Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuğun Yasal Çerçevesi
Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince, ticari nitelikteki uyuşmazlıklardan kaynaklanan ve konusu bir miktar paraya dayanan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ile istirdat taleplerinde mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk sürecinin tüketilmesi zorunlu bir dava şartıdır. Kanun koyucu, parasal edim taleplerinin doğrudan dava konusu yapılmasını önleyerek uyuşmazlıkların öncelikle bu usul dairesinde çözümlenmesini hedeflemiştir. Görevlendirilen arabulucu süreci altı hafta içinde tamamlamakla yükümlü olup bu süre, zorunlu hallerin varlığı halinde arabulucu tarafından en çok iki hafta daha uzatılabilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3048, K. 2020/1093Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/197, K. 2020/1578Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
Çek İstirdadı Davalarında Arabuluculuk Dava Şartı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 792. maddesi kapsamında, çekin herhangi bir biçimde hamilin elinden çıkması durumunda, senedi edinen yeni hamil ancak kötüniyetli olması ya da iktisap sırasında ağır bir kusurunun bulunması halinde çeki iade etmekle yükümlü tutulabilir. Bahse konu hükme dayanılarak açılan çek istirdadı uyuşmazlıklarında davacı tarafça güdülen amaç bir miktar paranın ödenmesi ya da tazminat istemi değil, kıymetli evrak vasfındaki çekin kendisinin iadesidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3048 E., 2020/1093 K. sayılı kararında, çek istirdadı davasının parasal bir alacağa ya da tazminata dayanmaması sebebiyle arabuluculuk dava şartı kapsamında bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 792Kaynağı aç
Davaların Yığılması Durumunda Arabuluculuk Şartının Değerlendirilmesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesinde düzenlenen davaların yığılması kurumu, davacının aynı davalı tarafa yönelttiği ve birbirinden müstakil olan birden fazla asli istemini tek bir dilekçeyle dava konusu yapabilmesine olanak tanır. Taleplerin bu şekilde tek davada toplanabilmesi için ileri sürülen iddiaların tamamının aynı yargı koluna dahil olması ve hepsi bakımından ortak yetkiye sahip bir mahkemenin bulunması aranır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 110Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3048 E., 2020/1093 K. sayılı kararında kabul edilen çoğunluk görüşüne göre, menfi tespit davasında dava konusu bir miktar alacağa ilişkin bulunduğundan kural olarak Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir; ancak arabuluculuk dava şartına tabi olmayan çek istirdadı davası ile birlikte açılması durumunda menfi tespit talebi de arabuluculuk dava şartına tabi tutulamaz. Aynı kararda yer verilen karşı oy gerekçesinde ise menfi tespit davalarının alacak davası niteliğinde olmadığı ve birlikte açılan taleplerin tefrik edilerek incelenmesi gerektiği yönünde farklı bir hukuki değerlendirme yapılmıştır.
Şirket Ortaklığı Bulunmadığının Tespiti ve Tahsil Talepleri
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/197 E., 2020/1578 K. sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, ödenen paranın tahsili ile şirket ortaklığının bulunmadığının tespiti talepleri birlikte ileri sürülmüş ve bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi çerçevesinde davaların yığılması olarak nitelendirilmiştir. Söz konusu kararda, tahsil istemi para alacağına ilişkin bulunsa da geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığına dair tespit davasının alacak ya da tazminat mahiyeti taşımadığı belirtilmiştir. Daire, arabuluculuğa tabi olmayan ortaklık ilişkisinin tespiti talebi ile birlikte yığılma şeklinde açılan tahsil talebinin de dava şartı arabuluculuğa tabi tutulamayacağını değerlendirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/197 E., 2020/1578 K. sayılı kararında, ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve tahsil istemli somut davada davanın arabuluculuk şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi isabetsiz bulunmuştur. Kararda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın esasına girilerek tarafların iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ile 7194 sayılı Kanun ile 3332 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. madde hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.
İcra ve İflas Kanunu Uyarınca Menfi Tespit ve İstirdat Davaları
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu, icra takibinden önce veya icra takibi sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan davada mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat göstermek kaydıyla mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 72Kaynağı aç
Menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması durumunda tedbir kalkar ve alacaklının alacağını geç almaktan doğan zararı her halde yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tayin olunur. Davanın borçlu lehine sonuçlanması ve takibin haksız ile kötüniyetli yapıldığının anlaşılması halinde ise borçlunun talebi üzerine, uğradığı zararın takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı alınmamış ve borç ödenmiş olursa, yargılamaya istirdat davası olarak devam edilir. İcra takibine itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olması sebebiyle borçlu olmadığı parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye verilmesini isteyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir; davacı istirdat davasında yalnızca paranın verilmesi gerekmediğini ispat etmekle yükümlüdür.
Dava Şartlarının İncelenmesi ve Eksikliklerin Giderilmesi Usulü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesi doğrultusunda yargılamanın her safhasında mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden inceler; taraflar da bu eksikliği yargılama boyunca her vakit dile getirebilir. Bir dava şartı noksanlığının saptanması halinde kural olarak davanın usulden reddi gerekir; buna karşın tamamlanabilir nitelikteki eksikliklerde mahkemenin tarafa kesin mehil tanıması, eksikliğin bu sürede ikmal edilmemesi durumunda usulden ret kararı vermesi öngörülmüştür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
Dava şartı noksanlığının giderilmesi bakımından kanun koyucu özel bir istisna öngörmüştür. Dava şartı noksanlığı mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş ve taraflarca da ileri sürülmemiş olup hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı eksikliğinden ötürü dava usulden reddedilemez. Bu kuralın uygulanabilmesi için noksanlığın esasa girilmeden fark edilmemesi ve taraflarca ileri sürülmemiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Çek istirdadı davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu mudur?
Çek istirdadı davasında talep bir miktar paranın ödenmesi, alacak veya tazminat niteliği taşımayıp kıymetli evrak vasfındaki çekin iadesi olduğundan Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.
Çek istirdadı ve menfi tespit talepleri birlikte açılırsa arabuluculuk şartı aranır mı?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3048 E., 2020/1093 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne göre arabuluculuğa tabi olmayan çek istirdadı talebiyle birlikte açılan menfi tespit davasında arabulucuya başvuru dava şartı sayılmamıştır; karara ait karşı oyda ise iki talep arasında farklı dava şartı rejimi bulunması halinde davaların tefrik edilerek görülmesi gerektiği savunulmuştur.
Ortaklık bulunmadığının tespiti ile tahsil talebi birlikte ileri sürüldüğünde arabuluculuk gerekir mi?
Geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti davası para alacağı veya tazminat niteliğinde olmadığından arabuluculuğa tabi değildir; bu taleple birlikte davaların yığılması şeklinde açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmaz.
Ticari davalarda arabuluculuk süreci ne kadar sürede sonuçlandırılır?
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır; bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
Dava şartı noksanlığı tespit edildiğinde mahkeme hangi usulü uygular?
Mahkeme dava şartı noksanlığını re'sen gözetir ve eksikliğin giderilmesi mümkünse kesin süre verir; esasa girilmeden önce mahkemece fark edilmemiş ve taraflarca ileri sürülmemiş olan eksiklik hüküm anında giderilmişse dava usulden reddedilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

