Tedbir Nafakası Nedir? Kimler Tedbir Nafakası Alabilir?

by Avukat Erdal Ersoy
Tedbir Nafakası Nedir? Kimler Tedbir Nafakası Alabilir?

Tedbir nafakası, evlilik birliğinin devamı esnasında veya açılmış bir boşanma ya da ayrılık davası süresince eşlerin ve ergin olmayan ortak çocukların barınma, bakım ve geçim ihtiyaçlarını güvenceye almak üzere hâkim tarafından hükmedilen geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu nafaka türü, boşanma veya ayrılık yargılaması devam ederken geçici önlem olarak belirlenebileceği gibi, henüz boşanma davası açılmaksızın evlilik birliği sürerken ayrı yaşama hakkı kazanan eş tarafından bağımsız bir dava açılarak da istenebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Boşanma veya Ayrılık Davasında Resen Alınan Geçici Önlemler

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca, boşanma yahut ayrılık davası ikame edildiğinde mahkeme, yargılama boyunca eşlerin barınma ve geçim şartları, mal varlığının idaresi ile müşterek çocukların bakım ve himayesine yönelik koruyucu geçici tedbirleri kendiliğinden uygulamaya koyar.

Çocukların bakım ve korunmasına yönelik tedbirler kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle dava dilekçesinde müşterek çocuklar için açıkça nafaka talep edilmemiş olsa dahi davanın her aşamasında istekte bulunulabilir ve mahkemece istem bulunmasa bile bu koruma önlemleri resen gözetilir.

Evlilik Birliği Sürerken Bağımsız Tedbir Nafakası Talebi

Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesinin ilk fıkrasına göre, evlilik birliğindeki ortak yaşam eşlerden birinin şahsiyetini, mali güvencesini yahut aile huzurunu ağır biçimde tehlikeye maruz bıraktığı takdirde, ilgili eş ayrı yaşama yetkisini kullanabilir. Ortak hayatın kesintiye uğraması haklı bir gerekçeye dayanıyorsa, eşlerden birinin başvurusuyla mahkeme; taraflardan birinin diğerine sağlayacağı mali destek, aile konutu ve ev eşyalarının tahsisi ile mal varlıklarının idaresine yönelik tedbirleri kararlaştırır.

Eşlerden biri, haklı bir sebep bulunmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple imkânsız hale gelmesi durumunda da mahkemeden parasal katkı ve diğer önlemlerin alınmasını talep edebilir. Tarafların ergin olmayan çocukları bulunduğu takdirde mahkeme, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümler uyarınca gereken tedbirleri alır.

Tedbir Nafakasının Başlangıç ve Sona Erme Esasları

Tedbir nafakasına kural olarak davanın açıldığı tarihten itibaren hükmedilir. Tarafların ortak çocuğunun davanın açılmasından sonra dünyaya gelmesi halinde ise çocuk yararına bağlanan nafaka doğum tarihinden itibaren geçerli olur.

Ortak çocuklar için tedbir nafakası takdir edilirken çocukların dava tarihinde fiilen kimin yanında kaldığı başlangıç anı açısından gözetilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/7058 Esas ve 2018/14308 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, ortak çocuklar dava tarihinde diğer ebeveynin yanında bulunuyorsa tedbir nafakasına dava tarihinden itibaren değil, çocukların nafakayı talep eden ebeveyne fiilen teslim edildiği tarihten itibaren hükmedilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/7058, K. 2018/14308Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2018/7058 E.  ,  2018/14308 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma – Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, manevi tazminat, tedbir nafakasının başlangıç tarihi ve ziynet alacağı davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece ortak çocuklar yararına dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına karar verilmiş ise de çocukların dava tarihinde davalı-davacı baba yanında bulundukları anlaşılmaktadır. Mahkemece ortak çocukların anneye teslim tarihinin araştırılması ve teslim tarihinden itibaren tedbir nafakası takdiri gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3-Mahkemece aynen iadesine, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerin bedelleri, ayar ve gramları hükümde ayrı ayrı gösterilmemiş, bilirkişi raporuna atıf yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 207, maddesinin (2). fıkrasında: hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında: açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında da, gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca ziynet davalarında kadın tarafından talep edilen tüm ziynetlerin dava tarihi itibariyle bedelleri hesaplanarak bunlardan hangilerinin sunulan delillerle (düğün CD’si, düğün fotoğrafı ya da ispata yarar başkaca bir delille) varlığının tespit edildiği de ayrı ayrı belirtilmek suretiyle, bilirkişi tarafından raporun düzenlenmesi gerekir. Ne var ki eldeki davada aldırılan bilirkişi raporunda düğün fotoğraflarının olmadığı gerekçesiyle salt davacı-davalı kadının beyanına göre hesaplama yapıldığı belirtilmiş olup denetime elverişli olmayan bu rapora göre hüküm tesis edilmiştir. O halde, açıklanan sebepler dikkate alınarak ve dosyada mevcut düğün fotoğrafı üzerinde ayrıntılı inceleme yapılmak suretiyle ziynete yönelik denetime elverişli ayrıntılı rapor alınıp, iddia, savunma ve tanık ifadeleri de değerlendirilmek suretiyle ziynet alacağı hakkında bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde ziynet eşyalarının tek tek ayar, gram ve değerleri belirtilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, 3. bentteki bozma sebebine göre ziynet alacağı davasının esasına yönelik temyiz itiazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.12.2018 (Salı)

Boşanma veya ayrılık davası devam ederken müşterek çocuğun boşanma kararının kesinleşmesinden önce ergin olması durumunda, çocuk yararına hükmedilen nafaka dava tarihinden ergin olduğu tarihe kadar tedbir nafakası olarak verilir.

Nafaka Miktarının Belirlenmesi ve Değiştirilmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 331. maddesine göre, durumun değişmesi hâlinde hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı tamamen kaldırır. Tedbir nafakasına davanın başında hâkimce kendiliğinden hükmedilebilmesine karşın, mevcut tedbir nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması için tarafların açık istemi zorunludur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 331Kaynağı aç
Madde 331- Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. VI. Geçici önlemler 1. Genel olarak

Mahkemece verilen kararların hüküm fıkrası düzenlenirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, tereddüt uyandırmayacak biçimde açıkça gösterilmesi şarttır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
MADDE 297- (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hükmün yazılması

Tedbir Nafakasının İcrası ve Tazyik Hapsi Yaptırımı

Hüküm altına alınan tedbir nafakasının borçlu tarafından ödenmemesi durumunda alacaklı taraf icra takibi yoluna başvurabilir. Nafaka borcunun ifa edilmemesi nedeniyle cezai sorumluluk kapsamında şikâyet hakkı kullanılabilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 347. maddesi uyarınca bu şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşer. Bu hak düşürücü süreler içerisinde yapılan başvuru neticesinde nafaka yükümlülüğünü ihlal eden borçlu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 347Kaynağı aç
Madde 347 – (Değişik: 31/5/2005-5358/19 md.) Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer. Yetki:
Çocuk reşit olduktan sonra geçmiş dönem tedbir nafakası kim tarafından takip edilebilir?

Çocuk ergin olmadan önce tahakkuk eden birikmiş tedbir nafakası, çocuğun bakım ve gözetimi için anneye yapılan katkı payı niteliğindedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2012/2879 Esas ve 2012/3723 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bu alacak için çocuk reşit olduktan sonra dahi anne tarafından icra takibi başlatılabilir; ergin olan çocuk bu katkı payını kendi adına talep edemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/2879, K. 2012/3723Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2012/2879 E.  ,  2012/3723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Takibin iptali Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: K A R A R Alacaklı tarafından başlatılan ilamların icrasına yönelik takibin dayanağı ilamda “dava tarihinden itibaren aylık 400.00 TL tedbir nafakasına” karar verilmiş, karar kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamı öngörülmüştür. Takipte 07.06.2007 dava tarihinden başlayarak 2010 yılı Kasım ayı nafakası da dahil olmak üzere birikmiş nafakalar istenilmiştir. Mahkemece çocuğun 19.11.2010 tarihinde reşit olduğu bu tarihten sonra 12.01.2011 tarihinde annesi tarafından takip başlatılamayacağı, annenin takip hakkı olmadığı gerekçesi ile aktif husumet nedeniyle takibin iptaline karar verilmiştir. Takip konusu yapılan birikmiş nafaka çocuğun bakım ve gözetimi için anaya katkı payı olarak hükmedildiğinden çocuğun anaya verilen bu katkı payını kendi adına talep etmesi mümkün değildir. Takip konusu edilen nafaka alacakları çocuk reşit olmadan önce doğmuştur. Bu nedenle takibin anne tarafından başlatılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece, borçlunun diğer itirazı sebepleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ve 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tedbir nafakası davalarında görevli mahkeme neresidir?

Tedbir nafakası davalarında 4787 sayılı Kanun kapsamında aile mahkemeleri görevlidir. Aile mahkemesinin kurulu bulunmadığı yargı çevrelerinde ise dava, asliye hukuk mahkemesi tarafından aile mahkemesi sıfatıyla görülür.

4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1- Bu Kanunun amacı, aile mahkemelerinin kuruluş, görev ve yargılama usullerini düzenlemektir. Bu Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işleri görmek üzere kurulan aile mahkemelerine dair hükümleri kapsar. Aile mahkemelerinin kuruluşu
Tedbir nafakası ile yoksulluk nafakası nasıl ayırt edilir?

Tedbir nafakası boşanma davası sürecinde veya ayrı yaşama haklılığı halinde eşlerin barınma ve geçimi ile çocukların korunması için hükmedilen geçici bir önlemdir. Yoksulluk nafakası ise Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği ve boşanma kararının kesinleşmesinden sonra sonuç doğuran bir nafaka türüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu