Bu içerik, Malpraktis Davasında Tazminat ve Taksir Sorumluluğu konusunu açıklar. 7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu d
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Tıbbi müdahalelerden doğan tazminat taleplerinde genel ispat kuralı gereğince zarar gören taraf, hem uğradığı zararı hem de karşı tarafın kusurunu kanıtlamakla yükümlüdür. Zararın somut tutarı tam olarak ortaya konulamadığında mahkeme hâkimi, somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı tedbirleri değerlendirerek hakkaniyete uygun bir bedel takdir eder. Tazminat sorumluluğunun medeni hukuktaki bu çerçevesine karşılık, hekimin cezai yönden sorumluluğu ceza kanununda düzenlenen taksir kurallarına tabidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Ceza Hukukunda Taksir ve Kusur Derecesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrası uyarınca taksirli fiiller yalnızca kanunun açıkça suç saydığı durumlarda cezalandırılabilir. Bu nedenle tıbbi müdahale sırasında istenmeyen bir neticenin doğması, ceza kanununda açık bir düzenleme bulunmadıkça kendiliğinden taksir suçuna vücut vermez.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Taksir, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin ikinci fıkrasına göre, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin gerçekleşmesi hâlinde bilinçli taksir oluşur. Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bilinçli taksir durumunda taksirli suça verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Taksirli suçlarda cezanın tayini failin kusur durumuna göre yapılır. Kanunun 22. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca birden fazla kişinin taksirle hareket ettiği olaylarda her fail yalnızca kendi kusurundan sorumlu tutulur ve cezası bağımsız olarak tayin edilir. Bu cezai ilke, özel hukuktaki müteselsil sorumluluk kurallarını kapsamaz.
Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin altıncı fıkrasına göre taksirli hareketin yol açtığı sonuç, failin kişisel ve ailevi konumu bakımından ceza tayinini gereksiz kılacak derecede mağduriyet yaratmışsa faile ceza verilmez. Eylemin bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde ise tayin edilecek cezada yarıdan altıda bire kadar indirim yapılabilir. Söz konusu düzenleme failin kendi mağduriyetine dayalı olup zarar gören hastanın tazminat talebini ortadan kaldırmaz.
Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu
Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Taksirli eylemin birden çok kişinin ölümüne yol açması yahut bir veya birden fazla kişinin ölümü ile beraber başka kişilerin yaralanmasına sebep olması durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin ikinci fıkrası gereğince iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Taksirle Yaralama Hükümleri ve Cezai Neticeler
Taksirle bir kimsenin bedenine acı verilmesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına sebebiyet verilmesi, Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasını gerektirir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
Taksirle yaralama fiili neticesinde mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevi sürekli zayıflamışsa, kemik kırılması meydana gelmişse, konuşmasında sürekli güçlük doğmuşsa, yüzünde kalıcı iz kalmışsa, yaşamı tehlikeye girmişse ya da gebe bir kadının çocuğu vaktinden önce doğmuşsa Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel ceza yarı oranında artırılır.
Eylemin mağdurun iyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, yüzünün sürekli değişikliğine ya da gebe bir kadının çocuğunun düşmesine neden olması hâlinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır.
Aynı fiille birden fazla kişinin yaralanmasına yol açıldığında, Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin beşinci fıkrasına göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde şikâyet aranmaz.
Tazminat Davasında İspat Yükü ve Zararın Belirlenmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Belirsiz Alacak Davası ve Süre Kuralı
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrasına göre davanın açıldığı esnada alacak tutarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da imkânsız olduğu ahvalde, hukuki ilişki ve asgari bir tutar belirtilerek belirsiz alacak davası ikame edilebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 107Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, karşı tarafın sunduğu bilgiler veya tahkikat neticesinde alacağın miktarı tam ve kesin biçimde belirlenebilir hâle geldiğinde hâkim, tahkikat tamamlanmadan önce davacıya iki haftalık kesin süre tanır. Davacı bu süre zarfında iddianın genişletilmesi yasağı ile karşılaşmaksızın nihai alacak talebini bildirebilir. Süresinde bildirim yapılmadığı takdirde dava dilekçedeki asgari talep üzerinden sonuçlandırılır.
Bilirkişi Raporlarında Kusur ve İlliyet Tespiti
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2.6.2014 tarihli, E. 2014/13028 ve K. 2014/16993 sayılı kararında, diş hekimliği müdahalesine dayalı tazminat uyuşmazlığında yerel mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur. Kararda tıbbi müdahale tekniğinin tam uygulanmadığına işaret eden bilirkişi raporunun, hekimin kusurunu aydınlatmaya yeterli açıklık taşımadığı vurgulanmıştır.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/13028, K. 2014/16993Kaynağı aç
Bu kararda, beş günlük iş kaybının davalının kusurlu hareketlerinden kaynaklanmadığı, yapılan ameliyatın doğası gereği oluşan semptomlar nedeniyle hastanın bu süre iş ve güçten kalacağının belirtildiği ve buna rağmen maddi tazminat hesabının bu ek rapora dayandırıldığı kabul edilmiştir.
Malpraktis tazminatında ispat yükü kime aittir?
Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zarar gören taraf, hem uğradığı zararı hem de zarar verenin kusurunu ispatlamakla yükümlüdür; zararın miktarı kesin belirlenemiyorsa hâkim tutarı hakkaniyete uygun biçimde tayin eder.
Tıbbi müdahalede taksir suçu hangi hâllerde oluşur?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesi gereğince taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıkla neticenin öngörülmeden gerçekleştirilmesidir ve fiilin cezalandırılabilmesi için kanunda açık hüküm bulunması şarttır.
Bilinçli taksir durumunda ceza artırımı nasıl yapılır?
Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen sonucun meydana gelmesi durumunda bilinçli taksir oluşur ve Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca temel ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
Taksirle ölüme sebebiyet vermenin kanuni cezası nedir?
Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi gereğince taksirle bir kişinin ölümüne yol açan fail iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası alır; birden fazla ölüm veya ölümle birlikte yaralanma hâlinde ceza iki yıldan on beş yıla kadardır.
Taksirle yaralamada şikâyet koşulu nasıl uygulanır?
Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin beşinci fıkrasına göre soruşturma ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlıdır; ancak basit taksirle yaralama hariç olmak üzere fiilin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaz.
Belirsiz alacak davasında iki haftalık süre ne zaman verilir?
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasına göre karşı tarafın sunduğu bilgi veya tahkikat sonucunda alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlenebilir hâle geldiğinde hâkim tarafından iki haftalık kesin süre verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

