Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise miras Türk Medeni Kanunu m. 605/2 uyarınca reddedilmiş sayılır. Kanun gereğince mirasçıların terekedeki hak ve borçları kendiliğinden kazanmasına bağlanan yasal kural, terekenin borca batık olması durumunda hükmen ret sonucunu doğurur. Mirasçıların bu hukuki durumu mahkeme kararıyla tespit ettirmek amacıyla açtığı dava, terekenin borca batık olduğunun tespiti davasıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 599Kaynağı aç
Hükmen ret kavramı ve dava açma süresi
Türk Medeni Kanunu m. 599/1 uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanır. Ancak aynı Kanunun 605. maddesinin ikinci fıkrası, murisin ölümü anında borçlarını ödemekten aczi açıkça ortadaysa veya bu durum resmen belgelenmişse mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağını düzenler. Bu tespit istemi yönünden herhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı öngörülmemiştir. Mirasçıların iyi niyetli ya da kötü niyetli olmaları da bu hakkın kullanımında sonuca etkili değildir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/12041, K. 2019/7224Kaynağı aç
Mirasçıların terekenin borca batık olduğunun tespitini her zaman isteyebilmeleri, mirası zımnen ya da açıkça kabul anlamına gelen işlemlerden kaçınmış olmalarına bağlıdır. Türk Medeni Kanunu m. 610 çerçevesinde mirası sahiplenme veya kabul niteliğinde davranış sergilenmediği müddetçe, murisin ödemeden aczinin mahkemece tespiti talep edilebilir.
Borca batıklığın ölüm tarihine göre belirlenmesi
Terekenin borca batık olup olmadığının saptanmasında dava tarihi değil, mirasbırakanın ölüm tarihi esas alınır. Ölüm anı itibarıyla murisin mevcut tüm hak ve alacakları terekenin aktif malvarlığını, doğmuş tüm borçları ise pasifini meydana getirir. Tereke pasifinin aktif değerlerden fazla olması, mirasbırakanın ödemeden aczini ve terekenin borca batık olduğunu gösterir. Mahkemece incelemenin ölüm günündeki malvarlığı durumu yerine dava gününe göre yapılması usul kurallarına aykırılık oluşturur.
İcra takibi neticesinde muris hakkında borç ödemeden aciz vesikası düzenlenmiş bulunuyorsa terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aciz vesikasının bulunmadığı durumlarda ise mahkemenin tereke mevcudunu kapsamlı biçimde araştırması gerekir. Bu kapsamda bankalar, trafik tescil birimleri, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlükleri gibi kurumlara müzekkere yazılarak zabıta marifetiyle murisin tüm alacak ve borçları araştırılmalı; aktif malvarlığı ile takibe konu borçlar karşılaştırılarak borca batıklık durumu tereddüde yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Tereke taşınmazlarının tespiti ve bilirkişi incelemesi
Terekenin borca batıklığının belirlenmesinde hesap uzmanı bilirkişi görevlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Tereke mevcudunda tapuya kayıtlı taşınmazların yer alması halinde taşınmaz değer tespiti bilirkişisine başvurulması gerekir. Tapudaki taşınmazlar yönünden mirasbırakanın hisse değeri, taşınmaz başında keşif icra edilerek murisin vefat tarihindeki rayici üzerinden takdir edilmelidir. Bu usul yerine hesap bilirkişisi incelemesi için delil avansı talep edilmesi yerinde görülmemektedir.
Mirası kabul sayılan davranışlar ve ret hakkının kaybı
Yasal mirasçıların terekenin ölüm gününde borca batık olduğuna dair tespit isteyebilmesi, terekeyi benimsememiş olmalarını gerektirir. Türk Medeni Kanunu m. 610/2 uyarınca, terekenin olağan yönetimi sınırını aşan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için zorunlu olanın ötesinde tasarruflarda bulunan, tereke işlemlerine karışan, tereke mallarını gizleyen veya malvarlığını kendi mülkiyetine geçiren mirasçılar mirası reddetme hakkını kaybeder. Terekeyi sahiplenen mirasçıların daha sonra borca batıklık iddiasında bulunması, Türk Medeni Kanunu m. 2'de korunan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı ile bağdaşmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 610Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/14652, K. 2020/5061Kaynağı aç
Terekeye ait hakların kayba uğramasını önlemek gayesiyle zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını engellemek üzere dava açılması ya da cebri icra takibine başvurulması, Türk Medeni Kanunu m. 610/3 gereğince ret hakkının kaybına yol açmaz ve mirası kabul işlemi sayılmaz.
Mirasbırakanın vefatından sonra tereke borcuna mahsuben taksit ödenmesi durumunda, ödemeyi yapan mirasçının kim olduğu, ödemenin tarihi ve bu işlemin icra tehdidi altında gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılmalıdır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/14652, K. 2020/5061 sayılı ilamında belirtildiği üzere, mirasçılardan birinin borcu icra baskısı altında ödemesi ihtimali araştırılmadan ve diğer mirasçıların somut benimseme iradeleri ortaya konulmadan terekenin tüm mirasçılarca benimsendiği kabul edilemez. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2015/1933, K. 2015/6464 sayılı kararında da murise ait banka kredi borcunun hangi mirasçı tarafından yapılandırılıp ödendiği saptanmadan ve diğer mirasçıların açık sahiplenme eylemleri gösterilmeden davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/1933, K. 2015/6464Kaynağı aç
Mirasbırakana ait bir taşınmaza ilişkin davada, miras payı düşüldükten sonra hesaplanan bedelin mirasçılar tarafından tahsil edilmesi olgusu, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/12041, K. 2019/7224 sayılı kararında Türk Medeni Kanunu m. 610/2 kapsamında tereke malını sahiplenme ve kendine mal etme niteliğinde görülmüş; bu işlemi gerçekleştiren mirasçıların mirası hükmen ret hakkından yoksun kalacağı karara bağlanmıştır.
Şirket amme borçlarında mirasçıların hukuki yararı
Mirasbırakanın ortağı veya kanuni temsilcisi olduğu şirketin amme alacağı niteliğindeki borçları terekede pasif olarak yer aldığında, alacağın öncelikle borçlu şirketin kendi malvarlığından tahsil imkânı araştırılır. Amme borcunun şirket malvarlığından tümüyle tahsili mümkün bulunuyorsa, mirasçıların terekenin borca batıklığının tespitini istemekte hukuki yararı bulunmaz ve dava reddedilir. Şirket malvarlığından borcun tamamen tahsili mümkün değilse, mirasbırakanın kişisel sorumluluk payı ve miktarı hesaplanmalı; ölüm tarihindeki tereke aktifinin bu borcu karşılamaya yetersiz kalması halinde hükmen ret istemi kabul edilmelidir.
Görevli mahkeme ve özel vekaletname şartı
Terekenin borca batık olduğunun tespiti davalarında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1 hükmü uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin uyuşmazlıklarda aksine bir düzenleme bulunmadıkça görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava konusunun parasal değerine bakılmaksızın inceleme asliye hukuk mahkemesi nezdinde yürütülür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Hükmen ret istemi vekil aracılığıyla açılıyorsa avukata verilen vekaletnamede mirasın reddine dair açık ve özel bir yetkinin bulunması şarttır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/12041, K. 2019/7224 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. maddesi gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletnamenin dava dosyasına ibrazı zorunludur.
Sıkça sorulan sorular
Terekenin borca batık olduğunun tespiti davası ne zamana kadar açılabilir?
Bu talep herhangi bir kanuni hak düşürücü süreye tabi değildir. Mirasçılar Türk Medeni Kanunu m. 610 anlamında mirası kabul anlamına gelen eylemlerde bulunmadıkları sürece her zaman borca batıklık tespiti isteyebilirler.
Borca batıklık değerlendirmesinde ölüm tarihi mi dava tarihi mi esas alınır?
Mirasbırakanın ölüm anı esas alınır. Ölüm tarihindeki aktif malvarlığı ile tüm borçlar karşılaştırılır; pasifin aktifi aşması halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir.
Muris hakkında aciz vesikası bulunması davayı nasıl etkiler?
İcra takibi neticesinde muris hakkında aciz vesikası düzenlenmişse terekenin borca batık olduğu kabul edilir; aksi takdirde resmi kurumlardan kapsamlı araştırma yapılması gerekir.
Bir mirasçının tereke borcunu ödemesi diğer mirasçıların ret hakkını engeller mi?
Kendiliğinden engellemez. Ödemenin kim tarafından yapıldığı ve icra tehdidi altında bulunup bulunmadığı araştırılır; tek bir mirasçının ödemesi diğer mirasçıların terekeyi benimsediği sonucunu doğurmaz.
Hak kaybını önlemek için dava açmak ret hakkını düşürür mü?
Düşürmez. Türk Medeni Kanunu m. 610/3 uyarınca zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını önlemek amacıyla dava açılması veya cebri icra takibi yapılması mirası kabul sayılmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

