Tazyik Hapsi: İcra Hukukunda Uygulama ve Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Tazyik Hapsi: İcra Hukukunda Uygulama ve Sınırları

5275 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır. Bu kanunun tazyik hapsi bakımından uygulama alanı bulup bulmayacağı, Yargıtay içtihadında değerlendirilen bir meseledir; tazyik hapsinin bu kapsamın dışında kaldığı yönünde Yargıtay kararlarında yer alan gerekçelere bu makalede değinilmektedir.

Tazyik Hapsi Nedir, Hapis Cezasından Farkı Nedir?

Türk Ceza Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca suç karşılığında uygulanan cezalar yalnızca hapis ve adli para cezasından ibarettir. Tazyik hapsi, bu tanımın dışında kalır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi disiplin hapsini; kısmi bir düzeni korumak amacıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis türü olarak tanımlamaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2013/17785, K. 2013/14246 sayılı kararında tazyik hapsinin bu tanım kapsamında kaldığı, TCK m. 45 anlamında bir hapis cezası niteliği taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45- (1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır. Hapis cezaları
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi, c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı, d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza muhakemesinde temsil eden avukatı, e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi, g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, i) Malen sorumlu: Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi, j) Suçüstü: 1. İşlenmekte olan suçu, 2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu, 3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suçu, k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçu, l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi, İfade eder. İKİNCİ BÖLÜM Görev Görev
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/17785, K. 2013/14246Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2013/17785 E.  ,  2013/14246 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.07.2013 gün ve 2013/11240/44915 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.07.2013 gün ve 2013/246711 sayılı ihbarnamesi ile; Borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan sanık …'nin, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Denizli 1. İcra Ceza Mahkemesinin 15/02/2011 tarihli ve 2009/1638 esas, 2011/296 sayılı kararını müteakip anılan kararın bihakkın tahliye tarihine kadar infazına ilişkin aynı Mahkemenin 03/05/2013 tarihli ve 2009/1638 esas, 2011/296 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Denizli 2. İcra Ceza Mahkemesinin 06/05/2013 tarihli ve 2013/420 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun'un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 193/4. maddesinde yer alan "Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez." hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde, disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Denizli 2. İcra Ceza Mahkemesinin 06/05/2013 tarihli ve 2013/420 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararlarının tekerrüre esas olmadığı, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmadığı ve adli sicil kayıtlarına işlenmediği, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 193. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir.

Zamanaşımı Kesme Kuralları ve Tazyik Hapsi

TCK m. 71, mahkumiyet hükmünün infazı için yetkili mercice yapılan tebligat ya da hükümlünün yakalanması halinde ceza zamanaşımının kesileceğini; bunun yanı sıra üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçun işlenmesi halinde de zamanaşımının kesileceğini öngörmektedir. Tazyik hapsi, TCK m. 45 kapsamında bir hapis cezası sayılmadığından ve CMK m. 2'de tanımlanan disiplin hapsi niteliği taşıdığından, bu zamanaşımı kesme kurallarının tazyik hapsi bakımından geçerli olmadığı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2013/17785, K. 2013/14246 sayılı kararında hükme bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71- (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser. (2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir. Zamanaşımının hesabı ve uygulanması

Öte yandan İcra ve İflas Kanunu'nun 354. maddesinin ikinci fıkrası 4949 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle mülga edilmiş olup o fıkra kapsamında tazyik hapsine özgü zamanaşımı kesme düzenlemesi mevcut değildir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 354Kaynağı aç
Madde 354 – Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleriyle beraber ceza düşer. (Mülga ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) (Ek fıkra: 31/5/2005-5358/22 md.) İcra mahkemesinin bu Bap hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez. (Ek fıkra: 31/3/2011-6217/6 md.) Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz. ONYEDİNCİ BAP Hususi hükümler Maaş ve ücretlerin kesilmesinde usul:

İİK m. 354 Kapsamında Süre Sınırı ve Davanın Düşmesi

İcra mahkemesinin İcra ve İflas Kanunu'nun 16. babı hükümlerine göre verdiği tazyik veya disiplin hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilememektedir. Bu süre sınırı, İİK m. 354'e sonradan eklenen üçüncü fıkrayla getirilmiştir.

Kanunun 16. babında yer alan suçlardan takibi şikayete bağlı olanlar bakımından ayrı bir düzenleme mevcuttur: müştekinin şikayetten vazgeçmesi ya da borcun itfa edildiğinin sabit olması halinde dava, bütün sonuçlarıyla birlikte düşmektedir. Bu kural yalnızca takibi şikayete bağlı suçlar için geçerlidir; re'sen takip edilen suçlara uygulanmaz.

Ödeme Şartını İhlal Eden Borçlu Hakkında Tazyik Hapsi

İİK m. 111 ya da alacaklının onayıyla icra dairesinde kararlaştırılan borç ödeme şartını makbul bir neden olmaksızın ihlal eden borçlu hakkında, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilmektedir. Bu yaptırım re'sen değil, şikayete bağlı olarak uygulanır. Tazyik hapsi uygulaması başladıktan sonra borçlu borcun tamamını ya da o tarihe kadar icra veznesine yatırması gereken meblağı öderse tahliye edilmektedir; ödemeleri yeniden kesmesi halinde hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilebilmektedir. Bir borçtan dolayı tazyik hapsinin toplam süresi her koşulda üç ayı aşamaz.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 340Kaynağı aç
Madde 340 – (Değişik: 31/5/2005-5358/11 md.) 111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez. Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası:

Nafaka alacaklarına ilişkin takipler ayrık tutulmak kaydıyla, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilgili yıl için belirlediği aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsi uygulanamamaktadır. Bu eşik her yıl değiştiğinden ilgili dönem tutarının ayrıca doğrulanması gerekmektedir.

Kanun Yararına Bozma ve Tazyik Hapsindeki Uygulaması

CMK m. 309 uyarınca kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümlerdeki hukuka aykırılıkların Adalet Bakanlığı'nın bildirimi üzerine Yargıtay tarafından denetlenmesini sağlayan bir usul yoludur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 309Kaynağı aç
Madde 309 – (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.[144] (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. (4) Bozma nedenleri: a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir. b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz. c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez. d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder. (5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kanun yararına başvurması

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E. 2013/17785, K. 2013/14246 sayılı kararında tazyik hapsinin disiplin hapsi niteliğinde olduğu ve TCK m. 71'deki zamanaşımı kesme kurallarının bu yaptırım türü için geçerli olmadığı saptanmış; bu değerlendirme doğrultusunda söz konusu davada bozma kararı verilmiştir. Aynı hukuki ilkeyi esas alan başka bir davada ise kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. İki davanın somut koşullarındaki fark tam olarak netleştirilemediğinden bu ayrışmanın nedeni hakkında tek bir kesin sonuç verilememektedir.

İnfaza İlişkin Konularda Kazanılmış Hak Meselesi

İnfaza ilişkin hususların kural olarak kazanılmış hak oluşturmadığı, Yargıtay içtihadında işlenen bir ilkedir. Bu ilkenin pratik önemi, infaz koşullarında yapılan yasal değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulanmasında ortaya çıkmaktadır.

Denetimli Serbestlik ve Tazyik Hapsinin Bu Kapsamla İlişkisi

5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi, hükümlülerin cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazını düzenlemektedir. Bu düzenleme, hapis ve adli para cezasına mahkum olan hükümlüler yönünden uygulanacak biçimde kaleme alınmıştır. Tazyik hapsi ise bu kapsama girmemekte, dolayısıyla tazyik hapsine muhatap olan kişiler 105/A'daki denetimli serbestlik usulünden yararlanamamaktadır.

Denetimli serbestlik usulünden yararlanabilmek için hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini kurumda fiilen geçirmiş olması şartı aranmaktadır. Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın iradesi dışındaki bir nedenle açık kuruma ayrılamayan ya da kapalı kuruma geri gönderilen iyi halli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları halinde bu usulden yararlanabilmektedir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 105/AKaynağı aç
Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/13 md.) Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. (2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler. (3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;[45] a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler, b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. (4) (Değişik: 18/6/2014-6545/80 md.) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar. (5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar; a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, d) Belirlenen programlara katılması, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. (6) Hükümlünün;[46] a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir. (7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir. (8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…)[47] ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. (9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. (10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. Adlî para cezasının infazı

Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle cezası hapse çevrilen hükümlüler denetimli serbestlik usulünden yararlanamaz. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra, hükümlü hakkında alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan kamu davası açılmış olması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimi hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verebilmektedir; bu bir zorunluluk değil, ihtiyari bir yetkidir.

Tazyik hapsi adli sicile işlenir mi?

Hayır. Tazyik hapsi kararları adli sicil kayıtlarına işlenmez. Aynı şekilde bu kararlar tekerrüre esas olmaz ve koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

Tazyik hapsinin toplam süresi ne kadardır?

İİK m. 340 uyarınca ödeme şartını ihlal eden borçlu hakkında üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Bir borçtan dolayı tazyik hapsinin toplam süresi üç ayı geçemez. Borçlunun ödeme yapması halinde tahliye edilmekte, ancak ödemeleri yeniden kesmesi durumunda hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilebilmektedir.

Tazyik hapsi kararı ne zamana kadar infaz edilebilir?

İcra mahkemesinin tazyik veya disiplin hapsine ilişkin kararı, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez. Bu süre sınırı İİK m. 354'ün üçüncü fıkrasıyla düzenlenmiştir.

Takibi şikayete bağlı icra suçlarında borç ödenirse ne olur?

Kanunun 16. babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanlarda müştekinin şikayetten vazgeçmesi ya da borcun ödendiğinin sabit olması halinde dava, bütün sonuçlarıyla birlikte düşer. Bu kural yalnızca takibi şikayete bağlı suçlara uygulanır; re'sen takip edilen suçlar bu düzenlemenin dışındadır. Tazyik hapsi uygulaması devam ederken borçlunun borcun tamamını ya da o tarihe kadar ödemesi gereken meblağı ödemesi halinde ise İİK m. 340 uyarınca tahliye kararı verilmektedir; bu iki kural farklı hukuki temellere dayanmaktadır.

Küçük miktarlı icra takiplerinde tazyik hapsi uygulanır mı?

Nafaka alacakları ayrık tutulmak kaydıyla, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilgili yıl için belirlediği aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde disiplin ve tazyik hapsi uygulanamaz. Güncel eşiği belirlemek için her yıl açıklanan asgari ücretin esas alınması gerekmektedir.

Tazyik hapsiyle yargılanan kişiler denetimli serbestlikten yararlanabilir mi?

Hayır. 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesindeki denetimli serbestlik düzenlemesi hapis ve adli para cezasına mahkum olan hükümlüler için öngörülmüştür. Tazyik hapsi bu kapsamın dışında kaldığından, tazyik hapsine muhatap olan kişiler bu maddedeki infaz usulünden yararlanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu