Tevdi Mahalli Tayini Kavramı ve Hukuki Dayanağı
Tevdi mahalli tayini, alacaklının haklı bir gerekçe olmaksızın ifayı kabulden kaçınması halinde borçlunun temerrüde düşmesini engelleyen hukuki bir koruma aracıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, alacaklının ifayı kabulde direnmesi durumunda borçlu, ortaya çıkabilecek masraf ve rizikolar alacaklı üzerinde kalmak kaydıyla teslim yükümlülüğü altındaki şeyi belirlenen yere bırakarak borcundan kurtulma imkânına kavuşur. Yetkili hâkim tarafından tayin edilen yere edimin tevdi edilmesiyle birlikte borç ifa edilmiş sayılır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 107Kaynağı aç
Tevdi mahalli tayini müessesesi yalnızca konusu bir şeyin teslimi veya bir para borcunun ödenmesi niteliğindeki edimler için uygulanabilir. Borç konusunun fiziksel olarak teslim edilebilir veya tevdi edilebilir nitelikte bulunması şarttır. Buna karşılık bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin edimler bakımından tevdi mahalli tayini yoluna başvurulamaz.
Borcun birden fazla kişi tarafından müteselsilen üstlenildiği hukuki ilişkilerde, Türk Borçlar Kanunu'nun 106. maddesinin ikinci fıkrası hükmü devreye girer. Buna göre alacaklının müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşmesi, diğer borçlulara karşı da temerrüde düşmüş sayılması sonucunu meydana getirir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 106Kaynağı aç
Tevdi Yeri Belirleme Usulü ve Satış İstisnası
Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasına göre tevdi yerini kural olarak ifa yerindeki hâkim belirler. Aynı fıkrada yer alan yasal istisna uyarınca, ticari mallar hâkim kararı aranmaksızın da bir ardiyeye tevdi edilebilir.
Sözleşmenin konusu olan şeyin niteliği veya işin özelliği tevdi edilmesine uygun düşmezse, teslim edilecek şey bozulabilir nitelikteyse ya da bakımı, korunması veya tevdi edilmesi önemli bir gideri gerektiriyorsa farklı bir yöntem izlenir. Türk Borçlar Kanunu'nun 108. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlu, alacaklıya önceden ihtarda bulunması koşuluyla, hâkimin izniyle borç konusunu açık artırma yoluyla sattırıp satış bedelini tevdi edebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 108Kaynağı aç
Teslim edilecek şeyin borsada kayıtlı bulunması, piyasa fiyatının var olması ya da yapılacak gidere oranla değerinin az olması halinde ise açık artırma yoluyla satış yapılması zorunlu değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 108. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, alacaklıya önceden ihtarda bulunma koşulunu aramaksızın satışa izin verebilir.
Alacaklının Kimliğinde Tereddüt ve Tevdiden Geri Alma
Tevdi hakkı sadece alacaklının ifayı kabulden kaçındığı temerrüt halleriyle sınırlı değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 111. maddesi gereğince borçlunun kusuru olmaksızın alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde tereddüt bulunması ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borcun ifa edilememesi halinde borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi tevdi veya sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 111Kaynağı aç
Tevdi edilen edim alacaklı tarafından kabul edilinceye kadar borç mutlak surette sona ermez. Türk Borçlar Kanunu'nun 109. maddesi gereğince alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamadıkça veya yapılan tevdi işlemi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu tevdi ettiği şeyi geri alabilir. Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür; alacaklının tevdii kabul etmesiyle birlikte ise borç sona erer.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 109Kaynağı aç
Kira Hukukunda Anahtar Teslimi ve Tahliye Tarihinin İspatı
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13564 Esas, 2012/2016 Karar sayılı ilamına göre kural olarak anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamında ise musakkaf taşınmazlar, otomobiller ve kilitli dolaplar gibi şeylerin yasal tesliminin anahtar teslimi suretiyle gerçekleştiği ve teslim ile birlikte kiralanan üzerindeki tasarruf hakkının teslim alana geçtiği açıklanmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2011/13564, K. 2012/2016Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2014/5220, K. 2015/338Kaynağı aç
Kiralanan taşınmazın tahliye edildiği ve teslim olgusunun gerçekleştiğini ispatlama yükümlülüğü kiracıya aittir. Tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde kiracı, kiralananı fiilen boşalttığını ve anahtarı teslim ettiğini İcra ve İflas Kanunu'nun 269/c maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerle kanıtlamak zorundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/683 Esas, 2021/1722 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, anahtar teslimi ve tahliye bu yasal belgelerle kanıtlanamazsa tahliyenin gerçekleşmediği kabul edilir ve kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunur. Ayrıca muhatap tanınmadığı gerekçesiyle tebliğ edilemeden iade dönen fesih bildirimi, kira ilişkisini sonlandıran geçerli bir belge vasfı taşımaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/683, K. 2021/1722Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamı uyarınca yasal anahtar tesliminin bizzat kiralayana verilerek, notere teslim edilerek veya mahkemeden tevdi mahalli tayini kararı alınarak yapılması gerekir. Kiraya verenin anahtarı almaktan kaçınması halinde kiracı tevdi mahalli tayini yoluyla anahtarın adli emanet gibi bir yere teslimini isteyebilir.
Anahtarın tevdi mahalline teslimi halinde, tevdi mahalli kararına ilişkin kararın kiralayana tebliğ edildiği tarih tahliye tarihi sayılır ve taşınmaz bu tebliğ tarihinde kiralayanın tasarrufuna geçmiş kabul edilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2014/5220 Esas, 2015/338 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, kiracının anahtarı alması için kiralayana daha önce ihtarname göndermiş olması durumunda dahi ihtarnamedeki tarih değil, tevdi mahalli kararının kiralayana tebliğ edildiği tarih tahliye tarihi olarak esas alınır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/13564 Esas, 2012/2016 Karar sayılı ilamına göre tebliğ ile saptanan bu tahliye tarihine kadar olan kısım kira alacağına dahil olup, tahliyeden sonraki dönem ise tazminat hukuku kapsamında değerlendirilir ve kiralayan anahtarı teslim almaktan kaçındığı bu dönem için ek kira talep edemez.
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 382. maddesi kapsamında borçlar hukukuna ilişkin tevdi mahalli belirlenmesi, tevdi edilemeyecek eşyanın satılması ve alacaklısı ihtilaflı olan borcun mahkemeye tevdii işleri çekişmesiz yargı işleri arasında yer alır. Tevdi mahalli tayini talebi çekişmeli bir dava mahiyetinde olmayıp tek taraflı bir hukuki himaye talebidir. Bu sebeple talep mahkemede değişik iş esasına kaydedilir ve duruşma açılmaksızın dosya üzerinden basit inceleme yoluyla karara bağlanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 382Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 383. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, çekişmesiz yargı işlerinde aksine bir yasal düzenleme bulunmadığı sürece görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. maddesi de kira ilişkisinden kaynaklanan işlerde sulh hukuk mahkemesinin görevini teyit etmektedir. Bu çerçevede tevdi mahalli tayini talepleri sulh hukuk mahkemesinde incelenir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
Yetkili mahkeme bakımından Türk Borçlar Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrası tevdi yerini ifa yerindeki hâkimin belirleyeceğini hükme bağlamıştır. Çekişmesiz yargı işlerinde genel yetkiyi düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 384. maddesinde ise kanunda aksine hüküm bulunmadıkça talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu ifade edilmiştir. Tevdi mahalli taleplerinde ifa yeri kuralı öncelikli özel yetki teşkil eder.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 384Kaynağı aç
Tevdi mahalli tayini talebi çekişmesiz yargı kapsamında yürütüldüğünden, dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk sürecine tabi değildir. Hak sahipleri arabulucuya gitmeksizin doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurabilir.
Kanun Yolu Usulü ve Kararın Yerine Getirilmesi
Sulh hukuk mahkemesinin tevdi mahalli tayini talebi üzerine verdiği karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi'nin vereceği karar kesin nitelik taşır ve bu karara karşı Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu kapalıdır.
Tevdi mahalli tayini kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması kararın uygulanmasına ve borçlunun edimi belirlenen yere tevdi etmesine engel teşkil etmez. Karar kesinleşmemiş olsa dahi, borçlu mahkemece belirlenen tevdi mahalline edimi teslim ettiği veya ödemeyi yatırdığı anda borcunu ifa etmiş sayılır.
Tevdi mahalli tayini için zorunlu arabuluculuğa başvurulmalı mıdır?
Hayır, tevdi mahalli tayini talebi Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında çekişmesiz yargı işi sayıldığından başvuru öncesinde zorunlu arabuluculuk şartı aranmaz ve doğrudan mahkemeye müracaat edilir.
Tevdi edilen para veya eşya sonradan geri alınabilir mi?
Evet, alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini bildirmedikçe veya yapılan işlem bir rehnin ortadan kalkması sonucunu doğurmadıkça borçlu tevdi konusunu geri alabilir; geri alma halinde borç bütün yan haklarıyla varlığını sürdürür.
Ev sahibi anahtarı almazsa yasal tahliye tarihi nasıl kesinleşir?
Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması halinde kiracı tevdi mahalli tayini talep etmelidir; anahtarın tevdi yerine teslimi durumunda kararın kiraya verene tebliğ edildiği tarih yasal tahliye tarihi sayılır.
Tevdi mahalli tayini kararına itiraz edilmesi ödemeyi geciktirir mi?
Hayır, mahkeme kararına karşı iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilmekle birlikte, istinaf kanun yoluna gidilmiş olması borçlunun belirlenen tevdi mahalline ödeme yaparak borcundan kurtulmasına engel olmaz.
Bozulabilir veya saklanması masraflı mallar nasıl tevdi edilir?
Teslim edilecek şey bozulabilirse ya da saklanması önemli gider gerektiriyorsa borçlu alacaklıya önceden ihtarda bulunarak hâkim izniyle malı açık artırmayla sattırıp bedelini tevdi edebilir; piyasa fiyatı varsa ihtar aranmaksızın da satışa izin verilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

