Tıbbi Teşhis Hataları ve Hekimin Hukuki Sorumluluğu
Hekim ile hasta arasındaki ilişki, istisnai nitelikteki estetik müdahaleler haricinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502. maddesinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi hükümlerine dayanır. Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi üstlendiği bir ilişki olup vekâlet hükümleri niteliklerine uygun düştüğü ölçüde kanunda ayrıca düzenlenmemiş işgörme sözleşmelerine de uygulanır. Bu hukuki nitelendirme uyarınca hekim hastaya mutlak bir iyileşme veya kesin bir sonuç garantisi veremez. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin E. 2018/289, K. 2018/1564 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, vekil konumundaki hekim işini yürütürken bir işçi gibi özen göstermekle yükümlüdür ve en hafif kusurundan dahi sorumlu tutulur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesi gereğince de sağlık alanındaki her türlü müdahalenin mesleki yükümlülük ve standartlara uygun icra edilmesi şarttır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 502Kaynağı aç
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E. 2018/289, K. 2018/1564Kaynağı aç
Teşhis hatası; hekimin tıp biliminin güncel standartlarına ve genel kabul görmüş kurallarına aykırı hareket ederek hastanın mevcut hastalığını hiç belirleyememesi, gecikmeli olarak teşhis etmesi veya gerçekte var olmayan bir hastalığı tespit etmesi şeklinde ortaya çıkar. Klinik süreçte konulan teşhisin sonradan hatalı çıkması tek başına kusur isnadı için yeterli değildir; sorumluluğun doğabilmesi için hekimin tanıya ulaşırken gerekli tıbbi araştırmaları savsaklaması, standart protokolleri atlaması ya da mesleki özen yükümlülüğünü ihmal etmesi gerekir. Hekim tıbbi gerçeklere ve kurallara uygun davrandığı halde sonuç değişmemişse hukuki sorumluluktan söz edilemez.
Kanser Teşhisinde Ayırıcı Tanı ve Tetkik Yükümlülüğü
Hayati risk taşıyan hastalıklarda hekimin ayırıcı tanı yükümlülüğü belirleyicidir. Hekimden beklenen, hastanın klinik semptomları karşısında kanser gibi yaşamı tehdit eden en ağır olasılığı ihtimal dışı bırakana kadar tetkik ve araştırmalarını sürdürmesidir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/40392, K. 2015/10447 sayılı kararında vurgulandığı üzere, hekim herhangi bir tereddüt doğuran durumlarda bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak, koruyucu tedbirleri almak ve tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastayı riske sokmayacak en emin yolu seçmekle yükümlüdür. Hekimin tedavisinde yetersiz kaldığı veya zorlandığı hallerde hastayı ilgili uzmanlık alanına ya da bir üst merkeze yönlendirme yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/40392, K. 2015/10447Kaynağı aç
Kanser teşhisinde gecikme yaşanması sebebiyle hastanın yaşama şansının azalması, manevi tazminat taleplerinde dikkate alınan ağır bir durum olarak değerlendirilmektedir; buna karşın kayıp şansın tam bir maddi tazminat hesabına konu edilerek matematiksel bir formüle bağlanması konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım sürdürülmektedir. Diğer taraftan, tıbbi uygulama neticesinde gelişen durum öngörülebilir ve önlenemez bir komplikasyon niteliğinde kalmışsa ve sağlık personelinin ayıplı veya eksik hizmeti kanıtlanamamışsa tazminat sorumluluğu doğmayabilir; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/1140, K. 2023/3457 sayılı ilamında bu tür bir olguda dava reddedilmiştir. Olası komplikasyon hallerinde dahi hekim ve hastanenin hastayı aydınlatma yükümlülüğü varlığını korur.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1140, K. 2023/3457Kaynağı aç
Yanlış Teşhise Dayalı Cerrahi ve Hastane İşletmesinin Sorumluluğu
Mastektomi, tiroid veya prostatın cerrahi yolla çıkarılması gibi bedensel bütünlükte geri dönülemez sonuçlar doğuran operasyonlar öncesinde hekimin birden fazla tetkik yapması, patoloji raporunu teyit etmesi ve kuşku durumunda konsültasyon alması gerektiği kabul edilmektedir. Tek bir laboratuvar bulgusuna veya yeterince doğrulanmamış şüpheye dayanarak ağır cerrahi müdahaleye gidilmesi, hekimin kusuru bakımından ciddi bir değerlendirme konusu oluşturur.
Patoloji laboratuvarlarında numunelerin karışması veya barkodlama hataları sağlık kurumunun organizasyon zaafiyetine işaret edebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Bununla birlikte aynı madde, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat eden adam çalıştıranın sorumluluktan kurtulabileceğini de düzenlemektedir. İşletme düzeni bakımından ise çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat edemeyen hastane işletmesi zarardan sorumlu tutulur. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkını kullanabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
Sağlık Kuruluşunun Türüne Göre Dava Usulü ve Başvuru Süreleri
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. Bu anayasal çerçeve gereğince devlet hastanelerinde görev yapan hekimlerin kişisel kusurlarına dayanan talepler idare aleyhine tam yargı davası şeklinde idare mahkemesinde görülür; idare ödediği tazminatı kusuru oranında hekime rücu eder.
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 129Kaynağı aç
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce bu eylemleri öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri şarttır. İdareye yapılan başvurunun kısmen veya tamamen reddedilmesi halinde ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren; istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde ise bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, görevli olmayan adli yargı mercilerinde açılan davanın görev yönünden reddedilmesi durumunda sonradan idari yargıda açılacak davada önceden idareye başvurma koşulu aranmaz.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Özel sağlık kuruluşlarına karşı açılacak davalarda zamanaşımı değerlendirilirken, TBK m. 146 uyarınca genel zamanaşımı süresi on yıldır; vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için ise TBK m. 147'nin 5. bendi kapsamında beş yıllık özel süre öngörülmüştür. Eylemin suç teşkil ettiği durumlarda ceza kanunlarında yer alan daha uzun süreli zamanaşımı hükümleri de gündeme gelebilir. Teşhis hatalarında zararın öğrenilme tarihi, ilk muayene veya hatalı teşhisin konulduğu tarih değil; hastanın başka bir kuruluşa başvurarak gerçek ve doğru tanıyı öğrendiği tarih olarak kabul edilmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Teşhis Hatalarının Ceza Hukuku Boyutu
Teşhis ve tedavi süreçlerindeki kusurlu eylemler ceza hukuku kapsamında taksirli suçlara vücut verebilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına yol açması durumunda ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/40392, K. 2015/10447 sayılı kararında belirtildiği üzere, hukuk hâkimi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmasa da ceza yargılamasındaki maddi vakıa tespitleri hukuk mahkemesi bakımından bağlayıcı olabilmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Teşhis hatasının hastanın beden bütünlüğünde hasar meydana getirmesi halinde Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesi uygulama alanı bulur. Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan kişi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Eylemin birden fazla kişinin yaralanmasına yol açması halinde verilecek ceza dokuz aydan beş yıla kadar hapistir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Taksirle yaralama fiili; mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, vücudunda kemik kırılmasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ya da gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına yol açarsa verilecek temel ceza yarısı oranında artırılır. Mağdurun iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesi, duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması, yüzünün sürekli değişikliği veya çocuğun düşmesi hallerinde ise ceza bir kat artırılarak uygulanır.
Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 5. fıkrası uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Ancak anılan fıkra gereğince, maddenin 1. fıkrası kapsamına giren temel taksirle yaralama hariç olmak üzere, eylemin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet koşulu aranmaksızın soruşturma ve kovuşturma yürütülür.
Kanser teşhisinde gecikme halinde tazminat zamanaşımı ne zaman başlar?
Teşhis hatasından doğan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi, hatalı muayenenin yapıldığı tarihte değil, hastanın başka bir sağlık kuruluşuna başvurarak gerçek ve doğru teşhisi öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Özel hastanelere karşı açılacak davalarda vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için TBK m. 147 kapsamında beş yıllık özel süre, bu sürenin uygulanmadığı hallerde ise TBK m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresi gözetilir.
Devlet hastanesindeki teşhis hatasında dava kime karşı açılır?
Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrası uyarınca kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir; idare ödediği tazminatı kusuru oranında hekime rücu eder.
Özel hastaneler laboratuvar ve numune karışıklığından sorumlu tutulabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince hastane işletmesi çalışanlarının verdikleri zarardan kural olarak sorumludur; ancak çalışan seçiminde, talimat vermede ve denetimde gerekli özenin gösterildiğini ya da işletme düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulabilir.
Adli yargıda görev yönünden reddedilen davadan sonra idareye başvuru şart mıdır?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin 2. fıkrası gereğince, görevli olmayan adli yargıda açılan davanın görev yönünden reddedilmesi üzerine idari yargıda dava açılırken önceden idareye yazılı başvuru yapılması gerekmez.
Tıbbi teşhis hatasında taksirle yaralama suçu şikâyete bağlı mıdır?
Taksirle yaralama kural olarak şikâyete tabidir; ancak Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 5. fıkrası gereğince 1. fıkradaki temel yaralama hariç olmak üzere eylemin bilinçli taksirle işlendiği hallerde şikâyet aranmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

