Hatır Taşımasında Tazminat Sorumluluğu ve İndirim

by Avukat Erdal Ersoy
Hatır Taşımasında Tazminat Sorumluluğu ve İndirim

Hatır taşımasının niteliği

Hatır taşıması, bir menfaat karşılığı olmayan taşıma olarak ele alınır. Bu nitelikteki taşımalarda, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması öğretide ve içtihatlarda benimsenmiş ve yerleşmiş bir yaklaşım olarak açıklanır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/7624, K. 2018/10877Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/7624 E.  ,  2018/10877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar İş… A.Ş., … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili, davalı …’ın aracında yolcu olan murisin, diğer davalıların maliki ve sürücüsü olduğu biçerdöverle karıştığı kaza sonucu vefat etmesi nedeniyle destekten yoksun kalan murisin anne ve babası için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayrı ayrı 2.000,00’er TL maddi, 40.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini davacı … için 9.369,00 TL, … için 11.162,00 TL’ye yükseltmiştir. Davalı …Ş. vekili, finansal kiralama sözleşmesiyle kazaya karışan biçerdöverin işletenin … olması nedeniyle husumet ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, davalılar arasında teselsül bulunmadığını, müvekkilinin kusurlu olmadığını, alkollü kişinin aracına binmesi ve emniyet kemeri bağlamaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, istenen manevi tazminatın … olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalı … vekili, müvekkilinin kusurlu olmadığını, müteveffanın hatır için taşındığını, istenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacı Süheyla için 12.000,00 TL manevi tazminatın davacı … için 12.000,00 TL manevi tazminatın, davacı … için 9.369,00 TL maddi tazminatın, davacı … için 11.162,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 15.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili ile davacılar yana verilmesine, mahkememizde devam eden yargılama esnasında biçerdöver üzerine konulan ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına bu hususta ilgili yere müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm davalı …Ş. vekili, davalı … vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir. 1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı … vekili ve davalı …’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2)Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43.(6098 sayılı TBK’nin 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse … İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda, destek iki taraflı kazada davalı …’ın aracında yolcu konumunda olup dava hem desteğin yolcusu olduğu aracın sürücüsüne, hem de karşı aracın sürücü ve malikine karşı açılmıştır. Dosya kapsamından desteğin davalı sürücü …’ın arkadaşı olduğu ve olay günü gezme amaçlı davalı …’ın aracında yolcu olarak bulunur iken davaya konu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Davalı … yargılama aşamasında desteğin aracında hatır için taşındığını savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde olayda hatır taşıması olduğu kabul edildiği halde, hatır taşıması nedeniyle davalı … bakımından tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken, hatır taşıması indirimi yapılmaması doğru değildir. 3)Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52. md.) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Somut olayda, davalılar … ve Hüseyin desteğin sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği araca binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. Destek ve davalı … arkadaş olup dosya kapsamından desteğin davalı sürücü …’ın alkollü olduğunu bilerek aracına bindiği anlaşılmaktadır. Mahkemece … bilirkişi raporuna göre desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle %10 kusurlu olduğu kabul edilerek tazminata hükmedilmiştir. Alkollü sürücünün aracına bilerek binmek zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vermektedir. Mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi (818 sayılı BK 44.) gereğince destek yolcunun müterafik kusuru nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği ancak hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davacıya emniyet kemeri takmaması nedeniyle %10 oranında kusur verildiği anlaşılmakla, bu nedenle hükmedilen tazminattan %10 daha müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir. 4)2918 sayılı … hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse …'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davalı …Ş. vekili müvekkilinin uzun süreli finansal kiralama işi yaptığını, hukuken işleten olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, biçerdöverin finansal kiralama sözleşmesi ile …’e kiralandığını ve sonraki yıllarda sözleşmenin revize edildiğini belirterek buna ilişkin belgeleri dosyaya sunmuştur. Mahkemece bu husus tartışılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece taraflar arasında uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle, kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı …Ş.'nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı …’in sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekili ve davalı …’in temyiz itirazlarının, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 19.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminatın kapsamı ve ödenme biçimi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Madde, hatır taşımasına özgü bir indirim şartı veya sabit oran içermez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. 2. İndirilmesi

Aynı maddeye göre tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, ödemenin irat biçiminde belirlenmesi haline bağlıdır.

Tazminattan indirmenin kanuni çerçevesi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinin birinci fıkrası, zarar görenin tutumunu tazminatın azaltılması bakımından ele alır. Fiile rıza, zararın doğmasına veya artmasına etki ya da yükümlünün durumunun ağırlaşması hâlinde hâkim, tazminatı indirebileceği gibi tamamen de kaldırabilir. Hüküm belirli bir yüzde öngörmez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. IV. Özel durumlar 1. Ölüm ve bedensel zarar a. Ölüm

Maddenin ikinci fıkrası ayrı bir ihtimal düzenler. Hafif kusurla zarara yol açan yükümlü, ödeme yüzünden yoksulluğa düşecekse ve hakkaniyet de bunu gerektiriyorsa hâkim indirim yapabilir. Bu sonuç, hafif kusur, yoksulluğa düşme olasılığı ve hakkaniyet şartlarının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.

Hatır taşıması nedeniyle indirim

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/7624 esas ve 2018/10877 karar sayılı kararında, menfaat karşılığı olmayan hatır taşımalarında uygun indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi ise genel takdir hükmüdür; uygun indirimin ölçüsünü sayı olarak belirlemez.

Aynı kararda hâkimin tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda olmadığı, buna rağmen indirim yapmamasının gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerektiği açıklanmıştır.

Kararın incelediği olayda hatır taşıması kabul edilmesine rağmen ilgili davalı bakımından yüzde 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmaması bozma nedeni sayılmıştır. Bu yüzde o olayın denetiminde esas alınan orandır; her hatır taşıması için kanunda öngörülmüş genel bir oran değildir.

Müterafik kusur ve somut olayda ek indirim

Karar, müterafik kusuru 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 44. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında açıklamıştır. Zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuşsa, kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki etmişse veya tazminat yükümlüsünün durumunu başka biçimde ağırlaştırmışsa hâkim tazminat miktarını hafifletebilir.

Aynı olayda alkollü sürücünün aracına bilerek binmenin zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet verdiği kabul edilmiştir. Destek yolcu bakımından müterafik kusur nedeniyle yüzde 20 indirim gerektiği, hükme esas bilirkişi raporunda ise emniyet kemeri takılmaması nedeniyle yüzde 10 kusur verildiği belirtilmiştir. Bu nedenle hükmedilen tazminattan yüzde 10 daha müterafik kusur indirimi yapılmaması doğru görülmemiştir. Oranlar o dosyadaki değerlendirmeye bağlıdır ve emniyet kemeri için genel bir kusur oranı oluşturmaz.

İşleten sıfatı ve sorumluluğun kişisi

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararında trafik kaydı, işleteni kesin olarak gösteren bir karine değil, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt olarak nitelendirilmiştir. Trafik kaydına rağmen işletenliğin üçüncü kişide bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı da belirtilmiştir.

Kararda işleten; aracın sahibi, mülkiyeti saklı tutularak yapılan satışta sicilde alıcı görünen kişi ya da uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin ilişkisinde aracı alan kişi olarak tanımlanmıştır. Başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve kendi tehlikesine işlettiği, ayrıca araç üzerinde fiilî tasarrufunun bulunduğu ispatlanırsa işleten o kişi sayılır.

Uzun süreli devirde, kısa süreli kiralama bu değerlendirmenin dışında tutulmuştur. Malik, aracın yararlanılması için onu başka bir kimseye devretmiş ve araç üzerindeki fiilî hâkimiyeti ile ekonomik yararlanma olanağı kalkmışsa, kaza sırasında fiilî hâkimiyeti elinde bulunduran ve araçtan iktisaden yararlanan kişi işleten sıfatıyla sorumlu tutulur. Bu sonucun karşılığında araç maliki sorumlu tutulmamalıdır.

Kiracının işleten sayılması için karar, kira sözleşmesinin uzun süreli olmasını, araç üzerinde fiilî hâkimiyet kurulmasını ve ekonomik yararlanma unsurunun bulunmasını birlikte aramıştır.

Sık sorulan sorular

Hatır taşımasında tazminattan mutlaka indirim yapılır mı?

Hayır. Hâkim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değildir; ancak indirim yapmamasının gerekçesini kararında tartışmalı ve nedenlerini göstermelidir.

Hatır taşıması indiriminin kanuni oranı var mıdır?

Kanunda sabit bir oran yoktur. Hâkim, tazminatın kapsamını durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirler. Bir olayda uygulanan yüzde 20 oranı o olaya özgüdür.

Zarar görenin davranışı tazminatı nasıl etkileyebilir?

Zarar gören fiile razı olmuş, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş veya yükümlünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Trafik kaydı işleteni kesin olarak gösterir mi?

Hayır. Trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değil, kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıttır. İşletenliğin üçüncü kişide bulunması da engellenmiş değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu