Tazminat Avukatı Hangi Davalara Bakar?

by Avukat Erdal Ersoy
Tazminat Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Tazminat; hukuka aykırı bir fiilden ya da kanundan doğan sorumluluktan kaynaklanan maddi veya manevi zararların telafi edilmesi amacıyla zarardan sorumlu kişi tarafından ödenen veya mahkemece hükmedilen parasal bedeldir. Tazminat davalarına bakan avukatlar; iş kazalarından trafik kazalarına, haksız iş sözleşmesi feshinden boşanmadaki menfaat kayıplarına, noter işlemlerindeki kusursuz sorumluluk hallerinden kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırılara kadar geniş bir uyuşmazlık alanında hukuki süreçleri yürütür.

İş Hukukundan Kaynaklanan Tazminat ve Alacak Davaları

İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih gerekçesini açık ve kesin bir şekilde belirtmekle yükümlüdür. İş sözleşmesinin ahlak ve iyi niyet kuralları dışındaki nedenlerle işverence derhal feshedilmesi halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, iş sözleşmesinin feshi, kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi arzusuyla sona erdirmesi veya işçinin ölümü hallerinde, işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince geçen her tam yıl için otuz günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir; bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden hesaplama yapılır. Kıdem tazminatının vaktinde ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonucunda hâkim, ödenmeyen süre boyunca mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine karar verir.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

İşyerinde psikolojik tacize yani mobbinge uğrayan işçi, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme yetkisine sahiptir. Bu eylemlere maruz kalan çalışan manevi tazminat talebinde bulunabileceği gibi, şartlarının oluşması durumunda ayrımcılık tazminatı veya kötü niyet tazminatı hükümlerine de başvurabilir.

Geçerli bir gerekçe gösterilmeden veya gösterilen gerekçenin geçerli olmadığı tespit edilerek feshin geçersizliğine hükmedildiğinde, işverenin işçiyi bir ay içinde işe başlatması gerekir. İşçinin süresi içindeki başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda işveren, en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatı ödemekle yükümlü olur. İşe iade davalarında kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların ödenmesi hükme bağlanır; mahkeme veya özel hakem söz konusu iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süre ücretini dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. Feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmayan işçinin feshi kanunen geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bu sonucun hukuki yükümlülükleriyle sorumlu tutulur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Maddi ve Manevi Tazminatlar

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesine göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, görevli olarak başka bir yere gönderilmesi esnasında, emziren kadın çalışanın mevzuat uyarınca çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında yahut işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve çalışanı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. Meslek hastalığı ise aynı Kanun'un 14. maddesinde; sigortalının çalıştığı işin niteliğinden veya işin yürütüm şartlarından ötürü tekrarlanan bir nedenden dolayı meydana gelen geçici veya kalıcı hastalık, bedensel veya ruhsal sakatlık hali olarak düzenlenmiştir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

İşverenin işçiyi koruma ve gözetme borcuna aykırı davranışları nedeniyle zarara uğrayan işçi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir. İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde ise vefat eden sigortalının yakınları manevi tazminat ile birlikte destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir. İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi on yıl olup uyuşmazlığın çözümü için İş Mahkemesine başvurulur.

Trafik Kazalarından Kaynaklanan Tazminat Talepleri

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince, bir motorlu aracın işletilmesi neticesinde bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir eşyanın zarara uğramasına yol açılması halinde motorlu aracın işleteni ile aracın bağlı olduğu teşebbüs sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur. İşleten ile araç işleticisi teşebbüsün sahibi, sürücünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan bizzat kendi kusurları gibi sorumludur. Buna karşın işletilme halinde bulunmayan bir motorlu aracın neden olduğu trafik kazasından ötürü işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar gören tarafın kazanın oluşumunda işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurunu yahut araçtaki bir bozukluğun kazaya yol açtığını ispat etmesi gerekir.

2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85 – (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996-4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. (Ek: 17/10/1996-4199/28 md.) Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir. (Değişik: 17/10/1996-4199/28 md.) İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması:[70]

Trafik kazası neticesinde meydana gelen zararlara bağlı olarak; ölüm olayına dayalı tazminatlar, bedensel zararların telafisi, kazaya uğrayan kişinin yakınlarının uğradığı maddi ve manevi kayıplar ile araç ve eşya hasarına ilişkin maddi zararlar dava konusu edilebilir. Tazminata hükmedilebilmesi için meydana gelen zarar ile trafik kazası ve motorlu aracın işletilmesi arasında illiyet bağının bulunması şarttır.

Boşanma Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun bir maddî tazminat talep edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Yine Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi gereğince, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir paranın ödenmesini talep etme hakkına sahiptir.

Kişilik Haklarının Korunması, Noter ve Haksız İcra Sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesi gereğince hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kişi, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı korunma talep edebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yarar yahut kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırılık teşkil eder. Kişilik haklarının ihlali neticesinde ekonomik kayba uğrayan kimse maddi tazminat talebinde bulunabilir; ancak meydana gelen bu zararın ispat yükü zarara uğrayan kişiye aittir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır. 2. Davalar

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 162. maddesi gereğince noterler; stajyer, kâtip ve kâtip adayları tarafından yapılmış olsa dahi bir işin yapılmamasından, eksik veya hatalı yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludur. Noter, ödediği miktar için işin yapılmamasına, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu hakkına sahiptir. Diğer taraftan, haksız icra takibine maruz kalan borçlunun açacağı tazminat davasında zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.

1512 sayılı NOTERLİK KANUNU m. 162Kaynağı aç
Madde 162 – Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar. (Ek fıkra: 23/6/2022-7413/13 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihli ve E.: 2025/209; K.: 2025/276 sayılı Kararı ile) Noter, birinci (…)[19] fıkralar gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir.[20] ONÜÇÜNCÜ KISIM Türkiye Noterler Birliği Genel olarak:
Trafik kazasında motorlu araç işleteni hangi hallerde müteselsilen sorumludur?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 85 uyarınca bir motorlu aracın işletilmesi ölüm, yaralanma veya eşya zararına yol açtığında araç işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.

Kadın işçi evlilik nedeniyle ayrıldığında kıdem tazminatı alabilir mi?

En az bir yıllık kıdeme sahip kadın çalışan, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini feshettiğinde her geçen tam çalışma yılı için otuz günlük ücreti tutarında kıdem tazminatına hak kazanır.

İşe iade davasında feshin geçersizliği kararından sonra başvuru süresi nedir?

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır; aksi takdirde fesih geçerli sayılır.

İş kazası nedeniyle tazminat davası açma zamanaşımı süresi ne kadardır?

İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi on yıl olup dava İş Mahkemesinde açılır.

Haksız icra takibine karşı açılacak tazminat davasında zamanaşımı ne kadardır?

Haksız icra takibine dayalı tazminat davasında zamanaşımı süresi, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu