Tedbir Nafakası Şartları ve Hukuki Uygulama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Tedbir Nafakası Şartları ve Hukuki Uygulama Esasları

Tedbir Nafakasının Hukuki Niteliği ve Resen Takdir Edilmesi

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla birlikte tarafların ve müşterek çocukların mağduriyet yaşamasını önlemek gayesiyle öngörülen geçici bir hukuki himaye vasıtasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince hâkim; davanın açılmasıyla birlikte davanın devamı süresince zorunlu olan, bilhassa eşlerin barınması, iaşesi, malların idaresi ve ergin olmayan müşterek çocukların bakım ve gözetimine dair geçici önlemleri kendiliğinden almakla yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1891, K. 2018/1577Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/1891 E.  ,  2018/1577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki karşılıklı “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 4. Aile Mahkemesince "davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne, davalı-karşı davacı kadının davasının reddine" dair verilen 21.09.2012 tarihli ve 2011/1096 E., 2012/1186 K. sayılı karar davalı – karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.11.2013 tarihli ve 2013/1834 E., 2013/26011 K. sayılı kararı ile: "…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Yerel mahkeme tarafından davalı-karşı davacı kadın yararına 23.11.2011 tarihli ara kararı ile aylık 500 TL. tedbir nafakası takdir edilmiş, ancak mahkemece 19.12.2011 tarihli ara kararı ile davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmadığı gerekçesiyle bu tarihten geçerli olarak tedbir nafakasının durdurulmasına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmez. Bu durum ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabilir. Bu durumda yargılama sırasında geçim için ihtiyaçları devam eden davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunun 169. maddesi gereğince 19.12.2011 tarihinden geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmemesi doğru görülmemiştir…" gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Asıl ve karşı dava, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 166/1. maddesi uyarınca açılan evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma isteklerine ilişkindir. Davacı-karşı davalı (erkek) vekili, davalının müvekkiline güleryüz göstermediğini, tüm vaktini internette geçirdiğini, hakaret ettiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini, bu nedenle evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek tarafların boşanmalarına, kararın kesinleşmesinden itibaren 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı (kadın) vekili, erkek eşin birlik görevlerini yerine getirmediğini, her tartışmada müvekkilini evden kovduğunu, en son davacının agresifliğinden korkan müvekkilinin annesine sığındığını, bir süre sonra evin eşyalarının satıldığını öğrendiğini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini ve müvekkili yararına 50.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, boşanmaya sebep olaylarda erkek yönünden ispatlanmış bir kusur bulunmadığı, kadının ise evlilik birliğinin kutsallığı ile bağdaşmayacak şekilde üçüncü bir kişi ile aşk ve gönül ilişkisi içerisinde olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadının davasının reddine, davacı-karşı davalı (erkeğin) boşanma davasının kabulüne, erkek yararına 5.000,00 TL maddi tazminat (TMK m.174/1) ve 5.000,00 TL (TMK m.174/2) manevi tazminata karar verilmiş, kadının maddi ve manevi tazminat talepleri ise reddedilmiştir. Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile tedbir nafakası yönünden bozulmuştur. Mahkemece, davacı-karşı davalı erkeğin çalışmadığı, sabit bir gelirinin olmadığı, kadının da dava tarihinde çalışmadığı, bozmadan sonraki taraf anlatımına göre bir süre işe girip tekrar çıktığı, kadının duruşmada gözlenen görüntü ve yapısı itibariyle çalışıp kazanç elde edebilecek görüntüsü olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı-karşı davacı (kadın) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı-karşı davacı kadın yararına ara kararla hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Geçici önlemler” başlıklı 169. maddesi: “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır.” hükmünü içermektedir. Bu madde, yasal gerekçesinde de işaret olunduğu üzere, yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Medeni Kanunu’nun 137. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olup, mahiyeti itibariyle herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Böylece, öteden beri uygulanagelen bu hükme göre hâkimin, bu konuda bir talebin varlığını aramaksızın, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri resen alması gerekir. Bu geçici önlemlerden birisi de tedbir nafakasıdır. Tedbir nafakası, talebe bağlı olmaksızın (resen) takdir edilir ve geçici bir önlem olarak davanın başından itibaren karar kesinleşene kadar hüküm altına alınır. Dolayısıyla tedbir nafakası takdirine ilişkin kararın, davanın açıldığı tarih itibariyle tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma sonuçlarının dosyaya gelişini takiben hemen verilmesi gerekir. Boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumu hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur değildir. Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hâl değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir. Ayrıca belirtilmelidir ki, Yargıtay içtihatları ile bir başkası ile evlilik dışı birliktelik yaşayan eşe tedbir nafakası verilmeyeceği hususu benimsenmiştir. TMK'nın 169. maddesi uyarınca takdir edilen tedbir nafakası, açılan boşanma davası kapsamında alınan geçici nitelikteki bir önlem olarak hâkim tarafından yargılama sırasında kaldırılmadığı takdirde boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi ile kendiliğinden sona erer. Bu ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Mahkemece 23.11.2011 tarihli ara karar ile davalı-karşı davacı kadın yararına 500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş ise de akabinde 19.12.2011 tarihli ara karar ile "kocanın işsiz olduğu, hiç bir gelirinin bulunmadığı" belirtilmek suretiyle sözü edilen tarih itibariyle tedbir nafakasının geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Nihai yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Özel Dairece yapılan incelemede; mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine ilişkin gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece "tedbir nafakasına" ilişkin olarak bozulmuştur. Yukarıda da açıklandığı üzere mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir. Hâl böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Davalı-karşı davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca tebliğden itibaren on beş günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.10.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Bu geçici tedbir, tarafların açık bir istemi bulunmasa dahi hâkim tarafından resen takdir edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1891 E., 2018/1577 K. sayılı ilamında ifade olunduğu üzere hâkim, davanın açılış tarihini esas alarak tarafların sosyoekonomik durum araştırmalarının tamamlanmasının hemen akabinde gecikmeksizin tedbir nafakasına hükmetmelidir.

Ayrı Yaşama Hakkı ve Bağımsız Tedbir Nafakası Talebi

Tedbir nafakası yalnızca derdest bir boşanma ya da ayrılık davası içerisinde değil, ortak hayatın çekilmez hale geldiği durumlarda bağımsız bir dava vasıtasıyla da talep edilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi kapsamında müşterek hayatın sürdürülmesi sebebiyle kişiliği, maddi güvenliği veya aile huzuru ağır tehlikeye maruz kalan eş, müstakil yaşama hakkını kullanabilir. Birlikte yaşamaya ara verilmesinin meşru bir sebebe dayanması durumunda mahkeme, eşlerden birinin talebi üzerine diğer eşin sunacağı parasal desteğe, mesken ile ev eşyalarının kullanımına ve eşlere ait malların idaresine yönelik tedbirleri karara bağlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Haklı bir gerekçe mevcut olmaksızın diğer tarafın ortak yaşamı terk etmesi yahut müşterek hayatın başka bir olgudan ötürü imkânsız hale gelmesi durumunda da aynı yönde parasal katkı istenebilir. Eşlerin erginliğe ulaşmamış çocuklarının varlığı halinde ise hâkim, velayet ve çocuk hukuku ilkeleri doğrultusunda himaye edici önlemleri tesis eder.

Kusur Durumu ve Nafaka Bağlanmasını Engelleyen Haller

Boşanma veya ayrılık yargılamasında geçici tedbir niteliğinde bağlanan nafaka takdirinde, eşlerin boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur oranları değerlendirmeye alınmaz. Evlilik bağı hukuken mevcudiyetini koruduğundan ötürü, kusurlu bulunan taraf lehine dahi yoksulluk tehlikesi altına girmesi halinde tedbir nafakası takdir olunabilir. Kusur araştırması davanın esasına ve kalıcı sonuçlarına etki eder; davanın devamı boyunca alınacak geçici tedbirlere engel oluşturmaz.

Kusur oranına bakılmaksızın nafaka bağlanması esas olmakla birlikte, bu kural mutlak değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1891 E., 2018/1577 K. sayılı ilamında vurgulanan istisna gereğince, evlilik birliği devam etmekte iken bir başkasıyla evlilik dışı birliktelik sürdüren eş yararına tedbir nafakasına hükmedilemez.

Taleple Bağlılık İlkesi ve Nafaka Tutarının Belirlenmesi

Hâkim geçici önlemleri kendiliğinden almakla ödevli olsa da, nafaka talep eden tarafın dilekçesinde açıkça belirli bir nafaka miktarı göstermiş olması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde yer alan taleple bağlılık ilkesi devreye girer. Bu kural gereğince mahkeme, ilgilinin belirlediği talep miktarını aşacak şekilde tedbir nafakası kararı tesis edemez.

Tedbir nafakası şartlarının teşekkül edip etmediği belirlenirken taraflara dair kolluk tahkikatı verileri ile sosyoekonomik durum araştırmaları gerçeğe uygun şekilde bütünlük içinde ele alınmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/5219 E., 2015/18693 K. sayılı kararında benimsendiği üzere, lehine nafaka bağlanan eşin süreklilik taşımayan, arızi veya temel ihtiyaçları karşılamaya yetersiz kalan gelir durumu, nafaka kararının bütünüyle kaldırılmasına gerekçe oluşturmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/5219, K. 2015/18693Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/5219 E.  ,  2015/18693 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından, tazminatların miktarı ile reddedilen yoksulluk nafakası ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK.md.186/1), geçimine (TMK.md. 185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m. 169). Mahkemece davacı kadın yararına aylık irad şeklinde bağlanan 400,00 TL tedbir nafakasının, davacının yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre 2.400,00 TL gelir getiren bir işte çalıştığı gerekçesiyle, araştırmanın yapıldığı tarihten itibaren kaldırılmasına karar verilmiş ise de, davacı hakkında kolluk tarafından düzenlenen 07.01.2014 tarihli araştırma tutanağında; davacının ailesi ile birlikte yaşadığı, İngilizce özel ders verdiği ve aylık 400,00 TL gelirinin bulunduğu belirtilmiş olup, davacı lehine ara kararı ile hükmedilen tedbir nafakası şartları ortadan kalkmadığı halde davacının ekonomik durum araştırmasında belirtilen geliri yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK.m.175). Mahkemece, davacının yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre 2.400,00 TL gelir getiren bir işte çalıştığı gerekçesiyle yoksulluk nafakasının reddine karar verilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere davacının kendisini yoksulluktan kurtaracak, sürekli ve düzenli gelir getiren bir işi bulunmamaktadır. Davacının boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, isteğin reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.10.2015(Pzt.)

Öte yandan nafaka borçlusunun işsiz kalması veya düzenli gelirinin bulunmaması da tedbir nafakasının tamamen ortadan kaldırılmasını gerektirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1891 E., 2018/1577 K. sayılı kararında belirtildiği üzere borçlunun işsizliği, nafakanın kaldırılmasına değil, yalnızca miktarının indirilmesine gerekçe yapılabilir.

Ara Karara İtiraz ve Nafakanın Değişen Şartlara Uyarlanması

Tedbir nafakasına yönelik ara karara karşı, kararı vermiş olan mahkemeye itiraz dilekçesi sunulması mümkündür. İtirazda bulunan taraf, gerekçelerini delilleriyle birlikte mahkemeye iletmelidir. Yargılama sürecinde tarafların gelir durumlarında, masraflarında veya yaşam koşullarında değişiklik meydana geldiği takdirde hâkim; takdir edilen miktarı artırabilir, azaltabilir ya da şartların tamamen ortadan kalktığı sabit olursa nafakayı büsbütün kaldırabilir.

Tedbir Nafakasının Geçerlilik Süresi ve Sona Ermesi

Tedbir nafakası kural olarak dava açılış tarihinden geçerli olmak üzere tayin edilir ve boşanma davasına ilişkin nihai karar kesinleşinceye kadar varlığını devam ettirir. Yargılama esnasında hâkimce ayrıca kaldırılmadığı takdirde, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle birlikte tedbir nafakası kendiliğinden nihayete erer.

Boşanma kararının kesinleşmesi anında yasal koşulların mevcudiyeti aranarak, eş yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası, ortak çocuk yararına ise 182. madde uyarınca iştirak nafakası tesis edilir. Geçici nafakadan kalıcı nafakaya geçiş aşamasında infazda tereddüde meydan vermeyecek şekilde hüküm fıkrasının düzenlenmesi zorunludur.

Davanın feragatle neticelenmesi, tarafların barışarak ortak hayatı yeniden tesis etmesi veya ayrı yaşama haklılığının ortadan kalkması hallerinde tedbir nafakası ileriye etkili olarak sona erer. Bu durumlarda geçmişte muaccel hale gelmiş ve fiilen ödenmiş nafaka tutarlarının iadesi talep edilemez.

Ergin Olmayan Çocuklar ve İştirak Nafakasına Geçiş

Müşterek çocuğun on sekiz yaşını doldurarak erginliğe ulaşması durumunda, velayet hakkı son bulacağından eşlerden birinin diğeri aleyhine çocuk adına nafaka talep etme ehliyeti kalmaz. Erginliğe erişen çocuk, eğitim hayatı devam ettiği takdirde kanuni şartlar dahilinde kendi adına müstakil bir yardım nafakası davası açabilir.

Hüküm kurulurken, müşterek çocuk yönünden boşanma kararının kesinleşme anına kadar tedbir nafakasına, kesinleşme anından çocuğun ergin olduğu tarihe kadar ise iştirak nafakasına hükmedilmeli; infazda karışıklığa yol açacak belirsiz ifadelerden kaçınılmalıdır.

Tedbir Nafakasının İcrası ve Tazyik Hapsi Yaptırımı

Tedbir nafakasına dair verilen ara kararlar nihai mahkeme ilamı niteliği taşımadığı gibi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde tadat edilen ilam niteliğindeki belgeler arasında da yer almaz. Bu sebeple tedbir nafakası ilamlı icra takibine konu edilemez; alacaklı tarafça ilamsız icra takibi yoluyla tahsili yoluna gidilmesi gerekir.

Nihai hükümle birlikte bağlanan tazminatların tahsili için kararın kesinleşmesi şart koşulmuşken, tedbir nafakasının infazı bakımından nihai kararın kesinleşmesi beklenmez; ara karar tesis edildiği andan itibaren icra takibine konu edilebilir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine hükmolunur. Hapsin infazına başlandıktan sonra nafaka borcu ifa edilirse borçlu derhal tahliye edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Madde 344 – (Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği:

Aynı kanun hükmü gereğince, nafaka borçlusunun nafakanın kaldırılması veya indirilmesi istemiyle dava açmış bulunması durumunda mahkeme, öne sürülen gerekçeleri dikkate alarak tazyik hapsi cezasının tatbikini söz konusu uyarlama davasının neticesine kadar erteleyebilir.

Tedbir nafakası almak için boşanma davasında kusursuz olmak gerekir mi?

Hayır, tedbir nafakası takdirinde kusursuzluk koşulu aranmaz; evlilik birliği hukuken devam ettiğinden kusurlu eş lehine de yoksulluğa düşecek olması halinde tedbir nafakasına hükmedilebilir.

Evlilik dışı birliktelik yaşayan eşe tedbir nafakası bağlanır mı?

Hayır, evlilik birliği hukuken devam ederken bir başkasıyla evlilik dışı birliktelik yaşayan eş lehine tedbir nafakasına hükmedilmez.

Tedbir nafakası hangi tarihten itibaren geçerli olur?

Tedbir nafakası kural olarak davanın açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere takdir edilir ve boşanma davası kesinleşinceye kadar varlığını sürdürür.

Nafaka borçlusunun işsiz kalması nafakayı tamamen kaldırır mı?

Hayır, nafaka yükümlüsünün işsiz kalması veya gelirinin bulunmaması nafakanın tamamen kaldırılmasını gerektirmez, yalnızca miktarının indirilmesine gerekçe oluşturabilir.

Ödenmeyen tedbir nafakası borcu için tazyik hapsi uygulanır mı?

Evet, nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi verilebilir; ancak borcun ödenmesiyle tahliye sağlanır.

Eşlerin barışması durumunda ödenmiş tedbir nafakaları geri istenebilir mi?

Hayır, eşlerin barışması nafaka yükümlülüğünü ileriye dönük olarak sona erdirir; geçmişte muaccel olup ödenmiş nafaka bedellerinin iadesi talep edilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu