Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları ve Süreleri

by Avukat Erdal Ersoy
Terk Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları ve Süreleri

Terk nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu m. 164’te düzenlenen özel bir boşanma sebebidir. Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmiş veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemiş, ayrılık en az altı ay sürmüş ve devam ediyorsa, istem üzerine hâkim ya da noter tarafından yapılan ihtar da sonuçsuz kalmışsa terk edilen eş dava açabilir. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. V. Akıl hastalığı

Bu sebebin arka planında evlilik birliğinin kurulması ve eşlerin birlikte yaşama yükümlülüğü vardır. Evlenmeyle eşler arasında birlik kurulur; eşler birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermek, birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Ayrıca eşler oturacakları konutu birlikte seçer, birliği beraberce yönetir ve birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 185Kaynağı aç
Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 186Kaynağı aç
Madde 186- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Birliği eşler beraberce yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar. III. Kadının soyadı

Terk etmiş sayılma ve dava açma hakkı

Kanundaki terk, her ayrı yaşama hâline kendiliğinden bağlanmış bir boşanma sebebi değildir. Maddenin aradığı davranış, yükümlülüklerden kaçmak amacıyla diğer eşi terk etmek veya haklı sebep bulunmaksızın ortak konuta dönmemektir. Ayrılığın en az altı ay sürmesi ve bu durumun devam etmesi de ayrıca aranır.

Dava açma hakkı terk edilen eşe aittir. Eşini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen kişi de terk etmiş sayılır ve bu sebebe dayanarak boşanma davası açamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/14545 esas ve 2016/5851 karar sayılı kararında, davacı erkeğin davalı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, bu nedenle ceza aldığı ve kadının evi terk etmek zorunda kaldığı kabul edilmiştir. Daire, erkeği diğerini terke zorlayan eş saymış ve davanın kabulüne ilişkin hükmü bozmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/14545, K. 2016/5851Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/14545 E.  ,  2016/5851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava terk hukuki sebebine dayalı boşanma davasıdır (TMK m. 164). Türk Medeni Kanunun 164. maddesi gereğince boşanma davası açma hakkı, terk edilen eşe aittir. Eşini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır ve bunun sonucu olarak terk hukuki nedenine dayalı boşanma davası açamaz. ( TMK m. 164/1). Davacı erkek davalı kadına fiziksel şiddet uygulamış, bu sebeple ceza almış, kadın da evi terk etmek zorunda kalmıştır. O halde, davacı eş, diğerini ortak konutu terketmeye zorlayan eş konumunda bulunduğundan, terk hukuki nedenine dayalı davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24.03.2016 (Perş.) 3-GKY/HA/BÖ

Altı aylık ayrılık ile ihtar süreleri

İhtarı, davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter yapar. İhtarda esas incelenmez. Terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar bildirilir. İhtar gerektiğinde ilan yoluyla yapılabilir.

Boşanma davası açmak için öngörülen belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar istenemez. İhtardan sonra iki ay geçmedikçe de dava açılamaz. Böylece altı aylık ayrılık, dördüncü ayın bitiminden önce istenemeyen ihtar ve ihtarı izleyen iki aylık bekleme aynı hüküm içinde yer alır.

Kanun, ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam ediyor olmasını arar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/4026 esas ve 2015/18167 karar sayılı kararında ise davanın kabulü için öncelikli şart, davalı eşin haklı sebep olmadan en az dört aydan beri eşini terk etmiş olması biçiminde ifade edilmiştir. Altı aylık ayrılık ile en az dört aydan beri terk ifadeleri aynı süre ölçüsüne indirgenemez. Somut olayda kanuna uygun davetin bulunup bulunmadığı da ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/4026, K. 2015/18167Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/4026 E.  ,  2015/18167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma ve Nafaka Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından, her iki davaya yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Mahkemece; ''davalı-davacı kadının usule uygun yapılan ihtara rağmen ortak konuta dönmediği, yargılamanın devamında taraflara barışmaları yönünde verilen süre içerisinde de dönmeyeceğini beyan ettiği, ihtar tebliğine rağmen eve dönmemesinin sebeplerini kanıtlayamadığı'' gerekçesiyle davacı-davalının Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesinde düzenlenen terk hukuksal nedenine dayalı boşanma davası kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş, hüküm davalı-davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; tarafların evlendikten sonra 6 ay kadar … il merkezinde davacı-davalının ailesi ile birlikte yaşadıktan sonra fiilen ayrıldıkları, davalı-davacının … köyü adresinde bulunan ailesinin yanına döndüğü, davacı-davalının ise … köyü adresinde bulunan eve yerleştiği, davacı-davalının ihtar isteminde davalı-davacı kadını davet ettiği … köyünde bulunan konutta tarafların hiçbir zaman birlikte yaşamadıkları anlaşılmaktadır. Terk sebebine dayalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için öncelikli şart davalı eşin haklı bir sebep olmadan en az dört aydan beri eşini terk etmiş olmasıdır. Tarafların birlikte seçtikleri (TMK.md.186) veya Türk Medeni Kanununun 188. maddesi şartlarının oluşması sebebiyle eşlerden birinin seçtiği, ya da hakim tarafından belirlenen (TMK.md.195) hallerine uygun, oturmaya elverişli, bağımsız bir evleri yoksa , terk eden eşin bu davranışı haklı sebebe dayanır. Terk edilen eş (TMK.md.164) diğerini açıklanan bu kurallara uygun olarak ortak konuta çağırmakla yükümlüdür. Çünkü ortak hayat bunu zorunlu kılar (TMK.md.185/3). Somut olayda yukarıda açıklandığı üzere davacı-davalı erkeğin davalı-davacı kadını kanuni koşullara uygun ortak konuta davet etmediği anlaşıldığından ihtar geçersiz olmakla davanın reddi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır. 2-Yukarıda açıklandığı üzere davalı-davacı kadın ayrı yaşamakta haklılığını ispatlamıştır. Bu nedenle davalı-davacı kadının boşanma davasından bağımsız açılan birleşen tedbir nafakası davasında kendisi için istediği tedbir nafakası (TMK. md.197) talebinin kabulü gerekirken; reddi isabetsiz olmuş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 1 ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.12.10.2015(Pzt.)

Ortak konut ve davet

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/4026 esas ve 2015/18167 karar sayılı kararında, birlikte seçilen, Türk Medeni Kanunu m. 188’deki şartların oluşması nedeniyle eşlerden birinin seçtiği ya da m. 195 uyarınca hâkim tarafından belirlenen, eşlerin hâllerine uygun, oturmaya elverişli ve bağımsız bir konut yoksa terk eden eşin davranışının haklı sebebe dayanabileceği belirtilmiştir. Davetin bu koşullara uygun olması gerekir. Karara konu olayda davet edilen konutta tarafların hiç birlikte yaşamadığı ve kanuni koşullara uygun davet yapılmadığı sonucuna varılmış, ihtar geçersiz sayılmıştır. Boşanma davasının reddi gerekirken kabulü yönünde kurulan hüküm bozulmuştur.

Konutun birlikte seçilmesi kuralı Türk Medeni Kanunu m. 186’da yer alır. Birliğe ilişkin yükümlülükler yerine getirilmez veya önemli bir konuda uyuşmazlık çıkarsa eşler ayrı ayrı ya da birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilir. Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır, uzlaştırmaya çalışır ve ortak rızayla uzman kişilerin yardımını isteyebilir; gerektiğinde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 195Kaynağı aç
Madde 195 – Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır. II. Eşler birlikte yaşarken

Ayrı yaşama hakkı ve alınabilecek önlemler

Türk Medeni Kanunu m. 197, ortak hayatın ciddi tehlike doğurduğu hâllerde ayrı yaşama hakkını düzenler. Ortak hayat, eşlerden birinin kişiliğini, ekonomik güvenliğini veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğü sürece o eş ayrı yaşayabilir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, istem üzerine parasal katkıya, konuttan ve ev eşyasından yararlanmaya ve malların yönetimine ilişkin önlem alabilir. Haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınma veya ortak hayatın başka sebeple olanaksızlaşması hâlinde de aynı istemler ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Eşlerin ergin olmayan çocuğu bulunuyorsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar çerçevesinde gerekli önlemleri alır.

İhtarın samimiyeti ve somut olaylar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/17490 esas ve 2018/5662 karar sayılı kararına göre, terk davasının kabulü için usulüne uygun ve samimi ihtara rağmen ihtar edilen eşin haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi gerekir. Bu dosyada davacı erkek 13.02.2012 tarihinde ihtar istemiş, boşanma davasını ise 02.11.2015 tarihinde açmıştır. Daire, aradan geçen bu uzun süreyi, o olayda ihtarın samimi olmadığını gösteren olgulardan biri kabul etmiştir. Karar bu tarihlerden genel bir azami dava açma süresi çıkarmamaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/17490, K. 2018/5662Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/17490 E.  ,  2018/5662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek terk (TMK m. 164) hukuksal sebebine dayalı olarak boşanma talep etmiş, mahkemece dava kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Toplanan delillerden; davalı kadının 2011 yılının Mayıs ayında ortak konuttan ayrıldığı, davacı erkeğin 13.02.2012 tarihinde terk ihtarı talebinde bulunduğu, ihtar kendisine tebliğ edilen davalı kadının ihtara cevap vermediği, davacı erkek tarafından terk sebebine dayalı davanın 02.11.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı kadın tarafından terk ihtarının kendisine tebliğinden sonra 03.12.2012 tarihinde … Asliye Hukuk(Aile) Mahkemesi 2012/105E. 2014/27K. Sayılı dosyada Türk Medeni Kanununun 197. maddesine dayalı bağımsız tedbir nafakası davası açılmış, mahkemesince 20.02.2014 tarihinde verilen kabul kararı Yargıtay denetiminden geçerek 18.06.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Terk sebebine dayanan boşanma davasının kabulü için usulüne uygun ve samimi ihtar tebliğine rağmen, ihtar edilen eşin haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi gerekir. Davacı erkek tarafından 13.02.2012 tarihinde ihtar talebinde bulunulduğu halde, aradan çok uzun bir süre geçtikten sonra 02.11.2015 tarihinde terk nedenine dayanarak boşanma davası açılması, davacı erkeğin eve dön ihtarında samimi olmadığını göstermektedir. Ayrıca davalı kadın, 03.12.2012 tarihinde açılan ve kabul edilen Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesine dayalı bağımsız tedbir nafakası davası ile ayrı yaşamakta haklılığını kanıtlamış olmakla ortak konuta haklı sebeple dönmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece terk nedenine dayanarak açılan boşanma davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.04.2018

Aynı kararda davalı kadının 03.12.2012 tarihinde açtığı, kabul edilip 18.06.2015 tarihinde kesinleşen ve Türk Medeni Kanunu m. 197’ye dayanan tedbir nafakası davası, kadının ayrı yaşamakta haklılığını kanıtladığı ve ortak konuta haklı sebeple dönmediği yönünde delil sayılmıştır. Bu nedenle terk davasının kabulü bozulmuştur. 2015/4026 esas ve 2015/18167 karar sayılı dosyada da kadının ayrı yaşamakta haklılığını ispatladığı kabul edilmiş, boşanma davasından bağımsız birleşen tedbir nafakası isteminin m. 197 uyarınca reddedilmesi bozma nedenleri arasında gösterilmiştir.

Terk sebebi ile evlilik birliğinin sarsılması

Terk, Türk Medeni Kanunu m. 166’daki genel boşanma sebebinin kendisi değildir. M. 166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır. İtiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Evlilik en az bir yıl sürmüş ve eşler birlikte başvurmuş ya da bir eş diğerinin davasını kabul etmişse birlik temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Bu usul, terk davasının kendiliğinden anlaşmalı boşanmaya dönüştüğünü göstermez.

Türk Medeni Kanunu m. 166’nın dördüncü fıkrasına göre, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddi kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen, sebep ne olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa birlik temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemiyle boşanmaya karar verilir. Bu hüküm, reddedilmiş bir davadan sonra ortak hayatın kurulamaması hâlini düzenler; terk davasının m. 164’teki şartlarını ortadan kaldırmaz.

Terk nedeniyle boşanma davasını kim açabilir?

Dava açma hakkı terk edilen eşe aittir. Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır ve bu sebeple dava açamaz.

İhtar ne zaman istenebilir?

Boşanma için belirli sürenin dördüncü ayı bitmeden ihtar istenemez. İhtarı hâkim veya noter, esası incelemeden yapar; eşe iki ay içinde dönmesi ve dönmemenin sonuçları bildirilir. İhtardan sonra iki ay geçmeden dava açılamaz.

Ayrı yaşamak her durumda terk sayılır mı?

Hayır. Terk sebebi, haklı sebep olmadan ortak konuta dönmemeyi ve en az altı ay süren, devam eden ayrılığı arar. Kişilik, ekonomik güvenlik veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikedeyse eşin m. 197’ye göre ayrı yaşama hakkı vardır.

Uygun olmayan konuta yapılan davet yeterli olur mu?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/4026 esas ve 2015/18167 karar sayılı kararında, hâllere uygun, oturmaya elverişli ve bağımsız ortak konuta kanuni koşullara uygun davet yoksa ihtar geçersiz sayılmıştır. Tarafların hiç birlikte yaşamadığı konuta yapılan davet bu olayda yeterli bulunmamıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu