Miras Davası ve Miras Hukuku Kapsamında Temel Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
Miras Davası ve Miras Hukuku Kapsamında Temel Haklar

Kanuni Mirasçılık Sırası ve Tereke Borçlarından Sorumluluk

Miras hukukunda mirasçılar kanunla öngörülen miras sıralamasına göre belirlenir. Bu çerçevede ilk sırada altsoy yani çocuklar, ikinci sırada anne ve babadan oluşan üstsoy, üçüncü sırada ise kardeşler ile daha uzak akrabalar yer alır. Mirasbırakan tarafından bırakılmış bir vasiyetname bulunması durumunda mirasçılar vasiyet doğrultusunda da tayin edilebilir.

Mirasbırakanın borçlarını da devralan mirasçılar, mirasın kabulü hâlinde hakların yanı sıra yükümlülüklere de muhatap olurlar. Mirasçılar tereke borçlarını kural olarak miras sınırları içinde karşılamakla sorumlu tutulmakla birlikte, borçların toplam değerinin mirası aşması durumunda borçları kişisel malvarlıklarıyla da ödemek zorunda kalabilirler.

Tüm mirasçıların mutabakata varması durumunda miras taksim sözleşmesi düzenlenerek terekenin paylaşımı dava açılmasına gerek kalmadan tamamlanabilir. Taşınmaz malları konu alan miras paylaşımlarında ise sözleşmenin şekil şartlarına uygun olarak tanzim edilmesi gerekir.

Mirasın Reddi Usulü ve Kanuni Süreler

Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi uyarınca hem yasal hem de atanmış mirasçılar mirası reddetme yetkisine sahiptir. Mirasbırakanın vefatı anında ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş bulunmaktaysa miras kanun gereği reddedilmiş sayılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak

Miras Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesi gereğince üç ay içinde reddedilebilir. Anılan süre yasal mirasçılar bakımından mirasçılık sıfatını daha sonra öğrendikleri ispatlanmadığı sürece vefatı öğrendikleri tarihten; atanmış mirasçılar bakımından ise mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 606Kaynağı aç
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. b. Terekenin yazımında

Mirasın reddi işlemi mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanda bulunulmasıyla gerçekleşir. Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesi doğrultusunda ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması zorunludur. Sulh hâkimi ret beyanını resmî bir tutanakla tespit eder. Süresinde iletilen ret beyanı mirasın açıldığı yer sulh mahkemesince özel kütüğe yazılır ve istemde bulunması hâlinde reddeden mirasçıya ret belgesi verilir. Tutanak ve kütüğün düzenlenme usulü Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 609Kaynağı aç
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.[32] II. Ret hakkının düşmesi

Mirasın kayıtsız şartsız reddi beyanının tutanakla tespit edilmek şartıyla sulh hâkimine ulaştığı tarihten itibaren sonuç doğurduğu ve ret tarihinin beyanın mahkemeye ulaştığı an olduğu yönünde yargı kararları bulunmakla birlikte; sürenin başlangıcına esas ret tarihinin sulh mahkemesince verilen tespit ve tescil karar tarihi olması gerektiği yönünde de değerlendirmeler mevcuttur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/9343, K. 2014/1423Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/9343 E.  ,  2014/1423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mirasın reddinin iptali … ile … ve dahili davalı … aralarındaki mirasın reddinin iptali davasının reddine dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.12.2012 gün ve 885/630 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davalıdan alacaklı olduklarını tahsil amacıyla icra takibi başlattıklarını, davalının borcunu ödemediği gibi borçlarını ödememek için kötüniyetli olarak murisinin mirasını reddettiğini belirterek, mirasın reddinin iptalini talep etmiştir. Davalı taraf, muris hayattayken davalının hakkını verdiği için murisin ölümünden sonra davalının mirası reddettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Hüküm, yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 617.maddesine dayanan mirasın reddi kararının iptali isteğine ilişkin olup, reddeden mirasçının alacaklısı tarafından açılmıştır. Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler (TMK.md.617/1). Bu süre, zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü süredir. Düzenlemeye göre, altı aylık dava açma süresi, ret tarihinden itibaren başlayacaktır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalı, mirasbırakanın 27.02.2011 tarihinde ölümü üzerine, … 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'ne 12.04.2011 tarihinde başvurarak "mirası kayıtsız koşulsuz reddettiğine" dair beyanda bulunmuş, anılan mahkemece, bu beyanının 26.05.2011 tarihinde tesciline karar verilmiştir. Görülmekte olan dava ise, 04.11.2011 tarihinde açılmıştır. Mirasın kayıtsız koşulsuz reddine ilişkin beyan, tutanakla tespit edilmiş olması (TMK.md.609/3) koşuluyla sulh hakimine ulaştığı andan itibaren sonuç doğurur ve miras bu tarihten itibaren reddedilmiş sayılır. Reddeden mirasçı bu tarihten itibaren mirasçılık sıfatını yitirir. Şu halde ret tarihi, buna ilişkin beyanın sulh hakimine ulaştığı tarihtir. Türk Medeni Kanunu'nun 617/1.maddesinin açık hükmü karşısında, ret tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Öyle ise davacının talebinin dava süresi içerisinde açılmadığı sebebiyle reddi gerekirken, davanın ispatlanamadığından bahisle ret kararı verilmesi doğru değil ise de karar redde ilişkin olup sonuç itibariyle doğru olan hükmün açıklanan ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL 'nin davacıdan alınmasına, 03.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY Mirasın gerçek reddi işlemi (TMK. md. 605/1); yasal ve atanmış mirasçılar bakımından, ret talebinin Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesinde gösterilen usulde Sulh Mahkemesine yazılı veya sözlü bildirimin ulaşmasıyla sonuç doğurur. Bu beyan ulaşmakla, irade bozukluğu sebepleri bulunmadıkça, mirasçı beyanını geri alamaz. Mirası bu şekilde reddeden mirasçının alacaklısının reddin iptaline ilişkin dava hakkı ise, Türk Medeni Kanunu'nun 617/1. maddesi uyarına "ret tarihinden" başlar ve altı aylık hak düşürücü süre içinde bu hak kullanılmalıdır. Kanundaki, mirasçının alacaklısı için öngörülmüş, " ret tarihi" olarak belirtilen sürenin başlangıcı; "mirasçının ret beyanının mahkemeye ulaşması tarihi olarak yorumlanamaz. Bu ulaşma tarihi mirasçının kendisi için Türk Medeni Kanunu'nun 605/1. maddesindeki üç aylık ret süresinin başlangıcı için esas alınır. Zira, Sulh Mahkemesi kendisine Türk Medeni Kanunu'nun 605/1. maddesi uyarınca yapılmış ret başvurusunu; süre, mirasçılık hakkı bulunup bulunmadığı, koşullu olup olmadığı, vekille yapılmış ise vekilin özel yetkisi bulunup bulunmadığı gibi, hakkı engelleyici ve düşürücü unsurlar yönünden inceleyecek; Türk Medeni Kanunu'nun 609. maddesi uyarınca ret beyanını bir tutanakla tespit edip, özel kütüğüne tescil edecektir. Alacaklının bu tespit ve tescil işleminden önce mirasın reddedildiğini öğrenme olanağı olduğunun kabulü, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle, alacaklının altı aylık hak düşürücü süresinin başlangıcı için, kanunda belırtilen "ret tarihi" mahkemenin açıklanan şekilde verdiği "tespit ve özel kütüğe tescil kararı tarihi" olarak kabul edilmelidir. Aksi kabul, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurur. Davalı mirasçının gerçek reddine ilişkin talebiyle ilgili olarak, Mahkemece 26.05.2011 tarihinde tespit ve tescile karar verilmiş; eldeki temyize konu mirası reddin iptali davası ise, altı aylık hak düşürücü süre geçmeden, 04.11.2011 tarihinde açılmıştır. Davacının iptal başvurusu süresindedir. Mahkemenin mirası reddin iptaline ilişkin davanın reddi kararının esasının temyizen incelenmesi gerekir. Değerli çoğunluğun temyiz edilen hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına (HUMK.md.438/son) şeklindeki kararına açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 03.02.2014
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/23670, K. 2013/16381Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/23670 E.  ,  2013/16381 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Antalya l. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ :30.05.2012 NUMARASI :Esas no:2010/467 Karar no:2012/219 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Muris 13.11.2009 tarihinde ölmüş, davalı 5.2.2010 tarihinde mahkemesine müracaat ederek "mirası kayıtsız şartsız reddettiğine" dair beyanda bulunmuş, anılan mahkemece bu beyanın 11.06.2010 tarihinde tesciline karar verilmiştir Mirasın reddi kararının iptali davası 2.11.2010 tarihinde açılmıştır. Mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyanı tutanakla tespit edilmiş olması (TMK.md. 609/3) koşuluyla sulh hakimine ulaştığı andan itibaren sonuç doğurur ve miras bu tarihten itibaren reddedilmiş sayılır. Reddeden mirasçı bu tarihten itibaren mirasçı sıfatını kaybeder. Şu halde ret tarihi buna ilişkin beyanın sulh hakimine ulaştığı tarihtir. Türk Medeni Kanununun 617/1. maddesinin açık hükmü karşısında ret tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 6 aylık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Öyleyse hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 12.06.2013 (Çar.) KARŞI OY YAZISI Mirasın gerçek reddi işlemi ( TMK. md. 605/1); yasal ve atanmış mirasçılar bakımından, ret talebinin Türk Medeni Kanununun 609. maddesinde gösterilen usulde sulh mahkemesine yazılı veya sözlü bildirimin ulaşmasıyla sonuç doğurur. Bu beyan ulaşmakla, irade bozukluğu sebepleri bulunmadıkça, mirasçı beyanını geri alamaz. Mirası bu şekilde reddeden mirasçının alacaklısının reddin iptaline ilişkin dava hakkı ise, Türk Medeni Kanununun 617/1. maddesi uyarına " ret tarihinden " başlar ve altı aylık hak düşürücü süre içinde bu hak kullanılmalıdır. Kanundaki, mirasçının alacaklısı için öngörülmüş, " ret tarihi" olarak belirtilen sürenın başlangıcı; " mirasçının ret beyanının mahkemeye ulaşması tarihi olarak yorumlanamaz. Bu ulaşma tarihi mirasçının kendisi için Türk Medeni Kanununun 605/1. maddesindeki üç aylık ret süresinin başlangıcı için esas alınır. Zira, sulh mahkemesi kendisine Türk Medeni Kanununun 605/1. maddesi uyarınca yapılmış ret başvurusunu; süre, mirasçılık hakkı bulunup bulunmadığı, koşullu olup olmadığı, vekille yapılmış ise vekilin özel yetkisi bulunup bulunmadığı gibi, hakkı engelleyici ve düşürücü unsurlar yönünden inceleyecek; Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca ret beyanını bir tutanakla tespit edip, özel kütüğüne tescil edecektir. Alacaklının bu tespit ve tescil işleminden önce mirasın reddedildiğini öğrenme olanağı olduğunun kabulü, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle, alacaklının altı aylık hak düşürücü süresinin başlangıcı için, kanunda belirtilen "ret tarihi" mahkemenin açıklanan şekilde verdiği "tespit ve özel kütüğe tescil kararı tarihi" olarak kabule edilmelidir. Aksi kabul, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurur. Davacının iptal başvurusu süresindedir. Mahkemenin reddin iptaline ilişkin kararının esasının temyizen incelenmesi gerekir. Değerli çoğunluğun bozma kararına açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.

Alacaklıların Reddin İptali Davası ve Tasfiye Usulü

Malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı alacaklılarına zarar vermek kastıyla mirası reddettiği takdirde, alacaklılara yeterli güvence verilmediği sürece alacaklılar veya iflâs idaresi Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi uyarınca ret tarihinden başlayarak altı ay içinde mahkemede reddin iptali davası açabilir. Kanunda öngörülen bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 617Kaynağı aç
Madde 617- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler. Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir. Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir. VIII. Ret hâlinde sorumluluk

Mahkemece reddin iptaline karar verilmesi hâlinde miras resmen tasfiye edilir. Bu tasfiye neticesinde reddeden mirasçının payına bir değer veya mal düşerse bundan öncelikle itiraz eden alacaklıların, sonrasında ise diğer alacaklıların alacakları karşılanır. Tasfiyeden arta kalan değerler bulunursa bu kısım ret geçerli olsaydı mirastan yararlanacak olan mirasçılara verilir.

Muris Muvazaasında Tapu İptali ve Zamanaşımı İstisnaları

Muris muvazaasında mirasbırakan gerçekte bağışlama amacı taşıdığı tapulu taşınmazını tapu devrinde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterir. Görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde aranan resmî şekil koşullarından yoksun bulunduğundan saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca tapu kaydının iptalini isteyebilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/8047, K. 2015/9652Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2014/8047 E.  ,  2015/9652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil veya bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalılar.. ile …. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, tetkik hakimi ..’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp, düşünüldü; -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Davacı, mirasbırakan ….'ın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 2713 ada 90 parsel sayılı taşınmazı ikinci eşi …'ye satış suretiyle temlik ettiğini, satışın gerçek olmadığını, murisin ölümünden sonra ..'nin taşınmazı yeğeni …'e temlik edip geri aldığını, bu arada taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, daha sonra …'ın ölümü üzerine taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılardan bir kısmının intikali müteakip paylarını davalı…ile davalı şirkete satış suretiyle devrettiklerini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın belirlenecek rayiç değerinden miras payına isabet eden kısmın tahsiline karar verilmesi isteğiyle eldeki davayı açmış, 18.09.2013 tarihinde ıslah suretiyle bedele yönelik talebini bilirkişi raporu ile belirlenen ve 3/4 miras payına isabet eden 148.680,00 TL olarak artırdığını bildirmiştir. Davalılar ..ve .., murisin ölümünden itibaren 33 yıl geçmiş olup, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazı murisin ikinci eşi ..'nin bedelini ödeyerek satın aldığını, satım bedeli ile murisin çalıştığı kuruma dava açıp, emekli olabildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Davalı .. Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti, davacının iddia ettiği vakıaları hangi delille ispat edeceğini açıklamadığını, dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, kendileri bakımından bir iddiada bulunulmadığını, dava değerinin düşük gösterildiğini, davanın zamanaşımının dolduğunu, dava konusu yere komşu parselde kat karşılığı inşaat yapımı için sözleşmesi yaptığını, maliyeti düşürmek için dava konusu taşınmazdaki payı da bedelini ödeyerek satın aldığını, diğer payları almak için de harekete geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı murisin ikinci eşi …' ye mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği, davalılar… ve …in .. mirasçıları olup muvazaayı bilecek konumda oldukları, davalı şirketin ise iyi niyetli üçüncü kişi olduğu, el ve iş birliği içinde hareket ettiğini ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mirasbırakan….'ın çekişme konusu 2668 (yeni 2713) ada 90 parsel sayılı taşınmazı 18.05.1973 tarihli akitle ikinci eşi…a satış suretiyle temlik ettiği,….'ın 28.02.2002 tarihinde ölümünden sonra 15.02.2012 tarihinde mirasçılarının taşınmazı intikalen adlarına tescil ettirdikleri, ardından mirasçılar …ve….'in anılan taşınmazdaki miras paylarını 16.02.2012 tarihli akitle davalı .. Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne satış suretiyle temlik ettiği, davalı şirketin aynı tarihte kendisine pay satan mirasçılar hesabına ayrı ayrı satış bedeline dair ödemeler yaptığı, öte yandan mirasçı …..'in de aynı taşınmazdaki miras payını 16.02.2012 tarihli akitle kızı davalı…'a satış suretiyle temlik ettiği, davalı …in ise intikal eden miras payını uhdesinde tuttuğu anlaşılmaktadır. Öte yandan; davalı .. Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 29.11.2011 tarihinde dava konusu taşınmaza komşu 2713 ada 91 parsel sayılı taşınmazın maliki …ile kat karşılığı bina yapımı için sözleşme imzaladığı, aynı şekilde davalı…'ın da 17.02.2012 tarihinde aynı şirketle dava konusu 2713 ada 90 parsel sayılı taşınmazdaki payına karşılık (bitişik parsellerle tevhidi sonucu oluşacak yeni parselde) bina yapımı için aynı yönde sözleşme yaptığı görülmektedir. Diğer taraftan, davacının murisin ilk eşinden çocuğu olduğu, davalıların murisin ikinci eşi…' nin mirasçıları ve komşu parsel ile dava konusu parselde kat karşılığı bina yapımını amaçlayan, bu yönde sözleşmeler imzalayan şirket bulunduğu açıktır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Somut olayda, yukarıda açıklanan ilke ve olguları kapsar biçimde bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, her ne kadar davacı taraf tanık deliline dayanmış, ayrıca tanık listesi vermemiş, davacı vekili 11.10.2013 tarihinde tanık dinletmeyeceğini bildirmişse de, davalılar da tanık deliline dayanmış, davalı şirket tanık ismi bildirmiş olmasına rağmen mahkemece davalıların tanıkları dinlenmemiş, muris ile ikinci eşi Mevlüde'nin ne zaman evlenmiş oldukları da tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca; mahkemece, yukarıdaki açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, murisin ikinci eşi …ile ne zaman evlendiğinin tespit edilmesi, davalı tanıklarının dinlenmesi ile murisin çekişme konusu taşınmazı temlikindeki gerçek iradesinin ne olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, ondan sonra davalıların yukarıda açıklanan olgular gözetilerek durumlarının irdelenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Tarafların bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 02.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır. Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri, kendilerine özgü şekillere tâbidir. 2. İşgal
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
MADDE 237- Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. B. Satış ilişkisi doğuran haklar I. Süresi ve şerhi

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil davaları, Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesinde sayılan hak düşürücü sürelere tabi olmadığı gibi kural olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı tutulmaksızın her zaman açılabilir. Temlik işleminin üzerinden uzun zaman geçmiş olması davanın reddi için yeterli bir gerekçe oluşturmaz. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrası bu kurala kanuni bir istisna getirmiş olup kadastro tutanaklarında belirtilen haklar, sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanılarak itirazda bulunulamaz ve dava açılamaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/12337, K. 2018/8000Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2016/12337 E.  ,  2018/8000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : …ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada; Asıl ve birleştirilen davalarda davacı, kök muris … Dölek’in maliki olduğu 1235 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlarını asıl dava davalıların murisi … Dölek’e,1235 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlarını birleştirilen davada davalı …’e,1340 ada 42 parsel sayılı taşınmazını birleştirilen davada diğer davalıların mirasbırakanı … Dölek’e mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiğini,mirasbırakanı annesi … Dölek’in 08/12/1972 tarihinde,kök murisin ise 25/09/1979 tarihinde ölümüyle kardeşi … ile birlikte kök murisin mirasçısı olduğunu,uzun süredir … ili dışında yaşadığından durumu yeni öğrendiğini ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini olmadığı taktirde tenkisini istemiştir. Asıl ve Birleştirilen davada davalılar, sağlığında mirasını taksim eden kök muris … Dölek’in bütün mirasçılarına 300 m2’lik ev yeri verdiğini, 300 m2’den fazla yer verdiği çocuklarından ise bedelini tahsil ettiğini, kök murisin kendinden önce ölen kızı …’den olma torunu davacıya ve ablası …’e ise 300 m2 arsa karşılığı 57.000.000 lira para verdiğini, bunun için 06/08/1976 tarihli “senettir” başlıklı belgenin düzenlendiğini,ancak davacının o tarihte ergin olmaması nedeniyle arsa bedelinin ablası …’e ödendiğini, çekişme konusu taşınmazlar dışında kök muris üzerinde olan dava dışı 1340 ada 27,40,41 ve 73 parsel sayılı taşınmazların bütün mirasçılara intikal ettiğini,kök murisin davacıdan mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini, murisin sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve bütün mirasçıları kapsar şekilde bir paylaştırma yapması durumunda mal kaçırmak kastından söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Asli müdahil …, 15/07/2013 tarihli müdahale dilekçesiyle asıl ve birleşen davaya asli müdahil olarak katılmış, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davanın reddine dair verilen karar Dairece “ İddianın, özetlenen içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle öncelikle muris muvazaası nedenine dayanıldığına göre; somut olayda, TMK'nun 559. maddesinin uygulama yerinin olmadığı; muris muvazaasına dayalı iptal tescil davalarının, ayrık durumlar hariç (3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi) hiç bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımına tabi olmadığı, hal böyle olunca, mahkemece tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanarak gerekli inceleme ve değerlendirmenin yapılması, muvazaa iddiasının kanıtlanmaması durumunda tenkis isteğinin gözetilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda;kök murisin sağlığında mirasını taksim ettiği, kendinden önce ölen kızı … düşecek hisseye ilişkin bedelin bu esnada davacı …'in reşit olmaması nedeni ile davacının ablası olan asli müdahil … ödendiği, kök murisin 25/09/1979 ölüm tarihinden beri kullanımın bu şekilde süregeldiği ve aynı konuda Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen mahkeme kararı da nazara alındığında iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle iptal tescil ve tenkis isteklerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Karar, asıl ve birleştirilen davada davacı ve asli müdahil vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş; olmakla Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp , düşünüldü. -KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; asıl ve birleştirilen davada davacı ve asli müdahil'in yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 6.70 .-TL. bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı ve asli müdahil alınmasına, 22/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/494, K. 2022/439Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2021/494 E.  ,  2022/439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda Yerel Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, süresi içinde davalılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.01.2022 Çarşamba günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … vekili Avukat …, davacı … ve diğerleri vekili Avukat … geldiler, davetiye tebliğine rağmen davacı … vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar, mirasbırakanları … …'in kök mirasbırakan kocası … …'den taksimen kendisine kalan 74 ada 37 parsel sayılı taşınmazını ölen kızı Müveddet'in çocuklarından kaçırmak amacıyla davalıların mirasbırakanı olan oğlu …'e satış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek, miras payları oranında tapu iptali-tescile karar verilmesini istemişlerdir. II. CEVAP Davalılar, satışın gerçek olduğunu, davacıların haklarından vazgeçtiklerine ilişkin ibraname de bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuşlardır III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25/11/2015 tarihli ve 2013/706 E- 2015/440 K sayılı kararıyla, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacıların mirasbırakanın mirasçıları oldukları, mirasçılar arasında miras taksiminin yapıldığı, bu şekilde miras taksimi uyarınca taksime konu taşınmazların eylemli olarak yıllardır kullanıldığı, hatta bir kısmının davacılar tarafından satıldığı, bu haliyle davacıların mirastan hisse alıp uzun süre bu taksime itiraz etmeyip daha sonra dava açmasının iyiniyetle bağdaşmayacağı, ayrıca taraflar arasında imzalanmış bir ibranamenin de bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı Dairenin 10/09/2019 tarihli ve 2016/4228 E- 2019/4535 K sayılı kararı ile, “ …Somut olayda, muris muvazaası iddiasına dayalı eldeki davanın herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmaksızın her zaman açılabileceği gözetilmeksizin davacıların temlikten uzun süre geçtikten sonra dava açmalarının iyiniyetle bağdaşmayacağından bahisle davanın reddedilmiş olması isabetsizdir. Öte yandan, mirasbırakan … …’in terekesinin mirasçılar arasında paylaşıldığına dair kayda dayalı bir delil bulunmayıp, mahkemenin bu yöndeki kabulü de doğru değildir. Diğer taraftan, davacıların mirasbırakanı … ve davacı … tarafından imzalandığı ileri sürülen "İbraname" başlıklı tarihsiz belge de Mahkemece yeterince değerlendirilmemiştir. Hal böyle olunca, anılan "ibraname" başlıklı harici belge ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur. 3. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 03/07/2020 tarihli ve 2019/249 E – 2020/127 K. sayılı kararıyla; “İbraname” başlıklı belge incelendiğinde söz konusu belgenin tarihsiz ve tek taraflı olarak imzalandığı, bu nedenlerle geçersiz ve davacılar açısından bağlayıcılığı olmadığı, davalılar tarafından iş bu belgeye bina edilen savunmanın yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Temyiz Nedenleri 5.1.Bozma kararında, Yerel Mahkeme gerekçelerinin yerinde olmadığı, “ibraname” başlıklı harici belgeyle dosya kapsamındaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar oluşturulmasının istendiğini, Yerel Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda, belirtilen hususlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, sadece “ibraname” başlıklı belgenin feragat beyanı olduğu, mirastan feragat beyanının hüküm doğurabilmesinin iki tarafın da katıldığı bir sözleşmeyle mümkün olacağı, tek taraflı bir hukuki işlemle mirastan feragat yapılabilmesinin mümkün olmayacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiğini, Muris … …’den kalan mallar kayden paylaşılmamış olsa da muris … …’e, davacıların murisi … ve davacı …’a, davalıların murisi …’e ve dava dışı … …’e kök muris … …’den intikal eden dava konusu parselin de bulunduğu alandaki parsellerin paylaşımının yapıldığını, “ibraname” başlıklı belgenin, dosyada bulunan tapu kayıtları ve diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde muris … …’in terekesinin fiili paylaşımının murisin ölümü sonrası taraflar arasındaki satışlar sonucunda … araziler hariç olmak üzere bitirildiğini açıkça ortaya koyduğunu, davacıların murisi … ve davacı … tarafından imzalanan belgenin davacılar … mirasçılarını ve …’ı bağlamayacağı yönündeki gerekçenin kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir. 6.2. İlgili Hukuk 6.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 6.3. Değerlendirme 6.3.1. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, 1322 doğumlu mirasbırakan … …’in 23/07/1994 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak dava dışı oğlu …, murisin 1980 yılında ölen kızı ……’in çocukları davacılar … ile 2003 yılında ölen …… eşi ……, mirasbırakanın 2004 yılında ölen oğlu …’in davalı eşi …, davalı çocukları …, ……’in kaldıkları, dava konusu 74 ada 37 parselin geldisi olan kök 74 ada 23 parsel sayılı taşınmaz 4/16’şar paylarla …, … ve 2/16’şar paylarla İffet ve … adlarına kayıtlı iken 28/09/1990 tarihinde ifraz edilerek 74 ada 37-38-39-40-41 ve 42 parsellerin oluştuğu, daha sonra aynı gün yapılan taksim işlemi neticesinde muris … … adına kayıtlı hale gelen çekişme konusu 74 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 05/02/1992 tarihli satış işlemi ile …’e temlik edildiği (aynı resmi senette murisin dava dışı bir kısım taşınmazlarını oğulları … ve … ile davalı torunu …’ya devrettiği), onun ölümü üzerine ise 11/05/2016 tarihli işlem ile davalılara intikal ettiği, ifrazen oluşan diğer parsellerden 38 parselin İffet, 39 parselin …, 40 parselin …, 41 parselin …, 42 parselin … adlarına tescil edildiği, söz konusu parsellerin daha sonraki tarihlerde üçüncü şahıslara satıldığı, yine kök muris …’den intikalen gelen dava dışı 74 ada 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar 4/16’şar paylarla … ve …, 2/16’şar paylarla İffet ve … adlarına kayıtlı iken, ifraz ve taksim işlemlerine tabi tutulduğu, 25 parselin ifrazen 43 ve 44 parsellere gittiği, daha sonra taksimen 43 parselin …, 44 parselin … adlarına kayıtlı hale geldiği, 26 parselin ifrazen 45-46-47-48-49-50-51-52 parsellere gittiği, taksimen 45 parselin …, 46 parselin …, 47 parselin …, 48 parselin İffet, 49-50-51 ve 52 parsellerin ise muris … adına tescil edildiği, 50 parsel sayılı taşınmazın muris tarafından 05/02/1992 tarihli satış işlemi ile oğlu …’e temlik edildiği, … tarafından ise 27/10/1994 tarihinde satış yolu davacı …’e devredildiği, daha sonra dava dışı üçüncü şahsa satıldığı, 51 ve 52 parsel sayılı taşınmazların muris … tarafından 05/02/1992 tarihli satış işlemi ile dava dışı oğlu …’e devredildiği, onun tarafın da 27/10/1994 tarihinde satış yolu ile bir kısım davacıların murisi İffet’e temlik edildikten sonra dava dışı üçüncü şahsa satıldığı anlaşılmaktadır. 6.3.2. “İbraname” başlıklı, davacı … ve diğer davacıların murisi İffet imzalarını taşıyan tarihsiz belgede: “ Bizler aşağıda imzaları olan … ve …; Madde 1: …’den kendilerine veraseten intikal etmiş olan araziler nedeni ile ve 2. maddede belirtilen haklarımızın saklı kalması şartı ile gayrikabili rücu olarak ibra ettiğimizi beyan ederiz. Madde 2: Tavşanburnu mevkiindeki araziler ve mütemmim cüzleri bu ibraname kapsamı dışında olup, bu araziler ve mütemmim cüzleri üzerindeki her türlü haklarımız saklıdır” ifadelerinin yer aldığı sabittir. 6.3.3. Tüm dosya kapsamı, imzası inkar edilmeyen tarihsiz ibraname başlıklı belge, davacılar ve murisleri ile davalılara intikal eden tüm taşınmazlar bir arada değerlendirildiğinde murisin mal kaçırma kastının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 20/11/2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 3.815,00-TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3402 sayılı KADASTRO KANUNU m. 12Kaynağı aç
Madde 12 – 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. (Ek cümle: 25/2/2009-5841/2 md.; İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 12/5/2011 tarihli ve E.: 2009/31, K.: 2011/77 sayılı Kararı ile.) Kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz. Kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri açılmış ve açılacak olan davalarda medeni kanunun tapuya itimat prensibinden yararlanırlar. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Mülkiyet Hakkının Tespitine İlişkin Esaslar Tapuda kayıtlı taşınmaz malların tespiti:

Mal Kaçırma Kastının Değerlendirilmesi ve Kademeli Talepler

Muris muvazaasına dayalı uyuşmazlıklarda mirasbırakanın gerçek iradesinin tespiti için Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/8047, K. 2015/9652 sayılı kararında açıklandığı üzere; ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimler, olayların olağan gelişimi, sözleşmenin yapılmasında haklı ve makul bir nedenin bulunup bulunmadığı, davalının alım gücü, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer farkı ve taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişkiler incelenir.

Mirasbırakanın sağlığında tüm taşınmazlarını mirasçıları arasında paylaştırdığı, taraflara intikal eden mallar ve imzası inkâr edilmeyen ibraname belgesiyle mal kaçırma kastının bulunmadığı anlaşıldığında dava reddedilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/494, K. 2022/439 sayılı kararında da bu unsurların varlığı karşısında davanın kabulüne dair verilen hüküm bozulmuştur.

Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davalarında muvazaa kanıtlanamazsa, dava dilekçesinde kademeli olarak ileri sürülmüş olmak kaydıyla mahkemenin tenkis talebini incelemesi ve sonucuna göre hüküm tesis etmesi gerekir.

Vasiyetnamelerin Şekil Şartları ve Geçersizlik Halleri

Vasiyetname mirasbırakanın vefatından sonra malvarlığının nasıl paylaştırılacağını gösteren yazılı bir belgedir. Noter huzurunda tasdik ettirilmesi geçerliliğini güçlendirebileceği gibi mirasbırakanın bizzat kaleme alıp imzaladığı vasiyetnameler de kanuni şartları karşıladığı ölçüde hukuken geçerli kabul edilebilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 538. maddesi gereğince el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek baştan sona mirasbırakanın kendi el yazısıyla yazılması ve imzalanması zorunludur. Bu kurallar kanuni geçerlilik şartı olup bunlardan birinin yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/8717, K. 2017/2051 sayılı kararında mirasbırakanın imzasının bulunmadığı tespit edilen el yazılı vasiyetnamenin iptali gerektiği belirtilmiştir. Hazırlanan el yazılı vasiyetname saklanması amacıyla açık veya kapalı şekilde notere, sulh hâkimine veya yetkili memura tevdi edilebilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/8717, K. 2017/2051Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/8717 E.  ,  2017/2051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine/açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi …'nin 01.10.1993 tarihli el yazılı bir vasiyetname hazırladığını, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davada kendilerine iptal davası açmak için süre verildiğini, bu vasiyetname ile mirasçılarından … ve …'ı verasetinden mahrum ettiğini belirterek tüm mallarını davalılara bıraktığını, oysa vasiyetnamenin el yazılı vasiyetname şartlarını taşımadığı, murisin imzasının olmadığını, murisin asıl arzusunun ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmak olduğunu, murisin başka mirasçısı olmadığını düşündüğünü, vasiyete konu taşınmazlardan birini daha sonra bir yeğenine sattığını iddia ederek vasiyetnamenin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; vasiyetnamenin tüm şartları taşıdığını, murisin imzasını ismini yazarak attığını, murisin amacının vasiyetnamenin amacını açıklamak olduğu yoksa ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapmak olmadığını, mirasçıların aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için mirasçılıktan çıkarıldıklarını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davacılar vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığını iddia etmişlerse de, murisin imzasını adı ve soyadını yazmak şeklinde attığının anlaşıldığı, diğer iddiaların da ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. TMK 538.maddesinde, el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. TMK.nun 538. maddesindeki öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar. Somut olayda; davaya konu vasiyetname, mirasbırakan …tarafından 10.01.1993 tarihinde hazırlanmış olup,söz konusu vasiyetnameye mirasbırakanın isim ve soy ismini yazdığı ancak vasiyetnamenin mirasbırakan tarafıdan imzalanmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, davalılar 10.01.1993 tarihli el yazılı vasiyetnameyi , mirasbırakanın adı ve soyadını yazmak suretiyle imzaladığını ve hüküm ifade edeceğini ileri sürmüş ise de,davacılar tarafından mahkemeye ibraz edilen ,mirasbırakan …'ye ait vekaletnamede mirasbırakanın imzasını ad ve soyad yazmak suretiyle atmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; 10.01.1993 tarihli vasiyetnamede mirasbırakanın imzasının bulunmadığı, el yazısı ile düzenlenen vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından imzalanmış olmasının zorunlu olduğu gözetilerek, davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine ilişkin hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 538Kaynağı aç
Madde 538- El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir. 4. Sözlü vasiyet a. Son arzuları anlatma

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/1394, K. 2025/276 sayılı kararında, tanzim tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mülga 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 461. maddesi kapsamında değerlendirme yapılmış; kuruma hitaben yazılan el yazılı belgenin önceki vasiyetnameyi değiştiren yeni bir ölüme bağlı tasarruf niteliği taşıdığı, tanzim yerinin yazılmaması sebebiyle iptal edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi düzeltilerek onanmıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1394, K. 2025/276Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2024/1394 E.  ,  2025/276 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1537 E., 2023/2346 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/368 Esas, 2020/563 Karar Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen 2013/322 Esas sayılı davanın kabulüne, birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davada davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan …'un 20.03.2011 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın ölümü ile ortaya bir çok vasiyetname çıktığını, bunlardan ilki olan Ankara 14. Noterliğinin 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı kapalı tesellüm zaptı ile notere teslim edilen vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakanın el yazısı ile yazılmadığından şekil şartlarını taşımadığını, 17.04.1995 tarihli el yazılı vasiyetnamenin ise kanunun aradığı "mahal" belirtilmediğinden geçersiz olduğunu, bir diğer vasiyetname olan Beşiktaş 6. Noterliği 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, söz konusu vasiyetnamenin mirasbırakanın eski nüfuz cüzdanı ile düzenlendiğini, bu sebeple mirasbırakan tarafından 07.01.1992 tarihli ve 1275 yevmiye numaralı ek beyanla yeni nüfus cüzdanı ile değişiklik yapılmasının talep edildiğini, vasiyetnamelerin muğlak ve çelişkilerle dolu olduğunu, mirasbırakanın vasiyetnameleri düzenlerken fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürülerek vasiyetnamelerin şekil eksikliği ve ehliyetsizlik nedenleriyle iptalini talep etmiştir. 2. Birleştirilen 2013/322 Esas sayılı dosyada davacı … vekili; mirasbırakan …'un düzenlediği Ankara 14. Noterliğinin 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı kapalı tesellüm zaptı ile notere teslim edilen vasiyetnamenin 743 sayılı Kanun'un 478. maddesinde sayılan şekil şartlarını taşımadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini istemiştir. 3. Birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı dosyada davacı … vekili; mirasbırakan …'un 20.03.2011 tarihinde öldüğünü, mirasbırakanın düzenlediği Beşiktaş 6. Noterliği 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetnamede noterin tanıklar yönünden yeterli değerlendirme yapmadan vasiyetnameyi imza altına aldığını, vasiyetnamenin çelişkili ve muğlak ifadeler içerdiğini, diğer vasiyetname olan 17.04.1995 tarihli el yazılı vasiyetnamenin ise bir vasiyetname olmadığını, talep ve talimat dilekçesi olduğunu, ayrıca şekil şartlarını da taşımadığını, bir diğer vasiyetname olan Ankara 14. Noterliğinin 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı kapalı tesellüm zaptı ile notere teslim edilen vasiyetnamenin baştan sona kadar mirasbırakanın el yazısı ile yazılmadığından şekil şartlarını taşımadığını, mirasbırakanın vasiyetnameleri düzenlerken fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürülerek vasiyetnamelerin şekil eksikliği ve ehliyetsizlik nedenleriyle iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; Beşiktaş 6. Noterliği 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı vasiyetnamenin kanunun öngördüğü şekil şartlarını taşıdığını, mirasbırakanın vasiyetnameleri düzenlerken akli melekelerin yerinde olduğunu, mirasbırakanın eğitime verdiği önem nedeniyle vasiyetname düzenlediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 2. Asıl davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacıların taleplerinin yerinde olmadığını, vasiyetnamenin iptalini gerektirir bir neden bulunmadığını, mirasbırakanın düzenlediği tüm vasiyetname tarihlerinde fiil ehliyetinin yerinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 3. Birleştirilen 2013/322 Esas sayılı davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın yazıp notere bıraktığı vasiyetnamenin her ne kadar şekil şartlarını taşımasa dahi mirasbırakanın son arzularını dile getirmiş olması nedeniyle son arzusuna uyulması gerektiğini, müvekkilinin payının vasiyetnamedeki gibi %25 olarak esas alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 4. Birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; Beşiktaş 6. Noterliği 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı vasiyetnamenin kanunun öngördüğü şekil şartlarını taşıdığını, somut olayda vasiyetnamenin iptalini gerektirir nedenlerin bulunmadığını, 17.04.1995 tarihli el yazılı vasiyetnamenin nerede düzenlendiğinin belli olduğunu, el yazılı vasiyetnamenin notere tevdisinin zorunlu olmadığını, Ankara 14. Noterliğinin 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı kapalı tesellüm zaptı ile notere teslim edilen vasiyetnamenin ise iptalinin gerektiğini, mirasbırakanın vasiyetnamelerin düzenlendiği tarihlerde fiil ehliyetinin yerinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. 5. Birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davada davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin yerinde olmadığını, vasiyetnamenin iptalini gerektirir bir neden bulunmadığını, mirasbırakanın düzenlediği tüm vasiyetname tarihlerinde fiil ehliyetinin yerinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Asıl ve birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davalarda iptali istenen Beşiktaş 6. Noterliğinin 01275 yevmiye numaralı ve 07.01.1992 tarihli Ek Beyan şeklindeki vasiyetnameye yönelik incelemede; vasiyetnamenin resmi memur huzurunda yapılarak tanıkların da iştirak ettiği ve imzalarının bulunduğu, davacı vekillerinin mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiasında bulundukları, Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumunun 18.10.2017 tarihli raporuna göre mirasbırakan …'un 01.05.1989, 07.01.1992, 17.04.1995 ve 17.12.1998 tarihlerinde fiil ehliyetini haiz olduğunun mütalaa edildiği, vasiyetnamenin geçersizliğine yol açabilecek başkaca herhangi bir hususa rastlanılmadığı, 2. Asıl ve birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davalarda iptali istenen 17.04.1995 tarihli El Yazılı Vasiyetnameye yönelik incelemede; 743 sayılı Yasa'da öngörülen şekil şartlarına göre 17.04.1995 tarihli El Yazılı Vasiyetnameye tanzim yerinin gösterilmediği, söz konusu vasiyetnamenin yasanın aradığı anlamda vasiyetname niteliğinde olmadığı, Türk Eğitim Vakfına hitaben yazılan bir dilekçe mahiyetinde olması nedeniyle söz konusu vasiyetnamenin geçersiz olduğu, 3. Asıl ve birleştirilen 2013/322 Esas sayılı ve 2013/1035 Esas sayılı davalarda iptali istenen 17.12.1998 tarihinde düzenlenen ve Ankara 14. Noterliğine 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kapalı Vasiyet Tesellüm Zaptı ile tevdi edilen vasiyetnameye yönelik incelemede; vasiyetnamenin mirasbırakanın el yazısı ile yazılmadığı, bu kapsamda 743 sayılı Yasa'nın aradığı geçerlilik şartlarına göre vasiyetnamenin geçerli olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen 2013/1035 Esas sayılı davaların kısmen kabulü ile Beşiktaş 6. Noterliğinin 38166 yevmiye numaralı, 01.05.1989 tarihli vasiyetnameye ve bu vasiyetnameye Beşiktaş 6. Noterliğinin 01275 yevmiye numaralı 07.01.1992 tarihli Ek Beyan şeklindeki vasiyetnameye yönelik talebin reddine, 17.04.1995 tarihli El Yazılı Vasiyetname ile 17.12.1998 tarihinde düzenlenen ve Ankara 14. Noterliğine 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kapalı Vasiyet Tesellüm Zaptı ile tevdi edilen vasiyetnamenin iptaline, birleştirilen 2013/322 Esas sayılı davanın kabulü ile 17.12.1998 tarihinde düzenlenen ve Ankara 14. Noterliğine 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kapalı Vasiyet Tesellüm Zaptı ile tevdi edilen vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mirasbırakanın vasiyetnamelerin düzenlendiği tarihlerde fiil ehliyetinin bulunduğu, Ankara 14. Noterliğinin 17.12.1998 tarihli ve 33496 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde kapalı vasiyet tesellüm zaptına ekli 17.12.1998 tarihli el yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısı ile yazılmadığından şekil şartlarını taşımadığı, Beşiktaş 6. Noterliğinin 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı resmi vasiyetnamenin yasada öngörülen şekil şartlarını haiz olduğu, aksinin davacı taraflarca kanıtlanamadığı, Beşiktaş 6. Noterliğinin 07.01.1992 tarihli ve 1275 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnameye ek beyanın mirasbırakanın yeni nüfus cüzdanı ile ilgili kayıtların bildirimi mahiyetinde olduğu, İlk Derece Mahkemesince bir kısım mirasçıların açtığı asıl dava ve yine diğer mirasçının açtığı birleştirilen davada 17.04.1995 tarihli … Genel Müdürlüğüne başlıklı belgenin de iptaline karar verilmiş ise de, bu belgenin …'na diğer vasiyetname alacaklısı davalı lehine yükümlülük yüklediği, birleştirilen 2013/322 Esas sayılı dosyanın davacısı olan Türk Eğitim Vakfının bu belgenin iptali yönünde bir talebi bulunmadığı ve bu yönde de bir karar verilmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen karar sonuç olarak doğru bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Beşiktaş 6. Noterliğinin 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı resmi vasiyetnameye yönelik 1992 tarihinde verilen ek beyanın yeni kayıtların bildirimi değil, geçersizliğin ikrarı niteliğinde bir belge olduğunu, resmi vasiyetnamenin muğlak ifadeler içermesi nedeniyle belirsizlik taşıdığını, vasiyetnamede vasiyet alacaklısı olan TEV'e yükümlülükler getirildiği, mahkemece bu şartların yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmadığı, vasiyetname şarta bağlandığından şekil yönünden geçerli olsa dahi şartlar gerçekleşmediğinden vasiyetnamenin iptalinin gerekeceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adiye Mahkemesince 17.04.1995 tarihli el yazılı vasiyetnamenin vasiyetname değil belge hükmünde olduğu tespit edildiği halde bu vasiyetname hakkında davanın reddine karar verilmediğini, bu belgenin TEV'e müvekkiline karşı yükümlülük yüklediğini, iptal edilmesi halinde yükümlülüklerin yerine getirilmesinin zorlaşacağını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının müvekkili lehine bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları, davalı … vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya kapsamında, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde dava konusu 17.04.1995 tarihli el yazılı vasiyetnamenin yasanın aradığı nitelikte bir vasiyetname olmaması Türk Eğitim Vakfına hitaben yazılan bir dilekçe olması ancak mahal yeri yazılmaması nedeniyle de iptaline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise dava konusu vasiyetnamenin 17.04.1995 tarihli Türk Eğitim Vakfına başlıklı bir belge olduğu yönünde bir değerlendirme yapılmış ise de İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçelerine katılma imkanı bulunmamaktadır. 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 461. maddesinde vasiyetin tasarruf nisabı dahilinde mirasbırakanın malik olduğu şeyin tamamını veya bir kısmını ihtiva edeceği düzenlenmiştir. 17.04.1995 tarihli el yazılı yazılı vasiyetnamenin başlığı her ne kadar … hitaben yazılmış bulunsa da içeriği itibariyle Beşiktaş 6. Noterliğinin 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı resmi vasiyetnamenin içeriğini değiştirir nitelikte olup mirasbırakan bu vasiyetname ile yeni bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmuştur. Diğer yandan vasiyetnamenin Türk Eğitim Vakfına hitaben yazılması ise Beşiktaş 6. Noterliğinin 01.05.1989 tarihli ve 38166 yevmiye numaralı resmi vasiyetnamede mirasbırakanın Türk Eğitim Vakfını vasiyeti tenfiz memuru olarak tayin etmiş olması nedeniyle olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda bahsi geçen el yazılı vasiyetnamenin "mahal" yeri yazılmaması nedeniyle şekil şartı eksikliği nedeniyle iptaline karar verilmiş olması doğru ise de 17.04.1995 tarihli vasiyetnamenin Türk Eğitim Vakfına hitaben yazılan bir dilekçe mahiyetindeki belge olduğu nitelendirmesi dosya kapsamına uygun düşmediğinden bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı … vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Mirasbırakanın bizzat okuyamadığı veya imzalayamadığı durumlarda resmî vasiyetname düzenlenmesi Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesine tabidir. Memur vasiyetnameyi iki tanık huzurunda mirasbırakana okur ve mirasbırakan metnin son arzularını içerdiğini beyan eder. Tanıklara ise mirasbırakanın beyanının huzurlarında yapıldığını, kendisini tasarrufa ehil gördüklerini, metnin kendi önlerinde memurca mirasbırakana okunduğunu ve son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalama yükümlülüğü düşer.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5638, K. 2023/5717Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/5638 E.  ,  2023/5717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3282 E., 2022/1077 K. DAVACILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd. DAVALILAR : … vd. vekilleri Avukat … vd., … vekilleri Avukat … vd. İHBAR OLUNAN : … … vekili Avukat … DAVA TARİHİ : KARAR : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/894 E., 2021/669 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; mirasbırakan …'in 13.07.2019 tarihinde vefat ettiğini, mirasbırakan tarafından düzenlenen Kadıköy 8. Noterliği 02.04.2012 tarih ve 07038 yevmiye numaralı vasiyetnamenin şekle aykırı olduğunu, mirasbırakanın gözleri görmediğinden vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 535 … maddesine göre düzenlendiği halde şekil şartına uyulmadığını, tanıkların mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığına dair beyanlarının bulunmadığını, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte 89 yaşında ve … bakıma muhtaç halde olduğunu, vasiyetnameyi aldatma, yanılma veya zorlanma neticesinde düzenlediğinden bahisle vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğunu ve vasiyetnamenin sağlık raporuna istinaden düzenlendiğini, vasiyetnamenin şekle uygun olarak yapıldığı belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin şekle uygun olarak düzenlendiğini, vasiyetnamenin iptali sebeplerinin bulunmadığını davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu vasiyetnamenin şekle uygun olarak düzenlendiğini, mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte iradesini sakatlayacak bir neden olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan … …'ün davacı olarak karar başlığında yer almadığını, yine davada yer … noter görevlisi … …'nin de davalı olarak karar başlığında yer almadığını, dava konusu vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 535 … maddesine aykırı olarak düzenlendiğini, tanıkların mirasbırakanın vasiyeti kendi önlerinde yapıldığına dair bir beyanın bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu vasiyetnamede, tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” ilişkin beyanlarının bulunmadığını, bu beyanın yokluğunun vasiyetnameyi geçersiz hale getirdiğini, İlk Derece Mahkemesince şekil şartı eksikliği nedeniyle davanın kabulüne karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davacılardan … mirasçısı … … ve ihbar olunanın isminin gerekçeli karar başlığında yazılmasa da bu hususun yerinde düzeltilebilecek maddi hata olması nedeniyle bu hususa sadece değinilmekle yetinildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve … vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle; mirasbırakanın aldanacak ve kandırılacak biri olmadığını, mirasbırakanın davacılarla arasının iyi olmadığını, vasyetçinin son arzularına saygı duyulması gerektiğini, mirasçılarının mirasbırakanın son arzularını yerine getirmesi gerektiğini, mirasbırakanın sağlığında Türk Medeni Kanunu'nun 504 üncü maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde vasiyetnameyi iptal etmediğini, mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğunun davacılar tarafından da kabul edildiğini, vasiyetnamede geçerlilik yönünden bir eksiklik bulunmadığını, vasiyetname içeriğinde noterin vasiyetnamenin tanıkların önünde okuduğunu beyan ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince bu beyan yokmuş gibi aşırı şekilci bir yaklaşımla karar verildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar lehine bozulmasını istemiştir. 2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu 535 … maddesi kapsamında aranan tüm şekil şartlarına haiz olduğunu, noterin vasiyetnameyi tanıklar huzurunda üç kez okuduğunu, bu hususun tanık … …'ın beyanıyla da … olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı lehine bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 532 nci maddesi şöyledir; "(f.1) Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. (f.2) Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir." 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 533 üncü maddesi şöyledir; "(f.1) Mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir. (f.2) Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar." 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 534 üncü maddesi şöyledir; "(f.1) Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. (f.2) Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. (f.3) Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir. 3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 535 … maddesi şöyledir; "(f.1) Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona … ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. (f.2) Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar." 3. Değerlendirme 1. Davaya konu vasiyetname incelendiğinde, yapılan resmi vasiyetnamenin tanıklar önünde vasiyet edene okunduğu belirtildikten sonra vasiyet eden yazılanların tamamen son ve … isteklerini kapsadığını söylemiştir. Vasiyet eden mirasbırakanın gözlerinin görmemesi nedeniyle okuyup yazamadığı anlaşılmaktadır. Vasiyetnamenin 7 nci paragrafından da anlaşılabileceği üzere 4721 sayılı Kanun'un 535 … maddesinin 1 … fıkrasının yerine getirildiği ortadadır. Bu doğrultuda vasiyetname tanıklar önünde vasiyet edene okunduktan sonra vasiyet eden yazılanların son ve … isteklerini kapsadığını belirtmiştir. Bununla birlikte tanıkların beyanlarında vasiyetnamenin noter tarafından yazıldıktan sonra "Vasiyetname tarafımdan gözleri görmeyen vasiyet eden … isimli kişiye tanıkların huzurunda okudum. Adı geçenin vasiyetnamesi tanıkların huzurunda okunduktan sonra, yazılanların son ve … isteklerine uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz " şeklinde bir açıklamalarının bulunduğu görülmektedir. 4721 sayılı Kanun'un 535 … maddesinin ikinci fıkrasına göre her ne kadar tanık açıklamalarında, "miras bırakanın beyanının kendi önlerinde" yapıldığına yönelik bir ibare bulunmasa da vasiyetnamenin 3 üncü paragrafına göre tanıkların bu belgenin düzenlenmesinde başından beri bulundukları, belgenin 2 nci sayfasının son paragrafında bulunan "aynı oturumda yazılan vasiyetname" ibaresiyle de tüm işlemlerin … seferde aynı oturumda yapıldığı görülmektedir. Aksi yorum, vasiyetnamenin korunması başka bir deyişle onun elden geldiğince ayakta tutulması anlamına gelen favor testamenti prensibine aykırı olacağı anlamına gelecektir. Zira, kişiliği sona erdiren ölüm ile kişinin artık herhangi bir irade açıklamasında bulunamayacağı bir zaman dilimine geçilmiş olur. Bu nedenledir ki, vasiyet edenin irade beyanı lehine bir incelemenin yapılması gerekir. Tüm bu nedenlerle, düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle iptaline yönelik karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Miras Hukuku şekilci bir hukuktur. Bir hukuksal işlemin geçerlilik koşuluna bağlanmasındaki amaçlar Miras Hukuku’nda kendisini çok daha fazla göstermektedir. Bu anlamda olmak üzere, ölüme bağlı hukuksal işlemde bulunan kişinin bu yöndeki iradesini açıklarken daha dikkatli ve düşünceli davranmasını sağlamak, iradesinin yazıya dökülmesi suretiyle … bir ispat aracı temin etmek, yorum tartışmalarına imkânlar ölçüsünde yer vermemek gereklidir. Bu nedenle resmi, el yazılı ve sözlü olmak üzere vasiyetin üç türünde de kanun koyucu çok sıkı şekil koşulları aramıştır. TMK’nın 535 … maddesine göre yapılan vasiyetnamelerde aşağıda belirtilen hususların eksiksiz yapılması ve yazılması gerekmektedir. Buna göre; a) Miras bırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi tanığın önünde ona …. b) Miras bırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. c) Tanıklar miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını, d) Onu tasarrufa ehil gördüklerini e) Vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından miras bırakana okunduğunu f) Miras bırakanın vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini belirtmeleri bu hususları noter tarafından vasiyetnameye yazılarak altı tüm ilgililerce imzalanması gerekmektedir. Davaya konu 28.04.2006 tarihli vasiyetnamede yukarıda belirtilen koşulların bir kısmı bulunmakta ise de “tanıkların miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığı” yazılı değildir. Sıkı sıkıya şekil koşullarına bağlı vasiyetnamede yukarıda açıklanan tüm unsurların eksiksiz yazılması gerekmektedir. Murisin vasiyetnamedeki beyanının kendi önlerinde yapıldığına dair tanıkların beyanı bulunmadığından vasiyetnamenin tüm şekli geçerlilik şartlarına haiz olmadığını kabulü ile iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Buna işaret eden … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak vasiyetnamenin iptaline dair kararı TMK’nın 535 … maddesine uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan … çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 535Kaynağı aç
Madde 535- Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. e. Düzenlemeye katılma yasağı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/5638, K. 2023/5717 sayılı kararında, tanık açıklamasında beyanın huzurlarında yapıldığı ifadesi aynen yer almasa da işlemlerin aynı oturumda tamamlanması ve tanıkların hazır bulunması karşısında vasiyetnameyi ayakta tutmayı hedefleyen favor testamenti ilkesi uyarınca iptal kararı bozulmuştur.

Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesi gereğince ölüme bağlı tasarrufların iptali davası; tasarrufun, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden başlayarak iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük defi yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 559Kaynağı aç
Madde 559- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir. B. Tenkis davası I. Koşulları 1. Genel olarak

Miras Ortaklığı ve Tapu İşlemleri Usulü

Ortaklığın giderilmesi davalarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca bütün paydaşların davada yer alması mecburidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/77, K. 2022/1731 sayılı kararı doğrultusunda ortaklardan birinin vefatı durumunda mirasçılık belgesine göre tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi sağlanmadan işin esası incelenemez.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/77, K. 2022/1731Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2022/77 E.  ,  2022/1731 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi … Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 01/09/2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 09/07/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı TEDAŞ vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili, …,… ve 512 parsel sayılı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiş, 19.03.2015 tarihli 4. celse dava konusu 259 ve 350 parsel sayılı taşınmazlar yönünden mahkemece tefrik kararı verilmiş, eldeki davada yargılama 259 ve 350 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili yapılmıştır. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekili, 05.02.2015 tarihli cevap dilekçesi ile davanın husumetten reddini talep etmiştir. Mahkemece, 259 ve 350 parsel sayılı taşınmazlarda ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Hükmü, dahili davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve kendisini vekil ile temsil ettirmiş taraf lehine vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi gerekir. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Ortaklığının giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde intifa hakkı var ise bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunludur. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; dava 259 ve 350 parsel sayılı taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların tapu kaydında irtifak hakkı bulunmamaktadır. İrtifak hakkı davanın konusu olmayan 512 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında mevcuttur. Ortaklığın giderilmesi istemli davada irtifak hakkı lehtarına husumet yöneltilmesine gerek bulunmadığı gibi taşınmazda bulunan ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi halinde taşınmazın satışı irtifak hakkı ile yükümlü olarak gerçekleştirilecektir. Diğer yandan mahkemece harç ve yargılama giderlerinin dava konusu taşınmazların paydaşlarından tapu kaydındaki payları oranında tahsiline karar verilmiş olması doğru görüldüğünden dahili davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, hükmün onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dahili davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 27,70 TL’nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, 07/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Elbirliği mülkiyetine konu malların satışında bedel mirasçılık belgesindeki paylar nispetinde paylaştırılır. Uyuşmazlığın durumuna göre tapudaki pay ve mirasçılık belgesi birlikte dikkate alınır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/4588, K. 2016/7188Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/4588 E.  ,  2016/7188 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVACILAR : … v.d. DAVALILAR : … v.d. Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 20.04.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: KA R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde satışın nasıl yapılacağının ve satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağının hüküm sonucunda gösterilmesi gerekir. Satışına karar verilen taşınmaz; a)Paylı mülkiyet hükümlerine konu ise satış bedelinin paydaşların tapudaki payları oranında, b)Elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olması halinde satış bedelinin mirasçılık belgesindeki paylar oranında, c)Hem paylı, hem de elbirliği mülkiyeti halinin bir arada bulunması halinde ise satış bedelinin tapudaki ve mirasçılık belgesindeki paylar nazara alınarak dağıtılmasına karar verilmesi gerekir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflara payları oranında yükletilmesi gerekir. Ayrıca satışın nasıl yapılacağının da hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir. … Somut olayda, mahkemece davalı …'nin paylı malik olduğu 1285 ada 1 parsel sayılı taşınmazda ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de satış sonucu elde edilecek gelirin paylaşılmasında davalı …'nin paydaşlığının dikkate alınmamış olması, satışın nasıl yapılacağının hüküm fıkrasında gösterilmemiş olması, 492 sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca 16.05.2014 tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak harcın % 011,38 olması gerekirken hüküm sonucunda binde %09,9 olarak gösterilmesi, kendisini vekil ile temsil eden …. lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması ve davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretinden sadece davalıların sorumlu tutulması davacıların paylarının üzerlerine bırakılmamış olması doğru görülmemiş ise de bu hususlar kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm sonucunun; 1) 2. maddesinin sonuna “satışın genel açık arttırma suretiyle yapılmasına” cümlesi eklenmesine, 2) 3. maddesindeki “bilirkişisince düzenlenen rapordaki'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''ve tapu kaydındaki'' ibaresinin eklenmesine, 3) 5. maddesindeki ''%09,9'' ibaresinin çıkarılarak yerine “% 011,38” ibaresinin yazılmasına, 4) 6. maddesinin sonuna ''davacıların paylarının kendi üzerlerine bırakılmasına'' ibaresinin eklenmesine, 5) Hüküm fıkrasına 7. madde olarak ''Davalı … kendisini vekille temsil ettirdiğinden….. göre hesaplanan 1.100,00 TL vekalet ücretinin taraflardan payları oranında alınarak Hazine'ye gelir kaydına'' ibaresinin eklenmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.09.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tapu Kanunu'nun 26. maddesi gereğince mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve kanunda belirtilen irtifak haklarına ilişkin resmî senetler tapu görevlileri tarafından tanzim edilir. Tarafların farklı tapu müdürlüklerinde veya yurt dışı teşkilatında bulunması hâlinde iradeler ayrı ayrı alınabilir. Noterlerce düzenlenen gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri taraflardan biri isterse tapu kütüğüne şerh verilebilir; şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak tescil edilmezse bu şerh tapu görevlilerince resen terkin edilir.

2644 sayılı TAPU KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – (Değişik: 6/1/1954 – 6217/1 md.)[3] Mülkiyete, mülkiyetin gayrı ayni haklara ve müşterek bir arzın hissedarları veya birbirine muttasıl gayrimenkullerin sahipleri arasında bunlardan birinin veya bir kaçının o gayrimenkul üzerinde mevcut veya inşa edilecek binanın, muayyen bir katından veya dairesinden yahut müstakillen istimale elverişli bir bölümünden munhasıran istifadesini temin gayesiyle Medeni Kanunun 753 üncü maddesi hükümlerine göre irtifak hakkı tesisine veya tesisi vadine mütedair resmi senetler tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından tanzim edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/1 md.) Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerde, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurt dışı teşkilatında bulunmaları hâlinde, taraf iradeleri resmî görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak sözleşme tamamlanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. (Ek fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) İllerde bulunan tapu sicil müdürlükleri dışındaki müdürlüklerden akitli ve akitsiz işlemleri yıllık 500'ün altında olan yerlerde işleri yapmak üzere, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yakın il veya ilçelerde görevli tapu sicil müdürü veya görevlendirilen yetkili memura belirli günlerde yetki verilebilir. (Ek fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) Resmi senetlerin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Alakalıların isteği halinde resmi senedi tanzim için memurlar ikametgahlara giderler, bu sırada gelecek haciz ve tahdit kararları resmi senedi yapmak için ikametgaha gitmiş olan memura tebliğ olunur. (Ek hüküm: 2/4/1998 – 4358/3 md.) Resmi senede tarafların kimlik bilgileri ile birlikte vergi kimlik numaraları da kaydedilir.(Değişik:6/3/1981-2421/1 md.) Resmi senedi, taraflar ile hazırlayan tapu sicil müdürlüğü görevlileri imzalar, tapu sicil müdürü veya görevlendirilen memur onaylar.Tarafların kimliklerinde şüpheye düşülen hallerde tanık getirilmesi istenebilir. Kanunların tanık bulundurulmasını zorunlu kıldığı hükümler saklıdır.11 Ocak 1926 tarihli ve 711 sayılı Kanun gereğince yapılacak akitlerde de aynı usul uygulanır. Birinci fıkrada beyan olunan irtifak hakkı tesisi vaitleri tapu siciline re'sen şerh verilir. Bunlardan irtifak hakkı tesisi vadine mütedair resmi senetler tapuya şerh verilmekle, taallük ettiği gayrimenkulün sonraki maliklerini de ilzam eder. Noterlik Kanununun 44 üncü maddesinin (B) bendi mucibince noterler tarafından tanzim edilen gayrimenkul satış vadi sözleşmeleri  ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri de taraflardan biri isterse gayrimenkul siciline şerh verilir. Şerhten itibaren beş yıl içinde satış yapılmaz veya irtifak hakkı tesis ve tapuya tescil edilmezse işbu şerh tapu sicil müdürü veya tapu sicil görevlileri tarafından re'sen terkin olunur. (Ek : 26/4/1984 – 3000/1 md.; Değişik: 15/2/2018-7099/1 md.) Kamu kurum ve kuruluşları, kredi kuruluşları, bankalar, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile tarım kredi kooperatiflerince açılmış veya açılacak tüm borç ve kredilere karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi halinde, taraflarınca imzalanan kredi veya borç sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunur. (Ek: 12/3/1985 – 3163/1 md.; Mülga son fıkra: 15/1/2009-5831/1 md.) (Ek fıkra:4/3/2021-7292/19 md.) 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu kapsamındaki tasarruf finansman şirketleri tarafından müşterilere sağlanan veya sağlanacak finansmana karşılık teminat gösterilen taşınmazların ipotek işlemleri, tarafların istemi hâlinde, imzalanan tasarruf finansman sözleşmesine istinaden tapu müdürlüklerinde tapuya tescil olunur.

Sık Sorulan Sorular

Muris muvazaası davasında herhangi bir zamanaşımı süresi var mıdır?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları kural olarak hiçbir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir ve Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesindeki süreler bu davalarda uygulanmaz. Bunun kanuni istisnası 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasıdır; kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden itibaren on yıl geçmişse kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamaz.

Mirasın reddi süresi ne kadardır ve ne zaman başlar?

Miras Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesi uyarınca üç ay içinde reddedilebilir. Kanuni süre yasal mirasçılar açısından mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispatlanmadıkça vefatın öğrenildiği tarihten, atanmış mirasçılar açısından ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Alacaklılar mirasın reddinin iptali davasını hangi şartlarla açabilir?

Malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçının alacaklılarına zarar verme amacıyla mirası reddetmesi ve alacaklılara yeterli güvence verilmemesi hâlinde, alacaklılar veya iflâs idaresi Türk Medeni Kanunu'nun 617. maddesi uyarınca ret tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre içinde dava açabilir. Reddin iptali üzerine tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse öncelikle itiraz eden alacaklıların alacakları ödenir.

El yazılı vasiyetnamenin kanunen geçerli olabilmesi için hangi şartlar aranır?

Türk Medeni Kanunu'nun 538. maddesi uyarınca el yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar bizzat mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, tanzim edildiği yıl, ay ve günün belirtilmesi ve imzalanmış olması zorunludur. Bu unsurlar kanuni geçerlilik şartı niteliğinde olup eksiklikleri vasiyetnameyi geçersiz kılar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu