Taşınır Rehninin Temel Kuruluş Esasları ve Zilyetlik Şartı
Taşınır rehni, bir alacağı güvence altına almak üzere taşınır eşya üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 939/1 uyarınca kanunda öngörülen istisnai durumlar saklı kalmak üzere, taşınırlar ancak zilyetliğin alacaklıya devredilmesi yoluyla rehnedilebilir. Türk Medeni Kanunu m. 939/3 uyarınca taşınır eşya fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı müddetçe rehin hakkı doğmaz. Dolayısıyla zilyetlik alacaklıya geçmediği ve mal rehnedenin fiili hâkimiyetinde kalmaya devam ettiği sürece teslim şartına bağlı taşınır rehni kurulmuş sayılmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 939Kaynağı aç
Teslimsiz Taşınır Rehni ve Hayvan Rehni İstisnaları
Zilyetliğin devri kuralının başlıca istisnası, sicile kayıtlı taşınırlardır. Tescili zorunlu bulunan motorlu araçlar veya iş makineleri gibi taşınırlarda, teslim şartı aranmaksızın ilgili sicile şerh verilmek suretiyle rehin tesis edilir. Türk Medeni Kanunu m. 940/2 uyarınca gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması amacıyla, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeksizin taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir. Bu rehnin kuruluşuna dair diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 940Kaynağı aç
Bununla birlikte hayvan rehni de zilyetliğin devredilmesini gerektirmeyen özel bir usule bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu m. 940/1 uyarınca, yetkili kılınan kuruluşlar ile kooperatiflerin alacaklarını teminat altına almak amacıyla zilyetlik alacaklıya aktarılmaksızın, icra dairesindeki özel sicile tescil edilerek hayvanlar üzerinde rehin tesis edilebilir. Bahse konu özel sicilin tutulmasına ilişkin esas ve usuller ise Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulacak yönetmelikle tayin olunur.
Tasarruf Yetkisizliği Halinde İyiniyetli İktisabın Korunması
Rehnedenin taşınır üzerinde hukuken tasarruf yetkisi yer almasa bile, alacaklının iyiniyetli iktisabı kanunen teminat altına alınmıştır. Türk Medeni Kanunu m. 939/2 uyarınca, tasarruf yetkisi bulunmayan kimseden rehin konusu taşınırın zilyetliğini iyiniyetle devralan alacaklı, zilyetlik kuralları çerçevesinde korunduğu derecede rehin hakkını elde eder. Buna karşılık üçüncü kişilerin daha önceki zilyetliklerine dayanan hakları ise saklı tutulmuştur.
Bu koruma Türk Medeni Kanunu m. 988 düzenlemesiyle tamamlanır. Anılan hükme göre, bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur. Malı zilyedinden teslim alan iyiniyetli alacaklı, zilyedin yetkisizliğini bilmiyorsa rehin hakkını geçerli biçimde iktisap eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 988Kaynağı aç
Art Rehin ve Alt Rehin Kurulması
Önceden rehnedilmiş ve zilyetliği devredilmiş bir taşınır üzerinde sonraki sıralarda art rehin kurulması mümkündür. Bunun için borçlunun, zilyetliği elinde tutan birinci alacaklıya borç ödendiğinde taşınırı sonraki alacaklıya teslim etmesini yazılı olarak bildirmesi gerekir. Birinci alacaklıya yapılan bu yazılı talimat ve bildirim, sonraki alacaklı bakımından zilyetliğin devri hükmündedir ve böylece art rehin hakkı kurulur.
Rehin alacaklısının elinde bulunan rehinli taşınırı kendi borcu için başkasına rehnetmesi ise alt rehin olarak adlandırılır. Alacaklının rehinli taşınır üzerinde alt rehin tesis edebilmesi borçlunun rızasına bağlıdır. Borçlunun rızası bulunmaksızın yapılan alt rehin işlemi borçluya karşı geçersizdir ve alacaklıyı beklenmedik hâllerden dahi sorumlu kılar.
Rehnin Bölünmezliği İlkesi ve Geçici İadenin Sonuçları
Taşınır rehninde rehnin bölünmezliği ilkesi geçerlidir. Borcun bir kısmı ödenmiş olsa dahi, alacağın tamamı tamamen karşılanana kadar teminat konusu taşınırın bütünü üzerindeki rehin hakkı devam eder. Rehin birden fazla parçadan veya eşya grubundan oluşsa dahi kısmi ödemeye dayanılarak teminatın bir kısmının serbest bırakılması talep edilemez.
Rehin konusu taşınırın alacaklı tarafından geçici olarak borçluya geri verilmesi durumunda rehin hakkı tamamen sona ermez, askıda kalır. Ancak taşınır borçlunun elinde kaldığı müddetçe alacaklı üçüncü kişilere karşı rehin hakkını ileri süremez. Borçlunun bu süre zarfında malı üçüncü kişilere devretmesi veya rehnetmesi halinde alacaklının rehin önceliği bu kişilere karşı korunamaz.
Alacaklının Özen Yükümlülüğü ve Sorumluluğu
Zilyetliği elinde bulunduran rehin alacaklısı, taşınırın muhafazası konusunda özen göstermekle yükümlüdür. Rehinli malın bozulması, çalınması veya zarar görmesi durumunda kanun alacaklıyı kusurlu kabul eder. Sorumluluktan kurtulmak isteyen alacaklı, meydana gelen zararda hiçbir kusuru bulunmadığını bizzat ispat etmek zorundadır; aksi takdirde doğan zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Lex Commissoria Yasağı ve Paraya Çevirme
Rehin hukukunda borçluyu koruma amacı taşıyan mülkiyeti doğrudan üstlenme yasağı, diğer adıyla lex commissoria yasağı geçerlidir. Türk Medeni Kanunu m. 949 hükmü uyarınca, borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükümleri geçersizdir. Borç ödenmediği takdirde alacaklının yasal yetkisi, icra dairesi aracılığıyla taşınırın satışını isteyerek elde edilen bedelden alacağını tahsil etmektir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 949Kaynağı aç
Taşınır Rehninin Sona Ermesi
Taşınır rehni, malın alacaklının zilyetliğinden çıkması ve malın eline geçtiği üçüncü kişiden hukuki yollarla geri alınamaması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde tamamen sona erer. Taşınır alacaklının elinden çıkmış olsa bile hukuki yollarla geri alınabilme imkânı devam ettiği sürece rehin hakkı son bulmaz.
Hapis Hakkının Şartları ve Sınırları
Hapis hakkı, alacaklıya rızayla zilyetliğine bırakılan taşınırları borç ifa edilene kadar alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi tanıyan kanuni bir teminattır. Türk Medeni Kanunu m. 950/1 uyarınca, borçlunun rızasıyla zilyetliği devralınan taşınır eşya veya kıymetli evrak, alacağın muaccel hale gelmesi ve eşyanın niteliği gereği mevcut alacakla irtibatlı bulunması halinde borç karşılanana dek elde tutulabilir. Tarafların tacir olduğu ve zilyetlik ile alacağın ticari ilişkiden kaynaklandığı durumlarda Türk Medeni Kanunu m. 950/2 gereğince eşya ile alacak arasındaki bağlantı kanunen mevcut kabul edilir. Öte yandan Türk Medeni Kanunu m. 950/3 uyarınca alacaklı, mülkiyeti borçluya ait bulunmayan mallarda dahi zilyetliğin iyiniyetle kazanımının himaye gördüğü nispette hapis hakkından yararlanabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 950Kaynağı aç
Hapis hakkının kullanım alanı kanun koyucu tarafından belirli sınırlamalara tabi tutulmuştur. Türk Medeni Kanunu m. 951/1 uyarınca yapısı gereği paraya çevrilmeye uygun düşmeyen taşınır mallar hapis hakkına konu edilemez. Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu m. 951/2 gereğince alacaklının bizzat üstlendiği edim taahhütleriyle, borçlu tarafından eşyanın teslimi anında veya evvelinde iletilen talimatlarla yahut kamu düzeni kurallarıyla çelişen durumlarda alacaklının eşyayı hapsetme hakkı bulunmamaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 951Kaynağı aç
Borçlunun Aczi Hâlinde Hapis Hakkı ve Paraya Çevirme
Borçlunun mali güçlüğe ve ödemeden acze düşmesi, hapis hakkının doğumu ve kapsamı bakımından özel hükümlere bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu m. 952/1 uyarınca borçlunun aciz durumuna girmesi halinde alacak, vadesi gelmemiş ve muacceliyet kazanmamış olsa dahi hapis hakkı tesis edilebilir. Ayrıca Türk Medeni Kanunu m. 952/2 çerçevesinde bu aciz durumu malın tesliminden sonra meydana gelmişse veya öncesinde doğup alacaklı tarafından teslimden sonra öğrenilmişse, alacaklının daha önce yüklendiği özel kullanım yükümlülükleri ya da borçlunun teslim anında veya öncesinde vermiş olduğu bağlayıcı talimatlar hapis hakkının kullanılmasına engel teşkil etmez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 952Kaynağı aç
Hapis hakkı sahibi, borcun ifa edilmemesi halinde alacağını temin etmek için icra yoluna başvurabilir. Borç ödenmediği takdirde alacaklı, borçluya önceden bildirimde bulunarak hapsedilen taşınırı tıpkı rehinli bir mal gibi icra dairesi aracılığıyla paraya çevirtebilir ve satış bedelinden alacağını tahsil edebilir.
Rehinli taşınır doğrudan alacaklının mülkiyetine geçirilebilir mi?
Hayır, borcun ödenmemesi durumunda rehinli taşınırın doğrudan alacaklıya geçmesini öngören sözleşmeler geçersizdir; alacaklı alacağını ancak icra dairesi aracılığıyla satış isteyerek karşılayabilir.
Borç kısmen ödendiğinde rehinli eşyanın bir kısmı geri istenebilir mi?
Hayır, rehnin bölünmezliği ilkesi gereğince alacağın tamamı ödenene kadar taşınırın bütünü üzerindeki rehin hakkı sürer ve kısmi iade talep edilemez.
Rehin konusu mal borçluya geçici olarak teslim edilirse rehin hakkı düşer mi?
Rehin hakkı tamamen sona ermez ancak askıda kalır; alacaklı taşınır borçlunun elindeyken rehin hakkını üçüncü kişilere karşı ileri süremez.
Borçlu aciz hâlindeyken hapis hakkı için borcun muaccel olması gerekir mi?
Hayır, borçlunun acze düşmesi durumunda hapis hakkının kullanılabilmesi için alacağın muaccel olması gerekmez ve teslim sırasındaki kısıtlayıcı talimatlar alacaklıyı bağlamaz.
Rehin alacaklısı borçlunun izni olmadan rehinli malı başkasına rehnedebilir mi?
Hayır, rehinli taşınırın alt rehne konu edilmesi borçlunun rızasına bağlıdır; rızasız alt rehin borçluya karşı geçersiz olup alacaklıyı beklenmedik hâllerden dahi sorumlu kılar.
Hapis hakkına konu taşınır nasıl paraya çevrilir?
Borcun ödenmemesi hâlinde alacaklı, borçluya önceden bildirimde bulunarak hapsedilen taşınırı rehinli alacak usulüyle icra dairesi aracılığıyla sattırabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

