Tekne ve Gemi Çarpışmalarında Kusur ile Hasar Tazmini

by Avukat Erdal Ersoy
Tekne ve Gemi Çarpışmalarında Kusur ile Hasar Tazmini

Deniz araçlarının veya teknelerin açık denizde yahut marinada çarpışması neticesinde doğan zararların tazmini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1286 ve devamı maddelerinde düzenlenen çatma hükümleri çerçevesinde çözümlenir. Marinada bağlı duran teknelerin diğer teknelerle çarpışması da bu hukuki sorumluluk rejimine tabidir. Meydana gelen çatmada hasarın kim tarafından karşılanacağı; seyir ve emniyet kurallarının ihlali, donatanların kusur oranları ve kazanın oluşum şekline göre belirlenir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/12064, K. 2018/4348Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/12064 E.  ,  2018/4348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/07/2015 tarih ve 2014/1097-2015/312 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından … Poliçesi ile 12.05.2006 – 12.05.2007 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde sigortalanan “…” isimli teknenin, 28.01.2007 tarihinde …’da bağlı olduğu sırada, sancağında ve iskelesinde bağlı bulunan diğer teknelerin çarpması (çatması) sonucunda hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalıya mahkeme kararı neticesinde ödendiğini, zarardan sigortalı teknenin marinada bağlı olduğu sırada sağında ve solunda bağlı bulunan “…” ve “EALU” isimli teknelerin sorumlu olduğunu ileri sürerek 130.916,00 TL'nin 24.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı … … Sigorta A.Ş. vekili, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1268 ve 1258. maddeleri gereği 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu, ayrıca kusursuz çatma olduğundan tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalının yurtdışında bulunan adresine uluslararası istinabe yolu ile tebligat yapılmış olmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamıştır. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu çatma hadisesinin davacı tarafından sigortalanan “…” isimli teknenin 28/1/2007 tarihinde …’da bağlı olduğu sırada sancağında ve iskelesinde bağlı bulunan diğer teknelerin çarpması sonucu meydana geldiği, davacı tarafından sigortalısına 24.07.2012 tarihinde 130.916,00 TL ödendiği, işbu davanın 04/09/2012 tarihinde açıldığı, ancak 6762 sayılı TTK 1259/I.2. bendinde öngörülen iki yıllık zamanaşımının çatma tarihi olan 28/1/2007 tarihinde başlamış olduğu ve 818 sayılı Borçlar Kanunu 133. maddesi uyarınca sürenin kesilmesinin söz konusu olmadığı, dava tarihi itibariyle davanın zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı … … Sigorta A.Ş.'ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen davalı hakkındaki kararın onanması gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin diğer davalı …'e yönelik temyizine gelince, Dava, çatma nedeniyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin çatmaya neden olan teknelerin sigortacılarından rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davalı …'e dava dilekçesi istinabe yolu ile tebliğ edilmiş olup, adı geçen davalı davaya cevap vermemek suretiyle davayı inkar etmiş, mahkemece adı geçen davalı aleyhindeki davanın da zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Oysa, adı geçen davalının zamanaşımı def'ini de içeren, davaya karşı verilmiş bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır. Bu halde adı geçen davalı aleyhindeki davaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zamanaşımı def'ini ileri sürmeyen davalı hakkında da diğer davalı gibi yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin davalı … … Sigorta A.Ş.'ye yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen davalı hakkındaki usul ve yasaya uygun kararın ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin diğer davalıya yönelik temyiz isteminin kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Seyir Kuralları ve Çatışmayı Önleme Yükümlülükleri

Türk deniz yetki alanlarında seyreden tekneler, yürürlükteki Denizde Çatışmayı Önleme Yönetmeliği ile COLREG 72 (Denizde Çatışmanın Önlenmesine İlişkin Uluslararası Kurallar) hükümlerine uymakla yükümlüdür. Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü 12 Mart 2024 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kapsamda denizde ve liman sahalarında hareket eden tekneler güncel mevzuat ve uluslararası kurallara uygun biçimde sevk ve idare edilmelidir.

COLREG Kural 5 gereğince teknelerin, çatma tehlikesini eksiksiz değerlendirebilmek adına görme, işitme ve mevcut koşullara uygun tüm imkânları kullanarak sürekli ve elverişli bir gözcülük yapması zorunludur. COLREG Kural 6 ise her teknenin görüş mesafesi, deniz trafiği yoğunluğu, teknenin manevra kabiliyeti ile hava ve deniz koşullarını gözeterek emniyetli bir hızla seyretmesini amirdir. Kısıtlı görüş şartlarında ise COLREG Kural 19 uyarınca hızın düşürülmesi, radar yardımıyla tehlikenin izlenmesi ve emniyetli seyre yönelik ek tedbirlerin alınması gerekir.

Dar kanal ve geçitlerde seyreden tekneler, COLREG Kural 9 uyarınca emniyetli ve uygulanabilir olduğu ölçüde geçidin sancak sınırına yakın seyretmeli ve dar alanda güvenle ilerleyebilen diğer teknelerin geçişini engellememelidir. Denizde aykırı geçiş durumlarında geçiş hakkı bulunan tekne kural olarak rotasını ve hızını korur. Bununla birlikte COLREG Kural 17 gereğince, yol vermesi gereken teknenin gereken tedbiri almadığı anlaşılır anlaşılmaz, geçiş hakkına sahip tekne de çatmayı önlemek adına kendi manevrasıyla gerekli sakınma hareketlerini yapmak zorundadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1943, K. 2020/5691Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2019/1943 E.  ,  2020/5691 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.10.2017 tarih ve 2014/1033 E- 2017/328 K. sayılı kararın temlik alan davacı ile davacı – karşı davalı Reina Shipping CO vekili ve karşı davada davalı – birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.01.2019 tarih ve 2018/246 E- 2019/90 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak temlik alan davacı ile davacı – karşı davalı Reina Shipping CO vekili ve karşı davada davalı – birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.12.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı Reina Shipping Co. ve birleşen dosyada davalı Armador İşletmeciliği Ltd. Şti. vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, müvekkili Reina Shipping Co'nun 8802478 IMO numaralı Malta Bayraklı, "Reina 1" isimli geminin donatanı olduğunu, geminin 19/10/2011 gecesini 20/10/2011 gününe bağlayan gece saat 01.00 civarında Novorossisk Limanından yüklediği alüminyum yükü ile yüklü şekilde Slovenya'nın Koper limanı ve Karadağ'ın Bar Limanında boşaltma yapmak üzere sefer yaptığı Adriyatik Denizinde davalı Denizciler Turizm ve Denizcilik A.Ş'nin donatanı olduğu "Ankara" feribotunun çatması sebebiyle battığını, müvekkiline ait Reina 1 isimli geminin sigorta bedelinin 2.200.00 ABD Doları olduğunu, batma sırasında gemide yaklaşık değeri 55.000 ABD Doları olan yakıt, yağ, kumanya ve sair kullanabilir malzeme bulunduğunu, müvekkilinin zararlarının bunlarla da sınırlı kalmadığını, zira kaybolan gemi adamlarının vefat etmiş olmaları halinde ailelerinden gelecek talepler, kurtarılan mürettebatın ülkelerine gönderilmesi, uğradıkları ve uğrayacakları diğer maddi ve manevi zararlara ilişkin talepler ile yük ilgililerinin talepleri yönünden müvekkilinin uğrayacağı zararların miktarlarının bu aşamada henüz belli olmadığını, bu nedenle HMK'nun 107. maddesi uyarınca söz konusu doğrudan ve dolaylı maddi ve manevi zararların miktarının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu alacak ve rehin haklarının güvence altına alınmasını teminen Türk Bayraklı 7615672 IMO numaralı Ankara isimli gemi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilerek, dava konusu alacak ve fer'ileri için gemi üzerine kanuni rehin hakkı tanınmasına, şimdilik 2.255.000 USD'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada ise, COLREG/DÇÖT gereğince hızını ve rotasını korumak yükümlülüğünde bulunan Ankara feribotunun tedbirli bir şekilde seferine devam etmekte iken 00.45 sıralarında Reina 1 gemisinin kusuru neticesinde çatma olayının meydana geldiğini, 20/10/2011 günü Ankara feribotunun seferini tamamlamak üzere Bari İtalya Limanına gittiğini, Reina Shipping Co Ltd'nin başvurusu üzerine Bari Mahkemeleri tarafından Ankara feribotu aleyhine seferden men kararı verildiğini, Ankara feribotu ilgilileri tarafından kulüp taahhüt mektubu sunularak feribotun seferine devamının sağlandığını, Ankara feribotunun zaman çarteri çerçevesinde kiralandığını, sefere devam edememesinden dolayı müvekkilinin zararlarının gün geçtikçe arttığını savunarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin ait geminin tamir masrafları, yakıt, navlun, klas masrafları ile diğer sair masraflarından dolayı şimdilik 24.675,80 TL, 432.534,80 USD ile 151.388,57 Euro'nun çatma tarihi olan 20/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, çatma hadisesinde müvekkiline ait geminin kusurlu olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla MV Reina 1 gemisinden dolayı müvekkilinin zararları değerlendirilirken müvekkilinin uğradığı zararlardan dolayı takas/mahsup taleplerinin nazara alınmasına, müvekkilinin alacağının kanuni rehin hakkı verdiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Temlik alan Groupama Sigorta A.Ş vekili, Ankara feribotu kaptanının Reina 1 gemisinin rotasını yanlış değerlendirdiğini, buna bağlı olarak da yanlış manevra ile çatmaya sebebiyet verdiğinden sözkonusu çatma olayında tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin sigorta kapsamında davacı Reina Shipping Co Ltd’ne ödemiş olduğu 2.200.000 USD bedelin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Birleşen İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/196 E. sayılı dosyada davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından M/V REİNA 1 gemisinin 2.200.000.USD bedelle sigortalandığını, REİNA 1 gemisi ile davalının donatanı olduğu MF ANKARA Feribotu ile çatması sonucunda M/V REİNA 1 gemisinin batarak zayi olduğunu, müvekkili tarafından sigortalısına sigorta bedeli tutarında yani 2.200.000.USD ödeme yapıldığını, böylelikle müvekkilinin ödediği sigorta tazminatı tutarınca sigortalısının üçüncü şahıslara karşı olan talep ve dava haklarına halef olduğunu, bu doğrultuda çatma hadisesine kusurlu olarak sebebiyet veren davalılara karşı açılan 2.200.000.USD talepli davaya temlik alan sıfatı ile müdahil olduklarını, müdahale talepli dilekçelerinde faiz talep edilmesinin sehven unutulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, asıl dava konusu 2.200.000.USD asıl alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, çatma hadisesinin M/V REİNA 1 gemisinin ağır kusuru neticesinde meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin gerek 2.200.000.USD zarar tutarından, gerekse de faizden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir. Birleşen İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/414 E. sayılı dosyada davacı vekili, davalının müvekkilinin donatanı olduğu Ankara isimli geminin Durres Arnavutluk – Bari İtalya arasında düzenli sefer yapmakta olan yolcu – araba – kuru yük feribotu olduğunu, geminin 19/10/2011 tarihinde 23:30 sularında Durres – Arnavutluk Limanından, Bari – İtalya Limanına doğru gitmek üzere 59 araç, 189 yolcu ve 46 mürettebat ile gerekli tüm kontrollerin yapılmasından sonra seferine başladığını, feribot seferine devam ederken kaptan tarafından iskele tarafta davalının işleteni olduğu MV Reina -1 gemisinin görüldüğünü, Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü kuralları gereğince hızını ve rotasını korumak yükümlülüğünde olan Ankara feribotunun tedbirli bir şekilde seferine devam ederken 00:45 (GMT+2) sularında MV Reina 1 gemisinin kusuru neticesinde meydana gelen çatma hadisesi sonucu MV Reina 1 gemisinin battığını, müvekkilinin maliki olduğu Ankara feribotu mürettabatı tarafından hadiseye derhal müdahale edilerek MV Reina 1 gemisinin kaptanı ile ikinci kaptanının kurtarıldığını, MF Ankara feribotunun seferini tamamlamak üzere Bari – İtalya Limanına gitmesi hususunda talimat verildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyle Ankara feribotunun tamir masraflarından dolayı 126.800 Euro, yakıt bedelinden dolayı 43.034,80 USD, navlun bedelinden dolayı 389.500 USD, klas masraflarından dolayı 8.244,80 TL ile sair masraflardan dolayı 24.588,57 Euro ve 16.431 TL'nin çatma tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline, söz konusu tazminat alacağının müvekkili lehine kanuni rehin hakkı verdiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dersetlik ve husumet itrazında bulunmuş, çatma hadisesinin oluşmasından müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, zira davacının donatanı olduğu Ankara feribotunun çatma hadisesine sebebiyet verdiğini, çatmadan yaklaşık 8 dk öncesinde Ankara feribotunun rotasını sancağa çevirmek suretiyle manevra yaptığını ve bu manevradan yaklaşık 8 dk sonra da çatmanın gerçekleştiğini, oysa ki hiçbir rota değişikliği yapmadan hızını koruyup seyrine devam etmiş olması durumunda Reina 1 gemisinin emniyetli bir şekilde geçişinin mümkün olacağını, dolayısıyla davacıya ait Ankara feribotunun kusurlu manevrası ile çatma hadisesine sebebiyet verdiğini savunarak, davanın derdestlik, husumet ve esastan reddini savunmuştur. İlk derece Mahkemesince iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olayda, Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü kural 15'e göre geçiş hakkının Ankara feribotunda bulunduğu, Reina 1 gemisinin de yol veren gemi konumunda olduğu, gemilerin daha önceden birbirlerini fark etmiş olmalarına rağmen ilk telsiz görüşmesinin iki gemi arasındaki mesafe 2,5 NM'ye indikten sonra yapıldığı, oysaki karşı geminin emniyetli geçişine yönelik bir tereddüt sözkonusu olduğunda gemiler arasındaki iletişimin çok önceden yapılarak çatışmadan kaçınma manevralarının da aradaki mesafe en az 3 MD'ye düşmeden önce tamamlanması gerektiği, zira DÇÖT kural 16'da donatanların erken ve belirgin manevra kurallarına uygun davranması hükmünün düzenlendiği, Reina 1 gemisi vardiya zabitinin başlangıçta rotasını sancağa değiştirme niyetinde iken Ankara gemisinin kaptanı ile yapılan telsiz görüşmesinden sonra bu kararından vazgeçtiği, oysaki vardiya zabitlerinin seyir vardiyası esnasında tereddüte düştükleri durumlarda gecikme olmaksızın kaptanı köprüüstüne çağırarak durum değerlendirmesi yapmak suretiyle gereken doğru müdahalenin gerçekleştirilmesi gerekirken Reina 1 gemisi kaptanının köprüüstüne vardığı sırada çatışmanın gerçekleşmek üzere olduğu, dolayısıyla durum analizi yapıp gerekli önlemleri almak için zaman kalmadığı, bu kapsamda Reina 1 gemisinin yol veren gemi konumunda bulunmasına rağmen çatışmadan kaçınmak için erken ve belirgin bir manevra yapamadığı, Ankara feribotunun da Reina 1 gemisinin gerekli manevrayı yapmadığını fark etmesine rağmen böyle bir durumda uluslararası denizde çatışmayı önleme tüzüğünün kural 17'nin öngördüğü çerçevede rota ve hız değişikliği şeklinde bir manevra ile çatışmadan kaçınma yoluna gitmediği, sonuç olarak dosyada alınan en son bilirkişi raporuna göre yol hakkı ve geçiş üstünlüğü Ankara feribotuna ait olduğu halde Reina 1 gemisinin yol verecek gemi konumunda olduğundan hareketle Reina 1 gemisi vardiya zabitinin çatışmadan kaçınmak için DÇÖT kural 15, 16, 17/c ve 17/d uyarınca gerekli manevraları zamanında ve doğru şekilde yapmadığından M/V Reina 1 gemisinin %65 oranında, Ankara feribotunun ise yol vermekle yükümlü Reina 1 gemisinin gerekli manevrayı yapmadığını fark etmesine rağmen çatışmadan sakınma manevrası yapmadığı, çatışmanın gerçekleşmesine çok az bir zaman kalana kadar hızını ve rotasını değiştirmediğinden kural 17 gereğince %35 oranında kusurlu olduğu, gemilerin ziya ve hasarı nedeniyle ortaya çıkan zararlar yönünden hükme esas alınan 24/02/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre, çatma hadisesi neticesinde batarak zayi olduğu anlaşılan Reina 1 isimli kuru yük gemisinin olay tarihi itibariyle rayiç değerinin 1.600.000 USD olduğu, batma sırasında gemide bulunan yakıt bedelinin 55.000 USD olduğu anlaşıldığından, bu durumda asıl dosya davacısı Reina Shipping Co'nun toplam zarar miktarının 1.655.000 USD olduğu, Ankara feribotu yönünden ise 26.801,81 Euro tamir masrafı, 9.060,85 Euro yakıt masrafı, 142.500 USD navlun kaybı, 8.244,80 TL klas masrafı, gemi ilgilerinin olay yerine gitmelerinden kaynaklanan 9.118 TL ulaşım masrafı ile geminin onarımı için Durres Limanında kalınan süre içerisinde yapılan harcamalardan dolayı 4.500 Euro olmak üzere toplam 40.362,66 Euro, 142.500 ABD Doları, 17.362,80 TL tutarında zarar meydana geldiği, kabul edilen kusur oranlarına göre Reina 1 gemisi donatanı Reina Shipping Co'nun Ankara gemisinde meydana gelen bu zararların %65'inden sorumlu olması nedeniyle Reina Shipping Co'dan tahsil edilebilecek tazminat tutarının 92.625 USD, 26.235,72 Euro ile 11.289,72 TL'ye isabet ettiği, asıl dosya davalısı Ankara feribotu donatanı Denizciler Turizm ve Denizcilik A.Ş, Reina 1 gemisi yönünden ortaya çıkan zararın %35'inden sorumlu tutulduğundan Denizciler Turizm ve Denizcilik A.Ş'den tahsil edilebilecek zarar miktarının zayi olan gemi için 560.000 USD, yakıt için ise 19.250 USD'ye tekabül ettiği, Reina 1 gemisinin olay tarihinde Groupama Sigorta A.Ş tarafından 2.200.000 USD teminat ile tekne sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, çatma hadisesinden sonra sigorta şirketinin sigortalı Reina Shipping Co'ya 2.200.000 USD hasar tazminatı ödeyerek TTK'nın 1472. maddesine göre sigortalısının haklarına halef olduğu, Groupama Sigorta A.Ş sigortalısına ödeme yaptıktan sonra asıl davaya temlik alan sıfatı ile asli müdahil olarak katılarak ödediği sigorta tazminatının davalı Denizciler Turizm ve Denizcilik A.Ş'den rücuen tahsilini talep ettiği, çatma olayı, Reina 1 gemisi ile Ankara feribotunun gemi adamlarının müşterek kusurları nedeni ile meydana geldiğinden Reina 1 gemisi donatanı Reina Shipping Co, gemi işleteni Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd Şirketi ile Ankara feribotu donatanı Denizciler Turizm ve Denizcilik A.Ş'nin kusur oranlarına göre çatma hadisesi sonucu ortaya çıkan zararlardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, asıl davada, Reina Shipping CO' nun davasının kısmen kabulü ile ( temlik edilmeyen kısım yönünden) 19.250 USD'nin, temlik alan davacı …Ş'nin davasının kısmen kabulü ile (Temlik alınan gemi bedeli yönünden) 560.000 USD'nin davalıdan tahsiline, davacıların kanuni rehin hakkı talebinin TTK'nın 1235-1236. maddelerine göre kabul edilen alacak üzerinden kabulü ile 7615672 IMO nolu Ankara Feribotu üzerine temlik alan davacı ve temlik alan Groupama Sigorta lehine kanuni rehin hakkı tanınmasına, karşı davada, davalı Armador Gemi İşletmeciliği Ticaret Ltd. Şti. yönünden açılan davada karar verilmesine yer olmadığına, davalı Reina Shipping CO hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile, 92.625 USD ile 26.235,72 EURO nun çatma tarihi olan 20/10/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/ a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte, 11.289,72 TL nin 20/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, kanuni rehin hakkının fiilen uygulanma olanağı bulunmadığından, davacının bu talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, birleşen İstanbul 52. Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/196 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile, asıl davada Groupama Sigorta yönünden kabul edilen 560.000 USD'ne 14/12/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince faiz yürütülmesine, birleşen İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/414 E sayılı davanın kısmen kabulü ile, asıl davada Reina Shipping hakkında verilen hüküm yönünden tahsilde tekerrür etmemek üzere 92.625 USD ile 26.235,72 EURO nun çatma tarihi olan 20/10/2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/ a maddesi gereğince işleyecek faiziyle, 11.289,72 TL'nin 20/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Armadörden Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd Şti.den tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı, asıl davada temlik alan davacı ile davacı – karşı davalı Reina Shipping CO. vekili ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 1320/1. maddesi kapsamında deniz alacağı niteliğinde çatmadan dolayı uğranılan maddi zararın tazmini için, MV Reina-I gemisinin hem ticari hem de teknik işleteni olan davalı ARMADOR Ltd. Şti' ne RENIA gemisinin kusuru oranında başvurabileceği, birleşen davanın davalısı ARMADOR Ltd. Şti.’nin güvenli suretle geminin idaresini taahhüt ettiği, bu nedenle işbu davalının da sorumluluğunu doğuracak şekilde kabul kararının isabetli olduğundan husumet itirazının yerin olmadığı, karşı dava ile dava açılması mümkün olmayan Armador Ltd. Şti için ayrıca harç alınıp usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karşı dava yönünden bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olmasının usul ekonomisi ve somut olaya uygun olduğu, karşı davada usulünce açılmış bir dava bulunmadığından birleşen dava açısından derdestliğin söz konusu olmayacağı, ortak kusurlu çatmada, her donatanın, karşı geminin maruz kaldığı maddi zararı, kendi kusuru oranında gidermekle yükümlü olduğu, gemilerin her hangi bir çatma ihtimali bulunup bulunmadığını devamlı kontrol etmek ve böyle bir risk muhtemel ise, hadisenin belirdiği anda bütün kurallara uygun surette seyir etmesi ve gereken ilave tedbirleri almak ve icap eden manevrayı yapmak zorunda olduğu, mahkemece, olaya ilişkin detaylı ve yeterli bilirkişi incelemeleri yapılmış olduğu ve son üç bilirkişi raporuyla tartışmasız bir şekilde MV Reina I’in kusurlu hareketleri neticesinde çatmaya sebep vermiş olduğunun tespit edildiği, olaya ilişkin olarak da İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/332 E. sayılı dosyası tahtında gerçekleştirilen ceza yargılaması neticesinde hadisenin MV Reina I gemisi 3. kaptanının kusurlu hareketleri neticesinde meydana geldiği kabul edilerek, çatma hadisesi ile ilgili olarak Ankara feribotunun kaptanına atfı kabil bir kusur olmaması nedeniyle beraatına karar verildiği, mahkemenin hükmüne esas aldığı en son bilirkişi raporunun hadisenin oluşumuna ilişkin tespitlerinin yerinde olduğu, bu itibarla REINA gemisinin % 65, Ankara feribotunun %35 kusurlu olduğu, Ankara feribotunun çatma hadisesinden sonra seferden men edilmiş olmasının gemideki eksikliklerle ilgili olmayıp, çatma olayından kaynaklı seferden men olduğu, çatmada maddi zarar kaleminden fiili zararlar ve mahrum kalınan gelirin istenebileceği, çatma sonucu hasar gören geminin kurtarılması, tamir limanına kadar çekilmesi ve tamir masrafları ve tamir süresince gemi adamlarına ödenen ücretlerin fiili zarar kapsamında olduğu, bunun yanında, donatanın gemisinin tamir süresince kullanamamaktan dolayı uğradığı navlun geliri kaybının da mahrum kalınan gelirini oluşturduğundan mahkemenin zarara yönelik kararının da isabetli olduğu gerekçesiyle, istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl davada temlik alan davacı ile davacı – karşı davalı Reina Shipping CO. vekili ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen hususlar dışında bir isabetsizlik olmamasına ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti.’nin M/V REINA-1 gemisinin ticari işleteni olmasına göre, karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti. vekilince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından aşağıdaki (2) ve (3) numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Asıl, karşı ve birleşen dava konusu uyuşmazlık denizde çatmadan kaynaklı zarar tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. Ancak, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, çatmaya karışan gemi adamlarının kusur oranlarının tespiti için beş ayrı bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış, birinci bilirkişi heyeti raporunda; M/V REINA-I gemisinin kusur oranı % 20, M/F ANKARA gemisinin kusur oranı % 80, 2. bilirkişi heyeti raporunda; M/V REINA-I gemisinin kusur oranı % 40, M/F ANKARA gemisinin kusur oranı % 60, üçüncü bilirkişi heyeti raporunda; M/V REINA-I gemisinin kusur oranı % 70, M/F ANKARA gemisinin kusur oranı % 30, dördüncü bilirkişi heyeti raporundaki; çoğunluğun görüşüne göre M/V REINA-I gemisinin kusur oranı %70, M/F ANKARA gemisinin kusur oranı %30, ve nihayet beşinci bilirkişi heyeti raporunda ise; M/V REINA-I gemisinin kusur oranının % 65, M/F ANKARA gemisinin kusur oranının % 35 olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda en son tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek, yol hakkı ve geçiş üstünlüğü ANKARA gemisine ait olduğu halde REINA-1 gemisinin yol verecek gemi konumunda olduğundan hareketle REINA-1 gemisi vardiya zabitinin çatışmadan kaçınmak için DÇÖT 15, 16, 17/c ve 17/d m. uyarınca gerekli manevraları zamanında ve doğru şekilde yapmadığından M/V REINA-1 gemisinin %65, ANKARA gemisinin ise yol vermekle yükümlü REINA-1 gemisinin gerekli manevrayı yapmadığını fark etmesine rağmen çatışmadan sakınma manevrası yapmadığı, çatışmanın gerçekleşmesine çok az bir zaman kalana kadar hızını ve rotasını değiştirmemesi nedeniyle 17. m gereğince %35 oranında kusurlu olduğunun kabulünden bahisle hüküm tesisi cihetine gidilmiştir. İstinaf Mahkemesince de, son üç bilirkişi raporuyla MV REINA-1 gemisinin kusurlu hareketleri neticesinde çatmaya sebebiyet verdiğinin tespit edildiği, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/332 E. sayılı dosyasında gerçekleştirilen ceza yargılaması neticesinde hadisenin M/V REINA-1 gemisi 3. kaptanının kusurlu hareketleri neticesinde meydana geldiği kabul edilerek M/F ANKARA gemisinin kaptanına atfı kabil bir kusur olmaması nedeniyle beraatına karar verildiği dikkate alındığında, somut olayda, normal hava koşulları altında seyir eden ANKARA gemisinin, karşı yönden gelen RENIA-1 gemisinin kendi rotasında seyir ettiğine dair VHF kanalından mesaj aldığı, aslında basit bir gözlemle dahi yol verme durumunda olan RENIA-1 gemisini rotasının üstünde görebileceği halde görmediği ve çatmanın kaçınılmaz olduğunu fark ettiği anda da, çatışmayı önleyici manevrayı yapmadığı, böylece DÇÖT’ün manevra ve seyir kuralları başlığı altında, 4-19 numaralı kurallarını ihlal ettiği, RENIA-1 gemisinin de rotasını hatalı belirlediği, hatalı rotada seyir halinde olduğunu fark edince de, Tüzüğün 15. m. gereğince yol vermekle yükümlü gemi statüsünde olmasına rağmen, yoluna devam ederek, çatmanın kaçınılmazlığını geç fark ettiği, halbuki Tüzüğün 16. m. kapsamında erken ve belirgin manevra kurallarına uygun davranması gerektiği halde, mesafe 3MD’ne düşmeden önce çatma riskini fark ettiği, fark edince de VHF kanalından ANKARA gemisi ile irtibata geçmesine rağmen riskin kaçınılmazlığını doğru analiz edip, gerekli tedbirleri almadığı, bu nedenle REINA-1 gemisinin % 65, ANKARA gemisinin Tüzüğün 17.m. göre, hızlı bir şekilde rota değişikliği ve manevra yapmaması nedeniyle % 35 oranında kusurlu olduğu, üç bilirkişi raporu ( ayrık görüş) ile ceza yargılamasındaki raporun aşağı yukarı aynı kusur oranlarını belirlediği, olayın gelişiminde gemilerin birbirleriyle irtibata geçmelerinin DÇÖT kuralları haricinde herhangi bir rota anlaşması yaptıklarını göstermeyeceği gerekçesiyle, kusur oranlarına yönelik istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. Oysa, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse de İstinaf Mahkemesince hükme esas olarak alındığı belirtilen 21.06.2017 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; ‘’Çatışma öncesi her iki geminin birbirlerini fark ettikleri, yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecekleri şekilde aynı dili konuştukları, sahip oldukları yeterlilikleri itibariyle DÇÖT veya COLREG kurallarını bildikleri ancak REINA-1 gemisinin bu kurallara uygun hareket etmediği, yol hakkı ve geçiş üstünlüğünün M/F ANKARA gemisine ait olduğu, M/V REINA-1 gemisinin ise, yol veren gemi konumunda olduğundan hareketle M/V REINA-1 gemisinin çatışmadan kaçınmak için kaza anındaki vardiya zabitinin DÇÖT 15, 16, 17(c)17(d) uyarınca gerekli manevraları yapmadığından kusur oranının %65, M/F ANKARA gemisinin ise, çatışmadan kaçınmak için yeterli uygulamayı gösterdiği ancak kaza sonrası kurtarma yardım uygulamalarındaki hatalı davranışlarından ötürü tali kusurlu ve kusur oranının %35 olduğu’’ kanaati bildirilmiştir. Aynı bilirkişi raporunun içerik kısmında ise; ‘’….DÇÖT 15. m. uyarınca M/F ANKARA gemisinin hızını ve rotasını koruması gerektiği, anılan maddede belirtilen aykırı geçiş hükümleri gereğince geçiş hakkının M/F ANKARA gemisinde olduğu, 17/a(ii) m. gereğince yol vermesi gereken teknenin uygun manevra yapmadığı görülür görülmez, manevra yapmakla yükümlü olmayan geminin çatışmayı sadece kendi manevrası ile önlemek üzere harekete geçebileceği, bu itibarla M/F ANKARA gemisinin 17/a (ii) ve 17 b(ii) m. gereğince çatışmayı önleyici manevra yapması gerektiği, M/F ANKARA gemisinin çatışmadan kaçınmak için yeterli özeni göstermediği, M/V REINA-1 gemisinin gerekli manevraları yapmayarak 15,16,17(c)17(d) m. uyarınca kusurunun bulunduğu, yaşanan çatma olayında her iki gemi kaptanlarının da tali kusurlu oldukları, çatma sonrası yapılması gereken kurtarma hareketleri içinde çarpan M/F ANKARA gemisinin makinasını geri manevra yaptırması suretiyle çarpılan M/V REINA-1 gemisinde açılmış olan yaralı saçtan çıkartması ile REINA-1 gemisinin batma süresinin hızlandığı bununla birlikte içinde bulunduğu tehlikeli durumu o anda en iyi değerlendirebilecek kişinin ANKARA gemisi kaptanı olduğu, uluslararası kurallar gereği REINA-1 gemisinin sağında gördüğü ve yol hakkı bulunan ANKARA gemisinin yolundan çıkması ve hiçbir şekilde pruvasından geçmemesi, ANKARA gemisinin de yol hakkı olan gemi olduğu için rota ve süratini koruması ve kendi soluna manevra yapmaması gerektiği, ANKARA gemisi kaptanının gerek VHF telsizle yapılan ilk görüşme öncesinde gerekse de görüşme sonrasında REINA-1 gemisinin yapması gereken erken ve belirgin manevrayı yapmadığını gözlemlediği halde, 17. m. öngördüğü çerçevede ne rota ne de hız değişikliği şeklinde herhangi bir çatışmadan sakınma manevrası yapmadığı, çatışmanın gerçekleştiği ana çok az bir mesafe/zaman kalana kadar hızını ve rotasını koruduğu, REINA-1 gemisi vardiya zabitinin kendi gemisi ile ANKARA gemisinin aykırı geçiş pozisyonunda olduklarının ve mevcut rotalarının bir çatışma riski sergilediğinin bilincinde olduğu ancak VHF görüşmesi öncesi en geçerli ve doğru manevra seçeneği olan sancak tarafa rota değişikliği yapmak niyetinde iken VHF görüşmesinde Ankara gemisi kaptanının vermiş olduğu cevabın kendisini daha fazla yanılgıya düşürdüğü, bu durumda kaptanı köprü üstüne çağırması gerekirken geç bir zamanda çağırdığı, ANKARA gemisi kaptanının REINA-1 gemisinin rotası hakkında yanlış bir algı içinde olduğu, her iki geminin gerçekte birbirlerine hemen hemen 90 derecelik bir açı oluşturacak şekilde seyretmekte iken ANKARA gemisi kaptanında, REINA-1 gemisinin rotasının kendi rotasına paralel veya paralele yakın bir rota olduğu yönünde bir algının bulunduğu, durumsal farkındalığın ve ANKARA gemisi ile REINA-1 gemisi vardiya zabiti arasındaki hiyerarşik durumun kazaya yol açan dinamikler üzerinde temel rol oynadığı, kazada ANKARA gemisinde durumun algılanmasının, seyir ekipmanlarından gelen bilginin kaptan tarafından değerlendirilişinden kesin olarak etkilendiği, ANKARA gemisi kaptanı tarafından bilginin doğru olarak analiz edilmediği ve aykırı geçiş durumunun fark edilmediği, REINA-1 gemisi vardiya zabitinin doğru bir durumsal farkındalık halinde olduğu, ANKARA gemisi kaptanının özgüveni ve ısrarının REINA-1 gemisi vardiya zabitini etkilediği ve durumu algılamasına yönelik tereddütler yaşattığı, ANKARA gemisi kaptanında aradaki mesafenin gittikçe azalmış olmasına rağmen kendi gemisinin REINA-1 gemisinin önünden geçeceği düşüncesinin son ana kadar devam ettiği, acil bir kaçınma manevrası yapma durumunda kalma ihtimaline karşı dümenin manuel kullanımı için sevk edilmediği ve çatışma anına kadar oto pilot ile seyre devam edildiği, çatma riskinin varlığına rağmen son ana kadar aşırı bir özgüven duygusu ile hareket ettiği, kullandığı radar ekranının pruva yukarı modunda olduğu, kullanılmakta olan radarın ARPA fonksiyonlarının bu ekran modunda çalışmadığı, kaptanın bu ekran modu yerine rota yukarı veya kuzey yukarı ekran modlarından birini kullanmayı tercih etmiş ve radarını hedef izleme özelliği vasıtası ile REINA-1 gemisini izlemeye almış olsaydı geminin gerçek rotasını ve en yakın rota mesafesini net olarak tespit edebilmiş olacak ve gemilerinin paralel bir rotada seyretmediğini, bir çatışma riskinin var olduğunu fark edebileceği, kaptanın daha detaylı ve net veriler alabileceği ekran modu seçeneğini kullanmıyor olmakla birlikte radar ile yapacağı bir gözlemi yeterli gördüğü ayrıca, görüş şartlarının oldukça iyi olduğu bir ortamda gözle gerekli gözlemi yapmış olması halinde REINA-1 gemisinin paralel veya paralele yakın bir rotada değil, aykırı geçiş oluşturacak bir rotada seyrettiğini tespit etmesinin mümkün olduğu…’’ şeklindeki açıklamalara yer verildiği tespit edilmiştir. Yukarıda da açıklandığı üzere, 21.06.2017 tarihli son bilirkişi raporu kendi içerisinde ve içeriği ile sonuç kısmı arasında çelişki oluşturur mahiyette olduğundan hükme esas alınabilecek ve yargılama sırasında alınan tüm bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderebilecek nitelikte bir rapor değildir. Ayrıca, mahkemece de, uzmanlık gerektiren bir konuda bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alındıktan sonra, hükme esas alındığı belirtilen işbu çelişkiler barındıran raporun mevcudiyetine rağmen kendince bir kusur değerlendirmesi yapılması da doğru olmamıştır. Kaldı ki, aynı deniz kazası nedeniyle yürütülen ceza yargılaması sonucunda verilen beraat kararının, temyiz incelemesi neticesinde kusur durumunun tespiti yönünden savcılık aşamasında alınan rapor ile mahkeme aşamasında alınan rapor arasında çelişki oluştuğundan bahisle çelişkiyi giderecek şekilde yeni bir kusur raporu alındıktan sonra karar verilmek üzere Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 16.01.2018 tarih, 2016/5559 E-2018/450 K. sayılı ilamı ile bozulduğu da anlaşılmıştır. Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle dava konusu denizde çatma olayında, kazaya karışan tarafların kusur oranlarının tespiti yönünden itirazları karşılar, tüm bilirkişi raporlarını değerlendirir ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir şekilde, denizde çatma hususunda uzmanlığı bulunan bilirkişi heyetinden yeni bir bilirkişi raporu alınıp, çatışan gemilerin kusur oranları tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3- Bozma sebep ve şekline göre, davacı – karşı davalı Reina Shipping CO. vekili ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti. vekillerinin zarara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada temlik alan davacı ile davacı – karşı davalı Reina Shipping CO. vekili ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı – karşı davalı Reina Shipping CO. vekili ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti. vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin diğer taraflardan alınarak davacı karşı davalı Reina Shipping CO ve karşı dava ile birleşen davada davalı Armador Gemi İşletmeciliği Tic. Ltd. Şti'ye verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 03.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Çatmada Kusur Tespiti ve Karine Yasağı

Türk Ticaret Kanunu'nun 1294. maddesi uyarınca, çatmada kusurun belirlenmesinde herhangi bir karine dikkate alınmaz. Bu doğrultuda çarpan teknenin sırf hareket hâlinde olması ya da arkadan yahut bordadan temas etmiş bulunması sebebiyle peşinen tam kusurlu kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Kusurun varlığı ve taraflar arasındaki dağılımı somut verilerle ispatlanmalıdır.

Denizde çatışma uyuşmazlıklarında kusur oranlarının belirlenmesi özel uzmanlık gerektirir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarihli, E. 2019/1943 ve K. 2020/5691 sayılı ilamında belirtildiği üzere, dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması veya hükme esas alınan raporun kendi içerisinde ve sonucuyla çelişmesi hâlinde mahkeme kendi değerlendirmesiyle kusur belirleyemez. Mahkemenin, itirazları karşılayan ve denizde çatma konusunda uzman bilirkişi heyetinden çelişkileri gideren yeni bir rapor alması zorunludur.

Denizcilik ve kaptanlık kurallarına aykırı biçimde çapa atılması, demir taranması veya liman içi manevra sırasında diğer teknelere zarar verilmesi durumunda da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.03.2013 tarihli, E. 2012/5008 ve K. 2013/4883 sayılı kararı doğrultusunda, zarara yol açan donatan ya da sorumlu işleten bilirkişi incelemesiyle saptanan kusur oranı nispetinde tazminat ödemekle yükümlüdür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5008, K. 2013/4883Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2012/5008 E.  ,  2013/4883 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 51. Asliye Ticaret (… 1. Denizcilik) Mahkemesi’nce verilen 01.12.2011 tarih ve 2008/176-2011/450 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı firmaya ait "…" isimli teknenin denizcilik ve kaptanlık ilke ve kurallarına aykırı hareketi nedeniyle müvekkilinin "…" isimli teknesinin zarar gördüğünü ileri sürerek, teknenin marina barınma masrafları, dalgıç masrafı ve tamirat masrafları karşılığı şimdilik 20.000 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalıya ait teknenin müvekkilinin teknesinin çapası üzerine çapa attığını, rüzgarın etkisiyle davalının teknesinin demir taradığını ve acilen limandan çıkış yapmak durumunda kaldığını, ancak kalkış sırasında davacının teknesine temas ve çatma olmadığını, herhangi bir zarar verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, olay nedeniyle davacının zararının 1.300 TL olup, bunun %90 oranındaki kusuruna karşılık gelen 1.170 TL'den davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.170 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (…) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. …- Ancak, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre, davanın kabul edilen kısmı üzerinden davacı lehine 140,40 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 40,40 TL vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiş ve hükmün açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (…) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünün …. fıkrasının 5. cümlesindeki "40,40" ibaresinin hükümden çıkartılıp yerine "140,40" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, ….03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hasar Tazminatı ve Sorumluluğun Paylaştırılması

Çatmanın meydana gelmesinde yalnızca tek bir tarafın donatanı veya gemi adamları kusurlu ise, Türk Ticaret Kanunu'nun 1288. maddesi uyarınca oluşan zararın tamamını kusurlu tarafın donatanı tazmin eder. Buna karşılık çatma mücbir sebep veya umulmayan bir hâlden kaynaklanmışsa yahut kazanın sebebi belirlenemiyorsa, Türk Ticaret Kanunu'nun 1287. maddesi gereğince oluşan zarara zarar gören taraf kendisi katlanır.

Çatma her iki teknenin donatanının veya gemi adamlarının ortak kusurundan ileri gelmişse, Türk Ticaret Kanunu'nun 1289. maddesi gereğince donatanlar, gemilerin ve eşyaların maruz kaldığı zararlardan kusurlarının ağırlığı oranında sorumlu tutulur. Kusur oranları belirlenemediğinde ya da kusurlar eşit ağırlıkta olduğunda sorumluluk donatanlar arasında eşit paylaştırılır. Maddi eşya zararlarında donatanların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu bulunmaz; her donatan diğer geminin uğradığı maddi hasarı kendi kusur payı nispetinde gidermekle mükelleftir.

Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 1290. maddesi uyarınca çatma sonucunda bir kimsenin ölmesi, yaralanması veya sağlığının bozulması hâlinde, bedensel zarara uğrayan kişilere karşı ortak kusurlu donatanlar müteselsilen sorumludur. Donatanların kendi aralarındaki iç ilişkide ise nihai paylaştırma kusur oranlarına göre yapılır. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1296. maddesi gereğince donatanın sorumluluğunun sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümler saklıdır.

Kılavuz Kaptan Eşliğinde Seyir ve İşleten Sorumluluğu

Teknenin kılavuz kaptan idaresinde bulunduğu sırada çatma meydana gelirse sorumluluk kılavuzluğun türüne göre ayrışır. Türk Ticaret Kanunu'nun 1291. maddesi gereğince, tekne zorunlu danışman kılavuz veya isteğe bağlı kılavuz tarafından sevk edilirken kılavuzun kusurundan kaynaklanan zararlardan donatan sorumludur. Ancak teknenin zorunlu sevk kılavuzu tarafından sevk edildiği esnada yalnızca bu kılavuzun kusurundan doğan çatmalarda donatanın sorumluluğu doğmaz.

Türk Ticaret Kanunu'nun 1320/1. maddesi uyarınca çatmadan doğan maddi zararlar deniz alacağı niteliğindedir. Bu doğrultuda zararın tazmini bakımından geminin kusuru nispetinde hem ticari işletene hem de teknik işletene başvurulabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2019/1943 ve K. 2020/5691 sayılı ilamında da çatmadan doğan zararlar kapsamında ticari işletenin sorumluluğuna ve husumetine ilişkin değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Tazmin Edilebilecek Zarar Kalemleri ve Zararı Azaltma Külfeti

Çatmadan kaynaklanan maddi zararlar fiili zararlar ve mahrum kalınan gelir başlıkları altında incelenir. Hasar gören teknenin kurtarılması, tamir limanına çekilmesi, onarım ve yedek parça giderleri ile onarım süresince gemi adamlarına ödenen ücretler fiili zarar kapsamındadır. Teknenin tamirde kaldığı süre boyunca kullanılamamasından doğan navlun veya işletme geliri kayıpları ise mahrum kalınan kazanç olarak talep edilebilir.

Kazanç ve gelir kaybı istemlerinde zarar gören tarafın zararı azaltma külfeti bulunmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.04.2015 tarihli, E. 2014/7324 ve K. 2015/4803 sayılı ilamı uyarınca, işletilememekten doğan gelir kaybı davalarında; davacının aynı hatta kendisine ait başka teknelerle taşıma yapmaya devam edip etmediği ve tekne kiralama yoluyla zararın azaltılmasının mümkün olup olmadığı mahkemece incelenmeli ve toplanan taraf delilleri değerlendirilerek hüküm tesis edilmelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/7324, K. 2015/4803Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2014/7324 E.  ,  2015/4803 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2011/186-2013/339 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07/04/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait Değirmendere 1 arabalı vapurunun Topçular – Eskihisar seferini tüm seyir cihazları faal vaziyette sürdürürken Eskihisar iskelesine 1 mil mesafe kala saat 06:00 sularında yoğun sise girdiğini, vapur kaptanının seyir hızını emniyetli hıza düşürterek, makinelerini manevra pozisyonuna getirdiğini, bu sırada radardan davalı donatana ait … gemisinin kendilerine doğru yaklaşmakta olduğunun fark edildiğini, … gemisinin yapılan telsiz çağrılarına yanıt vermediğini, bunun üzerine müvekkili donatana ait Değirmendere 1 arabalı vapurunun sancak alabanda manevra ile sağa dönmeye çalıştığını, yapılan manevranın başarısız kalması yüzünden Değirmendere 1 arabalı vapurunun sancak omuzluğu ile davalı donatana ait … gemisinin iskele baş kasara hizasından iki geminin birbirine çarparak, denizde çatışma meydana geldiğini, çatışma nedeniyle Değirmendere 1 arabalı vapurunda taşınmakta olan araçlarda da hasar meydana geldiğini, çatışmanın meydana gelmesinde davalı donatana ait … gemisinin Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü'ne aykırı seyretmesi ve 6,7,8,19 ve 35 nolu tüzük maddelerini ihlal etmesi nedeniyle tam kusurlu olduğunu, çatışmadan sonra davalı donatana ait … gemisinin durmayıp, rotasını ve hızını değiştirmeden seyrini sürdürdüğünü, durumu Darıca Pilot İstasyonu'na telsiz ile bildirdiklerini, … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/45 esas sayılı dosyası için hazırlanan bilirkişi raporuna göre davalı donatana ait … gemisine % 90 kusur izafe edildiğini, müvekkiline ait Değirmendere 1 arabalı vapurunda meydana gelen hasarın 595.000 USD olduğunu ileri sürerek, bilirkişi raporundaki kusur oranında göre 535.500 USD hasar bedelinin davalı donatandan tahsilini, 9277058 IMO numaralı … gemisinin üzerinde gemi alacaklısı hakkı ve kanuni rehin hakkı tanınmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline ait … gemisinin olay anında Tüpraş Rafinerisinden aldığı benzin akaryakıt yükünü Gebze Ambarlı Total İstasyonuna boşaltmak üzere seferde olduğunu, olay günü saat 05:52 sularında davacı donatana ait Değirmendere 1 arabalı vapurunun kendilerine tehlikeli bir şekilde yaklaşmakta olduğunu gördüklerini, telsizle ve gemi düdüğü ile Değirmendere 1 arabalı vapuruna uyarı yapıldığını, ancak Değirmendere 1 arabalı vapurunun çarpmayı önleyici hiçbir kaçınma manevrası yapmadığını, dava konusu çatışma kazasında davacı donatana ait Değirmendere 1 arabalı vapurunun % 80 oranında kusurlu olduğunu, müvekkiline ait … gemisinin ise kusurunun ise ancak % 20 olduğunu, gemi çatışmasının "kısıtlı görüş koşullarında" meydana geldiğini, olayın irdelenmesi sırasında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğünün 19 ve izleyen maddelerinin uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, her iki bilirkişi kurulunca çatışma olayının kısıtlı görüş şartlarında meydana gelmesi, radar ile seyrettikleri anlaşılan gemilerin yakın çatışma tehlikesi oluştuğunda birbirlerinin seyir fenerlerini göremeyecekleri, ses ile ilgili ikazların verilip verilmediği hususunun her iki gemi için açık olmadığı, Topçular – Eskihisar arasında çalışan arabalı vapurların varlığının her Türk denizcisi tarafından bilindiği, arabalı vapur hattının ilgili haritada açıkça gösterilmiş bulunduğu, buna rağmen … gemisinin gereğince gözcülük yapmadığı, … gemisi telsiz zabiti ve gemi kaptanı tarafından yalancı ekolardan bahsediliyor ise de bu yalancı ekoların ifadelerinde belirtildiği gibi diğer gemilerin radarlarının çalışmasından meydana gelmesinin pek mümkün olmadığı, … gemisinin çatışma tehlikesinin varlığından önce sis bastığında emniyetli bir sürate düşmesi gerekirken bunu yerine getirmediği, çatışma tehlikesini anladığı anda rotasını sancağa değiştirmesi gerekirken iskelesine değiştirmesinin Çatışmayı Önleme Tüzüğü'ne aykırı olması sebebiyle % 50 oranında; Değirmendere 1 arabalı vapurunun ise, her ne kadar arabalı vapur hattı haritada açıkça gösterilmiş bulunsa da Çatışmayı Önleme Tüzüğü'ne göre sancağından gelebilecek ve iskelesini gösterme ihtimali bulunan teknelere karşı daha dikkatli seyretmesi gerekirken iyi gözcülük kurallarına uymaması, çatmayı önlemek üzere olumlu hareketi yapmaması nedeniyle % 50 oranında kusurlu olduğu yönünde görüşün oluşa ve dosya içeriğine uygun olduğu, dosya içeriğine uygun ikinci bilirkişi kurulunun birinci bilirkişi kurulu kök ve ek raporu ile aynen uyumlu raporu hükme esas alınarak 221.784,86 TL kazanç kaybı, 118.680,00 TL tamir bedeli, 1.360,00 TL sörvey masrafı, 1.372,75 TL enspektör ücreti toplamı 343.197,61 TL'nin davacının % 50 kusuru oranına isabet eden kısmı indirilmek suretiyle neticeten 171.598,80 TL tazminata hükmolunduğu, davacı tarafça tazminatın yabancı para birimi üzerinden tahsili talep olunmuş ise de, zarar kalemlerine ilişkin hiçbir ödemenin yabancı para birimi ile yapılmaması, davacının zararının TL üzerinden gerçekleşmesi karşısında ispatlanan zarar TL üzerinden hükme bağlandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 171.598,80 TL nin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, 171.598,80 TL alacak ile sınırlı olmak kaydıyla 9277058 IMO numaralı … gemisi üzerinde davacı yararına kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir. 1 – Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı tarafça dosyaya sunulan klas kuruluşu sörvey raporu kapsamından davacıya ait geminin onarım süresinin belirlenmiş olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki 2 numaralı, davacı vekilinin aşağıdaki 3 numaralı bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2 – Dava, çatma hukuki nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekili, taraflara ait arabalı vapur ve geminin çatışması sonucunda müvekkili şirketin, vapurun işletilememesi nedeniyle gelir kaybına uğradığını ileri sürmüş, bu kapsamda tamirat süresine ilişkin deliller sunmuş, davalı taraf ise davacının söz konusu gelir kaybını ispatlaması gerektiğini, davacının aynı hatta kendisine ait başka teknelerle taşıma yapmaya devam edip etmediği ve tekne kiralama yoluyla, iddia edilen zararın azaltılıp azaltılmadığının belirlenmesinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda açıklanan gerekçelere yer verilerek, davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuşsa da, davalı tarafın az önce açıklanan savunması üzerinde durularak, bu husus karar yerinde tartışılmış değildir. Bu durumda, mahkemece, değinilen savunma kapsamında, varsa bu yöndeki taraf delilleri de değerlendirilerek, sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3 – Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin gelir kaybı hesabına esas alınan döneme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hasara uğrayan teknenin sigortalı olması hâlinde, sigorta şirketi tekne poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yaptığında, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca ödediği tutar nispetinde sigortalısının zarardan sorumlu olan üçüncü kişilere karşı sahip olduğu talep ve dava haklarına halef olur.

Dava Öncesi Delil Tespiti, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Türk Ticaret Kanunu'nun 1292. maddesi kapsamında kazanın ardından maddi ve teknik unsurları güvenceye almak amacıyla mahkemeden delil tespiti istenebilir. Bu aşamada düzenlenen delil tespiti raporunda tarafların kusur oranları belirtilmez. Türk Ticaret Kanunu'nun 1293. maddesi gereğince de tazminat davası açılmadan önce karşı tarafa ihtarname gönderilmesi veya başkaca bir şekil şartının tamamlanması zorunlu tutulmamıştır.

Çatma hükümlerinin uygulanacağı uyuşmazlıklarda mahkemenin görevi kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.03.2015 tarihli, E. 2015/2950 ve K. 2015/3751 sayılı kararı doğrultusunda, kusurun saptanması ve yargılamanın teknik boyutu uzmanlık gerektirdiğinden deniz ticaretine ilişkin çatma davaları denizcilik ihtisas mahkemelerinin görev alanına girmektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/2950, K. 2015/3751Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/2950 E.  ,  2015/3751 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/01/2015 tarih ve 2014/1160-2015/20 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müteveffa …'ın … … 1 isimli gemide gemici olarak çalışmaya başladığını, geminin …Denizi'nde seyir halinde iken Ankara isimli yolcu feribotu ile çarpışıp battığını ve müteveffanın kurtulamadığını, mütevaffanın hiçbir kusuru olmadığı bu kazanın gerçekleşmesinde Ankara isimli feribotun donatanı ve işleteni … Turz. Denizcilik A.Ş. isimli firmanın kusurlu olduğunu, meydana gelen bu olayın bir iş kazası olduğunu, müvekkillerinin manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 54.300 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu alacak ve ferileri ile birlikte … gemisi ve Ankara Feribotu, navlun ve surrogatlar üzerine kanuni rehin hakkı tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir; yargılama sırasında davacılar, alacaklarını … gemisi donatanı/işvereni … Co. Ltd. ve geminin işleteni… Gemi İşletmeleri Ticaret Ltd. Şti'ne temlik etmişlerdir. Davalı Ankara Feribotu Donatan ve İşl. …. Turz. Denizcilik A.Ş. vekili; kusursuz olan müvekkilinin bu dava ile ilgili herhangi bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığını, şartları oluşmayan kanuni rehin hakkı tesisi talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların murisinin yabancı bayraklı gemide belirli bir süre hizmet sözleşmesine bağlı olarak çalışan gemici olduğu, Deniz İş Kanunu'na tabi olmayan gemi adamlarına Borçlar Kanunu'nun hizmet akti hakkındaki genel hükümlerinin tatbik olunacağı, ayrıca deniz hukukuna ilişkin bir ihtilafın ve ticari bir davanın söz konusu olmadığı, kanuni rehin hakkının fer'i nitelikte olduğu ve mahkemenin görevini tayin edemeyeceği, kanuni rehin hakkı tanınması talebinin de asıl alacağın var olup olmadığını tartışacak ve tespit edecek olan mahkemece hükme bağlanması gerektiği gerekçesiyle temlik alan davacı …. gemisi donatanı iş veren … Co. Ltd şirketi tarafından açılan dava dilekçesinin görev yönünden reddine, süresinde ve talep halinde görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, temlik alan vekili temyiz etmiştir. Dava, denizde çatmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, yabancı bayraklı … 1 adlı gemi ile Türk Bayraklı Ankara Feribotu isimli geminin 20.10.2011 tarihinde … Denizi'nde seyir halindeyken çarpışmaları sonrasında batan … adlı gemide çalışan muris hayatını kaybetmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 5136 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesine göre "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanun'un Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere denizcilik ihtisas mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir.” Aynı Yasa'nın Dördüncü Kitabında, 1216. vd. maddelerde denizde çatmaya ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Mahkemece, davada çatma hükümlerinin de uygulanacağı ve görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, bu hususta yapılacak yargılamanın ve kusurun belirlenmesinin uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca ihtisas mahkemesi olan denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevi dahilinde sayıldığı gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle alacağı temlik alan … Co. Ltd. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün alacağı temlik alan … Co. Ltd. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden temlik alana iadesine, 18/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Türk Ticaret Kanunu'nun 1297. maddesi uyarınca, çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi çatmanın meydana geldiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ortak kusurlu donatanların birbirlerine rücu hakları ise ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Marinada bağlı duran teknelerin çarpışması hâlinde de iki yıllık kanuni süre uygulanır. Zamanaşımı bir def'i niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2018 tarihli, E. 2016/12064 ve K. 2018/4348 sayılı ilamı uyarınca, davalı tarafça zamanaşımı def'i ileri sürülmedikçe mahkemenin kendiliğinden zamanaşımı sebebiyle davayı reddetmesi hukuka aykırıdır; süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmelidir.

Çarpan tekne kazada peşinen tam kusurlu kabul edilir mi?

Hayır, Türk Ticaret Kanunu m. 1294 uyarınca çatmada kusurun tespitinde hiçbir karineye dayanılamaz; çarpan tekne kendiliğinden tam kusurlu sayılmaz.

Tekne çarpışmasından doğan tazminat davası açma süresi nedir?

Çatmaya dayanan her türlü tazminat istemi Türk Ticaret Kanunu m. 1297 gereğince çatmanın gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrar; donatanların birbirine rücu süresi ise ödemeden itibaren bir yıldır.

Tazminat davası açmadan önce karşı tarafa ihtar çekmek zorunlu mudur?

Hayır, Türk Ticaret Kanunu m. 1293 uyarınca çatma tazminatı davası açılmadan önce ihtar çekilmesi veya herhangi bir şekil şartının yerine getirilmesi zorunlu değildir.

İki teknenin ortak kusurlu olduğu kazada hasar nasıl paylaştırılır?

Türk Ticaret Kanunu m. 1289 uyarınca donatanlar teknelerin ve eşyanın maruz kaldığı maddi hasarlardan kusurlarının ağırlığı oranında sorumludur; maddi zararlarda üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluk uygulanmaz.

Marinada bağlı duran teknenin çarpışması çatma sayılır mı?

Evet, marinada bağlı duran bir teknenin sancağında veya iskelesinde bağlı diğer teknelerle çarpışması da denizde çatma hükümlerine ve iki yıllık kanuni zamanaşımına tabidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu