Çalışan Eş Nafaka Alabilir mi? Şartlar ve Yargıtay Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Çalışan Eş Nafaka Alabilir mi? Şartlar ve Yargıtay Esasları

Çalışan Eşin Yoksulluk Nafakası Alabilme Koşulları

Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi sebebiyle yoksulluğa sürüklenecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak kaydıyla geçimini temin etmek üzere diğer taraftan malî gücü nispetinde süresiz nafaka isteyebilir. Bu yükümlülüğün doğması için nafaka ödeyecek tarafın kusurlu bulunması şartı aranmaz. Talepte bulunan eşin bir işte çalışması veya düzenli kazanç elde etmesi, yoksulluk nafakası bağlanmasına mutlak bir engel teşkil etmez. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/5265 Esas ve 2018/3602 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, nafaka talep eden eş asgari ücretle çalışsa dahi bu kazancın kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunmaması durumunda Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hukuka uygundur. Bu değerlendirmede esas alınan temel ölçüt, salt çalışma durumu değil, temin edilen gelirin insanca yaşamı sürdürmeye ve zorunlu gereksinimleri karşılamaya kafi gelip gelmediğidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/5265, K. 2018/3602Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2017/5265 E.  ,  2018/3602 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma – Tedbir Nafakası Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; bozulmasına dair Dairemizin 31.05.2017 gün ve 2016/15123 – 2017/6577 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. Davacı-davalı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuksal nedenine dayalı boşanma davası ile, davalı-davacı kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı nafaka davasının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda; erkeğin boşanma davasının kabulüne, kadının nafaka davasının ise ayrı yaşamakta haklı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, kadın yararına boşanma davası nedeniyle Türk Medeni Kanununun 169. maddesi uyarınca 250 TL tedbir nafakası verilmesine boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğundan bahisle yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-davacı kadın tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03/06/2015 tarihli 2014/26348 esas, 2015/11597 karar sayılı ilamı ile boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları belirlenerek sair temyiz itirazları ret edilmiş, ancak herhangi bir geliri ve mal varlığı bulunmayan kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri gerekirken reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Taraflarca yapılan karar düzeltme talebi de 26/10/2015 tarihinde ret edilmiştir. Yerel Mahkeme tarafından bozma kararı sonrası yapılan yargılamada ise 21/01/2016 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Öyleyse, mahkemece bozmaya uyulduğuna göre bozma ilamında gösterilen doğrultuda hüküm tesisi zorunludur. Zira bozmaya uymakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Nitekim mahkeme tarafından da bu kurala riayet ederek hüküm oluşturulduğu gibi karar tarihinden önce yaptırılan ekonomik ve mali durum araştırmasına göre kadının asgari ücretli olarak çalıştığı ancak gelirinin kadını yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı bu nedenle de kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesinin uygun olduğunun karar gerekçesinde belirtilmesi karşısında, kadın yararına Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının oluştuğu, bir başka ifade ile kadın yararına yoksulluk nafakası verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenlerle de mahkeme kararının doğru olup onanması gerektiği hususu temyiz incelemesi sırasında gözden kaçırıldığından davalı-davacı kadının karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 31.05.2017 tarih 2016/15123 esas, 2017/6577 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, hükmün yoksulluk nafakasına ilişkin kısmının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/1-4. maddesi uyarınca, davalı-davacı kadının karar düzeltme isteğinin kabulüyle, Dairemizin 31.05.2017 tarih 2016/15123 esas, 2017/6577 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarıda gösterilen sebeple ONANMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 20.03.2018 (Salı)

Evlilik Sürerken ve Boşanma Aşamasında Tedbir Nafakası

Evlilik birliğinde ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş, Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi gereğince ayrı yaşama hakkına sahiptir. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 195. maddesi doğrultusunda eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir; hâkim gerektiğinde kanunda öngörülen önlemleri alır. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin tedbirleri belirler. Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi uyarınca eşlerin evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmaları esastır. Bu kapsamda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/2243 Esas ve 2018/12795 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, evlilik birliği hukuken sürdüğü için ayrı yaşamaya haksız olarak sebebiyet veren eş tedbiren nafaka vermekle yükümlüdür; ayrı yaşamakta haklı olan tarafın çalışması karşı tarafı bu nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz, ancak çalışan eşin elde ettiği kazanç miktarı hakkaniyete uygun nafaka takdirinde dikkate alınır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/2243, K. 2018/12795Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2018/2243 E.  ,  2018/12795 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen tedbir nafakası davasında verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; taraflar arasında görülen boşanma davasının reddine karar verildiğini, davalının dava dışı bir kadınla lüks bir hayat yaşadığını, üniversite öğrencisi olan müşterek çocuğun ihtiyaçlarını kendisinin karşıladığını, klavuz kaptan olarak çalışan davalının aylık 15.000 TL civarında maaş ve 4.000 TL emekli maaşı geliri bulunduğunu, davacının ise aylık 2.000 TL geliri olup bu miktarın evin sabit giderleri ve çocuğun ihtiyaçları için yeterli olmadığını, müşterek çocuğun açtığı nafaka davasını babasının tehdit ve küfürlerine dayanamayarak geri almak zorunda kaldığını ileri sürerek, aylık 5.000 TL tedbir nafakasının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı; tarafların uzun süredir ayrı yaşadıklarını, davacının tekstil mühendisi olduğunu ve boşanma davasında 2.900,00 TL maaş aldığını beyan ettiğini, müşterek çocuğun tüm giderlerini karşıladığını, davacının halen davalıya ait lüks bir evde oturduğunu, bu ev için 1.989,99 TL kredi taksiti ödediğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; davacının davasının tarafların sosyal ekonomik durumu ve davacının halen tekstil mühendisi olarak çalışması dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Bölge Adliye Mahkemesince; tarafların fiilen ayrı yaşadıkları, davacı kadının gerçekleşen duruma göre ayrı yaşamakta haklı bulunduğu, davacının tekstil mühendisi olarak çalıştığı, aylık 2.100 TL civarında gelir elde ettiği, kira ödemediği, konutun aylık 1.898 TL kredi borcunun davalı tarafından ödendiği, davalının fiilen adı nafaka olmasa dahi 1.898 TL net olarak davacı kadına parasal katkı yaptığı, ayrıca reşit olan müşterek çocuğun eğitimi için davalı babanın maddi katkıda bulunduğu gözetilerek, davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, ayrı yaşamakta haklılık iddiasına dayalı tedbir nafakası istemine ilişkindir. TMK’nın 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi bicimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin çalışıyor olması davalıyı tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Halen evlilik birliği hukuken devam ettiğine göre, ayrı yaşamaya haksız olarak sebebiyet veren eş tedbiren nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak, davacı eşin çalışması, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde dikkate alınmak zorundadır. Böylece "hakkaniyet" ilkesine uygun bir nafaka tespit edilebilir (TMK. Md. 4). Somut olayda; davacının ayrı yaşamada haklılığı kanıtlanmıştır. O halde davacı lehine "hakkaniyet" ölçüsünde bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeler ile istemin tümüyle reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 13/12/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 186Kaynağı aç
Madde 186- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. III. Kadının soyadı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 195Kaynağı aç
Madde 195 – Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. II. Eşler birlikte yaşarken
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Boşanma veya ayrılık davası açılması halinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince hâkim, davanın devam ettiği müddetçe eşlerin barınması, geçimi, eşlere ait malların yönetimi ve çocukların bakım ve gözetimine dair zaruri geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır. Yargılamanın henüz başında eşlerin boşanmaya neden olan hadiselerdeki kusur derecesi tespit edilmemiş olduğundan, dava süresince ödenen tedbir nafakasında tarafların kusur vaziyeti gözetilmez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık

Çocukların Bakım Giderleri ve Çalışan Ebeveynin İştirak Nafakası Talebi

Boşanma sonrasında müşterek çocuğun velâyeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi gereğince çocuğun bakım, gözetim ve eğitim masraflarına malî gücü oranında iştirak etmekle yükümlüdür. İştirak nafakasının başlıca gayesi çocuğun üstün yararını güvenceye almak ve gereksinimlerini karşılamak olduğundan, velâyeti üstlenen eşin bir işte çalışması veya bağımsız gelirinin bulunması diğer tarafın mali katılım ödevini ortadan kaldırmaz. Çocuğun bakımını fiilen üstlenen çalışan ebeveyn de diğer taraftan iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Mahkeme, talep halinde bu masrafların ilerleyen senelerde tarafların sosyal ve ekonomik şartlarındaki değişimlere göre ne tutarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi

Nafakanın Ödenme Şekli, Artırılması ve Kaldırılması Esasları

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası ve maddî tazminat toptan ya da durumun icaplarına göre irat biçiminde periyodik olarak kararlaştırılabilir; manevî tazminat ise irat şeklinde ödenemez. İrat tarzında ödenmesine hükmedilen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü durumunda mahkeme kararına gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulur. Nafaka alacaklısının resmi nikah olmaksızın fiilen evliymiş gibi bir hayat sürmesi, yoksulluk halinin büsbütün ortadan kalkması yahut haysiyetsizce yaşam sürmesi hallerinde ise nafakanın kaldırılmasına mahkeme kararıyla hükmedilir. Eşlerin malî güçlerinde sonradan meydana gelen dalgalanmalar ya da hakkaniyet icapları çerçevesinde irat miktarının yükseltilmesi veya düşürülmesi talep edilebilir. Hâkim ayrıca istem üzerine nafaka iradının sonraki yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik hallerine bağlı kalarak hangi oranda ödeneceğini hükme bağlayabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

Nafaka Davalarında Yetkili Mahkeme

Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra tarafların açacağı nafaka davalarında, Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu çerçevede şartları değişen yoksulluk veya iştirak nafakasının artırılması, eksiltilmesi ya da büsbütün kaldırılması talepleriyle açılacak davalar nafaka alacaklısının ikamet ettiği yerdeki aile mahkemesinde görülür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Madde 177- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. 5. Zamanaşımı
Çalışan eş boşanma sonucunda yoksulluk nafakası alabilir mi?

Evet, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, diğer taraftan daha ağır kusurlu bulunmamak şartıyla, aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmaya kafi gelmiyorsa lehine yoksulluk nafakası kararlaştırılabilir.

Asgari ücretle çalışan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilir mi?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/5265 Esas ve 2018/3602 Karar sayılı ilamına göre, asgari ücretli bir işte çalışan eşin kazancı kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde değilse yoksulluk nafakası bağlanması hukuka uygundur.

Ayrı yaşayan veya boşanma davası süren çalışan eş tedbir nafakası alabilir mi?

Ayrı yaşamakta haklı olan tarafın çalışması diğer eşin tedbir nafakası yükümlülüğünü kaldırmaz; çalışan eşin geliri hakkaniyete uygun nafaka tutarının takdirinde değerlendirilir. Boşanma davası sürecinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca geçici tedbirlere kusur aranmaksızın kendiliğinden hükmedilir.

Velâyeti alan çalışan eş çocuk için iştirak nafakası isteyebilir mi?

Evet, velâyet hakkına sahip ebeveyn çalışsa dahi Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında diğer taraf çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan iştirak nafakası talep edilebilir.

Boşanmadan sonra nafakanın artırılması veya kaldırılması nerede açılır?

Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi hükmü uyarınca boşanma sonrasında açılacak nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu