Taşınır Rehni Kanunu Değişiklikleri ve Hukuki Rejim

by Avukat Erdal Ersoy
Taşınır Rehni Kanunu Değişiklikleri ve Hukuki Rejim

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 5. maddesi, alacaklar, çok yıllık ürün veren ağaçlar, fikri ve sınai mülkiyete konu haklar, hammadde, hayvan ile her türlü kazanç ve iratlar gibi taşınır varlıkları sayarak rehnin kurulabileceği alanları belirlemiştir. Kanun Tasarısı ile madde metnine benzeri her türlü taşınır varlık ibaresinin eklenmesi ve sınırlı sayı ilkesinin esnetilmesi öngörülmüş; nitekim 7099 sayılı Kanun ile 5. maddenin birinci fıkrasına (p) bendi olarak benzeri her türlü taşınır varlık ve hak hükmü eklenmiştir.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Rehin hakkı aşağıda belirtilen taşınır varlıklar üzerinde kurulabilir: a) Alacaklar b) Çok yıllık ürün veren ağaçlar c) Fikri ve sınai mülkiyete konu haklar ç) Hammadde d) Hayvan e) Her türlü kazanç ve iratlar f) Başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar g) Kira gelirleri ğ) Kiracılık hakkı h) Makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı ı) Sarf malzemesi i) Stoklar j) Tarımsal ürün k) Ticaret unvanı ve/veya işletme adı l) Ticari işletme veya esnaf işletmesi m) Ticari plaka ve ticari hat n) Ticari proje o) Vagon ö) Bu fıkrada sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı mülkiyet hakları p) (Ek: 15/2/2018-7099/28 md.) Benzeri her türlü taşınır varlık ve hak (2) (Değişik cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık; bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde ise bu gruba dahil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılır. Bu varlıkların rehni diğer kanunlarca bir sicile tescilini gerektiriyorsa bu rehin ilgili sicillere bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar uyarınca önceden bir rehin hakkı tesis edilmiş olması hâlinde bu Kanun çerçevesinde tesis edilerek bildirilen rehin sonraki sırada yer alır. Ticari işletme ve esnaf işletmesi rehinleri ticaret veya esnaf siciline bildirilir. Birinci fıkrada yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması hâlinde işletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz. (Ek cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde 4 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi uygulanmaz. (3) İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı kurulabilir. Rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, bu varlıkların mülkiyete konu edilmesini müteakip kullanılabilir. (4) Rehin, işletmelerin mevcut veya müstakbel taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir. (5) Her tür sözleşmeden doğan mevcut veya müstakbel alacaklar rehne konu edilebilir. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri saklıdır. (6) Rehin hakkı bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen varlıklardan biri veya birden fazlası üzerinde kurulabilir. (7) Kendi mevzuatı gereğince bir onaya tabi olan lisans ve ruhsatların rehni bu onayın alınması hâlinde mümkündür. (8) Mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı gereken rehinler Sicile bildirilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (9) Üçüncü kişiler, bu Kanun kapsamında borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni kurabilir. Bütünleyici parça ve eklenti

Rehin Kurulabilecek Taşınır Varlıklar ve Sınırları

Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, birinci fıkrada sayılan münferit taşınır varlıkların borcu karşılaması durumunda ticari işletmenin veya esnaf işletmesinin bütünü üzerinde rehin tesis edilemez. Bununla birlikte, bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi halinde gruba dahil tüm varlıklar rehnedilmiş sayılır ve 4. maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi uygulanmaz.

İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı kurulabilmekte, ancak bu varlıklar üzerindeki tasarruf yetkisi bunların mülkiyete konu edilmesinden sonra kullanılabilmektedir. Ayrıca kendi özel mevzuatı gereğince resmi bir onaya tabi lisans ve ruhsatların rehnedilmesi ancak ilgili onayın alınması koşuluyla mümkündür.

Birleşme ve Karışma ile Rehnin Kapsamı

6750 sayılı Kanun'daki birleşme ve karışmaya ilişkin düzenleme kapsamında, rehinli bir eşyanın başka bir varlıkla ayrılmaz bir bütün oluşturacak şekilde bir araya gelmesi durumunda rehin hakkı ortaya çıkan yeni malın bütününü kapsar. Bu halde güvence hakkı sona ermemekte; rehinli eşyaların birleşme sırasındaki kıymetlerinin nihai ürünün toplam değerine kıyaslanmasıyla belirlenen pay nispetinde alacaklılar lehine paylı rehin şeklinde devam etmektedir.

Değişiklik tekliflerinde birleşme ve karışma kurallarının sistemden çıkarılması, madde kenar başlığının Rehnin Kapsamı olarak düzenlenmesi ve taşınır varlığın gelecekteki faiz ile sigorta gibi hukuki getirileri ile doğal ürün ve ikame mallarının doğrudan rehnin kapsamına alınması tartışılmıştır. Bu düzenleme yaklaşımında bir taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması amaçlanmıştır.

Birleşme ve karışma hükümlerinin kaldırılması yönündeki tasarı tekliflerine paralel olarak, 6750 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan birleşen veya karışan varlıklar üzerindeki rehin haklarının önceki önceliğini koruyacağına ve aynı derecede tescil anının esas alınacağına ilişkin düzenlemenin mülga edilmesi öngörülmüş; anılan fıkra 7099 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Aynı taşınır varlık üzerinde derece sırası belirtilmeksizin birden fazla rehin hakkı tesis edilmesi hâlinde alacaklıların öncelik hakkı, rehnin kurulma anına göre belirlenir. Derece belirtilmesi hâlinde ise derece sırası esas alınır. (2) Sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye geçme hakkı verilmesi hâlinde ilk sırada yer alan rehin alacaklısı alacağını tamamen almadan bir sonraki rehin alacaklısına ödeme yapılmaz. (3) (Mülga: 15/2/2018-7099/30 md.) (4) Getirisi üzerinde ayrıca bir rehin tesis edilmemiş ise varlığın getirisi üzerindeki öncelik hakkı, asıl rehinli varlığın öncelik sırasıyla aynıdır. Rehin sözleşmesi taraflarının hak ve yükümlülükleri

Temerrüt Sonrası Alacaklının Hakları ve Takip Yolları

6750 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca borcun süresinde ifa edilmemesi halinde alacaklı kanunda sayılan yollara başvurabilir. Birinci derece alacaklı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca icra dairesinden rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini talep edebilir; ayrıca alacağın varlık yönetim şirketlerine devredilmesi veya kiralama ve lisans haklarının kullanılması mümkündür.

Tespit edilen taşınır kıymetinin birinci sıradaki rehin alacaklısının toplam alacak tutarını aşması halinde, ortaya çıkan fazlalık kısım yönünden alt sıralarda bulunan diğer alacaklılara karşı birinci derece alacaklı ile rehin borçlusu birlikte ve zincirleme biçimde sorumlu tutulur.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- (1) Bu Kanun kapsamındaki borçların süresinde ifa edilmemesi hâlinde alacaklı, aşağıdaki yollara başvurabilir: a) Birinci derece alacaklı ise icra dairesinden 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 24 üncü maddesi uyarınca rehinli taşınırın mülkiyetinin devrini talep edebilir. Bu halde icra dairesi, bu devri Sicile bildirir. Rehinli taşınırın, Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen değerinin, birinci derece alacaklının toplam alacağından fazla olması durumunda, aradaki fark miktarından, diğer derecelerdeki alacaklılara karşı, birinci derece alacaklı ile rehin veren müteselsilen sorumludur. b) Alacağını, 5411 sayılı Kanun uyarınca faaliyet gösteren varlık yönetim şirketlerine devredebilir. Bu halde, varlık yönetim şirketleri, alacaklının rehin sırasına sahip olur. Öncelik hakkı bu Kanunun 11 inci maddesine göre belirlenir. c) Zilyetliğin devrine konu olmayan varlıklarda kiralama ve lisans hakkını kullanabilir. ç) (Ek: 15/2/2018-7099/31 md.) Genel hükümler çerçevesinde takip yapabilir. (2) (Mülga: 15/2/2018-7099/31 md.) (3) Bu maddeye ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle düzenlenir. Alacağın son bulması

Kanun Tasarısı ile alacaklının genel hükümler çerçevesinde takip yapabilmesi ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca malın sattırılarak alacağın tahsil edilmesi imkânının tanınması öngörülmüş; 7099 sayılı Kanun ile 6750 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrasına (ç) bendi eklenerek temerrüt halinde genel hükümler çerçevesinde takip yapma hakkı açık bir hükümle yürürlüğe konulmuştur.

Rehin Sözleşmesinin Noterlik Şekli ve İlam Niteliği

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca mahkeme huzurundaki sulhler, kabuller, icra kefaletleri ve yalnızca para borcu ikrarını içeren re'sen tanzim edilmiş düzenleme şeklindeki noter senetleri ilamların icrası hükümlerine tabidir. Noterlikçe düzenleme biçiminde hazırlanmayıp sadece onaylama şeklinde yapılan taşınır ve ticari işletme rehni sözleşmeleri ilam niteliğinde belge vasfı taşımaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/9311, K. 2023/2178Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/9311 E.  ,  2023/2178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki şikayet ve borca itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince birleşen dosya yönünden; şikayetin kısmen kabulü ile icra emrinin iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, esas dosya yönünden; icra emri iptal edildiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu; alacaklı tarafından başlatılan ticari işletme ve taşınır rehni sözleşmesine dayalı Ör. 44 ilamlı takipte, esas dosyada; dayanak kredi sözleşmelerinin TL ve Usd para cinsi üzerinden yapıldığını, faiz oran ve miktarlarının fahiş olduğunu, hangi alacağa hangi sözleşmedeki faiz oranının uygulanması ile faiz miktarlarının bulunduğunun anlaşılamadığını, işlemiş faizin sözleşmeye aykırı olduğunu, birleşen dosyada; sair nedenlerle birlikte, dayanak rehin sözleşmesinin onaylama suretiyle oluşturulmuş noter senedi niteliğinde olduğundan İİK’nın 38. maddesinde sayılan ilam niteliğindeki belgelerden olmadığını, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini, borcun sona ermesinden sonra rehnin fek edileceği taahhüdünü içerdiğinden şarta bağlı olarak tesis edildiğini, bu nedenlerle ilamlı takip başlatılamayacağını ileri sürerek takibin ve icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; şikayetçi borçlunun kredi borcunun zamanında ödemediğini, takip öncesinde hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, faiz oranlarının sözleşmelere uygun olarak belirlendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlandığı, örnek 44 nolu icra emrinin tebliği üzerine asıl ve birleşen dosyalarda, şikayetçi borçlu tarafından takip talebi ve icra emrinde belirtilen faize ve hesaplamaya itiraz ile birlikte dayanak rehin sözleşmesinin ilam niteliğini taşımadığı gerekçesi ile şikayette bulunulduğu, noterlerin zorunlu olarak düzenleme şeklinde yapacağı işlemlerin Noterlik Kanunu'nun 89. maddesinde gösterildiği, bunun dışında kalan belgelerin genel olarak onaylama şeklinde yapıldığı, düzenleme şeklindeki noter senetlerinde bu durumun belgenin üst kısmına açıkça yazıldığı, takibe dayanak olan … 8. Noterliğinin 28/02/2017 tarihli rehin sözleşmesinin noterde düzenleme şeklinde değil, onaylama şeklinde hazırlandığı, bu hususun sözleşme metninin ilk satırında da yazılı olduğu, İİK'nın 38. maddesine göre, noter senetlerinden yalnızca "para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri"nin ilam niteliğindeki belgelerden olduğu, dayanak rehin sözleşmesinin İİK’nın 38. maddesinde sayılan nitelikte belgelerden olmadığı, ilam niteliğinin bulunmaması nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibine konu yapılamayacağı, icra emrinin iptaline karar vermek gerektiği, icra emri iptal edildiğinden asıl davadaki itirazların konusuz kaldığı gerekçesi ile birleşen dosya yönünden; şikayetin kısmen kabulü ile kısmen reddine, icra emrinin iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, esas dosya yönünden; icra emri iptal edildiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, itirazlarını sunmaları içinde süre tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; kredi borcunun zamanında ödenmediğini, takip öncesinde borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edildiğini, faiz oranlarının sözleşmelere uygun olarak belirlendiğini, dayanak rehin sözleşmesinin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içerdiğini ve ilam niteliğinde olduğunu, 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu’nun 18. maddesinde Medeni Kanunun taşınmaz rehnine ilişkin hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, takibin İİK 150/ı maddesine uygun olarak başlatıldığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK’nın 150/h maddesinde alacağı taşınır rehni ile güvence altına alınmış olan alacaklının, “alacağı” veya “rehin hakkı” ya da “her ikisi” bir ilamda yahut ilam niteliğindeki bir belgede (İİK md. 38) tespit edilmiş ise ilamların icrasına dair hükümlerin uygulanmasını talep edebileceğinin, İİK’nın 38. maddesinde "mahkeme huzurunda yapılan sulhler, kabuller ve para borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri…" nin ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi tutulduğunun düzenlendiği, takibe dayanak yapılan … 9. Noterliğinin 28/02/2017 Tarih, 02829 Yevmiye Numaralı “Ticari İşletme ve Taşınır Rehni Sözleşmesi”nin noterlikçe düzenleme şeklinde yapılmadığı, bu nedenle İİK'nın 38. maddesinde sayılan, ilam niteliğindeki belgelerden olmadığı, alacaklının rehin hakkı ve alacağının ilam niteliğinde bir belge ile tespit edilmediği, İİK’nın 150/h maddesi uyarınca taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapılamayacağı, bu nedenle şikayetçi borçluya icra emri tebliğ edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, itirazlarını sunmaları içinde süre tanınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; kredi borcunun zamanında ödenmediğini, takip öncesinde borçluya hesap kat ihtarı tebliğ edildiğini, faiz oranlarının sözleşmelere uygun olarak belirlendiğini, dayanak rehin sözleşmesinin kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içerdiğini ve ilam niteliğinde olduğunu, 6750 sayılı Ticari İşlemlerde …. Kanunu’nun 18. maddesinde Medeni Kanunun taşınmaz rehnine ilişkin hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, takibin İİK 150/ı maddesine uygun olarak başlatıldığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ticari işletme ve taşınır rehni sözleşmesine dayalı ilamlı takipte takibin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu ve sair yasal mevzuat 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraflarca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 38Kaynağı aç
Madde 38 – (Değişik: 18/2/1965-538/20 md.) Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Bu maddedeki icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir.[25] Zamanaşımı:

İlam niteliği taşımayan onaylama şeklindeki rehin sözleşmelerine dayanılarak İcra ve İflas Kanunu'nun 150/h maddesi gereğince rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılamaz ve borçluya icra emri gönderilemez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/9311 Esas ve 2023/2178 Karar sayılı ilamında, düzenleme şeklinde yapılmayan rehin sözleşmesine istinaden ilamlı takip başlatılamayacağına ve icra emrinin iptali gerektiğine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.

Cezai Yaptırımlar ve Uzlaştırma Usulü

6750 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrası uyarınca rehin veren veya rehinli taşınırı devralanın kanunda sayılan aykırı eylemleri neticesinde alacağını kısmen veya tamamen tahsil edemeyen alacaklının şikayeti üzerine, güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezası verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre bir taşınırı rehin almak suretiyle ödünç para verme işini devamlı yapan kişi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesindeki tefecilik suçu uyarınca cezalandırılır.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16- (1) Rehin veren veya taşınırı rehin yüklü olarak devralan; a) Rehinli varlığı bu Kanunun hilafına kullanması, b) Borcu ödememesi hâlinde rehinli varlığın mülkiyetini devretmemesi, c) Rehinli varlığı alacaklıya zarar vermek kastıyla tahrip veya imha etmesi, ç) Rehinli taşınır varlığın devri ile alacağın devrini Sicile tescil ettirmemesi, d) Sicili yanıltmaya yönelik fiillerde bulunması, hâllerinde alacağını tamamen veya kısmen tahsil edemeyen rehin alacaklılarının şikayeti üzerine güvence altına alınan borç tutarının yarısını geçmemek üzere adli para cezası uygulanır. (2) İlgili kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir taşınırı rehin almak suretiyle ödünç para verme işini devamlı yapan kişi, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 241 inci maddesine göre cezalandırılır. Yürürlükten kaldırılan mevzuat

Taşınır rehni yükümlülüğüne aykırılık fiili şikayete bağlı suç niteliğindedir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2019/23037 Esas ve 2019/9887 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, kanunda uzlaştırma hükümlerinin uygulanmayacağına dair özel bir istisna bulunmadığından, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma usulünün işletilmesi zorunludur.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/23037, K. 2019/9887Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2019/23037 E.  ,  2019/9887 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 1447 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜM : Beraat Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-) Gerekçeli karar başlığında suç tarihi olarak; sanığın yetkilisi olduğu şirketin katılan ile aralarında kurdukları 20.09.2010 tarihli ticari işletme rehniyle rehin kapsamına alınan taşınır makinelerden 8 adedinin işyeri adresinde bulunamadığı haciz tarihi olan 30.09.2011 tarihi olması gerekirken, şikayet tarihi olan 17.11.2011 olarak hatalı yazılması, 2-) Sanığın üzerine atılı "ticari işlemlerde taşınır rehni yükümlülüğüne aykırılık" suçu nedeniyle açılan kamu davasında; gerek (mülga) 1447 sayılı Kanun'un 12. maddesinde, gerekse 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6750 sayılı Kanun'un 16. maddesinde düzenlenen suçun şikayete tabi olması, her iki kanunda da uzlaştırma hükümlerinin uygulanmayacağına dair özel bir hüküm bulunmaması karşısında; Soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı olan suçun gerek hüküm tarihinde gerekse temyiz incelemesi aşamasında yürürlüğe giren 6750 sayılı Kanun döneminde uzlaştırma hükümlerine tabi olduğu anlaşılmakla, mahkemece soruşturma ve kovuşturma şartı olan ve 5271 sayılı CMK'nin 253 v.d. hükümlerinde düzenlenen "uzlaştırma" hükümleri usulüne uygun şekilde yerine getirilmeksizin yargılamaya devamla hüküm kurulması, Kabule göre ise; Somut uyuşmazlıkta, sanığın yetkili olduğu şirketin ticari işletme rehni sözleşmesi kapsamında kabul ettiği 8 adet makinenin rehin yükümlülüğüne aykırı şekilde davranılmasıyla işyerinde bulunamaması şeklindeki eyleminin, gerek 1447 sayılı Kanun'un 12. maddesi, gerekse 6750 sayılı Kanun'un 16. maddesinde unsurları yazılı suçu oluşturup oluşturmadığının tespiti bakımından; Mahkemece sağlık cihazları ve tıbbi malzemeler konusunda uzman bir makine mühendisi, bir mali müşavir ve bir bankacı (veya hesap uzmanı) oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle, rehinle teminat altına alınan borç ve geri ödeme miktarının, rehnedilen makinelerin gerek rehin sözleşmesi tarihindeki gerekse suç tarihindeki rayiç değerlerinin ne kadar olduğunun, suç tarihinde işyerinde yapılan fiili haciz sırasında bulunamayan 8 adet makinenin rehin sözleşmesi ve taşınır rehni sicili kapsamında bulunup bulunmadığının, bankadan alınan kredinin anaparası karşısında rehnedilen tüm makine techizatının değerinin, kredinin geri ödemesinin ne kadarının yapıldığı ve sanık tarafından rehin alacaklısına teslim edilemeyen suça konu 8 adet makinenin tüm makine techizatının (26 adet) rayiç değerine oranının, eski Kanun'a göre "zararın fahiş olup olmadığı"nın, yeni Kanun'a göre "güvence altına alınan borç" miktarının tespitiyle, rapor sonucuna göre, Sanığın suç tarihinde ticari işletmenin yetkili temsilcisi olup olmadığıyla rehinli malların muhafazası ve idaresi hususunda şirket kayıtlarında yetkili olarak başkaca kişilerin atanıp atanmadığının ayrıntılı olarak tespit edilmesi ve nihayet (mülga) 1447 sayılı Kanun'da ve 6750 sayılı Kanun'da unsurları yazılı suçun işlenip işlenmediğinin, şayet mahkumiyet cihetine gidilecek ise eski ve yeni Kanun'da sanığın lehine olan hükümlere göre verilecek cezanın gerekçeli bir şekilde belirlenmesi gerekirken, Sanığın yetkilisi olduğu şirketin; dosyada mevcut ve suç tarihinden sonra yazılmış dilekçelerde, katılan bankaya rehinli malların bulunduğu yer olarak yine haciz sırasındaki işyerini tarif etmesi, rehinli mallar yerine değeri daha yüksek başkaca menkul malları rehin vermeyi teklif etmesi ve savunmalarında belirttiğinin aksine şirketin suç tarihinde şirketin henüz iflas etmemiş olması, katılan bankaya suç tarihinden önce basiretli bir tacir olarak rehinli malların bir yıl içerisinde neden kullanılamaz veya atıl hale geldiğini açıklayan bir yazılı beyanda bulunduğunu ispatlayamaması gibi durumlar karşısında; Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz kovuşturma sonucu, gerekçesiz şekilde sanığın eylemlerinde suçun manevi unsurunun oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Onaylama şeklindeki noter rehin sözleşmesiyle ilamlı icra takibi yapılabilir mi?

Hayır, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca yalnızca para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri ilam niteliğinde sayıldığından onaylama şeklindeki rehin sözleşmelerine dayanılarak ilamlı icra takibi yapılamaz.

İşletmenin tümü hangi durumda rehin konusu yapılamaz?

6750 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, fıkrada sayılan münferit taşınır varlıkların borcu karşılaması hâlinde işletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz.

Taşınır rehni yükümlülüğüne aykırılık suçunda uzlaştırma zorunlu mudur?

Evet, 6750 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki suç şikayete tabi olduğundan ve kanunda aksine özel bir hüküm yer almadığından Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma usulünün uygulanması zorunludur.

Rehinli taşınırın değeri borçtan fazlaysa aradaki farktan kimler sorumludur?

Rehinli malın değerinin birinci derecedeki alacağı aşması hâlinde oluşan bakiye tutardan, sonraki sıralardaki alacaklılara karşı birinci derece alacaklı ile rehin veren müteselsil olarak sorumluluk taşır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu