrılık Davası Şartları ve Hukuki Sonuçları

Ayrılık Davası ve Boşanma Talebi Arasındaki Hukuki İlişki

Türk Medeni Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma dilerse ayrılık talebinde bulunabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ilk iki fıkrası gereğince evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri dava açabilir. Davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalının açılan davaya itiraz hakkı bulunmakla birlikte, bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 167Kaynağı aç
Madde 167- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. II. Yetki

Ayrılık Kararı Verilmesinde Boşanma Sebebinin İspatı

Ayrılık kararı verilebilmesi için öncelikle kanunda öngörülen boşanma sebeplerinden birinin usulünce ispatlanmış olması zorunludur. Türk Medeni Kanunu'nun 170. maddesi uyarınca boşanma sebebi kanıtlandığı takdirde hâkim boşanmaya veya ayrılığa hükmedebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2012/3023, K. 2013/3849 sayılı kararında açıklandığı üzere, boşanma sebebi gerçekleşmemiş veya kanıtlanamamışsa ayrılık talebinin de reddi gerekir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan vakıalar ile görgüye dayanmayan duyumlardan ya da taraf beyanlarının aktarılmasından ibaret tanık anlatımları hükme esas alınamaz. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2013/14000, K. 2013/27759 sayılı kararında da boşanma sebebi ispatlanamamışsa ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 170Kaynağı aç
Madde 170- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir. II. Ayrılık süresi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/3023, K. 2013/3849Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/3023 E.  ,  2013/3849 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadıköy 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :18.05.2010 NUMARASI :Esas no:2009/536 Karar no:2010/421 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, münhasıran Türk Medeni Kanununun 167, 170/2 ve 171. maddeleri uyarınca ayrılığa karar verilmesine ilişkindir. Davacı, ayrılık kararına esas boşanma sebebi olarak, Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesindeki "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebine dayanmıştır. Mahkemece, talep kabul edilerek ayrılığa karar verilmiştir. Ayrılığa karar verebilmek için, boşanma sebebinin ispatlanmış olması gerekir. Boşanma sebebi gerçekleşmemiş ise, ayrılık talebinin de reddine karar verilmelidir. Toplanan delillerden; tanık anlatımlarında geçen kocanın eşine şiddet olayından sonra, evliliğin uzun süre devam ettirilerek tarafların birlikte yaşamayı sürdürdükleri, böylece bu olayların davacı tarafından affedildiği, en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılması gerektiği; sonraki olaylara ilişkin tanık beyanlarının ise somut görgüye ve bilgiye dayanmadığı, anlatılanların duyuma ve davacının kendilerine söylediğinin aktarılmasından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayalı olarak boşanma veya ayrılık kararı verilemeyeceği gibi; duyuma dayalı veya taraf sözlerinin aktarılması niteliğindeki beyanlara dayalı olan olaylar da sabit kabul edilemez. O halde; en azından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları bile gerçekleşmiş olmadığından; ayrılık talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yeterli olmayan gerekçeyle ayrılığa karar verilmesi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18.02.2013(Pzt.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/14000, K. 2013/27759Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/14000 E.  ,  2013/27759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delililerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; davacının, boşanmaya karar verilmesi gerektiği yönündeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Ayrılık kararına ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Dava, boşanmaya ilişkindir. Mahkemece; "taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin somut ve inandırıcı hiçbir delil bulunmadığı" kabul edildiği halde, tarafların üç yıl süreyle ayrılıklarına karar verilmiştir. Ayrılığa karar verilebilmesi için de; boşanma sebebinin ispatlanmış olması (TMK. m. 170/1) yanında, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının da bulunması gerekir (TMK. m. 170/3). Boşanma sebebi ispatlanmamış ise, ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunup bulunmadığına artık bakılmaz; başka bir ifade ile böyle bir olasılık bulunsa bile, ayrılık kararı da verilemez. Bu halde, davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece, "boşanma sebebinin ispatlanmadığı, taraflar arasında evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin delil bulunmadığı" kabul edildiğine göre; böyle bir durumda ayrılık kararı da verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde ayrılığa karar verilmesi doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatına göre, bu husus, aleyhe bozma sebebi yapılmamış, hükmün, onanması cihetine gidilmiştir. SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının, yukarıda (1.) ve (2.) bentlerde gösterilen sebeplerle yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün gösterilen sebeplerle ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.11.2013 (Salı)

Boşanma Davasında Hâkimin Ayrılık Kararı Verme Koşulları

Dava yalnızca ayrılık istemiyle açılmışsa hâkim boşanma kararı veremez. Dava boşanma talebiyle açılmışsa, Türk Medeni Kanunu'nun 170. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa hükmedilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2022/4012, K. 2022/5408 sayılı kararında vurgulandığı üzere, dava boşanmaya ilişkin olduğunda ayrılık kararı verilebilmesi barışma ihtimalinin mevcudiyetine bağlı kılınmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/4012, K. 2022/5408Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/4012 E.  ,  2022/5408 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından, davanın reddi ve ayrılık kararı yönünden; davalı kadın tarafından ise ayrılık kararı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı kadının evliliğinden pişman olduğunu belirtmesi ve bu durumun görgüye dayalı tanıklarca da ispatlandığı, ayrıca davalı kadının telefonda davacı erkeğe bağırması, sık sık özür dileyerek özür dilediği davaranış şeklini yeniden tekrarlaması boşanma davasının kabulüne götürecek düzeyde davranışlar olsa dahi, davalı kadının boşanmak istememesi ve tanıkların ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde evliliğin üzerinden kısa bir zaman geçmesi, kişilerin olayların akabinde fevri karar verebilecek iken sonrasında daha sakin düşünebileceği, evliliğin bir anlık öfke ile bitirilmeye çalışıldığı, davalı tanıklarının anlatımlarında taraflar arasında geçimsizlik olduğuna dair görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı gözetilerek boşanma davasının reddi ile tarafların 1 yıl süre ile ayrılıklarına dair hüküm kurulmuş olup hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince esastan ret kararı verilmiştir. Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hakim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnızca ayrılığa ilişkin ise boşanma kararı verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir(TMK m.170). Somut olayda, davalı kadının boşanmak istememesi ve davalı tanıklarının tarafların geçimsizliğine yönelik görgüye dayalı beyanlarının olmaması ayrılık kararı verilebilmesi için yeterli değildir. Dosya kapsamından ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının ortaya konulamadığı, evlilik birliğinin yeniden tesis olunamayacak şekilde temelinden sarsıldığı sabittir. Bu nedenlerle açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ayrılığa karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle, bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davalı kadının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 06.06.2022(Pzt)

Mahkemenin boşanma davasında ayrılık kararı verebilmesi için eşlerin barışma ihtimalinin somut olay gerekçelerine dayanması, makul ve kuvvetli bulunması gerekir; soyut ve zayıf bir ihtimale dayanılarak ayrılık hükmü kurulamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2015/2, K. 2015/14676 sayılı ve E. 2016/8574, K. 2017/15168 sayılı kararlarında ifade edildiği üzere, eşlerin fiilen ayrı yaşadığı, ortak hayatı sürdürme iradesinin bulunmadığı ve tarafların yeniden bir araya gelme olasılığının toplanan delillerle kanıtlanamadığı durumlarda ayrılık kararı verilemez; şartları oluştuğunda Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmaya hükmedilmesi gerekir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/2, K. 2015/14676Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/2 E.  ,  2015/14676 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Türk Medeni Kanununun 170/3. maddesi uyarınca ayrılığa karar verilebilmesi için dosyada ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunması gerekir. Dosya kapsamından tarafların 2012 yılı Haziran ayından beri fiilen ayrı yaşadıkları, davacı erkeğin davalı kadını istemediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı, davalı kadının ise eşinin ailesini istemediği ve birlik görevlerini yerine getirmediği, tarafların mahkemenin de kabulünde olduğu üzere eşit kusurlu olduğu anlaşılmakta olup, ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunduğuna dair dosyada delil de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi gereğince boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.03.07.2015 (Cuma)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/8574, K. 2017/15168Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/8574 E.  ,  2017/15168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece; "evlilik birliğinin yeniden tesis edilebileceği kanaati" gerekçesiyle karşılıklı açılan boşanma davaları hakkında ayrılık kararı verilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemece de kabul edildiği üzere, erkeğin ailesine ilgisiz olduğu,birlik görevlerini yerine getirmediği, kadının da birlik görevlerini yerine getirmediği, ayrıca erkeğin kadının kardeşini arayarak kadını gelip almasını istediği, kadının da erkeğin ailesinin ortak çocukla vakit geçirmesini istemediği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 170. maddesinin son fıkrası uyarınca ayrılık kararı verilebilmesi için boşanma sebeplerinin ispatlanmış olması ve ortak hayatın yeniden kurulması olasılığının bulunması gerekmektedir. Somut olayda, boşanma sebepleri gerçekleşmekle birlikte, tarafların yeniden bir araya gelme ihtimali toplanan delillerle kanıtlanamamıştır. O halde, karşılıklı açılan boşanma davalarının kabulü ile boşanma kararı verilmesi gerekirken, ayrılık kararı verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmişir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre karşılıklı açılan boşanma ve nafaka davası hakkında yeniden hüküm kurulması zorunlu hale geleceğinden tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.12.2017(Prş.)

Ayrılık Süresi ve Sürenin Uzatılamaması Kuralı

Türk Medeni Kanunu'nun 171. maddesi uyarınca ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir ve bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Mahkemece hükmedilen ayrılık süresinin uzatılması hukuken mümkün olmadığı gibi, ayrılık kararına dayanılarak açılan davada ikinci kez ayrılık kararı verilemez. Bu sürenin dolmasıyla birlikte tarafların boşanma davası açma hakkı doğar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 171Kaynağı aç
Madde 171- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. III. Ayrılık süresinin bitimi

Ayrılık Döneminde Eşlerin Hakları, Yükümlülükleri ve Nafaka

Ayrılık kararı verildiğinde eşler ayrı yaşama hakkı kazanır ve bağımsız yerleşim yerleri edinebilirler. Ancak ayrılık kararı evliliği sona erdirmediğinden evlilik bağı hukuken devam eder; kadın eş kocasının soyadını taşımayı sürdürür ve taraflar birbirlerinin yasal mirasçısı kalmaya devam ederler. Evlilik bağı sürdüğü için eşlerin sadakat yükümlülüğü de devam eder. Ayrılık süresince sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eş, sonradan açılacak boşanma davasında kusurlu duruma düşer ve bu durum yeni bir boşanma sebebi oluşturur.

Ayrılık kararı verilmesi hâlinde yoksulluk nafakasına veya müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilemez; zira bu nafaka türleri ancak evliliğin boşanmayla sonuçlanması durumunda düzenlenir. Ayrılık süresince eşlerin ve çocukların barınma ve geçim ihtiyaçları için tedbir nafakası talep edilebilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Alınacak Geçici Önlemler

Ayrılık davalarında aile mahkemeleri görevli olup bu mahkemelerin bulunmadığı yargı çevrelerinde davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi kapsamında yetki, taraflardan herhangi birinin yerleşim yerine veya dava tarihinden geriye doğru son altı ay boyunca eşlerin birlikte oturdukları yer mahkemesine aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi doğrultusunda dava açıldığında hâkim; eşlerin barınma ve geçim şartları, eşlere ait malların idaresi ile müşterek çocukların bakımı ve korunması hususlarında ihtiyaç duyulan geçici tedbirleri kendiliğinden alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. III. Geçici önlemler
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık

Ayrılık Süresinin Sona Ermesi ve Boşanma Talebi

Türk Medeni Kanunu'nun 172. maddesi doğrultusunda sürenin bitmesiyle ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu davada boşanmanın hukuki sonuçları karara bağlanırken, ilk davada ispatlanmış olaylar ile ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar mahkemece birlikte göz önünde tutulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 172Kaynağı aç
Madde 172- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur. IV. Boşanan kadının kişisel durumu

Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, kanuni boşanma sebeplerinden birine dayanılarak açılan davanın reddedilip bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesi ve bu süre zarfında hangi nedenle olursa olsun ortak yaşamın tekrar kurulamamış bulunması hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış kabul edilir; eşlerden birinin talebiyle boşanma kararı tesis edilir.

Dava yalnız ayrılık talebiyle açılmışsa mahkeme boşanma kararı verebilir mi?

Hayır, dava yalnızca ayrılığa ilişkin olarak açılmışsa Türk Medeni Kanunu'nun 170. maddesi uyarınca hâkim boşanma kararı veremez; boşanma sebebi ispatlandığında yalnızca ayrılığa hükmedebilir.

Ayrılık kararı süresince eşlerin sadakat yükümlülüğü sürer mi?

Evet, ayrılık kararı evlilik bağını ortadan kaldırmadığı için tarafların sadakat yükümlülüğü devam eder; bu yükümlülüğün ihlali daha sonra açılacak boşanma davasında kusur ve boşanma sebebi sayılır.

Ayrılık sürecinde iştirak veya yoksulluk nafakası talep edilebilir mi?

Hayır, iştirak ve yoksulluk nafakalarına ancak evliliğin boşanmayla sona ermesi hâlinde hükmedilir; ayrılık süresince geçim ve barınma giderleri için tedbir nafakası istenebilir.

Mahkemenin takdir ettiği ayrılık süresi uzatılabilir mi?

Hayır, hâkim tarafından bir yıldan üç yıla kadar belirlenen ayrılık süresi uzatılamaz ve aynı hukuki vakıaya dayanılarak ikinci bir ayrılık kararı tesis edilemez.

Ayrılık kararı kadının soyadını ve eşlerin mirasçılık haklarını etkiler mi?

Hayır, evlilik bağı sürdüğü için kadın eş kocasının soyadını taşımaya devam eder ve taraflar birbirlerinin yasal mirasçısı kalmayı sürdürürler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu