Tevdi Mahalli Tayini ve Ödeme Yeri Belirlenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Tevdi Mahalli Tayini ve Ödeme Yeri Belirlenmesi

Tevdi Mahalli Tayini Kavramı ve Hukuki Dayanağı

Tevdi mahalli tayini, alacaklının haklı bir gerekçe olmaksızın ifayı kabulden kaçınması halinde borçlunun temerrüde düşmesini engelleyen hukuki bir koruma aracıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, alacaklının ifayı kabulde direnmesi durumunda borçlu, ortaya çıkabilecek masraf ve rizikolar alacaklı üzerinde kalmak kaydıyla teslim yükümlülüğü altındaki şeyi belirlenen yere bırakarak borcundan kurtulma imkânına kavuşur. Yetkili hâkim tarafından tayin edilen yere edimin tevdi edilmesiyle birlikte borç ifa edilmiş sayılır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 107Kaynağı aç
MADDE 107- Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. b. Satma hakkı

Tevdi mahalli tayini müessesesi yalnızca konusu bir şeyin teslimi veya bir para borcunun ödenmesi niteliğindeki edimler için uygulanabilir. Borç konusunun fiziksel olarak teslim edilebilir veya tevdi edilebilir nitelikte bulunması şarttır. Buna karşılık bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin edimler bakımından tevdi mahalli tayini yoluna başvurulamaz.

Borcun birden fazla kişi tarafından müteselsilen üstlenildiği hukuki ilişkilerde, Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinin ikinci fıkrası hükmü devreye girer. Buna göre alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşmesi, diğer borçlulara karşı da temerrüde düşmüş sayılması sonucunu meydana getirir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 106Kaynağı aç
MADDE 106- Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur. II. Hükümleri 1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde a. Tevdi hakkı

Tevdi Yeri Belirleme Usulü ve Satış İstisnası

Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasına göre tevdi yerini kural olarak ifa yerindeki hâkim belirler. Aynı fıkrada yer alan yasal istisna uyarınca, ticari mallar hâkim kararı aranmaksızın da bir ardiyeye tevdi edilebilir.

Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi edilmesine uygun düşmezse, teslim edilecek şey bozulabilir nitelikteyse ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektiriyorsa farklı bir yöntem izlenir. Türk Borçlar Kanunu'nun 108. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla, hâkimin izniyle borç konusunu açık artırma yoluyla sattırıp satış bedelini tevdi edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 108Kaynağı aç
MADDE 108- Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi edilmesine uygun düşmez veya teslim edilecek şey bozulabilir ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektirir ise, borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla, hâkimin izniyle onu açık artırma yoluyla sattırıp bedelini tevdi edebilir. Teslim edilecek şey, borsada kayıtlıysa veya piyasa fiyatı varsa ya da yapılacak gidere oranla değeri az ise, satışın açık artırma yoluyla yapılması zorunlu olmadığı gibi, hâkim, önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir. c. Tevdi konusunu geri alma

Teslim edilecek şeyin borsada kayıtlı bulunması, piyasa fiyatının var olması ya da yapılacak gidere oranla değerinin az olması halinde ise açık artırma yoluyla satış yapılması zorunlu değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 108. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, alacaklıya önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.

Alacaklının Kimliğinde Tereddüt ve Tevdiden Geri Alma

Tevdi hakkı sadece alacaklının ifayı kabulden kaçındığı temerrüt halleriyle sınırlı değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 111. maddesi gereğince borçlunun kusuru olmaksızın alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde tereddüt bulunması ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borcun ifa edilememesi halinde borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi tevdi veya sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 111Kaynağı aç
MADDE 111- Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. İKİNCİ AYIRIM Borçların İfa Edilmemesinin Sonuçları A. Borcun ifa edilmemesi I. Giderim borcu 1. Genel olarak

Tevdi edilen edim alacaklı tarafından kabul edilinceye kadar borç mutlak surette sona ermez. Türk Borçlar Kanunu'nun 109. maddesi gereğince alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamadıkça veya yapılan tevdi işlemi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu tevdi ettiği şeyi geri alabilir. Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür; alacaklının tevdii kabul etmesiyle birlikte ise borç sona erer.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 109Kaynağı aç
MADDE 109- Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir. Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür. 2. Diğer edimlerde

Kira Hukukunda Anahtar Teslimi ve Tahliye Tarihinin İspatı

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13564 Esas, 2012/2016 Karar sayılı ilamına göre kural olarak anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamında ise musakkaf taşınmazlar, otomobiller ve kilitli dolaplar gibi şeylerin yasal tesliminin anahtar teslimi suretiyle gerçekleştiği ve teslim ile birlikte kiralanan üzerindeki tasarruf hakkının teslim alana geçtiği açıklanmıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13564, K. 2012/2016Kaynağı aç
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2011/13564 E.  ,  2012/2016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, itirazın kaldırılması, % 40 icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, 103.272,80-TL üzerinden itirazın kaldırılmasına, bu miktar üzerinden % 40 icra tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili ihtiyaç nedeni ile açılan tahliye davası sonunda kiralananın tahliyesine karar verildiğini, taşınmazın tahliye edileceği bildirilmesine rağmen tahliye edilmediğini, sözleşmenin 5. maddesine göre yıllık kira bedelinin ödenmesi için icra takibi yapıldığını takibe itiraz edildiğinden haksız itirazın kaldırılarak takibin devamına ve % 40 icra tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili tahliye kararı verildikten sonra kiralananı tahliye edeceklerini bildirmelerine rağmen malikin taşınmazı teslim almaya yanaşmadığını, anahtarı tevdi mahalli tayin ettirip teslim ettiklerini, takibin haksız olduğunu, tahliye tarihinden sonraki dönem için kira parası istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini savunmuş ve % 40 icra tazminatı verilmesini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında 01.07.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin bulunduğu, 1 yıllık kira bedelinin muaccel hale geldiği, davalı borçlunun borcu olmadığını ancak genel mahkemede ileri sürebileceği benimsenerek davanın kabulüne itirazın kaldırılmasına 103.272,50-TL üzerinden takibin devamına ve % 40 icra tazminatının davalı borçludan tahsiline karar verilmiştir. İcra takibine dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.07.2004 başlangıç tarihli üç yıl süreli kira sözleşmesi ile banka hesabına yıllık peşin 45.000-USD ödeme yapılacağı kararlaştırılmış olup, kira sözleşmesi hususunda taraflar arasında herhangibir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kiralananın tahliye edilerek anahtarın kiralayana ne zaman teslim edildiğine ilişkindir. Kural olarak anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Anahtar teslimi bizzat kiralayana vermek suretiyle veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılır. Anahtarın tevdii mahalline teslimi halinde tevdii mahalline ilişkin kararın kiralayana tebliği tarihi tahliye tarihi sayılır. Kiralanana ait anahtarlar … 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/362 esas sayılı dosyası ile 28.12.2010 tarihinde tevdi mahalline teslim edilmiştir. Tevdi mahalli kararının davacıya tebliğ edildiğine ilişkin tebligat belgesi dosya içerisinde bulunmamaktadır. Mahkemece tevdi mahalli kararının davacıya tebliğ edildiği tarihin tesbit edilip, tahliyeden sonraki kira alacağının tazminat hukukuna ilişkin olduğu gözetilerek tebliğ ile saptanan tahliye tarihine kadar olan kira parası üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/5220, K. 2015/338Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2014/5220 E.  ,  2015/338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/02/2013 NUMARASI : 2011/123-2013/25 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının ve hor kullanma tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece kira alacağı ve hor kullanma nedeni ile oluşan zarar bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilimin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı vekilinin kira alacağına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili 28/04/2011 tarihli dava dilekçesinde; davalının taşınmaza zarar verdiğini bu nedenle 3300 TL alacağı bulunduğunu, ayrıca aylık 1685 TL den Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2010 ayları kira bedelleri 8425 TL nin ödemediğini belirterek toplam 11.725 TL alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, kira sözleşmesinin 07/06/2010 tarihli ihtarname ile bir aylık fesih süresi sonunda geçerli olmak üzere feshedildiğini, taşınmazın 06/08/2010 tarihinde tahliye edildiğini, tahliye tarihine kadar olan alacağını davacıya ödendiğini, davacının kiralananı teslim alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini sözleşme hükümleri gereğince davacının herhangi bir talepte bulunamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında 01/01/2005 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin peşin olarak ödeneceği, kiralanan taşınmazın banka hizmet binası olarak kullanılacağı düzenlenmiştir. Kira sözleşmesinin 17. Maddesinde kiracının sözleşme süresi sona ermeden bir ay önce yazılı olarak mal sahibine haber vermek şartıyla dilediği tarihte binayı tahliye etmekte serbest olduğu kararlaştırılmıştır. Kira akdi kullandırma akitlerinden olup bununla kiralayan, ücret karşılığı bir şeyin kullanımını kiracıya terk etmek durumundadır. Musakkaf taşınmazlar, otomobiller, kilitli dolaplar gibi şeylerin teslimi, anahtar teslimi suretiyle olur. Anahtar teslimi ile birlikte kiralanan üzerindeki tasarruf hakkı teslim alana geçer. Kiralanan taşınmazın tahliye edilmesi ve teslim olgusunun ispat yükü davalı kiracıya aittir. Yasal anahtar tesliminin ya bizzat anahtarı kiralayana vermek suretiyle, ya notere teslim edilerek veya tevdi mahalli tayini suretiyle yapılması gerekir. Olayımızda davalı kiracı tarafından kiralananın anahtarlarının tevdi yerinin belirlenmesi için Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/67 D.İş sayılı dosyasında tevdi yeri tayini istenmiş olup 22/09/2010 tarih ve 2010/67 D.İş sayılı kararla taşınmaza ait anahtarların tevdi mahallinin mahkeme yazı işleri müdürlüğü olarak tespitine karar verilmiş, tevdi yeri tayinine ilişkin karar kiralayana 19/10/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu durumda 19/10/2010 tarihinden itibaren taşınmazın kiralayanın tasarrufuna geçtiği kabul edilerek bu tarihe kadar olan kira alacağına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde kiracının keşide ettiği 19.08.2010 tarihli ihtarnamede anahtarların gelinerek teslim alınmasının istendiği 24.08.2010 tarihi tahliye tarihi kabul edilmek suretiyle kira alacağının tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kiralanan taşınmazın tahliye edildiği ve teslim olgusunun gerçekleştiğini ispatlama yükümlülüğü kiracıya aittir. Tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde kiracı, kiralananı fiilen boşalttığını ve anahtarı teslim ettiğini İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerle kanıtlamak zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/683 Esas, 2021/1722 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, anahtar teslimi ve tahliye bu yasal belgelerle kanıtlanamazsa tahliyenin gerçekleşmediği kabul edilir ve kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunur. Ayrıca muhatap tanınmadığı gerekçesiyle tebliğ edilemeden iade dönen fesih bildirimi, kira ilişkisini sonlandıran geçerli bir belge vasfı taşımaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/683, K. 2021/1722Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2018/683 E.  ,  2021/1722 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması ve tahliye” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Bursa 3. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin kısmen kabulüne ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Alacaklı İstemi: 4. Alacaklı vekili istem dilekçesinde; taraflar arasında 15.04.2010 tarihli kira sözleşmesinin akdedildiğini, borçlu kira borcunu ödemediğinden 2010 yılı Nisan ayı ile 2012 yılı Eylül ayı arasındaki birikmiş kira borçlarının tahsili için Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2012/8834 E. sayılı dosyasında (tahliye talepli) icra takibi başlattıklarını, borçlunun yasal süresi içerisinde (verdiği itiraz dilekçesinde) Bursa 15. Noterliğinin 07.06.2010 tarihli ve 14964 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kira akdini feshettiğini, herhangi bir borcunun olmadığını bildirdiğini, borçlunun itirazında ileri sürdüğü fesih ihtarnamesinden müvekkilinin bir bilgisi olmadığı gibi, hâlen borçlunun söz konusu taşınmazları kiracı sıfatıyla kullandığını, borçlunun 07.06.2010 tarihli ihtarname ile kira sözleşmesini sona erdirerek taşınmazları tahliye etmesinin söz konusu olmadığını, borçlunun kira sözleşmesinin varlığını ve sözleşmedeki imzasını inkâr etmediğini, borçlunun kira paralarını ödediğini yazılı olarak ispat etmesi gerektiğini ancak takipte talep edilen aylara ilişkin kira paralarını ödediğini ispatlayamadığını ileri sürerek itirazın kaldırılmasına ve taşınmazlardan tahliyesine, borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Borçlu Cevabı: 5. Borçlu cevap dilekçesinde; alacaklı ile bir arsa için kira sözleşmesi yaptıklarını ancak mirasçılar ile anlaşamadığı için bu anlaşmanın bozulduğunu, alacaklının talimatı üzerine Bursa 15. Noterliğinden fesih ihbarı gönderdiğini ve böylece sözleşmenin iptal edildiğini, gönderdiği (noter aracılığıyla gönderilen belgelerin) tebligatın eline ulaşmamış olacak ki kendisi hakkında icra takibi başlatıldığını, herhangi bir borç olmamasına rağmen alacaklının kendisine ihtarname çektiğini, kira sözleşmesi fesih edildiği için herhangi bir borcunun olmadığını belirterek istemin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Bursa 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 11.02.2013 tarihli ve 2012/595 E., 2013/62 K. sayılı kararı ile; davacı (alacaklı) ile davalı (borçlu) arasında 15.04.2010 tarihinde kira sözleşmesi yapıldığı ve bu sözleşmenin borçlu tarafından 07.06.2010 tarihinde noter kanalı ile yapılan ihtarla feshedildiğini, kira sözleşmesinin bir yıl süreli yapıldığı ve bu dönemde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 252. maddesine göre kiracı kendisinden kaynaklanan bir sebeple kira akdini sona erdirse bile kira döneminin sonuna kadar olan miktarı kiralayana ödemek zorunda olduğu, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünde kiracının kiralayanı boşaltmak istemesi hâlinde bir ay evvelinden haber vermesi gerektiği, kira sözleşmesinin başlangıcı ile fesih ihbarının tanzimi arasında taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi olduğu, bu döneme ilişkin kira bedelinden kiracının sözleşme gereği sorumlu olduğu, ihbardan sonraki bir ay için de kiracının kira bedeli ödemesi gerektiği bu döneme ilişkin borcun kayıtsız şartsız bir para borcuna ilişkin olmaması sebebi ile itirazın kaldırılması suretiyle istenmesinin mümkün olmadığı, bu kabule göre takip tarihi ve alacaklının itirazın kaldırılması isteminin tarihi itibariyle taraflar arasında kira sözleşmesi geçerli olmadığından kiracılık değil fuzuli şagil durumunun söz konusu olduğu, icra mahkemesince bu kişinin tahliyesine de karar verilemeyeceği, bu sebeple 15.04.2010 ile 07.06.2010 tarihleri açısından kira bedeli hesaplanıp bu dönem yönünden itirazın kaldırılması gerektiği gerekçesi ile davacı alacaklının davalı borçlunun itirazının kaldırılmasına ilişkin davasının kısmen kabulü ile davalı borçlunun itirazının asıl alacağın 2.960,00TL’si ve buna ilişkin işlemiş faizin 621,60TL’si yönünden kesin olarak kaldırılmasına, fazlaya dair istemin reddine, kaldırma kararının esasa ilişkin sebeplere dayanması ve alacaklının talebi dikkate alınarak itiraza konu miktarın %20 oranındaki 592TL tazminatın borçludan alınıp alacaklıya verilmesine, davacı (davalı) borçlu kiracının dava konusu yere ilişkin kira sözleşmesini feshettiği anlaşıldığından tahliyeye ilişkin davanın (istemin) reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince 20.06.2013 tarihli ve 2013/7235 E., 2013/10801 K. sayılı kararı ile; “…Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, icra inkâr tazminatı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, alacak isteğinin kısmen kabulüne ve tahliyeye karar verilmesi üzerine karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Takipte dayanılan ve karara esas alınan 15.4.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı alacaklı 01.10.2010 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde 2010 Mayıs ayından 2012 Eylül ayına kadar aylık 2.400TL den toplam 77.376,02TL kira parasının tahsilini istemiştir. Kira parası konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Davalı süresindeki itirazında bahse konu kira sözleşmesini 7.6.2010 tarihli noter ihtarnamesi ile feshettiğini ve borcu olmadığını ileri sürmüştür. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması ve anahtarın kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin belirttiği tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Davalı borçlu anahtar teslimi ve tahliyeyi İİK.nun 269/c maddesinde yazılı belge ile kanıtlayamadığına göre, bu durumda anahtar tesliminin ve tahliyenin gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Mahkemece itirazın takibe konu alacağın tamamı üzerinden kaldırılmasına ve tahliyeye hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Bursa 3. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 04.11.2013 tarihli ve 2013/637 E., 2013/705 K. sayılı kararı ile; konuya ilişkin yasal düzenlemenin BK’nın 266. maddesinde geçtiği, buna göre kiracınıın kiralananı mahalli adete göre geri vermekle mükellef olduğu, taşınmazın dosyadaki fotoğraflarından ve kira sözleşmesinden anlaşıldığına göre tel örgü ile çevrili boş arsa mahiyetinde olduğu, Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği gibi kiralananın fiilen boşaltıldığının ve anahtarlarının teslim edildiğinin noter aracılığı ile gönderilmiş feshi ihbardan başka bir şeyle ispatlanamayacağı, zira taşınmazın arsa mahiyetinde olduğu gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kiracı borçlu tarafından anahtar tesliminin ve tahliyenin kanıtlanıp kanıtlanmadığı, buradan varılacak sonuca göre mahkemece itirazın, takibe konu alacağın tamamı üzerinden kaldırılmasına ve tahliyeye hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. İcra ve İflas Kanunu’nun 269-269/d maddeleri arasında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi düzenlenmiştir. Kiraya veren ödenmemiş kiranın tahsili için yaptığı ilamsız takip talebinde, kiracıya (ödeme emri ile) BK’nın 260 veya 288. [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315 veya 362] maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir. Böylece kiracının kira borcunu ödemede geciktiği hâlde kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini, hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebilir. 13. Alacaklının (kiraya verenin) ilamsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 nolu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte, borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren BK’nın 260 veya 288. (TBK’nın 315 veya 362.) maddelerinde belirtilen (on, otuz veya altmış gün) belli bir süre içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK m. 62'ye göre) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (kirayı) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının) kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK m.78 vd) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir. 14. Borçlu-kiracı ödeme emrine itiraz etmek isterse ödeme emrinin tebliğinden itibaren (İİK’nın 269/son fıkrasında yazılı istisna hariç) yedi gün içinde itiraz sebeplerini icra dairesine bildirmelidir. İtiraz genel haciz yoluyla takip hükümlerine göre (İİK m. 269/2, 62) yapılır. Ödeme emrine itiraz sebepleri kira sözleşmesine itiraz veya kira sözleşmesi dışındaki itirazlar şeklinde ikiye ayrılır. 15. İİK’nın 269/b-1 maddesinde kira sözleşmesine itiraz ve sonuçları düzenlenmiştir. Kira sözleşmesine itiraz, borçlunun (alacaklının iddia ettiği) kira sözleşmesinin varlığını inkâr etmesidir, yani kabul etmemesidir (reddetmesidir). Alacaklı sözlü bir kira sözleşmesinin varlığını iddia ediyorsa, borçlunun böyle bir (sözlü) kira sözleşmesini inkâr etmesi (kabul etmemesi), kira sözleşmesine itirazdır. Alacaklı yazılı bir kira sözleşmesine dayanmakta ise, borçlu kiracının bu sözleşmede kendisine izafe olunan imzayı inkâr etmesi (kabul etmemesi) kira sözleşmesine itirazdır (İİK m. 269/b,1). Borçlu, itirazında kira sözleşmesini inkâr ettiğini, yani kira sözleşmesini ve varsa buna ait mukavelenamedeki (yazılı kira sözleşmesindeki) imzasını kabul etmediğini (reddettiğini) açık ve kesin olarak bildirmelidir; aksi hâlde, borçlu kiracı, kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır (İİK m. 269/2, c.2) (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 837). 16. Borçlunun (kiracının), kira sözleşmesine itiraz etmeyip (bilâkis kira sözleşmesini kabul ederek; İİK m. 269/2, c. 2), kiranın daha az olduğu, ödendiği, muaccel olmadığı, takas, kiralananı tahliye ettim gibi bir sebeple ödeme emrine itiraz etmesine kira sözleşmesi dışındaki itirazlar denir. Kira sözleşmesi dışındaki itiraz ile de ilâmsız tahliye takibi durur. Takibe devam edilebilmesi için, alacaklının icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve tahliye istemesi gerekir. Burada da, itirazın kesin kaldırılması söz konusudur. Yani, burada da itirazın geçici kaldırılması müessesesinin yeri yoktur. Çünkü, borçlu kira sözleşmesini kabul etmiş durumdadır. Artık bu durumda, kira sözleşmesinin mevcut olup olmadığı araştırılmaz; yalnız borçlunun ödeme, takas gibi kira sözleşmesi dışındaki itirazları incelenir. Borçlu, itirazında kira sözleşmesine açıkça itiraz etmeyip, kira sözleşmesi dışında bir itirazda (meselâ ödeme itirazında) bulunduğu için, bununla kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır (İİK m. 269/2 c.2). Bu nedenle, icra mahkemesinde artık kira sözleşmesinin mevcut olup olmadığı hakkında bir inceleme yapılamaz (Kuru, s. 838, 846, 847). 17. Borçlu itirazında takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise İİK’nın 269 maddesinin 2. fıkrası uyarınca kira sözleşmesinin varlığı ve içeriği, sözleşmede belirlenen kira alacağı takip hukuku bakımından kesinleşir. Borçlu ancak İİK’nın 269/c maddesine göre kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas istemiş ise itiraz sebeplerini ve isteğini belirtilen hükümde yazılı belgelerle ispatladığı takdirde temerrütten kurtulabilir. Aksi hâlde itirazın kaldırılması ve tahliyeye karar verilir. 18. Kiralananın tahliye edilmesi sebebiyle kiranın istenemeyeceği itirazı İİK’nın 269/c maddesi kapsamında sair bir sebeple istenemeyeceği itirazı olup, kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi, başka bir ifadeyle tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması hâlinde, kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı bu iddiasını İİK’nın 269/c maddesinin 1. fıkrasında yazılı belgelerle kanıtlamak zorundadır. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder. 19. Somut olayda, alacaklı tarafından 15.04.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesine dayalı olarak 01.10.2012 tarihinde tahliye talepli ilamsız takip başlatıldığı, takipte 2010 yılı Mayıs ayından 2012 yılı Eylül ayına kadar aylık 2.400TL kira bedeli ile faizi olmak üzere toplam 77.376,02TL’nin tahsilinin talep edildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal süresinde verdiği itiraz dilekçesinde “Yukarıda yazılı icra dosyasından tarafımıza gönderilen ödeme emrini 09.10.2012 tarihinde tebellüğ ettik, süresinde itiraz ediyoruz. Kira sözleşmesine konu taşınmaza dair akit tarafımızca Bursa 15. Noterliğinin 07.06.2010 tarihli ve 14964 yevmiye numaralı ihtarname ile feshedilmiş olup, alacaklıya herhangi bir borcumuz bulunmamaktadır. Takibin durdurulmasını” şeklinde itiraz ettiği, kiralananın tel örgü ile çevrili boş arsa vasfında olduğu görülmektedir. 20. Borçlu itirazında takibe dayanak kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmediğinden İİK’nın 269 maddesinin 2. fıkrası uyarınca kira sözleşmesinin varlığı ve içeriği, sözleşmenin hususi şartlarına göre belirlenen kira alacağı takip hukuku bakımından kesinleşmiştir. Bu durumda kira akdinin feshedildiği, kiralananın tahliye ve teslim edildiği iddiasının borçlu tarafından İİK’nın 269/c maddesinin 1. fıkrasında yazılı belgelerle ispatlanması zorunludur. 21. Kiralanan çatılı işyeri olmayıp, arsa niteliğindedir. Takibe dayanak kira sözleşmesinin 15.04.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli olduğu gözetildiğinde TBK’nın 327. (BK 263) maddesine göre kural olarak sözleşmenin bu sürenin sonunda sona ereceğinin kabulü gerekir. Her ne kadar kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 8. maddesinde “kiracı kiralananı boşaltmak istediği takdirde bir ay evvelinden mal sahibine ulaşacak şekilde bildirmek zorundadır” hükmü kararlaştırılmış ise de Bursa 15. Noterliğinin 07.06.2010 tarihli ve 14964 yevmiye nolu feshi ihbarında; feshi ihbar edenin kiracı …’e vekâleten Güven Talu, muhatabın kiralayan Süreyya Ferruh Şen olduğu, kira sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiği, arsanın hiç kullanılmadığı ve bundan sonra da kullanılmayacağı, arsanın muhatap tarafından dilediği gibi kullanmakta serbest bulunduğunun belirtildiği, ancak bu feshi ihbarın muhatap tanınmadığından 17.06.2010 tarihinde tebliğ edilemeden iade edildiği anlaşılmaktadır. Bu hâli ile tebliğ edilemeyen feshi ihbar, kira akdini sonlandıran İİK’nın 269/c maddesinin 1. fıkrasında yazılı belgelerden kabul edilemez. Taşınmazın fiilen teslim edildiğine dair aynı nitelikte belgeye de dayanılmamıştır. 22. O hâlde kiralananın tahliye edilmiş olduğundan kiranın istenemeyeceği itirazı borçlu tarafından İİK’nın 269/c maddesinin 1. fıkrasında yazılı belgelerle ispatlanamadığından itirazın takibe konu alacağın tamamı üzerinden kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekir. 23. Özel Dairenin bozma kararının üçüncü paragrafında "ve anahtarın kiralayana teslim edilmesi" ,“ve anahtarın teslim edildiğini”, “anahtar teslimi ve”, “anahtar tesliminin ve” ifadeleri yer almış ise de, kiralanan tel örgü ile çevrili boş arsa vasfında olup anahtar teslimi mümkün olmadığından "ve anahtarın kiralayana teslim edilmesi" ,“ve anahtarın teslim edildiğini”, “anahtar teslimi ve”, “anahtar tesliminin ve” ifadelerinin bozma kararı kapsamından çıkartılması gerektiği kabul edilmiştir. 24. Hâl böyle olunca direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile bozma kararının üçüncü paragrafında yer alan "ve anahtarın kiralayana teslim edilmesi" ,“ve anahtarın teslim edildiğini”, “anahtar teslimi ve”, “anahtar tesliminin ve” ifadelerinin çıkartılmak suretiyle direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen Geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamı uyarınca yasal anahtar tesliminin bizzat kiralayana verilerek, notere teslim edilerek veya mahkemeden tevdi mahalli tayini kararı alınarak yapılması gerekir. Kiraya verenin anahtarı almaktan kaçınması halinde kiracı tevdi mahalli tayini yoluyla anahtarın adli emanet gibi bir yere teslimini isteyebilir.

Anahtarın tevdi mahalline teslimi halinde, tevdi mahalli kararına ilişkin kararın kiralayana tebliğ edildiği tarih tahliye tarihi sayılır ve taşınmaz bu tebliğ tarihinde kiralayanın tasarrufuna geçmiş kabul edilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, kiracının anahtarı alması için kiralayana daha önce ihtarname göndermiş olması durumunda dahi ihtarnamedeki tarih değil, tevdi mahalli kararının kiralayana tebliğ edildiği tarih tahliye tarihi olarak esas alınır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13564 Esas, 2012/2016 Karar sayılı ilamına göre tebliğ ile saptanan bu tahliye tarihine kadar olan kısım kira alacağına dahil olup, tahliyeden sonraki dönem ise tazminat hukuku kapsamında değerlendirilir ve kiralayan anahtarı teslim almaktan kaçındığı bu dönem için ek kira talep edemez.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382. maddesi kapsamında borçlar hukukuna ilişkin tevdi mahalli belirlenmesi, tevdi edilemeyecek eşyanın satılması ve alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdii işleri çekişmesiz yargı işleri arasında yer alır. Tevdi mahalli tayini talebi çekişmeli bir dava mahiyetinde olmayıp tek taraflı bir hukuki himaye talebidir. Bu sebeple talep mahkemede değişik iş esasına kaydedilir ve duruşma açılmaksızın dosya üzerinden basit inceleme yoluyla karara bağlanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 382Kaynağı aç
MADDE 382- (1) Çekişmesiz yargı, hukukun, mahkemelerce, aşağıdaki üç ölçütten birine veya birkaçına göre bu yargıya giren işlere uygulanmasıdır: a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller. b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller. c) Hâkimin resen harekete geçtiği hâller. (2) Aşağıdaki işler çekişmesiz yargı işlerinden sayılır: a) Kişiler hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Ergin kılınma. 2) Ad ve soyadın değiştirilmesi. 3) Ölüm karinesi sebebiyle (ilgili yerin mülkî amirinin emriyle) nüfus kütüğüne ölü kaydı düşülen kişinin sağ olduğunun tespiti. 4) Gaiplik kararı. 5) Kişisel durum sicilindeki kaydın düzeltilmesi. b) Aile hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Henüz evlenme yaşında olmayanların evlenmesine izin verme. 2) Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi. 3) Evlendirme memurunun, evlenme başvurusunu ret kararına karşı yapılan itiraz. 4) Yeniden evlenmede bekleme süresinin hâkim tarafından kaldırılması. 5) Terk eden eşin ortak konuta davet edilmesi. 6) Eşlerden birinin, evlilik birliğini tek başına temsil etmek konusunda yetkili kılınması. 7) Aile konutu ile ilgili işlemler için diğer eşin rızasının sağlanamadığı hâllerde hâkimin müdahalesinin istenmesi. 8) Mevcut mal rejiminin eşlerden birinin veya alacaklıların talebiyle mal ayrılığına dönüştürülmesi ve sebeplerin ortadan kalkması hâlinde mal ayrılığından eski rejime geri dönülmesi. 9) Paylaşmalı mal ayrılığında boşanma veya evliliğin iptali hâlinde, aile konutu ve ev eşyasını hangi eşin kullanmaya devam edeceği hakkında karar verilmesi. 10) Sağ kalan eşe aile konutu üzerinde ve ev eşyası üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı tanınması. 11) Mal ortaklığında eşlerden birinin mirası reddine izin verilmesi. 12) Ana babaya çocuğun mallarından bir kısmını çocuğun bakım ve eğitimi için sarf etme izninin verilmesi. 13) Velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi. 14) Hâkimin çocuğun mallarının yönetimine müdahale etmesi ve çocuğun mallarının yönetiminin kayyıma devri. 15) Evlilik sona erince velayet kendisinde kalan eşin, hâkime çocuğun malları hakkında defter sunması. 16) Aile yurdunun kurulmasına izin verilmesi, kuruluşun tebliğ ve ilanı, kapatılması hâlinde tapu sicilindeki şerhin silinmesine izin verilmesi, taşınmazın bizzat malik veya ailesi tarafından kullanılması şartına geçici olarak istisna tanınması. 17) 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanuna göre aile mahkemesi hâkimi tarafından karar verilecek tedbirler. 18) Çocuk hâkimi tarafından, çocuğun anası, babası, vasisi, bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya resen çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması. 19) Vesayet işleri. c) Miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Sulh hâkimi tarafından resmî vasiyetname düzenlenmesi; el yazısı ile vasiyetnamenin sulh hâkimi tarafından saklanması; sözlü vasiyetname tutanağının sulh veya asliye mahkemesine tevdiî. 2) Vasiyeti yerine getirme görevlisine görevinin bildirilmesi. 3) Vasiyeti yerine getirme görevlisinin tereke malları üzerinde tasarruf etmesine izin verilmesi. 4) Gaibin mirasçılarına, gaibe düşen miras payının teslim edilmesi. 5) Tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine ulaşmasını sağlamak için önlem alınması. 6) Mirasçılık belgesi verilmesi. 7) Terekenin yazımı işleminin sona erdiğinin mirasçılara bildirilmesi, mirasın reddi beyanının tespiti ve tescili; mirasın reddinin, mirası reddeden kişiden sonra gelen mirasçılara bildirilmesi; mirasın reddi süresinin uzatılması. 8) Terekenin resmî defterinin tutulması. 9) Sulh hâkiminin özellikleri olan eşyanın mirasçılardan birine tahsis edilmesi veya satılmasına karar vermesi. ç) Eşya hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmelerin yapılması. 2) Taşınmaz rehninde alacaklı için kayyım tayini. d) Borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Yetkisi sona eren temsilcinin temsil belgesini mahkemeye teslimi. 2) Borçluya ifa veya teminat göstermesi için süre verilmesi. 3) Tevdi mahalli belirlenmesi veya tevdi edilemeyecek eşyanın satılması. 4) Alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdiî. 5) Ayıplı hayvanın bilirkişi tarafından muayenesi. 6) Mesafeli satımlarda ayıbın tespiti veya ayıplı malın satılmasına izin verilmesi. 7) İşçiye kârdan hisse verilmesini öngören iş sözleşmesinde, mahkemenin işverenin hesaplarını inceleyecek bir kişi tayin etmesi. 8) Eser sözleşmesinde eserin ayıplı olup olmadığının bilirkişiye tespit ettirilmesi. 9) Satılmak için komisyoncuya gönderilen eşyanın hasarının tespiti. 10) Komisyoncu elindeki malın açık artırma ile satışına izin verilmesi. e) Ticaret hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Ticari defterlerin zıyaı hâlinde belge verilmesi. 2) Acentenin müvekkili hesabına teslim aldığı malın Borçlar Kanununa göre satılması. 3) Kollektif şirketin tasfiyesinde tasfiye memuru tayini. 4) Komanditer ortağın talebiyle şirket hesaplarını incelemek için eksper tayini. 5) Anonim şirkette ayni sermaye konulması, tescilden itibaren iki yıl içinde sermayenin onda birini aşan tutarda işletme devralınması ve sermaye azaltılmasında bilirkişi raporu alınması ve mahkemenin izni. 6) Kıymetli evrakın iptali. 7) Eşya taşımada eşyanın hasar ve eksiğinin tespit edilmesi; teslim edilememesi hâlinde Borçlar Kanunu hükümlerine göre satılmasına karar verilmesi; gönderilen eşyanın mahkeme marifetiyle muayenesi. 8) Gemi ipoteğinde, malikin bulunamadığı hâllerde kayyım tayini. 9) Deniz raporu tanzimi. 10) Kırkambar sözleşmesinde geminin hareket gününün mahkeme tarafından tayini. 11) Navlun sözleşmesinde, boşaltma limanında malların hâl ve vaziyetinin, ölçü, sayı ve tartısının ekspere tespit ettirilmesi. 12) Müşterek avaryalarda dispeççi tayini ve dispecin mahkemece tasdiki. 13) Denizcilik rizikolarına karşı sigortalarda zararın ve kapsamının belirlenmesi için bilirkişi tayini. 14) Kooperatiflerde ayni sermayeye değer biçilmesi için bilirkişi tayini. f) İcra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri: 1) İpotekli alacakta alacaklının gaipliği veya alacağı almaktan kaçınması hâlinde, borç tutarının icra dairesine tevdi edilmesi üzerine icra mahkemesi tarafından ipoteğin fekkine karar verilmesi. 2) Doğrudan doğruya iflas. 3) İflasın kaldırılması. 4) İflasın kapanmasına karar verilmesi. 5) Reddolunmuş mirasın tasfiyesinin, mirasçılardan birinin mirası kabul talebi üzerine mahkeme tarafından durdurulması. 6) Konkordato mühleti verilmesi ve komiserin atanması. 7) Konkordatonun tasdiki. 8) Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasında projenin ilanı ve ara dönem denetçisinin atanması. 9) Fevkalade hâllerde, kusuru olmaksızın borçlarını yerine getiremeyen borçluya mühlet verilmesi. g) Çeşitli kanunlardaki çekişmesiz yargı işleri: 1) Nüfus kütüklerinin sayfa birleşim yerlerinin asliye hukuk mahkemesince mühürlenmesi. 2) Noterlerin göreve başlarken mahkemede yemin ettirilmeleri. 3) Noter evrak ve defterlerinden alınarak başka yere gönderilecek örneklerin mahkeme tarafından tasdiki. 4) Kamu görevlilerinin mahkeme huzurunda kanunen yemin etme zorunluluğunun öngörüldüğü diğer durumlar. Görevli mahkeme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 383. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir yasal düzenleme bulunmadığı sürece görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesi de kira ilişkisinden kaynaklanan işlerde sulh hukuk mahkemesinin görevini teyit etmektedir. Bu çerçevede tevdi mahalli tayini talepleri sulh hukuk mahkemesinde incelenir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki

Yetkili mahkeme bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrası tevdi yerini ifa yerindeki hâkimin belirleyeceğini hükme bağlamıştır. Çekişmesiz yargı işlerinde genel yetkiyi düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 384. maddesinde ise kanunda aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu ifade edilmiştir. Tevdi mahalli taleplerinde ifa yeri kuralı öncelikli özel yetki teşkil eder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 384Kaynağı aç
MADDE 384- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Yargılama usulü

Tevdi mahalli tayini talebi çekişmesiz yargı kapsamında yürütüldüğünden, dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk sürecine tabi değildir. Hak sahipleri arabulucuya gitmeksizin doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurabilir.

Kanun Yolu Usulü ve Kararın Yerine Getirilmesi

Sulh hukuk mahkemesinin tevdi mahalli tayini talebi üzerine verdiği karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi'nin vereceği karar kesin nitelik taşır ve bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu kapalıdır.

Tevdi mahalli tayini kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması kararın uygulanmasına ve borçlunun edimi belirlenen yere tevdi etmesine engel teşkil etmez. Karar kesinleşmemiş olsa dahi, borçlu mahkemece belirlenen tevdi mahalline edimi teslim ettiği veya ödemeyi yatırdığı anda borcunu ifa etmiş sayılır.

Tevdi mahalli tayini için zorunlu arabuluculuğa başvurulmalı mıdır?

Hayır, tevdi mahalli tayini talebi Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında çekişmesiz yargı işi sayıldığından başvuru öncesinde zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz ve doğrudan mahkemeye müracaat edilir.

Tevdi edilen para veya eşya sonradan geri alınabilir mi?

Evet, alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini bildirmedikçe veya yapılan işlem bir rehnin ortadan kalkması sonucunu doğurmadıkça borçlu tevdi konusunu geri alabilir; geri alma halinde borç bütün yan haklarıyla varlığını sürdürür.

Ev sahibi anahtarı almazsa yasal tahliye tarihi nasıl kesinleşir?

Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması halinde kiracı tevdi mahalli tayini talep etmelidir; anahtarın tevdi yerine teslimi durumunda kararın kiraya verene tebliğ edildiği tarih yasal tahliye tarihi sayılır.

Tevdi mahalli tayini kararına itiraz edilmesi ödemeyi geciktirir mi?

Hayır, mahkeme kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilmekle birlikte, istinaf kanun yoluna gidilmiş olması borçlunun belirlenen tevdi mahalline ödeme yaparak borcundan kurtulmasına engel olmaz.

Bozulabilir veya saklanması masraflı mallar nasıl tevdi edilir?

Teslim edilecek şey bozulabilirse ya da saklanması önemli gider gerektiriyorsa borçlu alacaklıya önceden ihtarda bulunarak hâkim izniyle malı açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir; piyasa fiyatı varsa ihtar aranmaksızın da satışa izin verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu