Teminat Senedi Nedir ve Hukuki Nitelikleri Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Teminat Senedi Nedir ve Hukuki Nitelikleri Nelerdir?

Teminat Senedi Kavramı ve Hukuki Mahiyeti

Teminat senedi, bir sözleşmeye güvence oluşturmak üzere düzenlenen ve sözleşmeye konu işin eksik yapılması veya hiç yapılmaması halinde doğacak zararın tazminini amaçlayan güvence belgesi niteliği taşır. Vadesi ve tutarı önceden belirlenmiş bir para ya da mal borcuna yönelik anlaşmaya dayanan ve ödeme vaadi içeren borç senetlerinden güvence sağlama amacıyla ayrılır. Senedin teminat işlevi görmesi için bu niteliğin senet metninde açıkça gösterilmesi veya senede açıkça atıfta bulunan bir sözleşmeyle güvence amacının belirlenebilir kılınması gözetilir. Harici satış gibi geçersiz bir sözleşme kapsamında verilen değerler bakımından ise somut uyuşmazlığa göre taraflardan birinin verdiğini geri istemesi gündeme gelebilmektedir.

Kambiyo Senedi Unsurları ve Şart İçeren Kayıtlar

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 776/1 uyarınca bononun metninde bono veya emre yazılı senet kelimesi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzasının bulunması zorunludur. Kanunun 777 nci maddesine göre bu unsurlardan birini içermeyen senet bono sayılmaz; ancak vadesi gösterilmeyen bono görüldüğünde ödenmesi şart olan bono kabul edilir. Açıklık bulunmadığında düzenlenme yeri aynı zamanda ödeme yeri ve düzenleyenin yerleşim yeri sayılır; düzenlendiği yer gösterilmeyen bono ise düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. Kanunun 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 777 nci maddesi gereğince kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadinin bulunmaması senedin bono vasfını doğrudan etkiler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 776Kaynağı aç
MADDE 776- (1) Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir. B) Unsurların bulunmaması
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 777Kaynağı aç
MADDE 777- (1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. (2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır. (3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. (4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. C) Uygulanacak hükümler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1155, K. 2018/1892Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1155 E.  ,  2018/1892 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “icra takibine itiraz” talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda Espiye İcra (Hukuk) Mahkemesince itirazın reddine, takibin devamına dair verilen 23.10.2012 tarihli ve 2012/24 E., 2012/23 K. sayılı karar, davacı-borçlu vekilinin temyiz istemi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.03.2013 tarihli ve 2013/1814 E., 2013/11570 K. sayılı kararı ile onanmış ise de davacı-borçlu vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.07.2013 tarihli ve 2013/17842 E., 2013/25254 K. sayılı kararı ile; “…Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe karşı borçlunun, takibe konu senedin taraflar arasında ki fındık alımına ilişkin sözleşmenin teminatı olarak tanzim edildiğini belirterek icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, teminat iddiasının reddine karar verildiği, iş bu kararın Dairemizce onandığı anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan 05.07.2012 tarihli cevabi ihtarnamede fındık alımına ilişkin sözleşme yapıldığı buna ilişkin fatura kesilerek senet alındığı beyan edildiği, yine dosyada bulunan takip dayanağı bono ile aynı tarih ve aynı miktarlı fındık alımına ilişkin olarak tanzim edilen faturada borcun 4 eşit taksitte ödeneceğinin belirtildiği görülmektedir. Bu durumda takip dayanağı bononun taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin teminatı olarak verildiği ve kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsurunu içermediğinin kabulü gerekir. O halde, dayanak belgenin takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nun 766/b.maddesinde öngörülen mücerret borç ikrarını içermediği tespit edilmiş olup, tarafların sözleşme doğrultusunda edimlerini yerine getirip getirmediklerinin ve dolayısı ile alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin ve miktarının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle mahkemece, İİK.nun 170/a-2.maddesi gereğince istemin kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken maddi hataya dayalı olarak dairemizce onandığı anlaşıldığından onama kararının kaldırılarak kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.…” gerekçesi ile onama kararı kaldırılmak suretiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstem, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan icra takibine itiraza ilişkindir. Davacı-borçlu vekili, alacaklı tarafından müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibi yapıldığını, müvekkili ile alacaklı arasında 2011 yılı ürünü olan fındığı teslim etmesi karşılığında müvekkilinin de davalı-alacaklıya bedelini taksitler halinde ödeyeceğini, bu ilişkinin teminatı olarak tarihsiz ve miktarsız bononun imzalanıp teminat amaçlı alacaklıya teslim edildiğini, alacaklının müvekkiline eski tarihli fındık teslim etmek istemesi üzerine müvekkilinin fındığı teslim almaktan imtina ettiğini, bunun üzerine davalı-alacaklının sanki fındık teslimi yapılmış gibi fatura düzenleyerek Giresun Fındık Borsasına bildirdiğini, müvekkilinin fatura içeriğini kabul etmediğini ve bononun iadesi talebini içerir ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-alacaklı vekili, dava konusu iddiaların Asliye Hukuk/Asliye Ticaret Mahkemelerince incelenmesi ve karara bağlanması gerektiğini, davacının iddialarının hiçbirinin kanunen kabul edilebilir olmadığını, takibe konu senedin teminat bonosu olduğu iddiasının yerinde olmadığını, aksine takibe konu senedin satılan mal karşılığı davacı tarafça borç belgesi olarak düzenlenip müvekkiline verilen kambiyo senedi olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilince davacıya borcun ödenmesinin 4 taksitte yapılacağına ilişkin herhangi bir yazılı belge verilmediğini, davacının dayanak gösterdiği belgenin davacının kendi imzasını taşıyan ve müvekkiline borcu taksitle ödeme isteğini gösteren belge olduğunu belirterek itirazın reddini istemiştir. Mahkemece davacı-borçlu ile davalı-alacaklı arasında fındık alımı hususunda anlaşma yapıldığı, fatura üzerinde yazılan fatura bedeli tutarında senet verildiği, ancak senedin teminat amaçlı verilip verilmediği hususunda ayrıca bir ibarenin yazılmadığı, bunun yanında Espiye İcra Müdürlüğünün takip dosyasına konu bononun bu ilişki nedeniyle verildiğine ilişkin bono üzerinde herhangi bir ibare bulunmadığı, bononun borç ilişkisinden mücerret olduğu ve bu hususunun değerlendirilmesinin Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesinde açılacak menfi tespit veya alacak davasına konu olabileceği, kaldı ki davacı borçlu tarafından Espiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/258 Esas sayılı dava dosyasıyla menfi tespit davası açıldığı gerekçesiyle davanın reddine, takibin devamına karar verilmiştir. Davacı-borçlu vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yerel mahkeme kararı onanmış ise de onama kararına karşı davacı-borçlu vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması nedeniyle bu defa Özel Dairece onama kararı kaldırılmış ve yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı-borçlu vekili tarafından temyize getirilmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından dosyada bulunan takip dayanağı bono ile aynı tarih ve aynı miktarlı fındık alımına ilişkin olarak tanzim edilen fatura içeriği dikkate alındığında takibe konu senedin satım sözleşmesinin teminatı olup olmadığı, dolayısı ile mücerret borç ikrarını içerip içermediği, varılacak sonuca göre bahsi geçen bonoya dayanılarak alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK), hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m.778,818, eTTK. m.690, 730). 6102 sayılı TTK’nun 776/1. maddesinin (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Uygulamada bir sözleşmede karşı edimin (güvencesi) teminatı olarak verilen ve teminat senedi olarak adlandırılan bonolar görülmektedir. Takip dayanağı bononun teminat bonosu olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K. sayılı kararı). Mücerret kıymetli evrak, senedin tanzimine sebep olan asıl borç ilişkisinin (temel borç ilişkisi) senetten anlaşılmasına imkân bulunmayan kıymetli evraktır. Ancak mücerret senetler de bir temel münasebete dayanır. Bu tür senetlerle söz konusu hukuki münasebet arasında bir bağ kurulmamıştır. Senet hamili bir ihtilaf hâlinde alacağını kıymetli evraka dayandırabilir. Geçerli bir temel münasebetin bulunmadığı veya buna ilişkin defilerin dermeyanı ve ispatı meselesi borçluya yüklenmiştir. Bu prensibin en üst seviyede uygulandığı senet kambiyo senetleridir ( Öztan, F.; Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2013, s.36). Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde TTK’nun 687/1. maddesi uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) defi vardır. Bu defi mutlak defi olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bu hâlde düzenleyen, senedin lehtarı veya hamili ile kendi arasında var olan sözleşmedeki karşı edimin güvencesi olarak verildiğini bir kişisel defi olarak ileri sürebilir; ancak bu iddiasını yazılı delil ile kanıtlaması lazımdır. Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Ülgen, H., Helvacı, M., Kendigelen, A., Kaya, A.; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s.148). Bu konuda bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel defi olup, TTK’nun 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK’nun 687/1. maddesi uyarınca kişisel defiler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu definin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Yukarıda belirtilen ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; takibe konu bonoda borçlu tanzim eden, alacaklı lehtar konumundadır. Bu nedenle borçlunun fındık satım sözleşmesinin teminatı olarak alacaklıya verildiğine yönelik kişisel defiyi (senet metninden bononun teminat olarak verildiği anlaşılmasa dahi) bono lehtarı olan alacaklıya karşı ileri sürebilir. Alacaklı bononun satım sözleşmesi kapsamında verildiğini kabul etmekle birlikte bononun teminat amaçlı değil, malın teslimi karşılığında verildiğini beyan etmektedir. Şu hâle göre bononun satım sözleşmesi kapsamında verildiği taraflar arasında çekişmesiz olup, bu hususun borçlu tarafından yazılı delille ispatına gerek yoktur. Dosya içinde bulunan ve alacaklı tarafından düzenlenen 10.06.2012 tarihli ve 722.150,00TL’lik faturanın üzerinde “Not: Bu mal Yağlıdere depo teslimi satılmıştır. Bedeli 10.10.2012, 10.11.2012, 10.12.2012, 10.01.2013 tarihlerinde eşit taksitler hâlinde ödenecektir. İşbu fatura bedeli tutarında senet teslim alınmıştır” ibaresinin bulunduğu görülmektedir. Alacaklı vekili borçluya gönderdiği 05.07.2012 tarihli cevabi ihtarnamede senedin borca karşılık verildiğini beyan ettiği, ayrıca 18.10.2012 tarihli mahkeme ön inceleme tutanağındaki beyanında “Davacı … ile bizim fındık alışverişimiz olmuştu. Ben kendisine bedeli mukabilinde fındığı satmıştım. Ancak bedelini alamadığım için bedeli kadar senet aldım. Zira daha sonra konuşmamızda senet miktarını 4 eşit taksitte ödeyeceği kararlaştırıldığında, 4 adet senet getirdiği takdirde benden bu senedi alacaktı. Yani bu senet teminat amaçlı verilmemişti. Malı teslim ettiğim için karşılığında verilmişti. Zira teminat alışverişin tamamı için verilmez. Bir kısmı için verilir.” şeklinde açıklamada bulunduğu anlaşılmaktadır. O hâlde satım sözleşmesi kapsamında verildiği çekişmesiz olan bononun tanzim tarihi ve bedeli ile fatura tarihi ve miktarı aynı olup, faturada satım bedelinin eşit taksitler hâlinde ödeneceği kararlaştırıldığına göre senedin teminat amaçlı olarak alacaklıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bunun için senet veya fatura üzerinde senedin satım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine ilişkin bir kaydın bulunmasına gerek yoktur. Hâl böyle olunca takip dayanağı bononun taraflar arasındaki ilişkinin teminatı olarak verildiği, TTK’nun 776/b maddesinde öngörülen mücerret borç ikrarını içermediği, tarafların sözleşme doğrultusunda edimlerini yerine getirip getirmedikleri dolayısıyla alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla yerel mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında takibe konu bononun ön ve arka yüzünde teminat ibaresinin bulunmadığı, senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilmesi için neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerektiği, takip dayanağı senedin TTK’nın 776-777. maddelerine uygun olarak düzenlenmiş kambiyo senedi niteliğinde bono olduğu, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.12.2018 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Borçlu vekili; alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapıldığını, bononun taraflar arasında gerçekleşen fındık satım sözleşmesi nedeniyle teminat olarak verildiğini ve bu nedenle kambiyo senedi niteliğinde olmadığından takibin iptalini istemiştir. Alacaklı vekili; bononun satılan mal karşılığı olarak düzenlendiğini, teminat senedi olmadığını ileri sürerek itirazın reddini savunmuştur. İcra mahkemesince; takip konusu bonunun taraflar arasındaki fındık satımı nedeniyle borç karşılığında düzenlendiğini, senet metninde teminat olarak verildiğine dair herhangi bir ibarenin bulunmadığını, borçlu tarafından ileri sürülen iddiaların açılacak menfi tespit davasında değerlendirilmesi gerektiğini, bu yolda açılan davanın derdest olduğu gerekçesiyle davanın reddine, takibin devamına karar verilmiştir. Yargıtay Özel Dairesince; dosyaya sunulan 05.07.2012 tarihli cevabi ihtarnamede, fındık alımına ilişkin sözleşme yapıldığı ve buna ilişkin fatura kesilerek senet alındığı beyan edildiğini, yine dosyada bulunan takip dayanağı bono ile aynı tarih ve aynı miktarlı fındık alımına ilişkin olarak tanzim edilen faturada borcun 4 eşit taksitte ödeneceğinin belirtildiği görülmektedir. Bu durumda takip dayanağı bononun taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin teminatı olarak verildiği ve kayıtsız şartsız ödeme vaadi unsurunu içermediğinin kabulü gerekir, gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Uyuşmazlık; takip dayanağı bono ile aynı tarih ve aynı miktarlı fındık satımına ilişkin olarak tanzim edilen fatura içeriği dikkate alındığında, takibe konu senedin mücerret borç ikrarını içerip içermediği, buna göre borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmıştır. Takip dayanağı bononun 6102 sayılı TTK’nın 776-777. maddelerine (mülga TTK 688-689 md.) uygun olarak düzenlenmiş kıymetli evrak niteliğinde kambiyo senedi olduğu tartışma konusu değildir. Taraflar arasında fındık satımı sözleşmesi yapıldığına dair yazılı bir sözleşme yoksa da fındık satım sözleşmesi de uyuşmazlık konusu değildir. Sözleşmeyle davalı 722.150TL bedelli fındığı davacıya teslim etmeyi kabul etmiş, davacı da aynı bedelli bonoyu imzalayarak davalıya vermiştir. Sözkonusu bonoda teminat kaydı yoktur. Yani bononun teminat olarak verildiğine dair senedin ne ön yüzünde ne de arka yüzünde herhangi bir ibare yoktur. Senet bu hâliyle kıymetli evrak niteliğinde bonodur. TTK’nın 645. maddesinde kıymetli evrak; kıymetli evrak öyle senettir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemeyeceği şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 646/1 maddesine göre; kıymetli evrakın borçlusu ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. 647/2. maddesine göre de; emre yazılı senet yani bono ciro yoluyla el değiştirir, yani tedavül eder. Bu itibarla; kambiyo senedi niteliğindeki bonodaki hak kendini doğuran hukuki işlemden soyutlanmış olup, ondan bağımsız olarak tedavül etme yani el değiştirme imkânına sahiptir. Bu nedenle de taraflar temel hukuki ilişkinin yanında kambiyo ilişkisine girerek bono da düzenleyebilirler. Bono düzenlenmesi borcun yenilenmesi anlamına gelmez. Ancak bu durum, keşidecinin senet lehdarına karşı temel hukuki ilişkiye dayalı defilerini ileri sürmesine engel teşkil etmez. Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; senet lehdarı olan davalı alacaklı, keşideci borçlu aleyhine İİK’nın 167 ve devamı maddelerine dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip yapmıştır. Davacı borçlu imzaya itiraz etmeden, İİK’nın 168/5.maddesine göre icra mahkemesine borca itiraz etmiştir. İİK’nın 169/a maddesi uyarınca borçlu, borcunun olmadığını veya itfa (ödeme) veya imhal (süre verme) edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edememiş, aynı kanunun 170/a maddesine göre, takip dayanağı bononun teminat olarak verildiğinden kambiyo senedi olmadığı, bu nedenle takibin iptali gerektiğini ileri sürmüştür. Oysa; az yukarıda açıklandığı üzere, takip dayanağı bonoda, teminat senedi olarak verildiğine dair kayıt yoktur. Davalının satım sözleşmesinin borcu nedeniyle düzenlendiği ve teminat senedi olmadığı yolundaki beyanı açıktır. Tek taraflı olarak düzenlenen faturanın böyle bir işlevinin bulunmadığı çok açıktır. Esasen, özel dairenin 14.02.2011 tarih ve 2010/20209 E., 2011/591 K. sayılı ilamında; “takip dayanağı 24.03.2008 tarihli ve 150.000YTL tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında düzenlenen 24.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Alacaklı vekilinin 08.03.2010 günlü cevap lahiyasındaki, açıklamaları da takip konusu senedin teminat amaçlı alındığını göstermediğinden; mahkemece, dayanak senedin teminat senedi olduğuna yönelik itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.” denmek suretiyle aynı sonuca ulaşıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E. 2013/312 K. sayılı içtihadında; “Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; borçlular tarafından alacaklı bankaya 24.03.2008 tanzim tarihli bononun 24.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilip verilmediği; burada varılacak sonuca göre bahsi geçen bonoya dayanılarak alacaklı tarafından borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılıp yapılamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Takipte dayanılan 24.03.2008 tarihli ve 150.000YTL tutarlı bonoda, bononun teminat amaçlı verildiğine yönelik bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında düzenlenen 24.03.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde de dayanak senedin teminat olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmamaktadır. Ayrıca icra mahkemesi dar yetkili mahkemedir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir. İcra mahkemesi bu konuda sözleşmedeki maddelerin yorumlanması, gerçek borç miktarı ile takibe konulan miktarın üzerinde durarak araştırma yapamaz. İcra mahkemeleri şekli inceleme ile karar verir. Bu durumda mahkemece, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeler ile şikâyetin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.” denmek suretiyle aynı sonuç benimsenmiştir. Bu nedenlerle, takip dayanağı senedin TTK’nın 776-777. maddelerine uygun olarak düzenlenmiş kambiyo senedi niteliğinde bono olduğu, teminat senedi olmadığından borçlunun İİK’nın 170/a maddesindeki şikâyetinin haklı nedenlere dayanmadığı, yine borçlunun İİK’nın 169/a maddesindeki belgelerden birini ibraz edemediği için borca itirazını da yasal delillerle ispat edemediği, özel dairenin bozma ilamında belirttiği hususların genel mahkemede görülüp sonuçlanması gerektiği, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının derdest olduğu hususları gözetilerek usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkemenin direnme kararının onanması gerekirken, aksine düşüncelerle bozulmasına dair sayın çoğunluğun değerli görüşüne katılamıyorum.

Kambiyo senetlerinde bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların bulunması kural olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması senedin kambiyo vasfını yok eder. Nitekim ödemenin harici bir olayın gerçekleşmesine bağlandığı, örneğin inşaat sözleşmesine atıf yapılarak ödemenin inşaatın bitimine bağlandığı kayıtlarda muayyenlik unsuru zedelendiğinden senet bono vasfını yitirir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 168/1 uyarınca icra memuru ancak senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini gördüğünde borçluya ödeme emri göndereceğinden, bono vasfı bulunmayan belgeye dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1140, K. 2018/563Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1140 E.  ,  2018/563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “borca itiraz” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara Batı İcra (Hukuk) Mahkemesince itirazın kabulü ile takibin iptaline dair verilen 25.02.2014 gün ve 2013/873 E., 2014/159 K. sayılı kararın temyizen incelenmesinin alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 gün ve 2014/11364 E., 2014/13598 K. sayılı kararı ile, (…Borçlu hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapılmış olup, borçlu süresi içinde icra mahkemesine başvurarak, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğundan bahisle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Takip dayanağı bonoda “teminattır” ibaresinin bulunması, Dairemizin yerleşik içtihatları doğrultusunda neyin teminatı olduğu açıklanmadığı sürece, başlı başına senedin teminat senedi niteliğinde olduğunun kabulünü gerektirmez. Somut olayda borçlu, senedin teminat olarak verildiğine ve borca itirazlarına ilişkin İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen ve takip hukuku açısından geçerli, yazılı bir belge de sunamadığı gibi dosyaya sunduğu araç satışına ilişkin belgeler de alacaklı tarafından kabul edilmediğine göre mahkemece istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir…) gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Talep borca itiraza ilişkindir. Borçlu takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ve buna ilişkin şerhin senedin arkasında mevcut olduğunu, alacaklı ile aralarında 04.08.2013 tarihinde traktör alımı ile ilgili sözlü bir anlaşma yapıldığını, traktör bedeli olan 13.500,00 TL’nin 20.10.2013 tarihinde ödenmesi, …'in de bu tarihe kadar traktörün trafikle ilgili resmî işlemlerini tamamlayıp satışa hazır hâle getirmesi hususunda anlaşarak aralarında bir teminat senedi düzenlediklerini, traktörü devir almak için notere gittiklerinde trafikten men edilmiş olduğunun anlaşılması üzerine satışın yapılamadığını, mülkiyetinin hâlen …'e ait olduğunu, devrini alamadığı bir araç için ödeme yapmasının mümkün olmadığını ve borcunun bulunmadığını, …’le traktör alımı dışında başka bir ticari ilişkinin de mevcut olmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili takip dayanağı bononun arka yüzünde sadece “teminat senedidir” ibaresinin bulunmasının onun kambiyo senedi vasfını etkilemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarına göre de bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için ya senet üzerinde neden teminat verildiği ya da ayrı bir belge ile söz konusu senedin teminat senedi olduğunun belirlenmesinin gerektiğini, takibe konu senedin teminat senedi olmayıp, alacaklı müvekkilin davacıya elden verdiği para borcunun karşılığı olarak düzenlendiğini, 19.09.2013 tarihli vekâletnamenin traktörü dilediği bedel ve şartlarda satması hususunda dava dışı İhsan Yılmaz’a verilmiş vekâletname olduğunu, vekâletnamede senetten bahsedilmediği gibi vekâletnamede davacının da taraf olmadığını savunarak şikâyetin reddi ile takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini istemiştir. Yerel Mahkemece takip konusu senedin arkasında "teminat senedidir" ibaresi yazılı olup takip konusu senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermediği, alacağın varlığının kanıtlanmasının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir. Alacaklı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 776/b maddesinde açıkça senedin "Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini…" içermesi gerektiğinin belirtilmiş olması karşısında, "teminat senedidir" ifadesi taşıyan bir senedin kayıtsız ve şartsız olduğu söylenemeyeceği, alacağın varlığı ancak yargılama sonucu ortaya çıkacağından, kaldı ki teminat senedi olmayan bir senedin arkasına "teminat senedidir" ibaresinin yazılmış ve alacaklının da bu yazıyı görerek senedi kabul etmiş olması hâlinde bu senedin teminat senedi olmadığı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını alacaklı vekili temyize getirmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; senette bulunan ‘Teminat Senedidir’ kaydının “neyin teminatı olduğu konusunda bir açıklık bulunmaması durumunda” senedin mücerretlik (soyutluk) niteliğini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı, burada varılacak sonuca göre kambiyo senedinin geçerli olup olmayacağı, ayrıca bu kambiyo senedine karşı ileri sürülen bu tür bir iddianın ne şekilde ispat edilmesi gerektiği noktalarında toplanmaktadır. Öncelikle takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfını haiz olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesine göre bononun senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesi ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelime, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadi, vade, ödeme yeri, kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzası bulunmalıdır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. b., Ankara 1997, s.451). Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun 777 nci maddesi zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığını belirttikten sonra vade, keşide ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Avizo, bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Takipte dayanılan 20.10.2013 vade tarihli ve 13.500,00 TL tutarlı bononun arka yüzünde “teminat senedidir” ibaresi bulunmaktadır. Bonoda teminat kaydı varsa da neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu ibare bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nun 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 gün ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 gün ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 gün ve 2010/19-67 E., 2010/99 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir. Hâl böyle olunca yerel mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken yanılgılı gerekçe ile önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.03.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

Teminat İddiasının İspatı ve İcra Mahkemesinin İnceleme Sınırları

Bir bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olduğunun ya bononun ön veya arka yüzündeki kayıtlarla ya da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinde öngörülen geçerli yazılı bir belgeyle kanıtlanması aranır. Takip dayanağı senedin arkasında yer alan ancak neyin teminatı olduğunu açıkça göstermeyen soyut nitelikteki ibareler senedin teminat vasfını ispata tek başına yeterli kabul edilmemektedir. İcra mahkemesi dar yetkili bir yargı mercii olduğundan incelemesini şekli çerçevede sürdürür; sözleşme hükümlerini yorumlayıp takibe konu tutar ile gerçek borç miktarını geniş biçimde araştıramaz.

Senet üzerine hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılmamışsa, bu savunmanın senede açıkça atıf yapan bir sözleşmeyle kanıtlanması gerekmektedir. İncelenen kira veya genel kredi sözleşmelerinde takibe konu senede yönelik açık bir hüküm ya da teminat kaydı bulunmadığı takdirde teminat savunması ispatlanmamış sayılır ve itirazın reddi gerekir. Buna karşılık, satım ilişkisinin varlığı çekişmesiz olduğunda, bononun tanzim tarihi ve tutarı ile fatura tarihi ve tutarının uyuşması ve faturada bedelin taksitler halinde ödeneceğinin yazılması halinde senet veya fatura üzerinde ayrıca teminat şerhi aranmaksızın senedin teminat amacıyla teslim edildiği yönünde içtihat bulunmaktadır. Bu içtihada karşı, senette açık teminat kaydı bulunmadıkça senedin bono vasfını koruduğu ve tek taraflı faturanın teminat işlevi görmeyeceği yönünde değerlendirmeler de yer almaktadır.

Teminat Kaydının Mutlak ve Kişisel Def'i Niteliği

Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan hallerde bono kayıtsız ve şartsız bir borç vaadi içermediği için hükümsüzdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 687/1 uyarınca bu durum senet metninden anlaşılan mutlak bir defi oluşturur. Düzenleyen bu mutlak def'iyi lehtara karşı ileri sürebileceği gibi senedi iktisap eden üçüncü kişilere karşı da öne sürebilir.

Bononun teminat amacıyla verildiği senet metninden anlaşılamıyorsa bu iddia kişisel def'i niteliği taşır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla bonolara da uygulanan 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borçlu doğrudan taraflar arasındaki ilişkiye dayanan kişisel def'ileri kural olarak başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Kanunun 687 nci maddesinin ikinci fıkrasında alacağın temliki hükümlerine tabi devirler saklı tutulmuştur. Temel ilişkinin teminatı iddiasının taraflar arasında ileri sürülmesi durumunda ise bu hususun yazılı delille kanıtlanması aranmaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 687Kaynağı aç
MADDE 687- (1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır. V – Cironun çeşitleri 1. Tahsil cirosu

İspat Yükü, Senedin Talili ve Senetle İspat Sınırı

Ticari ilişkiden kaynaklanan somut bir uyuşmazlıkta bononun teminat amacıyla değil, teslim alınan malların bedeline mahsuben verildiği belirlenebilir. Bu tür bir uyuşmazlıkta senet metninde yer alan kaydın aksini ileri sürerek senedin ihdas nedenini değiştiren ve senet metnini talil eden taraf kanıt yükünü üstlenir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; bir hakkın meydana gelmesi, ortadan kalkması, devredilmesi, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, kabulü ya da sona erdirilmesine yönelik hukuki işlemlerin yapıldıkları andaki tutarı ikibinbeşyüz Türk Lirasını aşıyorsa senetle kanıtlanması mecburidir. Anılan hukuki işlemlerin tutarı ödeme ya da borçtan ibra gibi sebeplerle sonradan bu yasal parasal sınırın altına inse dahi senetsiz kanıtlanamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, senetle kanıtlanması zorunlu konularda birinci fıkra hükmü hatırlatılmak kaydıyla ancak karşı tarafın açık rızası bulunursa tanık dinlenmesine cevaz verilmiştir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
MADDE 200- (1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Senede karşı tanıkla ispat yasağı

İcra Mahkemesinde İtiraz Usulü ve Takibin İptali

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca icra mahkemesi hâkimi, borca itiraz nedenlerini incelemek amacıyla tarafları en geç otuz gün içinde duruşmaya davet eder; yetki itirazının tetkikinde ise taraflar duruşmaya katılmasalar dahi karar verilir. Duruşma neticesinde borcun mevcut olmadığı ya da itfa veya imhal edildiği resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanırsa itiraz kabul edilir. Borçlunun itiraz dilekçesine eklediği evraktan borcun itfa veya imhal edildiği, zamanaşımının gerçekleştiği, borçlunun borçlu bulunmadığı yahut icra dairesinin yetkisiz olduğu kanaati oluşursa, itirazın esası karara bağlanana kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verilebilir. Borçlunun ibraz ettiği belgedeki imzanın alacaklı tarafından inkâr edilmesi durumunda tahkikat yürütülür; imzanın alacaklıya ait olduğu anlaşılırsa itiraz kabul edilir ve alacaklı belgedeki tutarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Alacaklının çağrıldığı duruşmaya gelmemesi hâlinde takibin tamamı değil, alacağın yalnızca itiraz edilen kısmı için icranın geçici olarak durdurulmasına hükmedilir; alacaklı en geç altı ay içinde duruşma isteyip imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse takibin sürdürülmesine karar verilir, imzanın alacaklıya ait olmadığı belirlenirse borçlu yüzde on para cezasına çarptırılır. Kambiyo senedindeki tarihe göre zamanaşımı itirazı yerinde bulunur ve alacaklı zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu resmî yahut imzası ikrar edilmiş belgeyle kanıtlayamazsa itiraz kabul edilir, kanıtlarsa reddedilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 169/aKaynağı aç
Madde 169/a – (Ek: 18/2/1965-538/83 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, itiraz sebeplerinin tahkiki için iki tarafı en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır. Hâkim, duruşma sonucunda borcun olmadığının veya itfa veya imhal edildiğinin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispatı hâlinde itirazı kabul eder. İcra mahkemesi hâkimi yetki itirazının incelenmesinde taraflar gelmese de gereken kararı verir. (Değişik ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/46 md.) İcra mahkemesi hâkimi, borçlunun itiraz dilekçesine ekli olarak ibraz ettiği belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği veya senedin metninden zamanaşımına uğradığı veya borçlunun borçlu olmadığı yahut icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa, daha evvel itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/32 md.) Borçlunun ibraz ettiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse, icra mahkemesi hakimi, 68/a maddesindeki usule göre yapacağı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde, borçlunun itirazının kabulüne karar verir ve alacaklıyı, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasina mahküm eder.Alacaklı birinci fıkra gereğince çağrıldığı duruşmaya gelmediği takdirde icra mahkemesi hakimi alacağın itiraz edilen kısmı için icranın muvakkaten durdurulmasına karar verir. Bunun üzerine alacaklı en geç altı ay içinde icra mahkemesi önünde duruşma talep ederek makbuz altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ispat etmek suretiyle, takibin devamına karar alabilir. İcra mahkemesi, imzanın alacaklıya ait olmadığına karar verirse borçluyu, sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahküm eder. İcra hakimi, borçlunun zamanaşımı itirazını alacaklının ibraz ettiği kambiyo senedindeki tarihe göre varit görür ve alacaklı da zamanaşımının kesildiğini veya tatil edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edemezse, itirazın kabulüne; aksi halde reddine karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açmak hakkı mahfuzdur. Alacaklı, genel mahkemede dava açarsa, inkar tazminatı ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan inkar tazminatı ve para cezası kalkar. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/32 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/46 md.) Borçlunun itirazının icra mahkemesince esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde kötü niyeti veya ağır kusuru bulunan alacaklı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere; takip muvakkaten durdurulmuş ise bu itirazın reddi hâlinde borçlu, diğer tarafın isteği üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.[65] (Değişik son fıkra: 2/3/2005-5311/13 md.) İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, hiçbir icra muamelesini durdurmaz. Şu kadar ki, borçlu 33 üncü maddenin üçüncü fıkrasına göre teminat gösterirse icra durur. b) İmzaya itiraz:

İtirazın kabulü kararıyla birlikte takip durur ve alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklı kalır. Alacaklının genel mahkemede dava açması durumunda inkâr tazminatı ile para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir; alacaklı davayı kazanırsa aleyhindeki tazminat ve para cezası kalkar. Borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabul edilmesi durumunda kötü niyeti veya ağır kusuru tespit edilen alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; takibin geçici durdurulduğu hallerde itiraz reddedilirse borçlu talep halinde aynı oranda tazminatla sorumlu tutulur. Borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması yahut alacaklının genel mahkemede dava açması halinde ise hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine neticelenen taraf hakkındaki tazminat ortadan kalkar. İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; borçlu kanunda belirtilen teminatı gösterirse icra durur.

Borçlu, alacaklının bu yolla takip yapma hakkı bulunmadığını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca şikâyet yoluyla ileri sürebilir. İcra mahkemesi, süresi içinde yapılan şikâyet veya itiraz üzerine önüne gelen uyuşmazlıklarda, takibe dayanak belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığını ya da alacaklının takip hakkı bulunmadığını re'sen dikkate alarak kambiyo senetlerine özgü takibi iptal edebilir; ancak imza inkârı geri alınmış veya borç kısmen ya da tamamen kabul edilmişse bu madde tatbik edilmez. Sözleşme edimlerinin yerine getirilip getirilmediğinin ve alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektiren somut uyuşmazlıklarda mahkemece takibin iptaline karar verilebilmektedir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170/aKaynağı aç
Madde 170/a – (Ek: 18/2/1965-538/85 md.) Borçlu, alacaklının bu fasıl hükümlerine göre takip hakkı olmadığını 168 inci maddenin 3 üncü bendine göre şikayet yolu ile ileri sürebilir. İcra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyle, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı hususlarını re’sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir. (Ek: 9/11/1988-3494/34 md.) Her ne suretle olursa olsun, imza inkarı itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz. Uygulanacak diğer hükümler:

İş Hukuku Uygulamasında Teminat Senetleri

İş ilişkisinin başlangıcında belirli iş kollarında işverenlerce teminat gayesiyle senet temin edildiği somut durumlarda ispatlanırsa, söz konusu senet teminat senedi vasfında kabul edilir. Bu çerçevede işçinin sorumluluğu işverene ika ettiği fiili zarar yahut nezdinde kalan nakit tutarıyla sınırlandırılmaktadır. Oluşan zararın ve işçiden talep edilen alacağın varlığını ispatlama külfeti işverene ait olup, bu alacak ya da zarar kanıtlanmadığı müddetçe teminat amacıyla alınan senet geçerli kabul edilmez. İşverenin alacağını ispatlayabilmesi durumunda ise çalışan yalnızca ispatı sağlanan tutar nispetinde borçlu sayılır. İş hukukunun işçiyi koruma ve işçi lehine yorumlama gayesi doğrultusunda tanzim edilen evraka karşı çalışan lehine tanık beyanlarına başvurulabilmektedir.

Senedin üzerine sadece teminattır yazılması senedi teminat senedi yapar mı?

Senedin üzerine yalnızca teminattır yazılması neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinde senedin teminat senedi sayılmasına kural olarak yeterli görülmemektedir; hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerinde açıklanması veya geçerli yazılı bir belgeyle kanıtlanması aranır. Bununla birlikte, aradaki sözleşme ilişkisi çekişmesiz olup senet tanzim tarihi ve bedeli ile fatura bilgileri uyuştuğunda senette açık kayıt bulunmasa dahi senedi teminat amaçlı kabul eden yargısal kararlar bulunmaktadır.

Teminat senedi için kambiyo takibi başlatıldığında icra mahkemesi ne karar verir?

Senet metninden teminat amacının anlaşılması ya da senedin sözleşme teminatı olup edimlerin ifası ile alacak tutarının tespitinin yargılamayı gerektirmesi hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takibin iptaline karar verilebilir; senede açık atıf yapan bir belge bulunmadığı durumlarda ise şekli inceleme yetkisi kapsamında itirazın reddi yönünde karar verilebilmektedir.

Teminat senedi iddiası senedi devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir mi?

Teminat vasfı senet metninden anlaşıldığında mutlak def'i doğar ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir; teminat kaydı senet metninde yer almayıp sözleşmeden kaynaklanıyorsa kişisel def'i niteliği taşır ve hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmedikçe iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.

İş ilişkisinde işçiden alınan teminat senedi hangi şartla geçerli kabul edilir?

İşçiden alınan teminat senedi sebebiyle borç, işçinin işverene verdiği zarar veya tasarrufundaki nakit miktarı ile sınırlı olup işveren zararını ve alacağını ispatlamadıkça senet geçersiz kabul edilir; zarar ispatlanırsa işçi yalnızca kanıtlanan miktar kadar sorumlu olur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu