Çalışan Eşin Yoksulluk Nafakası Alabilme Koşulları
Evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi sebebiyle yoksulluğa sürüklenecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak kaydıyla geçimini temin etmek üzere diğer taraftan malî gücü nispetinde süresiz nafaka isteyebilir. Bu yükümlülüğün doğması için nafaka ödeyecek tarafın kusurlu bulunması şartı aranmaz. Talepte bulunan eşin bir işte çalışması veya düzenli kazanç elde etmesi, yoksulluk nafakası bağlanmasına mutlak bir engel teşkil etmez. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/5265 Esas ve 2018/3602 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, nafaka talep eden eş asgari ücretle çalışsa dahi bu kazancın kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunmaması durumunda Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilmesi hukuka uygundur. Bu değerlendirmede esas alınan temel ölçüt, salt çalışma durumu değil, temin edilen gelirin insanca yaşamı sürdürmeye ve zorunlu gereksinimleri karşılamaya kafi gelip gelmediğidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2017/5265, K. 2018/3602Kaynağı aç
Evlilik Sürerken ve Boşanma Aşamasında Tedbir Nafakası
Evlilik birliğinde ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düşen eş, Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi gereğince ayrı yaşama hakkına sahiptir. Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 195. maddesi doğrultusunda eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir; hâkim gerektiğinde kanunda öngörülen önlemleri alır. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya ilişkin tedbirleri belirler. Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi uyarınca eşlerin evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılmaları esastır. Bu kapsamda Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/2243 Esas ve 2018/12795 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, evlilik birliği hukuken sürdüğü için ayrı yaşamaya haksız olarak sebebiyet veren eş tedbiren nafaka vermekle yükümlüdür; ayrı yaşamakta haklı olan tarafın çalışması karşı tarafı bu nafaka yükümlülüğünden kurtarmaz, ancak çalışan eşin elde ettiği kazanç miktarı hakkaniyete uygun nafaka takdirinde dikkate alınır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2018/2243, K. 2018/12795Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 186Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 195Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Boşanma veya ayrılık davası açılması halinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince hâkim, davanın devam ettiği müddetçe eşlerin barınması, geçimi, eşlere ait malların yönetimi ve çocukların bakım ve gözetimine dair zaruri geçici önlemleri kendiliğinden (re'sen) almak zorundadır. Yargılamanın henüz başında eşlerin boşanmaya neden olan hadiselerdeki kusur derecesi tespit edilmemiş olduğundan, dava süresince ödenen tedbir nafakasında tarafların kusur vaziyeti gözetilmez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Çocukların Bakım Giderleri ve Çalışan Ebeveynin İştirak Nafakası Talebi
Boşanma sonrasında müşterek çocuğun velâyeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi gereğince çocuğun bakım, gözetim ve eğitim masraflarına malî gücü oranında iştirak etmekle yükümlüdür. İştirak nafakasının başlıca gayesi çocuğun üstün yararını güvenceye almak ve gereksinimlerini karşılamak olduğundan, velâyeti üstlenen eşin bir işte çalışması veya bağımsız gelirinin bulunması diğer tarafın mali katılım ödevini ortadan kaldırmaz. Çocuğun bakımını fiilen üstlenen çalışan ebeveyn de diğer taraftan iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Mahkeme, talep halinde bu masrafların ilerleyen senelerde tarafların sosyal ve ekonomik şartlarındaki değişimlere göre ne tutarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Nafakanın Ödenme Şekli, Artırılması ve Kaldırılması Esasları
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası ve maddî tazminat toptan ya da durumun icaplarına göre irat biçiminde periyodik olarak kararlaştırılabilir; manevî tazminat ise irat şeklinde ödenemez. İrat tarzında ödenmesine hükmedilen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü durumunda mahkeme kararına gerek kalmaksızın kendiliğinden son bulur. Nafaka alacaklısının resmi nikah olmaksızın fiilen evliymiş gibi bir hayat sürmesi, yoksulluk halinin büsbütün ortadan kalkması yahut haysiyetsizce yaşam sürmesi hallerinde ise nafakanın kaldırılmasına mahkeme kararıyla hükmedilir. Eşlerin malî güçlerinde sonradan meydana gelen dalgalanmalar ya da hakkaniyet icapları çerçevesinde irat miktarının yükseltilmesi veya düşürülmesi talep edilebilir. Hâkim ayrıca istem üzerine nafaka iradının sonraki yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik hallerine bağlı kalarak hangi oranda ödeneceğini hükme bağlayabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Nafaka Davalarında Yetkili Mahkeme
Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra tarafların açacağı nafaka davalarında, Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu çerçevede şartları değişen yoksulluk veya iştirak nafakasının artırılması, eksiltilmesi ya da büsbütün kaldırılması talepleriyle açılacak davalar nafaka alacaklısının ikamet ettiği yerdeki aile mahkemesinde görülür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Çalışan eş boşanma sonucunda yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, diğer taraftan daha ağır kusurlu bulunmamak şartıyla, aldığı ücret kendisini yoksulluktan kurtarmaya kafi gelmiyorsa lehine yoksulluk nafakası kararlaştırılabilir.
Asgari ücretle çalışan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/5265 Esas ve 2018/3602 Karar sayılı ilamına göre, asgari ücretli bir işte çalışan eşin kazancı kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde değilse yoksulluk nafakası bağlanması hukuka uygundur.
Ayrı yaşayan veya boşanma davası süren çalışan eş tedbir nafakası alabilir mi?
Ayrı yaşamakta haklı olan tarafın çalışması diğer eşin tedbir nafakası yükümlülüğünü kaldırmaz; çalışan eşin geliri hakkaniyete uygun nafaka tutarının takdirinde değerlendirilir. Boşanma davası sürecinde ise Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca geçici tedbirlere kusur aranmaksızın kendiliğinden hükmedilir.
Velâyeti alan çalışan eş çocuk için iştirak nafakası isteyebilir mi?
Evet, velâyet hakkına sahip ebeveyn çalışsa dahi Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında diğer taraf çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğundan iştirak nafakası talep edilebilir.
Boşanmadan sonra nafakanın artırılması veya kaldırılması nerede açılır?
Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi hükmü uyarınca boşanma sonrasında açılacak nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

