Haksız fiilden doğan borç, başkasına verilen zararın giderilmesi yükümlülüğüdür. Türk Borçlar Kanununun 49. maddesine göre bu yükümlülük, fiilin hem kusurlu hem hukuka aykırı olmasına bağlıdır. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar veren kişi de gidermekle yükümlüdür. Tazminat istemi, zarar ile tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yılın ve her hâlde fiilin işlenmesinden itibaren on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü ve cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa o zamanaşımı uygulanır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
Taraflar arasında önceden yazılı bir sözleşme kurulmamış olması, haksız fiille verilen zararın tazminine engel değildir. Sözleşmenin yokluğu, kusur ve hukuka aykırılığın yerini alan ayrı bir sebep de değildir. Giderim borcu, kusurlu ve hukuka aykırı fiile dayanır.
Kusur, hukuka aykırılık ve kusursuz sorumluluk
Genel kuralda kusur ile hukuka aykırılık birlikte aranır. İkisi de gerçekleştiğinde zarar veren, başkasının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olur. Bu sonuç için önceden yazılı bir sözleşmenin varlığı ayrıca gerekmez.
Fiili yasaklayan bir hukuk kuralının bulunmadığı durum, genel kuraldan ayrılır. Bu durumda giderim borcu, ahlaka aykırı bir fiille ve kasten verilen zarara bağlanır. Fiil ahlaka aykırı görünse bile kast yoksa bu ikinci yükümlülük doğmaz.
Zarar gören, hem kendi zararını hem zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi bu iki noktayı birlikte zarar görene yükler.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
Kusurun arandığı genel kuralın yanında, kural olarak kusur aranmasa da kanundan doğan sorumluluk hâlleri de vardır. Bunlar kusursuz sorumluluk diye anılır ve sosyal adalet ile mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla öngörülmüştür. Bir olayın bu kapsama girip girmediği, ilgili sorumluluk türünün kendi şartlarına göre belirlenir.
Zarar miktarı, tazminatın biçimi ve indirilmesi
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak miktarı hakkaniyete uygun belirler. Bu belirleme, miktarın eksiksiz kanıtlanamadığı hâle özgüdür.
Tazminatın kapsamı ve ödeme biçimi belirlenirken durumun gereği ile kusurun ağırlığı dikkate alınır. Ödeme toplu para şeklinde olabileceği gibi, düzenli aylık ödeme anlamına gelen irat biçiminde de kararlaştırılabilir. İrat tercih edilirse borçludan güvence göstermesi istenebilir. Toplu para, irat ve güvence her olayda zorunlu bir kalıp değildir.
Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarar görenin zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması da aynı imkânı verir. Bu hâllerden birinin bulunması yeter. İndirim ve tamamen kaldırma kendiliğinden doğmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 52Kaynağı aç
Zarara hafif kusuruyla sebep olan kişi, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Hafif kusur, yoksulluğa düşme ve hakkaniyet birlikte aranır. Bu imkân yalnız indirime ilişkindir; tazminatın tamamen kaldırılmasını kapsamaz.
Birden çok kişinin sorumluluğu
Birden çok kişi birlikte bir zarara yol açarsa müteselsil sorumluluk uygulanır. Aynı zarardan çeşitli sebeplerle birden çok kişinin sorumlu olması da bu sonucu doğurur. Zarar gören, tazminatın tamamını borçluların tümünden isteyebilir. Dilerse tamamını yalnız birinden de isteyebilir.
Kendi payına düşenden fazlasını ödeyen kişi, diğer sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir. Geri istenebilecek tutar, ödeyenin payını aşan kısımdır. Payı aşmayan ödeme bu geri isteme hakkını doğurmaz.
Ölüm, bedensel zarar ve manevi tazminat
Ölüm hâlinde cenaze giderleri talep edilir. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar da istenebilir. Ölenin desteğinden yoksun kalanların ekonomik kayıpları ayrıca talep edilir. Bu son yön bakımından eş, çocuk ve destek olunan anne ile baba örnek olarak anılır.
Bedensel zararda hesaplanan kalemler tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlardır. Cenaze gideri ile destekten yoksun kalma, ölüm hâline özgü kalemler olarak ayrıca düzenlenir.
Bedensel zarar hesabında, sosyal güvenlik kurumundan alınan ve rücu edilemeyen ödemeler tazminattan indirilemez. İndirilmeme sonucu, hem kurumdan alınmış hem rücu edilemeyen ödemeler içindir. Rücu edilebilen kurum ödemeleri bu sonuca katılmaz.
Bedensel bütünlüğü zedelenen kişi, duyduğu elem ve acının hafifletilmesi için uygun bir manevi tazminat isteyebilir. Hak, bütünlüğü zedelenen kişiye aittir. İstenebilecek tutar, bu acıyı hafifletmeye yönelik uygun bir manevi tazminattır.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ölenin yakınları da manevi tazminat isteyebilir. Talep manevi tazminata ilişkindir. Ağır bedensel zarar ile ölüm, yakınların bu talebi bakımından aynı düzenleme içinde anılır.
7589 sayılı Kanunun 18. maddesiyle TBK m.55’e eklenen faiz ve mahsup kuralları, geçici m.1/9 uyarınca yalnızca 31 Temmuz 2026’daki yürürlükten sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylara uygulanır. Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalmada kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata olay tarihinden; bilinemediği döneme ilişkin tazminata karar tarihinden kanuni faiz işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amaçlı ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir. Eski olaylarda önceki hükümler korunur.
7589 sayılı Kanun, Madde 18Kaynağı aç
Kişilik değerlerine saldırı
Şeref, haysiyet, özel hayat veya ad gibi kişilik değerlerine yönelen saldırıda zarar gören manevi tazminat isteyebilir. Hâkim, para ödenmesinin yanında saldırıyı kınayan bir karar verebilir. Bu kararın tirajlı bir gazetede veya internet sitelerinde yayımlanmasına da hükmedebilir. Kınama ve yayımlatma her saldırıda zorunlu değildir.
Hukuka uygunluk ve sorumluluğu etkileyen hâller
Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları dışına çıkmayan fiil hukuka uygundur. Hukuka uygunluk için hem kanuni yetkiye dayanmak hem sınır içinde kalmak gerekir.
Kendisine veya bir başkasına yönelen haksız saldırıyı defetmek üzere haklı savunmada bulunan kişi, saldırana verdiği zarardan sorumlu tutulmaz. Sorumluluğun doğmadığı zarar, saldırana verilen zarardır.
Kişi, kendisini veya başkasını yakın bir zarar tehlikesinden korumak için başkasının malına zarar verirse durum hakkaniyete göre değerlendirilir. Koruma, kişinin kendisine veya başkasına yönelik olabilir. Zarar, başkasının malına verilmiş olmalıdır.
Kolluk kuvvetine zamanında ulaşılamayacak ve hakkın kayba uğrayacağı durumlarda, hakkını kendi gücüyle koruyan kişi sorumlu tutulmaz. İki şart birlikte bulunmalıdır. Başkasının malına verilen zararda sonuç hakkaniyet değerlendirmesine bırakılırken, bu hâlde kişi sorumlu tutulmaz.
Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zarar
Akıl hastalığı, zayıflık veya yaş küçüklüğü nedeniyle ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zarardan, normal şartlarda sorumlu tutulması beklenmez. Hakkaniyet gerektirirse hâkim, zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verebilir. Giderim kararı hakkaniyet şartına bağlıdır. Tamamen giderme ile kısmen giderme arasında seçim hâkime bırakılmıştır.
Adam çalıştıran ve işletme faaliyeti
Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanununun 66. maddesindeki bu yükümlülük, zararın verilen iş sırasında doğmasına bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
Adam çalıştıran; çalışanını seçerken, işle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Sorumluluğun kalkması, sayılan aşamalardaki gerekli özenin ispatına bağlıdır.
İşletmede adam çalıştıranın faaliyetlerden doğan zararı giderme yükümlülüğü, çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunun ispat edilmemesi hâlinde sürer. Aranan ispat, bu düzenin zararın doğmasını önlemeye elverişli olmasına ilişkindir.
Adam çalıştıran, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir. Bu geri isteme, ödenen tazminat ve çalışanın bizzat sorumlu olduğu ölçüyle sınırlıdır. Payından fazlasını ödeyen kişinin diğer sorumlulara rücu etmesi ise ayrı bir çerçevedir.
Hayvan bulunduranın sorumluluğu
Hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Türk Borçlar Kanununun 67. maddesi bu yükümlülüğü, bakım ve yönetimin üzerine alınmasına bağlar.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 67Kaynağı aç
Hayvan bulunduran, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Kurtuluş, gerekli özenin ispatına bağlıdır.
Hayvan bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüşse, hayvanı bulunduranın bu kişilere rücu hakkı saklıdır. Rücu, ürkütmeyi yapan kişiye veya ürküten hayvana sahip olan kişiye yönelir.
Başkasının tarlasında zarar veren hayvanı taşınmaz zilyedi alıkoyabilir. Alıkoyma, hayvanın o tarlada zarar vermesine ve alıkoyanın taşınmaz zilyedi olmasına bağlanır.
Yapı malikinin sorumluluğu
Bina veya diğer yapı eserinin maliki, yapımdaki bozukluktan ya da bakımdaki eksiklikten doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sonuç Türk Borçlar Kanununun 69. maddesinde yer alır. İki sebep seçeneklidir ve sorumluluk bu sebeplerle sınırlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 69Kaynağı aç
İntifa ve oturma hakkı sahipleri, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumludur. Birlikte sorumluluk bakım eksikliğine ilişkindir. Yapım bozukluğundan doğan zarar, bu hükümde intifa ve oturma hakkı sahiplerine bağlanmaz.
Yapıdan doğan sorumlulukta, sorumluların bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır. Rücu herkese karşı genel bir hak değildir. Muhatap, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği sebepleriyle sorumlulara karşı sorumlu olan kişilerdir.
Tehlikeyle karşılaşan komşular, gerekli önlemlerin alınmasını mahkemeden isteyebilir. Talep, tehlikeyle karşılaşan komşuya aittir. İstenebilecek şey, gerekli önlemlerin alınmasıdır.
Önemli tehlike arz eden işletme
Doğası gereği önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmeden zarar doğarsa işletme sahibi ve işleten, kusurları olmasa bile müteselsilen sorumludur. Yanıcı veya parlayıcı madde üreten tesisler ile enerji projeleri örnek gösterilir. Örnekler, tehlikeli işletmeyi yalnız bu türlerden ibaret kılmaz.
Bu faaliyet hukuk düzenince onaylanmış ve izin verilmiş olsa bile zarar gören, faaliyetin sebep olduğu zararın uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilir. Onay ve izin, denkleştirme talebini ortadan kaldırmaz. Uygun bedel, zararın giderilmesine yöneliktir.
Tazminat isteminde zamanaşımı
Tazminat isteminde iki yıllık süre, zarar görenin hem zararı hem tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlar. Türk Borçlar Kanununun 72. maddesinde süre, bu iki hususun birlikte öğrenilmesine bağlanmıştır. Zararın veya yükümlünün yalnız birinin öğrenilmesi iki yıllık süreyi başlatmaz.
Her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle de zamanaşımı gerçekleşir. Failin daha sonra öğrenilmesi, on yıllık süreyi kendiliğinden uzatmaz. Süre, fiilin işlendiği tarihten işlemeye başlar.
Tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü ve cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa bu zamanaşımı uygulanır. Cezayı gerektiren nitelik ile daha uzun ceza zamanaşımı birlikte aranır. Ceza zamanaşımı daha uzun değilse, fiilin cezayı gerektirmesi süreyi uzatmaz.
Haksız fiil nedeniyle zarar gören aleyhine bir borç doğmuşsa, tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile zarar gören bu borcu ifa etmekten kaçınabilir. Kaçınma, zarar gören aleyhine doğan borca ilişkindir.
Rücu isteminde süre ve bildirim
Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Her hâlde ödemenin yapıldığı tarihten itibaren on yılın geçmesi de zamanaşımı sonucunu doğurur. İki yıllık sürenin başlaması için tam ödeme ile birlikte sorumlu kişinin öğrenilmesi bir arada bulunmalıdır.
Tazminat ödemesi kendisinden istenen kişi, durumu diğer sorumlulara derhâl bildirmek zorundadır. Bildirmezse zamanaşımı, bildirimin yapılabileceği tarihten işlemeye başlar.
Ceza yargılaması ile hukuk davası
Hukuk hâkimi, ceza hâkiminin verdiği beraat kararıyla bağlı değildir. Beraat, hukuk davasının aynı sonuçla karara bağlanmasını zorunlu kılmaz. Bağlı olmama, beraat kararına ilişkindir.
Ceza yargılamasının konusu, suçun kanuni tanımındaki unsurlar, kast ve cezai sorumluluktur. Hukuk hâkimi kusurun bulunup bulunmadığını, ayırt etme gücünü ve haksız fiil sonucunda malvarlığı veya beden zararının doğup doğmadığını özel hukuk ilkelerine göre inceler.
Kast unsuru kanıtlanamadığı için verilen beraat, hukuk davasında kusur bulunarak tazminata hükmedilmesini engellemez. Bu sonuç, kastın kanıtlanamamasına dayanan beraat bakımındandır.
Ceza hâkiminin kusur oranlarına ve zararın hesaplanmasına ilişkin değerlendirmeleri hukuk hâkimini bağlamaz. Hukuk hâkimi dosyayı, kendi kuralları ve tazminat hukuku ilkeleri çerçevesinde serbestçe değerlendirir.
Hükmün değiştirilmesi ve geçici ödeme
Bedensel zararın kapsamı hüküm anında eksiksiz ortaya konulamıyorsa hâkim, tazminatı sonradan değiştirebilme yetkisini kararda saklı bırakabilir. İki yıllık süre, karar kesinleştikten sonra işlemeye başlar. Yetkinin saklı bırakılması zorunlu değildir.
Dava sürerken zarar gören, haklılığını gösteren inandırıcı delil sunmuşsa ve ekonomik durumu acil destek gerektiriyorsa davalının geçici ödeme yapmasını isteyebilir. Hâkim talebi haklı bulursa davanın sonu beklenmeden ödemeye hükmedebilir. İnandırıcı delil ile acil ekonomik destek birlikte aranır.
Yargılama sırasında yapılan geçici ödemeler, sonunda hükmedilen kesin tazminattan düşülür. Davacı haksız bulunup dava reddedilirse alınan geçici ödemeler yasal faiziyle geri verilir.
Sık sorulan sorular
Haksız fiilde zararı kim giderir?
Fiili kusurlu ve hukuka aykırı olan kişi, başkasına verdiği zararı giderir. Hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı fiille kasten zarar veren de aynı yükümlülük altındadır.
Zarar gören mahkemede neyi ispat eder?
Zarar gören, hem uğradığı zararı hem zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. İki noktanın birlikte gösterilmesi gerekir.
Haksız fiil tazminatı indirilebilir mi?
Zarar gören fiile razı olmuşsa, zararın doğmasına veya artmasına etki etmişse ya da yükümlünün durumunu ağırlaştırmışsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Bu sonuç kendiliğinden doğmaz.
Hafif kusurda tazminat indirilir mi?
Hafif kusurlu kişi tazminatı öderse yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim tazminatı indirebilir. Üç şart birlikte aranır ve sonuç yalnız indirimdir.
Adam çalıştıran sorumluluktan kurtulur mu?
Çalışanı seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde gerekli özeni gösterdiğini ispat eden adam çalıştıran sorumlu olmaz. İspat yoksa bu sonuç doğmaz.
Hayvanın verdiği zarardan kim sorumludur?
Hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi zararı giderir. Gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz.
Yapı maliki hangi zararı giderir?
Binanın veya diğer yapı eserinin maliki, yapım bozukluğundan veya bakım eksikliğinden doğan zararı giderir. İntifa ve oturma hakkı sahiplerinin müteselsil sorumluluğu bakım eksikliğine ilişkindir.
Tehlikeli işletmede kusur aranır mı?
Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmeden zarar doğarsa işletme sahibi ve işleten, kusurları olmasa da müteselsilen sorumludur. Faaliyet izinli olsa bile zarar uygun bir bedelle denkleştirilebilir.
Haksız fiil zamanaşımı kaç yıldır?
Tazminat istemi, zararın ve yükümlünün öğrenilmesinden iki yılın ve her hâlde fiilin işlenmesinden on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Failin geç öğrenilmesi on yılı kendiliğinden uzatmaz. Cezayı gerektiren fiilde daha uzun ceza zamanaşımı varsa o süre uygulanır.
Beraat kararı tazminatı engeller mi?
Hayır. Hukuk hâkimi ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. Kastın ispatlanamaması nedeniyle verilen beraat de hukuk davasında kusur bulunarak tazminata hükmedilmesini engellemez.
Geçici ödeme istenebilir mi?
Dava sürerken inandırıcı delil sunan ve ekonomik durumu acil destek gerektiren zarar gören, geçici ödeme isteyebilir. Hâkim talebi haklı bulursa davanın sonu beklenmeden ödemeye hükmedebilir.
Rücu istemi ne zaman zamanaşımına uğrar?
Rücu istemi, tazminatın tamamı ödenip birlikte sorumlu kişi öğrenildikten sonra iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Her hâlde ödemeden itibaren on yılın geçmesi de aynı sonucu doğurur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

