Satın Alma Protokolü Şartları ve Hukuki Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Satın Alma Protokolü Şartları ve Hukuki Sınırları

Satın Alma Protokolünün Konusu ve Sözleşmesel Esaslar

Satın alma protokolü; alıcının tip sipariş formlarında belirleyeceği ve tedarikçinin bu siparişe uygun cins, nevi ve nitelikte üreteceği ürünlerin satış ve teslim şartları ile tarafların bu doğrultudaki hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesini konu edinir. Protokol hükümleri çerçevesinde mal ve hizmet alımına ilişkin genel çerçeve belirlenerek tarafların edim borçları güvence altına alınır.

Protokol metninde yapılacak her türlü değişiklik veya düzeltmenin geçerliliği, tarafların iradesi doğrultusunda yazılı şekle ve yetkili temsilcilerin imzasına bağlanabilmektedir. Bunun yanı sıra sözleşmeden doğan hak, alacak, menfaat ve yükümlülüklerin karşı tarafın yazılı onayı bulunmaksızın üçüncü kişilere devir veya temlik edilmesi de sözleşme hükümleriyle sınırlandırılabilmektedir.

Tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/1 gereğince kanundaki özel hükümler saklı kalmak üzere Türk Borçlar Kanunu'nun satış ve mal değişimi sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Dolayısıyla satın alma protokolünün yorumlanmasında ve hüküm bulunmayan hâllerde genel borçlar hukuku ve ticari satış kuralları esas alınır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 23Kaynağı aç
MADDE 23- (1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. İKİNCİ KISIM Ticaret Sicili A) Kuruluş I – Genel olarak[10][11]

Teslimat Gecikmesi, Kısmi İfa ve Temerrüt Şartları

Tedarikçinin belirlenen termin süresi içinde ürünleri teslim etmeyerek gecikmesi hâlinde, alıcının doğmuş ve doğacak menfi ve müspet zararları ile kâr kaybının herhangi bir ihbar veya ihtara gerek olmaksızın ilk talepte tazmin edileceği sözleşme serbestisi kapsamında kararlaştırılabilmektedir. Böylece gecikme nedeniyle uğranılan ticari zararların karşılanması pratik bir tazmin mekanizmasına bağlanır.

Üretim ve teslimatın gecikmesi durumunda alıcıya sözleşmeyi tek taraflı feshetme yetkisi verilebilmektedir. Alıcı, sözleşmeyi feshederek kalan işleri üçüncü kişilere yaptırabilmekte; bu işlemden kaynaklanan ek maliyet ile diğer zararlarını tedarikçiye rücu etme hakkını sözleşmesel olarak saklı tutabilmektedir.

Sözleşmenin kısım kısım yerine getirilmesinin mümkün olduğu veya alıcının çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul ettiği hâllerde, bir kısmın ifa edilmemesi durumunda alıcı haklarını kural olarak sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-a uyarınca teslim edilmeyen kısım dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın ortadan kalkması veya zayıflaması ya da kalan kısmın gereği gibi yerine getirilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde alıcı sözleşmenin tamamını feshedebilmektedir.

Alıcının temerrüde düşmesi hâlinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-b uyarınca satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkeme satışın açık artırma yoluyla veya yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar vermekte, satıcının talebiyle yetkilendirilen kişi malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirebilmektedir.

Ticari Satışta Ayıplı İfa ve Muayene Süreleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-c gereğince ticari satışta teslim edilen malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Malın ayıbı açıkça belli değilse, alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve ayıp ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür.

Satın alma protokollerine, teslimat sırasında ya da sonrasında herhangi bir ayıp tespit edilmesi hâlinde ihbar süresine bağlı kalınmaksızın alıcının ücretsiz onarım, yenisi ile değişim veya bedel iadesi seçimlik haklarını kullanabileceği yönünde hükümler konulabilmektedir. Bununla birlikte ticari satışlarda kanuni muayene ve ihbar külfetlerinin sözleşmeyle tamamen bertaraf edilmesinin sonuçları, uyuşmazlığın şartlarına ve kanunun emredici sınırlarına göre değerlendirilir.

Mücbir Sebep ve Tebligat Bildirimleri

Tarafların kontrolü dışında gelişen mücbir sebep hâllerinde, durumun diğer tarafa derhal ve yazılı olarak veya e-posta yoluyla bildirilmesi gerekmektedir. Mücbir sebebin devamı süresince tarafların edimlerini yerine getirememelerinden ötürü sorumlulukları doğmamaktadır.

Mücbir sebep hâlinin kesintisiz olarak 15 gün sürmesi durumunda taraflardan her birine sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme hakkı tanınabilmektedir. Ayrıca tarafların sözleşmede yer alan tebligat adreslerindeki değişiklikleri 7 gün içinde yazılı olarak karşı tarafa bildirmemeleri durumunda, mevcut adreslere yapılacak bildirimlerin geçerli tebligat sayılacağı kurala bağlanabilmektedir.

Delil Sözleşmesi ve HMK m. 193 Kapsamındaki Sınırlar

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/1 uyarınca taraflar, yazılı sözleşmeyle veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla belirli delillerle ispatı gereken vakıaların başka delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi serbest delille ispatı caiz olan vakıaların da sadece belirli delillerle ispatını kabul edebilirler.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
MADDE 193- (1) Taraflar yazılı olarak veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler. (2) Taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi

Buna karşılık 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/2 uyarınca taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersizdir. Satın alma protokollerinde hesap uyuşmazlıklarının çözümünde yalnızca bir tarafın ticari defter ve bilgisayar kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğine dair şartlara yer verilebilmekteyse de bu klozlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/3231 Esas ve 2017/5473 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, münhasır delil sözleşmesinin varlığı karşı tarafın yasal delillerini sunmasına ve kendi ticari defterlerinin incelenmesine engel teşkil etmemektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/3231, K. 2017/5473Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/3231 E.  ,  2017/5473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/10/2015 tarih ve 2014/13-2015/840 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı / birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 13.06.2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, protokolde komisyon oranı %25 olarak belirlendiğini, protokolün 31.12.2012 tarihinden davalı tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini, 23.01.2013 tarihli yeni protokolde komisyonun %20 olarak belirlendiğini ve üretim hedaflerinin yükseltildiğini, 28.11.2013 tarihinde de sözleşmenin feshedildiğini, müvekkil 2012 yılı peşin avanslarını kapattığını, müvekkilinin çalışmasının haksız olarak engellendiğini, aynı bölgede çalışan başka acentelerde hedef düşük tutulup komisyon oranları yüksek olduğunu, müvekkilin 2012 yılından 158.709,25 TL 2013 yılından 186.757,80 TL olmak üzere toplam komisyon alacağının 345.467,05 TL olduğunu, müvekkiline yapılan ödemeler düşülünce bakiye 58.988,00 TL komisyon alacağı kaldığını ileri sürerek 58.988,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşme serbestisi içinde komisyon oranlarının belirlendiğini, dava tarihi itibariyle davacının komisyon alacağı bulunmadığını savunmuş, birleşen davada; davacı/birleşen davalı hakkında başlatılan icra takibne itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki 30.05.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı tarafça 28.11.2013 tarihli ihtarname ile feshedildiği, sözleşmesinin 26. maddesinin delil anlaşması niteliğinde olduğu ve davalı şirketin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olması konusunda anlaşmaya varıldığı, aynı sözleşmenin 22. maddesi gereğince tek yanlı fesih konusunda davalının haklı olduğu, davalının haksız fesih iddiasını ispatlayamadığı, davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacının komisyon alacağının olmadığı ancak davalı/birleşen davada davacının davacı/birleşen davada davalıdan 66.045,51 TL asıl alacak ve 1.296,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.342.44 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile … 18. İcra Müdürlüğü 2014/5821 Esas sayılı davada esas alacağın ve işlemiş faiz toplamı 67.342.44 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte birleşen davada davalı …'den tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı/birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Asıl dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı komisyon alacağı istemine, birleşen dava ise davalının alacakları için başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmış, acentelik sözleşmesinin 26. maddesi gereğince davalı/birleşen davada davacı … Bank A.Ş'nin tüm kayıt ve belgelerinin tek ve geçerli bağlayıcı delil olacağı konusunda taraflar anlaşmış olduğundan yalnızca davalı/birleşen davada davacının ticari defter ve kayıtları incelenmiş, işbu bilirkişi raporuna itibar edilerek de asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz uygulaması ve 6100 sayılı HMK’nin 193/2. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine rağmen bu delilin aksi, yine aynı kuvvetteki başka bir delille ispatlanabileceği gibi taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri de geçersizdir. Bir başka deyişle, delil sözleşmesinin varlığı davacı/birleşen davada davalı tarafın yasal delillerini sunma olanağını ortadan kaldırmayacağı gibi, ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine de engel teşkil etmeyecektir. Bu durumda, davacı/birleşen davada davalının delilleri arasında gösterdiği kendi ticari defter ve kayıtları da incelenip karşı tarafın defter kayıtlarıyla karşılaştırılması ve asıl ve birleşen davadaki iddiaların bundan sonra değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca davalı/birleşen davada davacı olan … Bank A.Ş'nin kayıtlarına itibar edilerek sonuca varılması doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı/birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı/birleşen davada davalı … yararına BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/107 Esas ve 2015/15151 Karar sayılı ilamında, münhasır delil sözleşmesi iddiasının kabulü için sözleşmede sadece belirli kayıtlarla uyuşmazlığın çözüleceğine ilişkin açık bir özgülemenin aranması gerektiği yönündeki mahkeme kararı onanmıştır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2015/107, K. 2015/15151Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2015/107 E.  ,  2015/15151 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirkete sattığı ürünler nedeniyle cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek, davalının yetkiye ve borca itirazının iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; taraflar arasındaki satış sözleşmesi ve fason üretim sözleşmesi uyarınca İzmir mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş ve Satış Sözleşmesi uyarınca taraflar arasında çıkacak anlaşmazlıklarda müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının tek delil olacağının kabul edildiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkilinin kestiği ''yeni mağaza açılış, lojistik ve servis seviyesi kaybı bedeli, denetim ve analiz bedeli, hizmet bedeli, aktivite katılım bedeli gibi faturaların sözleşmeye uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yetki itirazının reddine karar verilerek yapılan yargılama sonunda; davalının taraflar arasında münhasır delil sözleşmesi bulunduğunu savunduğu, ancak 6100 sayılı HMK'nun 193. maddesi hükmüne göre münhasır delil sözleşmesi için sadece belirli kayıtlarla uyuşmazlığın çözümleneceğinin açıkça kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmenin genel satın alma şartları ekindeki muhasebe kayıtlarının delil olması başlıklı açıklamada böylesine bir özgülemenin yer almadığı, bu nedenle HMK'nun 222. maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ile uyuşmazlığın çözülmesi gerekeceği, davacının defterlerine göre 208.505,68-TL alacağının bulunduğu, davalının ticari defterlerinde ise davacının 208.505,68-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, davalının davacıya gönderdiği faturaların davacı tarafından kabul edilmediği, davacının alacağının likit ve belirli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne … İcra Müdürlüğü'nün 2012/3302 sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin 208.505,68-TL asıl alacak üzerinden devamına, 41.700-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalı tarafın kestiği faturalarda gösterilen hizmetlerin verildiğinin kanıtlanamamış ve ticari kayıtlardaki belgelerin dayanaklarının gösterilmemiş olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Satın alma protokolünde yalnızca bir tarafın defterleri kesin delil sayılabilir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 193/1 delil sözleşmesine izin vermekle birlikte m. 193/2 uyarınca ispat hakkını imkânsız kılan veya aşırı güçleştiren şartlar geçersizdir; tek yanlı kayıt şartı bulunsa dahi karşı taraf yasal delillerini ve defterlerini inceletme hakkını korur.

Tedarikçinin gecikmesi durumunda iş üçüncü kişiye devredilebilir mi?

Sözleşmede hüküm bulunması hâlinde alıcı, teslimatın gecikmesi üzerine protokolü tek taraflı feshederek kalan işleri üçüncü kişilere yaptırabilir ve doğan ek maliyet ile zararı tedarikçiye rücu edebilir.

Ticari satışta açık ve gizli ayıplar için kanuni ihbar süreleri nelerdir?

Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-c uyarınca teslim anında açıkça belli olan ayıpların iki gün, açıkça belli olmayan ayıpların ise teslimden sonra sekiz gün içinde incelenerek satıcıya ihbar edilmesi zorunludur.

Mücbir sebep hâlinde sözleşme ne zaman feshedilebilir?

Mücbir sebep durumunun derhal bildirilmesi kaydıyla, sözleşmede kararlaştırılan kesintisiz 15 günlük sürenin dolması hâlinde taraflar tek taraflı fesih hakkını kullanabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu