Nişanlılık Hediyelerinin İadesi Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Nişanlılık Hediyelerinin İadesi Davası ve Şartları

Nişanlılık Hediyelerinin İadesinin Hukuki Dayanağı ve Koşulları

Evlilikle sonuçlanmayan nişanlılık ilişkilerinde, tarafların karşılıklı olarak sundukları veya aileleri ile onlar gibi hareket eden kimselerin karşı tarafa sağladığı mutad dışı kazanımların geri verilmesi istenebilir. Türk Medenî Kanunu'nun 122. maddesinin birinci fıkrasına göre bu talebin ileri sürülebilmesi, nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermiş olması ve dava konusu eşyanın olağan sınırları aşan nitelik taşıması şartına bağlıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 122Kaynağı aç
Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. IV. Zamanaşımı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/16963, K. 2017/8244Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/16963 E.  ,  2017/8244 K. "İçtihat Metni" Davacı-k.davalı … ile davalı-k.davacı … aralarındaki alacak ve tazminat davasına dair…. 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17/06/2015 günlü ve 2015/6 Esas-2015/501 Karar sayılı hükmün gerekçe değiştirilerek onanması hakkında dairece verilen 25/05/2016 günlü ve 2015/13654 Esas-2016/8150 Karar sayılı ilama karşı davacı-k.davalı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı-karşı davalı, asıl dava dilekçesinde; davalı ile 2013 yılı Ekim ayında nişanlandıklarını ve yaklaşık 7 ay nişanlı kaldıklarını, nişanlanma nedeniyle davalıya yöresel mutad çeşitli hediyeler ile bunların yanında değerleri çok yüksek ziynet eşyalarının Hediye edildiğini, ne var ki davalı tarafın evliliğin gerçekleşmesi için bir ev ve bir dükkan verilmesi şart koştuklarını, kendisinin bu talebi karşılayacak durumda olmadığının bildirilmesi üzerine de davalının nişanı bozduğunu, bunun üzerine davalı tarafın ziynet eşyaları dışındaki diğer hediyeleri iade etmesine karşın ziynet eşyalarını iade etmediğini belirterek, nişan nedeniyle davalıya verilen toplam 453 gr 22 ayar ziynet eşyası ile 1 kelep inci ve 22 ayar altın klipsinin davalıdan aynen, olmadığı takdirde bedeli olan 37.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı-karşı davalı, birleşen (2015/89 esas sayılı) dava dilekçesinde; nişanın davalı tarafından bozulmuş olması nedeniyle kişilik haklarının zarara uğradığını belirterek, uğradığı manevi zararın tazmini için 15.000 T tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı, cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı ile görücü usulü ile tanışıp nişanlandıklarını, davacının ilk zamanlar, evlendiklerinde ayrı bir konutta yaşayacakların vaat ettiği halde daha sonraları ailesi ile aynı konutta yaşayacaklarını söylediğini, kendisinin bu durumu kabul etmemesi üzerine davacının nişanı bozduğunu, bunun üzerine, nişanlanma sürecinde hediye edilen eşyaların davacının ailesi tarafından teslim alındığını, ziynet eşyalarının ise bir süre sonra babası Kasım Boztaş vasıtasıyla davacının abisi olan Gökhan Kanal'a teslim edildiğini, nişan bozulmasından sonra kendisinin psikolojik olarak zor günler geçirdiğini, toplumda nişanı atılan kız olarak yaftalandığını ve kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, asıl davanın reddini, karşı dava yönünden ise 15.000,00 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsilini dilemiştir. Mahkemece, asıl dava yönünden, davalı–karşı davacı tanıklarının dava konusu hediyelerin iade edildiğine ilişkin beyanları ve davalı–karşı davacının yemin eda etmesi gerekçesiyle ispatlanamadığından; birleşen ve karşı davanın ise, nişanın bozulmasında tarafların eşit kusurlu olduğu, nişanın bozulması nedeniyle olağandan fazla bir zararının doğmadığı, kişilik haklarının saldırıya uğramadığı gerekçesiyle ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hükmün, davacı-birleşen davacı-karşı davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.05.2016 tarih, 2015/13654 E., 2016/8150 K. Sayılı ilamı ile; "…Mahkemece; ''asıl dava, hediyelerin davalı tarafından davacının kardeşine iade edildiği ve davalı- karşı davacının iadeye ilişkin yemin ettiği…'' gerekçesi ile reddedilmiştir. Oysa mahkemece; ''TMK.'nun 122/1.maddesinde 'Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.' şeklinde düzenlendiği, bu itibarla nişan hediyelerinin ancak verenler tarafından geri istenebileceği, davacı – karşı davalı … anne İnayet Kanal' ın '…Ben nişanda 1 adet set takımı, 6 adet şam bilezik, 2 adet lazer, 1 adet…. burması (150 gr), 1 adet inci takımı taktım. Altın olarak toplam bunları taktık…' şeklindeki beyanıyla, dava konusu hediyelerin tamamının kendisi (tanık) tarafından davalı – karşı davacı tarafa verildiğini beyan ettiğinden, davacı- karşı davalının hediyelerin iadesini isteyemeyeceği" gerekçeleri ile asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yukarıdaki gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle, hükmün gerekçesi değiştirilerek onanmasın karar verilmiş, davacı-birleşen davacı-karşı davalı taraf süresi içinde kararın düzeltilme isteminde bulunmuştur. Karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan incelemede; Temyize konu uyuşmazlık, asıl dava yönünden nişan hediyelerinin iadesi istemine ilişkindir. TMK'nun 122.maddesi; "Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir" hükmüne amirdir. Davacı taraf, nişanda davalı-karşı davacıya hediye edilen ziynet eşyalarının, nişanın bozulması sebebiyle iadesi isteminde bulunmuş, mahkemece, altınların davalı-karşı davacı tarafça davacı- karşı davalıya iade edilmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Dairemizin 25.05.2016 tarih, 2015/13654 E., 2016/8150 K. Sayılı ilamı ile, ziynet eşyalarının davacı tarafça değil davacının annesi tarafından takılmış olduğundan, bu altınların iadesinin davacı tarafça istemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi gerektiği açıklanmıştır. Oysa, nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Ana-babanın ya da onlar gibi davrananların nişanlı adına taktıkları takılar, davacı nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması durumunda da bizzat talep edilebilir. Örf ve adete göre, nişan törenlerinde, takıların, nişanlıların birbirine bizzat takmalarından çok, genelde bir aile büyüğü veya ana-baba veya kardeşlerden biri tarafından takıldığı bir gerçekliktir. O halde, davacı adına hareket eden ana-baba veya kardeşleri tarafından takılan takıların davacı nişanlı adına takılmış olduğu ve onun tarafından iadesinin istenebileceğinin kabulü gerektiği açıktır. Bu itibarla, Dairemizin 25.05.2016 tarih, 2015/13654 E., 2016/8150 K. Sayılı bozma kararındaki değerlendirmenin hataya dayandığı sonucuna varıldığından; HUMK'nun 440. maddesi gereğince davacı-karşı davalı tarafın karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 25.05.2016 tarih, 2015/13654 E., 2016/8150 K. Sayılı gerekçe değiştirilerek onama ilamının kaldırılarak, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve yasaya uygun…. 2. Aile Mahkemesinin 17.06.2015 günlü 2015/6 E. 2015/501 sayılı kararının ONANMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 29.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Nişanın bozulması nedeniyle alışılmışın dışındaki hediyelerin geri alınması davalarında tarafların kusur durumu aranmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/17223 Esas, 2014/2072 Karar sayılı ve 2012/21802 Esas, 2012/25912 Karar sayılı ilamlarında açıklandığı üzere, hediyelerin geri istenebilmesinde nişanlılardan birinin nişanın bozulmasında kusurlu olup olmaması önem taşımaz; nişanın sona ermesine kendi kusuruyla yol açan taraf dahi vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep etme hakkına sahiptir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/17223, K. 2014/2072Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2013/17223 E.  ,  2014/2072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BURSA 4. AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2013 NUMARASI : 2010/1599-2013/494 Taraflar arasında görülen nişan bozulması nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalılar-k.davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar-karşı davalılar vekili, müvekkili Nurdan ile davalı Furkan'ın 2009 yılında nişanlandığını, ev kiralanıp eşyalar alındıktan sonra davalı Sevinç'in telefon ile arayarak nişanı bozduklarını söyleyerek müvekkillerine hakaret ettiğini, müvekkiline ait buzdolabı ile çeyiz eşyalarının gönderildiğini, diğer beyaz eşyaların gönderilmediğini, daha sonra davalı Furkan'ın başka biri ile nişanlandığını öğrendiklerini, müvekkili Nurdan'ın çevresine karşı küçük düştüğünü, onurunun kırıldığını, müvekkilleri Kıymet ve İbrahim'in de davalı Sevinç tarafından gerek telefonda gerekse mektupla manevi değerleri, onurları ve kişilik haklarının zedelenecek şekilde hakarete uğradıklarını ileri sürerek, nişanın bozulmasından dolayı müvekkili İbrahim tarafından alınan beyaz eşyaların iadesine veya 2.000,00 TL tutarındaki bedelinin iadesine, müvekkili İbrahim için 750,00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminat ile Kıymet için 1.000,00 TL, Nurdan için 2.500,00 TL manevi tazminata hükmedilerek davalılardan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar-karşı davacılar vekili, davacıların müvekkilinin ekonomik durumunu bilmelerine rağmen ev ve mobilyalar konusunda zorluk çıkardıklarını, müvekkilinin nişanlısının kendisinden habersiz şekilde hareket etmesi nedeniyle esnafın karşısında küçük düştüğünü, ayrıca müvekkilinin arkadaşına evi göstermek için getirdiğinde davalı Nurdan'ın hakaret ettiğini, davalılar İzmir'e döndükten bir hafta sonra nişanı bozduklarını telefon ile bildirerek eşyaları istediklerini, müvekkillerinin karşı tarafa ait eşyaları gönderdiklerini, müvekkillerinin de takılan bileziği geri istediklerini ancak karşı tarafın bileziği iade etmediklerini, nişanın bozulmasında müvekkillerinin bir kusurunun bulunmadığını, davalı Nurdan'ın daha öncede nişanlanıp ayrıldığını, nişanı bozduktan 3-4 ay sonra başka biri ile sözlendiğini, davalı Nurdan'ın kişilik haklarının zedelenmediğini, davalı İbrahim'in talep ettiği maddi tazminatların ise yersiz olduğunu, beyaz eşyaların bilezik karşılığı tutulduğunu, bileziğin iade edildiği takdirde eşyaların geri verileceğini belirterek, davanın reddi ile, müvekkili Furkan için 5.000,00 TL manevi, 9.325,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, Karşı davanın reddine, Davanın kısmen kabulü ile; bir çamaşır makinası 1.300,00 TL, bir fırın 250,00 TL değerinde olan eşyaların davalılar tarafından davacılara aynen iadesine ya da toplam 1.550,00 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve kusur durumları gözetilerek davacı İbrahim için 1.000,00 TL, davacı Kıymet için 1.000,00 TL, davacı Nurdan için 2.000,00 TL manevi tazminatın karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan alınarak davacılara verilmesine, davacı İbrahim'in maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar-karşı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar-karşı davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 1-TMK'nun 121.maddesine göre, nişanın bozulmasından kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan (nişanlıdan) manevi tazminat olarak uygun bir miktarda para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır. Nişanın bozulmasının, taraflarda üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Bir kere nişanlandıktan sonra tazminat ödeme tehdidi altında bulunmak suretiyle evlenmeyi taraflar için zorunlu hale getirebilecek şekilde manevi tazminata hükmedilemez. Ancak nişanın bozulması nedeni ile fahiş bir zarar doğmuş ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Medeni Kanun'un 6.maddesi gereğince, "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." buna göre davacının, kişilik haklarının ihlal edildiğini kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep edenler nişanı bozulan Nurdan ile birlikte Nurdan'ın annesi Kıymet ve babası İbrahimdir. Mahkemece her üç davacı lehine de manevi tazminata hükmedilmiştir. Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep hakkı bulunanın TMK'nun 121. md. gereğince Nurdan olduğu, anne ve babasının bu nedenle manevi tazminat talep edemeyeği hususu mahkemece dikkate alınmamıştır. Davacı Nurdan nişanın bozulması nedeniyle TMK'nun 121. md gereğince manevi zarara uğradığını ispat edememiştir. Davalının salt nişanın bozulmasına sebebiyet vermesi nedeniyle, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek, davacı Nurdan'ın iddiasını ispat edemediği kabul edilip, diğer davacılar olan anne ve babanın nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkı bulunmadığı dikkate alınmadan, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 2-TMK'nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Alışılmış mutad hediyelerden kasıt; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Nişan hediyelerinin mutad sayılabilmesi, yöresel örf ve adete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fazla olmayan hediyelerden olmasına bağlıdır ve bu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın ve ziynet eşyası mutad hediye kapsamında olmayıp, iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir. O halde mahkemece, açıklanan ilkeler gereğince davalı tarafından nişanda davacıya takıldığı ispatlanan bir adet bileziğin aynen, aynen olmadığı takdirde bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece nişanda takılan bileziğin olağan hediyelerden olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/21802, K. 2012/25912Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/21802 E.  ,  2012/25912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin aynen almazsa bedeli olan 7.500 TL'nin iadesi ile 2.557,32 TL maddi, 2.000 TL manevi olmak üzere toplam 4.557,32 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili; müvekkillerinden … ile davalının 21.02.2010 tarihinde nişanlandıklarını, nişanda davalıya 2 adet bilezik, 1 adet 14 ayar set, alyans ve taşlı yüzük takılıp muhtelif hediyelerin verildiğini, ayrıca gerçekleşecek evlilik için çeşitli harcamalar yapıldığını, ancak davalının kusuru ile nişanın bozulduğunu ileri sürerek; hediyelerin aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 7.500 TL ile 2.337 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 12.057,32 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, nişanın bozulmasına davacı …’ın sebebiyet verdiğini, bu nedenle davacı … aleyhine manevi tazminat istemi ile açılan davanın devam ettiğini, ayrıca nişanda müvekkiline takılan takı ve hediyelerin mutad eşyalar olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; nişanın bozulmasında davalının kusurunun bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine dair verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizce “Nişan hediyelerinin geri istenebilmesi için nişanın bozulmasında nişanlılardan birinin kusurlu olup olmamasının önemli olmadığı” gerekçesi ile bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulü ile nişan hediyesi olarak verilen 2 adet 22 ayar bilezik bedeli 2.183, 27 TL ile 1 adet tek taş yüzük bedeli olan 122,50 TL nin davalıdan tahsiline, fazla istem ile davacı …’ın manevi tazminat isteminin reddine, davacı …’ın manevi tazminat istemi yönünden ise mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, tarafların sair temyiz itirazları yerinde değildir.Nişan hediyelerinin iadesi esas itibariyle nedensiz zenginleşme hukukuna tabidir. Özel bir nedensiz zenginleşme hükmü olarak kabul edilmekte olan TMK. nun 122/2 maddesine göre;”Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.”. Buna göre de iade, hediyeyi verenin mal varlığında olan noksana göre değil, özellikle alanın malvarlığında iade zamanında mevcut olan fazlalığa göre belirlenir. Bu nedenle kural olarak; nişanlıya verilen alışılmışın dışındaki (mutad) hediyelerin aynen, mümkün olmaması halinde ise bedelinin iadesine hükmedilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek hediyelerin bedelinin iadesine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bundan ayrı, davacı tarafından davalıya verilen ve alışılmış hediye kapsamında olmayan 14 ayar altın setin de iadesine karar verilmesi gerekirken, bu hediye hakkındaki istemin reddedilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan davacılar, nişan hediyelerinin aynen iade edilememesi halinde bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline talep etmiştir. Ne var ki mahkemece, davacıların faize yönelik istemi bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir. Ayrıca, dava kısmen kabul edildiğine göre vekil ile temsil edilen davalı lehine davanın reddedilen kısmı üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken, bu yönün gözardı edilmesi de doğru değildir.Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Alışılmış ve Alışılmışın Dışındaki Hediye Ayrımı

Kanun kapsamında geri istenebilecek hediyeler yalnızca alışılmışın dışındaki hediyelerdir. Alışılmış hediyeler; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Elbise veya ayakkabı gibi giyilmek ve kullanılmak suretiyle eskiyen yahut tüketilen eşyaların nişanın bozulması üzerine iadesine kural olarak karar verilemez. Bir hediyenin alışılmış sayılıp sayılmayacağı, yöresel örf ve âdete uygun bulunması yanında maddi değerinin günün koşullarına göre fazla olmamasına bağlıdır ve bu durum tarafların mali ve sosyal durumlarıyla değerlendirilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/2469, K. 2016/521Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/2469 E.  ,  2016/521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki (asıl davada) nişan hediyelerinin iadesi, (karşı davada ise) nişan bozmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Asıl davacı (karşı davalı) … vekili dilekçesinde; davalının davacının babasının hastalığını bahane ederek 19/09/2012 tarihinde nişanı bozduğunu, taraflar arasında karşılıklı tartışmalar yaşandığını, nişanlıların tekrar bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, nişan töreni yapılırken ve nişanlılık döneminde 4 adet lale modeli burma bileziği davacının davalı tarafa nişan hediyesi olarak verdiğini, davacının sözlü taleplerine rağmen davalının nişan hediyelerini geri vermediğini belirterek, nişan hediyelerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, mümkün olmaması halinde hediyelerin toplam tutarı olan 12.000 TL'nin davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Karşı davada ise, davacı (davalı) … vekili karşı dava dilekçesinde; 12/07/2012 tarihinde aileler arasında söz kesildiğini, 15/08/2012 tarihinde …, …,ve … ile nişan alışverişine çıktıklarını, davacının davalıyı nişan elbisesi alınırken herkesin içinde aşağıladığını, nişan alışverişi bitmeden çok sıkıldığını bahane ederek çarşıda davalıyı (karşı davacıyı) bıraktığını, 18/08/2012 tarihinde davacı ile davalının kuyumcuya gittiklerini ve orada 3 tane lale modeli 76,80 gr. bilezik aldıklarını, 21/08/2012 tarihinde nişan töreninin yapıldığı salonda davalının davacının omuzlarından tutarak kendi akrabalarına hitaben "iyi bakın bir eksiği varmı, her şeyi tamam mı, kullanılmış olmasın" diyerek küçük düşürdüğünü, davacının yasal ve geleneksel zorunluluklarından kaçtığını, davalının olumsuz konuşma ve davranışlarının nişanın bozulmasına sebebiyet verdiğini, davacının dava dilekçesinde talep ettiği 4 adet lale modeli burma bilezik olmadığını 3 adet burma bilezik hediye edildiğini, 1 adet bilezik, diğer takılar, nişan elbisesi, ayakkabı ve çantası ile tüm nişan hediyelerinin davacıya iade edildiğini, 2 adet lale model bileziği davalının yapmış olduğu masraflara mahsuben iade edilmediğini belirterek, davanın reddine, karşı davanın kabulüne, 3.655 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-(karşı davalıdan) tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, Davacı vekilinin açtığı davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3 Adet 25 gramlık 22 ayar lale model bileziğin davalı tarafından davacıya aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı taktirde ziynet eşyalarının toplam değeri olan 7,275,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin manevi tazminat talebine yönelik açtığı davada talebin kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, karşı davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin açtığı davada talebin kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddine, 650,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı (karşı davacı) vekilinin tüm, asıl davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; davalı (karşı davacı) lehine hükmolunan maddi tazminat yönünden yapılan incelemede; Davalı (karşılık davacı), davacıya alınan alyans, takım elbise kravat, gömlek bedeli ile düğün için alınan ütü, bulaşık makinesi, yatak örtüsü, pike takımı, nevresim, akfil kumaş, mitillik ve havlu takımı bedeli ve nişan için tutulan salon bedelini talep etmiştir. Mahkeme tarafından da, salon için ödenen 650 TL yönünden karşı davacının maddi tazminat istemi kabul edilmiştir. Diğer talepler yönünden maddi tazminat istemi reddedilmiştir. TMK'nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen (elbise, ayakkabı vs. gibi) eşyaların iadesine karar verilemez. Bu itibarla, karşı davacı (asıl davalı) tarafından nişan için kiralanan salon bedeli yönünden verilen kabul kararında bir isabet bulunmamaktadır. Karşı davacı (davalının) maddi tazminat davasının reddi gerekirken; salon kira bedeli yönünden verilen kabul kararı isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/17223 Esas, 2014/2072 Karar sayılı ilamı uyarınca nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın ve ziynet eşyaları alışılmışın dışındaki hediyelerden kabul edilir ve iadesi gerekir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/21802 Esas, 2012/25912 Karar sayılı ilamında da nişan hediyesi olarak verilen altın setin alışılmış hediye kapsamında bulunmadığı ve iadesinin gerektiği belirtilmiştir. Buna karşılık nişan yüzüğü yerleşik uygulamada alışılmış hediye kapsamında değerlendirildiğinden, nişanın bozulması üzerine geri verilmesi istenemez.

Aynen İade, Sebepsiz Zenginleşme ve İlamın İcrası

Nişanlılığın sona ermesi durumunda alışılmışın dışındaki hediyelerin öncelikle aynen, mevcut değilse mislen geri verilmesi esastır. Türk Medenî Kanunu'nun 122. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/21802 Esas, 2012/25912 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre yapılacak iade verenin mal varlığındaki eksilmeye göre değil, alan tarafın mal varlığında iade anında mevcut olan fazlalığa göre belirlenir.

Ziynet eşyalarının aynen iadesine karar verilmesi durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu'nun 24. maddesi gereğince hüküm fıkrasının infazda duraksama yaratmayacak açıklıkta olması zorunludur. Hükümde aynen iadesine karar verilen eşyaların cinsi, niteliği, özellikleri, ayar ve gram ağırlıkları ile her birinin değerinin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Bir taşınırın teslimine dair ilam icraya konulduğunda borçluya yedi gün içinde teslim emri tebliğ edilir; taşınır borçlunun elinde bulunamazsa ilamda yazılı değeri alınır ve ödenmediği takdirde haciz yoluyla tahsil edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 18/2/1965-538/14 md.) Bir taşınırın teslimine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru bir icra emri tebliği suretiyle borçluya yedi gün içinde o şeyin teslimini emreder. İcra emrinde; alacaklı ve borçlunun ve varsa mümesillerinin adları ve soyadları ile şöhret ve yerleşim yerleri hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunun şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yoliyle ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirilmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır.[13] Borçlu, bu emri hiç tutmaz veya eksik bırakır ve hükmolunan taşınır veya misli yedinde bulunursa elinden zorla alınıp alacaklıya verilir. Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yoliyle tahsil olunur. Taşınır malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra memuru tarafından haczin yapıldığı tarihteki rayice göre takdir olunur.[14] Hükmolunan taşınırın değeri, borsa veya ticaret odalarından, olmıyan yerlerde icra memuru tarafından seçilecek bilirkişiden sorulup alınacak cevaba göre tayin edilir. İlgililerin bu hususta icra mahkemesine şikayet hakları vardır. (Mülga yedinci fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) Çocuk teslimi:
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Hediyelerin aynen iadesi mümkün olmayıp bedeline hükmedilecekse faiz başlangıcı temerrüt durumuna göre tayin edilir. Dava açılmadan önce ihtarname gönderilerek borçlu temerrüde düşürülmüşse, hükmedilecek bedele ilişkin yasal faizin karar tarihi yerine temerrüt ihtarı tarihinden itibaren başlatılması gerekir.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı Süresi

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca Türk Medenî Kanunu'nun aile hukukundan doğan dava ve işleri Aile Mahkemelerinde görülür. Bu çerçevede nişan hediyelerinin iadesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir; müstakil aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise dava Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.

4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,[2] 2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, 3. Kanunlarla verilen diğer görevler. Uzmanlardan yararlanma[3]

Türk Medenî Kanunu'nun 123. maddesi gereğince nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Hediyelerin geri verilmesini talep eden tarafın bu bir yıllık zamanaşımı süresi içinde yasal yollara başvurması gerekir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ AYIRIM EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ A. Ehliyetin koşulları I. Yaş

İspat Yükü, Deliller ve Savunmaların Değerlendirilmesi

Türk Medenî Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İspat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu ileri süren veya bu doğrultuda savunmada bulunan tarafa düşer. Nişan hediyelerinin davalıya verildiği ve nişanın bozulmasından sonra iade edilmediği olgusu her türlü delille kanıtlanabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat

Davalının kendisine verildiğini kabul etmediği hediyelerin verildiğini ispat yükü davacıdadır. Buna karşılık hediyelerin nişanda kendisine takıldığını ikrar eden davalının bu hediyeleri iade ettiğini savunması halinde iade olgusunu ispatlama yükü davalıya geçer. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/19933 Esas, 2018/6468 Karar sayılı kararına göre, kendisine takılan ziynetleri iade ettiğini savunan davalı bu iade olgusunu ispatlamakla yükümlüdür. Nişanda takılan ziynetlerin sahte olduğunu ileri süren davalı taraf da sahtelik iddiasını ispatla yükümlüdür.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/19933, K. 2018/6468Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/19933 E.  ,  2018/6468 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki nişan hediyelerinin iadesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, kına gecesinde davalının takıları bahane ederek nişanı bozduğunu, bunun üzerine karşılıklı tartışmalar yaşandığından tekrar bir araya gelmelerinin mümkün olmadığını, gerek nişan töreni yapılırken gerekse nişanlılık döneminde davalıya altınbaş tek taş yüzük, aris beş taş yüzük, altın bileklik, pırlanta kolye ve altın küpenin nişan hediyesi olarak verildiğini, ancak nişandan sonra hediyelerin iade edilmediğini belirterek hediyelerinin aynen iadesini mümkün olmaması halinde hediyelerin tutarı olan 8.238,26 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, nişanda kendisine alyans, bir adet altın künye, tek taş yüzük ve yüzük yanında promosyon olarak verilen gümüş bir kolye takıldığını, 03.08.2014 tarihinde kına geceleri, 09.08.2014 tarihinde de düğünlerinin olacağını, düğünden önce davalının annesinin yıllar önce aldığı ve kasada sakladığı set takımını kendisine taktığını, ancak beğenmediğini, değiştirecekler diye düşündüğü için yanına aldığını, davacının değiştirmemesi üzerine set takımını takmak istemediğini söyleyip kutu içerisinde kendisine takılan altınları iade ettiğini, sadece alyansının kaldığını, dava dilekçesinde belirtilen takılardan hiçbirinin kendisinde olmadığını, nişanlarını gösterir cd izlendiğinde üzerinde takı olmadığının görüleceğini, nişanı kendisinin bozmadığını ve iade edecek takı bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının nişanda kendisine alyans, bileklik, bir adet yüzük ve gümüş bir kolyenin takıldığını fakat alyansın dışında iade edilecek takının bulunmadığını tevil yolu ile ikrar ettiği, davalının ikrarı ile ispat yükünün yer değiştirdiğini, davalının davacıya dava dilekçesinde bahsi geçen takıları iade ettiğine dair tanık beyanları ile kına görüntülerini delil olarak sunduğu, davalı tanıklarının beyanlarına ve mahkemece izlenen CD kayıtlarına göre davalının üzerinde kına gecesinde alyans dışında hiç bir takının bulunmadığı, nişan boyunca da davacının ailesi tarafından hiç takı takılmadığı, davalının uhdesinde bulunan alyansın da mutad hediye olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava nişanın bozulması nedeniyle hediyelerin iadesi talebine ilişkindir. TMK'nın 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre, geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Somut olayda, davalının kendisine alyans, bir adet altın künye, tek taş yüzük ve gümüş bir kolye takıldığını ikrar ederek ispat yükünü üzerine aldığı, davalının kınadan önce kendisine takılan set takımını beğenmemesi nedeni ile set takımı ile kendisine takılan diğer takıları davacı ve ailesine iade ettiğini beyan ettiği, iade hususun davalının ispatına muhtaç olduğu, davalının ise delil olarak tanık ve nişan görüntülerine dayandığı, davalı tanıklarının kına günü davalının üzerinde alyans dışında bir takı olmadığını, davacı ailesi tarafından takı takılmadığını, kına öncesi takılan set takımının ise davacıya iade edildiğini beyan ettikleri, kına görüntülerinden ise davalının üzerinde alyans dışında takı olmadığı anlaşılmıştır. Davalının set takımını beğenmeyerek davacıya iade ettiği ve davacının da dava dilekçesinde set takımının iadesini talep etmeyerek bu hususu kabul ettiği(küpesi hariç) davalının nişanda kendisine takılan ve dava konusunu oluşturan set dışında kalan takıları halen iade etmesinin olağan karşılanamayacağı, davalının kına gecesinde takıları takmamış olmasının davacıya iade ettiği anlamına gelmeyeceği ayrıca davalının takıları iade ettiği ana ait bir delilin olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda bu hali ile takıların iade edildiğinin davalı tarafından ispat edilemediği açıktır. Mahkemece set dışında kalan takılar yönünden davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Nişan törenlerinde takılan takıların bizzat davacı nişanlı tarafından takılması zorunlu değildir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/16963 Esas, 2017/8244 Karar sayılı kararı doğrultusunda, ana ve babanın yahut onlar gibi hareket eden yakınların nişanlı adına taktığı ziynet eşyaları hukuken nişanlı tarafından takılmış sayılır ve nişanın bozulması halinde bizzat o nişanlı tarafından dava yoluyla istenebilir. Yargılamada törene ilişkin video kayıtları ve fotoğraflar delil olarak sunulabilir; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/21137 Esas, 2012/26186 Karar sayılı ilamı doğrultusunda bu görsel kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak takılan eşyalar tespit edilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/21137, K. 2012/26186Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/21137 E.  ,  2012/26186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin aynen iadesi, iade olmadığı takdirde 21.200,00 TL ile 3.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı … yönünden feragat nedeniyle reddi, davalı … yönünden kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının bir süre önce nişanlandığı davalının nişanı sebepsiz yere bozduğunu, araya 3.kişilerin girmesine rağmen davalının kararından dönmediğini ve nişan bozulduktan sonra hediyelerin geri iade edilmediğini belirterek, nişan hediyelerinin aynen iadesi, iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 21.200,00 TL bedeli ile 3.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, nişanın bozulmasına davacının sebep olduğunu, kusurlu hareketleri ile nişanı bozan davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağını ve davalı tarafa takılan ziynet eşyalarının nişan hediyesi olarak mutad hediye kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davalı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden; davacı tarafından iadesi istenilen hediyelerden 1 adet trabzon set takımı dışındaki hediyelerin tamamının mutad hediye olduğu bu nedenle iadesinin gerekmediği, 3.kişiler tarafından verilen nişan hediyelerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığı ve nişanın bozulmasında davacının kusurlu olduğu anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, 1 adet trabzon set takımının davacıya aynen iadesine, aynen iade edilmediği takdirde 10.350,00 TL bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, TMK'nun 122.maddesi; "Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir" hükmüne amirdir. Kural olarak, anılan madde hükmüne göre, nişanın bozulması sebebiyle hediyelerin geri alınması istemine dair davalarda kusur aranmaz. Mutad dışı hediyeler ise aynen iade edilir. Aynen iade mümkün değil ise, karşılığı olan bedel sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre de, nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyası mutat hediye kapsamında olmayıp iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir. Dosya kapsamından; davalılar vekilinin 06.06.2012 havale tarihli dilekçesinde, davalı nişanlı …'a takılan … set takımı, bir adet kol saati, alyans, bir adet tek taş yüzük, bir adet kolye ve 2 adet çeyrek altının mutad hediyelerden sayılıp iadesinin gerekmediğini belirterek bu altınların davalıda bulunduğunu ve davacı tarafa iade edilmediğini kabul ettikleri anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, her iki tarafın da delil olarak dayandığı ve davacı tarafından dosyaya sunulan nişan törenine ilişkin CD ve fotoğraflar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, dinlenen tanık beyanları ile davalı beyanları dikkate alınmak suretiyle davacı tarafından, davalıya takılan mutad hediye kapsamında olmayan ziynet eşyaları yönünden aynen veya bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekirken, 1 adet trabzon set takımı dışındaki hediyelerin tamamının mutad hediye olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargılamada dinlenen tanığın doğru söylediği asıl olup tanık beyanına itibar edilmemesi halinde mahkemenin bunun somut gerekçesini kararda tartışması gerekir. Ayrıca hediyelerin niteliği ve değerinin tespitinde alanında uzman bilirkişiden rapor alınması zorunludur; uzmanlığı bulunmayan kişilerin düzenlediği raporlara dayanılarak hüküm tesis edilemez. Öte yandan takılan takıların yenileriyle aynı olması amacıyla nişan töreni akşamı iade edildiği ve aylar süren nişanlılık boyunca tekrar takılmadığı savunması hayatın olağan akışına aykırı kabul edilir.

Başlık Parasının Hukuki Niteliği

Evlenme vaadiyle veya nişan ilişkisi kapsamında başlık parası adı altında verilen mal veya para, Türk Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi kapsamında hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilmiş sayılır. Kanun gereğince hukuka veya ahlaka aykırı bir amacın gerçekleşmesi için verilen şeyler geri istenemez ve bu ödemeler çeyiz parası olarak nitelendirilemez; açılan davada hâkim bu değerin Devlete mal edilmesine karar verebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 81Kaynağı aç
MADDE 81- Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir. D. Zamanaşımı
Nişanın bozulmasında kusurlu olan taraf hediyelerin iadesini isteyebilir mi?

Evet, nişanın bozulmasında kusurlu olan taraf da vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep edebilir; zira hediyelerin geri verilmesi davalarında kusur aranmaz.

Nişan yüzüğü nişan bozulduğunda geri istenebilir mi?

Nişan yüzüğü alışılmış hediye kapsamında kabul edildiğinden kural olarak geri istenemez; yüzük dışındaki tüm altın ve ziynet eşyaları ise alışılmışın dışında sayılarak iadeye tabi tutulur.

Nişan hediyelerinin iadesi davası hangi sürede açılmalıdır?

Nişanlılığın sona ermesinden doğan hediye iadesi davaları Türk Medenî Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca nişanın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmalıdır.

Nişanda hediye edilen eşyaların verildiği nasıl ispatlanır?

Nişan hediyelerinin verildiği ve iade edilmediği olgusu tanık beyanları, nişan töreni video kayıtları ve fotoğraflar dahil her türlü delille ispatlanabilir.

Hediye edilen ziynet eşyası elden çıkarılmışsa iade nasıl gerçekleşir?

Hediye aynen veya mislen mevcut değilse sebepsiz zenginleşme kuralları uygulanır ve iade tutarı hediyeyi alan tarafın mal varlığında iade anında mevcut olan fazlalığa göre belirlenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu