Teminat Senedi Kavramı ve Hukuki Mahiyeti
Teminat senedi, bir sözleşmeye güvence oluşturmak üzere düzenlenen ve sözleşmeye konu işin eksik yapılması veya hiç yapılmaması halinde doğacak zararın tazminini amaçlayan güvence belgesi niteliği taşır. Vadesi ve tutarı önceden belirlenmiş bir para ya da mal borcuna yönelik anlaşmaya dayanan ve ödeme vaadi içeren borç senetlerinden güvence sağlama amacıyla ayrılır. Senedin teminat işlevi görmesi için bu niteliğin senet metninde açıkça gösterilmesi veya senede açıkça atıfta bulunan bir sözleşmeyle güvence amacının belirlenebilir kılınması gözetilir. Harici satış gibi geçersiz bir sözleşme kapsamında verilen değerler bakımından ise somut uyuşmazlığa göre taraflardan birinin verdiğini geri istemesi gündeme gelebilmektedir.
Kambiyo Senedi Unsurları ve Şart İçeren Kayıtlar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 776/1 uyarınca bononun metninde bono veya emre yazılı senet kelimesi, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar adı, düzenlenme tarihi ve yeri ile düzenleyenin imzasının bulunması zorunludur. Kanunun 777 nci maddesine göre bu unsurlardan birini içermeyen senet bono sayılmaz; ancak vadesi gösterilmeyen bono görüldüğünde ödenmesi şart olan bono kabul edilir. Açıklık bulunmadığında düzenlenme yeri aynı zamanda ödeme yeri ve düzenleyenin yerleşim yeri sayılır; düzenlendiği yer gösterilmeyen bono ise düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. Kanunun 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 777 nci maddesi gereğince kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadinin bulunmaması senedin bono vasfını doğrudan etkiler.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 776Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 777Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1155, K. 2018/1892Kaynağı aç
Kambiyo senetlerinde bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların bulunması kural olarak kabul edilmektedir. Buna karşılık illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması senedin kambiyo vasfını yok eder. Nitekim ödemenin harici bir olayın gerçekleşmesine bağlandığı, örneğin inşaat sözleşmesine atıf yapılarak ödemenin inşaatın bitimine bağlandığı kayıtlarda muayyenlik unsuru zedelendiğinden senet bono vasfını yitirir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 168/1 uyarınca icra memuru ancak senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini gördüğünde borçluya ödeme emri göndereceğinden, bono vasfı bulunmayan belgeye dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1140, K. 2018/563Kaynağı aç
Teminat İddiasının İspatı ve İcra Mahkemesinin İnceleme Sınırları
Bir bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için neyin teminatı olduğunun ya bononun ön veya arka yüzündeki kayıtlarla ya da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinde öngörülen geçerli yazılı bir belgeyle kanıtlanması aranır. Takip dayanağı senedin arkasında yer alan ancak neyin teminatı olduğunu açıkça göstermeyen soyut nitelikteki ibareler senedin teminat vasfını ispata tek başına yeterli kabul edilmemektedir. İcra mahkemesi dar yetkili bir yargı mercii olduğundan incelemesini şekli çerçevede sürdürür; sözleşme hükümlerini yorumlayıp takibe konu tutar ile gerçek borç miktarını geniş biçimde araştıramaz.
Senet üzerine hangi ilişkinin teminatı olduğu yazılmamışsa, bu savunmanın senede açıkça atıf yapan bir sözleşmeyle kanıtlanması gerekmektedir. İncelenen kira veya genel kredi sözleşmelerinde takibe konu senede yönelik açık bir hüküm ya da teminat kaydı bulunmadığı takdirde teminat savunması ispatlanmamış sayılır ve itirazın reddi gerekir. Buna karşılık, satım ilişkisinin varlığı çekişmesiz olduğunda, bononun tanzim tarihi ve tutarı ile fatura tarihi ve tutarının uyuşması ve faturada bedelin taksitler halinde ödeneceğinin yazılması halinde senet veya fatura üzerinde ayrıca teminat şerhi aranmaksızın senedin teminat amacıyla teslim edildiği yönünde içtihat bulunmaktadır. Bu içtihada karşı, senette açık teminat kaydı bulunmadıkça senedin bono vasfını koruduğu ve tek taraflı faturanın teminat işlevi görmeyeceği yönünde değerlendirmeler de yer almaktadır.
Teminat Kaydının Mutlak ve Kişisel Def'i Niteliği
Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan hallerde bono kayıtsız ve şartsız bir borç vaadi içermediği için hükümsüzdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 687/1 uyarınca bu durum senet metninden anlaşılan mutlak bir defi oluşturur. Düzenleyen bu mutlak def'iyi lehtara karşı ileri sürebileceği gibi senedi iktisap eden üçüncü kişilere karşı da öne sürebilir.
Bononun teminat amacıyla verildiği senet metninden anlaşılamıyorsa bu iddia kişisel def'i niteliği taşır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi yollamasıyla bonolara da uygulanan 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borçlu doğrudan taraflar arasındaki ilişkiye dayanan kişisel def'ileri kural olarak başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Kanunun 687 nci maddesinin ikinci fıkrasında alacağın temliki hükümlerine tabi devirler saklı tutulmuştur. Temel ilişkinin teminatı iddiasının taraflar arasında ileri sürülmesi durumunda ise bu hususun yazılı delille kanıtlanması aranmaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 687Kaynağı aç
İspat Yükü, Senedin Talili ve Senetle İspat Sınırı
Ticari ilişkiden kaynaklanan somut bir uyuşmazlıkta bononun teminat amacıyla değil, teslim alınan malların bedeline mahsuben verildiği belirlenebilir. Bu tür bir uyuşmazlıkta senet metninde yer alan kaydın aksini ileri sürerek senedin ihdas nedenini değiştiren ve senet metnini talil eden taraf kanıt yükünü üstlenir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; bir hakkın meydana gelmesi, ortadan kalkması, devredilmesi, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, kabulü ya da sona erdirilmesine yönelik hukuki işlemlerin yapıldıkları andaki tutarı ikibinbeşyüz Türk Lirasını aşıyorsa senetle kanıtlanması mecburidir. Anılan hukuki işlemlerin tutarı ödeme ya da borçtan ibra gibi sebeplerle sonradan bu yasal parasal sınırın altına inse dahi senetsiz kanıtlanamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, senetle kanıtlanması zorunlu konularda birinci fıkra hükmü hatırlatılmak kaydıyla ancak karşı tarafın açık rızası bulunursa tanık dinlenmesine cevaz verilmiştir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 200Kaynağı aç
İcra Mahkemesinde İtiraz Usulü ve Takibin İptali
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca icra mahkemesi hâkimi, borca itiraz nedenlerini incelemek amacıyla tarafları en geç otuz gün içinde duruşmaya davet eder; yetki itirazının tetkikinde ise taraflar duruşmaya katılmasalar dahi karar verilir. Duruşma neticesinde borcun mevcut olmadığı ya da itfa veya imhal edildiği resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanırsa itiraz kabul edilir. Borçlunun itiraz dilekçesine eklediği evraktan borcun itfa veya imhal edildiği, zamanaşımının gerçekleştiği, borçlunun borçlu bulunmadığı yahut icra dairesinin yetkisiz olduğu kanaati oluşursa, itirazın esası karara bağlanana kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına karar verilebilir. Borçlunun ibraz ettiği belgedeki imzanın alacaklı tarafından inkâr edilmesi durumunda tahkikat yürütülür; imzanın alacaklıya ait olduğu anlaşılırsa itiraz kabul edilir ve alacaklı belgedeki tutarın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir. Alacaklının çağrıldığı duruşmaya gelmemesi hâlinde takibin tamamı değil, alacağın yalnızca itiraz edilen kısmı için icranın geçici olarak durdurulmasına hükmedilir; alacaklı en geç altı ay içinde duruşma isteyip imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse takibin sürdürülmesine karar verilir, imzanın alacaklıya ait olmadığı belirlenirse borçlu yüzde on para cezasına çarptırılır. Kambiyo senedindeki tarihe göre zamanaşımı itirazı yerinde bulunur ve alacaklı zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu resmî yahut imzası ikrar edilmiş belgeyle kanıtlayamazsa itiraz kabul edilir, kanıtlarsa reddedilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 169/aKaynağı aç
İtirazın kabulü kararıyla birlikte takip durur ve alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklı kalır. Alacaklının genel mahkemede dava açması durumunda inkâr tazminatı ile para cezasının tahsili dava sonuna kadar ertelenir; alacaklı davayı kazanırsa aleyhindeki tazminat ve para cezası kalkar. Borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabul edilmesi durumunda kötü niyeti veya ağır kusuru tespit edilen alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; takibin geçici durdurulduğu hallerde itiraz reddedilirse borçlu talep halinde aynı oranda tazminatla sorumlu tutulur. Borçlunun menfi tespit veya istirdat davası açması yahut alacaklının genel mahkemede dava açması halinde ise hükmedilen tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine neticelenen taraf hakkındaki tazminat ortadan kalkar. İtirazın reddi kararına karşı istinaf yoluna başvurulması icra işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; borçlu kanunda belirtilen teminatı gösterirse icra durur.
Borçlu, alacaklının bu yolla takip yapma hakkı bulunmadığını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca şikâyet yoluyla ileri sürebilir. İcra mahkemesi, süresi içinde yapılan şikâyet veya itiraz üzerine önüne gelen uyuşmazlıklarda, takibe dayanak belgenin kambiyo senedi vasfını taşımadığını ya da alacaklının takip hakkı bulunmadığını re'sen dikkate alarak kambiyo senetlerine özgü takibi iptal edebilir; ancak imza inkârı geri alınmış veya borç kısmen ya da tamamen kabul edilmişse bu madde tatbik edilmez. Sözleşme edimlerinin yerine getirilip getirilmediğinin ve alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektiren somut uyuşmazlıklarda mahkemece takibin iptaline karar verilebilmektedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 170/aKaynağı aç
İş Hukuku Uygulamasında Teminat Senetleri
İş ilişkisinin başlangıcında belirli iş kollarında işverenlerce teminat gayesiyle senet temin edildiği somut durumlarda ispatlanırsa, söz konusu senet teminat senedi vasfında kabul edilir. Bu çerçevede işçinin sorumluluğu işverene ika ettiği fiili zarar yahut nezdinde kalan nakit tutarıyla sınırlandırılmaktadır. Oluşan zararın ve işçiden talep edilen alacağın varlığını ispatlama külfeti işverene ait olup, bu alacak ya da zarar kanıtlanmadığı müddetçe teminat amacıyla alınan senet geçerli kabul edilmez. İşverenin alacağını ispatlayabilmesi durumunda ise çalışan yalnızca ispatı sağlanan tutar nispetinde borçlu sayılır. İş hukukunun işçiyi koruma ve işçi lehine yorumlama gayesi doğrultusunda tanzim edilen evraka karşı çalışan lehine tanık beyanlarına başvurulabilmektedir.
Senedin üzerine sadece teminattır yazılması senedi teminat senedi yapar mı?
Senedin üzerine yalnızca teminattır yazılması neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinde senedin teminat senedi sayılmasına kural olarak yeterli görülmemektedir; hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerinde açıklanması veya geçerli yazılı bir belgeyle kanıtlanması aranır. Bununla birlikte, aradaki sözleşme ilişkisi çekişmesiz olup senet tanzim tarihi ve bedeli ile fatura bilgileri uyuştuğunda senette açık kayıt bulunmasa dahi senedi teminat amaçlı kabul eden yargısal kararlar bulunmaktadır.
Teminat senedi için kambiyo takibi başlatıldığında icra mahkemesi ne karar verir?
Senet metninden teminat amacının anlaşılması ya da senedin sözleşme teminatı olup edimlerin ifası ile alacak tutarının tespitinin yargılamayı gerektirmesi hâlinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takibin iptaline karar verilebilir; senede açık atıf yapan bir belge bulunmadığı durumlarda ise şekli inceleme yetkisi kapsamında itirazın reddi yönünde karar verilebilmektedir.
Teminat senedi iddiası senedi devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir mi?
Teminat vasfı senet metninden anlaşıldığında mutlak def'i doğar ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir; teminat kaydı senet metninde yer almayıp sözleşmeden kaynaklanıyorsa kişisel def'i niteliği taşır ve hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmedikçe iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
İş ilişkisinde işçiden alınan teminat senedi hangi şartla geçerli kabul edilir?
İşçiden alınan teminat senedi sebebiyle borç, işçinin işverene verdiği zarar veya tasarrufundaki nakit miktarı ile sınırlı olup işveren zararını ve alacağını ispatlamadıkça senet geçersiz kabul edilir; zarar ispatlanırsa işçi yalnızca kanıtlanan miktar kadar sorumlu olur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

