Tereke Nedir? Miras Ortaklığı, Borç ve Paylaşım

by Avukat Erdal Ersoy
Tereke Nedir? Miras Ortaklığı, Borç ve Paylaşım

Tereke neyi kapsar

Tereke, ölen veya gaipliğine karar verilen kişinin malvarlığı ile parasal veya benzeri değeri bulunan işlemlerinin, haklarının ve borçlarının bütününe verilen addır. Bu bütün, mirasın mirasçılara geçmesi sonucundan ayrı düşünülür; tereke geçişe konu malvarlığını, mirasın geçmesi ise bu malvarlığı üzerindeki hukuki sonucu anlatır.

Tereke yalnızca eldeki mallardan ibaret değildir. Taşınırlar, taşınmazlar, para alacakları ve maddi değeri bulunan haklar aktif tarafı; borçlar, rehin ve ipotekten doğan yükümlülükler ile taahhütler pasif tarafı oluşturur. Aktif ve pasif unsurların ikisi de terekenin kapsamındadır.

Birden çok mirasçıda elbirliği ortaklığı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesine göre birden çok mirasçı varsa, mirasın geçmesiyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında bir ortaklık doğar. Ortaklık, terekedeki hakların ve borçların tamamını kapsar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 640Kaynağı aç
Madde 640- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler. II. Mirasçıların sorumluluğu

Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur. Sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Mirasçılardan her biri terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların tamamı yararlanır.

Mirasçılardan biri ödemeden aciz hâlindeyse, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Talep, hem aciz hâline hem de mirasın açılmış olmasına bağlıdır.

Miras ortaklığına temsilci atanması

Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilmesini öngörür. Hüküm, istem için bütün mirasçıların uyuşmasını aramamaktadır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/1143, K. 2016/8843 sayılı kararında, miras ortaklığında mirasçıların işlemleri, kullanımı ve idareyi birlikte yürütmesi zorunluluğu açıklanmıştır. Anlaşmazlık veya bu konularda anlaşamama hâlinde, paylaşmaya kadar miras ortaklığı adına gerekli işlemleri yapmak, dava açmak ve davaları takip etmek üzere temsilci atanabileceği belirtilmiştir. Aynı kararda mirasçılardan birinin veya birkaçının isteği yeterli görülmüştür.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/1143, K. 2016/8843Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/1143 E.  ,  2016/8843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.04.2010 gününde verilen dilekçe ile terekeye temsilci atanması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.04.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, terekeye temsilci atanması talebine ilişkindir. Mahkemece, hukuki yarar olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Miras ortaklığında mirasçıların birlikte hareket etmeleri zorunluluğu, işlemleri, kullanım ve idareyi birlikte yapmaları, mirasçılar arasında anlaşmazlık bulunması veya bu konularda anlaşamamaları halinde miras ortaklığı adına gerekli işlemleri yapmak, dava açmak, açılmış veya açılacak davaları tatip etmek üzere Medeni Kanunumuz paylaşmaya kadar miras ortaklığına bir temsilci atanması olanağı sağlamıştır. (TMK.md. 640 ) Mirasçılardan biri veya bir kaçının isteği üzerine hakim mirasın paylaşımına kadar görev yapmak üzere miras ortaklığına bir temsilci atayabilir. Muris … 20.04.2009 tarihinde vefat etmiş olup terekesi henüz taksim edilmemiştir. Terekenin idaresi hususunda mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. O halde mirasın paylaşımına kadar görev yapmak üzere terekeye temsilci atanması gerekirken davanın hukuki yarar olmaması sebebiyle reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karara konu olayda tereke henüz paylaşılmamış ve idaresinde mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunmuştur. Hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddi doğru görülmemiş ve hüküm bozulmuştur. Bozma, temsilci atayan yeni bir hüküm değildir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E. 2013/10887, K. 2013/12301 sayılı kararında elbirliği mülkiyetinde mirasçıların birlikte hareket etmek zorunda olduğu, anlaşamama veya uyuşmazlık hâlinde terekeyi temsil etmek ve tereke adına işlem yapmak üzere temsilci atandığı açıklanmıştır. Kayyım atanması ise Türk Medeni Kanunu'nun 426, 427 ve 428. maddelerindeki koşullara bağlanmış; o davadaki davalılar yönünden bu koşulların gerçekleşmediği belirtilmiştir.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/10887, K. 2013/12301Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2013/10887 E.  ,  2013/12301 K.TAPU İPTALİ DAVASI ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİ TEREKEYE TEMSİLCİ ATANMASI DAVANIN TÜM MİRASÇILARA YÖNELTİLMESİ "İçtihat Metni" Dava dilekçesinde, kayyım atanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Özkan Sadık ta rafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı, mirasbırakan Sadık mirasçılarının Karabük Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, davalıların davaya dahil olmadıklarını, mahkemece davalılara kayyım atanması için süre verildiğini belirterek davalılara kayyım atanmasını istemiş, mahkemece dava kabul edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; tapu iptali davasına bu davada davalı gösterilen mirasçıların katılmadığı anlaşılmaktadır. Olayları açıklamak taraflara hukuki niteleme hakime aittir. Türk Medeni Kanununun 640. maddesinde "Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca elbirliği mülkiyetinde mirasçılar birlikte hareket etme zorunda olduklarından, anlaşamamaları halinde ya da aralarında uyuşmazlık bulunması halinde terekeyi temsil etmek ve tereke adına hareket edip işlem yapmak üzere terekeye temsilci atanır. Kayyım atanması ise aynı Yasanın 426, 427 ve 428. maddelerinde düzenlenmiş olup davalılar yönünden bu hükümlerde gösterilen koşullar gerçekleşmemiştir. Mahkemece; Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca yargılama yapılması, yasal koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi, terekeye temsilci atanması davalarının tüm mirasçılara yöneltilmesi gerektiğinin gözetilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik hasımla ve yasa hükmüne aykırı olarak kayyım atanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda terekeye temsilci atanması davasının bütün mirasçılara yöneltilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu husus gözetilmeden eksik hasımla ve kayyım atanması şeklinde kurulan hüküm bozulmuştur.

Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 54. maddesine göre, Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesinin uygulanmasında temsilci atanması istemi mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2013/3286, K. 2013/4581Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2013/3286 E.  ,  2013/4581 K.TEREKEYE TEMSİLCİ ATANMASI TALEBİNDE YETKİLİ MAHKEMETÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 576TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 640 "İçtihat Metni" Dava dilekçesinde, Y.. E..'in terekesine temsilci atanması istenilmiştir. Mahkemece davada yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların miras bırakanı Y.. E..'in 29.08.2009 tarihinde öldüğünü, mirasın henüz paylaşılmadığını, mirasçı Neslihan'ın velisi Nilgün'ün paylaşmaya karşı çıktığını ileri sürerek Neslihan'a kayyım atanmasını, olmaz ise terekeye TMK'nun 640. maddesi uyarınca temsilci atanmasını istemiş, 03.07.2012 tarihli oturumda ise talebini açıklayarak terekenin idaresi için TMK'nun 640. maddesi uyarınca temsilci atanmasını istemiştir. Türk Medeni Kanununun 640/3. maddesi uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Aynı yasanın 576. maddesine göre ise miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Türk Medeni Kanununun Velayet, Vesayet Ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük'ün 54. maddesinde; Türk Medeni Kanununun 640. maddesinin uygulanmasında miras ortaklığına temsilci atanması istemi, mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimine sözlü veya yazılı beyanla olacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda; davacının özellikle 03.07.2012 tarihli oturumdaki beyanları da dikkate alındığında dava, Türk Medeni Kanununun 640/3. maddesi uyarınca tarafların miras bırakanı Y.. E..'in 29.08.2009 tarihinde ölümü üzerine, miras yoluyla intikal eden malvarlığının (terekenin) takibi ve korunması için temsilci atanması isteğine ilişkindir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine terekeye temsilci atanması isteklerinde yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi olup, buradaki yetki kesin yetkidir. Mahkemece res'en gözetilmesi zorunludur. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve özellikle davacının 03.07.2012 tarihli oturumdaki beyanları dikkate alındığında davada yetkili mahkeme; Kadıköy Sulh Hukuk Mahkemesi değil, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi (Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi) olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilip işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E. 2013/3286, K. 2013/4581 sayılı kararında, mirasçılardan birinin istemiyle terekeye temsilci atanmasında yetkili mahkemenin mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi olduğu, bu yetkinin kesin olduğu ve mahkemece resen gözetilmesi gerektiği açıklanmıştır. Somut olayda bu mahkeme gözetilmeden verilen yetkisizlik kararı bozulmuş; bozma, işin esası hakkında yeni bir karar niteliği taşımamıştır.

Mirasın açıldığı yer ve belirli davalar

Türk Medeni Kanunu'nun 576. maddesine göre miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 576Kaynağı aç
Madde 576- Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. C. Açılmanın hükümleri I. Mirasa ehliyet 1. Hak ehliyeti

Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları, mirasın açıldığı bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. Hüküm, sayılan dava türlerinin yetkili mahkemesini gösterir.

Terekenin tespiti, mirasbırakanın veya gaipliğine karar verilen kişinin son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesince yapılır. Tespit kendiliğinden gerçekleşmez; yasal veya atanmış mirasçılardan birinin talebi gerekir.

Tereke borçlarından sorumluluk

Türk Medeni Kanunu'nun 641. maddesine göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 641Kaynağı aç
Madde 641- Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır. B. Paylaşmayı isteme hakkı

Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan, emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden tereke borç ödemeden acze düşmeyecekse tereke borcu sayılır. Uygun miktar ve acze düşmeme şartı ayrıca değerlendirilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 681. maddesine göre alacaklı bölünmeye veya nakle açık ya da örtülü rıza göstermemişse, mirasçılar ilgili tereke borçlarından paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludur. Alacaklının rıza gösterdiği borçlar bu devam eden teselsülün dışında kalır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 681Kaynağı aç
Madde 681- Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar. Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer. II. Mirasçılara rücu

Teselsül, paylaşmanın gerçekleştiği tarihin üzerinden beş yıl geçmesiyle sona erer. Daha sonra yerine getirilecek borçlarda beş yıl, paylaşmadan değil muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.

Mirası ret ve reddedilmiş sayılma

Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesine göre yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak

Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Hüküm, ölüm tarihindeki bu aciz hâlini arar; salt aktif ve pasiflerin karşılaştırılmasının yeterli olduğunu söylemez.

Paylaşmanın istenmesi ve malların ayrılması

Türk Medeni Kanunu'nun 642. maddesine göre sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmayan her mirasçı, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 642Kaynağı aç
Madde 642- Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır. Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir. C. Cenin nedeniyle erteleme

Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir.

Mirasçılardan birinin istemi üzerine hâkim, terekenin tamamını ve malların her birini gözeterek paylaştırmayı yapar. Olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamı bir mirasçıya verilir. Bu olanak her taşınmaz bakımından ayrıca değerlendirilir.

Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.

Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine o malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir. Erteleme, hâkimin bu şart çerçevesindeki kararına bağlıdır.

Payların alınması ve paylaşma sözleşmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesinde iki ayrı bağlayıcı yol öngörülür: mirasçılar arasında payların oluşturulup fiilen alınması veya mirasçıların kendi aralarında paylaşma sözleşmesi yapması. Bu yollardan her biri mirasçıları bağlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 676Kaynağı aç
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar. Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler. Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. II. Miras payı üzerinde sözleşme

Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Yazılı şekil, sözleşmenin bağlayıcılığından ayrı bir geçerlilik şartıdır.

Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilir.

Sık sorulan sorular

Birden çok mirasçı varsa tereke nasıl yönetilir?

Paylaşmaya kadar terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir miras ortaklığı doğar. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur ve saklı temsil veya yönetim yetkisi dışında haklar üzerinde birlikte tasarruf eder.

Temsilci atanması için bütün mirasçıların anlaşması gerekir mi?

Hayır. Sulh mahkemesi, mirasçılardan birinin istemi üzerine paylaşmaya kadar miras ortaklığına temsilci atayabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2016/1143, K. 2016/8843 sayılı kararında bir veya birkaç mirasçının isteği de yeterli görülmüştür.

Temsilci davası kimlere yöneltilir?

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E. 2013/10887, K. 2013/12301 sayılı kararına göre terekeye temsilci atanması davası bütün mirasçılara yöneltilir. Eksik hasımla ve kayyım atanması şeklinde verilen hüküm bozulmuştur.

Temsilci isteminde hangi mahkeme yetkilidir?

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin E. 2013/3286, K. 2013/4581 sayılı kararına göre yetkili mahkeme mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu yetki kesin olup mahkemece resen gözetilir.

Mirasçılar tereke borcundan nasıl sorumludur?

Mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Alacaklı bölünmeye veya nakle rıza göstermemişse sorumluluk paylaşmadan sonra da bütün malvarlığıyla sürer ve beş yıllık sürenin dolmasıyla teselsül sona erer.

Ölüm tarihinde aciz varsa miras reddedilmiş sayılır mı?

Evet. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır.

Taşınmazlar paylaşılırken nasıl dağıtılır?

Olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamı bir mirasçıya verilir. Değer farkları para ödenerek denkleştirilir; olanak yoksa belirli mallar satış yoluyla paylaştırılabilir.

Paylaşma sözleşmesi hangi şekle bağlıdır?

Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Sözleşme mirasçıları bağlayabileceği gibi, elbirliği mülkiyetinin paylar oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesi de kabul edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu