Tevdi Mahalli Tayini Davası ve Hukuki Başvuru Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Tevdi Mahalli Tayini Davası ve Hukuki Başvuru Şartları

Tevdi Mahalli Tayini Kavramı ve Başvuru Koşulları

Borçlunun ifa amacıyla hazırladığı yapma veya verme edimini usulüne uygun olarak sunmasına rağmen alacaklının haklı bir gerekçe bulunmaksızın bu edimi kabulden yahut ifanın gerçekleşmesi için gereken hazırlık fiillerini yerine getirmekten kaçınması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 106 gereğince alacaklı temerrüdünü doğurur. Alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlu, hasar ve masraflar alacaklı tarafa ait olmak üzere borç konusunu mahkemece belirlenen yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir (TBK m. 107). Borçlunun bu yola başvurabilmesi için alacaklının temerrüde düştüğünü usulünce ispatlaması zorunludur; temerrüt koşulu gerçekleşmedikçe tevdi yeri tayini koşulları oluşmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 107Kaynağı aç
MADDE 107- Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. b. Satma hakkı
İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/473, K. 2025/1230Kaynağı aç
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/473 KARAR NO : 2025/1230 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2022/427 Esas 2022/825 Karar TALEP EDEN : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tevdi Mahalinin Belirlenmesi (TBK M.107) BAM KARAR TARİHİ : 19/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/06/2025 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile karşı taraf arasında ticari ilişki mevcut olduğu, anılan ilişkinin nihayete erdirilmesi aşamasında müvekkilce karşı tarafa ödenmesi gereken 41.507,73 TL bedel doğduğu, taraflar arasındaki cari hesaptan mahsup edilmek üzere müvekkil şirkete tevdi edilen çeklerin ödemesine müteakiben fazla kalan bedelin karşı tarafa iade edileceği ve bu şekilde aradaki ticari ilişkinin sonlandırılacağı, taraflarınca keşide edilen … 38. Noterliği 10.02.2022 tarih ve 1830 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiği, daha sonra cari hesaptan yapılan mahsup uyarınca kalan 41.507,73 TL müvekkil şirketçe, karşı tarafın hesabına gönderilerek, ticari ilişki sona erdirildiği, fakat bu işlemden üç gün sonra karşı tarafça müvekkil şirketin organik bağı bulunan … Ltd. Şti'ne ait banka hesabına söz konusu tutarın iade edildiği, müvekkil şirketçe gönderilen …38. Noterliği 1830 yevmiye nolu ihtarnamesi ile; müvekkil şirkete tevdi edilen çeklerin, söz konusu ürünlerin nakliye bedellerine ilişkin ödemelere karşılık gelen tutarların cari hesaptan mahsup edilerek ödenmesi halinde bu bedellerin iade edilerek ticari ilişkinin sona erdirileceği ihtar edildiği, müvekkile iade edilmiş olan bedelin; karşı tarafa ödenebilmesi için tevdi mahalli tayinine ve söz konusu bedelin karşı taraf adına yatırılacağı bir banka ve hesap numarasının mahkemece belirlenerek taraflarına bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "…,Dosya, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/05/2022 tarih, 2022/106 D.İş Esas, 2022/106 D.İş Karar sayılı kararı ile istemin çekişmesiz yargı işi olduğu ve esas numarası alınarak muhakeme edilmesi gerektiği belirtilerek, talep konusu itibariyle dosyanın esas kayıtla tevzii gerektiğinden yeniden tevzi edilmek üzere Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilerek, dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). HMK'nın 382/(2)d-3 maddesinde "Tevdi mahalli belirlenmesi" Borçlar hukukundaki çekişmesiz yargı işleri olarak düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK 106. maddesine göre; "Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." TBK'nın 107.maddesinde; "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. " hükmüne yer verilmiştir. Yine aynı kanunun 187.maddesinde ise; "Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Dava konusu olan çekişme mahkemece henüz sonuca bağlanmamış ve borç da muaccel ise, taraflardan her biri borçluyu, edimi tevdi etmeye zorlayabilir." hükmü belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu alacak konusunda taraflar arasında uzlaşma değil ihtilaf bulunduğu, davalı tarafça teslimle ilgili savunmaların ileri sürüldüğü, somut olayda tevdi mahalli şartlarının oluşmadığı görülmekle, dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, dolayısıyla davanın HMK'nun 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.( Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2021 tarih, 2017/(13)3-773 Esas, 2021/102 Karar sayılı kararı )" gerekçesi ile; "Hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK nun 114(1)/h maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile karşı taraf arasında ticari ilişkinin mevcut olup, tarafların buna bir itirazının bulunmadığını, yine davacı müvekkilinin, davalıya iade etmesi gereken bir bedel olduğu da taraflar arasında ihtilaf oluşturduğunu, buradaki tek anlaşmazlığın iade edilecek miktar olduğunu, müvekkili şirketin iade etmekle yükümlü olduğunu düşündüğü miktarı dosyada da görüldüğü üzere defalarca ödemek istediğini, hatta ödediğini, ancak davalının kötüniyetli davranışlarıyla bu bedelin kendisine iade edildiğini, taraflar arasındaki cari hesaptan mahsup edilmek üzere; müvekkili şirkete tevdi edilen çeklerin ödenmesine müteakip, fazla kalan bedelin karşı tarafa iade edileceği ve bu şekilde aradaki ticari ilişkinin sonlandırılacağının, keşide edilen …. 38. Noterliği 10.02.2022 tarih ve 1830 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya bildirildiğini, daha sonra cari hesaptan yapılan mahsup uyarınca kalan 41.507,73 TL müvekkili şirketçe, karşı tarafın…..Bankası A.Ş. … IBAN numaralı banka hesabına gönderilerek, ticari ilişkinin sona erdirildiğini, fakat bu işlemden üç gün sonra karşı tarafça müvekkili şirketin organik bağı bulunan …. Ltd. Şti.'ne ait banka hesabına söz konusu tutarın iade edildiğini, bu sebeple de ilk derece mahkemesine başvurularak, karşı tarafa ödenmesi gereken 41.507,73 TL bedel için tevdi mahalli talebinde bulunulduğunu, yine önceden de belirtilmiş olduğu üzere taraflar arasında bedel iadesi yapılacağına dair bir ihtilaf bulunmayıp, sadece miktar konusunda bir belirsizliğin hasıl olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:. Talep, cari hesap kapsamında ödeme için tevdi mahalli belirlenmesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Tevdi mahallinin belirlenmesi, 6100 sayılı HMK'nın 382.maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin (3.) alt bendinde sayılan hallerden olup; bu kararlara karşı 387.madde uyarınca ilgililerin istinaf kanun yoluna başvurabilmeleri öngörülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 106. Maddesi " Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." 6098 sayılı TBK'nın 107. maddesi; "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." şeklindedir. Hakimin tevdi yerini tayin ederken, borçlunun tevdi hakkı bulunup bulunmadığını araştırması gerekmeyip borcun muaccel olduğu, karşı tarafın da ediminin ifasından kaçındığının anlaşılması halinde tevdii mahallinin tayin edilmesi gerekli ve yeterlidir. Zira borçlunun tevdi hakkı yoksa hakimin tevdi yerini tayin etmiş olması, borçlunun haklı kılınması anlamını taşımayacak olup, uyuşmazlık bulunan tarafların haklı olup olmadığı ileride ihtilafı inceleyecek mahkeme tarafından belirlenecektir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, borçlunun tevdi mahalli tayinini talep edebilmesi için öncelikle alacaklının temerrüde düşmesi gerekmekte olup, karşı tarafça yapılan para iadesinin talep edene yapılmadığı, temerrüt koşulu kanıtlanmadığından tevdi mahalli belirlenmesi şartlarının oluşmadığı görülmekle kararın sonuç olarak isabetli olduğunun anlaşılmasına göre talep eden davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/10/2022 tarih, 2022/427 Esas ve 2022/825 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 19/06/2025
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 106Kaynağı aç
MADDE 106- Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur. II. Hükümleri 1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde a. Tevdi hakkı

Tevdi hakkı yalnızca alacaklının temerrüdü ile sınırlı değildir. Borçlunun herhangi bir kusuru bulunmaksızın alacağın hak sahibinin veya alacaklının kimliğinde tereddüt yaşanması yahut alacaklı tarafın şahsından kaynaklanan kişisel bir engelle ifanın yerine getirilememesi hallerinde de borçlu tevdi yolunu seçebilir (TBK m. 111). Benzer biçimde kime ait olduğu çekişmeli bir alacağın varlığı halinde borçlu ifadan kaçınarak edimi hâkim tarafından belirlenecek yere bırakmak suretiyle borcundan kurtulabilir; alacak muaccel hale gelmiş ve taraflar arasındaki çekişme mahkemece henüz karara bağlanmamışsa taraflar borçlunun edimi tevdi etmesini isteyebilir (TBK m. 187). Bununla birlikte taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişkinin kurulduğu kanıtlanamamışsa, hakkın varlığı veya edimin bedeli çekişmeli ise tevdi mahalli tayini istenemez; bu tür uyuşmazlıkların açılacak asıl davada incelenmesi gerekir.

İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, E. 2024/123, K. 2024/488Kaynağı aç
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/123 Esas KARAR NO: 2024/488 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 06/09/2023 NUMARASI: 2023/126 E. – 2023/123 K. DAVANIN KONUSU: Tevdi Mahalinin Belirlenmesi (TBK M.107) KARAR TARİHİ: 11/03/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: TALEP: Talep eden vekili tevdi mahalli talepli değişik iş başvuru dilekçesinde özetle ; müvekkili şirketin "…" logosuyla televizyon yayıncısı olduğunu ve TVYD üyesi olduğunu, müvekkili şirket ile karşı taraf şirket arasında yıllardan bu yana yayın izni sözleşmeleri yapıldığını, 2022 ve 2023 yılı için de "MESAM&MSG- TELEVİZYON YAYINCILARI DERNEĞİ PROTOKOLÜ" imzalandığını, protokol gereği 2022-2023 yılı için uygulanacak zam oranı ve MSG ile üye yayın kuruluşları arasında yapılacak "YAYIN İZNİ SÖZLEŞMESİ " hükümleri konusunda taraflar arasında mutabakata varıldığını, sözleşme tipinin TVYD ile mutabık kalınan yeni modele göre hazırlandığını, 2022 ve 2023 yıllarını sözleşme süresi olarak kapsadığı, 2022 yılı bedeli belirlenirken 2021 yılı ana sözleşme bedellerine TVYD ile mutabık kalınan %34 oranında artış uygulandığı, eş zamanlı yayınlar için ana sözleşme bedellerinin %5'i alınarak hesaplama yapıldığı, (01.01.2021-31.12.2021 tarihini kapsayan) 2021 yılı için MESAM'a radyo yayınları Lisans Bedeli karşılığı 16.121,08 TL+ KDV ödeyen müvekkili şirketin protokol hükümlerine göre 2022 yılı için ödeyeceği lisans bedelinin 21.602,25 TL + KDV, 2022 eş zamanlı yayın bedeli olarak 1.080,11 TL +KDV şeklinde olması gerektiğini, (Yapılacak artış bilahare ödenmek üzere) 2023 yılı için de aynı tutarların geçerli olduğunu, MESAM'ın 12 Haziran 2023 tarihinde gönderdiği elektronik posta mesajında 2022 yılı için mali hak bedellerinin TVYD Protokolünün 4. maddesi kapsamında tekrar yapılandırıldığını belirterek, müvekkilinin ödeyeceği bedellerin 2022 yılı lisans bedeli 140.000,00-TL + KDV, 2022/yılı eş zamanlı yayın bedelinin 7.000,00-TL + KDV olduğunun bildirildiğini, MESAM'ın, protokole aykırı ve keyfi yapılandırma işlemine itiraz edildiğini, müvekkilinin Protokol hükümlerine uygun olarak ödemesini gerçekleştirmek üzere, 21.07.2023 tarihinde MESAM'ın İBAN numarasına yatırıldığını, bu ödemelerin MESAM tarafından iade edildiğini, protokolü imzalayan diğer meslek birliği MSG'ye de aynı şekilde ödeme yapmış olduğunu, MSG tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve ödenen tutarın iade edilmediğini, MESAM'ın, müvekkiline bu Protokol hükümlerine uygun olarak yaptığı ödemeyi iade ederek müvekkilini temerrüde düşürmeye yönelik eylemlerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin üyesi olduğu TVYD ile imzaladığı Protokolde belirlenen bedelleri kabul etmeyerek iade ettiği göz önünde bulundurularak, TVYD üyesi müvekkilinin Protokol hükümlerine uygun olarak 2022- 2023 takvim yıllarına ilişkin muaccel olmuş yayın izin bedellerini yatırabileceği ödeme yerinin tespiti, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece 06/09/2023 tarihli, 2023/126 D.İş, 2023/123 Karar sayılı kararla; “HMK 382, 385/1 ve 389.maddelerine göre tevdi mahalli tayini talebinin kabulü ile, İstanbul Çağlayan Adliyesi Vakıfbank Şubesi müdürlüğünün tevdii mahalli olarak tayinine,” karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ: MESAM tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; 6100 sayılı HMK' nın 382/2-d maddesinde, “Borçlar Kanunundaki çekişmesiz yargı işlerinin,1) yetkisi sona eren temsilcinin temsil belgesini mahkemeye ibraz etmesi 2) Borçluya ifa veya teminat göstermesi için süre verilmesi, 3) Tevdii mahalli belirlenmesi veya tevdi edilmeyecek eşyanın satılması…“ şeklinde sayılarak düzenlendiğini, çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olup, YARGITAY 17. H.D. 2014/12254 E. 2014/15837 K. ve 13.11.2014 tarihli kararında da bu hususa ilişkin uyuşmazlıkta "Dava, ödeme yeri belirlenmesi isteminden kaynaklanmaktadır. Aynı yasanın 382/2-e bendinde ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri de sayılmış ve bunlar arasında tevdii mahalli tayini sayılmamıştır. Hal böyle olunca talebin Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini, 6100 Sayılı HMK.'nın 21. ve 22. maddeleri gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine 13.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi." denilmek suretiyle tevdi yeri belirlenmesine ilişkin davalarda görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu kabul ettiğini, dolaysıyla öncelikle Mahkemenin bu D.İş dosyasında görevsiz olması nedeniyle, talebin görevsizlik nedeniyle reddi ile görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesini, taraflar arasında; "… SAN. VE TİC. A.Ş. ÜNVANLI, … TV LOGOLU" Yayın Kuruluşu ile Lisans Sözleşmesi imzalanması hususunda geçerli herhangi bir yazılı-sözlü mutabakat bulunmadığını, müvekkili ile Televizyon Yayıncıları Derneği arasında bir protokol olup, bu protokolün eki olarak tanzim edilecek yayın izin sözleşmelerinin talepte bulunan tarafından imzalanmadığını, bu hali ile taraflar arasında herhangi bir mutabakat bulunmadığını, talep eden tarafından kötü niyetle yapılan ödemelerin iade edildiğini, keza taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığını, talep edenin tevdi talebini kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, talep edenin lisans bedeli olarak ifade ettiği ve yaptığı ödeme bedellerinin aynı alanda faaliyet gösteren diğer kuruluşlarla yapılan lisans bedelleri yanında oldukça düşük olup, bu bedellerin kabul edilemeyeceğinin talep edenin de farkında olduğunu, henüz müvekkilleri tarafından cevap dilekçesi sunulmadan karar verilmesinin haksız olduğunu, tüm bu sebeplerle; tevdi mahalli tayini talebinin reddi gerekmekle birlikte, en önemlisinin taraflar arasında ilgili yayın kuruluşuna ilişkin herhangi bir yazılı/sözlü/zımni kabul, mutabakat, anlaşma vs. kesinlikle mevcut olmadığını, hal böyle iken tevdi tayini talebine hukuki dayanak teşkil edecek bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, dolayısıyla taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesince MESAM vekilinin istinaf dilekçesi itiraz dilekçesi olarak kabul edilerek, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 17/10/2023 tarihli ara kararı ile; tevdi mahalli talep koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle; “Mahkememizce verilen 2923/126 D.İş, 2023/123 Karar sayılı ve 06/09/2023 tarihli Tevdi Mahalli tayinine ilişkin kararının kaldırılmasına,” kesin olarak karar verilmiştir. Bu karara karşı tevdi mahalli tayini talep eden vekilinin istinaf talebinde bulunması üzerine Dairemizce 27/12/2023 tarihli, 2023/1705 Esas, 2023/1993 Karar sayılı kararı ile; tevdi mahalli kararlarına karşı istinaf yargı yoluna başvurulabileceği gerekçesiyle; tevdi mahalli tayini talep eden … vekilinin istinaf taleplerinin, Mahkemece itiraz üzerine verilen karar yok hükmünde olduğundan incelenmesine yer olmadığına, karşı taraf MESAM vekiline istinaf harcının tamamlatılması için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiş, harç tamamlatıldıktan sonra dosya Dairemize gönderilmiştir. DELİLLER: Talep dilekçesi ekinde 10/12/2021 tarihli, 01/01/2021 tarihinden 31/12/2021 tarihine kadar olan dönem için Türkiye Musiki Eser, Sahipleri … San. ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan "Yayın İzni Sözleşmesi" örneği, MESAM ve MSG ile Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) arasında imzalanan 27/12/2022 tarihli "MESAM & MSG Yayıncıları Derneği Protokolü, MESAM ve MSG tarafından hazırlanan 2023 yılı için örnek "Yayın İzni Sözleşmesi" örnekleri ile taraflar arasındaki mail yazışmalarının sunulduğu görülmüştür. G E R E K Ç E:Talep, televizyonda yayınlanacak eserlerle ilgili yayıncı kuruluşun yayın izni sözleşme bedellerinin ödenmesi için tevdi mahalli tayin edilmesine ilişkindir. Mahkemece tevdi mahalli tayini talebinin kabulüne karar verilmiş, aleyhine tevdi mahalli tayin edilen taraf vekili karara karşı istinaf yargı yoluna başvurmuştur. FSEK 43/1-2 maddesinde; "Radyo-televizyon kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin almak zorundadırlar." "Bu kuruluşlar sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili alan meslek birlikleri ile 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak izin almak, söz konusu yayın ve/veya iletimlere ilişkin ödemeleri bu birliklere yapmak ve kullandıkları eser, icra, fonogram ve yapımlara ilişkin listeleri bu birliklere bildirmek zorundadırlar." FSEK 43/5 maddesinde; " Meslek birliklerinin temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bildirim zorunluluğu, tarifelerin belirlenmesi, duyurulması, müzakere edilmesi, sözleşme yapılması, uzlaşmazlıkların halli ve diğer hususlarda bu Kanunun 41 inci maddesinin dört ilâ onüçüncü fıkraları uygulanır. Ancak yayın ve/veya iletim yapan kuruluşlar bakımından 41 inci maddenin altıncı fıkrasının son cümlesinin uygulanması zorunlu değildir."FSEK 41/10 maddesinde; " Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna başvurabilirler. Yargılama sürecinde, bir önceki yıl sözleşme yapmış olan mahaller, ilgili meslek birlikleri aksini bildirmedikçe, dava konusu tarifenin 1/4'ünü dava sonuçlanıncaya kadar her üç ayda bir meslek birlikleri adına açılmış banka hesabına yatırmak suretiyle eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilir ve/veya iletebilirler. Bir önceki yıl sözleşme yapmamış umuma açık mahaller ile ilk defa sözleşme yapacak umuma açık mahallerin bu fıkrada öngörüldüğü şekilde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilmeleri ve/veya iletebilmeleri ise ilgili meslek birliklerinin iznine bağlıdır. Dava sonuçlanıncaya kadar bu şekilde ödenen miktar, mahkeme kararıyla tespit edilen tarife bedelinden mahsup edilir." hükümleri düzenlenmiştir. Dosya incelendiğinde; tevdi mahalli talep eden tarafın talebini hangi kanuna göre talep ettiğini açıklamadığı, ancak taraflar arasında FSEK kapsamında sözleşme ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, bu durumda FSEK’in 76/1. maddesinde, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işlerde görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna dair aksine hüküm bulunduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunun 383/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, MESAM vekilinin görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna dair istinaf talepleri yerinde bulunmamış, esasa ilişkin istinaf talepleriyle ilgili inceleme yapılmıştır. Tevdi mahalli talep edenin dosyaya sunduğu delillerin incelenmesinde; taraflar arasında 2021 yılında ödenecek bedellerle ilgili Yayın İzni Sözleşmesi imzalandığı, 2022 ve 2023 yılları için henüz sözleşme imzalanmadığı, MESAM ve MSG ile Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) arasında imzalanan 27/12/2022 tarihli “MESAM & MSG Yayıncıları Derneği Protokolünün ise Yayın İzni Sözleşmesi olmadığı, yalnızca 2022 ve 2023 yılları için imzalanacak sözleşmelerin esaslarının belirlendiği, bu nedenle taraflar arasında 2022 ve 2023 yılları için sözleşme ilişkisinin kurulduğunun ispat edilemediği, talep edenin Lisans Alma hakkının bulunup bulunmadığı ve lisans bedelinin ihtilaflı olduğu, TBK’nun 107. maddesinde belirtilen tevdi mahalli tayini koşullarının mevcut olmadığı, talebin 5846 Sayılı FSEK 43 ve 41.madde hükümlerine göre, açılacak lisans bedeli tespitine ilişkin asıl davada değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, mahkemece tevdi mahalli tayin edilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmediğinden, MESAM vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin tevdi mahalli kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Karşı taraf vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 06/09/2023 tarihli, 2023/126 D.İş, 2023/123 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Tevdi mahalli tayini talebinin REDDİNE, 3-İlk derece yargılaması yönünden; -Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 157,75 TL harcın tevdi mahalli talep edenden alınarak Hazineye gelir kaydına,-Tevdi mahalli tayini talep edenin yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması yönünden; -Karşı taraf vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılaması sırasında karşı tarafça yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 122,50 TL posta-teb.müz. giderinin talep edenden alınarak karşı tarafa verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 11/03/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
İstinaf Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/1700, K. 2022/92Kaynağı aç
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/1700 KARAR NO : 2022/92 KARAR TARİHİ : 04/02/2022 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : … (…) ÜYE : … (…) ÜYE : … (…) KATİP : … (…) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : … NUMARASI : … D.İŞ-… KARAR DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALI : … TALEP : Tevdii Mahalli Tayini İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 04/02/2022 KARAR YAZIM TARİHİ : … Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin … tarih ve … D.İş, … Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, istinaf başvurusuna tabi bir karar olduğu, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalınnın … Diyet Sağlıklı Beslenme ve Spor Merkezi Medikal Ticaret Limited Şirketi'nin ortakları iken aralarında 19.05.2021 tarihinde ortaklığın tasfiyesi ile ilgili anlaşma protokolü imzalandığını, bu protokole göre; müvekkilinin davalı tarafa 20.05.2021 tarihinde 100.000,00.TL'yi peşin olarak 200.000,00.TL'yi ise ilk taksit 30.06.2021 tarihinde olacak şekilde 5 eşit taksitle her ayın 30'unda ödemeyi, peşin olarak 100.000.00.TL'lik tutar ödendiğinde de davalı tarafın şirket hissesini müvekkiline devretmeyi açıkça taahhüt ettiğini, müvekkilinin protokole uyduğunu ve şirketin hissellerini de devraldığını, 30/06/2021 vade tarihinde 40,000.000.TL, 30/07/2021 vade tarihinde 40,000.000.TL, 30/08/2021 vade tarihinde 40,000.000.TL, 30/09/2021 vade tarihinde 40,000.000.TL, 30/10/2021 vade tarihinde 40,000.000.TL toplam 200,000,000.TL değerindeki senetlerin davalıya teslim edildiğini, Müvekkilinin söz konusu senet bedellerini vade tarihinde ödemeye hazır iken; davalının 30.06.2021 vade tarihli senedi protesto ettirmek yerine direk müvekkili aleyhine Mersin 5. İcra Müdürlüğü'nün … Esas sayılı dosyası ile takip başlatarak müvekkilinin daha fazla bir meblağ ödemesine yol açtığını ve kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, bu nedenlerden dolayı …'ın elinde bulunan; 30.08.2021 vade tarihli 40.000,00.TL, 30.09.2021 vade tarihli 40.000,00.TL, 30.10.2021 vade tarihli 40.000,00.TL değerindeki senetleri icraya koyma ve müvekkilini zarara uğratma ihtimaline binaen tevdii mahalli tayinini isteme zorunluluğunun hasıl olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokol doğrultusunda müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğünü ifa etme amacı içerisinde olmasına rağmen davalı tarafın haksız ve kötü niyetli şekilde müvekkiline engel olduğunu, böylelikle de müvekkilinin ciddi anlamda mağdur olduğunu belirterek, taraflar arasında imzalanmış olan protokol gereğince müvekkili tarafından davalı tarafa yapılacak olan ödemelerin tevdii mahallinin belirlenmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin … tarih ve … D.İş, … Karar sayılı kararı ile; somut olayda, taraflar arasında protokol yapıldığı ve talep edenin birbirini takip eden aylara ilişkin karşı tarafa senet vererek borçlanmış olduğu, 30/06/2021 tarihli senedin karşı tarafça icraya konulduğunu ve ödemesi gereken borçtan fazlasını ödemek zorunda kaldığını belirterek mahkemeden tevdi mahalli tayin edilmesini talep ettiği, mahkemece ilgili icra dosyası incelenerek talep edenin senette belirtilen vade tarihinde karşı tarafa borcunu ödememiş olduğu, senet lehtarını senet düzenleyene karşı protesto düzenlemek gibi bir zorunluluğu bulunmadığı, talep edenin borçlu olarak temerrüde düşmüş olduğundan karşı tarafın icra takibi başlatma hakkının bulunduğu anlaşılmış olup, diğer senetlerin de vadesinden önce icraya konulmadığı anlaşıldığından talebin bu aşamada hukuki yarar taşımadığı ve yerinde olmadığından reddine, talepte bulunan vekilinin, talebe konu tevdii mahalli tayinine karar verilmesi talebinin hukuki yarar dava şartını taşımadığından usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf talebi ile; müvekkilinin senetlerdeki borçlarını ödemek istediğini ancak davalı tarafın ödemenin yapılacağı yeri bildirmediğini, tevdii mahalli tayini için talepte bulunduklarını, olayın bundan ibaret olup mahkeme dosyasında haklı talebin hukuki yarar yokluğundan bahisle ret edildiğini işbu kararın usul ve yasaya aykırı olup itirazlar doğrultusunda mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ : Dava hukuki niteliği itibarıyla "Tevdii Mahalli Tayini" talebine ilişkindir. Davacı vekilince açılan davada, davalının elinde bulunan davacının borçlusu bulunduğu bonolar bakımından tevdi mahalli tayin edilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğundan talebin reddine karar verildiği iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. TBK’nın 106. maddesi gereğince yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınırsa temerrüde düşmüş olur. Aynı Kanun'un 107/1. maddesi gereğince alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlu teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Yine, aynı Kanun'un 111.maddesi uyarınca, " Borçlunun kusuru olmaksızın, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde duraksama sebebiyle ya da alacaklıdan kaynaklanan diğer kişisel bir sebeple borç, alacaklıya veya temsilcisine ifa edilemezse borçlu, alacaklının temerrüdünde olduğu gibi, tevdi ya da sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir". Tevdi mahalli talebine konu bonoların talep tarihi itibariyle vadeleri gelmediği gibi alacaklının noter ihtarnamesi keşide etmek ya da icra takibi başlatmak gibi bir yolla hukuki bir süreç başlatarak bono bedelinin kendisine ödenmesinin istemiş olduğu yönünde bir iddia ve delil de yoktur. Alacaklının kim olduğu konusunda, borçlunun tereddüte düşmesini gerektirecek bir olgunun varlığı da iddia ve ispat edilmemiştir. Bononun alacaklısı, yetkili hamildir. TTK'nın 778/c maddesi yollamasıyla bonolara da uygulanması mümkün olan anılan Kanunu'n 708. maddesi uyarınca belirli bir günde veya düzenleme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir bononun hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir. TTK'nın 712. maddesinde de 708. maddede öngörülen süre içinde senet ibraz edilmediği takdirde borçlu, gideri ve riski hamile ait olmak üzere senedin bedelini bir bankaya tevdi etme hakkı mevcuttur. Somut olayda talep tarihi itibariyle alacaklı temerrüdü oluşmadığı gibi, borçlunun alacaklının kim olduğu konusunda tereddüde düşmesini gerektirecek bir olgu da bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, talep tarihi itibariyle talepte bulunanın tevdi mahalli tayin edilmesi istemesi için yasal koşullar bulunmadığı gibi, hukuki yararı bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1)-Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin … tarih ve … D.İş, … Karar sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 80,70.TL istinaf karar harcının peşin olarak yatırılan 59,30.TL istinaf karar harcından mahsubu ile bakiye 21,40.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3)-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4)-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde İlk Derece Mahkemesince taraflara İADESİNE, 5)-6100 sayılı HMK'nın 330. Maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak 04/02/2022 tarihinde karar verildi. … Başkan … ¸e-imzalıdır … Üye … ¸e-imzalıdır … Üye … ¸e-imzalıdır … Katip … ¸e-imzalıdır

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü

Tevdi mahallinin belirlenmesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382/2-d-3 uyarınca Borçlar Hukukundan kaynaklanan çekişmesiz yargı işleri arasında yer alır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 383/1 gereğince, aksine kanuni bir düzenleme bulunmadığı sürece çekişmesiz yargı işlerinde genel görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Ancak özel kanununda açık görev kuralı bulunan durumlarda sulh hukuk mahkemesi değil, kanunun yetkili kıldığı mahkeme görev yapar; örneğin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 76/1 uyarınca bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden kaynaklanan tevdi mahalli tayini taleplerinde Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevlidir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki

Yetkili mahkemenin tayininde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 107/1 hükmü tevdi yerini ifa yerindeki hâkimin belirleyeceğini açıkça düzenlemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 384 hükmü ise aksine hüküm bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesini yetkili kıldığından, yetki kuralı değerlendirilirken ifa yeri esası öncelikli olarak gözetilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 384Kaynağı aç
MADDE 384- (1) Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir. Yargılama usulü

Tevdi mahalli tayini talepleri çekişmesiz yargı niteliğinde olduğundan dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk sürecine tabi değildir. Talep, sulh hukuk mahkemesinde değişik iş esası üzerinden kayda alınır; basit yargılama usulüne tabi olan bu inceleme kural olarak duruşma açılmaksızın evrak üzerinden yürütülerek karara bağlanır.

Ticari Mallar ve Kambiyo Senetlerinde Tevdi Usulü

Genel olarak tevdi yerinin belirlenmesi hâkim kararına bağlı tutulmuşken, ticari mallar bakımından 6098 sayılı Kanun m. 107/2 ile istisnai bir kolaylık sağlanmıştır. Buna göre ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir.

Kambiyo senetlerinde de özel tevdi imkanları öngörülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 778/c yollamasıyla bonolara uygulanan m. 708 gereğince hamil, senedi ödeme gününde veya onu takip eden iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmekle yükümlüdür. Bu süre zarfında senet ibraz edilmediği takdirde borçlu, TTK m. 712 uyarınca gideri ve riski hamil üzerinde kalmak üzere bono bedelini bir bankaya tevdi edebilir. Buna karşılık talep tarihi itibarıyla vadesi gelmemiş ve tahsili için icra takibi veya noter ihtarnamesi gibi bir hukuki yol işletilmemiş olan, alacaklı kimliğinde de tereddüt veya temerrüt bulunmayan bonolar için tevdi mahalli tayini talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 708Kaynağı aç
MADDE 708- (1) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek bir poliçenin hamili, poliçeyi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir. (2) Poliçenin bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer. II – Makbuz istemek hakkı
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 712Kaynağı aç
MADDE 712- (1) Bir poliçe 708 inci maddede öngörülen süre içinde ödeme için ibraz edilmediği takdirde borçlu, gideri ve riski hamile ait olmak üzere poliçenin bedelini bir bankaya tevdi edebilir. BEŞİNCİ AYIRIM Kabul Etmeme ve Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları A) Başvurma hakkı I – Genel olarak

Borçlunun tevdi ettiği şeyi geri alması kanunda belirli sınırlamalara tabi kılınmıştır. Alacaklı tevdi edilen edimi kabul ettiğini bildirmişse ya da yapılan tevdi işlemi bir rehnin ortadan kalkması neticesini doğurmuşsa borçlu tevdi ettiği edimi geri alamaz. Bu iki durum dışında borçlu tevdi edilen şeyi geri alma hakkına sahiptir; tevdi edilen şey geri alındığında alacak tüm ferileri ve yan haklarıyla birlikte varlığını devam ettirir (TBK m. 109).

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 109Kaynağı aç
MADDE 109- Alacaklı, tevdi edilen şeyi kabul ettiğini açıklamış veya tevdi bir rehnin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmuş olmadıkça borçlu, tevdi edilen şeyi geri alabilir. Tevdi edilen şey geri alındığı anda alacak, bütün yan haklarıyla birlikte varlığını sürdürür. 2. Diğer edimlerde

Kira İlişkisinde Tevdi Yeri Tayini ve Anahtarın Teslimi

Kira sözleşmesinde kiracının temel borcu kira bedelini ödemektir (TBK m. 313). 328 Nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca konut kiralarında herhangi bir tutar sınırı olmaksızın tüm kira ödemelerinin ve tahsilatlarının banka veya PTT kanalıyla tevsik edilmesi zorunlu kılınmıştır. Bu doğrultuda ev sahibinin banka hesabını kapatması veya bedeli almaktan kaçınması halinde kiracının kira tutarını PTT aracılığıyla konutta ödemeli olarak göndermesi ve bu ödemenin ev sahibi tarafından kabul edilmeyerek geri dönmesi, alacaklının temerrüde düştüğünü kanıtlayan güçlü bir delil teşkil eder. Kiracının temerrüt iddiasıyla açtığı tevdi mahalli tayini talebi mahkemece karara bağlanana kadar geçen dönemde kiracının kira ödeme borcu devam eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 313Kaynağı aç
MADDE 313- Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür. 2. İfa zamanı

Kira ilişkisinin fiilen sona ermesinin ardından kiraya verenin kiralanan taşınmazın anahtarını teslim almaktan imtina etmesi halinde kiracı, anahtarın tevdi edileceği yerin belirlenmesini sulh hukuk mahkemesinden isteyebilir. Mahkeme tarafından belirlenen tevdi yerine anahtarın teslim edilmesiyle birlikte taşınmazın zilyetliği hukuken kiraya verene devredilmiş sayılır.

Tevdi Mahalli Kararlarına Karşı Kanun Yolu

Sulh hukuk mahkemesi tarafından verilen tevdi mahalli tayini kararlarına karşı, kararın ilgililere tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 387 çerçevesinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabilir. İstinaf incelemesinde ilk derece mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun görüldüğü takdirde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 353/1-b-1 uyarınca istinaf isteminin esastan reddine karar verilir.

Tevdi mahalli tayini başvurusunda zorunlu arabuluculuk var mıdır?

Tevdi mahalli tayininde arabuluculuğa gitmek zorunlu değildir; dava açılabilir.

Ev sahibi kirayı kabul etmezse temerrüt nasıl ispatlanır?

Kiraya verenin kira bedelini almaktan kaçınması halinde tutarın PTT konutta ödemeli olarak gönderilmesi ve alıcı tarafından kabul edilmeyip geri dönmesi temerrüdün ispatında güçlü bir delildir.

Tahliye edilen taşınmazın anahtarı alınmadığında ne yapılmalıdır?

Kiraya verenin anahtarı teslim almaktan kaçınması durumunda sulh hukuk mahkemesinden anahtarın teslim edileceği tevdi yerinin belirlenmesi talep edilebilir; anahtarın bu yere bırakılmasıyla zilyetlik hukuken kiraya verene geçer.

Borçlu tevdi ettiği şeyi geri alabilir mi?

Alacaklı edimi kabul ettiğini bildirmedikçe veya tevdi işlemi rehnin kalkması sonucunu doğurmadıkça borçlu edimi geri alabilir; geri alındığında alacak tüm yan haklarıyla devam eder.

Tevdi mahalli kararına karşı istinaf başvuru süresi ne kadardır?

Sulh hukuk mahkemesince verilen kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yoluna başvurulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu