Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Terekenin Borca Batık Olduğunun Tespiti Davası

Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras Türk Medeni Kanunu m. 605/2 uyarınca reddedilmiş sayılır. Kanun gereğince mirasçıların terekedeki hak ve borçları kendiliğinden kazanmasına bağlanan yasal kural, terekenin borca batık olması durumunda hükmen ret sonucunu doğurur. Mirasçıların bu hukuki durumu mahkeme kararıyla tespit ettirmek amacıyla açtığı dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti davasıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 599Kaynağı aç
Madde 599- Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler. II. Vasiyet alacaklıları tarafından 1. İstem

Hükmen ret kavramı ve dava açma süresi

Türk Medeni Kanunu m. 599/1 uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanır. Ancak aynı Kanunun 605. maddesinin ikinci fıkrası, murisin ölümü anında borçlarını ödemekten aczi açıkça ortadaysa veya bu durum resmen belgelenmişse mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağını düzenler. Bu tespit istemi yönünden herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir. Mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmaları da bu hakkın kullanımında sonuca etkili değildir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/12041, K. 2019/7224Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/12041 E.  ,  2019/7224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından, davalı ve birleştirilen dava davalısı aleyhine 25.05.2015 ve 14.04.2016 gününde verilen dilekçeler ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın hükmen reddi isteğine ilişkindir. Davacılar vekili, asıl davada davalı …’a karşı ve birleştirilen davada davalı …’a karşı açtıkları mirasın hükmen reddi davasında, 08.01.2007 tarihinde ölen müvekkillerinin babası ve miras bırakanı …'nın terekesinin borca batık olması nedeni ile mirası hükmen reddi tespitini istemiştir. Davalı ve birleştirilen dava davalısı vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK'nun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz. Somut olayda, miras bırakan …'ya ait 1543 parselin 300 metrekarelik kısmının temliken tescili talebi ile davacı … tarafından, …, …, …’ya karşı (Kapatılan) Hüyük Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada 2007/30 Esas, 2008/114 Karar sayılı ilamı ile …’nın miras payı düşüldükten sonra hesaplanan bedelin diğer mirasçılar …, …, … tarafından 17.09.2009 ve 09.02.2009 tarihlerinde alınmış olması, Türk Medeni Kanununun 610/2. maddesi anlamında, tereke mallarını kendisine maletme (mirasın benimsenmesi) anlamına gelir ve mirasçılar ret hakkından yoksun kalırlar. Mirasçı olan davacılar, tereke mallarını sahiplenmiş olduğundan, mirası ret hakları düşmüştür. Öyleyse davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Mirasçıların terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilmeleri, mirası zımnen ya da açıkça kabul anlamına gelen işlemlerden kaçınmış olmalarına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu m. 610 çerçevesinde mirası sahiplenme veya kabul niteliğinde davranış sergilenmediği müddetçe, murisin ödemeden aczinin mahkemece tespiti talep edilebilir.

Borca batıklığın ölüm tarihine göre belirlenmesi

Terekenin borca batık olup olmadığının saptanmasında dava tarihi değil, mirasbırakanın ölüm tarihi esas alınır. Ölüm anı itibarıyla murisin mevcut tüm hak ve alacakları terekenin aktif malvarlığını, doğmuş tüm borçları ise pasifini meydana getirir. Tereke pasifinin aktif değerlerden fazla olması, mirasbırakanın ödemeden aczini ve terekenin borca batık olduğunu gösterir. Mahkemece incelemenin ölüm günündeki malvarlığı durumu yerine dava gününe göre yapılması usul kurallarına aykırılık oluşturur.

İcra takibi neticesinde muris hakkında borç ödemeden aciz vesikası düzenlenmiş bulunuyorsa terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aciz vesikasının bulunmadığı durumlarda ise mahkemenin tereke mevcudunu kapsamlı biçimde araştırması gerekir. Bu kapsamda bankalar, trafik tescil birimleri, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlükleri gibi kurumlara müzekkere yazılarak zabıta marifetiyle murisin tüm alacak ve borçları araştırılmalı; aktif malvarlığı ile takibe konu borçlar karşılaştırılarak borca batıklık durumu tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.

Tereke taşınmazlarının tespiti ve bilirkişi incelemesi

Terekenin borca batıklığının belirlenmesinde hesap uzmanı bilirkişi görevlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Tereke mevcudunda tapuya kayıtlı taşınmazların yer alması halinde taşınmaz değer tespiti bilirkişisine başvurulması gerekir. Tapudaki taşınmazlar yönünden mirasbırakanın hisse değeri, taşınmaz başında keşif icra edilerek murisin vefat tarihindeki rayici üzerinden takdir edilmelidir. Bu usul yerine hesap bilirkişisi incelemesi için delil avansı talep edilmesi yerinde görülmemektedir.

Mirası kabul sayılan davranışlar ve ret hakkının kaybı

Yasal mirasçıların terekenin ölüm gününde borca batık olduğuna dair tespit isteyebilmesi, terekeyi benimsememiş olmalarını gerektirir. Türk Medeni Kanunu m. 610/2 uyarınca, terekenin olağan yönetimi sınırını aşan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için zorunlu olanın ötesinde tasarruflarda bulunan, tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya malvarlığını kendi mülkiyetine geçiren mirasçılar mirası reddetme hakkını kaybeder. Terekeyi sahiplenen mirasçıların daha sonra borca batıklık iddiasında bulunması, Türk Medeni Kanunu m. 2'de korunan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ile bağdaşmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. II. İyiniyet
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 610Kaynağı aç
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. III. Mirasçılardan biri tarafından ret
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14652, K. 2020/5061Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/14652 E.  ,  2020/5061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 03/07/2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16/03/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın hükmen reddi talebine ilişkindir. Davacılar vekili, 05/09/2013 tarihinde ölen mirasbırakan …'nun terekesinin borca batık olması nedeni ile mirası hükmen reddin tespitini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkeme, mirasbırakanın kredi borcunun mirasçılardan … tarafından 09.12.2015 tarihinde 6.520,00TL para yatırılarak ödenmiş olması gerekçesi ile terekenin benimsendiğinden bahisle davanın reddine karar vermiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin açıkça borca batık olup olmadığının ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanununun 605/2 maddesi hükmü gereğince mirasın hükmen reddine (terekenin borca batık olduğunun tespitine) ilişkin talepler, süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Ayrıca TMK'nin Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması zorunludur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez (TMK.md.610/2). Somut olayda, terekenin borcu mirasçılardan … tarafından ödendiği anlaşılmasına rağmen diğer mirasçıların da terekeyi benimsediğinin kabul edilmesi ayrıca …’nun icra tehdidi altında bu ödemeyi yapıp yapmadığının araştırılmamış olması nedeni ile hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan

Terekeye ait hakların kayba uğramasını önlemek gayesiyle zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını engellemek üzere dava açılması ya da cebri icra takibine başvurulması, Türk Medeni Kanunu m. 610/3 gereğince ret hakkının kaybına yol açmaz ve mirası kabul işlemi sayılmaz.

Mirasbırakanın vefatından sonra tereke borcuna mahsuben taksit ödenmesi durumunda, ödemeyi yapan mirasçının kim olduğu, ödemenin tarihi ve bu işlemin icra tehdidi altında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılmalıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/14652, K. 2020/5061 sayılı ilamında belirtildiği üzere, mirasçılardan birinin borcu icra baskısı altında ödemesi ihtimali araştırılmadan ve diğer mirasçıların somut benimseme iradeleri ortaya konulmadan terekenin tüm mirasçılarca benimsendiği kabul edilemez. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2015/1933, K. 2015/6464 sayılı kararında da murise ait banka kredi borcunun hangi mirasçı tarafından yapılandırılıp ödendiği saptanmadan ve diğer mirasçıların açık sahiplenme eylemleri gösterilmeden davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/1933, K. 2015/6464Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/1933 E.  ,  2015/6464 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erbaa Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/06/2014 NUMARASI : 2011/439-2014/197 Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.11.2011 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.06.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, muris R.. D..'in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan deliller neticesinde davacıların mirası hükmen ret etme haklarının olmadığı, borcu kabul ettiklerine dair eylemde bulundukları ve davanın ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına, iddianın ileri sürülüş biçimine göre uyuşmazlığın miras bırakan R.. D..' in ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olması nedeniyle mirasın hükmen reddine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. TMK'nın 605/2. maddesi hükmüne dayanılarak istekte bulunulabilmesi için de terekenin açıkça borca batık olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, miras bırakanın malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, Türkiye Halk Bankasındaki murise ait kredi borcunun kimin tarafından taksitlendirilip ödendiği araştırılmadığı gibi B.. D.. dışındaki davacıların terekeyi sahiplendiğine ilişkin davranışlarının neler olduğu da gerekçeli kararda açıklanmamıştır. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan ayrıca murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olup olmadığı usulüne uygun şekilde araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mirasbırakana ait bir taşınmaza ilişkin davada, miras payı düşüldükten sonra hesaplanan bedelin mirasçılar tarafından tahsil edilmesi olgusu, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/12041, K. 2019/7224 sayılı kararında Türk Medeni Kanunu m. 610/2 kapsamında tereke malını sahiplenme ve kendine mal etme niteliğinde görülmüş; bu işlemi gerçekleştiren mirasçıların mirası hükmen ret hakkından yoksun kalacağı karara bağlanmıştır.

Şirket amme borçlarında mirasçıların hukuki yararı

Mirasbırakanın ortağı veya kanuni temsilcisi olduğu şirketin amme alacağı niteliğindeki borçları terekede pasif olarak yer aldığında, alacağın öncelikle borçlu şirketin kendi malvarlığından tahsil imkânı araştırılır. Amme borcunun şirket malvarlığından tümüyle tahsili mümkün bulunuyorsa, mirasçıların terekenin borca batıklığının tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaz ve dava reddedilir. Şirket malvarlığından borcun tamamen tahsili mümkün değilse, mirasbırakanın kişisel sorumluluk payı ve miktarı hesaplanmalı; ölüm tarihindeki tereke aktifinin bu borcu karşılamaya yetersiz kalması halinde hükmen ret istemi kabul edilmelidir.

Görevli mahkeme ve özel vekaletname şartı

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davalarında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1 hükmü uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava konusunun parasal değerine bakılmaksızın inceleme asliye hukuk mahkemesi nezdinde yürütülür.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
MADDE 2- (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görev

Hükmen ret istemi vekil aracılığıyla açılıyorsa avukata verilen vekaletnamede mirasın reddine dair açık ve özel bir yetkinin bulunması şarttır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/12041, K. 2019/7224 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. maddesi gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletnamenin dava dosyasına ibrazı zorunludur.

Sıkça sorulan sorular

Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası ne zamana kadar açılabilir?

Bu talep herhangi bir kanuni hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçılar Türk Medeni Kanunu m. 610 anlamında mirası kabul anlamına gelen eylemlerde bulunmadıkları sürece her zaman borca batıklık tespiti isteyebilirler.

Borca batıklık değerlendirmesinde ölüm tarihi mi dava tarihi mi esas alınır?

Mirasbırakanın ölüm anı esas alınır. Ölüm tarihindeki aktif malvarlığı ile tüm borçlar karşılaştırılır; pasifin aktifi aşması halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir.

Muris hakkında aciz vesikası bulunması davayı nasıl etkiler?

İcra takibi neticesinde muris hakkında aciz vesikası düzenlenmişse terekenin borca batık olduğu kabul edilir; aksi takdirde resmi kurumlardan kapsamlı araştırma yapılması gerekir.

Bir mirasçının tereke borcunu ödemesi diğer mirasçıların ret hakkını engeller mi?

Kendiliğinden engellemez. Ödemenin kim tarafından yapıldığı ve icra tehdidi altında bulunup bulunmadığı araştırılır; tek bir mirasçının ödemesi diğer mirasçıların terekeyi benimsediği sonucunu doğurmaz.

Hak kaybını önlemek için dava açmak ret hakkını düşürür mü?

Düşürmez. Türk Medeni Kanunu m. 610/3 uyarınca zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını önlemek amacıyla dava açılması veya cebri icra takibi yapılması mirası kabul sayılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu